Kategoriler
SAGLIK

Ağız ve Diş Sağlığı Hakkında Yanlış Bilinenler ve Yanlışların Doğruları

Ağız ve diş sağlığı her açıdan çok önemlidir, ama bazen bu bu kadar önemli olan konularda bile bazen yanlış bilgiye sahip olabiliyoruz. İşte toplumumuzun genelinde  ağız ve diş sağlığı hakkında yanlış bilineneler ve konunun uzmanından doğruları;

“Ağız sağlığı genel sağlığın aynasıdır” diyen Diş hekimi Göknur Gözen Halfon’a göre, dişler ne kadar sağlıklı ve sağlam olursa olsun, diş etleri ve kemiğin de aynı düzeyde sağlıklı olması gerekiyor. Ağız bakımı ve sağlığında doğru bilinen yanlışlar olduğunu belirten Halfon, bu yanlışları şöyle sıralıyor:

İyi bir ağız bakımı için dişleri düzenli olarak fırçalamak yeterlidir (YANLIŞ)

Sadece fırçalamak yetmez. Dişler ağız yüzeyinin sadece yüzde 25’ini kapladığından, kalan yüzde 75’lik ağız yüzeyi fırça ve diş ipi ile yapılan temizlikten sınırlı fayda sağlar ve ulaşılamayan yüzeylerdeki bakteriler hızla çoğalarak dişlerin üzerine ve ağız içine yeniden yayılırlar. Bakteri plağına karşı etkili ve sürekli kullanıma uygun bir ağız gargarası, fırça ve diş ipi, günlük etkin bir ağız temizliği sağlar.

Dişler, yatay yönde (ileri geri) fırçalandığında daha temiz olur (YANLIŞ)

Dişetinden dişe doğru, her dişi 8 kez süpürecek şekilde dişleri fırçalamak tavsiye edilen yöntemdir. Dişlerin her yüzeyini, dil ve damak yüzeyi, yanak yüzeyi ve çiğneyici yüzeyi 8 kez süpürülmelidir, ara yüzler diş ipi ile temizlenmelidir. Dişlerin günde 2 kez 3 dakika fırçalanması gereklidir. Dişler, sabah kahvaltıdan sonra ve gece yatmadan önce üçer dakika fırçalanmalıdır.

Ağız kokusu herkeste olur ve geçmez( YANLIŞ)

Çeşitli araştırmaların sonuçlarına göre, kötü kokunun başlıca nedenleri; sindirim sistemi rahatsızları ve ağız–diş rahatsızlıklarıdır. Sindirim sistemi rahatsızlıkları için doktora gidilmelidir. Ağız ve diş rahatsızlıklarının nedeni çürük diş ve diş eti enfeksiyonudur. Bunlar için en kısa zamanda hem bir diş hekimine gidilmeli, hem de diş fırçası, diş ipi ve bakteri plağına karşı etkili, sürekli kullanıma uygun bir ağız gargarası ile etkin bir ağız bakımı alışkanlık haline getirilmelidir.

Diş etleri kanıyorsa fırçalamayı kesmek gerekir (YANLIŞ)

Aksine bir diş hekimine gidene kadar, fırçalama süresini uzatıp, diş ipi kullanıp, antibakteriyel bir ağız gargarası ile ağız bakımınızı etkin bir şekilde yapmayı alışkanlık haline getirmeniz tavsiye ediliyor.

Tüm dişeti sorunlarının kesin çözümü cerrahi tedavidir (YANLIŞ)

Tüm dişeti sorunlarının çözümlenmesinde iyi ve etkin bir ağız hijyeninin sağlanması vazgeçilmez kuraldır. En gelişmiş tedavi yöntemleri bile kullanılsa, bireyler ağız hijyenine gereken önemi göstermezlerse tedaviden bir sonuç alınamayabilir.

Protezi temizleyip geri takmak ağız bakımı için yeterlidir (YANLIŞ)

Hayır, ağzın tamamı da etkin bir şekilde temizlenmelidir. Varsa dişleri fırçalamak ve sonrasında ağız boşluğunun hijyeni için bakteri plağına ekili ve sürekli kullanıma uygun bir gargara kullanmalıdır.

Diş eti yarıklarının olduğu bölgelere diş fırçası değdirilmez (YANLIŞ)

Öncelikle o bölgede hiçbir besin artığının kalmadığına emin olunmalıdır. Dişetinde yarık olması diş eti hastalığının göstergesidir. Tedavi olmak için en kısa zamanda hem bir hekime başvurulmalıdır hem de etkin bir ağız bakımı alışkanlık haline getirilmelidir. Bunun için; diş fırçası kullanımı ve diş ipi kullanımı öğrenilerek düzene sokulduktan sonra bakteri plağına etkili bir ağız gargarası ile desteklemelidir.

