Kategoriler
SAGLIK

En İyi 10 Diyet Yiyecek Hangileridir?

Ne yediğinize dikkat ediyorsanız, en az kaloriyle en fazla besin öğesini karşılayan yiyeceklere odaklanın Çünkü, daha az yemeniz diyetiniz için ihtiyacınız olan tüm besinleri ve memnuniyeti alamayacağınız anlamına gelmiyor Ehow.com’da yer alan habere göre, en iyi sonucu almak için beslenmenize ekleyebileceğiniz 10 yiyecek:

En iyi 10 diyet yiyecek hangileridir ?

Yağlar: Yemeklerinizde margarin ya da tereyağının yerine kullandığınız aspir, zeytinyağı ya da kanola yağı, diyetinize faydalı tekli doymamış yağ asitleri eklemeye yardımcı oluyor Bu yağ, kötü kolesterol seviyesini düşürerek kalp hastalığı ve felç riskinizi düşürmeye yardım ediyor

Elma ve armut: Elma pektin içeriyor. 2007 yılında Georgia Üniversitesi’nde yapılan araştırmada, pektinin prostat kanseriyle savaştığı bulundu.Pektinin diğer yararları: kolon kanseri hücreleri üzerinde etkilidir, kolesterolü ve glukoz seviyesini düşürür. Hem elma hem de armut mükemmel lif kaynağıdır, bunlar da sizin uzun süre tok hissetmenize yardımcı olur

Çilekler: Antioksidan ve lif bakımından zengin olan çileklerin porsiyon kontrolü kolaydır, tatlı atıştırmalıklar yerine sağlıklı ve ideal çerez gibidir

Avokado: Tekli doymamış yağ içermesinin yanında, avokado iyi bir potasyum, lütein, B vitaminleriyle E vitamini kaynağıdır. Kremalı tadı ve şekli sandviçlerinizdeki mayonezin yerine geçer. Avokadoyu domates ve havuç gibi antioksidan bakımından zengin yiyeceklerle eşleştirirseniz, vücudunuzun antioksidanları absorbe etme yeteneğine katkıda bulunursunuz.

Yumurta: Sadece 75 kalori olan yumurta, yüksek kalitede protein ve birçok çeşitli besin öğesi sağlıyor Bunlardan biri olan kolin, beyin fonksiyonları için çok önemlidir Yumurtanın çok yönlülüğü onu her yemek için bir seçenek yapıyor.Yumurtayı, kahvaltıda omlet, atıştırmalık için çok haşlanmış olarak tüketebilir, salatalara doğrayabilir ya da akşam yemeği için İtalyan omleti (frittata) şeklinde yiyebilirsiniz.

Kırmızı biber: Keskin tadının yanında, biberdeki içerikler (kapsaisin) metabolizmaya ılımlı bir destek sağlıyor

Somon balığı: Çok iyi bir omega-3 kaynağı olan somon balığı, vücudunuzun üretmediği gerekli yağ asitlerini sağlıyor Yağ asitleri sağlıklı beyin fonksiyonlarını sağlarken kalp hastalığı ve felç riskini azaltıyor Omega-3 yağ asitleri, aynı zamanda kanser ve eklem iltihabı risk faktörlerini önlemeye yardımcı

Kabuklu yemişler ve çekirdekler: Yer fıstığı toplam kolesterolü düşürüyor Badem ise kolesterolü düşürmeye yardım ediyor, kalp hastalığını önlüyor ve kanserle savaşan özelliklere sahip B17 vitamini içeriyor. Ceviz damar fonksiyonunu düzenliyor.Kabak çekirdeği prostat sağlığında faydalı ve erkeklerde kemik yoğunluğunu geliştiriyor.

Bitter çikolata: Antioksidan bakımından zengin olan ve doğal bir antidepresan olan serotonin içeren bitter çikolata, ayrıca iyi bir endorfin (mutluluk hormonu) kaynağıdır. Kan damarlarını gevşetir ve kan basıncının düşmesine yardım eder. Ancak porsiyonlarınızı küçük tutmayı unutmayın.

Tam tahıllar: Karmaşık karbonhidratlar, kan şekeri seviyesini düzenlemeye yardım ediyor. Büyük bir lif kaynağı olan tam tahıllar, mide ve kolon kanserine karşı koruyucu etkiye sahiptir.

Kategoriler
GÜNCEL SAGLIK

Ramazan Diyeti İle Zayıflayın

* Sahurda (Kahvaltı yerine)

1. Seçenek: Yağsız kepekli tost (İki dilim light ekmek ve bir kibrit kutusu peynir)

2. Seçenek: Bir su bardağı ayran veya diyet süt, domates, salatalık, maydanoz. Yatarken bir porsiyon meyve (muz, incir, üzüm ve kavun hariç)

3. Seçenek: Doyana kadar, bir yemek kaşığı sıvı yağla yapılmış sebze yemeği, salata, 200 gr diyet yoğurt ve bir dilim kepekli ekmek

4. Seçenek: Altı yemek kaşığı pilav, makarna, salata, 200 gr diyet yoğurt (haftada bir iki kez bu mönüyü uygulayabilirsiniz.)

* İftar saatinde (öğlen yemeği yerine)

Bir su bardağı su ile orucu açın. Bir orta boy pideyi sekiz dilime bölüp, bir dilimini alın. Bir kibrit kutusu peynir, iki dilim hindi pastırma ve bir adet zeytin yenilebilir. Ardından bir kâse çorba, doyma hissi yoksa, bir kâse daha içilebilir. İftarı dışarıda yapıyorsanız, küçük porsiyonlar halinde ikram edilenlerden alınabilir.

