Çocuk Oto Koltuğu Alırken ve Kullanırken Dikkat Edilmesi Gerekenler Nelerdir?

Bilindiği gibi artık otomobillerde çocuklar için oto koltuğu kullanmak mecburi oldu. Yani oto koltuğu kullanmazsanız eğer para cezası kesilebilir. Tabi sadece para cezası değil çocuğunuzun can güvenliği açısından da oto koltuğu almanız mutlaka gerekli. Bu yüzden hem  çocuğunuz ya da bebeğinizin can güvenliği için hem de ceza yazılmaması için biran önce oto koltuğu almanızda fayda var.

Peki alacağınız oto koltuğunda nelere dikkat etmeniz gerekiyor, oto koltuğu alırken neleri bilmeniz gerekiyor? İşte cevabı:

Oto Koltuğu Alırken ve Kullanırken Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
  • Oto koltuğu satın alırken mutlaka Avrupa Güvenlik Standartlarına uygun olup olmadığını sorun.
  • Oto koltuğunun aracınıza kolay takılabilmesine ve emniyet kemerinin kolay bağlanabilmesine dikkat edin.
  • Almadan önce çocuğunuzun rahatlığını arabanızda test edin.
  • Oto koltuğunu asla önünde hava yastığı olan koltuklara yerleştirmeyin.
  • Küçük çocuklar için 0+ ve 0-6 ay arası grup oto koltuklarında, çocuğun yönü arabanın arkasına bakacak şekilde yerleştirilmelidir.
  • Grup 0+ ve grup 1-2 olarak adlandırılan oto koltuklarında, çocuğun omuz üstünden ve bacak arasından geçip bu noktada kilitlenen emniyet sistemi mevcuttur. Bu emniyet kemerinin bebeğinize uygun olmasına ve mekanizmanın çocuğunuzun vücut yapısına uygun bağlanabilmesine dikkat edin.
  • Oto koltuklarının baş bölgesinde darbe emici bölümler olup olmadığını kontrol edin. Çünkü kaza esnasında öne ya da yana savrulan çocuklar, öne arkaya ve yanlara sert bir şekilde çarpabilirler. Bu darbe emici bölümler sayesinde çocuğunuzun hassas omurilik ve kafatası korunmuş olur.
  • Çocuğunuzun kafası, oto koltuğunun üst noktasını geçmemelidir. Bu durumda kilosu ve yaşı ne olursa olsun bir üst grup oto koltuğuna geçmelisiniz.
  • Grup 2-3 olarak adlandırılan oto koltuklarında çocuk kemeri ve kilit sistemi yoktur. Otomobilin emniyet kemeri kullanılmaktadır.
  • Çocuğunuzun boynunu rahatsız etmemesi için oto koltuğunun baş ve boyun ayarlarını yapmanız gerekir.

Kaynak: Kraftbaby.com

Çocuklara Süt Nasıl Sevdirilir? İşte Süt İçmeyi Sevdirmenin Yolları

Çocuklarımız bize Allah’ın en güzel hediyeleridir. Onları büyütüp, okutmak, gelişimlerini tam olarak sağlamak bizim için hem birer görev, hemde bu hayattan zevk almanın en güzel yoludur bana göre. Çocukların gelişimleri için en kritik besin ürünlerinden biri de hiç kuşkusuz süttür. Ama ne yazık ki, pekçok çocuk süt içmeyi sevmez. Bizde Uz. Dr. Gökhan Mamur’un  bu konuda size yardımcı olacağını düşündüğümüz bazı ipuçlarını sizlerle paylaşmak istedik. İşte çocuklara sütü sevdirmenin birkaç yolu;