Her hamilelikte bir diş kaybedilir (YANLIŞ)

Halk arasında yaygın olan, her hamilelikte diş kaybedildiği ve çocuğun dişten kalsiyum aldığı düşüncesi yanlıştır. Aslında ağız bakımı eksikliği ve hamilelerin yüzde 70inde görülen kusmalara bağlı olarak dişlerde çürük ve dişeti rahatsızlıkları ortaya çıkar. Uzun süreli kusmalarla midedeki asidin ağız boşluğuna gelmesi nedeniyle annenin dişlerinde çürükler ve dişeti enfeksiyonları başlar. Hamilelik esnasında, diş fırçalama, diş ipi ve 3 ayda bir hekim kontrolü tavsiye edilir. İlk ve üçüncü üç ayda acil olmayan diş tedavilerinden kaçınılmalıdır.

Ortodontik tedavi sırasında dişler çürür (YANLIŞ)

Ortodontik tedavi esnasında dişler üzerine yapıştırılan braketler daha fazla besin artığının dişlerin üzerine yapışmasını sağlar. Bu nedenle daha fazla ve daha özenli diş fırçalamak, ortodontik arayüz fırçaları kullanmak ve bakteri plağına etkili bir ağız gargarası ile ağız bakımının üçüncü adımını da tamamlamanız gerekmektedir. Kanama varsa mutlaka hekime başvurulmalı ve bu üçlü bakım sürecine bir an önce başlanmalıdır.

Ağız ve Diş Sağlığı İçin Öneriler

  1. Özellikle kalsiyumdan yana zengin yiyeceklere ağırlık verilmelidir. Bunlar özellikle kalıcı dişlerin ve dişetlerinin sağlıklı gelişiminde önemli rol oynarlar.
  2. Şekerli gıdaların tüketimi sınırlandırılmalıdır. Bunlar çürük oluşumunu tetiklerler.
  3. Çocuklara her yemekten sonra diş fırçalamanın gerektiği öğretilmelidir. Bebeklerde dişler çıktıktan sonra dişler ve dişetleri temiz ve ıslak bir gazlı bezle silinmelidir.
  4. Fırçalama imkânı olmayan durumlarda, yemek sonrası ağız suyla çalkalanmalıdır.
  5. Dişler çıktıktan sonra çürüğe neden olmamak için çocuk sütünü yatmadan önce içmelidir. Biberonla ASLA yatağa girilmemelidir. Süt veya meyve suyu uykuda dişlerin üzerinde kaldığı takdirde çürümeye yol açacaktır.
  6. Tatlı içeceklerden mümkün olduğunca uzak durulmalıdır. Bu içecekler dişlerin yapısını bozarak çürüğe yatkın bir hale getirmektedir.
  7. Anne-baba sağlıklı beslenerek ve düzenli diş fırçalama alışkanlığı ile çocuğa sağlıklı bir model oluşturmalıdır.
Kategoriler
SAGLIK

Ağız Kokusunu Nasıl Yok Edilir? İşte Ağız Kokusundan Kurtulmanın 10 Kolay Yolu

Ağız kokusu maalesef günümüzde birçok insanın en büyük sorunudur. Öyleki bu problem yüzünden insanlarla birarada olmaya çekiniyor, rahatça konuşamıyor, istediğimiz gibi hareket edemiyoruz. Her türlü işimizi bu şekilde sekteye uğratan bu problemle başetmenin yollarını arayacağız bu yazımızda.

Hospitadent diş hastaneler grubu doktoru, Murat aydın,” nefes kokması sorunu yaşamak hiç de hoş bir durum değil. Ancak zamanında hekime başvurulduğunda ve doğru sebep tespit edildiğinde bu hastalığa çözüm bulmak çok kolay!Halk arasında “ağız kokusu” olarak bilinen “nefes kokusu”, erişkinlerin bir çoğunda ömürlerinin bir bölümünde ya da sürekli olarak görülüyor. Zaten ağız kokması çocukluktan başlayan bir rahatsızlık değil. Daha çok yetişkin dönemde ortaya çıkıyor. İşte yaşamın bu evresinde karşılaşılan ağız kokusu, bireylerin sosyolojik ve psikolojik hayatlarını olumsuz etkiliyor.” diyerek konu hakkında bilgi verdi.

Doktor murat aydın , “Ağız içi kaynaklı kokunun sebepleri hakkında bilgi verirken hastanelerimize başvuran hastalarımızın çok kısa sürede bu kötü durumdan kurtulabileceğini belirtti.

Ağız içi kaynaklı kokunun sebepleri;

Diş çürükleri,

  1. Periodental ( diş eti ve çevre kemik dokusu ) hastalıklar,
  2. Yetersiz ağız hijyeni,
  3. Sürekli ağız kuruluğu,
  4. Kokulu yiyecekler,
  5. Sigara kullanımı.

Ağız kokusu Tedavisi için;

1-Dişlerinizi ve dişetlerinizi koruyun

Diş çürükleri, diş eti iltihapları ağız kokusunun en önemli nedenlerindendir. Ağız içi herhangi bir enfeksiyon bakteri üremesini artıracağı için daima ağız kokusuna neden olur. Diş ve diş eti hastalıkları önemli ölçüde kötü koku yapar. Bu sebeple diş hekiminizin önerilerini dinleyip mutlaka diş sağlığı ve bakımına önem vermelisiniz.

