Kategoriler
EĞİTİM

Hangi Üniversitelerde Pedagojik Formasyon Eğitimi Veriliyor?

Birçok gencin hedefi ve idealidir öğretmenlik. Herkesin bildiği gibi öğretmen olarak çalışabilmenin tek yolu da üniversitelerimizdeki Eğitim Fakültelerinden birini bitirmektir. Gerçi bazı durumlarda bu fakülteyi bitirip diplomayı almakta bir işe yaramıyor ya neyse! (KPSS!) Biz gelelim asıl konumuza yani Fen Edebiyat Fakültesi mezunu arkadaşlarımıza. Fen Edebiyat Fakültesi mezunlarının öğretmen olabilmesi için Milli Eğitim Bakanlığı’nın getirdiği bir kural nedeniyle formasyon eğitimi almaları zorunlu hale getirdi maalesef. Buna bir çözüm bulma konusunda ÖSYM, yaptığı bir çalışma sonucu bu eğitimin birçok üniversitece verilmesini sağladı. İşte 2011-2012 eğitim-öğretim yılından itibaren formasyon eğitim verecek üniversitelerimiz:

200 Kontenjanı Olan Üniversiteler

  • Abant İzzet Baysal Üniversite
  • Adnan Menderes Üniversitesi
  • Akdeniz Üniversitesi
  • Bahçeşehir Üniversitesi
  • Celal Bayar Üniversitesi
  • Cumhuriyet Üniversitesi
  • Onsekiz Mart Üniversitesi
  • Osmangazi Üniversitesi
  • Fırat Üniversitesi
  • Dicle Üniversitesi
  • Dumlupınar Üniversitesi
  • İnönü Üniversitesi
  • Kafkas Üniversitesi
  • Sütçü İmam Üniversitesi
  • Karadeniz Teknik Üniversitesi
  • Kocaeli Üniversitesi
  • Pamukkale Üniversitesi
  • Rize Üniversitesi
  • Süleyman Demirel Üniversitesi
  • Trakya Üniversitesi
  • Uludağ Üniversitesi
  • Yüzüncü Yıl Üniversitesi
  • Karaelmas Üniversitesi

400 Kontenjanı Olan Üniversiteler

  •  Ankara Üniversitesi
  • Anadolu Üniversitesi
  • Atatürk Üniversitesi
  • Çukurova Üniversitesi
  • Dokuz Eylül Üniversitesi
  • Ege Üniversitesi
  • Erciyes Üniversitesi
  • Gazi Üniversitesi
  • İstanbul Üniversitesi
  • Marmara Üniversitesi
  • Ondokuz Mayıs Üniversitesi
  • Sakarya Üniversitesi
  • Selçuk Üniversitesi
  • Yıldız Teknik Üniversitesi
Kategoriler
EĞİTİM

Hangi Üniversite Öğrencilerine Hangi İmkanları Sunuyor?

Bugün LYS sonuçlarının açıklanmasıyla tercih süreci başlayacak. Tercih sürecinde Üniversiteler kaliteli öğrencileri kapmak için birbrleriyle yarışıyor. İlk 100’e veya ilk 1000’e giren öğrencilere öyle imkanlar sunuyorlarki insanın ağzı açık kalıyor. İşte detaylar;

Bazı vakıf ve devlet üniversiteleri mezunlarına bin 500 TL’den 6 bin TL’ye ücretlerle iş fırsatı sunuyor. Yeni açılan bazı üniversiteler ‘iş garantili’ pilotluk, kaptanlık bölümleriyle dikkat çekerken, Atatürk Üniversitesi Çağrı Merkezi’nde, Gazi Üniversitesi de Tapu Kadastro’da çalışma garantisi sunuyor.

Öğrencilere cazip fırsatlar sunan üniversiteler, sadece diploma değil, iş garantisi de veriyor. Bu yıl eğitime başlayacak Türk Hava Kurumu Üniversitesi, her mezununa Türk Hava Yolları, Atlas Jet gibi anlaşmalı şirketlerde 6 bin TL’den başlayan ücretlerle iş imkanı sunuyor. Piri Reis, Medipol, Melikşah, Gazi ve Atatürk Üniversiteleri de farklı bölümlerinden mezun olan öğrencilere “garantili iş fırsatı” sunuyor. Atatürk Üniversitesi ve Turkcell işbirliği ile Çağrı merkezinde iş fırsatı sunarken, Gazi Üniversitesi’ne bağlı Tapu Kadastro Meslek Yüksekokulu’nu bitiren öğrencilerin tümü KPSS puanına bakılmaksızın anında memur oluyor.

