Kategoriler
GÜNCEL SAGLIK

Oruçluyken Ağzımızın Kokmaması İçin Neler Yapmalıyız?

Bol su içerek tükürük yapısını nötralize etmek ağız kokusunu engelliyor. Tükürük yapısını nötralize etmenin bir yolu da limon, nane, havuç, yoğurt, maydanoz ve tarçın tüketmek.

Tüm gün süren açlığın neden olduğu ağız kokusu Ramazan ayında sık karşılaşılan sorunlardan biri. Diş Hekimi Arzu Yalnız Zogun, orucu bozmadan bu olumsuz durumdan kurtulabilmenin en pratik yolunun su yutmamak kaydıyla dişleri fırçalamak olduğunu söyledi. Zogun, “Ramazan’da da dişlerinizi fırçalayarak ağız kokusunu önleyebilirsiniz. Gün içinde macunsuz fırçalama yapıp ağzınızı çalkalayabilirsiniz” dedi.

Kötü ağız kokusunun hem oruç tutan kişiyi hem de çevresini rahatsız ettiğini belirten Zogun, fizyolojik olarak her sağlıklı bireyde, sindirim kanalında biriken gazlar veya dil sırtında üreyen bakteriler nedeniyle sabahları ağız kokusu meydana geldiğini söyledi.

“Ağız kokusunun yüzde 87’si dilden ve diş eti iltihabından kaynaklanır. Bu tip vakalar hekim tarafından yapılan ilk muayenede kolayca belirlenebilmektedir. Diğer taraftan ağız kokusu, sinüs ve akciğer kaynaklı enfeksiyonların, diyabet, böbrek yetmezliği ve metabolizma bozukluğu gibi hastalıkların habercisi de olabilmektedir” diyen Zogun, orucu bozmadan ağız kokusu gidermenin yollarını da şöyle anlattı:

“Önemli olan tükürüğü nötralize edecek gıdalar almak. Bu gıdaların başında bol su tüketmek geliyor. Sahurda çok fazla çay ve kahve tüketmeyin. İftar ve sahurda bol bol su içerek tükürük yapısını daha akışkan hale getirebilirsiniz. Sahurda yemeğin ardından ağızda karanfil veya taze nane taşınabilir. İftar ve sahurda uygun yiyeceklere ve içeceklere tarçın katılabilir. Ayrıca diş aralarında kalan yiyecek artıklarından kurtulmak için diş ipi kullanmaya özen gösterin.”

AĞIZ KOKUSUNU ÖNLEMEK İÇİN NELER YAPMLIYIZ?

Diş Hekimi Arzu Yalnız Zogun, ağız ve diş bakımının yanı sıra bazı besinlerin de ağız kokusunu önlemede etkili olduğunu söyledi ve şu önerilerde bulundu:

“Limon: Bir limonu ortadan ikiye ayırıp emebilirsiniz. Veya sodanın içine limon dilimlerini atabilir, sodanız bitince limon dilimlerini yiyebilirsiniz. Daha da pratik olması için, limon aromalı şekerlerden tüketebilirsiniz. Limon ağız kokusunun giderilmesinde etkili bir yiyecektir.

Maydanoz ve biberiye: Maydanozun nefesi tazeleme özelliği bulunur. Bunun yanında taze olmak kaydıyla biberiye de etkili olabilir.

Elma, armut, havuç, turp: Nefes tazelemekte ve temizlemekte bu gıdalar etkilidir. İçerdikleri gıda lifi sayesinde tükürüğü temizler, aynı zamanda damakta tatlı bir tat bırakırlar.

Nane ve tarçın: Nane, ferahlatıcı etkisiyle birlikte özellikle sarımsak ve soğan gibi kokulara karşı birebir etkilidir. Tarçın da özellikle kabuklarında bulunan özel bir yağ ile ağızda bulunan bakterileri yok etmede etkili olmaktadır. Tarçın veya nane aromalı sakız da benzer etkiye sahiptir.