2-Ağızda var olan protez ve köprüleri kontrol ettirin

Ağız içindeki eskimiş köprü ve diş protezleri zamanla gıda birikmesine yol açacağından kötü kokulara sebep olabilir. Bu durumlarda yenilenmesi gerekenleri değiştirmeli, eksik olan dişlerin yerleri için gerekli tedavileri yaptırmalısınız. Ağız kokusu ile mücadelede dişler ve diş sağlığı ilk aşamadır

3- Diş ipi kullanın

Diş ipi sayesinde fırçanın çıkaramadığı yerlerdeki bakteri ve yemek artıklarını sökebilirsiniz. Özellikle diş gövdeleri arasındaki dar bölgelerde biriken yemek artıkları hızlı bakteri çoğalmasına neden olabilir.

4-Tarçın kullanın

İçeceklerinizde ve uygun yiyeceklerinizde tarçın kullanabilirsiniz. Tarçın ağız içi bakterilerle mücadelede önemli bir silahtır. Eğer varsa tarçınlı şekersiz sakızlar da uygun bir öneri olabilir.

5-Daha fazla su için

Özellikle yaşla artan vücut kuruması pek çok yönden dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Çok su içmek onlarca diğer yararının yanında dilinizin kurumasını da önleyerek ağız kokusu ile mücadelede önemli bir silah olarak kullanılabilir. Su ağız içindeki bakterilerin minimumda tutulması için direk yardımcıdır. Ayrıca tükürük salgısını artırarak da yardımcı olur.

6-Asla burnunuz tıkalı uyumayın

Sinüzit gibi hava yolu rahatsızlıkları ve burun tıkanmasına neden olan diğer durumlar geceleri ağızdan nefes almamıza neden olur. Bu durum ağzı ve boğazı kurutarak bakterilerin üremesi için ideal bir ortam oluşturur. Azalan tükürük salgısı durumu daha kötü hale getirir. Bu nedenle kesinlikle burnunuz tıkalı uyumamalısınız.

7-Basit şeker tüketiminizi azaltın

Beyaz un, beyaz şeker, glukoz/fruktoz şurubu ile tatlandırılmış tüm hazır gıdalar ağız içindeki bakteriler için inanılmaz bir hazinedir. Bu tür şekerleri çok kolay kullanarak hızla çoğalırlar. Basit şekerler (atıştırmalık tüm şekerli gıdalarda olduğu gibi) diş çürüklerine neden olur ve ağız sağlığını büyük bir süratle bozarlar. Bu nedenle basit şeker tüketiminizi azaltmalısınız. Bu da su içmek gibi size onlarca yararın yanında ağız kokunuzun azalmasına da yardım edecektir.

8-Lokmaları iyi çiğneyin

Bu sayede yiyeceklerle tükürük salgısı iyice karışır ve ağızda yemek parçası kalma olasılığı düşer. Daha çok çiğneme hareketi daha çok bakterinin yerinden koparak mideye gitmesine yardımcı olur.

9- Sakız çiğneyin

Tükürük ağız kokusu ile savaşmanın en güçlü yoludur. İçinde yemek parçacıklarını yerinden söküp mideye gönderecek güçlü enzimler, güçlü bakteri öldürücü antibiyotikler vardır. Bu nedenle şeker gibi bazı hastalıklarda, pek çok ilacın yan etkisi olarak ortaya çıkan kuru ağızlar daima kötü kokuludur. Sabahları niçin ağzınızın kötü koktuğunu merak ediyorsanız yanıt buradadır; gece boyunca tükürük salgısı azalır ve ağzınızın içindeki yemek parçacıkları uzun süre burada durur. Bakteriler de onları afiyetle kullanır ve çürütür. Böylece sabahları ağzınız kötü kokabilir. Şekersiz sakız çiğnemek tükürük salgınızı artırarak ağız temizliğinize yardımcı olur. Nane şekerleri ve tatlı sakızlar genellikle işe yaramaz ve durumu daha da kötüleştirir. Ancak xylitol içeren sakızlar da bu konuda size yardımcı olabilir.

10-Sigara içmeyin

Sigara içmek ağız kuruluğuna neden olduğundan ağız kokusuna sebep olur. Ayrıca diğer bir ağız kokusu nedeni olan diş eti hastalıklarına da zemin hazırlar.

Kategoriler
SAGLIK

Ağız Kokusunu Giderme Yolları, Kokuyu Gideren Bitkiler

Ağız kokusunu gideren beş bitki:

MIRRA
Mırra hala yerel kalabilmiş ve geleneksel özellikleri olan bir kahve. Mırra için özel bir kahve çekirdeği yok.

Kahve çekirdekleri kavrulup dibek adlı havan benzeri kaba alınır ve taneleri çok inceltilmeden dövülür.