  1. Hamileyken süt için: Çocuğunuzun tat duyusu ilk aşamada sizin karnınızdayken gelişmeye başlar. Siz hamileyken yediğiniz yemeklerin tadı amniyotik sıvınıza geçer. Çocuğunuz doğup büyüdükçe bu vereceğiniz gıdalar süt de dahil olmak üzere bu şekilde ona hiç de yabancı gelmeyecektir.
  2. Yaşamın altıncı ayından itibaren süt verebilirsiniz: Yıllardır çocuk hekimleri olarak “ilk bir yıl inek sütü vermeyin” diyoruz ancak artık biliyoruz ki ek gıdalara altıncı aydan sonra geçildiğinde dengeli beslenme ile inek sütü de verilebilir. Bu şekilde çocuğunuz erkenden sütün tadına alışacaktır. Ancak günlük süt ürün miktarının 500 ml. ‘yi geçmemesi demir eksikliği ve kansızlık riski için önemlidir.
  3. Kendiniz süt için ve ona örnek olun: Çocuklar sözlerle değil çevresinde gördüğü hareketlerle öğrenir. Onlar sizleri birer idol gibi görür ve sizin yaptıklarınız “asla yanlış olamaz” onlar için. Bu nedenle çocuğunuzun yanında sütü bardağınıza doldurun ve kana kana için.
  4. Kardeşler arası yarış iyi bir yöntemdir: Kardeşi veya akranları arasında süt içme yarışı yapabilirsiniz. Bilirsiniz aralarında rekabet olunca hemen hemen her şey yaptırabilirsiniz.
  5. Pipet içimi kolaylaştırır: Çocuklar pipete bayılırlar. Yalnızca süt içerken kullanabileceği renkli, şekilli pipetler kullanmasına izin verin.
  6. Renkli ve eğlenceli bardaklar her zaman işe yarar: Eğlenceli bardak kullanmak da pipet gibi çocukların süt içmesine yardımcı olacaktır. Hatta bırakın “özel süt bardağını” alışverişe gittiğinizde o seçsin.
  7. Süt takvimi yapın: Süt hergün içilmelidir. Çocuğunuz süt içtikten hemen sonra da en çok sevdiği çıkartmayı (sticker) belirlediğiniz “özel süt içme takvimine” kendisi yapıştırırsa bu durumdan daha çok keyif alacaktır.
  8. Meyveli süt besleyicidir: Bazı çocuklar ne yaparsanız yapın sütün tadına pek alışamazlar. Bu tür durumlar için çocuğunuzun en sevdiği meyveyi püre haline getirip süt ile karıştırabilirsiniz.
  9. Dondurmalı ile sütün muhteşem birleşimi: Dondurma da harika bir kalsiyum kaynağıdır, neticede sütten yapılmaktadır. Bir bardak sütün içine bir top dondurma harika bir çözüm olabilir. Unutmayın, dondurmalı karışımı çocuğunuz mutlaka görsün, hatta bırakın kendi içeceğini kendisi hazırlasın.
  10. Kakaolu süt: Son çare olsa da kakaolu süt de geçerlidir. Çocuğunuzun hiç süt içmemesindense kakaolu süt tercih etmesi de daha iyidir.

Kaynak: haberturk

İstanbul Bakırköy Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Randevu Alma

İSTANBUL BAKIRKÖY KADIN DOĞUM VE ÇOCUK

HASTALIKLARI EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ

25.04.2011 TARIHINDE

YENİ ADI İLE YENİ HİZMET BİNASINA TAŞINDI.

HASTANENİN YENİ ADI:

T.C.
SAĞLIK BAKANLIĞI
İSTANBUL KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN EĞİTİM VE
ARAŞTIRMA HASTANESİ

ADRESİ: TURGUT ÖZAL CAD. NO:1
HALKALI/KÜÇÜKÇEKMECE

YENİ HASTANEMİZ MAYIS AYINDA HİZMETİNİZDE OLACAKTIR.

 

İnternetten Randevu Alma

http://randevu.bkdh.gov.tr/giris.aspx

 

Randevu talebi için ilk önce muayene olacak kişinin TC Kimlik Numarası ve Telefon numarası girildikten sonra hastane seçimi yapılmalıdır.Hastane seçimi yapıldıktan sonra o hastaneye bağlı birimler ve bölümler gelecektir.Bölüm, birim ve tarih seçimi yapılarak boş randevular görülebilir. Gelen boş randevulardan seçim yapılarak sistemin randevu talebinizi onaylanması beklenir. Sistem tarafından bir randevu sıra numarası verilir. Verilen gün ve saat için hastanenin ilgili bölümüne TC Kimlik No su ve randevu sıra numarası ile gidilerek işlemin onaylanması sağlanmalıdır..Alınan randevularınızı gözlemleyebilir, yazıcıdan çıktısını alabilirsiniz. Ayrıca alınan bir randevunun iptali de gerçekleştirilebilir. Randevularım sayfasına girilerek şimdiye kadar aldığınız tüm randevular görülebilir. Bu listeden randevu seçilerek iptal edilir veya yazdırılabilir

 

Telefonla Randevu Alma

  • 0212 543 41 10 numaralı telefonu arayınız.
  • Muayene olmak istediğiniz polikliniği tuşlayınız.
  • Kabul ettiğinize dair telefonun 1 tuşuna basarak bekleyiniz.
  • Karşı taraf telefonu kapatmadan siz de kapatmayınız.
  • Randevu işlemleri sabah 00:00’den itibaren başlamaktadır.
  • Yoğunluğun fazla olduğu birimlerde randevuler 15-20 dk içinde dolmaktadır.


