Kategoriler
GÜNCEL

2011-2012 Yılında Çocuğunu Hangi Okula Kaydedeceğini Öğren!

Yarın 17 Haziran 2011, yani bir eğitim öğretim yılının son günü. Milli Eğitim Bakanlığı içinde bulunduğumuz eğitim-öğretim yılı bitmeden gelecek senenin, yani 2011-2012 Eğitim-Öğretim yılında okula yeni kayıt olacak ilköğretim birinci sınıf öğrencilerinin hangi okullara kayıt yapacaklarını açıkladı. Çocuğunuzu hangi okula kayıt yaptıracağınızı öğrenmek için aşağıdaki adımları takip etmeniz yeterli. İşte bu adımlar;

  1. Buraya tıklayarak Milli Eğitim Bakanlığı’nın ilgili sayfasını açınız.
  2. Sayfa açıldıktan sonra giriş kodu yazan yere ekrandaki kodu, hemen altına da çocuğunuzun T.C. kimlik numarasını girip, GİRİŞ yazan butona tıklayınız.

Bunları yapınca çocuğunuzu hangi okula kayıt yaptıracağınızı öğrenmiş olacaksınız. Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı açıklamaya göre belirlenen okullar kesin olup, çocuğunuzu başka okula kayıt yaptırmanız mümkün değildir. Okullar sizin kayıtlı bulunduğunuz adrese göre belirlendiği için şehit çocuğu, bedensel ve zihinsel engelli ile yardıma muhtaç çocuklara dışındakilere kesinlikle ayrıcalık tanınmayacaktır.

MEB’in konuyla ilgili yazısının tam metnini görmek için buraya tıklayınız…

Kategoriler
Genel Kültür

Semt ve İlçe İsimleri Nereden Geliyor?

İstanbul’un semt isimleri nereden geliyor?

Ahırkapı: Marmara Denizi’nin kıyısında yer alan yedi ahır kapısından birisi olan bu semte, Padişah atlarının bulunduğu has ahırın yanında yer aldığı için Ahırkapı ismi verildi.

Aksaray: Fatih’in sadrazamı Ishak Paşa, Iç Anadolu Bölgesi’ndeki Aksaray’ı ele geçirdikten sonra orada yaşayan bölge insanlarını bugünkü Aksaray semtinin bulunduğu yere gönderir. Aksaraylılar da semte adlarını verirler.

Aşiyan: Kuş yuvası. Günümüzdeki ismini şair Tevfik Fikret’in burada bulunan, Farsçada kuş yuvası anlamına gelen ‘Aşiyan’ isimli evinden alıyor. Bağlarbaşı: Semt, en ünlü bağ ve bahçelerin bir dönem burada yer almasından dolayı bu adla anılıyor.

Bağcılar: İlçe, Osmanlı döneminde Rum ahalinin yaşadığı Mahmutbey Nahiyesi’nin köylerinden biridir. Zamanla bu köylerden biri olan Çıfıtburgaz’ın adı Bağcılar olarak değiştirilir.

Bahçelievler: 1930’larda, Fikret Yüzatlı, yüzölçümü 500 dönüm olan incirli Çiftliği’nin sahibiydi. 0 dönemde Fikret Yüzatlı’nın bir arkadaşı olan Ali Galip Ersel ismindeki emlakçının bu çiftliği satılığa çıkarmasıyla birlikte Bahçelievler’in kuruluş hikayesi başladı

Beyazıt: Sultan II. Beyazıt’ın buraya kendi ismiyle anılacak bir külliye yaptırmasından sonra semt, Beyazıt olarak anılmaya başladı.

Bebek : Semtin isminin nereden geldiği konusunda iki rivayet bulunuyor. Bölgeyi korumak için gelen bölükbaşının Bebek lakaplı olması. Diğeri ise padişahın semtteki bahçesinde gezerken yılan görüp korkan şehzadesine bebek demesi ve bundan sonra bahçesinin bebek bahçesi olarak anılması.

Beşiktaş: İlk görüş, semtin ismini Barbaros Hayrettin Paşa’nın gemilerini bağlamak için diktirdiği beş taştan aldığı yönünde. Diğeri ise bir papazın burada yaptığı kiliseye Kudüs’ten getirdiği beşik taşını koyduğu ve ismin buradan geldiği yönünde.

Beyoğlu: Çeşitli rivayetler bulunuyor. Bunlardan ilkine göre, İslamiyet’i kabul edip burada oturmaya başlayan Pontus Prensinden adını alıyor semt. Diğerine göreyse, ‘Bey Oğlu’ diye anılan Venedik Prensinin burada oturmasından geliyor semtin adı.