Mırranın hazırlanmasında en önemli kısım kaynatma evresi. Kaynama süresi, bilinen yöntemlere göre çok uzun, belli aşamalarda kahvenin telvesi ayrılıp karışıma su eklendikten sonra devam edilir.
Çekilmiş kahve üzerine su eklenerek kaynatılır, belli bir kıvama geldikten sonra tortusundan ayırmak amacıyla mutbak adlı özel kaba süzülür. Elde edilen karışıma tekrar kahve ve su eklenir. Bir iki defa daha süzme, kahve ve su ekleme işlemi gören kahve, tortusundan ayrıldıktan sonra kahve katılmadan sadece su eklenerek bir iki kere daha mutbaktan geçirilir. Bu işlemlerden sonra kahve içilmeye hazırdır.

REZENE
Rezene çayı kötü ağız kokusunu birebir yok eder.
Yemeklerden yarım saat önce alındığında, iştah açıcı olarak kullanılabilir.
Eğer yemekten sonra tatlandırmadan içilirse, sindirimi uyarıcı, şişkinliği giderici etkileri vardır.
Öksürük ve soğuk algınlıklarında ve çocuklarda boğmaca hastalığı sırasında yararlıdır.
Hıçkırık, bulantı, idrar yolları iltihabı, böbrek taşları gibi birçok durumda rezene çayına başvurabiliriz.

Kökü; idrar yetersizliğine, safra taşına iyi gelir.
Tohumu; mide ve bağırsak gazlarına, zor sindirime, bağırsak parazitlerine, asabi kusmalara yararlıdır.

Yaprakları; hazmı zor olan besinlerin sindirimini kolaylaştırır.

KARANFİL
Yaygın olarak ağızda bir süre tutularak kullanılır. Karanfil, güzel kokusu sebebiyle ağız kokusunu yok eder.
Karanfil, ihtiva ettiği Eugenol maddesinin etkisi ile hafif ve orta şiddette diş ve dişeti ağrılarına karşı lokal uyuşturucu olarak kullanılabilir.

Ağızda ve midede ifrazatı artırarak, nişastalı ve diğer yiyeceklerin hazmını kolaylaştırır. Mide tembelliğini ve iştahsızlığı giderir. Çok kuvvetli dezenfektan olup, gıdaların mide ve bağırsakta kokuşmasını ve gaz yapmasını önler.

ADAÇAYI
Bir avuç kadar adaçayı sıcak suyun içine katılarak 15 dakika demlenmesi beklenilir. Elde edilen karışım sıkılarak içine bir miktar nane ruhu katılır. Bu su gün boyunca dinlendirilir. Dinlendirilmiş olan su yarı oranda içme suyuyla karıştırılarak ağız sık sık çalkalanarak gargara yapılır.

NANE
Taze nane yaprakları kurutulur. Kurutulan bu yapraklardan 2 çorba kaşığı kadar alınır ve kaynamakta olan suyun içine katılır. 15 dakika boyunca kaynatıldıktan sonra şeker ya da bal ile tatlandırılarak içilir.
Taze nane yaprağı çiğnemek de ağız kokusunu giderir.

Kategoriler
SAGLIK

Ağız Kokusu Nedir? Ağız Kokusunun Nedenleri Nelerdir? Ağız Kokusu Nasıl Oluşur, Ağız Kokusu Tedavi Yöntemleri

Bazı insanların en büyük sorunudur ağız kokusu. Öyleki insanlar, bu promlem yüzünden başkalarıyla konuşmaya bile çekinir hale geliyorlar, hayatlarında büyük sıkıntı çekmelerine neden oluyor. Bazılarının hayatını kabusa çeviren bu durum acaba bir hastalık mı? Hastalıksa oluşum nedenleri ve tedavisi var mı? İşte bunları öğreneceğiz bu yazımızda. İlk önce ağız kokusunun nedenlerine bakacağız, sonra da ağız kokusunu gidermek için neler yapmamız gerektiğine bakacağız;

Vücutta diyabet, karaciğer ve böbrek hastalıkları gibi bazı sistematik rahatsızlıklar kokuya neden olabilir. Ancak ko­ku nedenlerinin yüzde 90′ı ağız ortamından kaynaklanır. Bahsettiğimiz bu kokunun soğan, sarımsak yemekle oluşan kokularla elbette bir ilgisi yok. Sonuçta bu tür gıdalar alın­madığında ya da ağız temizliği yapıldığında sağlıklı bir ağızda koku kalmaz. Söz konusu ettiğimiz koku, kronik ağız kokusudur ki asıl nedeni bellidir: Diş çürüğü, dişeti hastalıkları, kötü yapılmış protezler, kötü ağız hijyeni ve ağız kuruluğu vs. sonucu aneorop (oksijen sevmeyen) bak­terilerin ağız içerisinde yumuşak dokularda ve özellikle dil kökünde birikmesinden kaynaklanır.