6 BİN TL AYLIKLA PİLOT OLUN

Türkiye’nin ilk uzay ve havacılık üniversitesi Türk Hava Kurumu Üniversitesi, bu yıl ilk kez eğitime başlayacak. Pilotaj, Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği bölümlerine, 48 burssuz, 12 burslu olmak üzere 60’şar öğrenci alacak üniversite, 6 bin TL’den başlayan maaşlarla Türk Hava Yolları, Atlas Jet gibi hava yolu şirketleriyle anlaşmalı olarak mezunlarına da iş garantisi veriyor. Piri Reis üniversitesi, bu yıl Gemi İnşaatı ve Gemi Makinaları Mühendisliği bölümlerine öğrenci alacak. Üniversite, Deniz Ticaret Odası’na bağlı olarak çalışan 8 bin firmada iş fırsatı sunuyor. Maaşların 3 Bin Dolardan başladığı denizcilik sektörü göz önüne alındığında Piri Reis Denizcilik Üniversitesi alternatifler arasında değerlendirilebilir.

İKİNCİ YABANCI DİL İMKANI

Kayseri’de açılan Melikşah Üniversitesi de başarılı öğrencilerine iş vadinde bulunuyor. İlk 100’e girenlere aylık bin lira burs veren üniversite, tüm bölümlerden ilk beşte mezun olanlara iş garantisi, çift diploma imkânı, çift anadal- yandal imkânları, iki dilde eğitim, ikinci yabancı dil öğrenme imkânı sunuyor. Atatürk Üniversitesi ve Turkcell işbirliği ile Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi’nde açılan Çağrı Merkezi Hizmetleri Önlisans Programı mezunlarına iş garantisi veriyor. Yükseköğrenime Giriş Sınavı ile 2011-2012 eğitim-öğretim yılında 500 öğrencinin alınacağı program, nitelikli eleman açığının kapatılmasını amaçlıyor.

GAZİ’DE ‘TAPULU’ İŞ GARANTİSİ

Gazi Üniversitesi’ne bağlı Tapu Kadastro Meslek Yüksekokulu’nu bitirenlere de devlet kademesinde çalışma fırsatı sunuluyor. Okulu bitiren mezunlar, KPSS’ye girmiş olmak şartıyla, sınavdan kaç puan aldıklarına bakılmaksızın Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü’nde memur olarak işe başlıyor.

İş garantisi veren okulların yanında, iş potansiyeli yüksek bölümler de tercihlerde öne çıkıyor. Bilgisayar, Elektrik, Gemi Haberleşme gibi bölüm mezunları her koşulda istihdamda diğer alanlara göre bir adım önde gidiyor. Gemi İnşa ve Güverte, Kuyumculuk, Uçak Gövde Bakımı, Raylı Sistemler, Endüstriyel Otomasyon ve Grafik Tasarım gibi bölümler iş potansiyeli yüksek bölümler arasında bulunuyor.

ALTIN GİBİ MESLEK

Türkiye mücevher sektöründe dünyanın sayılı ülkeleri arasında olduğundan, mezunların iş bulabilme şansları çok yüksek. Özellikle kuyumculuk, takı tasarımı gibi bölümler sundukları iş fırsatlarıyla dikkat çekiyor. İstanbul Aydın, Gazi, Atatürk, Adnan Menderes, Dokuz Eylül, Muğla, Dumlupınar, Süleyman Demirel, İstanbul Teknik, Mersin ve Marmara Üniversitelerinde bulunan Kuyumculuk, Takı Tasarımı adlarla verilen eğitimler lisans ve önlisans düzeyinde gerçekleşiyor.

Önce karar ver sonra seç

Üniversite sayısının artması hiç şüphesiz üniversitelerin iş imkanı sunması yanında eğitim sırasında sağladıkları burs ücretlerinde alternatiflerin de artmasına neden oldu. Yıllık eğitim ücretleri yüksek olsa da, taksit ve burs imkanlarını çeşitlendiren üniversiteler, ‘Özel Paket Bursu’, ‘Tercih Sırası Bursları’, ‘DGS Bursları’, ‘ÖSYM Bursları’, ‘Ham Puan Bursları’, ‘Akademik Başarı Bursları’, ‘Öğretmen Çocukları Bursu’ adı altında indirim uyguluyorlar. Türk Silahlı Kuvvetler Mensupları ve Çocukları Bursu, Teşvik Bursu gibi burslar da veren üniversiteler, Kardeş İndirimi gibi burslarla da öğrencilere alternatifler sunuyor. Sürat Yayınları Rehberlik Uzmanı Hakan Baykal, alternatiflerin çoğaldığını belirterek, üniversitelerin çok fazla imkan sağladığını ancak öğrencilerin, bu seçenekler arasında kendileriyle örtüşenleri tercih etmeleri gerektiğini belirtiyor. Baykan, “Bazı üniversiteler iş garantisi veriyor, bazıları da yüksek burs imkanları sağlıyor. Bundan önce her aday, gelecekte ne yapacağını belirleme… Daha sonra da kendi tercihleriyle örtüşen bölümleri kafasında oluşturmalı… Bu noktadan sonra gideceği üniversiteyi seçmelidir” dedi.