İletişim Bilgileri

Adres: Yenimahalle, İstanbul Caddesi No:95 Bakırköy İstanbul

Hastane Telefonu: 0 212 543 62 70

Randevu Telefonu: 0 212 543 41 10

Faks: 0 212 571 47 90

Anne Sütünü Bıraktırma Yöntemleri

Anne sütünü bıraktırmak çok zorlu bir süreçtir. Ancak bu süreci en kolay şekilde atlatmak için uzmanların yardımı bi hayli işe yarıyor. Emzirmeyi bırakmak için en doğru zamana karar vermektir. Çocuğunuzu ne zaman memeden kesmeniz gerektiğine doğumundan itibaren onu tanıyan, gelişimini ve büyüme süreçlerini takip eden çocuk doktorunuz vermelidir. Bu dönemde çocuk doktorunuzla birlikte hareket etmelisiniz.

Çocuk doktorunuzun artık zamanı geldi , emzirme sonlandırma sürecine başlayabiliriz ifadesinden sonra dikkat etmeniz gerekenler nelerdir ?

1) Bu sürece öncelikle annenin duygusal olarak hazır olması gereklidir. Emzirme ; her kadının annelik süreci için farklı duygular yaşadığı bir dönemdir. Bebeğinin ona olan bağlılığından mutluluk duyar ve onu büyüttüğünü, güzel beslediğini ona hissettirir. Bebeğinden bu şekilde ayrılmaya duygusal olarak hazır olmalıdır. Eğer anne duygusal olarak hazır olmadan bu sürece başlarsa yeniden başa dönen ve bir türlü başarılamayan memeden kesme süreçleri gözlemleyebiliriz.

Bu süreçte anne duygusal olarak rahatlamak için neler yapmalıdır ?

Anne; bebeğinin artık büyüdüğünü daha iyi görecektir. Çocuğu bir birey olarak beslenmesinde anneden bağımsız olarak hareket edebilecek , kendi gelişiminin daha sağlıklı ilerlediğini anneye gösterecektir. Bunu başarabilen bir çocuğu olduğunu görmek bir anneyi daha mutlu eder.

Duygusal olarak rahat olduğunuz bir dönemde memeden kesme sürecine başlamalısınız. Stresli olduğunuz dönemlerde daha sabırsız, sinirli ve aşırı duygusal olabilirsiniz. Yaşadığınız stres çocuğunuza yansıyabilir.

2) Çocuğunuz da emzirmeyi bırakma döneminde rahat olmalıdır. Çocuğun stresli olduğu dönemler ( diş çıkarma, bakıcı değiştirme, ev değişikliği vb ) başarıların geciktiği ve çocuğun duygusal olarak daha fazla baskı yaşadığı dönemlerdir. Bu nedenle çocuğunuzun ve sizin rahat , daha mutlu olduğu dönemleri tercih etmelisiniz.

3) Memeden kesme dönemleri her çocuk için zorlu bir süreçtir. İlk doğduğu günden itibaren size bu kadar yakın olduğu, kokunuzu hissettiği, teninizle rahatladığı bir süreci bırakmak ona üzüntü verecektir. Alıştığı bir şeyi yeniden yaşayamamak onu sinirlendirecek, huysuzlaşmasına neden olacaktır . Bu tepkisi oldukça doğaldır. Önemli olan annenin bu süreçte yaşanan stresin doğal olduğunu kabul etmesi ve bu dönemde sabırlı davranmasıdır .

4) Birden kesme yöntemleri çocuğunuzu duygusal olarak zorlayabilir. Annenin kendisini reddetmesi onu sevmediği , değer vermediği , istemediği duygusunu ortaya çıkarabilir. Bu nedenle aşamalı bırakma yöntemleri daha çok önerilmektedir.