Yoğurt: Günde bir veya iki kere yiyeceğiniz yarım kap yoğurt ağız içerisindeki hidrojen sülfüt kokusunu yok etmeye yardımcı olur. Genelde ağzımızın içini çürük yumurta gibi kokutan da hidrojen sülfüttür. Yoğurdunuzu C vitamini açısından zengin meyvelerle tatlandırabilirsiniz.”

Kategoriler
Genel Kültür SAGLIK YAŞAM

Bebeğin Diş Çıkarma Belirtileri ve Sorunları Nelerdir?

Bebeklerde diş çıkarma 6.ay ile 16.ay arasında süren ve ne zaman başlayacağı belli olmayan bir süreçtir. Bu sürecin başlangıcı kalıtsal özelliklere de bağlıdır. Anne-babanın diş çıkarma periyodu bebeğe yansır. Bununla beraber diş çıkarma döneminde belirtiler bebekten bebeğe göre de değişiklik gösterir. Bazı bebeklerde hiçbir belirti olmadan dişler çıkarken bazılarında diş belirti verip günlerce gelişmeden bekleyebilir.

Diş çıkarma döneminde önemli olan bebeği dikkatle takip etmek, rahatsızlığı varsa gidermeye çalışmak ve mümkün olduğunca fazla sevgi, şefkat ve ilgi göstermektir. Zira çoğu bebekte diş çıkarma döneminde diş etlerinde ağrı olur ve bunu ona unutturmak için yoğun ilgi gerekebilir.

 

Diş Çıkarırken Genelde Karşılaşılan Sorunlar

Ağrı ve Huzursuzluk: Diş etlerinde dişlerin baskısı ile oluşan ağrılar bebekte huzursuzluğa yol açabilir. Bu gibi durumlarda küçük parmaklarla çok hafif masajlar ve hekim tavsiyesi ile diş etlerini rahatlatıcı kremler kullanılması huzursuzluğu biraz olsun azaltabilir.

Ağız salgılarının artması: Diş çıkaran bebeklerde salya akıtma çok yoğun şekilde görülebilir. Aslında bebekler onuncu haftadan itibaren salya akıtırlar ancak diş çıkarma ile beraber bu çok yoğunlaşabilir.

Yüzde kızarıklıklar: Yoğun salya akıtması sonucunda bebeğin özellikle çene kısmı tahriş olur ve kızarıklıklar görülebilir. Bu kızarıklıkları önlemek için salyasının gün boyunca yumuşak mendil veya bezlerle silinmesi gerekir. Ayrıca yatağında yatarken de çarşafı ıslatmaması için havlu kullanarak çarşafla temastan kaynaklanabilecek tahrişler önlenebilir.

Öksürük: Aşırı ağız sıvısı salgılaması bebekte hafif öksürüğe yol açabilir. Eğer nezle grip gibi bir takım hastalıklarla ilgili belirtiler göstermiyorsa endişeye gerek yoktur.

Beslenememe: Bebek diş çıkartırken rahatlamak için her şeyi ağzına götürebilir ancak bu besleneceği anlamına gelmez. Çünkü emmek ya da biberonla beslenmek acısını artırabileceğinden bazı dirençler ile karşılaşmak normaldir. Özellikle katı gıdalar ile beslenmeye başlayan bebekler, bu yiyeceklere ilgilerini kaybedebilirler. Ancak bu kısa süreli bir dönemdir ve bu dönemi sıvı gıdalarla atlatarak bebeği bu şekilde beslemek bir çözüm yolu olacaktır.

İshal: Bu durum hekimlerin şüphe ile yaklaştığı bir durumdur. Zira diş çıkarma ile ishal arasındaki ilişki kesin değildir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta , bebeğin diş çıkarmadan dolayı yakalandığı ishali en fazla 2 dışkılama sonra kesilip kesilmediğidir. Daha uzun süren durumlarda mutlaka önlemler alınmalı ve doktora danışılmalıdır.