Dil kökü üzerinde biriken ölü doku artıkları, kan ele­manları ve gıda artıkları bu bakteriler tarafından parçala­narak kokulu uçucu gazların oluşmasına neden olur. (Ör­neğin: metil merkaptan ve hidrojen sülfit denilen uçucu gazlar, ki metil merkaptan ahır, hidrojen sülfıt ise çürük yumurta kokusuna benzer.)

Yapılan ağız muayenesinde bahsettiğimiz çürük, dişeti hastalığı, hijyenik olmayan protez vs. gibi bir sebep varsa diş hekiminiz tarafından görülecek ve tüm sorunlar, tedavi­si yapılarak çözülecektir. Ağız hijyeninize de gereken özeni gösterirseniz ağız kokunuz hızla kaybolacaktır: Tüm bu önerileri uygulamanıza rağmen ağız kokusu devam ediyor­sa ağız dışı nedenler akla gelmelidir. Bunların başında;

  • Sinüs ve akciğer hastalıkları,
  • Diyabet (aseton kokusu),
  • Böbrek hastalıkları (balık kokusu),
  • Metabolizma hastalıkları,
  • Ağız kuruluğuna neden olan psikolojik rahatsızlıklar vs. gelir.

Özellikle ağız kuruluğu kötü ağız kokusuna neden olur. Tükürük akış hızı ve miktarındaki azalma da ağız kurulu­ğunu artırıcı etkenler arasındadır. Ağız kuruluğunda nor­malden daha az olan tükürük, dil üzerinde oluşan bu mad­deleri yeterince yıkayamaz ve böylece ağız kokusu artar.

Ağız kuruluğunun bir diğer olumsuzluğu da tükürük azlığının ortamdaki oksijen azlığına da neden olmasıdır. Ağız ortamındaki oksijen azlığı da aneorop (yani oksijen sevmeyen) mikroplar için uygun bir ortamdır. Stres de ağız kuruluğuna yol açtığı için ağız kokusunun oluşma ne­denleri arasında sayılmaktadır. Ağız kuruluğuna neden ol­duğunu hissettiğiniz bir ilaç kullanıyorsanız doktorunuza danışarak ilaç kullanımını sonlandırın. Özellikle diyabet hastalan ve depresyon için kullanılan ilaçlarda sık görülür. Eğer ilaç kullanmak zorunda iseniz, ağız kokusunu azalt­mak için yudum yudum su için ve fırçalamanızı aksatma­yın. Tükürük akımını hızlandırmak için şekersiz sakız çiğ­nemek de iyi gelir.

Bir diğer konuda ağız kokusu sanıldığı gibi midenizde-ki ya da sindirim sisteminizdeki bir rahatsızlıktan dolayı olmaz. Yutak normal olarak sadece gıdaların akışına izin verir. Yani tek tarafa açılan bir kapak gibidir, sadece ge­ğirme olayında ters hava akışı oluşur ki bu da kronik ko­kunun nedeni değildir; yani sindirim sisteminde sorun bile olsa bu koku yutaktan ağzınıza çıkış yolunu kolay kolay bulamaz.

Ağız kokularının giderilmesinde yapılacak iki temel şey vardır: Birincisi, ağız içinde kokuya neden olan gazla­rın yıkanması; ikincisi ve daha önemlisi bu gazların oluş­masına neden olan bakterilerin yok edilmesidir. Yani ağız hijyeninin tam olarak sağlanmasıdır.

Daha önce de değindiğimiz gibi, diş fırçalama ve dil temizliği tam olarak yapılmalı (yaklaşık 3 dakika), buna ek olarak alkol içermeyen gargaralar kullanılmalıdır. Al­kollü gargaralar ağız kuruluğuna neden olan kokulara uy­gun zemin yaratırlar.

Siz de ağız kokunuzun olup olmadığını bir-iki küçük deneyle anlayabilirsiniz. Kokusuz bir diş ipi ya da kürdan ile büyük azı dişlerinizin ara yüzünü diş duvarlarına baskı uygulayarak temizlemeye çalışın. İşlem bittikten sonra bir süre bekleyip diş ipini ya da kürdanı koklayın. Yine dilini­zi iyice dışarı çıkarıp dil kökünü gazlı bir bez ya da abestan (muayene sırasında kullanılan tahta çubuklar) ile sıyırın. Bir süre bekleyip silme işleminde kullandığınız enstrüman­ları koklayın. Her iki durumda da koku alıyorsanız, ağız kokusuyla başınız dertte demektir. Bu koku testini, yakınla­rınızın suratına hohlayarak yapmanızı önermiyoruz.

