Kategoriler
SAGLIK

Burun Tıkanıklığı Nasıl Tedavi Edilir?

Uyku dengesini bozan, horlamaya neden olan hatta müzminleştiğinde kalp ve akciğer hastalıklarına yol açan burun tıkanıklığına ise bazen bir kemik eğriliği bazen de burun eti şişmesi neden olabiliyor. Kemik eğriliklerinin bulundukları yere ve boyutuna göre ameliyata karar verilmesi gerekiyor. İnsanın burun orta bölmesi hiç bir zaman cetvelle çizilmiş gibi dümdüz değildir. Bir tek ileri düzeyde bir eğrilik yeri nerede olursa olsun solunumu engeller. Bu gibi durumlarda da ameliyat gerekir.

Önemli bir sağlık problemi gibi görülmeyen burun tıkanıklığının altında önemli sorunlar barındırdığını belirten uzmanlar yaşam kalitesinin sağlıklı nefes alabilmekle mümkün olduğunu belirterek, bu problemi yaşayanları tedavi olmaları konusunda uyarıyor. Uyku bozukluğundan, horlamaya, tat ve koku alma bozukluklarına kadar birçok probleme yol açan burun tıkanıklığı, bazen depresyona bile yol açabiliyor. Halk arasında burun veya kemik eğriliği denilen septum deviasyonu, burun tıkanıklığının en sık bilinen nedeni olarak bilinse de konka adı verilen burun eti şişmeleri burun tıkanıklığına en fazla yol açan, en sık karşılaşılan neden olarak görülüyor. Burun tıkanıklıkları birçok sebebe bağlı olabilir ve bunların bir kısmı sıradan tedavi yöntemleri ile giderilebilir. Kemik-kıkırdak eğrilikleri burun içerisinde bulundukları yere ve eğriliğin boyutuna göre farklı şiddetlerde tıkanıklık yapabilir. Her eğrilik ameliyat gerektirmiyor. Burun deliklerine yakın yerde bulunan bir eğrilik, hava giriş bölgesinin dar olması nedeniyle hastaya çok sıkıntı verebilir. Aynı şiddetteki bir eğrilik daha gerideyse hiçbir belirti vermeyerek tıkanıklığa neden olmayabilir. Ancak ileri düzeyde bir eğrilik yeri nerede olursa olsun genellikle solunumu engeller. Bu şekildeki burun tıkanıklıklarının tedavisinde “burun eğriliği ameliyatı” gerekebilir.

HAVA KİRLİLİĞİ, SİGARA VE ALERJİK NEZLE BURUN ETİNİ ŞİŞİRİYOR

Burun tıkanıklığının bir başka önemli nedenlerinden biri ise hastalarda sonradan ortaya çıkan ve giderek artan konka (burun eti) şişmesidir. Konka şişmelerini hava kirliliği olan bölgelerde yaşayanlarda, sigara kullanıcılarında, alerjik nezlesi olanlarda, sinüzit hastalarında ve burun damlası bağımlılarında sıklıkla görülür. Son yıllarda burun tıkanıklığının önde gelen nedenleri arasına yerleşmiş bu duruma, iş merkezlerinde çalışanlarda sağlıksız klima koşulları nedeniyle de rastlayabiliyoruz.

Konka şişmelerinin, tek başlarına burun tıkanıklığı yapacak kadar büyüyebilirler ancak bazen de burun eğrilikleri ile beraber görülebilirler. Bu durumda deviasyon ameliyatının başarısı için aynı zamanda şişmiş konkaların da küçültülmesi gereklidir. Tıp teknolojisindeki gelişmeler, konkalara daha etkin yaklaşmamızı sağlayan cihazların çeşitlenmesini sağlamıştır. Bu durumda şiddetli bir burun eğriliğinin bulunmadığı hastalarda, sadece burun etlerine uygulanacak girişimlerle de burun solunumu açılabilmektedir.

BURUN TIKANIKLIĞI AMELİYATLARINDAN HASTALAR KORKUYOR

Burun boşluğu alelade bir boşluk değildir ve içerisindeki tüm yapıların korunması gereken işlevsel bir organdır. Bu sebeple son yıllarda tüm cerrahi uygulamalar “ez an girişimle en iyi sonuç alma” prensibi göz önüne alarak yapılır. Konkaların tamamen çıkartıldığı tekniklerin yerini artık küçültme teknikleri aldı. Bu şekilde uygun bir yöntemle uygulanan endoskopik konka küçültülmesi ile burun işlevleri korunmakla birlikte, genellikle tampon da gerektirmediğinden, hasta için burun eğriliği ameliyatlarına göre daha konforlu olabiliyor. Burna konulan tamponlar nedeni ile birçok hasta burun ameliyatlarından korkuyor. Günümüzde hiç tampon konulmadan yapılan burun ameliyatları da var ayrıca sebebi doğru konulmuş burun tıkanıklıklarında deneyimli uzmanların elinde ameliyat başarısı oldukça yüksek .

Endoskopik konka küçültülmesi için kullanılmakta olan çeşitli radyofrekans cihazları ile konkalar bir kaç uygulama sonrasında küçülebiliyor. Bu uygulamalar ofis koşullarında ya da ameliyathane ortamında lokal anestezi veya genel anestezi altında yapılabiliyor. Sadece Lazer uygulanan hastalarda burun içerisine tampon konulmuyor ve hasta hastanede yatırılmıyor. Lazerle yapılan ameliyatların kalıcı başarısı da artık çok yüksek oranlarda. Ayrıca bu konuda deneyimli uzmanların elinde hiçbir ciddi komplikasyona yol açmadığı da söylenebilir. Kansız bıçaksız denilerek yapılan her ameliyat tanıtımlarına ve reklamlarına dikkatle yaklaşmak gerek. Bazı hastalarda burun ameliyatlarına çok kolay karar verilebiliyor oysaki burun tıkanıklığına neden olan bazı sebeplerin ilaç tedaviyle de rahatlıkla giderilebilir.

Burun Tıkanıklığı ile İlgili Güncel Doğru ve Yanlışlar

Her burun tıkanıklığı sebebi aynıdır: YANLIŞ
Her burun tıkanıklığı ameliyat gerektirir: YANLIŞ
Her burun eğikliği (Deviasyon) mutlaka ameliyat gerektirir: YANLIŞ
Her burun tıkanıklığı ameliyatı aynı sonucu verir: YANLIŞ
Burun tıkanıklıklarında tek bir ameliyat yöntemi vardır :YANLIŞ
Her burun ameliyatı sonrası tampon konulur: YANLIŞ
Burun ameliyatları sonrası bir süre sonra tıkanıklık mutlaka tekrar olur: YANLIŞ
Burun tıkanıklığı ameliyatları basit ameliyatlardır: YANLIŞ
Estetik burun ameliyatları burun tıkanıklığı için yapılır: YANLIŞ
Her estetik burun ameliyatı tıkanıklığı da giderir: YANLIŞ
Burun solunumu özellikle çocuklar için zorunludur :DOĞRU
Burun tıkanıklığı önemli bir hastalık olarak kabul edilmelidir :DOĞRU
İleri burun tıkanıklığı akciğer ve kalp gibi hayati organları zorlar :DOĞRU
Burun tıkanıklığında ameliyat başarısı sebebin doğru teşhis edilmesine bağlıdır :DOĞRU

Doç. Dr. Erhun Şerbetçi

kaynak : saglikveyasamedergisi.com.tr

Kategoriler
SAGLIK

Mide Bulantısına Ne İyi Gelir? Bulantı Nedenleri

Zencefilin yeşil, mor çiçekleri bulunan, Asya, Hindistan ve Arabistan’da tedavi amaçlı kullanılan aromatik yağ açısından zengin, tropikal bir kök bitkisi olduğu biliniyor.

Eski zamanlarda zencefilin eklem iltihabı, kolit ağrıları, ishal ve kalple ilgili hastalıkların tedavisinde kullanıldığını ifade edilirken , taze zencefilin B6 vitamini, C vitamini, kalsiyum, demir, magnezyum, fosfor, potasyum, manganez ve lif açısından yüksek besin değerlerine sahip olduğu özellikle belirtiliyor.

Denizciler üzerinde yapılan araştırmada, zencefil tozu kullanan kişilerin kusma ve soğuk terleme şikayetlerinde azalma olduğunun belirlendiğini ifade edildi.

Zencefilin 2 yaşın altındaki çocuklara verilmemesi gerektiği özellikle vurgulanırken, 2 yaşın üstündeki çocuklarda ise baş ağrısı, mide bulantısı ve sindirim sistemi kramplarının tedavi edilmesi için kullanılabileceğini belirtiliyor.

Yetişkinlerde ise zencefil tüketiminin günlük 4 gramı geçmemesi gerektiğini ifade eden Dönmez, zencefilin aşırı dozda tüketilmesi halinde göğüste hafif yanma hissedilebileceğini kaydedildi.

Kategoriler
SAGLIK

Ağız Kokusunu Giderme Yolları, Kokuyu Gideren Bitkiler

Ağız kokusunu gideren beş bitki:

MIRRA
Mırra hala yerel kalabilmiş ve geleneksel özellikleri olan bir kahve. Mırra için özel bir kahve çekirdeği yok.

Kahve çekirdekleri kavrulup dibek adlı havan benzeri kaba alınır ve taneleri çok inceltilmeden dövülür.

Mırranın hazırlanmasında en önemli kısım kaynatma evresi. Kaynama süresi, bilinen yöntemlere göre çok uzun, belli aşamalarda kahvenin telvesi ayrılıp karışıma su eklendikten sonra devam edilir.
Çekilmiş kahve üzerine su eklenerek kaynatılır, belli bir kıvama geldikten sonra tortusundan ayırmak amacıyla mutbak adlı özel kaba süzülür. Elde edilen karışıma tekrar kahve ve su eklenir. Bir iki defa daha süzme, kahve ve su ekleme işlemi gören kahve, tortusundan ayrıldıktan sonra kahve katılmadan sadece su eklenerek bir iki kere daha mutbaktan geçirilir. Bu işlemlerden sonra kahve içilmeye hazırdır.

REZENE
Rezene çayı kötü ağız kokusunu birebir yok eder.
Yemeklerden yarım saat önce alındığında, iştah açıcı olarak kullanılabilir.
Eğer yemekten sonra tatlandırmadan içilirse, sindirimi uyarıcı, şişkinliği giderici etkileri vardır.
Öksürük ve soğuk algınlıklarında ve çocuklarda boğmaca hastalığı sırasında yararlıdır.
Hıçkırık, bulantı, idrar yolları iltihabı, böbrek taşları gibi birçok durumda rezene çayına başvurabiliriz.

Kökü; idrar yetersizliğine, safra taşına iyi gelir.
Tohumu; mide ve bağırsak gazlarına, zor sindirime, bağırsak parazitlerine, asabi kusmalara yararlıdır.

Yaprakları; hazmı zor olan besinlerin sindirimini kolaylaştırır.

KARANFİL
Yaygın olarak ağızda bir süre tutularak kullanılır. Karanfil, güzel kokusu sebebiyle ağız kokusunu yok eder.
Karanfil, ihtiva ettiği Eugenol maddesinin etkisi ile hafif ve orta şiddette diş ve dişeti ağrılarına karşı lokal uyuşturucu olarak kullanılabilir.

Ağızda ve midede ifrazatı artırarak, nişastalı ve diğer yiyeceklerin hazmını kolaylaştırır. Mide tembelliğini ve iştahsızlığı giderir. Çok kuvvetli dezenfektan olup, gıdaların mide ve bağırsakta kokuşmasını ve gaz yapmasını önler.

ADAÇAYI
Bir avuç kadar adaçayı sıcak suyun içine katılarak 15 dakika demlenmesi beklenilir. Elde edilen karışım sıkılarak içine bir miktar nane ruhu katılır. Bu su gün boyunca dinlendirilir. Dinlendirilmiş olan su yarı oranda içme suyuyla karıştırılarak ağız sık sık çalkalanarak gargara yapılır.

NANE
Taze nane yaprakları kurutulur. Kurutulan bu yapraklardan 2 çorba kaşığı kadar alınır ve kaynamakta olan suyun içine katılır. 15 dakika boyunca kaynatıldıktan sonra şeker ya da bal ile tatlandırılarak içilir.
Taze nane yaprağı çiğnemek de ağız kokusunu giderir.

Kategoriler
EĞİTİM

Test Çözerken İşinizi Kolaylaştıracak Püf Noktaları, Test Çözme Teknikleri

Test Çözümündeki Püf Noktalar:
1. Bir konuyla ilgili soruları çözmeden önce o konuyu iyi öğrenmelisiniz. Soru çözerek de öğrenip öğrenmediğinizi kontrol etmiş olursunuz.
2. Amaç ÖSS’de başarılı olmak ise ÖSS niteliğine uygun sorular çözmelisiniz.
3. Soruları kendinize zaman tanıyarak çözün. Çünkü gerçek sınav sadece bilginizi değil bilgi kullanma hızınızı da ölçmektedir.Bu yüzden 180 soru için 180 dakika süre tanınmaktadır.
4. Her sorunun size sınavda sorulabileceğini düşünerek yanıtlamaya çalışın. Çözemediğiniz veya yanlış çözdüğünüz sorunun mutlaka doğru çözümünü öğrenin.
5. Soruyu çok fazla okuyarak zihninizi karıştırmayın.
6. Soruyu çözmenizi sağlayacak soru metninde yer alan önemli kelimelerin altını çizin.
7. Her gün belirli miktarda soru çözmeye çalışın. Soru çözmek sizde bir alışkanlık olsun.
8. Soru kökünü ve soru paragrafını anlamadan şıkları okumaya başlamayın. Önce size verilenleri ve sizden istenenleri iyi belirleyin. Bu sizin cevabı daha kısa sürede ve daha doğru bir şekilde bulmanızı sağlayacaktır.
9. Bütün şıkları okumadan doğru olduğuna inandığınız şıkkı işaretlemeyin. Çünkü bazı sorular sizden en doğru cevabı bulmanızı ister.
10. İki cevap da birbirine benziyorsa, cevap, büyük ihtimalle ikisi de değildir. İki şık birbirinin zıttaysa, bunlardan biri doğrudur.
11. Yanlış olduğuna kesin emin olmadıkça, ilk tahminde bulunduğunuz cevabınızı değiştirmeyin.
12. Doğru çözdüğünüzden emin olmadığınız soru ve sorular varsa o soruya hemen değil de birkaç tane soru çözdükten sonra bakın.
13. Yanlış çözdüğünüz sorulardan ötürü ümidinizi kaybedip karamsarlığa düşmeyin. Çünkü her yanlış çözdüğünüz soru şayet doğru çözümünü öğrenirseniz sizin için bir kazançtır.
14. Çözemediğiniz soruları düşünerek stres yapmayın. Her öğrencinin çözemeyeceği sorular mutlaka çıkar.
15. Uzun paragraftan oluşan soruları “uzun soru zordur” yargısında bulunarak o soruyu okumadan geçmeyin. Paragraf sorularının en önemli özelliği cevabının paragrafın içinde gizli olmasıdır.
16. Paragraf sorularında önce soru kökünü okursanız paragrafı daha kolay ve kısa sürede anlarsınız. Bu ise soruyu daha çabuk çözeceğiniz anlamına gelir.
17. Doğru cevaba daha kısa sürede ulaşmak istiyorsanız yanlış olduğuna inandığınız şıkları hemen eleyin. Kalan şıklar üzerine düşünün.
18. Sayısal sorularda işlemleri mutlaka kaleminizi kullanarak yapın.