5) Aşamalı bırakma yönteminde çocuk yine stres yaşar, ama yaşadığı stresin derecesi diğerine göre daha düşüktür. Önce gündüz sonrasında gece bırakma sürecine geçilmelidir. Gündüz emzirme sıklığını çocuğunuzun yaşam düzenine göre azaltmalısınız . Gündüz başarılarının arttığını hissettiğiniz dönemde gece sürecine geçebilirsiniz.

6) Bu süreçte anlayışlı ve sabırlı davranmalısınız. Diğer aile üyelerini bu süreçle ilgili bilgilendirmeli ve ekip olarak birlikte hareket etmelisiniz. Özellikle bu dönemde ona olan sevginizi sık sık dile getirin. Yaşadığı stresin azaltılması için oyunu ve eğlenceyi unutmayın. İstediklerinin olması konusunda bu dönemde ona daha uyumu davranabilirsiniz. Tensel temasınızı gün içerisinde mümkün olduğunca arttırın , özellikle uyku dönemlerinde ona yakın olmaya özen gösterebilirsiniz. Artan sinirlilik sizin dokunuşlarınızla azalabilir, sakinleşmesine yardımcı olabilir.

7) Bu dönemde kararlı davranmalısınız. Kararlılık bu süreçte çocuğunuzu zorlamak veya duygusal olarak baskı altına almak anlamına gelmez. Kararlılık; yukarıda bahsettiğimiz yöntemleri adım adım uygulamak konusundaki duruşunuzudur. Kararsızlıklarınız, sürekli yeniden başlama süreçleriniz çocuğunuzu duygusal olarak daha çok zorlayacaktır.

8) Sütü anne memesinden değil eğlenceli bir bardaktan içmek çocuğunuzun motivasyonunu arttırabilir . Ona bir alışveriş sonrası komik bir bardak hediye edebilirsiniz. Her başarılı içişi evde ailecek alkışlayabilirsiniz.

Bazı çocuklar bu davranışlara tepki gösterebiliyor. Bardağı da alkışları da reddedebiliyor. Bu tür tepkiler verdiğini gözlemlediğinizde alkışları , bardağı ortadan kaldırabilirsiniz. Bu dönemde biberona geçişi kabul eden çocuklar da olabiliyor .

Unutmayın ! Doğru zamanda ve doğru yöntemlerle başarılan her gelişimsel aşama çocuğunuzun sağlıklı büyümesine zemin hazırlar.

Psikolog Eda Gokduman

Çocukların Zekasını Arttırmanın Yolları, Gerekli Besinler,Yapılması Gerekenler

Herkes çocuğunun zeki olmasıni ister ve bunun için elinden geleni yapar. İzte sizlere çocuğunuzun zekasını geliştirmek için yapılması gereken birkaç tavsiye. Özellikle çocuklar ve gelişme çağındaki gençler için dengeli beslenmek, çok önemli bir faktördür.

Dengeli beslenmede kilit noktolar vitamin, mineral ve protein dengesini sağlamak kadar, besleyici özelliği ön planda olan besinleri tüketmektir.

Çocuklarınızın zeka gelişimi üzerinde olumlu etkisi olan yiyeceklerin, beslenme zinciri içine daha yoğunlukla yerleştirilmesi, önümüzdeki yıllarda etkisini gösterecektir.

Vücudun kış aylarında daha fazla ihtiyaç duyduğu A, B1, B2 ve D vitaminlerinin yanı sıra omega yönünden de zengin olan balık, zihinsel gelişim konusunda yardımını ispatlamış bir besindir. Balığın kılçığında bulunan yüksek orandaki kalsiyum ve fosfor kemiklerin sağlığı ve dayanıklılığı bakımından önemli bir etkendir.

Balıkta bulunan pmega, beyin gelişimi ve gözün retina gelişiminde çok önemli görevlere sahiptir. Omega 3 yağ asitleri uzun zincirli yağ asitlerindendir.

Bugüne kadar yapılan araştırmalarda düzenli olarak omega 3 açısından zengin içerikli besinlerle beslenen bireylerde beyin yaşlanmasının yavaşladığı gözlemlenmiştir.

Vücudunun değerlendirebileceği en iyi omega-3 yağ asidi kaynağı balıktır. Soğuk deniz balıklarından somon, Norveç uskumrusu, morina balıkları en iyi omega 3 kaynaklarındandır.