Kısaca maddeleyecek olursak, uzun süren ağız koku­nuz varsa ve bir an önce bunu ortadan kaldırmak istiyor­sanız:

  1. Ağızda tespit edilen çürük, kırık dolgu, dişeti cebi, hatalı protez gibi bütün koku kaynaklarını tedavi ettirin.
  2. Günde en az 2 defa yaklaşık 3 dakika etkili bir bi­çimde dişlerinizi fırçalayın.
  3. Dil temizliği konusuna gereken önemi vermelisiniz. Dil temizliği ağız kokusunda çok önemli bir yere sahiptir. Özel dil temizleyicileri ya da diş fırçası kullanılarak mut­laka dilin arka kısımları günde bir kez temizlenmelidir.
  4. Çay ve kahve türünden içecekleri mümkün oldu­ğunca az tüketin. Çünkü bunlar ağız ortamındaki aneorop mikrop üremesini artırır.
  5. Sigara, alkol ve baharatlı gıdalar kontrollü kullanıl­malı, hatta kullanılmamalıdır.
  6. Kalan proteinler bakterilerin etkisiyle kokulu gazla­ra dönüştüğü için süt içtikten ya da süt ürünleri yedikten sonra dişlerinizi mutlaka fırçalayın.
  7. Şekerli gıdalar da aynı şekilde bu gazlan üretmekte hammadde olarak kullanılır. Bu tür gıdalar alındıktan son­ra da günlük fırçalamaya ek olarak ağız hemen temizlenip kalan artıklar ağızdan uzaklaştırılmalıdır.
  8. Ağız kuruluğuna neden olduğunu hissettiğiniz bir ilaç kullanıyorsanız doktorunuza danışarak bunu değişti­rin, değiştiremiyorsanız yan etkileri için doktorunuzdan durumunuza uygun tavsiyeler alın. Hiçbiri olmuyorsa gün­de on bardak su içerek ağızda oluşan kuruluğun olumsuz etkilerini azaltmaya çalışın.
  9. Şeker içermeyen ksılitol gibi tatlandırıcı içeren sa­kızlar çiğneyin. Çiğneme tükürük akışınızı uyarır ama şe­kerli sakız çiğnerseniz durumu daha da kötüleştirirsiniz. Şekersiz sakızlarla gün içerisinde tükürüğünüzün daha fazla üretilmesine yardımcı olursunuz.
Kategoriler
SAGLIK

Ağız ve diş bakımında doğrular ve yanlışlar

Ağız ve diş sağlığı konusunda farkında olmadan yaptığımız hatalar, kimi zaman telafisi çok zor olan hatta bazen de mümkün olmayan sonuçlar doğurabiliyor. Buna rağmen, toplumumuzda her konuda olduğu gibi diş bakımı konusunda da kulaktan dolma bilgilerle hareket etmek oldukça yaygın.

Beyazlatmak isterken başvurulan yanlış yöntemler nedeniyle sağlıklı dişler kaybedilebildiği gibi, söz gelimi “ağız kokusu herkeste olur” tarzında yanlış bir bilgi yüzünden tedavi edilebilecek bu sorundan kurtulmak akla bile getirilmez. Oysa ağız kokusu; çürük diş, diş eti hastalığı, sindirim sistemi ile ilgili rahatsızlıklar, sinüzit yahut üst solunum yolu enfeksiyonlarından kaynaklanabilen bir ağız problemidir ve kişinin sosyal yaşam kalitesini düşüren bir etkendir.

Çocuklarda süt dişinin erken çekimi, yeni sürecek olan daimi dişlerde çapraşıklığa ve çene kemiği gelişiminde bozulmalara neden olacağı için, bu dişlere dolgu yapılması gerekirken, diş bakımı konusunda yeterli bir bilince sahip olmayan ebeveynler, nasıl olsa yeni diş gelecek diye çocuklarına dolgu yaptırmaya yanaşmazlar. Bu saydıklarımız, ağız ve diş bakımı konusunda yapılan onca yanlıştan sadece birkaçı.

Diş Hekimi Protez Uzmanı Çağdaş Kışlaoğlu, ağız ve diş bakımında doğru bildiğimiz yanlışlar ya da yanlış bildiğimiz doğruları şöyle sıraladı:

1. Sert diş fırçası daha iyi temizler. (YANLIŞ)
Dişleri iyi fırçalamak; fırçanın sertliğiyle değil, fırçalama tekniğiyle ilgilidir. Genellikle orta sertlikte diş fırçaların kullanılması uygundur. Çok sert fırçalar, dişleri aşındırabilir.

2. Bastırarak fırçalamak daha iyi temizler. (YANLIŞ)
Bastırarak fırçalamak; dişleri temizlemek yerine, “fırça çürüğü” dediğimiz aşınmalara neden olur. Dişlerin mine tabakası aşındığı için, alttaki sarı tabaka ortaya çıkar ve dişler daha sarı gözükür. Ayrıca sert fırçalamak, dişlerde hassasiyete ve diş eti çekilmesine neden olur.

3. Beyazlatıcılı diş macunları dişlere zarar verir, zamanla aşındırmalara sebep olur. (DOĞRU)
Diş beyazlaştırıcı olarak piyasada satılan macunlar aslında dişleri beyazlatmaz. Ayrıca antitartar veya sigara içenlere yönelik üretilen diş macunlarında da yoğun miktarda aşındırıcı maddeler olduğu için uzun süreli kullanımda diş minesine kalıcı zararlar verebiliyor.

4. Karbonat ve tuzla fırçalamak dişleri beyazlatır. (YANLIŞ)
Karbonat ve tuz, iri granüllü maddeler olduğu için dişin mine tabakalarını çizer ve aşındırır. Bunun sonucunda dişler parlaklığını kaybeder ve yiyip içtiğimiz besinlerle, dişler daha kısa zamanda doğal rengini kaybeder.

5. Diş macununu fazla kullanmak dişleri çizer. (YANLIŞ)
Dişlerin mine tabakasının çizilmesi; macunun fazla kullanılmasıyla ilgili değil, kullanılan macunun granüllerinin büyük olmasıyla ilgilidir. O yüzden granülleri büyük olan macunların uzun süreli kullanımından kaçınılmalı. Fırçanın üzerine konulan macunun miktarı ise “mercimek tanesi” büyüklüğünde olmalı.

6. Dişler, macun ve fırça ıslatılarak fırçalanmalı. (YANLIŞ)
Diş fırçası, fırçalamaya başlamadan önce ıslatılmamalıdır. Çünkü fırça kılları ıslatılınca, sertliğini kaybeder. Macunun köpürmesi için de yeterli sıvı ağızda mevcuttur.

7. Dişler kahvaltıdan önce fırçalanır. (YANLIŞ)
Dişler günde en az iki kez, kahvaltı ettikten sonra ve yatmadan önce fırçalanmalı. Dişler fırçalandıktan sonra, dilin üst yüzeyi de yumuşakça dili tahriş etmeden fırçalanmalı.

8. Estetik diş doğuştan olur, çarpık dişten kurtuluş yok. (YANLIŞ)
Dişte şekil bozukluğunu düzeltme, dişler ağızda mevcut olduğu sürece her yaşta uygulanabilir. Ortodontik tedavi ya da porselen kaplama (lamina) sayesinde; dişler mevcutsa, her yaşta düzeltme yapılarak, güzel görünen dişlere sahip olunabilir.

9. Doğru şekilde yapılan implant düşmez. (DOĞRU)
İmplant çene kemiğine en uygun şekilde seçilir ve uzman hekim yaparsa düşme riski yüzde 1 oranına yakındır.

10. Bütün dişleri çekip yerine implant yerleştirilebilinir. (YANLIŞ)
İmplant’ı, eksik olan dişlerin yerine çene kemiğine yerleştirilen yapay diş kökleri olarak tanımlayabiliriz. İmplant uygulaması sadece, yara iyileşmesini etkileyen bir sistemik hastalık ile kontrol altında olmayan kalp ve şeker hastalığı söz konusu ise yapılmaz.

11. Dişleri çamaşır suyu gibi temizlik ürünleri ile fırçalamak dişleri asla beyazlatmaz, çok sağlıksızdır. (DOĞRU)
Diş beyazlatma işlemi, mutlaka bir diş hekiminden profesyonel yardım alınarak yapılmalıdır. Kulaktan dolma bilgilerle diş beyazlatmaya çalışmak son derece yanlıştır.

12. Beyazlatma (bleaching) dişleri daha da sarartır. (YANLIŞ)
Beyazlatma işlemi, normal diş rengini daha da açmak için yapılır. Beyazlatmanın ilk yapıldığı dönemlerde kahve, çay ve sigara gibi dişleri renklendirecek etkenlerden uzak durmak gerekir. Beyazlatmayı yapacak hekimin tavsiyelerine uyulursa, beyazlatmanın hiçbir yan etkisi yoktur.

13. Diş taşı temizliği dişin minesine zarar verir. (YANLIŞ)
Diş taşı temizliği, uzman bir hekim tarafından doğru uygulandığı takdirde minenin zedelenmesine neden olmaz. Çünkü diş taşı temizliği işleminde diş dokusuna zarar verilmeden, diş yüzeyine ait olmayan oluşumlar (plak, diş taşı) uzaklaştırılır.

14. Diş taşları temizlendikten sonra daha çok diş taşı oluşur. (YANLIŞ)
Dişleri düzenli ve doğru fırçalamak diş taşı oluşumunu engeller. Altı ayda bir diş hekimi kontrolü sayesinde, iyi fırçalayamadığımız alanlarda oluşan diş taşları, hekim tarafından temizlenmiş olur. Bunun da dişe hiçbir zararı yoktur.

15. Ağız kokusu herkeste olur ve geçmez. (YANLIŞ)
Ağız kokusu; çürük diş, diş eti hastalığı, sindirim sistemi ile ilgili rahatsızlıklar, sinüzit yahut üst solunum yolu enfeksiyonlarından kaynaklanabilir. Bu hastalıkların tedavisi sonucunda ağız kokusu önlenebilir.

16. Diş röntgeni doğada alınan radyasyondan daha azdır. (DOĞRU)
Diş röntgenleriyle alınan radyasyon oldukça azdır. Bu radyasyon doğada alınan radyasyondan daha azdır.

