Kategoriler
SAGLIK

İdeal Kahvaltı Nasıl Olmalı?

Çağımızın hastalığı olan obezite, yaşam kalitemizi de olumsuz etkiliyor. Bu nedenle mutlaka doğru ve dengeli beslenmeliyiz. Spor mutlaka yapmalıyız fakat malesef çoğumuz spor için gerekli vakti ayıramıyor. Bu nedenle işin özü doğru beslenmeye gidiyor. Doğru beslenme deyince akla ilk gelen isimlerden olan Prof. Dr Canan Karatay Habertürk e verdiği mulakatında doğru beslenme ve ideal bir kahvaltının önemine değindi. Biz de uzmanportal.com olarak sizler için bu yazıyı yayınlıyoruz: İç hastalıkları ve kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay, şeker tüketiminin tehlikesine dikkat çekti.

Karatay, “Yağlar tehlikeli diye senelerce halkımıza söylendi. Senelerce yağlar yasaklandı. Esas şekerin, ensülinin tehlikeli olduğu halkımızdan saklandı. Kusura bakmasınlar. Yağ kilo aldırmaz” dedi. Prof. Karatay’a göre, Türkiye’de 20milyondan fazla kilolu, 20milyon obez ve 10milyon diyabetli insan var. Neredeyse her evde, obez ya da diyabetli görmek mümkün.

Prof. Karatay, dün yaptığı basın toplantısında, yeni kitabı ‘Karatay Diyetiyle Obezite ve Diyabete Çözüm Var’ı tanıtırken, yine ezber bozan açıklamalarda bulundu. Senelerdir insanların yağdan ve yumurtadan korkutulduğunu söyleyen Prof. Karatay, saf tereyağı ve saf zeytinyağının sağlıklı olduğunu belirtti.

BUNLARI UNUTMAYIN
Diyabete ve obeziteye karşı yapılması gerekenleri sıralayan Prof. Karatay, sağlıklı beslenmenin ipuçlarını şöyle verdi: 

Saf tereyağı, köy tereyağı ve saf zeytinyağından kormayın. Bol bol kulanın. Özellikle salatalarda bol zeytinyağı koymadığınız zaman, içindeki vitaminlerin emilimi olmuyor. 

Diyet yiyecekler, suni tatlandırıcılarımutfağınıza sokmayın. Bal ve pekmezin de bir faydası yok; kan şekerini ve ensülini yükseltiyor. Fazlası gider yağ olur. 

Kiloluysanız ekmek ve pilavdan uzak durun. Köy tavuğu öneriyorum. Sabah 2 poğaça yemek, tehlikeli. Karbonhidratlı gıda tüketenlerin kalp krizi oranı yüzde 75 fazladır. 

En ideali günde 2 öğün. Güzel bir kahvaltı şart. Akşam yemeğinden sonrameyve tehlikeli. 20.00’den sonra hiçbir şey yenmemeli. Tabii her gün 20 dakika yürüyüş şart.

‘ŞEKER, EN TATLI ZEHİR’
En büyük tehlike şeker. Tümunlar karbonhidrattır, şekere dönüşür. Artık yağlar tehlikeli değil, şekerler tehlikeli. Şeker en tatlı zehirdir, tüm vücut için toksittir.

“ÇOCUKLARI ZEHİRLEMEYİN”
“Çocuklarda da obezite tehlikeli boyutlarda. Patates kızartıp üzerine ketçap dökmek en büyük zehirdir.”

ÖRNEK BİR KAHVALTI
Mutlaka az pişmiş yumurta, rafadan, kayısı kıvamında, bol köy tereyağına kırılmış olabilir. Avucumuzun yarısı kadar peynir olabilir. Peynir, ceviz, fındık ve zeytin. Et isteniyorsa pastırma eklenebilir. Ayrıca yanına tam buğday salatası yapılabilir.”

Kategoriler
DİN GÜNCEL SAGLIK

Ramazanda Nasıl Beslenmeliyiz? İşte Ramazanda Doğru Beslenme Tüyoları

On bir ayın sultanı ramazanın gelmesine iki gün kala herkes bir telaş içerisinde hazırlıklarını bitirmeye, mutfak ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyor. Hazırlıklar yapılıyor yapılmasına da, ramazanda dikkat edilmesi gereken en önemli konuya değinmek istiyoruz. Doğru Beslenme!

Normalde 3-4 öğün beslenirken bu ayda öğün sayımız 2’ye hatta sahura kalkmayanlar için 1’e düşer. Bunun sonucunda metabolizmamızda farklılıklar ortaya çıkar. Vücut işleyişini bu ritme uydurmaya çalışır. Uzun süreli açlık metabolizmamızın yavaşlamasına neden olur. Bu nedenle metabolizmamızı daha da yavaşlatmamak adına sahur öğününü kesinlikle atlamamamız gerekir. İftar öğününde ise mümkün olduğunca hafif, yeterli ve dengeli beslenmemizde fayda vardır. Oruç tutulmasıyla beraber metabolizmamızdaki yavaşlama olumsuz gibi görünse de oruç bittikten kısa bir süre sonra eski beslenme şekline dönünce metabolizma hızını arttırır.

Bu yıl Ramazan ayında sahur öğünü ile iftar öğünü arasında yaklaşık 16 saat kadar bir açlık süresi var. Uzun süre aç kalmak kişilerin iştah seviyesinde artışlara neden olabileceği için fazla miktarlarda ve yüksek kalorili besin tüketme eğilimi ortaya çıkabilir. Eğer Ramazan ayı süresince kilo almak istemiyorsanız iftarda ve sahurda yediğiniz yiyeceklerin çok kalorili olmamasına ve miktar olarak aşırıya kaçmamasına dikkat etmeniz yeterlidir. Bu şekilde sindirim işlevine katkısı olan iç organlarımız dinlenmiş ve vücut da birikmiş olan toksinlerden arınmış olacaktır. Ancak kilo verme isteği ile sahura kalkmamak, çok az yemek gibi yanlış davranışlar daha da kolay kilo alınmasına neden olabilir.

Ramazan ayı süresince yeterli su ve sıvı alımı olmadığı için vücudun su oranında azalma görülür. Oruç bittikten kısa bir süre sonra su hacmi eski düzeyine gelir. Ancak bu yıl Ramazan ayının yaz mevsimine rastlaması nedeniyle sıcak hava ve terleme yüzünden su kaybı daha da fazla olacaktır. Eğer iftar saatinden sonra yeterice sıvı tüketimi olmazsa ciddi sağlık sorunları yaşanabilir.

İftar açarken vücudun sindirime hazır olmadığını bu nedenle ağır yemeklerden kaçınmamız gerektiğini hatırlamalıyız. Orucun su ile açılması, çorba gibi sıvı olan bir besinle devam edilmesi daha doğru olur. Hatta çorba içtikten bir süre sonra mümkünse sofradan kalkıp 10-15 dakika kadar yemeye ara verilirse midemiz sindirime daha kolay hazırlanır. Yemekleri küçük lokmalar halinde, iyi çiğneyerek ve yavaş yemenin henüz hazır olmayan sindirim sistemi için yardımı büyüktür.

Uzun süren açlık nedeniyle metabolizmanın yavaşlaması ve yetersiz sıvı alımı kabızlık sorununu da ortaya çıkarabilir. Bunu önlemek için bol posalı beslenmek gerekir. İftarda sebze ve salata tüketimine yer vermek, iftardan sonra tatlı yerine mevsim meyvelerini tercih etmek çözüm olabilir. Hatta kayısı veya erik kompostosu tüketerek hem sıvı alımı hem de posa alımı dengelenebilir. Özellikle hareketsiz kişilerin iftardan sonra yapacağı kısa yürüyüşler hem kabızlığa hem de sindirim sorunlarına iyi gelir.

Yukarıda belirtmiş olduğumuz nedenlerden dolayı oluşan metabolizmanın yavaşlaması, kabızlık şikayetleriniz için 12 çeşit bitki karışımından elde edilmiş olan Safran Çayı ve Kapsülü kullanarak metabolizmanın sağlıklı işleyişine kabızlık ve şişkinlik problemlerinin giderilmesine yardımcı olacak mükemmel bir bileşim ile Ramazan Ayı’nı rahat geçirmeye ne dersiniz?

Kategoriler
SAGLIK

Hamilelikte Hamileler Nasıl Beslenmeli?

Güzel bir evlilik yaşayan her bayan için kuşkusuz en büyük mutluluk hamileliktir. Hamilelik çok güzel ve mucizevi bir olay olduğu halde, birçok da zahmeti vardır. Anne adayının beslenmesinden tutunda, hareketlerine, çalışmalarına, uykusuna kadar herşeyine çok dikkat etmelidir. Bizde uzmanportal.com olarak, anne adaylarının hamilelikleri boyunca nasıl beslenmeleri gerektiğine değineceğiz bu yazımızda;

Hamilelikte beslenme tarzı çocuğun bebeğin zeka düzeyini de olumlu ya da olumsuz etkiliyor. Düzenli ve dengeli beslenme, bebeklerin haftalarına uygun ağırlığa ulaşmasını sağlıyor. Annenin genel sağlığı ile doğum sonrası anne sütü ile beslenme, bebeğin zeka gelişimini genetik faktörlerin izin verdiği en üst düzeye çıkarıyor.

 

Sakarya Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayşe Sokullu, anne beslenmesinin bebeğin zeka gelişimindeki rolünün çok önemli olduğunu belirtti. Sokullu, hamilelik öncesi yetersiz ve dengesiz beslenmenin fetus ve yenidoğan sağlığı üzerine olumsuz etkilerinin bilindiğini, hamilelik sırasında doğru beslenmenin öneminin de giderek daha fazla vurgulandığını kaydetti.

 

Anne rahminde geçen dönemin canlının en hızlı büyüme dönemi olduğunu ifade eden Sokullu şu bilgileri verdi: “İki hücre ile başlayan hayatın 9 aylık dönem sonunda ortalama 3 kilogramlık bir bebeğe dönüşmesini sağlayan büyüme hızı, hayatın başka hiçbir döneminde yaşanmayacaktır. Bu gelişim döneminde genetik faktörler kadar doğru beslenme de rol oynamaktadır. Bebeğin genetik olarak öngörülmüş potansiyeline ulaşabilmesi için uygun besin ortamını sağlamak gerekir.”

 

Zekanın çok faktörlü bir kavram olduğunu, yalnız beslenme, yalnız genetik ya da sadece çevresel etkilerden oluşmadığını dile getiren Sokullu, doğum sonrası bakım ve sevgi ortamı, emzirme, anne ve babanın bebeğe bağlılığın da zekanın gelişimini olumlu ya da olumsuz etkileyebilen faktörler olduğunun altını çizdi.

 

Hamileler Nasıl Beslenmeli?

Anne adaylarının beslenmesinde yeterli kalori yanında tüm besin gruplarının dengeli tüketilmesi gerektiğini dile getiren Sokullu şu bilgileri verdi: “Sebze ve meyveler, tahıllar, et-balık-tavuk, yumurta, kuru baklagillerden oluşan proteinler, süt ve süt ürünleri, yağların dengeli alınması önem taşıyor. Gebelik boyunca anne adayı boyuna göre değişmekle birlikte 9-12 kilo almalıdır.

 

Bu ağırlığın yarısı bebek ve plasenta, rahim büyümesi gibi eklere kullanılıyor. Diğer yarısı ise emzirme dönemi için depo ediliyor. Bebeğin büyümesi için yaklaşık 900-950 gr proteinin depo edilmesi gerekiyor. Bu nedenle anne adayı normal günlük gıdasına 15 gr kadar protein daha eklemeli.”

 

Gebelikte demir mineralinin eksikliğinin çok sık görüldüğünü hatırlatan Sokullu, demirin kan yapımında kullanıldığını, bu açıdan anne ve bebeğin demire çok ihtiyacı olduğuna dikkat çekti. Sokullu, “Anne adayları günde 20 mg demir almalıdır. Demir eksikliği bebeğin anne karnında hem fiziksel hem de zihinsel gelişimini kötü etkileyebilir. Bu sebeple gerekli kontrollerin yapılması önemlidir.” dedi.

 

Folik asit eksikliği durumunda sinir sistemi gelişiminin geri kaldığını ve nöral tüp defekti adı verilen anomaliler ortaya çıkabildiğine dikkat çeken Sokullu şu uyarılarda bulundu: “Özellikle gebelik öncesi folik asit alımı yeterli olmalıdır. Çocuk sahibi olmayı planlayan kadınların gıdalarını folik asit açısından zengin hale getirmeleri veya folik asit tabletlerini gebelik öncesi 4 -8 hafta boyunca kullanmaları önerilir.

 

Koyu yeşil yapraklı sebzeler tüm tahıllar ve kuru baklagillerde folik asit bulunur. Ancak, ışık, ısı ve gıda işleme onu kolayca yok edebilir. Dolayısıyla, azami yararı sağlayabilmek için sebze ve meyveleri taze olarak veya mümkün olduğu kadar az pişirilmiş şekilde tüketmek en iyisidir. Fasulye, fındık, ceviz, yumurta sarısı, portakal da folik asit bulunan gıdalar arasındadır. Alkol kullanımı vücutta folik asiti tüketir.”

 

Bebekteki kalsiyum ihtiyacı için annenin günlük gıdasına 500 miligram daha kalsiyum eklemesi gerektiğini işaret eden Sokullu, “Bu miktar ekstra bir bardak süt ya da eşdeğer süt ürünleri ile karşılanabiliyor. Özellikle çok çocuklu annelerde görülen saç ve diş kayıpları, tekrarlı gebeliklerde kalsiyum ihtiyacının yeterli karşılanamamasına bağlı olarak yaşanıyor.” dedi.

 

Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayşe Sokullu, anne adaylarının beslenmede dikkat etmesi gereken ana kuralları şöyle sıraladı:

  • “-Hamilelik süresince çay-kahve tüketimini azaltıp ayran, süt, taze meyve suları tüketiniz.
  • -Mevsime uygun sebze ve meyveleri çok iyi yıkayarak tüketiniz.
  • -Sigara ve alkol kullanmayınız, sigara içilen ortamlarda bulunmayınız.
  • -Haftada 2 gün tavuk ya da hindi, 2 gün kırmızı et, 2 gün balık ve 1 gün kurubaklagil tüketmeye çalışınız.
  • -İçeriği tam bilinmeyen, koruyucu ve tatlandırıcı içeren, çok tuzlu, salamura ve konserve gıdalar ile hazır içecekler tüketmeyiniz.
  • -Tuz alımınızı doktor tavsiyesi ile düzenleyiniz.
  • -Yemek ve salatalarınızda zeytinyağı ve diğer sıvı yağları karışık kullanınız.
  • -Beslenmenize ana besin gruplarını içerecek şekilde çeşitlilik kazandırınız.
  • -Günlük gıda alımınıza göre eksik kalan besin grupları için doktora danışarak gerekli multivitaminleri ve omega-3 desteklerini kullanabilirsiniz.”

 

Kategoriler
YAŞAM YEMEK TARİFLERİ

Hangi Besinin Kalori Değeri Ne Kadardır? İşte Meyve, Sebze, Tahıl, Süt Ürünlerinin Kalori Cetveli

Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle beraber gelişmiş ülkelerde yaşayan insanların hareketlilikleri de gün geçtikçe azalıyor. İnsanlar daha az hareket etmeye, rahatlarına daha düşkün olmaya, yanlış beslenmeye başladılar. Ülkemizde de durum yavaş yavaş böyle olmaya doğru gidiyor, her geçen gün toplumumuzdaki obez sayısı artıyor.

Obezlik farkettirmeden insan sağlığını tehdit eden en büyük tehlikelerdendir. Obez bir insan, normal kilolu bir insana göre çok daha yüksek kalp hastalıkları, damar tıkanıklıkları, yüksek tansiyon, hareket bozuklukları yaşama riskiyle karşı karşıya kalır.

İşte tüm bu nedenlerden dolayı iş işten geçmeden beslenmemize, yediğimiz, içtiğimiz herşeye çok dikkat etmemiz gerekiyor. Bu da tabiki ancak yüksek bir bilinçle olabilir. Tükettiğimiz bütün besin ürünlerinin ne kadarlık kaloriye sahip olduğunu bilmemiz, günlük aldığımız ve tükettiğimiz enerji miktarını ayarlamamıza yarayacaktır. Bizde uzmanportal.com olarak bu yazımızda sizlerle birçok ürünün kalori değerlerini paylaşacağız.

 

 

Meyveler

 

elma 1 adet 60
kayısı 1 adet 8
muz 1 adet 100
kiraz 100 gr 40
hurma 1 adet 15
incir 100 gr 41
incir (kuru) 100 gr 59
greyfurt 1 adet 60
portakal 1 adet 50
kivi 1 adet 34
mandalina 1 adet 50
karpuz 100 gr 19
kavun 100 gr 18
şeftali 1 adet 60
armut 1 adet 70
erik 1 adet 8
üzüm 100 gr 57
çilek 100 gr 26

 

Tahıllar

 

1 dilim beyaz ekmek 28 gr 90
1 dilim kepekli ekmek 28 gr 60
1 dilim kızarmış ekmek 15 gr 35
1 adet kruasan 200 gr 200
bisküvi 100 gr 470
mercimek (kuru) 100 gr 314
arpa (kuru) 100 gr 367
bulgur (kuru) 100 gr 371
kuskus (kuru) 100 gr 367
mısır (kuru) 100 gr 342
buğday (kuru) 100 gr 364
susam 100 gr 589
makarna (kuru) 100 gr 339
makarna (haşlanmış) 100 gr 85
pirinç (kuru) 100 gr 357
pirinç (haşlanmış) 100 gr 125

 

Süt ve Yumurta Ürünleri

 

yoğurt (yağlı) 100 gr 95
süt (yağlı) 100 gr 68
yoğurt (yağlı,meyveli) 100 gr 125
beyaz peynir (yağlı) 100 gr 275
kaşar peyniri (yağlı) 100 gr 413
parmesan peyniri (yağlı) 100 gr 440
yumurta 1 adet 80
yumurta akı 1 adet 15
yumurta sarısı 1 adet 65

 

Yağlar

 

tereyağı 28 gr 206
margarin 28 gr 204
sıvı yağ 28 gr 130

 

Et Ürünleri

 

biftek (ızgara) 100 gr 278
tavuk (ızgara) 100 gr 132
tavuk göğsü (haşlanmış) 100 gr 150
kuzu (yağlı, ızgara) 100 gr 282
kuzu ciğeri (yağda) 100 gr 232
salam 100 gr 446
sosis 100 gr 295

 

Deniz Ürünleri

 

midye 1 adet 9
istiridye 1 adet 6
karides 1 adet 144
somon füme 100 gr 171
ton balığı 100 gr 121

 

Sebzeler

 

domates 1 adet 14
enginar 1 adet 10
patlıcan 1 adet 28
taze fasulye 100 gr 90
brokoli 100 gr 35
brüksel lahanası 100 gr 35
kabak 100 gr 25
havuç 100 gr 35
karnabahar 100 gr 32
kereviz 100 gr 18
salatalık 1 adet 11
marul 100 gr 15
mantar 100 gr 14
soğan 100 gr 35
bezelye 100 gr 89
taze yeşil biber 120 gr 15
patates (haşlama) 100 gr 100
ıspanak 100 gr 26
lahana 100 gr 20

 

Kuruyemişler

 

badem 100 gr 600
hindistancevizi 100 gr 603
fındık 100 gr 650
fıstık 100 gr 560
çam fıstığı 100 gr 600
ceviz 100 gr 549
patlamış mısır 100 gr 478
kabak çekirdeği 100 gr 571
ay çekirdeği 100 gr 578
Kategoriler
SAGLIK

Ergenlikte Beslenme Nasıl Olmalıdır? Ergenlikte Dengeli Beslenme Yöntemleri

Bir insan her yaşta ve her zaman sağlıklı, dengeli beslenmelidir. Doğru olan bu iken, bazı yaş grupları için bu çok daha kritik bir önem taşır. Örneğin bebeklikte ilk altı ay, çocuklukta 2-6 yaş grubu ve ergenlik denilen 12-18 yaş grubu gençler için doğru ve dengeli beslenme hayati önem taşır. Biz bu yazımızda özellikle ergenlik dönemine değinmek istedik;

Ergenliğin tanımını yapacak olursak Ergenlik; fiziksel, biyokimyasal, ruhsal ve sosyal yönden hızlı büyüme, gelişme ve olgunlaşma süreçleriyle çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemidir. Bu dönemde boy ve vücut ağırlığının hızla artması nedeniyle yeterli beslenme çok önemlidir. İştah da önceki günlere göre çok artmıştır. Bu dönem, 12-18 yaşlar arasındadır. Genellikle erkeklerde 18 yaşına, kızlarda 15 yaşın sonuna kadar sürer.

Erkelerde boy artma döneminin en hızlı zamanı 12-18 yaşlar arasındayken, kızlarda 10-12 yaşlar arasındadır. Ağırlık artması da paralel gider. Bedensel ve ruhsal yönden köklü değişiklkler ve gelişmeler ortaya çıkar. Gelişme ve doku kitlesi artışının en hızlı olduğu bu dönemde gereken günlük kalori ve proteinle birlikte, vitamin ve mineraller de verilmelidir.

Gerekli günlük kalori değerinin fizik aktivetisyle olan yakın ilgisi göz önüne alınmalıdır. Okul be benzeri yerlerde alınması istenen besinler önerilmeli, kolalı içecekler yerine süt ve yoğurt ya da ayran tercih edilmelidir. Evde yenen yemekler de tamamlayıcı nitelikte olmalıdır. Kalori, protein eksikliğiyle, vitamin ve mineral eksikliğinin oluşturduğu engellemeyle, boy artma hızı geciir ya da azalır. Yaşıtlarından daha uzun ve daha güçlü olmak, kişisel güven duygusunun temelini oluşturmaktadır. Sportif becerilere yönelmek bunu pekiştirir.

Ergenlik çağında, iştah artması nedeniyle kilo almaya eğilim artar. Karbonhidrat ve yağdan zengin bir beslenmeyle şişmalık oluşması, sosyo, ekonomik düzeyi düşük ailelerde daha çok görülür. Anne ya da babadan birinin şişman olması çocuğun şişman olma olasılığını artırır. Her ikisi de şişmansa, bu olasılık daha da artar. Alınması gereken en az protein miktarı kız, erkek 0,8 mg/kg/gün olarak kabul edilebilir. Bunun yarıdan çoğu süt, yumurta, et gibi biyolojik değeri yüksek, örnek protein niteliğinde olmalıdır. İyi gelişmiş genç kuşakların yetişmesi güvence altına alınmak isteniyorsa bu miktarı % 50 artırmakta yararı vardır. Bazı gençler, görünümleri bakımından zayıf olmayı amaçlar. Bunlara diyet yerine sağlıklı büyüme ve gelişmenin koşulları anlatılmalıdır. Yeterli miktar kalori, protein ve özellikle örnek protein alınana bir beslnmede, tüm besinsel öğelerin alındığı varsayılır. Çok az çocuklarda vitamin ve mineral preparatları gerekebilir.