Uygulamalı tıpta Medipol

Yeni açılan vakıf üniversitelerinden biri olan Medipol Üniversitesi Tıp, Diş Hekimliği, Eczacılık, Hukuk ve Sağlık Bilimleri’ne 490 öğrenci alacak. Üniversite, bağlı olduğu Medipol Sağlık Grubu kuruluşlarında da çalışma imkânı sunuyor. Ağırlıklı olarak sağlık branşlarında eğitim veren Medipol Üniversitesi, bu yıl ilk kez açılacak Hukuk Fakültesi’yle de dikkat çekiyor. Özellikle Sağlık hukuku alanında uzman yetiştirmeyi amaçlayan üniversite bu alanda oldukça iddialı…

Aday rehberi

SORU: Kaç puanla hangi bölümler tercih edilebilecek?

CEVAP: YGS’de 140 puanla 179.99 arası puan alan adaylar sadece meslek yüksekokulu ön lisans programları ile açık öğretim programlarını tercih edebilecekler. Lisans programları için de YGS’den 180 puan alma şartı bulunuyor.

SORU: Özel yetenekle öğrenci alan bölümleri tercih etmem için kaç puan almış olmam gerekir?

CEVAP: Özel yetenek sınavıyla öğrenci alan yükseköğretim programlarına başvurabilmek için de YGS puanlarından en az birinin 140 ve üzeri olması gerekir.

 

Her bölüm için burs

Medipol Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sabahattin Aydın, 2011-2012 Öğrenim Yılında 490 öğrenci kontenjanı bulunduğunu belirterek, “Üniversite Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Öğrencilerinin Tümü (60 öğrenci) yüzde yüz burslu. Tıp Fakültesi, Diş Hekimliği ve Eczacılık bölümleri ve Sağlık Birimleri’nde de Beslenme ve Diyetetik, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon bölümlerinin her birinde ayrı ayrı 5’er kişi yüzde yüz burslu, 55’er öğrenci de yüzde 25 burslu olacak” dedi.

Diplomalı pilot yetiştireceğiz

Bu yıl ilk kez eğitime başlayacak olan Türk Hava Yolları Üniversitesi’nin Rektörü Prof. Dr. Ünsal Ban, daha önce kısıtlı alanlarda ve yüksek maliyetlerle kazanılan pilotluk mesleğinin artık daha kolay ulaşılır olduğunu ifade ederek, “3 farklı şehirde, iki havaalanı kullanarak eğitim vereceğiz. Öğrencilerimiz Avrupa standartlarının üzerinde uçuş deneyimi elde ederek pilotluk yapabilecek. En az 270 saat uçuş yapacaklar. Mezunlar ise hiç beklemeden işbaşı yaparak mesleklerini icra edebilecekler” dedi.

Mezuna 2 bin lira maaş

Gazi Üniversitesi Tapu Kadastro Meslek Yüksek Okulu mezunları da Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü bünyesinde devlet memuru olarak, bin 300 ila 2 Bin TL maaşla işe başlayabildiğini söyleyen Gazi Üniversitesi Tapu Kadastro Meslek Yüksek Okulu Müdürü Prof. Serdar Altınok, okulun Türkiye’de tek olduğunu belirterek, “Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü’nün personel talebini karşılamakta güçlük çekiyoruz. Bu yıl kontenjanımız 40 olarak belirlendi” dedi.

Öğrencilerin yüzde 90’ına burs

KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ: İlk kez bu yıl öğrenci alacak olan İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi, öğrencilerine yüzde 90 oranında burs imkânı veriyor. Üniversite bu yıl ki toplam öğrenci kontenjanı olan 870 kişiden 757’sine burs verecek. Burs alacak öğrencilere yüzde 100, yüzde 50, yüzde 25 oranlarında burs sağlanacak. İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi 5 fakülte ve 1 enstitü ile eğitime başlıyor. Eğitim ücretlerinde ‘tek fiyat’ uygulayan üniversitede Fen Edebiyat Fakültesi, Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi, Hukuk Fakültesi, İktisadi İdari Bilimler Fakültesi ile Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi’nin tüm bölümlerinin yıllık ücreti KDV hariç 19 bin 800 TL olarak ücretlendiriliyor. Üniversitede Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi haricinde tüm fakülteler İngilizce eğitim veriyor.