Beykoz: Tarihi gelişimi M.Ö. 7OO’lü yıllara dayanıyor. Bu tarihte bölgeye deniz yolu ile gelen Traklar, Bebrik adıyla bir devlet kurmuşlar. Köy kısa zamanda gelişmiş ve Kral Amikos bu köye kendi adını vermiş. 1402 yıllarında Yıldırım Beyazıt tarafından Osmanlı imparatorluğu topraklarına katılınca adı Amikos’tan Beykoz’a dönüşmüş.

Bakırköy: Bizanslıların ‘Makri Hori’ dedikleri semt, 14. yüzyılda Osmanlıların eline geçince ‘Makriköy’ adını aldı. 1925′te ulusal sınırlar içindeki yabancı kökenli adların değiştirilmesi sırasında Atatürk’ün isteğiyle semt Bakırköy adını aldı.

Bostancı: Semt, adını eskiden her türlü meyve ve sebzenin yetiştirildiği bostanlardan biri olmasından alıyor.

Çemberlitaş : Bizans’ın en önemli meydanlarından Constantinus Forumu’nun bulunduğu yerdeki büyük sütunlardan birisi olan Çemberlitaş, semte adını verdi.

Çengelköy: Eskiden gemi çapaları bu köyde yapıldığı için isminin buradan geldiği tahmin ediliyor

Galata: Gala, Rumca da “süt” anlamına geliyor. Bir rivayete göre Galata’nın adı semtteki süthanelere gönderme yapılarak türetildi. Başka bir görüşe göre ise Italyanca ‘denize inen yol’ anlamına gelen galata kelimesi düşünülerek bu isim verildi.

Eminönü: Osmanlı döneminde çarşıdaki esnafı denetleme yetkisi ‘Emin’lere aitti. Semt, adını burada bulunan ‘Gümrük Eminliği’nden alıyor.

Fatih: Bu semt adını İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmed’in kendi adına yaptırmış olduğu cami ve külliyesinden alıyor.

Feriköy: Semt adını Sultan Abdülmecit ve Abdülaziz dönemlerinde yaşayan Madam Feri’den alıyor. Bölgede bulunan geniş topraklar padişah tarafından Madam Feri’nin eşine bağışlanmıştı. Ama eşi ölünce semt onun ismiyle anılmaya başlandı.

Horhor: Fatih’te bulunan semt, adını Horhor çeşmesinden alıyor. Rivayete göre Fatih Sultan Mehmet bölge civarında yürürken yerin altından su sesleri duyar ve yanındakilere, “Buraya bir çeşme yapın baksanıza ‘hor hor’ su sesleri geliyor” der ve buraya bir çeşme yapılır. Çeşme de semt de Horhor ismiyle anılmaya başlar.

Kadıköy: Sur şehrinden gelen Fenikeliler (Tyrienler) bir şehir kurmuş, buraya ‘Yenişehir’ anlamına gelen Chalkedon demişlerdir. Daha sonraki yıllarda İstanbul Türkler tarafından zaptedilmiş ve Kadıköy, Fatih’in ilk kadısı olan Hıdır Bey’e makam ödeneği karşılığı verilmiştir. Eski adı Kadıköy olarak söylenip, günümüze kadar gelmiştir.

Karaköy: Bizans Devrinde Hasköy ve Karaköy arasındaki bölgede Karai Museviler oturmaktaydılar. Semt Osmanlı Döneminde de Karailerin oturduğu semt manasında Karaköy olarak bilinmektedir.

Kağıthane: Fatih Sultan Mehmed devrinde kağıt imal edilen imalathanelerden dolayı semt adını almıştır.

Kalamış: Eski yunanca ‘sazlık ve kamışlık’ yer manasında ‘Kalamış’ kelimesinden türetilmiş.

Okmeydanı: Fetih Ordusu kuşatmanın bir kısmını burada kurulan karargâhta geçirmiş. Semtin ismi de böylelikle Okmeydanı olarak kalmış.

Pendik: Semtin Bizans dönemindeki ismi ‘her tarafı surlarla çevrili’ anlamına gelen Pantikion ya da Pentikion’du. Bilinen en eski adı Pantikapion ve Pantikapeum, Roma dönemindeki ismi ise Panticio, Pantecio, Panticia.. Duvar anlamına gelen Pendik kelimesinin de bu eski isimlerden doğduğu sanılıyor. Bazı kaynaklara göre de Pendik ‘beş burun’ anlamını taşıyor. Ural dağlarından gelip bu bölgeye yerleşenlerin Farsça beş. köy anlamında ‘Penchdeh’ ismini kullandığı söyleniyor.

Unkapanı:Bazı satış yerlerinde Arapça’da ‘Kabban’ adını taşıyan büyük teraziler bulunduğundan, buraları Kapan adını taşırdı. Sahiline buğday ve arpa yüklü gemiler demirlediğinden, semt bu adı aldı.

Ümraniye: Semtin ilk adı ‘Yalnız Selvi’. Tarihi kaynaklara göre Ümraniye’ye ilk yerleşenler Frigya’lılar. Çam ağacını kutsal kabul eden Frigyalılar küçük ve Büyük Çamlıca’ dan başlayarak Alemdağ ve Kayış Dağı’na kadar bütün araziyi çam ormanlarıyla donatmışlar. Arapça kökenli Ümran sözcüğünden gelen Ümraniye’nin anlamı kalkınmış, gelişmiş, bayındır yer demek.

Üsküdar: Bizans devrinde, Skutari denilen asker kışlaları, şehrin bu yakasında yer aldığı için semt Skutarion diye anılıyordu. Bu isim zamanla Üsküdar’a dönüştü.

Samatya: Bizans Devrinde bu bölge kumluk arazi ve yer manasında ‘Pshamatos-Psmathia’ olarak biliniyordu. Söylene söylene Samatya oldu.

Sarıyer: İlçenin ismi sırasıyla Simas’tan Skletrinas’a, daha sonra Mezarburnu, Altın Yar, Sarı Lira Yer ve Sarıyar’a, son olarak da Sarıyer’e dönüştü. Sarıyar isminin altın ve bakır çıkarılan maden mahallesi ile şifa suyu arasındaki yarlardan geldiği biliniyor.

Silivri: Yoğurdu bile neredeyse tarihe karışacak semtin filmlere konu olacak köklü bir geçmişi var. Antik çağdaki ismi Selymbria veya Selybria.

Sütlüce: Bugün Sütlüce semtinin olduğu yerde Süt Menbat isimli bir Rum köyü vardı. Köyün bir köşesindeki bakır bir kadın heykelinin memelerinden su akar; bu suyun, kadınların sütünü çoğalttığına inanılırdı. Bundan dolayı semt, Sütlüce olarak anılır oldu.

Şaşkınbakkal: Henüz yerleşimin olmadığı dönemlerde deniz için bölgeye gelenlere bir bakkal dükkânı açıldığını görenler, burada iş yapılmayacağını düşünerek bakkala “şaşkın bakkal” yakıştırması yapmaları nedeniyle bu ismi aldı.

Şile:Yunanca bir kelime olan ‘Şile’ nin anlamı yaban çiçeği. Şile adını bir bitki türü olan ‘mercanköşk’ ten alır.

Şişli:Şiş yapımıyla uğraşan ve Şişçiler diye anılan bir ailenin burada bir konağı olduğu ve ‘Şişçilerin Konağı’nın zamanla değişikliğe uğrayarak ‘Şişlilerin Konağı’ hâline gelmesiyle semtin adının Şişli olarak kaldığı anlatılıyor.

Taksim: Osmanlı zamanında sucuların; suyu, halka taksim ettikleri yer, Taksim olarak anılmaya başlandı.

Tahtakale: Sözlük anlamı ‘kale altı’ olan Taht-el-kale’nin bozulmasıyla Tahtakale’ye dönüşen semtin, Mercan ya da Beyazıt dolaylarındaki eski sur benzeri yapının aşağı kotunda yer aldığı için bu ismi aldığı tahmin ediliyor.

Teşvikiye: Sultan Abdülmecit’in bir mahalle kurulması için teşvikte bulunduğu semtin adı Teşvikiye olarak kaldı. Bu durumu, Harbiye Karakolu ile Rumeli ve Valikonağı Caddelerinin kesiştiği kavşakta bulunan iki taş belgeliyor.

Tophane: İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmed bu bölgeye büyük bir tophane inşa ettirmişti. Osmanlı döneminde topların döküldüğü bu bina halen mevcuttur

Veliefendi: Hipodrom bir zamanlar Şeyhülislam Veli Efendi’nin sahibi olduğu topraklar üzerinde kurulduğundan semtin adı Veli Efendi’yle anılıyor.