Kategoriler
EĞİTİM

Andımız’ın Tarihçesi, Öğrenci Andı

Öğrenciyken hergün okuduğumuz öğrenci andının ne zamandan beri okunduğunu biliyor muydunu? Uzmanportal.com olarak siler için bu konuyuaraştdık ve öğrenci andının neredeyse cumhuriyet ile yaşıt olduğunu gördük.

Türk Tarihi Tetkik Cemiyetinin ilk genel sekreteri, Türk Tarih Kurumunun kurucu üyesi, millî heyecanı bütün benliğinde toplayan, Türk Tarih tezini heyecanla savunan vatanperver doktor Reşit Galip’i Atatürk 19 Eylül 1932’de Milli Eğitim Bakanlığı görevine getirmiştir.

42 yaşında Millî Eğitim Bakanı olan Dr. Reşit Galip, sağlığı nedeniyle ancak bir yıl kadar devam eden bakanlığı sırasında çok önemli hizmetler yapmıştır. Bakanlık merkez örgütü ve görevleriyle ilgili kanunun çıkarılmasını, Bakanlık merkez örgütünün yeniden düzenlenmesini, Halk Eğitim Şubesinin kurulmasını, İstanbul Darülfününun kapatılıp İstanbul Üniversitesinin açılmasını sağlamıştır. Ülke kalkınmasının köyden başlatılması gerektiğini düşünerek üç sınıflı köy okullarını beş sınıfa çıkarmış, köy pansiyonlu okullarını kurmuş, köycülük kurslarını açmış ve köye göre öğretmen yetiştirme girişiminde bulunarak köy enstitüsü uygulamasının temeli olan bu düşünceleri uygulamaya koymuştur.

Yetmiş yıldan beri ilkokullarda her sabah söylenmekte olan “Öğrenci Andı” nı yazan ve 23 Nisan 1933’te Türk çocuklarına armağan eden de Dr. Reşit Galip’tir.

Prof. Dr. Afetinan, “Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler” adlı eserinde (s. 213) Dr. Reşit Galip ve “AND” hakkında şunları yazmıştır:

“1933 yılının 23 Nisan Çocuk Bayramı idi. O, heyecanla Çankaya köşküne geldiği vakit, Atatürk’ün yanında bana bir kâğıt uzattı ve şunları anlatmaya başladı. ‘Sabahleyin ilk bayramlaşmayı kızlarımla yaptım. Onlara bir şeyler söylemek istediğim vakit, bir and meydana çıktı. İşte Cumhuriyetimizin 23 Nisan çocuklarına armağanı’ dedi:
Türküm, doğruyum, çalışkanım. Yasam küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir. Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir. Varlığım Türk varlığına armağan olsun.

Bu sözler, Türk çocukları tarafından o yıldan beri tekrarlanmaktadır. Vatanperver Dr. Reşit Galip, evvelâ bir baba olarak bu hisleri duymuş; sonra da Millî Eğitim Bakanı olarak okul çocuklarına bu andı içirmişti.”

Millî Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu 10 Mayıs 1933 tarih ve 101 sayı kararı ile bu “Öğrenci Andı”nı, idealist Millî Eğitim Bakanının belirttiği şekilde uygulamaya koymuştur.

Talim Terbiye Kurulunun bu kararına göre, öğrencilerin her gün tekrar edeceği “Öğrenci Andı” ile ilgili olarak Millî Eğitim Bakanlığı, metni bu yazımızın sonuna alınan 18 Mayıs 1933 tarih ve 1749/42 sayılı genelgeyi yayımlamıştır. “Öğrenci Andı”nın amacı ve söylenirken nelere dikkat edilmesi gerektiği bu genelgede açıklanmıştır.

29 Ağustos 1972 tarih ve 14291 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan ilkokullar yönetmeliğinin 78. Maddesinde “Öğrenci Andı”na aşağıdaki son bölüm eklenmiştir.

“Türküm, doğruyum, çalışkanım; yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir. Ülküm yükselmek, ileri gitmektir. Varlığım Türk varlığına armağan olsun.

Ey bu günümüzü sağlayan, Ulu Atatürk; açtığın yolda, kurduğun ülküde, gösterdiğin amaçta hiç durmadan yürüyeceğime ant içerim.