Okan’da tercih günleri başladı

OKAN ÜNİVERSİTESİ: Fen Edebiyat Fakültesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Hukuk Fakültesi, İktisadi İdari Bilimler Fakültesi, Güzel Sanatlar Fakültesi bulunan Okan Üniversitesi de burs oranlarıyla dikkat çekiyor. 3 yüksekokulda 28 bölümle eğitim veren üniversitenin bu yıl vereceği burs oranı, toplam kontenjanının yüzde 82’sine ulaşacak. Üniversitede yıllık eğitim ücretleri de 9 bin 750 TL ile 21 bin 600 TL arasında değişiyor. Okan Üniversitesi, adaylara tercih konusunda her türlü desteği sağlamak amacıyla 15 Temmuz ile 5 Ağustos tarihleri arasında “Tercih-Tanıtım Günleri” düzenliyor. Okan Üniversitesi’nin deneyimli tercih danışmanları, adaylara tercih konusunda ücretsiz olarak bilgiler verecek.

Kategoriler
Genel Kültür TARİH

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Cenaze Töreni Görüntüleri

Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ‘ün Türk halkını yasa boğan cenazesi… Hiçbir yerde izlemediğiniz, son derece duygusal görüntüler bu belgeselde…

Kategoriler
BELGESEL

Anıtkabir Belgeseli İzle

Anıtkabir Belgeseli Anıtkabir komutanlığı tarafından hazırlanan ve Anıtkabir’in tanıtımının yapıldığı güzel bir belgesel.

Kategoriler
SİNEMA

Mustafa Filmi

70. ölüm yıldönümünde Atatürk’ü seyirciye yeniden tanıştıracak filmi Can Dündar yazıp yönetti ve müziklerini Goran Bregovic besteledi.

15 yıldır Atatürk belgeselleri yapan, “Sarı Zeybek”le seyirciyi Ata’nın insani yüzüyle tanıştıran Can Dündar ve ekibi şimdi onun bütün hayatını sinema diliyle anlatıyor.

Atatürk’ün ölümünün 70. yıldönümünde Selanik’ten Dolmabahçe’ye kadar hayatını başından sonuna mercek altına alarak, onu şablonlardan uzak olarak askeri, siyasi, insani boyutlarıyla anlatmayı amaçlayan “Mustafa” filmi, seyirciyi, özellikle de yeni nesli Atatürk’ü yeniden keşfe davet ediyor.

Filmin Galası Yapıldı:

Filmin gösterimi öncesinde konuşan Can Dündar, Atatürk’ün 10. Yıl Nutku’nda çok ilgilerini çeken 2 cümle olduğunu belirterek, bu cümlelerin ”Bu söylediklerimin gerçek olduğu gün senden ve beşeriyetten dileğim şudur; Beni hatırlayınız” olduğunu söyledi.

Sonradan o satırların üzerinin 10. Yıl Nutku’nda çizili olduğunu gördüklerini belirten Dündar, ”Ve anılarından öğrendik ki yakınındakiler ‘böyle bir ifadenin bir veda mesajı olarak algılanacağını’ söylemişler. Yıl 1933 ve ‘o mesajın kötü bir izlenim bırakacağını’ söyleyerek kendisini vazgeçirmişler. Bunun üzerine o iki ifadenin üzerini çizmiş. Fakat diğer mektuplarındaki talepleriyle birleştirilince bizim için çok anlamlı göründü. Ölümünün 70. yılını anarken bu filmle, ‘Beni hatırlayınız’ direktifini, vasiyetini yerine getirmeye çalıştık. Bu film o yönde atılmış bir adımdır. Küçük de olsa ‘beni hatırlayınız’ vasiyetine bir karşılıktır. Umarım beğenirsiniz” diye konuştu.

Dündar, filmin gösterimi için bu mekanı kendilerine açan ve ”Belge ve Fotoğraflarla Atatürk ve Milli Saraylar Sergisi” ile beraber filmin burada gösterimine katkıda bulunan Dolmabahçe Sarayı yetkililerine ve TBMM Başkanı Köksal Toptan’a teşekkür etti.

Filmi 2 yapımcı ortakla yaptığını ve bunlardan birinin NTV olduğunu belirten Dündar, NTV’ye, filmin hazırlanması için kendisiyle beraber emek harcayan film ekibine, projeye destek sağlayan Sabancı Grubu ve eşine de teşekkür ettiğini söyledi.

GÜLER SABANCI

 

Filmin sponsorluğunu üstlenen Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı da Can Dündar’ın bir gün kendisini ziyarete geldiğini ve henüz tamamlanmış olan ”Mustafa” belgeselini ne denli titizlik ve özveriyle hazırladıklarını anlattığını kaydetti.

Kendisinin Dündar’ın heyecanından ve belgeselin isminin ”Mustafa” olmasından çok etkilendiğini anlatan Sabancı, ”Bir kişi olarak, bir insan olarak Mustafa, bu iki faktör beni çok etkiledi. Biz de bu projeye katkıda bulunma şansını elde ettik. Merhum Sakıp Sabancı, yaşarken gerek yurtiçinde gerek de yurtdışında yapımcı ve yönetmenlere Mustafa Kemal Atatürk filmi yaptırmak için çok uğraştı. Bizim katkımıza onun o hayali de ayrıca destek oldu. Türkiye’de bu boyutta bir ilk olan belgeselin yurdumuz gençliğine Cumhuriyet Bayramı hatırası olmasını diliyorum” diye konuştu.

Konuşmaların ardından Can Dündar’ın senaryosunu yazıp yönettiği ve müziklerini Goran Bregoviç’in bestelediği ”Mustafa” filminin gösterimi yapıldı. Filmi izlemeye gelen konuklar arasında yer alan Genelkurmay eski başkanı emekli orgeneral Yaşar Büyükanıt, gazetecilerin filme ilişkin soruları üzerine, ”Ata’yı çocukluğundan başlayarak anlatan bir film. Ben de detaylarını bilmiyorum” karşılığını verdi. Filmin çok ilgi çekici olduğu ifade eden Büyükanıt, merakla izleyeceğini söyledi.

Büyükanıt, bir gazetecinin, ”televizyonlardaki görüntülerde, sivil hayata alıştığının görüldüğünü” söylemesi üzerine de, ”Tabii alıştım niye alışmayayım?” yanıtını verdi.

”Sivil hayatta neler yaptığına” ilişkin bir soru üzerine de Büyükanıt, daha çok kültürel ve sanatsal faaliyetlere katıldığını, tiyatroya gittiğini, spor yaptığını, bol bol kitap okuduğunu belirterek, daha önce bir kısmını yapamadığı etkinlikleri şimdi yapma olanağı bulduğu için mutlu olduğunu bildirdi.

FİLMLE İLGİLİ YORUMLAR

 

Yaşar Büyükanıt, 2 saat süren filmin ardından basın mensuplarına yaptığı değerlendirmede de Atatürk’ü, belgeselin sınırları içinde bütünüyle anlatabilmenin mümkün olmadığını belirterek, ”Ama eldeki imkanlarla iyi bir arşiv çalışması yapılmış. Değerli bir çalışma olarak görüyorum” dedi.

Atatürk’ün manevi kızı Ülkü Adatepe de filmin başının çok güzel olduğunu, ancak özellikle ikinci yarıda kimi yerleri beğenmediğini söyledi.

Adatepe, ”Atatürk, çok fazla boş, hiçbir şey yapmıyor, çok üzgün olarak anlatılmış. Atatürk çok üzgün değildi. O çok mutluydu. İnkılaplarını yapıyordu, yazılar yazıyordu, kitaplar okuyordu” diye konuştu.

Can Dündar’ın, filmi hazırlarken kendilerine danışmadığını ifade eden Adatepe, ancak kendisine kırgın olmadığını, çekimlerin çok güzel olduğunu kaydetti.

ÖDP Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Ufuk Uras ise devrim tarihi dersi verdiğini hatırlatarak, bu denli görsel ayrıntının çok ilginç olduğunu anlattı. Uras, ”Geçmişi olmayanın geleceği olmuyor. Hakikaten çok önemli dersler içeriyor. Emeği geçenleri bir kere daha kutluyorum” dedi.

Gazeteci-Yazar Güneri Civaoğlu da, ”Can’ın yapacağı birşeyin zaten çok güzel olacağı” önyargısıyla filmi izlediğini belirterek, ”Bir belgesel göreceğim diye geldim. Belgeseli çok aşan, içine ruh katılan, Can’ın buna içindeki sıcaklığı, şiiri verdiğini gördüm. Müzik, kurgu, çalışma çok güzel. Ben bunun uluslararası yarışmalara gönderilmesi gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.

Civaoğlu, Ülkü Adatepe’nin eleştirileriyle ilgili olarak da her insanın mutsuz olduğu zamanlar olduğunu ve belgeselin belgelere dayanarak hazırlandığını söyledi.

Sanatçı Gülben Ergen ise olağanüstü etkileyici bir film izlediğini belirterek, ”İsterim ki herhangi bir belgesel gibi 1-2 ay gibi kısıtlı bir sürede oynamasın. 1-2 yıl hiç vizyondan inmese bu belgesel. Bütün Türkiye izlese. Eğer bir şekilde bizi üzen bir rakam olursa, bu çok korkutucu şeylerin sinyali demektir. Çok büyük gişesi olmalı. 10-20 milyon gişeli olmalı” dedi.

Filmde Atatürk’ün, bugüne dek kendilerine anlatılan temel bilgilere sadık kalınarak çok daha sıcak, gerçekçi ve etkileyici bir biçimde anlatıldığını ifade eden Ergen, ”Bence zamanlaması çok doğru bir belgesel. Bunun altında yatan tüm gerçekleri biz biliyoruz. O yüzden de çok izlenmesi gerektiğini söylüyorum” diye konuştu.

”FİLM ATATÜRK’ÜN ANLATIMLARINA, NOTLARINA DAYANIYOR”

 

Can Dündar da ekip olarak, ”farklı bir Atatürk yorumu ortaya koyabilir miyiz” diye uğraştıklarını belirterek, ”Bundan sonra benim birşey söylemem doğru olmaz. Seyirci söyleyecek doğru olanı, nasıl bulduğunu, nelerin eksik kaldığını. Biz de farkındayız çok eksiğimiz var. Ama dediğim gibi bu kendi içinde bütünlüğü olan bir başka Atatürk’ü anlatma çabasıydı. Onu ne kadar gerçekleştirebildiğimizin takdiri seyircinin” dedi.

Dündar, gazetecilerin eleştirileri hatırlatması üzerine, şunları kaydetti:

”Biz büyük oranda Atatürk’ün kendi anlatımlarına, kendi tuttuğu notlara, onunla ilgili anlatılan anılara dayanarak hazırladık bu belgeseli. Dolayısıyla pek azı benim yorumum, çoğu kendi anlattığı şeyler. Elbette başkaları başka fikirde olabilir ve onların da film yapıp bunun aksini söyleme hakları var. Bu da bizim Atatürk’ümüz. Burada şaşırtıcı olan, film çıkmadan eleştirilerin çıkmış olmasıydı. Böyle olması çok doğal. Buna hazırız. Sonuçta belgeselini yaptığımız insan Atatürk. 2 saatlik bir filme böyle bir hayat hikayesini ve böyle bir lideri sığdırmak zaten son derece güç. Dediğim gibi bunu bir adım varsayalım ve daha iyisini yapmak için hep birlikte seferber olalım.”

Dündar, filmin özünün röportajlara dayalı olmadığını, tamamıyla yazılı belgelere dayalı bir film yapmaya çalıştıklarını belirterek, tanıklıklara dayalı bir film yapması durumunda Ülkü Adatepe’nin de kapısını çalacağını dile getirdi.

Atatürk’ü seslendiren tiyatro sanatçısı Yetkin Dikinciler de filmin kendisini en mutlu eden tarafının, Atatürk’ün dokunulmaz tarafından öte ”Mustafa” olarak çocukluktan başlayan insan haliyle beyazperdeye aktarılması olduğunu anlattı.

Dündar’ın, Atatürk’ün ”özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir” düsturunun devamı olarak, özgür ve bağımsızca kendi birikim ve estetik anlayışıyla filmi hazırladığını ve şu anda bulunulan mekanın da çok duygusal bir mekan olduğunu belirten Dikinciler, ”Burası onun son nefesini verdiği yer. Hepimizin aldığı nefesler onun sayesinde. Aynı duygusallık içindeyim” diye konuştu.

Bu arada film gösterimini izleyeceği bildirilen TBMM Başkanı Köksal Toptan, ”Belge ve Fotoğraflarla Atatürk ve Milli Saraylar Sergisi”nin açılışının ardından, filmi izlemeden Dolmabahçe Sarayı’ndan ayrıldı.

AA

Kategoriler
TARİH

Atatürk’ün Müthiş Hatay Planı!

Hatay davasında Fransız büyükelçisine gözdağı vermek isteyen Atatürk, öyle bir oyun oynadı ki. Hatay için gözdağı vermek isteyen Atatürk’ten ilginç taktik. Fransız Elçi’yle buluşmasında kadın pilot Sabiha Gökçen’e havaya üç el ateş ettirdi.

Restaurantın silahlı basılması planını Atatürk ve ilk kadın pilot Gökçen’den başkası bilmiyordu. Belki birçoğumuzun haberinin olmadığı bu ilginç tarihi olayı Can Dündar, “Mustafa” belgeselinin konu edildiği Kanaltürk’te yayınlanan Kırmızı Halı programında anlattı:

 

OLAY SONRASI BÜYÜKELÇİYE SÖYLEDİĞİ O CÜMLE

“Sabiha Gökçen’den böyle bir şey beklemiyorlar. Korumalar atlıyor polisler tutuklayıp karakola götürüyor. Atatürk yanındaki Fransız büyükelçisine dönüp “görüyorsunuz bu millet beni affetmez” diyor. Müthiş bir sahne bu. Dramatize etmeye müsait sahne değil. Silah çekçeksiniz. Ankara Palas vesaire. Yapamadık, anlatamadık. Ama sahne olarak benim içimde çok yer etti. Çünkü Atatürk’ün iletişim dehası aslında. Hem onun yarattığı etkiyi büyükelçi üzerinde tahmin edersiniz.”

Peki Dündar’ın anlattığı tarihi olayın ayrıntıları nasıl? Çok az insanın bildiği çarpıcı olayın detayları ise şöyle:

TABANCANI BELİNE TAK VE BURAYA GEL

1937’de Fransa’nın, Hatay’ı Suriye’ye devretmeye hazırlandığı yolundaki haberler, Ankara’da sert tepkiyle karşılandı. Atatürk, hemen Gökçen’i de bir parçası yapacağı gözdağı planını uygulamaya koydu. Atatürk, bir akşam Gökçen’e, ‘Üniformanı giy. Tabancanı beline tak ve buraya gel. Bu akşam çok önemli bir görev daha vereceğim. Tarihi ilginç bir görev’ dedi. Ata, bunu söylerken, Gökçen’e, ‘Hatay konusundaki fikrin nedir?’ diye de sordu. Gökçen de, ‘Eskiden Girit için söylenirdi. Annemden dinlemiştim. ‘Girit bizim canımız, feda olsun kanımız!’ Aynı şeyi Hatay için düşünüyorum’ dedi.

GÖKÇEN SALONU SİLAHLA BASTI

Atatürk ve beraberindekiler, akşam Ankara’nın ünlü restoranı Karpiç’e gitti. Fransız Büyükelçisi M. Ponceau ile elçilik erkanı da oradaydı. Fransızlar’a hitaben bir konuşma yapan General Kasım Sevüktekin, sonunda Fransızlar’ın Hatay’ın Türkiye’nin olduğuna karar vereceklerine inandığını ifade etti. Fransa Büyükelçisi, Sevüktekin’i ayakta alkışladı. Generalden sonra ortaya fırlayan Gökçen, şunları söyledi:

GEREKİRSE CANIMIZI VERİRİZ

‘Generalim, Fransız dostlarımızın bu konuşmanızı değerlendirebileceklerini sanmıyorum. Fransa bir oyun içine girmiştir. Oyunun sonunda bizim olan toprakları Suriye’ye vermeyi planlamıştır. Fransa’nın oyununa gelerek Hatay topraklarını başkalarına bırakmayacağız. Biz gençler gerekirse bu işi silahlarımızla da halledebiliriz. Hatay bizim canımız feda olsun kanımız.’

1 GÜN HAPİS YATTI

Gökçen, sözlerini tamamlar tamamlamaz, silahını çekip, üç el ateş etti. Bu olayın ardından Atatürk’ün emriyle Gökçen tutuklandı. Hakim karşısına çıkan Gökçen, milli hislerinin galeyana geldiğini ve bunun için kimseden emir almadığını söyledi.

Sorgu sırasında, Atatürk’ün kız kardeşleri Makbule Hanım ile Semiha İnanç da silahlarını havaya boşalttıkları için adliyeye gelmişlerdi. Yasa gereğince, üç kadın 24 saat hapis cezasına çarptırıldı. Mesaj yerine ulaşmış ve Fransa, Türkiye’nin kararlılığını görmüştü.

Televizyongazetesi

Kategoriler
TARİH

Atatürk-Stalin Diyaloğu

Tarihi Atatürk-Stalin diyaloğu Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’nca düzenlenen “10 Kasım Atatürk’ü Anma Töreni”yle, ölümünün 70. yılında bir kez daha anıldı.

Olayın, Atatürk’ün 1936 yılında Ankara’da Rus Büyükelçiliğinin verdiği bir resepsiyona gitmesiyle yaşandığını belirten Tural, Atatürk’ün resepsiyona gece saat 01.30’da, şahsi dostları ve manevi kızlarıyla ve zeybek çaldırmak üzere yanında getirdiği müzisyenlerle gittiğinin bilindiğini söyledi.

Bundan sonraki olayların 1952 yılında bir İstanbul gazetesinde yayınlananlardan farklı olduğunu, kendisindeki belgenin Sovyetler Birliği’nin gizli arşivinden alındığını ve Stalin’in kendi imzası ve yazıları olduğunu ifade eden Tural, olayı şöyle aktardı:

“Buna göre, Gazi Paşa, Rusya Büyükelçiliğine bir soru soruyor. “Cumhuriyet Bayramımız dolayısıyla sizin lideriniz beni niçin kutlamadı?’ O zamanın Büyükelçisi Karahan, Cumhurbaşkanları Kalinin kendilerini kutladığını söylüyor. Atatürk’ün cevabı müthiş; “Sizin Cumhurbaşkanınız, aynı zamanda önderiniz midir?’ Cevap, “Hayır’. Atatürk soruyor; “Önderiniz kim?’ Cevap; “Stalin’. Atatürk; “Öyleyse, o beni kutlayacak. Ben ülkemin hem Cumhurbaşkanı, hem önderiyim. Kalinin değil, bana kutlama mesajını Stalin göndersin’ diyor.

Büyükelçi Karahan, Atatürk’ün Stalin’i doğrudan aramasını isteyerek, bu işe karışmak istemediğini söylüyor. Atatürk de bunun üzerine: “Niçin ben ilk adımı atayım’ dedikten sonra, tarihi cümleler geliyor:

“Ben bunu ancak eşit şartlarda yapabilirim. Eğer beni kabul ettiklerini hissediyorsam yapabilirim. Başka türlü işlerine evet diyemem. Sizin biliyorum, güçlü ve mekanize edilmiş büyük ordunuz var ve ondan korkmuyorum, sizlerden korkmuyorum. Benim arkamda 18 milyon halkım var. Benim emretmem yeterlidir. Halkım arkamdan nereye isterse gelir. Ben çok zarar verebilirim, elbette bunu hiçbir zaman yapmam, çünkü benim sözüm, benim dostluğum gibi kutsaldır.’”

Atatürk ile Büyükelçi’nin bu diyalogu “çok gizli” damgası ve “Stalin ile Molotov tarafından okunması” notu ile eklenerek Stalin’e sunulduğunu belirten Tural, Stalin’in Atatürk’ün sözlerini okuduktan sonra, “Dostumuz, Atatürk’ün sözleri ilgiyle, dikkatle okunsun” dediğini kaydetti.

Tural, “O tarihlerde dünyanın yüreğini hoplatan Stalin’in Atatürk konusunda daima dikkatli olduğu, Atatürk ölünceye kadar Türkiye aleyhine hiçbir şeyi açıktan söylemediği gerekçesini, buradan aldığı hususunu arz ediyorum” diye konuştu.

“BOŞ KONUŞMALARIN NEDENİ ZİHNİYET ZAYIFLIĞI”

Devlet Bakanı Mehmet Aydın ise konuşmasında, Atatürk’ün insanı güç anlayışı üzerinde durdu. toplum olarak bugün karşı karşıya olunan durumun, belgesiz, bilgisiz iddiaların, boş denebilecek konuşmaların, tutarlığı, evrenleştirme kabiliyeti olmayan argümanların temelinde bilimsel zihniyetin zayıflığının yattığını söyleyen Devlet Bakanı Aydın, “Söz konusu zayıflık bilimsel ve toplumsal hayatımızın her yönünü, son derece olumsuz şekilde etkilemekte, zaman zaman toplumsal gerginliklere kapı açmaktadır” dedi.

Burada Atatürk’ün “Fikri güç” anlayışının önem kazandığını belirten Aydın, ikinci olarak da bireyin gelişmesindeki asli rolün “irade gücüdür” olduğunu ifade etti.

Aydın, bu istikamette ilerleyecek bir bireyin önüne çıkabilecek en büyük engelin Atatürk’ün ifadesiyle “zayıf kalpli, zayıf muhakemeli, zayıf iradeleri insanların tedbir adı altında görecekleri engellemeler” olduğunu söyledi. Aydın, “Atatürk’e göre, her fert, istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine has siyasi bir fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icapları yapmak veya yapmamak hak hürriyetine maliktir. Kimsenin hiç birine, vicdanına hakim olunamaz, Vicdan hürriyeti mutlak ve tecavüz edilemez” diye konuştu. Bu ifadeleri destek alarak son insani gücün içtimai kuvvetleri olduğunu belirten Aydın, “İçtimai kuvvetlerin görevi ise toplumsal inşa gücünü devreye sokmak, ortak akla ve iradeye ulaşmanın imkanlarıyla yola koyulmaktır” şeklinde konuştu.

ANKA