Ateş: Ateş, diş etlerindeki ağrı ve baskının artması ile görülebilir. Bu durumda da yine ateş karşısında alınan önlemlerin alınması ve 3 günü aşan durumlarda mutlaka doktora danışılmasında fayda vardır.

Dişeti kanaması (Dişeti hematomu): Bazen diş gelirken çok hafif kanama da yapabilir. Bu kanama, mavimsi bir leke olarak görülebilir. Genellikle endişeye gerek kalmadan kendiliğinden iyileşir.

Kulak ve yanaklarda rahatsızlık: Diş çıkaran bebeklerde kulaklarını çekiştirme veya yanaklarını kaşıma gibi halleri görülebilir. Özellikle azı dişleri çıkarken, dişetlerindeki ağrı sinirler nedeni ile kulak ve yanağa etki edebilir. Bu nedenle bebeğin bu rahatsızlıktan dolayı kulak veya yanaklarına küçük parmaklarla hafif masaj yaparak onu rahatlatmaya çalışmak iyi olacaktır.

Uykusuzluk: Bebekler yalnızca gündüz diş çıkarmadığından gece uykusunda da azalma görülebilir.

 

Bebeğin Rahatsızlıklarını Hafifletmek İçin Neler Yapılabilir?

Bebek, diş çıkarmanın verdiği rahatsızlıklarla daha nazlı ve yorgun olacaktır. Bu nedenle ona mümkün olduğunca şefkat, sevgi ve ilgi göstermek gerekmektedir. Bu dönemde özellikle dikkatini başka yönlere çekecek ortamlar yaratmak (oyun oynatmaya çalışmak, vs gibi) acısını hafifletmeye yardımcı olur. Ayrıca bebeğin dişlerini kaşıyabilmesi için uygun materyaller verilmesi (lastik diş halkası, havuç, vs), ellerin iyice yıkanarak parmağın emdirilmesi, soğuğa yakın su vermek de rahatlatıcı olabilir. Bununla beraber soğuk kompreslerle de dişetlerine kısa süreli ve hafif masajlar ağrıyı biraz alabilir. Ayrıca jeller ve ağrı kesiciler de, doktor tavsiyesi ile uygulanabilir.

Kategoriler
SAGLIK

Ağız Kokusu Nedir? Ağız Kokusunun Nedenleri Nelerdir? Ağız Kokusu Nasıl Oluşur, Ağız Kokusu Tedavi Yöntemleri

Bazı insanların en büyük sorunudur ağız kokusu. Öyleki insanlar, bu promlem yüzünden başkalarıyla konuşmaya bile çekinir hale geliyorlar, hayatlarında büyük sıkıntı çekmelerine neden oluyor. Bazılarının hayatını kabusa çeviren bu durum acaba bir hastalık mı? Hastalıksa oluşum nedenleri ve tedavisi var mı? İşte bunları öğreneceğiz bu yazımızda. İlk önce ağız kokusunun nedenlerine bakacağız, sonra da ağız kokusunu gidermek için neler yapmamız gerektiğine bakacağız;

Vücutta diyabet, karaciğer ve böbrek hastalıkları gibi bazı sistematik rahatsızlıklar kokuya neden olabilir. Ancak ko­ku nedenlerinin yüzde 90′ı ağız ortamından kaynaklanır. Bahsettiğimiz bu kokunun soğan, sarımsak yemekle oluşan kokularla elbette bir ilgisi yok. Sonuçta bu tür gıdalar alın­madığında ya da ağız temizliği yapıldığında sağlıklı bir ağızda koku kalmaz. Söz konusu ettiğimiz koku, kronik ağız kokusudur ki asıl nedeni bellidir: Diş çürüğü, dişeti hastalıkları, kötü yapılmış protezler, kötü ağız hijyeni ve ağız kuruluğu vs. sonucu aneorop (oksijen sevmeyen) bak­terilerin ağız içerisinde yumuşak dokularda ve özellikle dil kökünde birikmesinden kaynaklanır.

