Kategoriler
TARİH

Bütün Amerika Birleşik Devletleri(ABD) Başkanları, Partileri, Görev Yılları ve Yardımcıları

Şuanda dünyanın tek süper gücü durumunda olan Amerika Birleşik Devletleri (ABD), bu gücüne uzun yıllara dayanan tarihi geçmişinden sonra sahip olabilmiştir. Bir İngiliz kolonisinden, bağımsızlık savaşına, kölelerin ve zenci halhına uygulanan baskıdan, dünya ülkelerine demokrasi götürmeye, insanlığa atılmış iki atom bombasından, ülkelerde kargaşa çıkarmaya, ne ararsanız hepsini bulabilirsiniz Amerika tarihinde. İşte bu yüzyıllara dağılan tarih yelpazesinde hep ABD başkanlığı yapmış kişilerin imzası bulunmaktadır. Bizde bu yazımızda, Amerika Birleşik Devletleri’ne başkanlık yapmış, bir zamanlar dünyaya yön veren kişilerin listesini paylaşacağız sizinle. İşte ilk ABD başkanı Washington’dan, sonuncusu ve şuanda görevde olan Obama’ya kadar tüm ABD başkanları;

# Başkan Adı İktidar Başlangıç Tarihi İktidar Bitiş Tarihi Parti Başkan Yardımcısı
1 George Washington 1789 1797 Partisiz John Adams
2 John Adams 1797 1801 Federalist Thomas Jefferson
3 Thomas Jefferson 1801 1809 Demokratik-Cumhuriyetçi Aaron Burr ve George Clinton
4 James Madison 1809 1817 Demokratik-Cumhuriyetçi Elbridge Gerry
5 James Monroe 1817 1825 Demokratik-Cumhuriyetçi Daniel D. Tompkins
6 John Quincy Adams 1825 1829 Demokratik-Cumhuriyetçi John C. Calhoun
7 Andrew Jackson 1829 1837 Demokrat John C. Calhoun ve Martin Van Buren
8 Martin Van Buren 1837 1841 Demokrat Richard Mentor Johnson
9 William Henry Harrison 1841 1841 Whig John Tyler
10 John Tyler 1841 1845 Whig yok
11 James Knox Polk 1845 1849 Demokrat George M. Dallas
12 Zachary Taylor 1849 1850 Whig Millard Fillmore
13 Millard Fillmore 1850 1853 Whig yok
14 Franklin Pierce 1853 1857 Demokrat William R. King
15 James Buchanan 1857 1861 Demokrat John C. Breckinridge
16 Abraham Lincoln* 1861 1865 Cumhuriyetçi Hannibal Hamlin ve Andrew Johnson
17 Andrew Johnson 1865 1869 Demokrat yok
18 Ulysses Simpson Grant 1869 1877 Cumhuriyetçi Schuyler Colfax ve Henry Wilson
19 Rutherford Birchard Hayes 1877 1881 Cumhuriyetçi William A. Wheeler
20 James Abram Garfield* 1881 1881 Cumhuriyetçi Chester A. Arthur
21 Chester Alan Arthur 1881 1885 Cumhuriyetçi yok
22 Stephen Grover Cleveland 1885 1889 Demokrat Thomas A. Hendricks
23 Benjamin Harrison 1889 1893 Cumhuriyetçi Levi P. Morton
24 Stephen Grover Cleveland 1893 1897 Demokrat Adlai E. Stevenson
25 William McKinley* 1897 1901 Cumhuriyetçi Garret A. Hobart, sonra Theodore Roosevelt
26 Theodore Roosevelt, Jr. 1901 1909 Cumhuriyetçi Yok, sonra Charles W. Fairbanks
27 William Howard Taft 1909 1913 Cumhuriyetçi James S. Sherman
28 Thomas Woodrow Wilson 1913 1921 Demokrat Thomas R. Marshall
29 Warren Gamaliel Harding 1921 1923 Cumhuriyetçi Calvin Coolidge
30 John Calvin Coolidge, Jr. 1923 1929 Cumhuriyetçi Yok, sonra Charles G. Dawes
31 Herbert Clark Hoover 1929 1933 Cumhuriyetçi Charles Curtis
32 Franklin Delano Roosevelt 1933 1945 Demokrat John Nance Garner ve Henry A. Wallace ve Harry S. Truman
33 Harry S. Truman 1945 1953 Demokrat Yok, sonra Alben W. Barkley
34 Dwight David Eisenhower 1953 1961 Cumhuriyetçi Richard M. Nixon
35 John Fitzgerald Kennedy* 1961 1963 Demokrat Lyndon B. Johnson
36 Lyndon Baines Johnson 1963 1969 Demokrat Yok, sonra Hubert Humphrey
37 Richard Milhous Nixon 1969 1974 Cumhuriyetçi Spiro Agnew, sonra Gerald Ford
38 Gerald Rudolph Ford, Jr. 1974 1977 Cumhuriyetçi Yok, sonra Nelson Rockefeller
39 James Earl “Jimmy” Carter, Jr. 1977 1981 Demokrat Walter F. Mondale
40 Ronald Wilson Reagan 1981 1989 Cumhuriyetçi George H. W. Bush
41 George Herbert Walker Bush 1989 1993 Cumhuriyetçi James Danforth Quayle III
42 William Jefferson Clinton 1993 2001 Demokrat Albert A. Gore, Jr.
43 George Walker Bush 2001 2009 Cumhuriyetçi Richard B. Cheney
44 Barack Hussein Obama Jr. 2009 görevde Demokrat Joseph Robinette Biden, Jr.
Kategoriler
Genel Kültür

En Sevilmeyen 9 Buluş

Focus Dergisi’nin anketine katılanların yüzde 35’i ateşli silahlar, biyolojik silahlar, atom bombası ve patlayıcıların en sevmedikleri icatlar olduğunu söyledi.
İkinci sırada yüzde 17’lik bir oranla cep telefonları, zil sesleri ve kısa mesaj sesleri geldi.

Üç tekerlekli pilli araç ‘Sinclair C5,’ televizyon ve nükleer enerji de yüzde 9 oy alarak üçüncü sıraya yerleşti.

Listenin son 5’indeyse otomobil, sigara, fast-food ve trafik radarı bulunuyor.

Focus Dergisi’nin editörü Paul Parsons anketle ilgili olarak ‘insanları neyin öfkelendirdiğini öğrenmek ilginç geldi. Hayatımızda çok önemli rol oynayan bilgi modern teknoloji ürünleri bile aslında herkesi memnun etmeyebiliyor’ yorumunu yaptı.

İçinde para, çiklet, internet, plastik ve alkolün yanı sıra reklamların da sevilmeyen buluşlar arasında olduğu bildiriliyor.

En nefret edilen 9 icat:

1. Silah %35
2. Cep telefonu %17
3. Nükleer enerji %9
4. Sinclair C5 %9
5. Televizyon %9
6. Otomobil %6
7. Sigara %6
8. Fast food %3
9. Trafik radarı %2

Kategoriler
Genel Kültür

Atom Bombası Hakkında Herşey? Atom Bombası Tarihi

İnsanoğlunun kendi kendisini yok etmek için yaptığı en kara buluşudur atom bombası. Atom çekirdeğinin parçalanması insanoğlunun yararına kullanıldığında verimli bir elektrik kaynağı olurken, yanllış ellere geçtiğinde sonuç bir vahşet olabiliyor.Bu bombanın asıl etkisi  patlama sırasında açığa çıkan şiddetli radyoaktif serpintilerdir.

Atom bombası, patlamanın kontrolsüz çekirdek tepkimesi yoluyla sağlandığı bomba modelidir. Çekirdek tepkimesi zincirleme ve çok hızlı gerçekleştiğinden ortaya devasa bir enerji açığa çıkar ve bu da patlama ile beraberinde şok dalgası yaratır.

İlkesi
Fizyon tipi çekirdek tepkimesine dayalı atom bombalarında yüksek zenginlikte (saflıkta) Uranyum (235U) veya Plütonyum (239Pu) kullanılır. Günümüzde üretilen bombalar daha çok plütonyum içeriklidir. Bu yüksek zenginlikte malzeme, zenginleştirme tesislerinden ya da nükleer reaktörlerden elde edilmektedir.
Zincirleme çekirdek tepkimesinin gerçekleşmesi için, ortamın kritik adı verilen seviyede ya da üstünde olması gerekmektedir. Bunun için de belli miktarda ki kütlenin belli bir hacimde olması gereklidir. Bu gereken en az kütleye kritik kütle, hacime de kritik hacim denir. Atom bombalarına kritik kütle sağlanacak miktarda malzeme konur fakat bu malzeme öyle bir dağınık yerleştirilir ki, kritik hacim şartı sağlanamaz ve bu sayede bomba beklerken ya da taşınırken tamamen güvenli bir şekilde durur.
Atom bombasında patlamanın gerçekleşmesi için nükleer malzeme dışında iki ayrı önemli bölüm daha vardır. Bunlardan biri tetiklemeyi yapacak olan fünye diyebileceğimiz parçadır. Genelde dinamit kullanılır. Bombanın patlaması için bu az miktardaki dinamit ilk olarak patlar ve patlamanın etkisi ile dağınık nükleer malzeme bir araya gelerek kritik hacme ulaşır. İkincisi ise nötron kaynağıdır. Artık kritik kütlede ve hacimde olan malzemede zincirleme çekirdek tepkimesini bu nötron kaynağından çıkan nötronlar başlatır ve bundan sonrası kontrolsüz bir biçimde devam eder ve patlama gerçekleşir. 1945 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin attığı bombalar Japonya’yı neredeyse yok etmiştir. Termonükleer bombanın bulunmasından sonra atom bombası taktik silahı olmuştur. Nükleer silahların üretimine başlanmasına neden olmuştur. İlk olarak Nazi Almanya’sına atılacaktı. Ama savaşta Almanya yenilince Japonya’ya atıldı.

 

atombombasi-patlama

 

Tarihi
– İlk gizli deney süreçleri :
İlk deneyler kamuoyunda gizli bir şekilde yapılmıştır. Deneylerin yapıldığı bölgeye yakın yerlerdeki kasabalarda daha sonraki yıllarda engelli doğum oranları aşırı bir şekilde artmıştır. Dahası deneylerde yer alan askerlerin ilerde kanser oldukları konusunda bilimsel bir çok tıbbi bilgi uzun seneler kamuoyundan saklanmıştır.
İkinci Dünya Savaşı sırasında, Manhattan Projesi adıyla, ilk çalışmalar başladı. 1942 yılında ABD’nin New Mexico eyaletindeki Los Alamos bölgesinde gizlice bir grup ünlü bilimadamı toplandı. Robert J. Oppenheimer öncülüğünde 3 yıl çalıştıktan sonra ilk bombayı yapmayı başardılar. Aynı esnada Tennessee eyaletinin Oak Ridge kasabasında gizli bir üs daha kuruldu. Burada da patlayacak zengin malzemenin üretimi çalışmaları başladı.
İlk atom bombasının denemesi 16 Temmuz 1945 günü Meksika sınırına yakın Alamogordo çölünde gerçekleştirildi. “Trinity” kod adlı bu denemede patlamanın şiddeti inanılmazdı. Hesaplanan patlama 16 bin ton dinamitin patlamasına eşdeğerdi ve o güne kadarki bombalardan çok daha şiddetliydi. Bu başarının üzerine atom bombasının Japonya’nın iki önemli şehrinde kullanılması kararlaştırıldı.

 

Hiroşima

6 Ağustos 1945 sabahı ilk atom bombası Enola Gay isimli bir bombardıman uçağı ile Hiroşima’ya atıldı. 3 gün sonra 9 Ağustos’ta Nagasaki’ye atıldı.

Kategoriler
Genel Kültür

Albert Einstein ve Dehası

Albert Einstein, modern zamanların en ünlü ve en büyük bilim insanı… Hakkında o kadar çok merak edilen konu, o kadar tartışma var ki, belki de bunların çokluğu Leonardo Da Vinci’den bu yana sadece ona hastır. Son yüyyılın btün tartışma konularında hep o var. Onu bu kadar tartışmalı bir kişilik haline getiren birçok özelliğide kendinde topmamış biri O! İnanılmaz bir zekaya sahip olması, ilkokulda başarısız olması, yahudi oluşu, Alman vatandaşı olması, Amerika’ya gidip yerleşmesi, atom bombasının imalında imzası olması hep tartışılan özellikleri ve daha niceleri…

Uzay, mekân ve zaman kavramlarını değiştiren bir fizikçi. “E=mc2” formülünün yaratıcısı olarak, sadece o güne kadar süregelen fizik yasalarını alt üst etmekle kalmamış, nükleer güce ve atom bombasına giden yolu açarak, tarihi de yeniden şekillendirmişti. Ancak, hep nükleer silahların engellenmesi için çalıştı. Adını taşıyan bir kimyasal element bile var: “einstenyum” . Şimdi, dağınık saçları ve çorapsız giydiği ayakkabılarıyla hep göze batan bu çok yönlü bilim insanının gizli kalmış dünyasında yolculuğa başlıyoruz…

Einstein, bilim dışındaki insanlara iletilmesi için habercilere Görelilik Kuramı’nı şöyle tanımlamıştır:

“Hoş bir kızla beraber parkta bir saat oturmak bir dakika gibi geçer,

ama sıcak bir sobanın üzerinde bir dakika oturmak bir saat gibi gelir.”

Eyvah, eyvah… Ne olacak bu çocuğun hali? Konuşmuyor, içine kapanık…

Einstein, 1879 yılında güney Almanya’nın Ulm kentinde dünyaya geldi. Babası küçük bir elektrokimya fabrikasının sahibi; annesi ise, klasik müziğe meraklı, eğitimli bir ev hanımıydı. Konuşmaya geç başlaması ve içine kapanık bir çocuk olması, ailesini tedirginliğe düşürmüşse de, sonraki yıllarda bu korkularının gereksizliği anlaşılacaktı. Giderek meraklı, hayal gücü zengin bir çocuk olarak büyüyordu.

Okulu hiçbir zaman sevemedi
Gerçekten de, genç Einstein’ın ileride ortaya çıkacak dehasının temelleri, kendisinin de sonradan belirttiği gibi, okulda değil başka yerlerde atılmıştı: “Çocukluğumda yaşadığım iki önemli olayı unutamam. Biri, beş yaşında iken amcamın armağanı pusulada bulduğum gizem; diğeri on iki yaşındayken tanıştığım Öklid geometrisi. Gençliğinde bu geometrinin büyüsüne kapılmayan bir kişinin, ileride kuramsal bilimde parlak bir atılım yapabileceği hiç beklenmemelidir! ” 1955’te Princeton’da hayata gözlerini yumana kadar bilim dünyasına çok şey kattı. 1916’da yayımladığı “Genel Görelilik Kuramı”, 1921’de “fotoelektrik etki ve kuramsal fizik” alanında çalışmalarıyla aldığı Nobel Fizik Ödülü, dahinin en önemli başarılarından sadece ikisi; ya bilinmeyen dünyası…

İnsanlar telepatik yollarla iletişim kurabilecek
Einstein ve X-files… Öteki bilim insanlarının aksine, X-files adı verilen normalüstü konulara çok meraklıydı. 1920’li yıllarda, fizik üzerine amatör araştırmalar yapan Amerikalı yazar Upton Sinclair’in, telepatiyi konu alan “Zihinsel Radyo” (Mental Radio) adlı kitabına önsöz yazmıştı. Einstein, Sinclair’in “altıncı his” ile ilgili kanıtlarının göz ardı edilemeyeceğine inanıyordu. Hatta, insanların telepatik yollarla iletişim kurabileceklerini de açıklamıştı Bu savlarını, zihinsel yeteneklerini geliştirmek için katıldığı seanslara, yani kişisel deneyimlerine dayandırıyordu. 1930’da, Alman Otto Reiman’ın düzenlediği ruhsal testlere katıldı.

Naziler nükleer silah yapabilir
1939’da ABD başkanı Franklin Roosevelt’e bir mektup yazarak, Nazilerin nükleer silahlar geliştirebileceği uyarısında bulundu. Bu mektup, müttefiklerin ilk atom bombasını yapmalarında önemli rol oynadı.

Einstein’in 20’li yaşlarında Berlin’de verdiği konferanslar dolup taşıyordu. Ancak, kimi zaman Yahudi karşıtı gösterilerle engellenemeye çalışılıyordu. Einstein, komünistlikle ve ajanlıkla da suçlandı…

E=mc2 denkleminin fikir babası olmasına rağmen, hiçbir zaman Manhattan Projesi (ABD’nin gizli atom bombası yapma planı) içinde yer almadı. Amerikalı tarihçi Richard Schwartz’ın 1983 yılında açıkladığı belgeler, Einstein’ın neden ajanlıkla suçlandığını ortaya koyuyor. Öldüğü yıl olan 1955’te FBI’ın hakkında yürüttüğü araştırma dosyaları 1.500 sayfayı bulmuştu. Bu dosyaların çoğu komünistlerle bağlantılar kurmak ve Almanya’daki evin haberleşme merkezi olarak kullanmaktan suçlanıyordu somut dayanakları var mıydı? 1930’lu yıllarda Einstein, emperyalizm karşıtı eylemler yapan ve ulusal bağımsızlığı savunan sol eğilimli bir örgütün onursal başkanıydı. Aynı zamanda, komünist ajanlar Hilaire Noulans ile eşinin saklanmasına yardımcı olmuştu. Tüm bunlara rağmen, Sovyetler Birliği’ni eleştirdiği pek çok kamuoyu açıklaması yaptı ve Yahudilere karşı tavırlarından dolayı onlar için çalışmayı reddetti.

Ölüm ışınını keşfetmiş miydi?
FBI raporlarında geçen en ilginç konulardan biri de, çok büyük güce sahip bir ışın makinesi icat ettiği iddiasıydı, iddia az da olsa gerçeğe dayanıyordu. Soruşturma, 1940’ın Aralık ayında yayılan dedikodularla başladı. Einstein’ın arkadaşı Gustav Bucky’nin komşusu, Einstein ve Bucky’nin Manhattan’daki geçici laboratuvarda “ölüm ışını makinesi” üzerinde çalıştıklarını ileri sürmüştü. Yetkililer, laboratuarda makineyle ilgili hiçbir ipucuna rastlayamadılar. Ancak laboratuvar yıkılmıştı, dolayısıyla bu durumdan kuşkulanmışlardı. Gerçekten de Einstein, ölüm ışınını farkında olmadan keşfetmişti; ama bu iddialardan çok önce… 1916 yılında, atomdaki elektronların, yüksek enerji seviyesine sıçradığında, enerjilerini tek frekanslı ışık atılımı şeklinde serbest bırakarak bir araya toplandıklarını gösterdi. Bu ışın demeti incelendiğinde, barındırdığı yoğun gücün bir metali bile kesebileceği anlaşıldı. Bu araştırması, günümüzde kullanılan ölüm ışını, lazerin atası kabul ediliyor.

Einstein teori üretmesinin yanında, sıkı bir kaşifti de…

1925’te bir gün, buzdolabından sızan ölümcül soğutucu gaz nedeniyle yaşamını kaybeden bir ailenin haberini okudu. Endüstri kimyagerleri henüz güvenli soğutucu gazını bulamamıştı. Bunun üzerine Einstein, fizikçi arkadaşı Leo Szilard’la bir ekip oluşturarak daha güvenli buzdolabını tasarlamaya koyuldular. Sonuç dahiyaneydi: Sodyum ve potasyum karışımını borulara pompalamak için elektromanyetik alanı kullanan ve sıvıya dönüşmeden önce soğutucu kimyasal maddeyi sıkıştıran bir tasarım…

Soğutucu madde buzdolabının içinde dolanırken ısınıyor, tekrar gaz haline dönüşüyor ve buzdolabı içindeki sıcaklığı alıyordu. Hiçbir mekanik parça gerektirmediğinden, tehlikeli kimyasal madde, borular içinde güvenli bir şekilde dolaşıyordu. Einstein ile Szilard bir başka buluşa daha imza attılar (musluk suyunun gücünü kullanarak günlük kullanım suyunu soğutan cihazı ekleyerek) ve bu soğutucunun patentini Electrolux’e sattılar. Ancak, buzdolabı ticari amaçla satışa sunulmadı. Kimyagerler daha sonra, güvenli soğutucu freonu (ozon tabakasına zarar verdiği ileri sürüldü) geliştirdiler.

Einstein ve kadınlar…
Dahinin kadınlar üzerindeki manyetik etkisi tartışılmazdı. Bunun en açık kanıtı, iki evliliği sırasında yaşadıkları ilişkilerdi. Mileva kendisinden hamile kaldıktan sonra onunla evlenmiş; ancak, kuzeni Elsa’yla evlenebilmek için de ondan boşanmıştı. İkinci evliliği Elsa’nın ölümüne kadar sürmüş olsa da, bu arada aşk maceraları yaşamaktan geri kalmadı. Birlikte olduğu kadınların kimlikleri ve ilişkilerin yoğunluğu tarihçilerce tartışıla dursun, Roger Highfield ve Paul Carter adlı yazarlar önemli kanıtlara ulaştılar. Onlara göre; sekreteri Betty Neumann, Avusturyalı güzel sarışın Margarette Lebach ve iki zengin kadın Elsa Mendel ile Estetla lenbogen, beraber olduğu kadınlar arasında.

Einstein öldükten sonra beyni çıkarıldı
Beyniyle ilgili garip hikâye, hakkındaki son bilinmeyen.. . Einstein öldükten sonra beyni çıkarıldı ve halen ABD, Wichita’daki yaşlı doktorun evinde, bir kavanozda saklanıyor. Dr. Thomas Harvey, 1955 yılındaki otopsi sırasında, dehasıyla ilgili ipuçları bulabilmek amacıyla Einstein’m beynini çıkarmıştı. Beyniyle ilgili temel bilgiler çok da farklı değil. Beyni, normal koşullarda 1,4 kg. olan insan beyninden yüzde 12 oranında daha hafif. Beyninden alınan örnekleri inceleyen nörologlar, ilgi çekici Özelliklere rastladılar. Örneğin, düşünce için gerekli sinirleri besleyen “gliyal hücre” sayısının normal sayılandan daha fazla olduğunu belirlediler. 1999 yılında Kanada, McMaster Üniversitesi’ nden uzmanların yaptığı araştırmalarda da, Sylvian fısürünün (yarığı) gelişmiş ve alt parietal lobunun normale göre yüzde 15 daha geniş olduğu tespit edildi. Uzmanlar, gelişmiş Sylvian fisürünün, beyindeki bilgi alışverişini kolaylaştırdığını; parietal lobun ise, matematikle ilgili yeteneği ve uzay-mekân bağlantısı kurma yetisini artırdığını belirtiyorlar.