Kategoriler
SAGLIK

Kısaca Verem(Tüberküloz) Nedir, Nasıl Bulaşır ve Nasıl Tedavi Edilir?

Verem, yaklaşık 1000 yıldır süre-gelen, insanlık tarihi boyunca en çok ölüme neden olan bir iki hastalıktan birisidir. Öyle zamanlar olmuşturki verem, bir veya birkaç insanı değil, bir toplumu yok eder hale gelmiştir. Bununda en önemli nedeni çok çabuk ve kolay bulaşıyor olmasıdır. Halk arasında “ince hastalık” denilen verem, birçok toplumda  derin izler bıraktığı için dünya genelinde ocak ayının ilk haftası “verem haftası” olarak değerlendirilir. Bizde uzmanportal.com olarak herkesin bilinçlenmesi için kısaca bu konuyu ele alıp veremin oluşumu, nedeni, bulaşması ve tedavisine değineceğiz.

Verem, ‘mycobacterium tuberculosis’ mikrobunun bulaşmasıyla oluşan, genellikle akciğerlere yerleşen ancak lenf bezleri, kemikler, böbrekler, karın ve beyin zarlarında da görülebilen ve hava yoluyla yayılan öldürücü fakat tedavi edilebilir bir hastalıktır.

Dünya Sağlık Örgütü 2009 Küresel Tüberküloz Kontrol Raporu’ndaki verilere göre Türkiye’nin olgu bulma hızı yüzde 76, tedavi başarısı ise yüzde 91 seviyelerinde seyretmekte. Bilinen en eski hastalıklardan birisi olmasına; sebebinin kesin olarak bilinmesine; 50 yıldır tedavisinin mümkün ve korunulabilir bir hastalık olmasına rağmen, dünyada en yaygın ve ölümcül bulaşıcı hastalıklardan biri olmaya devam etmekte. Medline Acil Sağlık Hizmetleri Operasyonlarından Sorumlu Direktör Dr. Barış Mutluer yılda üç milyonu aşkın kişinin tüberküloz nedeniyle hayatını kaybettiği verem hastalığı ile ilgili bilgi veriyor…

Nasıl bulaşır?

Hastalığa sebep olan mikrop veremli hastadan sağlam kişiye, hava yoluyla (damlacık enfeksiyonu yoluyla) geçerek yayılır. Çok daha nadir olarak hasta sığırların sütlerinden yapılan süt ürünleri ile de bulaşabilir.

Belirtileri nelerdir?

Hastalık, sinsi ve yavaş ilerler. Hastalar genellikle aylardır devam eden halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, hafif ateş, geceleri terleme gibi yakınmalarla hekime başvururlar. Zamanla bunlara öksürük ve balgam çıkarma da eklenir. Balgamda kan da gelebilir. Akciğer dışı organ tüberkülozlarında, hastalığa tutulan organla ilişkili yakınmalar bulunabilir. Örneğin idrarla ilgili şikayetler (kırmızı idrar yapma, idrar yaparken yanma vb.), boyunda lenf bezelerinin büyümesi gibi.

Korunma yolları nelerdir?

Veremden korunmak için artık günümüzde aşı kullanımı yaygındır. İki aylıkken ve yedi yaşında verem aşısı uygulanır. Çevresinde veya ailesinde verem hastası olanlar kontrol altında olmalı, gerekli tetkikler yapılmalıdır. Hastalığın bulaşmaması için bir müddet ilaç da kullanabilir. Düzenli yaşam, sigara, alkol, madde bağımlılığının bırakılması, temizliğe önem vermek, yeterli beslenme hastalığın kontrol altına alınması ya da başlamaması için önemlidir. Verem hastalığı geçirmiş birinin tekrar olmaması diye bir durum söz konusu değildir. Aynı önlemleri o da almalı ve hayatına dikkat etmelidir.

Her tüberküloz hastası mikrobu bulaştırır mı?

Balgamında mikrop bulunan, hastalığı yaygın olup öksüren hastalar daha çok bulaşmadan sorumludur. Akciğer dışı organ tüberkülozu olanlar, en az 15 gündür tedavi almakta olanlar pratik olarak bulaştırıcı değildir.

Mikrobun bulaşmasından itibaren ne kadar süre sonunda hastalık ortaya çıkar?

Bu süre çok farklıdır. Mikrobu alan kişide bazen 1–2 ay; bazen bir kaç yıl, bazen de onlarca yıl sonra hastalık gelişebilir veya hiç gelişmeyebilir.

Tedavisi nasıl yapılır?

Verem hastalığının tedavisinde kullanılan yöntem ilaç tedavisidir. Fakat hastanın da yapması gerekenler vardır. Beslenmeye dikkat etmeli, bağışıklık sistemini güçlü tutmalı (C vitamini bunun için çok önemlidir) ve iyi dinlenmesi gerekir. Verem tedavisi uzun sürelidir ve doktor gözetiminde olmak gerekir. Doktor isterse tedavi süresini uzatabilir. İlaçlar genelde birden fazladır. Çünkü bakteriler tek bir ilaca karşı direnç gösterebilirler. Unutmamak gerekir ki erken tanı ve dolayısıyla tedaviye çabuk başlamak çok önemlidir. Böylece hastalığın başkalarına bulaşmasının önüne geçilir ve iyileşme süresi kısalır.

Kategoriler
GÜNCEL

Cinsel Yollarla Bulaşan Hastalıklar Nelerdir? Cinsel Yollarla Bulaşan Hastalıkların Belirtileri Nelerdir?

Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlar (CYBE), başlıca bulaşma yolu, cinsel salgılar nedeniyle korunmasız cinsel ilişki olan HIV ve Hepatit-B virüsü de dahil olmak üzere çok sayıda bakteri, virüs, mantar ve parazitin ortaya çıkardığı hastalıkları kapsar.

Sık görülmelerinin yanında, erken tanı ve tedavi uygulanmadığı takdirde bu hastalıkların neden olduğu ek bazı sağlık sorunları ile de karşılaşılır. Bu hastalıklar, cinsel eşlerden sadece birinin sağlık sorunu değildir. Korunmasız cinsel ilişki (prezervatif kullanmama) hastalığın sağlam eşe de bulaşmasına neden olur.

Bunun yanında, tedavisi yapılmamış cinsel yolla bulaşan bir hastalığı olan hamile kadınların, doğum öncesi veya hemen doğum sonrası dönemde, bebekleri de risk altındadır. Kadın veya erkekte kısırlık, düşük, yenidoğan bebeklerde görülen bazı enfeksiyonlar, dış gebelik, genital organ kanserleri ve ölüm cinsel yolla bulaşan hastalıkların neden olduğu sağlık sorunlarındandır.

Hangi hastalıklar cinsel ilişki yoluyla bulaşabilir?
Bugün için 40’dan fazla cinsel yolla bulaşan hastalık bilinmektedir. En sık rastlanılanları: HIV enfeksiyonu (AIDS ),  Hepatit ,  Bel soğukluğu (Gonore) Frengi Klamidyoz Kandidiyazis Trikomoniyazis Yumuşak şankır Granuloma inguinale Genital herpes Lenfogranuloma venerium.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklarda belirtiler ne zaman ortaya çıkar?
Cinsel yolla bulaşan hastalıklarda bazen belirti yoktur ya da kişiyi rahatsız etmeyecek kadar hafif belirtileri olabilir. Özellikle kadınlarda bazen hiç belirti görülmez. Ancak, tedavi edilmediği sürece, belirtisiz enfeksiyonu olanlar, bilmeden hastalığı başkalarına bulaştırırlar.

Cinsel temastan sonra hastalık belirtilerinin ortaya çıkması için geçen süre (kuluçka süresi) hastalıktan hastalığa farklıdır. Hastalık etkeni bulunduran biriyle girilen cinsel ilişki sonucu bulaşan mikroplar ya da virüsler cinsel organlarda akıntı, şişlik, ağrılı/ağrısız yaralar gibi belirtilere neden olabilirlerse de bazen, bulaştıktan sonra hiç bir belirti vermeyebilirler. Bu nedenle sağlıklı görünen biriyle girilen cinsel ilişkiden hastalık kapmak ya da kendi hastalığını bilmeden başkalarına bulaştırmak çok kolaydır. Cinsel yolla bulaşan enfeksiyon etkenleri ilişki sırasında salgı alışverişi dışında, herhangi bir nedenle etken bulunduran kan nakli, hasta biri tarafından kullanılmış iğne ile enjeksiyon, anneden bebeğine kan yoluyla ya da doğum sırasında hatta kısmen emzirme ile geçebilir. Yiyecekler ve kaplardan ya da aynı ortamda yaşamakla bu tür hastalıklar bulaşmazlar.

Cinsel ilişki sırasında erkeklerden kadınlara hastalık bulaşması cinsel organların yapısı nedeniyle daha kolaydır. Birlikte yaşayanların başkalarıyla cinsel ilişkide bulunmamaları kendilerini ve eşlerini bu tür hastalıklardan korur. Ancak bireyler daha önceki cinsel ilişkilerinden edindikleri bulaşmaları yeni eşlerine taşıyabilirler. Herkes, özellikle de çok eşli olanlar için karşılıklı olarak korunma yolu, her cinsel ilişkide erkeğin ya da kadının kondom kullanmasıdır. Alışılmışın dışında bir durum olduğunda hekime başvurulmalıdır.

Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlarda Her İki Cinste de Görülebilen Ortak Belirtiler
Ağrılı idrar yapma, idrar yaparken güçlük, sık idrara çıkma
Cinsel organlarda ağrılı/ağrısız açık yaralar ya da kabarıklar. Cinsel organlarda siğil ve uçuklar
Kol ve bacaklarda kaşıntısız kızarıklıklar, döküntüler. Cinsel organda karıncalanma hissi ya da kaşıntı
Baş ağrısı, halsizlik, bulantı, kusma. Ateş, üşüme
Ağızda yaralar. Kasıklarda şiş ve ağrılı bezeler. Deri altında şişlikler

Erkeklerdeki Belirtiler
Penisten akıntı (yeşil, sarı renkli) gelmesi.

Kadınlardaki Belirtiler
Düzensiz adet kanaması.
Kasık ve/veya bel ağrısı.
Her zamankinden farklı nitelikte vajinal akıntı (beyaz, grimsi, yeşil, sarı, köpüklü, iltihaplı, kokulu)
Ağrılı ya da güç cinsel ilişki.

Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlar ve HIV/AIDS Aşağıda Belirtilen Yollarla Bulaşmaz:
Havadan bulaşmaz.
Birlikte yaşama, çalışma, mutfak malzemeleri, telefon, kağıt-kalem gibi eşyaların paylaşımıyla bulaşmaz. Hamam böceği, kene, tahta kurusu, sivrisinek, karasinek gibi hayvanların ısırması ile CYBE ve HIV bulaşmaz. Aksırık, öksürük, tükürük ve balgamla bulaşmaz.
Aynı taşıt aracını kullanma ya da evcil hayvanların bakımıyla bulaşmaz.
Kan vermeyle bulaşmaz.
Yüzme havuzu, banyo küveti, hamam ve duştan bulaşmaz.
Çeşmeler, su içilen musluklar ya da dolaplardan bulaşmaz.
Kucaklama ya da kısa süreli okşama ile bulaşmaz.

TEDAVİ
Tedavi edilebilen gonore, klamidya, frengi, trikomonas gibi CYBE’de antibiyotikler kullanılmaktadır. İlaçları doktorun gerekli gördüğü durumlarda, önerdiği süre ve dozda eşle birlikte kullanmak gerekir. Aksi halde yararı değil zararı vardır. Tedavi edilemeyen yani çaresi olmayan CYBE’nin bazı belirtilerini azaltmak ya da yok etmek mümkündür. Fakat bu, hastalığı tamamen ortadan kaldırmak demek değildir.CYBE’yi tedavi etmenin en iyi yolu, bir klinikte erken teşhis ve tedavidir. Özel laboratuvar testleriyle tanı konulmalı, yayılmayı önlemek için olabildiğince çabuk tedavi edilmelidir. Yeni bir CYBE ya da hastalığın tekrarlanmasını önlemek için, hastanın cinsel eşi(leri) de izlenmeli ve tedavi edilmelidir.

Sizde herhangi bir cinsel yolla bulaşan hastalık olduğundan kuşkulanıyor musunuz?
Cinsel yolla bulaşan hastalıkların tanısı hekim tarafından konabilir. Yukarıdaki belirtiler cinsel yolla bulaşan hastalıklara işaret edebilir. Hekim önerisi olmadan ilaç kullanmayınız! Cinsel yolla bulaşan hastalık belirtilerinden kuşkulandığınızda hekime başvurunuz. Cinsel eşinizin de muayene ve gerekirse tedavisini yaptırınız.

UNUTMAYINIZ !!
Cinsel ilişkide kondom kullanınız. Cinsel eş sayısının artmasının, hastalık bulaşma riskini de arttırdığını unutmayınız. Hastalık belirtisi olmadan da bulaşma olabileceğini unutmayınız. Size nakledilecek kanda gerekli testlerin yapılıp yapılmadığını sorunuz. Başkalarının kullandığı şırınga ve iğneyi kullanmayınız. Bir defa kullanılıp atılan şırınga ve iğne kullanılmasını isteyiniz.

 Milliyet

Kategoriler
Genel Kültür SAGLIK

Kansızlık(Anemi) Nedir,Kansızlık Belirtileri Nelerdir,Neden Anemi Olunur,Tedavisi

Kanda kırmızı kan hücreleri (alyuvarlar) bulunur. Bu kan hücrelerinin yapısında oksijenin taşınmasını ve bu hücrelerin kırmızı olmasını sağlayan hemoglobin bulunur. Nefes alırken akciğerdeki oksijen, bu hemoglobinin yapısına bağlanarak taşınır. Bu hemoglobinin kanda bulunması gereken miktarın altında olması sonucu kansızlık (anemi) ortaya çıkar.

Bu olması gereken minimum değerler erkekte 13 g/dl, kadında ise 12 g/dl dir. Bunlar dünya sağlık örgütünün belirlediği değerlerdir. 6 yaşa kadarki çocuklarda 11 g/dl, 6-15 yaş arasında ise 12 g/dl’nin altında olması kansızlığın göstergesidir.

Dünyada kadınlarda görülme sıklığı yüzde 30-40, erkeklerde yaklaşık yüzde 20′ dir. Bu kansızlıklar arasında en çok görülen demir eksikliği anemisidir. Anemi hastalarının yaklaşık yüzde 90′ında görülür.

 

DEMİR EKSİKLİĞİ ANEMİSİ

En sık görülen beslenme yetersizliği vücuda yetersiz demir alımıdır. Demir kandaki hemoglobine bağlanır ve oksijenin taşınmasına yardımcıdır. Genelde bebeklik döneminde ortaya çıkan bir durumdur. Dünyada en çok karşılaşılan kansızlık çeşididir. Çocukluk ve ergenlik döneminde de sık karşılaşılan bir rahatsızlıktır.

 

NEDEN DEMİR EKSİKLİĞİ ANEMİSİ OLURUZ?

Demir alımında eksiklik: Hamilelikte ve emzirme döneminde demir daha fazla gerekir. Yeni doğan çocukların ek demir alımına ihtiyacı vardır. Bu dönemde büyüme fazla olduğundan anne sütü ya da inek sütü bebeğin ihtiyacını karşılayamamaktadır. Anne sütünün yanında demir ihtiyacını karşılayacak besinler ya da demir ilaçları verilebilir. Ergenlik döneminde de bu ihtiyaç artmaktadır. Ekonomik düzeyi yeterli olmayan ailelerde, beslenme yetersizliği sonucu bu durum ortaya çıkabilir. Uygulanan yanlış rejim, et yememek, hazır gıdalarla beslenmek demir eksikliği anemisi nedenlerindendir.

Demir emiliminde yetersizlik: Bazı hastalıklar sonucu demirin bağırsaklardan vücuda emilmesi yetersiz olabilir. Kronikleşmiş bağırsak hastalıkları, mide ameliyatları, sindirim bozuklukları sonucu demir alımı yavaşlar.

Kanamalar: Bağırsak hastalıkları ya da geçirilen hastalıklar sonucu kanama olabilir. Ayrıca adet döneminde fazla miktarda kan kaybedilir. Diyetle demir alımı yetersiz kalır. Ek demir beslenmesine ihtiyaç vardır. Yoksa bu kan kaybı sonucu kansızlık ortaya çıkar. Sindirim sistemi sorunlarında, ülseri veya kronik gastriti olanlarda kanama sonucu demir eksikliği anemisi oluşabilir.

Bunlar dışında nadir de olsa kansızlığa neden olabilecek durumlar vardır. Alyuvarların idrarla atılması, sürekli aspirin kullanmak, parazitler, kurşun zehirlenmeleri gibi.

 

KANSIZLIK (ANEMİ) BULGULARI NELERDİR?

Demir eksikliğinde vakaların çoğunda bir belirti görülmez. Yapılan kan tahlilleri sonucu teşhis konabilir. Eğer hastalık ilerlemiş ve şiddetli ise halsizlik, solukluk, yorgunluk, iştahsızlık, kabızlık gibi durumlar oluşur. Fiziksel bir aktivite sırasında çarpıntı, nefes almada güçlük, çabuk yorulma hastalığın şiddetine göre ortaya çıkar. Hastalar pika toprak ya da kil gibi yiyecek olmayan maddeleri yemek ister.

Bunlar dışında şu belirtiler olabilir:

  • baş dönmesi, kulak çınlaması,
  • ağız kenarında çatlaklar,
  • tırnakların kaşık şeklini alması, çatlaklar oluşması,
  • dilde kızarma, çatlak ve kabarcık oluşumu,
  • yutarken zorlanma, ağrılı yutma,

Demir eksikliği olan çocukların yürümesi, oturması, konuşması gecikir. Bu çocuklarda davranış bozukluğu ortaya çıkar ve öğrenme güçleşir. Bağışıklık sistemi zayıflar ve hastalığa yakalanma ihtimali artar.

 

KANSIZLIK (ANEMİ) TANISI

Yapılan fizik muayene, hastanın doktora anlattıkları ve kan tahlilleri sonucu tanı konur. Alyuvarlar mikroskobik olarak incelenir. Kan hemoglobini, serum ferritin düzeyi, demir bağlama kapasitesine bakılır. Zor değildir fakat bazı hastalıklarla (örneğin akdeniz anemisi) karıştırılabilir. Bu yüzden dikkat edilmelidir.

 

KANSIZLIK (ANEMİ) TEDAVİSİ

Demir eksikliği tedavisinde uygulanan yöntem ağızdan demir ilacı verilmesidir. 2 ay sonra hasta normale döner ancak demir depolarının doldurulması için uzun bir süre daha demir tedavisi uygulanır. Bu tedavi bir yıla kadar çıkabilir. Bebeklerde şurup ya da damla yoluyla ilaç verilir. Dışkı koyulaşır. Dişler de siyahlaşma olabilir ama geçicidir. İlaç alımı aç karnına ya da öğün arasında olmalıdır. Çünkü böylece demir daha iyi emilir. Ayrıca C vitaminiyle beraber ilacın verilmesi emilimini arttırır. Süt ve süt ürünleriyle beraber alınması sakıncalıdır. Demirin emilimini azaltır.

Barsaklarında emilim bozukluğu olanlar ya da hap kullanmak istemeyenler için kalçadan iğneyle demir enjekte edilir. Yan etkileri fazladır ve doktor tavsiyesine göre uygulanmalıdır. Bu yan etkiler: Bulantı, kusma, ishal gibi sorunlardır. Kalçadan yapıldığında alerji, ağrı, yanma gibi durumlar ortaya çıkabilir.

 

DEMİR HANGİ BESİNLERDE BULUNUR?

Demir ette ve bitkilerde bulunur. Karaciğer, kırmızı et, dalak, yumurtanın sarısı, yeşil sebze, fındık, fıstık, kuru üzüm, pekmez, kuru baklagiller demir bakımından zengindir. Ayrıca ette bulunan demir daha kolay emilir. Bu yüzden etle beslenmek demir ihtiyacı bakımından önemlidir. Un ve ekmek demirden zenginleştirilebilir.

 

BEBEKLERİ DEMİR EKSİKLİĞİNDEN KORUMAK İÇİN NELER YAPILMALIDIR?

  • Bebeklerinizi demirden zengin gıdalarla besleyin,
  • İlk 6 ay anne sütüyle besleyin. Erken doğum yaptıysanız 2. aydan sonra ek demir takviyesi yapabilirsiniz. Normal doğum yapanlar ise 4. aydan itibaren demir takviyesi yapabilirler,
  • Günde yarım litreden fazla süt, demirin emilimini azaltır. Beslenmeyi buna göre belirleyin,
  • C vitamini demir emilimini arttırdığından bebeğinize meyve suyu içirin.

Alıntıdır.