Dil kökü üzerinde biriken ölü doku artıkları, kan ele­manları ve gıda artıkları bu bakteriler tarafından parçala­narak kokulu uçucu gazların oluşmasına neden olur. (Ör­neğin: metil merkaptan ve hidrojen sülfit denilen uçucu gazlar, ki metil merkaptan ahır, hidrojen sülfıt ise çürük yumurta kokusuna benzer.)

Yapılan ağız muayenesinde bahsettiğimiz çürük, dişeti hastalığı, hijyenik olmayan protez vs. gibi bir sebep varsa diş hekiminiz tarafından görülecek ve tüm sorunlar, tedavi­si yapılarak çözülecektir. Ağız hijyeninize de gereken özeni gösterirseniz ağız kokunuz hızla kaybolacaktır: Tüm bu önerileri uygulamanıza rağmen ağız kokusu devam ediyor­sa ağız dışı nedenler akla gelmelidir. Bunların başında;

  • Sinüs ve akciğer hastalıkları,
  • Diyabet (aseton kokusu),
  • Böbrek hastalıkları (balık kokusu),
  • Metabolizma hastalıkları,
  • Ağız kuruluğuna neden olan psikolojik rahatsızlıklar vs. gelir.

Özellikle ağız kuruluğu kötü ağız kokusuna neden olur. Tükürük akış hızı ve miktarındaki azalma da ağız kurulu­ğunu artırıcı etkenler arasındadır. Ağız kuruluğunda nor­malden daha az olan tükürük, dil üzerinde oluşan bu mad­deleri yeterince yıkayamaz ve böylece ağız kokusu artar.

Ağız kuruluğunun bir diğer olumsuzluğu da tükürük azlığının ortamdaki oksijen azlığına da neden olmasıdır. Ağız ortamındaki oksijen azlığı da aneorop (yani oksijen sevmeyen) mikroplar için uygun bir ortamdır. Stres de ağız kuruluğuna yol açtığı için ağız kokusunun oluşma ne­denleri arasında sayılmaktadır. Ağız kuruluğuna neden ol­duğunu hissettiğiniz bir ilaç kullanıyorsanız doktorunuza danışarak ilaç kullanımını sonlandırın. Özellikle diyabet hastalan ve depresyon için kullanılan ilaçlarda sık görülür. Eğer ilaç kullanmak zorunda iseniz, ağız kokusunu azalt­mak için yudum yudum su için ve fırçalamanızı aksatma­yın. Tükürük akımını hızlandırmak için şekersiz sakız çiğ­nemek de iyi gelir.

Bir diğer konuda ağız kokusu sanıldığı gibi midenizde-ki ya da sindirim sisteminizdeki bir rahatsızlıktan dolayı olmaz. Yutak normal olarak sadece gıdaların akışına izin verir. Yani tek tarafa açılan bir kapak gibidir, sadece ge­ğirme olayında ters hava akışı oluşur ki bu da kronik ko­kunun nedeni değildir; yani sindirim sisteminde sorun bile olsa bu koku yutaktan ağzınıza çıkış yolunu kolay kolay bulamaz.

Ağız kokularının giderilmesinde yapılacak iki temel şey vardır: Birincisi, ağız içinde kokuya neden olan gazla­rın yıkanması; ikincisi ve daha önemlisi bu gazların oluş­masına neden olan bakterilerin yok edilmesidir. Yani ağız hijyeninin tam olarak sağlanmasıdır.

Daha önce de değindiğimiz gibi, diş fırçalama ve dil temizliği tam olarak yapılmalı (yaklaşık 3 dakika), buna ek olarak alkol içermeyen gargaralar kullanılmalıdır. Al­kollü gargaralar ağız kuruluğuna neden olan kokulara uy­gun zemin yaratırlar.