17. Hareketli protezler çamaşır suyuna konursa beyazlar. (YANLIŞ)
Hareketli protezleri çamaşır suyuna koymak zararlıdır. Çamaşır suyu, protezin kırılganlığını artırır, ömrünü azaltır. Protezler için özel temizleme tabletleri vardır ve onlar kullanılmalıdır.

18. Çekilen 20 yaş dişinin yerine diş yaptırmaya gerek yoktur. (DOĞRU)
20 yaş dişi çekildiyse, yerine protez diş yaptırmak gerekmez.

19. Diş fırçalarken diş etlerinin kanaması iyidir. (YANLIŞ)
Diş fırçalarken görülen kanamalar, diş eti iltihabının belirtilerinden biridir. Vakit geçirmeden bir diş hekimine başvurmak gerekir. Diş etlerinin, kanamadan dolayı fırçalanmaması sonucu, mevcut iltihabi durum şiddetlenecektir. Hastalar kanama olan bölgeyi daha iyi fırçalamalı ve diş hekimine tedavi için başvurmalı.

20. Diş ağrıyınca dişin üzerine aspirin, tütün, kolonya, rakı ve tuz koymak ağrıyı keser. (YANLIŞ)
Alkol ve alkol içerikli maddelerin diş ve dişeti bölgesine uygulanması sonucu dişetlerinde “alkol-aspirin yanığı” denilen komplikasyonlara neden olur. Dişlerin üzerine uygulanan diğer maddelerin (tütün, tuz gibi) de ağrı kesici özellikleri yoktur. Ağrı, ancak mevcut sorun giderildiğinde ortadan kalkar

21. Çekim için kullanılan lokal anestezikler morfindir ve bağımlılık yapar. (YANLIŞ)
Diş hekimliğinde kullanılan lokal anestezik maddeler morfin içerikli değildir ve alışkanlık yapmaz. Morfin, tıp alanında sınırlı vakalarda kullanılan bir ilaçtır.

22. Anestezi yurtdışından gelen morfinle yapılırsa ağrımaz. (YANLIŞ)
Günümüzdeki lokal anestezik maddeler belli standartlarda üretilmiştir. Avrupa malı olmasına gerek yoktur.

23. Erkek diş hekimi daha iyi diş çeker. (YANLIŞ)
Erkek ya da bayan diş hekimleri arasında bir fark yoktur. Erkek daha iyi diş çeker diye bir durum yoktur.

24. Süt dişleri düşecek de olsa dolgu yapılmalıdır. (DOĞRU)
Süt dişleri daimi dişlere sürme rehberliği yapar, zamanından önce dişler çekilmez. Süt dişinin erken çekimi, alttan gelen daimi dişlerde çapraşıklığa ve çene kemiği gelişiminde bozulmalara neden olur. Bu nedenle düşecek de olsa dolgu yapılmalıdır.

25. Hamilelikte dişten kalsiyum çekildiğinden, dişetleri kanar. (YANLIŞ)
Hamilelik dönemindeki diş eti kanaması, dişten kalsiyum çekilmesi nedeniyle olmaz. Kanamanın nedeni, ağız bakımının yeterli sağlanmaması halinde hamilelikteki hormonal değişiklikler sonucu dişeti iltihabının oluşması veya mevcut dişeti iltihabının şiddetlenmesidir.

26. Her hamilelik bir diş götürür. (YANLIŞ)
Her hamilelikte diş kaybının gerçekleşmesi söz konusu değildir. Ağız bakımının tam olarak sağlanamaması, tedavi edilemeyen çürüklerin varlığı ve diş eti hastalıklarının ilerlemesi durumunda diş kayıpları görülür

27. Hamilelikte diş tedavisi bebeğe zarar verir. (YANLIŞ)
Aciliyet gerektiren diş tedavileri, hamileliğin her döneminde yapılabilir.

28. Çürük diş çekildikten sonra pis kan akıtılmalıdır, çekilen dişin yerini kanatmak iyidir. (YANLIŞ)
Diş çekiminden sonra, çekim boşluğuna hastanın yaptığı müdahaleler sonucu bölgenin sürekli kanatılması ya da pıhtının uzaklaştırılması, diş çekimi yapılan yerin iltihaplanmasına neden olur. Oluşan pıhtı korunmalıdır.

29. Diş teli sadece çocuklarda değil yetişkinlerde de kullanılır. (DOĞRU)
Ortodonti (tel tedavisi) alanındaki son gelişmeler sayesinde; tel tedavisi sadece çocuklara değil, erişkin hastalar için de uygulanabilir.

30. Ağrıyan dişin çözümü çektirip kurtulmaktır. (YANLIŞ)
Dişi tedavi ederek mümkün olduğunca ağızda tutmak gerekir. Çürük diş için mümkün olan her türlü tedavi uygulanmalı. Çünkü ne fonksiyon, ne de estetik yönünden hiçbir protez kendi dişinizden daha iyi olamaz.

http://www.sagliksiteniz.com