Ne mutlu Türküm diyene”

“Öğrenci Andı”nın bugün söylenmekte olan metni, Millî Eğitim Bakanlığı Tebliğler Dergisinin Ekim 1997 tarih 2481 sayısında yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 10. Maddesiyle belirlenmiştir. Bu maddeye göre ilköğretim okulunda öğrenciler, her gün dersler başlamadan önce öğretmenlerin gözetiminde topluca aşağıdaki “Öğrenci Andı”nı söylüyorlar.

“Türküm, doğruyum, çalışkanım.

İlkem, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.

Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.

Ey Büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime and içerim.

Varlığım, Türk varlığına armağan olsun.

Ne Mutlu Türküm Diyene!”

SONUÇ

İlköğretim okullarında öğrencilerin, her gün dersler başlamadan önce öğretmenlerin gözetiminde topluca söyledikleri “Öğrenci Andı”nın amacı, anlamı ve öğrencilere nasıl kavratılacağı, metni aşağıya alınan 18 Mayıs 1933 tarih ve 1749/42 sayılı Bakanlık genelgesinde çok güzel açıklanmıştır. Her öğretmenin ve her okul yöneticisinin bu emri dikkatle okuması ve uygulaması gerekir.

Öğrenci andında yer alan her sözde ve anlamında Türk Millî Eğitiminin amacının özü vardır. And’da geçen her sözün ve ettikleri yeminin anlamı öğrencilere iyi kavratılmalı. Öğrenciler, okul içinde ve okul dışındaki hayatlarında, her sabah söyledikleri and’a göre hareket ederek “doğru” ve “çalışkan” olmalı. Küçükleri korumalı. Büyükleri saymalı. Yurdunu ve milletini özünden çok sevmeli. Yükselmeyi ve ileri gitmeyi “ülkü” edinmeli. Atatürk’ün açtığı yolda, gösterdiği hedefe durmadan yürümelidir. Yeri gelince varlığını, Türk varlığına armağan edebilmelidir.

Öğrencilerin okul içinde ve okul dışındaki davranışları, AND’da söyledikleri sözlere ve ettiği yemine uygun olmalıdır.

ÖĞRENCİLERİN HER GÜN TEKRAR EDECEĞİ “AND”
(Günümüz Türkçesine Uyarlanmış Şekli)

Sayı: 1749/42 18.5.1933

İlkokullarda her sınıfta her gün ilk derse girildiği zaman çocukların hep birlikte “Türküm, doğruyum, çalışkanım, yasam küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, budunumu (milletimi) özümden çok sevmektir. Ülküm yükselmek, ileri gitmektir. Varlığım Türk varlığına armağan olsun.” and’ını söylemelerinin kural kabul edilmesi uygun görülmüştür.

1. Her öğretmen bu and’ı bulunduğu sınıfta tahtaya yazacak ve öğrencilerin defterlerine yazdıracaktır. Öğrencilerin bu and’ı doğru olarak defterine geçirdikleri kontrol edilecektir.

2. Öğretmen and’ı, ifade ettiği fikirleri, birer birer çocukların zihin seviyelerine uygun şekilde canlı ve cazip bir dille anlatacak, çocukların and’ın anlamını iyice kavramalarına dikkat edecek, andda çocukların anlamadığı hiçbir nokta kalmamasına önem verecektir. And’da geçen (Türklük, doğruluk, çalışkanlık, yasa, küçükleri korumak, büyükleri saymak, yurdu, budunu (milletini) özünden çok sevmek, ülkü, yükselmek, ileri gitmek, varlığımızın Türk varlığına armağan olması) gibi ifade ve fikirleri çocukların iyice anlamalarına çalışacaktır.

3. Öğretmen öğrencinin bu fikirleri ve ifadeleri iyice anlayıp anlamadıklarını emin olmak üzere, her ifade ve fikir hakkında çocuklara çeşitli sorular sorarak, bu ifadeleri yerli yerinde kullanıp kullanmadıklarını anlamak için öğrenciye cümleler kurduracaktır.

4. Çocukların bu andı anlamadan değil, ifade etmek istediği düşünce ve duyguların iyice anlamlarını kavrayarak, onları bütün benlikleriyle duyarak ve candan benimseyerek söylemelerine dikkat olunacaktır.

5. Öğrenciye bu and ayakta ve hep birden söyletilecek, öğretmende öğrencilerin karşısında ayakta durarak onlarla birlikte söyleyecektir.

6. Bu andı söylerken öğrencinin saygısız bir durum almamasına, dürüst ve ciddî durmasına öğretmen dikkat edecektir.

7. Çocuklar, candan duydukları ve zaman geçtikçe anlamını daha derin bir biçimde anlayacakları asil ve yüksek duygular ifade eden bu andı sevinç ve yüksek arzu ve ilgiyle tekrar ederken millî bir görevi yaptıklarının bilincinde olmalıdır.