Siz de ağız kokunuzun olup olmadığını bir-iki küçük deneyle anlayabilirsiniz. Kokusuz bir diş ipi ya da kürdan ile büyük azı dişlerinizin ara yüzünü diş duvarlarına baskı uygulayarak temizlemeye çalışın. İşlem bittikten sonra bir süre bekleyip diş ipini ya da kürdanı koklayın. Yine dilini­zi iyice dışarı çıkarıp dil kökünü gazlı bir bez ya da abestan (muayene sırasında kullanılan tahta çubuklar) ile sıyırın. Bir süre bekleyip silme işleminde kullandığınız enstrüman­ları koklayın. Her iki durumda da koku alıyorsanız, ağız kokusuyla başınız dertte demektir. Bu koku testini, yakınla­rınızın suratına hohlayarak yapmanızı önermiyoruz.

Kısaca maddeleyecek olursak, uzun süren ağız koku­nuz varsa ve bir an önce bunu ortadan kaldırmak istiyor­sanız:

  1. Ağızda tespit edilen çürük, kırık dolgu, dişeti cebi, hatalı protez gibi bütün koku kaynaklarını tedavi ettirin.
  2. Günde en az 2 defa yaklaşık 3 dakika etkili bir bi­çimde dişlerinizi fırçalayın.
  3. Dil temizliği konusuna gereken önemi vermelisiniz. Dil temizliği ağız kokusunda çok önemli bir yere sahiptir. Özel dil temizleyicileri ya da diş fırçası kullanılarak mut­laka dilin arka kısımları günde bir kez temizlenmelidir.
  4. Çay ve kahve türünden içecekleri mümkün oldu­ğunca az tüketin. Çünkü bunlar ağız ortamındaki aneorop mikrop üremesini artırır.
  5. Sigara, alkol ve baharatlı gıdalar kontrollü kullanıl­malı, hatta kullanılmamalıdır.
  6. Kalan proteinler bakterilerin etkisiyle kokulu gazla­ra dönüştüğü için süt içtikten ya da süt ürünleri yedikten sonra dişlerinizi mutlaka fırçalayın.
  7. Şekerli gıdalar da aynı şekilde bu gazlan üretmekte hammadde olarak kullanılır. Bu tür gıdalar alındıktan son­ra da günlük fırçalamaya ek olarak ağız hemen temizlenip kalan artıklar ağızdan uzaklaştırılmalıdır.
  8. Ağız kuruluğuna neden olduğunu hissettiğiniz bir ilaç kullanıyorsanız doktorunuza danışarak bunu değişti­rin, değiştiremiyorsanız yan etkileri için doktorunuzdan durumunuza uygun tavsiyeler alın. Hiçbiri olmuyorsa gün­de on bardak su içerek ağızda oluşan kuruluğun olumsuz etkilerini azaltmaya çalışın.
  9. Şeker içermeyen ksılitol gibi tatlandırıcı içeren sa­kızlar çiğneyin. Çiğneme tükürük akışınızı uyarır ama şe­kerli sakız çiğnerseniz durumu daha da kötüleştirirsiniz. Şekersiz sakızlarla gün içerisinde tükürüğünüzün daha fazla üretilmesine yardımcı olursunuz.
Kategoriler
GÜNCEL

Çocuklarda Görülen Bulaşıcı Hastalıklar Nelerdir? Belirtileri, Korunma ve Tedavi Yöntemleri

Kış  ve ilkbahar mevsimleri çocukların sağlığını tehdit eden bulaşıcı hastalıkların ortaya çıkması için uygun bir dönemdir. Eski­den salgınlar halinde görülen bulaşıcı hastalıklar, binlerce çocuğun ölümüne neden olurdu. Günümüzde artık bulaşıcı hastalıkların birçoğuna karşı geliştirilmiş aşılar var.