* İki saat sonra (akşam yemeği yerine)

1. hafta: Doyana kadar etli ya da etsiz sebze yemeği ve 200 gr yoğurt.

2. hafta: İki gün; doyana kadar sebze yemeği ve 200 gr diyet yoğurt. Üç gün; 100 gr ızgara et, tavuk, köfte ya da ton balığını tercih edin, yanında salata olsun. Bir gün; bir yumurtalı menemen veya ıspanaklı omlet hazırlayabilirsiniz, yanında 100 gr diyet yoğurt. Bir diğer gün; sekiz yemek kaşığı barbunya, yeşil mercimek, nohut, kuru fasulye gibi bir yemeğin yanında salata ve 100 gr diyet yoğurt.

3. hafta: 2. hafta gibi olacak.

4. hafta: 2. hafta gibi olacak.

* İki saat sonra Yarım paket bisküvi veya bir porsiyon meyve ve bir adet diyet bisküvi.

Veya masum bir tatlı:
1. Elma tatlısı: Bir orta boy elmanın kabuklarını soyduktan sonra ortadan ikiye bölün ve üzerine tarçın serpip fırınlayın, piştikten sonra üzerine bir tatlı kaşığı ceviz serpip, bir top diyet dondurma koyup afiyetle yiyin.
2. Diyet sütlü güllaç: Diyet sütü ısıtıp, bir börek dilimi kadar güllaç yiyebilirsiniz.
3. Diyet sütlü muhallebi
4. Üç top diyet dondurma
5. Bir kâse diyet sütle yapılmış diyet puding
6. Bir kâse meyve salatası (bir kivi, elma, armut, ananas, bir top diyet dondurma)
Taylan Kümeli

Kategoriler
Genel Kültür

Gıda İntoleransı Nedir? Neden Zayıflayorum Diyenler Bu Yazıyı Okuyun, Beslenme ve Diyetin Bilinmeyenleri

Az yememe rağmen zayıflayamıyorum diyorsanız bu yazıyı mutlaka okuyun. Masum ve sağlıklı görünen gıdaların neden olduğu Gıda İntoleransı dünyada 1 milyar kişiyi mağdur ediyor. Yediklerinize dikkat ettiğiniz halde devamlı kilo alıyorsanız, kilo vermekte sorun yaşıyorsanız, vücudunuzda nedeni belli olmayan ödem veya kronik yorgunluğunuz varsa, sürekli nezle ya da grip oluyorsanız ‘Gıda İntoleransı’nız olabilir. Üstelik pek çok kişi rahatsızlıklarının sıradan gıdalardan kaynaklandığına ihtimal veremediğinden uzun süre şikayetlerine çare bulamıyor. Dr. Yasemin Savaş, Gıda İntoleransı hakkında bilgi veriyor.

Sağlık problemleriniz ya da şikayetlerinizin altında masum görünen, hatta faydalı sandığınız bazı besinler yatıyor olabilir! Bağışıklık sisteminizin yabancı kabul ederek reaksiyon gösterdiği bu besin maddelerini immünolojik testler yardımı ile belirlemek artık mümkün.

Gıda İntoleransı nedir?

Yediğimiz ve sağlıklı olduğunu düşündüğümüz birçok besin, vücudumuzda olumsuz etkiler yaratıyor olabilir. Örneğin çok sağlıklı olduğunu düşündüğümüz bir yumurta eğer vücudumuz tarafından sindirilemiyor ise, vücudumuz bu yumurtanın içindeki proteinlere karşı tepki vermeye başlar. Bu olumsuz etki ‘Gıda İntoleransı’ olarak adlandırılır ve vücutta kilo almadan, birçok kronik rahatsızlığa kadar olumsuz etkilere yol açar.

Gıda İntoleransı nasıl oluşur?

Besinlerin yenmesi ve vücudumuzdan atılmaları arasındaki süreçte besinler sürekli bir parçalanmadan geçerler.

İlk olarak ağızda parçalanmaya başlayan besinler, daha sonra mide asitleri ve hareketleri ile belli bir kıvama gelir ve bağırsağa geçerler.

Bağırsaktaki çeşitli enzimlerin etkisiyle bu besinler en küçük parçalara kadar ayrıştırılırlar.

Besinlerdeki proteinler, bu ayrışma esnasında daha küçük parçalara, yani amino asitlere bölünür ve kana karışarak vücutta gerekli yerlerde kullanılmak üzere yolculuklarına devam ederler.

Gıda İntoleransı gıda alerjisinden farklıdır

Gıda İntoleransı gıda alerjisi ile karıştırılmamalıdır. Gıda alerjisi az kişide görülür ve kısa bir vakitte öldürücü etkilere kadar varan sonuçlar doğurabilir. Örneğin fındığa veya deniz mahsullerine Gıda Alerjileri olan kişiler 1 saatten az zamanda anaflaktik şoka girerek nefes bile alamaz hale gelebilirler.

Gıda İntoleransında ise yediğimiz yiyeceklerin olumsuz etkisi 3 – 24 saat arasında çıkmaya başlar. Normal beslenen bir insan, 24 saat içinde birçok yiyecek yediği için, yaşadığı sorunun gıdadan olduğunu bilse bile hangi gıdadan olduğunu tespit etmesi çok zordur.

Örneğin sabah çikolata yemiş ve sonra geceye kadar 2 öğün yemek yemiş biri, gece yatmadan ortaya çıkacak bir bağırsak sorununun sabah yemiş olduğu çikolatanın içindeki süte bağlayamaz. Gıda intoleransınızın olması, belirli gıda bileşenlerine karşı vucudunuzda ters bir reaksiyon oluşacağı anlamına gelir. Bu durum, bağışıklık sistemi ile ilintili değildir. Bu bağlamda gıda alerjisinden çok farklıdır.

Gıda İntoleransı tahmin edilenden daha yaygın bir hastalıktır

Dünya Sağlık Örgütüne göre dünya nüfusunun yarısında Gıda İntoleransı bulunuyor. 1 milyar kişide tanısı konmuş Gıda İntoleransı vardır ve WHO, bu rakamın 2015’te 2,5 milyara ulaşacağını öngörmektedir. (WHO, JUNE 2006)

Gıda İntoleransı, şişmanlık, kilo verememe, migren, akne, nedeni bilinmeyen ödem, gaz, şişkinlik, kronik yorgunluk, kabızlık, cilt problemleri (örn. sivilceler, kaşıntı nörodermatit, kronik egzama vs.), romatizmal hastalıklar, astım, ishal , mide krampları, depresyon, uyku bozuklukları, baş ağrısı, solunum yolu hastalıkları, kronik farenjit, sürekli nezle olma, ağızda yaralar, epigastrik ağrılar, Crohn hastalığı, İrritabl Bağırsak Sendromu, sık gribe yakalanma, kronik burun akıntısı, OSB (Otistik Spektrum Bozukluğu), Sedef hastalığı, nörodermatit, ürtiker… gibi birçok hastalığa yol açabilir.

21. yüzyılda yapılan bilimsel araştırmalar göstermiştir ki eskiden sebebi bilinmeyen ve tedavisi olmayan birçok hastalığın temelinde Gıda İntoleransı yatmaktadır.

haberturk

Kategoriler
SAGLIK

2011 in En Etkili Diyetleri, Popüler ve Kolay

Yaklaşan yaz ylarında daha iyi görünmek için hızlı ve etkili zayıflamanın yollarını sizler için araştırdık.
işte karşınızda enetkili diyetler:

Günü 6 parçaya bölerek, vücudun ihtiyaç duyduğu kadar besin tüketilmeli, küçük ve masum görünen fakat yağ ve şeker içeriği yüksek; yükte hafif pahada ağır ikramları geri çevirin.

Vücudun yağ ve kas dengesini sağlamada doğru beslenmenin yanı sıra fiziksel aktivite de önemlidir. Beraberinde bir egzersiz programına başlamak ve mümkünse bunu hayat boyu bir alışkanlık haline getirmek gerekmektedir. Bu mümkün değil ise, gün boyu hareket halinde olunmalıdır. Gün içerisinde hareketliliği sağlayacak kısa yürüyüşler, merdiven çıkma gibi fırsatları değerlendirin.

Örneğin masanızda sürekli su bulundurmaktansa, arada bir kalkıp mutfağa gidin ve su için. Dikkat edin; eğer bunu yapmaya bile üşeniyor ve başkalarından rica ediyorsanız; hareketsizliğe alışkın olabilirsiniz.

Yiyerek nasıl zayıflanır?

Kişiden kişiye ve yenilen besinlerin içeriğine göre değişmesine rağmen yemek yedikten 3-4 saat sonra kan şekeri düşer ve karnımız acıkır, bir şeyler yeme isteği duyulur. Biz diyetisyenlerin “az miktarda ve sık sık yemek yiyin” önerimizin temelinde bu yatar. Çünkü iş yoğunluğu veya başka meşguliyetler sebebiyle 6-7 saate varan açlıklar sonucunda dayanılmaz bir açlık duygusu ve hızlı yemek yeme bir araya gelir.

Kısa bir süre içinde, o an için vücudun ihtiyacından çok daha fazla besin tüketilir. Metabolik faaliyetler sonucunda alınan kalorinin bir kısmı kullanılır. Ancak fazlası elbette ki, depolanır. Bu durum sık sık tekrarlanırsa, kilo alma kaçınılmazdır. Bu nedenle 2-3
saatte bir besin tüketmek günlük besin alımının frenlenmesine yardımcı olur.

Diyetlerde su tüketimi artırılır bunun nedeni nedir?

Su, yetişkinlerde vücudun toplamda yüzde 55-60’ını oluşturur. Hayati sıvı denilen kanın yüzde 90′ ı, kasların yüzde 75′ i, kemiklerin yüzde 25′ i ve hatta yağlarınenerji için depolandığı dokunun dahi yüzde10 ila 30′ u sudan oluşmaktadır. Bu nedenle vücudun ihtiyacı olan besin ve besin öğelerini alırken, yeterli miktarda suyun da alınması gerekir. Kilo verme esnasında metabolik artıkların uzaklaştırılması için, kilo alma esnasında da hücre yapımı için yeterli miktarda su alınması şarttır.

Kısa sürede kilo vermenin zararları nelerdir?

Yapılan araştırmalar, kısa sürede kilo vermek için günlük alınan kalorinin aşırı derecede kısılması sonucunda, yağ kaybının yanı sıra kas kaybının da fazla olduğunu göstermektedir. Vücudun iskelet kasları dışında kalbin de yapısı kastır. Dolayısıyla tüm bu dokuların kas kitlelerinde azalmalar olmaktadır.

Uzun vadede ise, iç organların zarar görmesi mümkündür. Kaldı ki, hayat boyu kalorisi çok fazla kısıtlanmış bir diyete uyulması imkansızdır. Kilo verdikten sonra düşük kalorili diyetler bırakılır ve sofralar tabir yerindeyse donatılır. Egzersizler azaltılır. Verilen kilolar da aynen ve bazen daha fazlasıyla geri alınır. Geriye gözle görülmeyen ve uzun vadede anlaşılacak tahribatlar kalır.

Kategoriler
SAGLIK

8 Haftada 11 Kilo Nasıl Verilir? İşte En İdeal ve Sağlıklı Bilimsel Zayıflama Diyeti

Danimarkalı uzmanlar, dünyanın en büyük kapsamlı gıda araştırmasına imza atttı. Şişmanlığa karşı en etkili beslenme şeklinin düşük glisemik indeksli protein zengini gıdalar olduğu ortaya çıktı.

İrfan Kurtulmuş’un haberi

Kopenhag Üniversitesi Biyobilim Fakültesi tarafından Avrupa’nın 8 ülkesinden yaklaşık 1000 yetişkin üzerinde yapılan araştırmada, ideal beslenme rejiminin proteinler açısından zengin, hayvani yağlar ve nişasta ile şekerli besinler açısından düşük olduğu belirlendi.

Araştırmaya göre; ideal diyet, beyaz et, yağ içeriği azaltılmış süt ürünleri, lifler için fasulye ve daha az beyaz ekmek ya da nişasta açısından zengin beyaz pirinç içeriyor. Araştırmacılar, bu tip bir rejimle kalori saymanın gerekmediğini ve kilo almadan doyana kadar yemenin mümkün olduğunu belirtti.

8 haftada 11 kilo

Araştırmaya başlamadan önce 8 hafta süreyle günlük 800 kalorilik bir rejime sokulan denekler, bu süre zarfında ortalama 11 kilo verdi. Bu denekler daha sonra rasgele seçilerek 5 ayrı rejime sokuldu. Araştırmacılar, hepsi hayvani yağlar açısından zayıf olan ve altı ay süren bu rejimlerin hangisinin kilo almamak için en etkilisi olduğunu belirlemeye çalıştı.

Bilimadamları sonunda, proteini zengin ve nişastası ile şekeri zayıf rejimin en etkilisi olduğunu belirledi ve kilo vermek isteyenlere şu diyeti önerdi:

KAHVALTI: Müslili, şekersiz, yağsız yoğurt. Yağsız peynirli sert peksimet ve portakal.

ÖĞLE ÖNCESİ: Sebze çubukları ve yağsız peynir çubukları.

ÖĞLE YEMEĞİ: Yağsız et veya tavuk, çavdar ekmeği, domatesli uskurmu balığı ve çeşitli sebzeler.

ÖĞLEDEN SONRA: Kepekli çavdar ekmeği, düşük yağlı ciğer ezmesi ve salatalık.

AKŞAM: Sebzeli hindi, tam tahıllı makarna, beyaz peynirli ve tatlı bezelyeli avokado salatası. Su ya da az yağlı süt.
haber7. com

Kategoriler
SAGLIK

Kilo Verirken Başarılı Olmanın İlk 10 Kuralı

‘Kilo sorununun çözümünde diyetten çok niyete inanırım.’ Prof. Dr Osman Müftüoğlu kilo vermede başarılı olmanın ilk 10 kuralını yazdı…

Osman Müftüoğlu’nun yazısı

Kilo sorununun çözümünde diyetten çok niyete inanırım.

Yaşasın Hayat ekibi olarak bu bizim ortak fikrimizdir. Kilo programına aldığımız herkese de aynı düşünceyi aşılamaya çalışırız.

Çünkü -bize göre- kilo sorunu “çözülebilen”, daha da önemlisi “yönetilebilen” bir problemdir. Dikkat edilmesi gereken temel nokta çözmeye “niyet etmek”, kalıcı bir söz verip “samimi bir kararlılık” içinde kalabilmektir. Gerisi kolaydır…

Bugüne kadar kilo sorunu olan yüzlerce insanla görüşme yaptık.

Metabolizmalarını, hormonal organizasyonlarını, ruhsal durumlarını, hatta işleri, çevreleri ve aileleriyle ilişkilerini izleme fırsatı bulduk.

Geldiğimiz nokta şu…

SABOTAJCILARA DİKKAT!

Kilo sorunu olan herkesin bir -bazen birden fazla- kilo sabotajcısı oluyor.

Bu sabotajcı bazen kanda aşırı yükselen insülin, az üretilen tiroid hormonu, çok üretilen kortizol, çok fazla düşen şeker, bazen kaygı durumları, korkular, endişeler, kısacası “mutsuzluk halleri”, bazen de içine düşülen yalnızlıklar, bunaltılar, kıvranmalar ve çözümü yiyeceklerde aramalardır.

Bazen kullandığımız ilaçlar, yönetemediğimiz sorunlar, hatta doğal süreçler de -hamilelik, menopoz, andropoz gibi- olabiliyor.

Sabotajcıların sayısı saymakla bitmez. Mesela her gün gözünüzün önünden geçen, beyninize işleyen yiyecek reklamları, işyeri ya da okul kantinlerinde satılan yüksek kalorili, şeker, un, yağ zengini atıştırmalıklar, bazen de sizi her gün köşedeki bara içmeye veya alt sokaktaki fast food’cuya götüren arkadaşlar ve daha neler, neler…

Bence işe önce bu sabotajcı ya da sabotajcıların kimler veya neler olduğunu saptamakla başlamak
lazım.

Ne yapmalı?

Özellikle kronik diyetçiler, daha diyet sözcüğünü duyar duymaz irkilir, tüyleri diken diken olur, kalpleri hızlanıp tansiyonları fırlar!

Peki bu durumda yapılacak olan ne?

Bence önce soruna doğru bir teşhis koymak lazım. Çünkü tıbbın her alanında olduğu gibi burada da teşhis olmadan tedavi planlanamaz.

Ayrıca sorunun çözümüne yumuşak adımlarla, iyi niyet ve keyifle, kilo vermekten çok hafiflemeyi, formda ve zinde biri olmayı istemekle başlamalı.

Hayatı bir bütün olarak değiştirmek, yanlışlardan belli bir program dâhilinde yavaş yavaş vazgeçmek hedeflenmeli.

En etkilisini değil, makulü aramalı, sosyalleşmeye, zaman zaman kırmızı ışıklarda geçebilmeye fırsat tanınmalı. Çünkü diyet değil, niyet önemli. Niyetiniz iyiyse mutlaka başarırsınız.

Diyet sözcüğü sevimsizdir

Önemli bir nokta da şu: Diyet sözcüğü kimseye sevimli gelmiyor.

Çünkü diyet -sözcük anlamı tamamen farklı da olsa- hepimizin aklına en iyi olasılık, en sevimli haliyle bile “kibrit kutusu kadar peyniri, kızarmış ince bir dilim ekmeği, salatalık, domates ve biberi” getiriyor.

Kısacası diyetten bahsedilince “açlık, lezzetsizlik ve keyifsiz bir yaşamın bizi beklediği” düşüncesine kapılıyoruz.

Doğal olarak bu sürecin sosyalleşmemizi engelleyeceğini, bizi arkadaş ortamlarından uzaklaştıracağını düşünüyor, korkuya kapılıp strese giriyoruz.

Haksız da sayılmayız… Hiç kimse hayatımızın 3-5 ayını -hele bir de kronik diyetçiyseniz her yılın 3-5 ayını- salata, çorba, haşlanmış sebze, soda, limon ile geçiştirmekten, ömrünü “sütlaç, dondurma, muhallebi yasaklısı” olarak sürdürmekten hoşlanmaz.

Hiç kimse keyiften, yemeden, içmeden, kısacası yeme içme süreçlerinin getirdiği sosyalleşmeden ayrı kalmayı uzun süre başaramaz.

BAŞARININ İLK 10 KURALI

1 Kilo alma nedeniniz belirlenmeden sadece diyet veya egzersiz ile yola çıkmayın! “Teşhis olmadan tedavinin de mümkün olmayacağını” aklınızdan çıkarmayın.

2 Hangi programa başlarsanız başlayın mevcut ağırlığınızın yüzde 3-5’inden fazlasını kaybetmeyi düşünüyorsanız önce bir doktorla görüşün, tıbbi bir denetimden geçin. Yüzde 5’i geçen kilo kayıplarının metabolizmanız ve hormonal yapılanmanızda ciddi değişiklikler yapacağını unutmayın.

3 Diyetisyen doktorlardan da, doktor diyetisyenlerden de, kendini hem doktor hem diyetisyen yerine koyan egzersiz danışmanlarından uzak durun.

Doktorlar kilo sorununun sağlıkla ilişkili yanlarını ve sağlıksız sonuçlarını tedavi etmekle sağlığınıza en uygun programı belirlemekle, diyetisyenler sorununuza uygun en iyi ve size özel (yaşam tarzınıza, beslenme alışkanlıklarınıza, ekonomik durumunuza, ağız tadınıza) çözümler üretmekle, egzersiz danışmanları aktivite yanlışlarınızı belirleyip seveceğiniz etkili ve kalıcı aktiviteler oluşturmakla görevli olmalı, bu üçlü bir takım halinde çalışmalıdır.

4 Kilo vermek amacıyla zayıflama haplarını reçeteli olsun ya da olmasın kesinlikle kullanmayın. Bitkisel ve doğal olduğu söylenen desteklerden de kesinlikle uzak durun. Çoğunun içinde ne olduğu bile bilinmiyor. Aktar önerilerine de sakın kulak asmayın. Zayıflatan ot-çöp-bitki yok!

5 Hızlı kilo vermeye çalışmayın. Unutmayın ki kilo sorununda da hızla giden aynı hızla geri geliyor, verilen kilolar yeniden ve fazlasıyla alınıyor.

Hızlı kilo vermek şok diyetlere itibar etmek ruhsal dengeyi bozuyor, saçları döküyor, kansız cansız bitkin halsiz bırakıyor. Daha da önemlisi hayatı tehdit eden sorunlara yol açabiliyor.

6 Gerçekçi ve uygulanabilir amaçlarla yola çıkın. Gerektiğinde bu yolculuğun uzun sürebileceğini unutmayın.

Yorulduğunuz sıkıldığınız zaman “mola” alın. Unutmayın ki ayda bir kilo verseniz bile dört yılda toplamda kırk sekiz kilo hafiflemek elinizdedir.

7 Siz de bilgili bir kilo yöneticisi olmaya çalışın. Ne yapıldığını nasıl bir plan uygulandığını anlamaya gayret edin. Doğru beslenmenin temel ilkelerini öğrenmeye çalışın.

Duygusal yemeleriniz varsa önlemlerini, yanlış gıda seçimleriniz varsa düzeltme yollarını kavramayı hedefleyin.

8 Marketten, bakkaldan, manavdan, pazardan sağlıklı yiyecek-içecekler satın almayı öğrenin. Kilo verirken de sağlıklı beslenmeniz gerektiğini unutmayın.

9 Başarınızı ödüllendirmeyi ihmal etmeyin. Başarınızın getireceği motivasyon en etkili motivasyondur. Kilonuzu bel çevrenizi izleyin ve hafifleyip inceldikçe kendinizi ödüllendirin.

10 Yolunuza her koşulda devam etmeye gayret edin. Gerektiğinde kısa molalar verin ama programınızı seyahatler, tatiller, iş gezileri esnasında da uygulamaya gayret edin.

Adım ölçer kullanın

Hangi diyeti yaparsanız yapın o diyeti mutlaka kardiyometabolik bir aktiviteyle desteklemeniz gerekiyor. Son yılların 1 numaralı kardiyometabolik aktivite trendi; yürümek!

Mümkün olduğu kadar aktif olmanız ve fırsat buldukça yürümeniz en güçlü diyet yardımcısı olarak gösteriliyor.

Bu trende “10 bin adım trendi” de deniyor. Eğer kilo vermeyi ve sağlıklı kilonuzu korumayı istiyorsanız günlük adım sayınızı 10 bin civarına çıkarmalısınız.

Uzmanlar, her 25-30 adımda ortalama bir kalorinin harcanabileceğini belirtiyor. Kaslı biriyseniz ve sıkı, sert adımlar atıyorsanız yaktığınız kalori biraz daha artıyor.

Kassız, minyon ve yağlı biriyseniz, hafif yürüyüşler yapıyorsanız bu değer azalabiliyor. Hangi diyeti yaparsanız yapın mutlaka kalori harcamanızı da arttırmanız gerekiyor.

Eğer adım ölçerinizde yazan rakam beş binden azsa işiniz güçleşiyor. Rakam on bine yaklaştıkça şansınız yükseliyor.

Günlük adım sayınızı belirlemenin en kolay yolu bir adım ölçer alıp belinize takmak! Kilonuz olmasa bile adım sayınızı arttırmanın sağlığa iyi geleceği, kalp-damar hastalığı başta olmak üzere birçok hastalığa yakalanma ihtimalini azaltacağını hatırlatalım.

Kilo sorunu olsun ya da olmasın herkesin günde en az 6-7 bin adım atması gerekiyor. Kilo sorunu olanların ise bu hedefi mutlaka tutturmaları şart!
haber7. com

Kategoriler
SAGLIK

Hızlı ve Doğru Zayıflama Yöntemleri

Hızlı zayıflamak için sağlıklı bir yöntem yok mu peki? Uzmanportal.com da bu yazıyı okurken özel bir besin veya kullanacağınız bir ilaç tabi ki önermeyeceğim. Sağlıklı bir şekilde daha hızlı zayıflamak için yine doğru besinleri tüketmeli ve her gün yediğiniz fazlalıkları atmalısınız. Maalesef alışkanlıklarınızı değiştirmediğiniz sürece başka bir yöntem yok.

Haftada 0.5 ile 1 kg olmak üzere ayda 2-4 kg vermek sağlıklıdır. Ama ayda verilecek kilonun 4 kg’a kadar çıkmasına bile gerek yok. Çünkü artık bütün dünyada sağlık profesyonelleri insanların ne kadar yavaş kilo verirlerse kiloyu o kadar iyi koruyabildiklerini savunmaktadırlar. Haftalık 0.5 kg lık kilo verme hızını 0.25 gr a bile düşürmektedirler. Bende klinik tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim ki ayda 2-2.5 kilo vermek en idealidir. Çünkü 3-4 aylık bir zaman diliminde alışkanlıkların değişmesi zor ve verilen kilonun geri alınması daha yüksek oranda. Kaldı ki 1 yıl bile insan hayatında kısa bir zamandır,bu kadar sürede bebeklikten beri oluşan yeme davranışlarını değiştirmek çok zordur.

Biraz daha hızlı zayıflamak için en azından sağlıklı bir program, almanız gereken temel besinleri almalı ve vücut direncinizi kırmamalısınız. Bunun için şu şeklide bir program olabilir ama herkesin beslenme programı özeldir ve sağlık durumuna göre düzenlenmelidir.

Sabah kahvaltısında; kepekli tost veya yağsız süt ile müsli / tahıllı gevrek olabilir
Öğle yemeğinde; eğer işyerinizde yemek yiyorsanız ana yemeğin yanında pilav, makarna veya börek gibi karbonhidratlı yemekleri yemeyip 1-2 dilim kepekli ekmek, mutlaka yoğurt ve salata yemeğe çalışın. Yemeklerin yağını ve salatanın yağını azaltmanız daha az kalori almanızı sağlar.

Ara öğün; mutlaka almalısınız çünkü eve aç gitmemeniz akşam yemeğinizi fazla yemenizi önler. Ara öğün olarak küçük bir sandviç, kepekli bisküvi gibi posalı bir karbonhidrat almanız sizi daha çok tok tutacaktır.

Akşam yemeğinde; az yağlı bir sebze yemeği veya dönüşümlü olarak 70-80 gr ı geçmeyecek ızgara et / tavuk veya balık, yanında yine yoğurt ve 1-2 dilim ekmek olabilir

Yemek sonrasında; meyve ve 2-3 tane kepekli bisküvi veya grisini yemeniz son ara öğün olarak gece acıkmanızı önler. Yağsız 1 bardak süt de içebilirsiniz.Bu şekildeki beslenmenize biraz da hareket eklerseniz en azından daha sağlıklı kilo verirsiniz. Bunun yanında herhangi bir şey almanıza gerek yoktur.
mailce com

Kategoriler
SAGLIK

Diyet İle İlgili En Çok Sorulan Sorular

diyetHızla şişmanlıyor ve buna bir dur mu demek istiyorsunuz? Aklınıza diyet yapmak gelmiştir herhalde, tabi diyet yapmak şart ancak diyet yaperken bilinmesi gereken bazı noktalar var. İşte diyet ile ilgili ençok sorulan sorular ve bilinmesi gerekenler.

DİYETLE İLGİLİ OLARAK EN ÇOK SORULAN SORULAR

Diyet yaparken karşılaşılan sorunlardan biri de, neyin ne kadar yeneceğidir. Günlük alınması gereken kalori ve yağ miktarından mide açlıktan kazındığında ne yeneceğine ya da kalsiyum ihtiyacının mutlaka sütten mi alınacağına kadar birçok soru insanın aklını kurcalar.

Yumurta kolesterol açısından kötü müdür?
Yumurta tüketiminde ölçülü olunduğu sürece hayır. Yumurta, vücut için gerekli olan protein, K vitamini, riboflavin ve selenyumu sağlamak için mükemmel bir kaynak. Yapılan araştırmalar, yumurta sarısının 213 mg kolesterol içeriyor olmasına karşın, haftada 2 adet yumurta yemenin kandaki kolesterol düzeyi üzerinde hiçbir olumsuz etkide bulunmadığını göstermektedir.

Günde kaç kalori almalıyım?
Öncelikle dengeli bir beslenme programı uygulayarak vücuttaki her kilo için 20 kalori alınmalıdır. Buna, günlük aktivite durumuna göre 400-700 kalori daha eklenmelidir. Örneğin 65 kiloda aktif bir kadının günlük alması gerekli kalori miktarı 2000 civarındadır ve bu kişinin haftada bir kilo vermek istediğinde, günlük kalori miktarından 500 kalori daha az beslenmesi yeterlidir. Eğer siz daha kalıcı çözümler istiyorsanız, diyetiniz boyunca günlük kalori miktarından 250 kalori indirin ve 250 kaloriyi yaktıracak kadar da egzersiz yapın.

Kilo vermek isterken günlük almam gereken ortalama yağ miktarı ne kadardır?
Yapılan araştırmalar, günlük alınan kalori miktarının % 15’inin, diyet yapılsın ya da yapılmasın, yağlardan sağlandığını göstermektedir. Bu miktar; kalp krizi, obesite ve diyabet riskini en aza indirmek için yeterlidir. Örneğin 1500 kalorilik bir diyet yapıyorsanız, alabileceğiniz yağ miktarı 50 gramla sınırlıdır.

Karbonhidrat, niçin egzersiz için de büyük önem taşır?

Vücudumuzda glikojen olarak depolanan karbonhidratlar, kas gücünü artırmada son derece önemli rol oynar. Ayrıca aşırı olmamak kaydıyla vücudumuzda depoladığımız yağlar da aynı etkiyi gösterir. Kas gelişiminde önemli rol oynayan glikojeni vücudunuza sağlayabilmek için, egzersiz çalışmaları sonrası karbonhidrat içeren yiyeceklerden yemelisiniz. Örneğin 90 dakikalık bir egzersiz sonrası fırınlanmış patates, bir porsiyon meyva veya kepekli krakerler uygundur.

Kahvede bulunan kafein kemikleri zayıflatır mı?
Hayır. Çok aşırı miktarda kahve içmiyorsanız böyle bir durum söz konusu değildir. Gene de kafeinin kemikleriniz üzerindeki zararlı etkilerinden endişe duyuyorsanız, kahvenizi sütle içmeyi deneyin.

Yüksek tansiyon problemim yoksa tuza dikkat etmeme gerek var mı?
Tuz, şeker ve un, üç zararlı beyazdır. Bu nedenle kullanacağınız tuz, hep az olmalıdır.

Besleyici değerleri bakımından vücudum için en yararlı 5 sebze hangisidir?
İster koyu yeşil olsun isterse kırmızı, isterse turuncu veya sarı, bütün sebzeler harika birer besleyici olup vücudumuzu hastalıklara karşı dirençli hale getirirler. Diyetisyenlerin verdikleri bilgiye göre her birinin ayrı yararları olmakla birlikte, düzenli olarak alındıklarında, vücudumuz için en yararlı sebzeler şunlardır :
Ispanak, iyi bir folik asit kaynağı olup kansere karşı koruyucu etkisi vardır; A vitamini ve kalsiyum içeriyor. Havuç, mükemmel bir A vitamini kaynağıdır. Tatlı patates, A ve C vitaminlerini içerir. Brokoli, A ve C vitaminleri ile folik asit içerir. Sarımsak, kansere karşı etkili pitokimyasallar içerir.

Hangi yiyecekler kolesterolü düşürür?
Lif bakımından zengin sebzeler, örneğin yulaf, fasulye ve soyalı besinler, kolesterolü düşürür. Bunlar, kandaki kolesterol miktarını dengeleyici özelliğe sahiptir. Kolesterolünüz yüksekse, özellikle az yağ içeren bir diyet yapmalısınız. Aldığınız yağ miktarını azaltmak için meyva ve sebze ağırlıklı öğünler yemeli ve kırmızı eti azaltmalısınız. Ayrıca süt ve süt ürünlerinden de yağsız olanları tercih etmelisiniz.

Günde 8 bardak su içmek neden önemlidir?
Vücudumuzda oluşan en temel kimyasal reaksiyonların tümü suya ihtiyaç duyar. Su; sindirimde, metabolizmanın düzenlenmesinde, vücut ısısının ayarlanmasında ve kan basıncında etkilidir.

Karnım açlıktan kazındığında bunu nasıl giderebilirim?
Bunu tamamen geçiremezsiniz; fakat kendinize en zararsız olacak biçimde üstesinden gelebilirsiniz. Bunun için diyetisyenlerin belirledikleri stratejilerden birini deneyebilirsiniz. Dilediğiniz yiyecekten ufak miktarlarda yiyerek açlığınızı gidermeye çalışın. Canınızın çektiği yiyeceklerin benzer diyet versiyonlarından deneyin. Halâ açlığınızın önüne geçemediyseniz, arkadaşlarınızla birlikte olmayı ve açlığınızı aktivitelerle unutmayı deneyin.

Şeker şişmanlatır mı?
Teknik olarak yağ içermediğinden, hayır. Şeker, saf karbonhidrattan oluşur ve biz bu ihtiyacımızı aynı şekilde ekmek ve meyvalardan da karşılayabiliriz. Ama şeker kalori içerir. Bazı şekerli yiyecekler, kurabiyeler ve krakerler, aynı zamanda yağ da içerir. O halde, çok fazla şekerli gıda tüketimi, kısa sürede yağ birikimleri olarak vücudumuzda yerini alacaktır.

Metabolizmayı özellikle güçlendiren yiyecekler var mıdır?
Hayır. Söylenildiğinin aksine balarısı polenleri ve greyfurt da böyle bir etkide bulunmuyor. Bazı baharatlı yiyeceklerin metabolizmayı hızlandırdığı doğru olsa da, bunun vücut üzerindeki etkileri oldukça zayıftır. Eğer metabolizmanızı güçlendirmek istiyorsanız, ağırlık kaldırma egzersizleri sizin için çok yararlı olacaktır. Kaslarınızı zorlayarak kaldırdığınız her yarım kilo için günde 35 kalori yakabilirsiniz.

Çok az yağ yemek mümkün müdür?
Tıpkı bir araba gibi, vücudumuz da hareket etmek için yağa ihtiyaç duyar. Özel olarak yağ asitleri, hücre onarımında ve yenilemelerinde de iş görür. Et, balık, fındık gibi besinlerden aldığımız yağlar, aynı zamanda hormonları düzenleyici ve sinir sistemini güçlendirici etkilere sahiptir. Her ne kadar çoğu uzman günlük kalori miktarının % 15’inin yağdan karşılanması gerektiği görüşünde birleşse de, yapılan son araştırmalar, yüzde 10’un da yeterli olduğunu göstermektedir.

Acıktığım zaman neden çekilmez bir insan oluyorum?
Kötü gününüzde olsanız da, dayanılmaz olmanızın nedeni, fizyolojik olarak açlığınızdan ileri geliyor olabilir. Vücuttaki kan şekeri düştüğünde, otomatik olarak kanınızdaki adrenalin ve daha birkaç hormonun işlevi azalır ve bunun sonucu sinirlilik, kan basıncınızın artışıyla doğru orantılı olarak gerginlik görülebilir. Eğer sık aralıklarla azar azar yemek yemeye vakit ayıramıyorsanız, yanınızda bir meyva veya atıştıracak krakerler taşımanızda yarar vardır.

Hiçbir şey yemeyerek zayıflamak tehlikeli midir?
Bu tarz girişimler son derece tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Vücudunuz iki günden fazla aç kaldığında, karbonhidrat ve protein gibi en temel ihtiyaçlarını kaslardan karşılamaya kalkacaktır. Ayrıca büyük su kaybına da rastlanır. Bunun sonucu olarak da baş ağrısı, baş dönmesi, sıkıntı gibi olumsuz belirtiler görülebilir. Aç kalınan süre arttıkça, oluşması muhtemel tehlikeler de daha ciddi boyutlar kazanacaktır.

Baharatlı yiyecekler ülser yapar mı?
Yapılan araştırmalar, peptik ülserin gerçek nedeninin mideye yerleşen bir bakteri olduğunu göstermektedir. Günümüzde ülser tedavisinde diyet yanında bu bakteriyi etkisiz hale getiren ilaçlar da kullanılmaktadır.

Izgaranın kansere yol açtığı doğru mudur?
Direkt olarak hayır; ama kanser riskini artırdığı doğrudur. Biftek, tavuk gibi et yağları kömür üzerine düştüğünde çıkan dumanın kanserojen etkileri olduğu bilinir. Yapılan çalışmalar, mangaldan önce etleri marine etmenin bu tehlikeyi azalttığını gösterir. Diğer bir sağlıklı yöntem de etleri önce mikrodalgada pişirip en son mangalda çevirerek servise sunmaktır.

Gece yatmadan önce bir şeyler atıştırmak zararlı mıdır?
Gece yarısı yediklerinizi sindirmeniz iyice zorlaşır. Yatmadan önce bir şeyler atıştırmak istiyorsanız, meyva veya biraz yoğurt yemenizi ya da bir bardak süt içmeniz önerilir.

dogalilacrehberi.com