“Andımız’ın Tarihçesi, Öğrenci Andı” için 9 yanıt

Allah aşkına bana söyler misiniz zorunlu olarak her gün söylenen bu and ın hangi öğrenci tarafından anlaşıldığını ve yararlı olduğunu dünya nın neresinde var benzeri uygulama bu mu muassır medeniyet ………….

OATH. Yemin(And)
“Amerika Birleşik Devletleri’nin BAYRAĞINA
Ve o bayrağın simgelediği CUMHURİYETE
Bağlılık için and içiyorum.
Herkes için özgürlük ve adaletle, ALLAH’ın
gözetiminde, BÖLÜNMEZ, TEK VATAN için.”

merhaba…Ben andımızla ilgili düşündümde izmirde ,istanbulda,konya ,ankara vs okunulursa bilmiyorumda diyarbakırdaki ,bitlis ağrıdaki çocukların alacağın tat ve his aynı olur mu..ne mutlu türküm diyene. yani zorunlu olması anlamsız..Ya o çocukta ne mutlu kürdüm demek isterse…

eger ki kürt rum ermeni hangi ırkta olursa olsun TÜRK milletinin topraklarında yaşıyorsa TÜRK kanunlarına göre yaşamak zorundalar.. hiç kimse bizim topraklarımızda kürdüm ermeniyim rumum deyip bölücülük yapma lüksüne sahip degiller..

Türk vatandaşı olmak farklı, Türk olmak farklı şeydir. Türk kanunlarına uymak, Kimliğinizi unutmanızı mı gerektirir. Almanya’da yaşayan Türk, Alman yasalarına uymak zorundadır. Ancak ben Almanım demek zorunda değildir.

Bencede irkci tavirlar yillardir kardesi kardese oldurtuyor burakin artik cahilligi 786 bin kilometreye sigmiyosaniz allah gozunu bol toprakla diyursun hepimiz turkuz nerden gelirsek gelelim n ne olursak olalim

Türkiye Cumhuriyetine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.
almanyalı olmak, İngiltereli olmak diye bir tabir duydunuz mu İngilizce de ya da Almancada? orada yok mu başka milletlerden vatandaş? elbette var ama alman denir İngiliz denir.. kendi dillerinde başka bir söyleyiş şekli bile yok. yahu 40 parçaya ayrıldık hep bu sebeplerden 200 defa devletimiz yıkıldı tekrar devlet kurmak durumunda kaldık hala da Türklüğü tartışmaya açıyorsunuz. af edersiniz de ne salak, ne cahil insanlarsınız. batıyor mu Türklük size? ne tarih bilirsiniz, ne sosyoloji ama herkes konuşuyor!

Yukarıda bazı kimseler, eciş-bücüş resimlerin arkasına gizlenerek andımızın olumsuz eleştirisini yapıyorlar. Kürtlerin önemli bir kısmı İskit (Saka) Türklerindendir. Bir kısmı da 1915 tehcirinden sonra ortadan kaybolduğu söylenen Ermenilerin Kürtler arasına karışarak Kürt görünümü kazanmış kimselerdir. Hakkari’nin Reşko tepesindeki köylerde ben Afrasyap (Alper Tunga) destanını dinledim ve yayınladım. Bir sürü üniversite var, bu üniversitelerde etnoloji, antropoji, arkeoloji bölümleri ve bunlarda da binlerce lira maaş alan prof. doç, dr. var. Bir zahmet etseler de bu konuyu bu yönlerden araştırsalar ya! Bu konuda yalnız Ziya Gökalp değil yine bir Kürt olan Fahrettin Kırzıoğlu’nun “Kürtlerin Türklüğü” isimli eserini inceleyebilirler. Ayrıca bu bölge halkından İskitlerin Farisi (Farslardan) dan kaçanların bu bölgeye yerleştiği ve bura ahalisinin yaşayış biçimleri hakkında Xenefonos’un (“Onbinlerin Ricatı” Yunan klasiklerinden tercüme) isimli eseri de okunabilir. Nasıl ki Kırgız Türkü, Oğuz Türkü diyorsak, bunlar da İskit Türklerinden olup Kürt Türkleridir. Ancak aralarına karışmış olan hainlerin ayıklanması da gerekir. Bu da onların işi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.