Balığın dışında zeka gelişimi üzerinde etkisi kanıtlanan diğer besinler ceviz, badem kenevir, kenevir yağı, soya ve soya yağı da omega 3 yağ asidi öncülerini içerir.

Zengin bir beslenme ve iyi nesiller için, hem lezzetli hem de faydalı olan bu besinleri menünüzde sıkça kullanmanız diyetisyenler tarafından da sıkça vurgulanır.

Hamile Bayanların Hazırlaması Gereken Hastane Çantasında Neler Olmalı?

Hamile bayanların doğumdan önce hazırlaması gereken en önemli şeylerden biridir hastane çantası. Hastane çantası doğumdan sonra çocuk ve anne için gerekli malzemelerin bulunduğu çantaya deniyor.

Hastane çantanız ve içindekiler önemli. Aslında bu son aylara bırakılmaması gereken bir hazırlıktır. Bebek geliyorum deyince telaştan unutmamak için anne ve bebeğe ayrı ayrı çanta hazırlamakta fayda vardır.

İşte anne ve bebek için hastane çantasında olması gerekenler:

 

Bebeğimiz için:

2 adet body (mevsime göre kollu-kolsuz)
2 adet tulum veya hastane çıkışı takım
Bebek bezi
Biberon ve emzik
Kalınca bir örtü (altını değiştirirken sermek üzere)
Şapka
Eldiven
Pişik kremi ve pudra
Delikli, yumuşak bir battaniye veya pike
Islak mendil
Gazlı bez
Mevsime bağlı özelliklerde çorap ve patik
Yine mevsime bağlı olarak yelek veya hırka

 

Anne için:

2 adet önden düğmeli gecelik
Bol miktarda pamuklu iç çamaşırı
Sabahlık Havlu
Göğüs ucu pedler
Göğüs ucu koruyucu krem
Kişisel bakım ürünleri, diş fırçası macunu
Çorap
Rahat bir terlik

nsyildiz@hotmail.com
Bizim Aile Dergisi‘nin Şubat 2011 sayısından alıntılanmıştır.

Çocuklarda Emziği Nasıl Bıraktırılır

Bir çok anne ve baba çocuklarına doğduğu andan itibaren emzik vermenin sakıncalı olup olmadığı merak ediyordur.

Kısaca açıklamak gerekirse, emzikler sanıldığı gibi herhangi bir problem yaratmaz. Bu sadece bebeğin beslenmesi dışındaki emme dürtüsünü tatmin etmek için kullanılır. Bebekler yeni doğduklarında hem annenin sütünün artmasına olan yardımı nedeniyle, hem de onu doyuracak kadar isteği olduğunda annenin emzirmesi önerilir. Anne sütü alan bebeklerin zaman gözetmeksizin bebek her istediğinde mutlaka emzirmesi gerekir. Bebeğiniz biraz daha büyüdüğünde ne zaman doyup doymadığını anlayacaksınız zaten. Ondan sonra yeterli emdiğinden emin olduğunuzda ona emzik verebilirsiniz.

Emzik Bırakırken Yapılması Gerekenler

Emzik bırakma ile ilgili yapılması gereken en önemli şey çocuğu sakinleştirecek başka araçlar bulmaktır. Yani kaybolan bir öğenin yerini başka bir öğe ile doldurmaktır. Bu; ona müzik dinletmek, şarkı söylemek, ayna karşısında konuşma aktivitesi yapmak (kısacası sesli ve hareketli uyaranlar kullanmak) bu evreyi daha rahat atlatmanıza neden olabilir. Önemli olan ona huzursuzluğunu gidermek için yanında olduğunuz mesajını vermektir. Daha sonra da her zaman yanında olamasanız bile onu sakinleştirecek araçlar kullanarak kendini güvende hissetmesini sağlamaktır. Örneğin uykuya dalmada güçlük çekiyorsa –ki bu emzik bırakma sırasında ebeveynlerin en çok şikayet ettiği konuların başında gelir- yanında kalıp ona ninni söylemek, sakinleştirici müziklerle uykuya dalmasını sağlamak ve kısacası fiziksel temasta bulunmak ve sözlü iletişim kurmak çok önemlidir. Onu çeşitli masaj hareketleri ile sakinleştirmeniz, saçını okşamanız yani ona her türlü hareketinizle “sen uykuya dalana kadar yanındayım.” mesajı vermeniz onu rahatlatacaktır.

Emzik bırakma bebeğin hayatındaki önemli geçiş evrelerinden biri olduğu için anne ve babaların bu konuda bebeğin doğumundan itibaren dikkatli olmalıdır. Mesela emziğin bala, reçele batırılması emzik ile ilgili yanlış davranışların başında gelir. Zaten yeterinde yeterli bir uyaran olan emziği başka uyaranlarla pekiştirmenin emzik bırakmayı zorlaştırmaktan başka bir etkisi olmaz. (diş minelerine zarar, konuşmayı geciktirme…)

Emzik Bırakmaya Nasıl Başlanır?

Emzik bırakma 2 yaş civarında gerçekleştiği için bebeğiniz sizin ona anlattıklarınızın büyük kısmını anlayacak bilişsel kapasiteye sahip durumda olacaktır. Ona emzik bırakmanın büyüdüğünü gösteren bir durum olduğunu mutlaka anlatın. Eğer çevrenizde daha küçük bir çocuk varsa emziğin artık diğer bebeğe uygun olduğunu belirtebilirsiniz. Ancak bu durumu inatlaşma ya da yasaklama şekline sokmaktan çok ortak alınmış bir karar şekline sokmanız yararlı olacaktır. Emziğe onu rahatsız edecek şeyler sürmek (acı biber, turşu gibi) onun emziği bırakmasını sağlasa da tavsiye edeceğimiz bir durum değildir. Onun yerine emziğin formu ile oynanması, bir diğer deyişle emziğin onu az da olsa rahatsız etmesine yol açmanız emzik bırakma aşamasının ilk adımı olabilir ama en ideali bu çareye başvurmadan onu en değerli varlığından büyüdüğünü kanıtlamak için vazgeçmesi gerektiğini açıklamaktır.

Ayrıca…

Bebeğiniz emzik istediğini ifade ettiğinde onu duymazdan gelmek ya da ona kızmak yerine emzikten vazgeçmiş olduğunu, bu konuda beraber karar verdiğinizi ve sizin ona güvendiğinizi hatırlatıp konuyu uygun biçimde değiştirerek rahatlamasını sağlayabilirsiniz.

__________®Asil Deniz©__________

Kışın Çocuklar İçin Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

Gözbebeğimiz çocuklarımız için kış ayları alınacak basit önlemlerle risk olmaktan çıkıyor. Kış aylarında çocuk sağlığının önemine dikkat çeken Şanlıurfa Çocuk Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Murat Saygı,kış aylarında çocukların üşümemesi için çok fazla veya yetersiz giydirilmemesi,mevsimine uygun giyeceklerin tercih edilmelisinin gerekli olduğunu belirten Saygı, “Özellikle 0-12 aylık bebekler soğuğa maruz kalmayacak şekilde korunmalı. Hafif solunum yolları enfeksiyonları; öksürük, boğaz ağrısı, burun akıntısı, iştahsızlık, ateş ve burun tıkanıklığı şeklindeki belirtilerle başlar. Bu
şekildeki belirtilere karşı önlem alınmadığı takdirde artarak nefes almada zorlanma, hızlı soluk alıp verme göğüste çekilmeler, nefes verirken ıslık sesi ve morarma gibi belirtiler zatürreeye gidişin belirtisi olarak ortaya çıkar. Bu durumlarda mutlaka hekime başvurulmalıdır. Kapalı kirli ve kalabalık ortamlarda yayılma riski çok fazla artmaktadır. Hastalık riski bulunan kişiler bu ortamlarda bulunmamalı açık ve temiz ortamlarda bulunmalıdır. Hastalık döneminde ise şunlara dikkat edilmeli, çocuklar
emiyor ise anne sütüne devam etmeli, az az ve sık beslenilmeli, çocuğa bol sulu yiyecek ve içecek verilmeli, hastanın odasının normal ısıda olması sağlanmalı, çocuğun burun, kulak ve ağzının temizliği düzenli olarak yapılmalı, temiz ve havadar ortamda çocuğun tedavisi yapılmalı” dedi.

Ençok Merak Edilenler

1- Çocuklar neden özellikle kışın çok hastalanıyorlar ?
Kış ve ilkbahar mevsimleri çocukların sağlığını olumsuz etkileyen bulaşıcı hastalıkların ortaya çıkması ve yayılması için uygun bir dönemdir. Okul dönemi, kapalı ortamlarda bulunma, ani hava değişikleri, hava kirliliği, son zamanlarda eyelence merkezleri haline gelen alıs-veriş merkezleri bu dönemde daha çok hastalanma nedenlerindendir.

2- Kışın çocuklarda en çok görülen hastalıklar nelerdir ?
En çok görülen hastalıklar; nezle, grip, üst solunum yolu infeksyonu, bademcik iltihabı, sinuzit, orta kulak iltihabı, bronşit, bronşiolit, zatürre (pnömoni), krup (yalancı difteri), kızıl, suçiceği ve kızamık gibi döküntülü çocuk hastalıkları ve viral ishallerdir.

3- Bu hastalıkların belirti ve sonuçları nelerdir ? Her hastalıkla ilgili kısa bilgi verebilir misiniz ?

Nezle ve grip: Çocuklarda en sık görünen infeksyondur ve en sık doktora başvurma nedenidir nezle ve soğuk algınlığını üst solunum yolu virusları gripi ise influenza virusları yapar. Burun tıkanıklığı, burun akıntısı, ateş halsizlik, öksürük şikayetleri gelişir. Takip ve tedavi edlimezse kulak iltihabı ve alt solunum yolu infeksyonlarına zemin hazırlar.

Bademcik iltihabı (Tonsillit)
Vucut direncinin düştüğü zamanlarda bademciklerin streptokok bakterisi ile iltihaplanması sonucu gelişir. Yüksek ateş, bulantı, boğaz ağrısı ve yutma güçlüğü, öksürük başlıca belirtileridir. Tedavi edilmezse eklem romatizması, böbrek ilthaplanması, kalp kapak iltihaplanması gibi komplikasyonlar gelişebilir.

Sinuzit
Çocuklarda her yaşta görülebilir. Uzun süren burun tıkanıklığı, burundan yeşil sarı akıntı, yatar pozisyonda öksürük gelişmesi sinüziti düşündürmeli ve muayenedden geçilmelidir.

Orta kulak iltihabı (Otitis media)
Uzun süren nezle ve burun tıkanıklığı sonucu kulak ile ağız arasındaki borunun havalanması bozulur ve infeksion gelişir.
Tedavi edilmezse işitme kayıpları, çevre dokularda iltihaplanma ve sık tekrarlayan akıntılı kulak iltihaplanmalarına neden olur.

Bronşit
Virusların neden olduğu bir alt solunum yolu infeksiyonudur. I?ki yaşından küçük çocuklarda ateş, solunum zorluğu, öksürük, hırıltı gibi belirtilerde ortaya çıkar. Hastahane tedavisi gerektirebilir.

Zatüre (Pnömoni)
Sık görülen alt solunum yolu enfeksiyonudur. I?lk üç yaşta hastaneye en sık yatma nedenidir. Etkeni genellikle küçük çocuklarda virus büyük çocuklarda bakteridir.
Gripal infeksiyon gibi başlayıp uzayan ve düşmeyen ateş ile seyreder.
Yakından takip ve tedavisi gereklidir.

Krup (Yalanci difteri)
Nezle ve gripal infeksionu takiben girtlak ve ses tellerinde iltihaplanmaya bağlı köpek havlaması şeklinde öksürük, hırıltı, nefes almakta zorlanma gibi belirtileri vardır.
Solunum güçlüğü olan vakalar hastaneye yatırılarak tedavi edilir.Soğuk buhar makinaları evde tedaviye yardımcıdır.

Kızıl
Kasıklarda ve gövdede kırmızı döküntülerle seyreden, yüksek ateş, şiddetli boğaz ağrısı, dilde çilek görünümü, halsizlik, eklem ağrıları gibi belirtileri olan bir hastalıktır.
Boğaz kültüründe streptokok bakterisi görülür. Antibiotik ile tedavi edilir.

Viral Ishal
Viral ishallerde genellikle etken rota viruslardır. Ateş kusma ve sulu dışkılama başlıca belirtileridir. Sıvı ve elektrolit kaybı bakımınan yakından takip edilmeli gerekirse hastaneye yatırılarak tedavisi sürdürülmelidir.

4-Bu hastalıklar içerisinde en ciddiye alınması gerekenler hangileridir ?

Bu hastalıklar arasında özellikle streptokok bakterilerinin neden olduğu bademcik iltihapları , orta kulak iltihapları, sinuzit, bronşit, zatürre, döküntülü çocuk hastalıkları ve virusların etken olduğu bağırsak enfeksiyonları ciddiye alınması gereken hastalıklardır.

5-Bu tip hastalıklardan korunmak için ailelere neler öneriyorsunuz ?

Öncelikle kreş ve okula başlamadan öncetüm aşı programının tamamlanası, okul kayıtlarında aşı karnelerinin istenmesi, hasta çocukların hastalık bulguları iyileşene kadar okula gönderilmemesi, sınıfların ve çocuk odalarının sık sık havalandırılması, mümkün olduğu kadar kapalı ortamlara gidilmemesi, çocuklara el yıkama alışkanlığının küçük yaşlardan itibaren kazandırılması, okul kıyafetlerinn eve gelir gelmez değiştirilmesi, sık banyo alışkanlığının geliştirilmesi önerilebilir.

6-Çocuklar hastalandıkları zaman bakımları en az yetişkinler kadar zor. Çünkü kimi zaman verilen ilacı ya da şurubu içmeyi reddediyorlar. Bu gibi durumlarda nasıl bir yol izlenmeli?
Çocuk hastalıklarının tedavi programında genel yaklaşımız çocuklara mümkün olduğu kadar travmatize etmeden tedavi edebilmektir. Kusan , bulguları ağır, düşmeyen ateşi olan hastalara ev şartlarında adaleden tedavi, hastane tedavisi gerekenlere damardan tedavi uygulanır. Hafif soğuk algınlığı belirtileri ile gelen çocukları dinlendirmek, doğal gıdalar ve taze sıklmış meyva suları ile beslemek, parasetamol içeren ilaçlar ve nefes açıcılar kullanmakyeterlidir.

7-Kimi zaman çocuklar bütün kış hasta olabiliyorlar. Aileler de doğal olarak doktor doktor geziyorlar. Ama kimi zaman bu yöntem çok fazla işe yaramıyor. Çünkü her doktor başka bir tedavi önerebiliyor. Böyle zamanlarda ailelere neler tavsiye ediyorsunuz

Sık tekrarlayan solunum yolu infeksiyonu hikayesi olan hastalarda hazırlayıcı nedenler araştırılmal, bunlara yönelik muayene ve tetkikler yapılmalıdır.
Örneğin geniz eti, allerji gibi. Ayrıca bağışıklık sistemini güçlendirici bitkisel tedaviler de önerilebilir.

8- Son olarak çocukların günlük bir beslenme programı nasıl olmalı? Bu hastalıklarda korunmada beslenme ne kadar önemli?
Beslenme; büyüme ve gelişmede, vücut direncini yükseltmede önemli etkenlerden biridir.
Protenin ve vitaminden zengin beslenme önemlidir. Okula giden çocuklar kahvaltıyı geçiştirmemelidir. Oğün aralarında meyve ve meyve suları tüketmelidir. Kantin yerine, evde hazırlanmış gıdalar veya okulun yemek programına uygun beslenmeleri daha iyi olur.

9-Sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Düzenli aşılama, yaşa uygun dengeli beslenme, temizliğe önem verilmesi, hastalık belirtileri ağırlaşmadan ve dolayısı ile tedavisi zor ve uzun bir hale gelmeden sağlık merkezlerinde kontrolden geçilmesi sağlıklı bir gelişme için önemlidir.

Annesinin Sesini İlk Defa Duyan Çocuk’un Sevinci. Video İzle

Dünyada tıklanma rekorları kıran bu video sağır çocukları olan bir ailenin sevinç anını saniye saniye gözler önüne seriyor. Hikayenin kahramanı henüz 8 aylık olan Jonathan. Doğuştan sağır olan Jonathan tıp dünyasında biyonik kulak olarak bilinen koklear implantını yaptırana kadar kimseyi duyamıyordu. Geçirdiği ameliyatın ardından Jonathan annesini duyar duymaz emziğini atıp gülmeye ve mırıldanmaya başladı. İşte 8 aylık Jonathan’ın anne sesini ilk kez duyduğu o anlar.

 

Hürriyet Video’larını izlemek için Flash 7 veya daha yüksek eklenti yüklenmeniz gerekmektedir. Yüklemek için tıklayınız!!!