28 Şubat Süreci Nedir? 28 Şubatta Ne Oldu?

29 Ocak 2010 Cuma 20:57
|
28 Şubat Süreci Nedir? 28 Şubatta Ne Oldu?

Ülkemizin yakın tarihinde yaşanan, karanlık bir süreçtir 28 Şubat süreci. 28 Şubat süreci, 28 Şubat 1997′de yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonucu açıklanan kararlarla başlayan ve irticaya karşı olduğu iddia edilen, ordu ve bürokrasi merkezli süreçtir. Türkiye siyasi tarihine geçen kararlar ve kimilerince bir dönüm noktası olan bu kararların uygulanması sırasında Türkiye’de siyasi, idari, hukuki ve toplumsal alanlarda yaşanan değişimlere neden olan bir süreçtir. Yaşananlar, çeşitli kaynaklar tarafından post-modern darbe olarak adlandırılmıştır.

Sürecin Gelişimi

12 Eylül Darbesi sonucu ortaya çıkan siyasetin etkisi ve Sovyetler Birliği’nin dağılması ve komünizm’in çökmesiyle, 1980 ve 1990′larda sağ partiler giderek güçlenmiş ve bunun sonucu olarak Refah Partisi 1995 Genel Seçimlerinde birinci parti olmuştur. 1996 yılında, seçimlerin ardından kurulan DYP-ANAP koalisyon hükümeti, Refah Partisi’nin güven oylaması hakkında hukuksal inceleme yapılması için Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuru haklı görülerek güven oylaması geçersiz sayıldığından dağılmıştır. Bunun üzerine TBMM’de birinci parti durumunda olan Refah Partisi ile ikinci parti olan DYP arasında kurulan 54. Hükümet (Refahyol hükümeti), 8 Temmuz 1996′da TBMM’de yapılan oylamada güvenoyu almayı başarmıştır.

Koalisyonun kurulmasının ardından bu dönemde yaşanan bazı olayların, 28 Şubat sürecini tetiklediği ve hızlandırdığı iddia edilmektedir. Bu olaylar;


  • 2 Ekim-7 Ekim 1996 tarihleri arasında Başbakan Necmettin Erbakan sırasıyla Mısır, Libya, Nijerya’yı ziyaret etti. Libya’da, Kaddafi’nin bir çadırda Erbakan ile yaptığı görüşmede sarfettiği sözler muhalefet ve basın tarafından ağır bir şekilde eleştirildi.
  • 3 Kasım 1996′da Susurluk’ta meydana gelen bir trafik kazasında mafya, siyasetçi, polis ilişkileri açığa çıktı. Başbakan Erbakan ‘fasa fiso’ dedi, Adalet Bakanı Şevket Kazan ise, aydınlık için bir dakika karanlık toplumsal eylemi için “Mumsöndü oynuyorlar” dedi.
  • Kayseri’nin Refah Partili Belediye Başkanı Şükrü Karatepe, 10 Kasım 1996 tarihli Refah Partisi İl Divan Toplantısındaki konuşmasında, Türkiye’de henüz gerçek demokrasinin olmadığını, hâkim güçlerin herkesi kendi görüşleri doğrultusunda hareket etmeye zorladığını söyledi. Karatepe konuşmasında şunları söylemişti:

“ Süslü püslü göründüğüme bakıp da laik olduğumu sakın sanmayın. Resmi görevim nedeniyle bugün bir törene katıldım. Belki başbakanın, bakanların, milletvekillerinin bazı mecburiyetleri vardır. Ancak, sizin hiçbir mecburiyetiniz yok. Refah Partili olarak yeryüzünde tek başıma da kalsam, bu zulüm düzeni değişmelidir. İnsanları köle gibi gören, çağdışı bu düzen mutlaka değişmelidir. Ey Müslümanlar sakın ha içinizden bu hırsı, bu kini, nefreti ve bu inancı eksik etmeyin. Bu bizim boynumuzun borcudur. ”
Karatepe bu konuşması nedeniyle 1 yıl hapis ve 420.000 lira ağır para cezasına mahkûm edildi.

  • Dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan, 11 Ocak 1997 Cumartesi günü, Başbakanlık Konutunda tarikat liderleri ve şeyhlere iftar yemeği verdi.
  • Yüksek rütbeli subaylar 22 Ocak 1997 tarihinde Gölcük’te toplanarak irticanın iktidarda olduğunu tartıştılar.
  • 30 Ocak 1997′de Sincan belediyesi Kudüs gecesi düzenledi. Belediye başkanı Bekir Yıldız, İran büyükelçisinin misafir olduğu gecede sahneye konulan cihad oyunu basında tepki oluşturdu. Star muhabiri Işın Gürel saldırıya maruz kaldı. Bekir Yıldız tutuklandı, mahkum edildi.
  • 5 Şubat’ta Sincan’da askerler 20 tank ve 15 zırhlı araçla geçiş yaptı.
  • 5 Şubat’ta Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakan Erbakan’a birkaç mektup gönderdi.
  • Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Güven Erkaya ‘irtica, PKK’dan daha tehlikeli’ dedi.
  • 11 Şubat’ta Şeriata Karşı Kadın Yürüyüşü Ankara’da yapıldı.
  • 28 Şubat’ta yapılan MGK toplantısı 9 saat sürdü. MGK laikliğin Türkiye’de demokrasi ve hukukun teminatı olduğunu sert bir şekilde vurguladı.
  • 4 Mart’ta Başbakan Erbakan, MGK kararları yumuşatılmazsa imzalamayacağını söyledi ve imzalamadi
  • 13 Mart’ta Başbakan Necmettin Erbakan, MGK kararlarını imzalamak zorunda kalmış ve daha sonra bu kararları imzalamadığını sadece ön yazıyı imzaladığını iddia etmiştir.
  • 21 Mayıs’ta Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş, ‘‘Ülkeyi iç savaşa sürüklediğini’’ söyleyerek, RP’nin kapatılması için dava açtı.
  • 3 Haziran’da Susurluk Davası 7 ay aradan sonra DGM’de başladı.
  • 7 Haziran’da Genelkurmay, irticai faaliyetleri desteklediğini iddia ettiği firmalara ambargo koydu.
  • 10 Haziran’da Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay başkan ve üyeleri Genelkurmay Başkanlığı’na çağrılarak kendilerine irtica konusunda brifing verildi.
  • 18 Haziran’da Necmettin Erbakan başbakanlıktan istifa etti. İstifasının nedeninin başbakanlığı Tansu Çiller’e devretmek olduğunu belirtti.
  • 19 Haziran’da Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, hükümet kurma görevini o sırada arkasında TBMM çoğunluğu olan DYP lideri Tansu Çiller’e vermeyip, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’a verdi.
  • 30 Haziran’da Mesut Yılmaz, Bülent Ecevit ve Hüsamettin Cindoruk’la birlikte ANASOL-D hükümetini kurdu.


Sonuçta

28 Şubat 1997′deki MGK kararları hükümete bildirildi. Kararda, laiklik için yasaların uygulanması istendi, tarikatlara bağlı okullar denetlenmeli ve MEB’e devredilmeli, 8 yıllık kesintisiz eğitime geçilmeli, Kuran kursları denetlenmeli, Tevhidi Tedrisat uygulanmalı, tarikatlar kapatılmalı, irtica nedeniyle ordudan atılanları savunan ve orduyu din düşmanıymış gibi gösteren medya kontrol altına alınmalı, kıyafet kanununa riayet edilmeli, kurban derileri derneklere verilmemeli, Atatürk aleyhindeki eylemler cezalandırılmalı, deniliyordu.

Bu kararlar sonucunda Refahyol hükümeti istifa etti. Daha sonra ise Refah Partisi temelli kapatıldı.

Bence Bunları da Okumalısın



Aşağıdaki kutuya e-mail (e-posta) adresinizi girerek sitemize abone olun, tüm gelişmeler adresinize gelsin.

(Mail adresinizi girip üstteki butona tıkladığınızda açılacak sayfadaki doğrulama kodunu, hemen altındaki alana girip "Complete Subscription Request" butonuna tıklayınız)

Bu Habere Yapılan Yorumlar

“28 Şubat Süreci Nedir? 28 Şubatta Ne Oldu?” konusuna  11 Yorum Yapıldı

  1. SELDA YILDIZ said on 26 Şubat 2010 Cuma 9:09

    Mükemmel bir anlatım, hem gerçekçi, hem yeterli ve hem de özet. Terörist Ergenekonculara tokat ve yumruk olsun.

  2. Samet Ağaoğlu said on 2 Mart 2010 Salı 11:50

    Asker her zaman ki gibi en iyi adımı zamanında atmış. ülkeyi şeriat rejimine çevirme taraftarı olan siyasetçilerin bu günkü ağababası olan şahıs hak ettiğini bulmuştur. Ülkenin tamamına yakın kısmı müslümandır zaten ama emin olunsun ki 3 te 1 i dahi şeriat istemez. Allah a bağlılığımız sonsuz ama ülke yöetmek 1500 yıl önceki kanunlarla mümkün olmaz.Bunu fındık kadar beyinlerine sığdıramayan bir takım çevrelerin emellerini gerçekleştirmesini engelleyecek tek kurum Yice Türk Ordusudur.. Herzaman yanınızdayız Büyük Atatürk izindeyiz. Yüceler Yücesi Rabbim Turk Ulusunu bu tür tehlikelerden korusun…

  3. serkan karakaya said on 7 Mart 2010 Pazar 18:47

    yaptıkları her pisliği atatürkün adını kullanarak yapıyorlar ülkenin vataşdaşlarının sandıkta seçtiklerini özellikle amerikan patentli türk ordusunun generali değilde amerikan ordusunun albayı gibi davranan çevik bir ve onun cuntacı amerika yalakası sözde askerler canım türkiyemin temeline 28 şubat ile öyle bir dinamit koymuşlardırki ülke hala belini düzeltemedi. sözüm ona imam hatiplerin önünü keseklerini söyleyip kat sayı ve 8 yıl mecburi öğretimi uyduran bu generaller dikkat edin general yazıyorum bunlar paşa filan değiller hangi imam hatiplilerin önünü kestiler meslek liselerinin önünü kapatıp bu ülkenin kalifiye insanlarını yetşmesine engel oldular niçin biliyormusunuz yalakası ve kölesi oldukları amerikan ve mason köpekler için

  4. sevim emre said on 7 Mart 2010 Pazar 19:56

    bunlar

  5. emrah barış said on 20 Mart 2010 Cumartesi 22:16

    amerikanın elini öpmeyecek tek parti saadet partisi.tek lider ise erbakandır…

  6. bulut iren said on 21 Mart 2010 Pazar 2:30

    yoruma gerek yok sanırım herşey apaçık ortada. herkezin bakış açısına göre

  7. ankaralı akp li said on 22 Mart 2010 Pazartesi 11:03

    Bizler Çanakkale’de tek başına 253000 düşman askeri denize döküp vatanını, canını, namusunu korumuş Türk ulusunun evladıyız.Hiç mi bilmez bu a….. bu ülke üç beş çapulcu general midir paşa mıdır ya da yediği yemek kaşığına s…. adamlar mıdır bunlar mı yıkacak bizim devletimizi helalin var be başbakanım ………… hiç de pişman olmadım oy verdiğime. darbeymiş liderlikmiş biraz daha hayal kursunlar ne demişler hayal olmasa insan çatlar ölür

  8. Ali korkmaz said on 22 Mart 2010 Pazartesi 20:42

    Serkan karakaya taktir ediyorum cok yerinde bir yorum. ( 8 yıl mecburi öğretimi uyduran bu generaller dikkat edin general yazıyorum bunlar paşa filan değiller hangi imam hatiplilerin önünü kestiler meslek liselerinin önünü kapatıp bu ülkenin kalifiye insanlarını yetşmesine engel oldular niçin biliyormusunuz yalakası ve kölesi oldukları amerikan ve mason köpekler için) Bu ulkenin senin gibi düşünen kendi gelecegine karar verebilecek insanlara ihtiyacı var. Yolumuz uzun ama umutlu.

  9. ankaralı akp li said on 23 Mart 2010 Salı 9:43

    serkan karakaya ve ali korkmaz siz ikiniz bu paşaların yegenleri torunları yada yalakaları olmalısınız yoksa bu kadar ılımlı olmazdınız degil 1500 sene önceki kıyamete kadar efendimizin istedigi bir düzen olması için allah vaad etmiş siz kimsinizki

  10. cahil said on 10 Nisan 2010 Cumartesi 13:39

    dünün muhafazakarları, faşistleri, yobazları….kalkmış bugün bir komünist gibi konuşuyolar…

    ne oldu? ne değişti bu memlekette? şimdi bu tiyatro oyunlarıyla kendinizi oyalamaya devam edin…
    ama siz bir gün uyandığınızda dışarı çıkacak sokağınız bile olmayacak…
    hangisi daha az amerikan uşağı yada piyonu…?
    asker mi? iktidar mı?
    bu memleketten bir anap efsanesi geçti… akp efsanesi de geçecektir…sonra bir diğeri gelicektir…
    ey halkım…! uyan artık…..

  11. ahmet biligili said on 12 Ağustos 2010 Perşembe 20:25

    sayın emrah barış senın ellerınden öpuyorum çok güzel yazmışsın ERBAKAN hoca refah yol hukumettınde türkıye cumhurıyetınde yapılmayana yaptı emeklıye memura 100de 100 zam yaptı hiç kisenın(ya IMF ya da DUNYA BANKASININ elını opmeden yapmıştır sadece ulkenın kendı imkanlarını kullanarak yapmıştır sunu bılırım kı sayın hoca oldukten sonra değerını anlayacaklardır ama iş işten gececek

Lütfen Bu Konuyla İlgili Yorumunuzu Yazın:

Ad Soyad:   (Doldurulması zorunludur)

E-mail: