Kategoriler
GÜNCEL

Başbakan Erdoğan Kuran Okudu. İşte Erdoğan Kuran okurken videosu

Erdoğan Kuran okudu – İşte Erdoğan Kuran okurken videosu

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Necmettin Erbakan’ın ardından Kuran okudu. Recep Tayyi Erdoğan, Pazar günü Hakkın Rahmeti’ne kavuşan Prof. Dr. Necmettin Erbakan için ailesine yaptığı taziye ziyaretinde Kuran okudu.

AK Parti Gençlik Kolları tarafından amatör bir kamera ile kaydedilen görüntüde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Necmettin Erbakan için kuran okudu. Yaklaşık 2 dakika 17 saniye süren video görüntüsünde Erdoğan’ın Kuran’dan bazı sureleri ezbere okuması dikkatlerden kaçmadı.

Koltukta oturan Başbakan Erdoğan etrafında halka olarak sıralanan ve Erbakan ailesine taziye ziyaretinde bulunan ziyaretçilere önce Fatiha suresini okuyor. Başbakan Erdoğan Fatiha suresinin ardından Bakara Suresi’nin ilk beş ayetini okuyor ve orada bulunan ziyaretçiler Erdoğan önderliğinde dua ediyor.

Sosyal Faylaşım sitesi Facebook’ta yayınlanan video görüntüsü büyük ilgi görüyor. Başbakan Erdoğan’ın bu kayıt için ne söyleyeceği ise merak konusu oldu.

Kategoriler
Genel Kültür TARİH

Türkiyenin Yedinci Başbakanı Mehmet Recep Peker

Mehmet Recep Peker 1889 da İstanbul da doğdu, 1950 yılında vefaat etti.Orta öğrenimini Kocamustafapaşa Askeri Rüştiyesi ve İdadisi’nde yaptıktan sonra 1907 yılında Mekteb-i Harbiye’yi bitirdi. 1911 ve 1912 yıllarında Yemen’de Trablusgarp ve 1912-1913 yıllarında da Balkan Savaşları’nda çarpıştı.

I. Dünya Savaşı’nda Rumeli ve Kafkas Cephelerinde görev aldı. 1919’da Erkânı Harbiye Mektebini bitirdi. Kurtuluş Savaşı’na katılmak üzere Şubat 1920’de Anadolu’ya geçti. Binbaşı rütbesi ile 20. Kolordu’da görevlendirildi. 23 Nisan 1920’de açılan TBMM’nin Genel Sekreterliğine getirildi. 1923’te Kütahya Mebusu seçilerek iki dönem TBMM’ye girdi. Bir süre Hakimiyeti Milliye gazetesinin başyazarlığını yaptı.

1924 ve 1925 yıllarında Dahiliye Vekili oldu. Ayrıca Mübadele, İmar ve İskân Bakanlığına vekalet etti. 3. ve 4. İsmet Paşa hükümetlerinde 1925-1927 yılları arasında Müdafaa-i Milliye Vekilliği ve 1928-1930 yılları arasında Nafia Vekilliği yaptı. İtalya’da Mussolini ve Almanya’da Hitler rejimlerine yakın bir politikayı savundu. 1931’de Cumhuriyet Halk Fırkası Kâtib-i Umumiliği’ne atandı. 1933’te yeniden organize edilen İstanbul Üniversitesi’nde Atatürk tarafından İnkılap Tarihi dersleri vermekle görevlendirildi. 1931-1936 yılları arasında Atatürk ve Başvekil İsmet İnönü ile birlikte Tek Parti Rejiminin “güçlü adamı” olarak görüldü.

1936’da Faşizmi incelemek üzere İtalya’ya gönderilen Recep Peker’in dönüşünde yazdığı ve Başvekil İsmet İnönü tarafından da onaylanarak imzalanan ve TBMM üzerinde bir “Faşist Konsey” kurulmasını öngören rapor, Cumhurbaşkanı Atatürk tarafından reddedildi ve kendisi “Başvekil hazretleri anlaşılan yorgunluktan, önüne gelen raporları okumadan imzalıyor” diye konuştu[1]. Başvekil ise bu tenkide “Koskoca memleket rakı sofrasından mı idare edilecek ?” diye cevap verince ikilinin arasında gerginlik çıktı. Recep Peker, hemen ertesi gün CHP’nin “Katib-i Umumi”lik (Genel Sekreterlik) görevinden azledildi. Dersim İsyanı’nın bastırılması sırasında da fikir ayrılıkları çıkınca İsmet İnönü, Eylül 1937’de Reisicumhur Atatürk tarafından Başvekillikten azledildi.

20 Temmuz 1936’da İsviçre’nin Montreaux kasabasında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nden sonra, Atatürk’ün dünya politikasında Türkiye’nin faşist ülkeler yerine İngiltere ve askeri teknolojide ileri diğer demokratik ülkelerle birlikte hareket etmesi gerektiğine inanması, önce Peker’in daha sonra da Başvekil İsmet İnönü’nün azledilmelerinin asıl nedeni olarak gösterilir.

Ağustos 946’da çok partili dönemin ilk hükümetini kurdu. Recep Peker’in, Halk Evleri’nin yayın organı Ülkü Dergisi’nde çıkan İnkılâp Tarihi ders notları, 1935’te İnkılâp Tarihi Dersleri adı ile kitap olarak yayımlandı. 1 Nisan 1950’de İstanbul’da öldü. Mezarı Edirnekapı Mezarlığı’ndadır.

Kategoriler
Genel Kültür

Türkiye’nin 3.Başbakanı Celal BAYAR Kimdir? Hayatı ve Bilinmeyen Yönleri

Mahmut Celâleddin Bayar 16 Mayıs 1883 te Gemlikte doğdu. 22 Ağustos 1986 da İstanbul’da vefaat etti. Kabri Bursa’dadır. Türkiye Cumhuriyeti eski milletvekili, bakan, Atatürk’ün son başbakanı ve üçüncü cumhurbaşkanı.

1883 yılında Bursa’nın Gemlik ilçesinin Umurbey köyünde doğmuştur. Ailesi, şimdi Bulgaristan’a ait olan Plevne şehrinden göç etmiştir. Celâl Bayar’ın babası, ilmiye sınıfına mensup bir fıkıh bilgini olan Abdullah Fehmi Efendi’dir. 93 Harbi’nden sonra muhacir olarak geldiği Bursa’nın Umurbey köyündeki rüştiyede müdürlük ve bir ara Gemlik’te müftülük yapmıştır. Celâl Bayar, ilk ve orta öğreniminden sonra memuriyet hayatına atıldı. Adliye, reji ve bankacılık sahasında memuriyet görevlerinde bulundu. Gemlik Mahkeme ve Reji Kalemleri’nde memur olarak çalışma hayatına başlamıştır. Ardından Bursa’ya giderek Ziraat Bankası’nda görev almış ve bu sırada Harir Darüttalimi ve Collège français de l’Assomption isimli okullara devam etmiştir. Bursa’daki çalışmalarını Deutsche Orientbank ‘ta sürdürmüştür. Daha sonra İttihad-ı Milli bankasında çalışmıştır. Bu sırada İnegöllü Refet Bey’in kızı Reşide Bayar ile evlenmiş,bu evlilikten Refii (1904-1941),Turgut (1911-1976), Nilüfer Gürsoy (1921-…) adlarında üç çocuğu olmuştur.

1908 yılında İkinci Meşrutiyet’in ilanından sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katıldı. 1918 yılında Müdafaa-i Hukuk-ı Osmaniye Cemiyeti’ne girdi.

1913 yılı sonunda İzmir’e gelen Celâl Bayar, İttihat Terakki Cemiyeti’ne katmak için spor yapan ve aralarında Adnan Menderes’in de olduğu Altay’lı gençleri davet etti ve 1914 yılının 16 Ocak tarihinde Altay spor kulübü fiilen kuruldu. Celâl Bayar, Şark İdadisinde faaliyet gösteren Altay’ın kuruluşu için para yardımında bulundu.

12 Ocak 1920’de toplanan son Osmanlı Mebusan Meclisi’ne Saruhan Sancağı milletvekili olarak katıldı. Millî Mücadele’nin başlaması ile birlikte Anadolu’ya geçerek bu harekete fiilen Galip Hoca olarak katıldı. Bu mücadelenin kazanılması sırasında Batı Anadolu’da faaliyet gösterdi. Aynı zamanda Birinci Büyük Millet Meclisi’nde Saruhan (Manisa) Milletvekili olarak görev aldı. 1921’de İktisat Vekili oldu.

Lozan Barış Konferansı’na müşavir göreviyle katıldı. 1923 seçimlerinden sonra İkinci Büyük Millet Meclisi’ne İzmir Milletvekili olarak girdi.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda mücadele adamı, politikacı ve iktisatçı olarak temayüz etti. Hindistan müslümanlarının Türk İstiklal Harbine yardım olarak aralarında toplayıp gönderdikleri altınları kullanarak, 1924 yılında Mustafa Kemal’in emriyle Türkiye İş Bankası’nı kurdu ve bu Banka’nın ilk Umum Müdürü oldu. 1932-1937 tarihleri arasında İktisat Vekilliği, 1937-1939 yılları arasında Başvekillik yaptı. 1943 yılına kadar İzmir Milletvekili olarak siyasi hayatını sürdürdü.

Çok partili siyasi hayata geçilmesi üzerine 1946 yılında arkadaşları ile birlikte Demokrat Parti’yi kurdu ve başkanlığına getirildi. Demokrat Parti genel başkanı Celal Bayar’ın, 1948 yılında, dönemin “Milli Şef”i İsmet İnönü’nün demokratik seçimlere izin vermesi için “Devr-i Sabık yaratmayacağız” (yani iktidara geldikten sonra yapılan yanlışların ve yolsuzlukların hesabını sormayacağız) demesinden sonra bazı DPliler partilerinden istifa ederek, 19 Temmuz 1948’de Mareşal Fevzi Çakmak önderliğinde, Osman Bölükbaşı ile birlikte Millet Partisi’ni kurdular. Demokrat Parti’nin 1950 seçimlerini kazanmasından sonra aynı yıl Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Türkiye’nin üçüncü Cumhurbaşkanı seçildi. On yıl cumhurbaşkanlığı yapan Celal Bayar, 27 Mayıs 1960 darbesiyle askeri cunta tarafından iktidardan indirildi.

Cuntacıların kurduğu özel mahkeme olan Yassıada Mahkemesi tarafından idama mahkûm edildi (15 Eylül 1961). Yaşı nedeniyle idam cezası daha sonra müebbet hapse çevrildi. Yassıada’dan Kayseri bölge cezaevine nakledilen Bayar, 7 Kasım 1964 tarihinde rahatsızlığı nedeniyle serbest bırakıldı. 7 Temmuz 1966’da da dönemin cumhurbaşkanı Cevdet Sunay tarafından, Anayasa’nın 97. maddesinde yazılı sebeplere dayanılarak “affedildi”.

22 Ağustos 1986 tarihinde, 103 yaşında İstanbul’da vefat etti ve memleketi olan Bursa-Umurbey’de toprağa verildi.

Doğduğu ev, Yapı Kredi Bankası Genel Müdürü Kazım Taşkent’in katkılarıyla restore edilmiştir.

Kategoriler
Genel Kültür

Türkiye’nin 2.Başbakanı Ali Fethi Okyar

1880’de bugün Makedonya’da bulunan Pirlepe’de doğdu. 1898’de Harbiye Mektebi’ne girdi ve 1900’de Piyade Teğmen rütbesiyle mezun oldu. 1904’te Kurmay Yüzbaşı olarak Selanik’te bulunan 3’üncü Ordu emrine verildi. Burada İttihat ve Terakki Cemiyetine katılarak, 1908 Devrimi’ni hazırlayan kadro içinde yer aldı. 1908’de Binbaşılığa yükseltilerek Selanik Jandarma Subay Okulu Komutanlığına getirildi.

12 Ocak 1909’da Paris Askeri Ataşesi oldu. 3 Temmuz 1911’de Arnavutluk Harekâtında İşkodra Müretteb Kuvvetler Kurmay heyetine atandı. 6 Ekim 1911’de Enver Bey ve Mustafa Kemal ile birlikte Trablusgarp’a gelerek savunma kuvvetlerinde görev aldı.

Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nın II. Dönemi için 13 Nisan 1912’de yapılan seçimde Manastır Milletvekili oldu. Meclisin kapatılmasından sonra orduya dönerek 17 Kasım 1912’de Çanakkale Boğazı Müretteb Kuvvetler Kurmay Başkanlığına atandı. 13 Ekim 1913’te Sofya Elçisi oldu. Aynı dönemde askeri ataşe olarak Sofya’da bulunan Mustafa Kemal’le dostluğu burada pekişti. Meclis-i Mebusan’ın III. Döneminin son yılında 8 Aralık 1917’de İstanbul Milletvekili seçilerek elçilik görevinden ayrıldı.

İttahat ve Terakki’nin düşmesinden sonra 14 Ekim 1918’de kurulan Ahmet İzzet Paşa hükümetinde Dahiliye Nazırı oldu. 8 Kasım’da eski rejim ileri gelenlerinden Talat, Enver, Cemal ve Sait Halim Paşaların yurt dışına kaçışına İçişleri Bakanı olarak engel olamamakla suçlanması, Ahmet İzzet Paşa kabinesinin istifasına neden oldu. 1 Kasım – 21 Aralık 1918 tarihleri arasında Mustafa Kemal ile birlikte Minber gazetesini çıkardı. İttihatçı gizli örgüte mensup olduğu iddiasıyla 10 Mart 1919’da tutuklandı, [2 Haziran]1919’da Malta’ya sürgüne gönderildi. Malta sürgünlüğü 30 Mayıs 1921’de serbest bırakılmasıyla sona erdi.

15 Ağustos 1921’de İstanbul Milletvekil olarak TBMM 1. Dönem’e katıldı. 10 Ekim 1921 – 4 Ekim 1922 arasında Dahiliye Vekilliği yaptı. TBMM 2. Dönem’de yeniden İstanbul Milletvekili seçildi. 14 Ağustos 1923’den Cumhuriyet’in ilanına kadar İcra Vekilleri Heyeti Reisliği ve Dahiliye Vekilliği yaptı. Fethi Bey kabinesinin istifasına yol açan siyasi olaylar, 29 Ekim 1923’te bir anayasa değişikliği ile Cumhuriyet’in ilanına neden oldu.

Cumhuriyetin ilanından hemen sonra, 1 Kasım 1923’te TBMM Başkanı seçildi. 1 Kasım 1924’te yine Başkan seçildi. Ancak aynı ay içinde Kâzım Karabekir ve Ali Fuat Paşaların liderliğinde bir grup milletvekilinin Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası adıyla muhalif bir parti kurmaları üzerine 22 Kasım 1924’te İsmet Paşa yerine Başbakanlığa getirildi. Bu atamada, sertlik yanlısı olarak tanınan İsmet Paşa’ya karşılık Fethi Bey’in ılımlı ve uzlaşmacı kimliği rol oynadı. Ancak üç ay sonra Doğu’da Şeyh Said İsyanı’nın patlak vermesi üzerine uzlaşma politikası iflas etti. 2 Mart 1925’te hükümet istifa etti, İsmet Paşa yeniden başbakan oldu. Aynı gün ilan edilen Takrir-i Sükûn Kanunu ile ülke çapında muhalefet susturuldu. Terakkiperver Fırka kapatıldı. Fethi Bey Paris Büyükelçiliğine atanarak Türkiye’den uzaklaştırıldı.

9 Ağustos 1930’da Atatürk’ün talimatıyla büyükelçilikten istifa ederek Serbest Cumhuriyet Fırkası’nı kurdu ve partinin genel başkanı oldu. Gümüşhane Milletvekili olarak tekrar Meclise girmesi sağlandı. Muvazaa amacıyla kurulan partinin, İzmir Mitingi’nden sonra irtica yanlısı bir harekete dönüşmeye başlaması üzerine, yine Atatürk’ün talimatıyla 17 Kasım 1930’da partisini feshetti. Tekrar yurt dışına gitti.

31 Mart 1934’te Londra Büyükelçiliğine atandı. İkinci Dünya Savaşı öncesinde Türkiye ile İngiltere arasında gerçekleşen diplomatik ve askeri yakınlaşmada önemli bir rol oynadı; Montreux Antlaşması’nın mimarları arasında bulundu. Atatürk’ün ölümünden kısa bir süre sonra, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün eski hasımlarıyla barışma politikası uyarınca 4 Ocak 1939’da Bolu Milletvekilliğine atandı; büyükelçilik görevinden ayrılarak yurda döndü. Aynı yıl seçilen 8. Meclis’e de Bolu Milletvekili olarak girdi. 2. Refik Saydam Kabinesinde Adalet Bakanı oldu ve bu görevini 12 Mart 1941’e kadar sürdürdü.

7 Mayıs 1943’te İstanbul’da vefat etti. Mezarı Zincirlikuyu Mezarlığı’ndadır.

Kategoriler
GÜNCEL

Başbakanın Gizli Projesi

Ön proje Başbakan Erdoğan’a sunuldu. Şehrin merkezine baskıyı azaltıp ulaşımı da rahatlatacak projenin fikir babası ünlü mimar Sinan Genim. Projenin, 20 milyar dolara mal olması planlanıyor Yaklaşık 3-4 ay önce “avan” yani ön proje olarak Başbakan Erdoğan’a sunulan projeye göre, çalışmalarda başta Kâğıthane ve Alibeyköy dereleri olmak üzere su yolları kullanılacak.

Haliç’ten kanal açılmaya başlanarak Kâğıthane ve Alibeyköy dereleri takip edilecek. Kâğıthane İlçesi ile Ayazağa ve Kemerburgaz’ın hemen üzerinden yine su yolları takip edilerek Büyükdere’ye yani İstanbul Boğazı’nın kuzeyine ulaşılacak.

 

 100 METRE GENİŞLİKTE

Kanal ortalama 100 metre genişliğinde planlanıyor. Haliç’in Boğaz’ın kuzeyinde kalan Büyükdere ile birleştirilmesiyle İstanbul, yeni bir doğal adaya daha kavuşmuş olacak. Yeni İstanbul adasında; Beyoğlu ve Şişli başta olmak üzere Kâğıthane, Beşiktaş ve Sarıyer’in bir kısmı yer alacak. Böylelikle tarihi yarımada olarak bilinen Eminönü-Fatih bölgesinin yanı başında bir de ada yer alacak.

 

HEDEF: KENTİ RAHATLATMAK

Ünlü mimar Sinan Genim’in fikir babası olduğu projenin amacı öncelikle İstanbul’un merkezine olan baskıyı, yoğun şehirleşmeyi azaltmak, kanallar vasıtasıyla ulaşımı kolaylaştırmak ve şehri yaymak. Alternatif bir deniz yolu yaratarak kentin merkezi sayılan Beşiktaş, Şişli, Taksim bölgelerine ulaşımı birçok noktadan daha rahat ve kısa sürede sağlamak. Yeni kanal ile Sarıyer bölgesinden deniz ulaşımı ile rahatlıkla Eminönü tarafına geçilebilecek. Ya da Boğaz trafiğine takılmadan Boğaz’ın kuzeyine ulaşılabilecek.

 Alternatif bir yol haline gelecek kanal sayesinde, kentin birçok bölgesine ulaşım hızlanacak, kolaylaşacak. Rüzgâr ve dalga da olmadığı için kanal, ulaşımı da konforlu hale getirecek, turizm açısından da İstanbul çok daha cazip, ulaşımın kolaylaştığı, turistik alternatiflerin arttığı bir destinasyon haline gelecek. Kanal uluslararası geçişlerde kullanılmayacak. Başbakan ne demişti? Gazeteci Hıncal Uluç, köşesinde gündeme getirdiği Başbakan Erdoğan’ın hayalindeki projeyle ilgili “Telefon elimde dondum kaldım. Bu İstanbul için bugüne kadar duyduğum en çılgın proje. ‘Bin proje say’ denilse aklıma gelmez. Yazsam, aylarca gündemde kalır” demişti. Daha sonra çıkan haberlerle ilgili Başbakan Erdoğan ise şunları söylemişti: “AKM ve Taksim’le ilgisi yok. Benim düşündüğüm farklı bir proje. Bunların şu anda bahsettiği alanların tamamen dışında. Ama bunların “hafsalası” bunu almıyor. İnşallah onu da açıklama zamanı gelecek. Şu anda çalışmalarımız sürüyor.” Projeyi Sinan Genim hazırladı Sinan Genim1945’te Kuzguncuk’ta doğdu.

Devlet Güzel Sanatlar AkademisiMimarlık Yüksek Okulu’nda okuyan Genim, Rölöve/Restorasyon Ana BilimDalı’nda yüksek mimar oldu. Son yerel seçimde AK Parti’den Kadıköy Belediye Başkanı adayı olan Genim, halen Marmara Üniversitesi’nde ders veriyor. Genim 1997’den beri Türkiye Anıt Çevre ve Turizm Değerlerini Koruma Vakfı YönetimKurulu Başkanı. Vatandaşlar: İstanbullulara sorulmalı İstanbul’un görünümünü değiştirecek mega proje, bazı İstanbullulardan destek alırken bazıları tarafından temkinli karşılandı.

Bazı vatandaşlar ise “İstanbullulara da sorulmalı” görüşünde

NURİ TURHAN: “Başbakan Menderes zamanında bu tür projeleri duymuştuk ama hayata geçmemişti.”

NAZIM ÖZTÜRK: Osmanlı döneminde gerçekleştirilmesi öngörülen projeye benziyor. Kâğıthaneli olarak hayata geçer inşallah.” AHMET YAZICI: “Proje tamamlanırsa Kâğıthane halkı olarak kötü kokudan kurtuluruz. Estetik olarak da ilçemize güzellik katar.”

FATİH ZENGİNOĞLU (28): “Turizm açısından bir gelişme sağlayabilir ama ne kadar işe yarar bilemiyorum. İzleyip göreceğiz. Umarım İstanbul’dan çok şey eksiltmez.”

 COŞKUN İNCE (30): “Geleceğini göremediğim bir proje bence.”

REHA ESKİDİR (36): “Benim için önemli olan bu işin İstanbul’dan neler götüreceği. Bölge ada haline gelecekse Haliç ve deniz bağlantısı yapılırken denizdeki doğal hayat nasıl etkilenecek? Bu ve bu gibi durumların açıklık kazanması lazım.”

 SERDAR AYDIN (29): “Bu projeyi nasıl hayata geçirecekler merak ediyorum çünkü çok zor bir proje gibi.”

ESRA IŞIK (26): “Hayali denilebilecek bir proje. Projenin detayları açıklandığında daha iyi olur. İstanbullulara sorulmalı böyle bir şey yapılırken.” ABD’nin ticaret ve sanat merkezi Günümüzde dünyanın ticaret ve sanat merkezi olarak kabul edilen ve farklı yaşam tarzlarına ev sahipliği yapan New York’un kalbini bir ada olan Manhattan oluşturuyor. Manhattan, beş bölgeden oluşan 21 milyon nüfuslu New York’un diğer bölgelerine köprüler ve tünellerle bağlanıyor.

Haliç, Boğaziçi ve kanallarla çevrelenecek İstanbul adasının, kültürlerin buluşma noktası İstanbul’a yeni bir yaşam tarzı getirmesi, sosyal ve kültürel faaliyetlerin merkezi olması hedefleniyor Maliyet 20 milyar doları bulabilir 2 yıl içinde bitirilmesi öngörülüyor. Kamulaştırma bedelleriyle birlikte proje maliyetinin 20 milyar doları bulması bekleniyor.

Başbakan Erdoğan’ın çok beğendiği proje üzerinde teknik çalışma sürüyor. Başbakan’a kapsamlı bir dosya verdiği öğrenilen Sinan Genim’e ulaşıp proje ile ilgili bilgi almak istedik. Ancak Genim’e ulaşmak mümkün olmadı.

Kategoriler
EĞLENCE

Olacak O Kadar Programındaki Kemal Kılıçdaroğlu’ndan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a Hani Benim Recebim Türküsü

Olacak O kadar programında birbirinden komik tiplemeleriyle karşımıza çıkan Levent Kırca bu sefer de CHP Genel Başkanı olmuş ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı Hani Benim Recebim türküsüyle eleştiriyor.

İşte Hani Benim Recebim Türküsü’nü söyleyen Kemal Kılıçdaroğlu: