Doğum Kontrol Haplarının Yararları ve Zararları Hakkında Bilgiler

Doğum Kontrol Haplarının  Olumlu Yan Etkileri Nelerdir?

Hamile kalmak istemeyen bayanların kullandıkları yöntemlerin başında gelir doğum kontrol hapları. Peki bu hapların yararları ve zararları nelerdir biliyor musunuz? İşte cevabı:

* Adet döngüsünün düzenli olmasını sağlarlar.
* Adet kanamasının miktarını azaltarak gereksiz kan kaybını önlerler.
* Adet öncesi gerginlik belirtilerini azaltırlar ve bu etkileriyle PMS hastalığında (adet öncesi gerginlik sendromu) tedavi amaçlı olarak kullanılırlar.
* Adet sancısı, doğum kontrol hapı kullananlarda daha az sıklıkla görülür.
* Hap kullanan kadınlarda akne (sivilce) ve tüylenme daha az sıklıkla görülür.
* Uzun süreli doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda rahim kanseri ve yumurtalık kanseri çok daha az sıklıkla görülür.
* Gebelik oluşma riskinin azalması dış gebelik ortaya çıkma riskinin de azalmasını sağlar.
* Yumurtlama süreci baskılandığından hap kullanan kadınlarda işlevsel yumurtalık kistleri de daha az görülür. Bu etki düşük doz doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda çok güçlü değildir.
* Hap kullanan kadınlarda fibrokistik meme sorunu daha az görülür.
* Doğum kontrol hapları pelvik enfeksiyon gelişme riskini azaltırlar. Bir yıllık kullanımda pelvik enfeksiyon riski en az %50-60 oranında azalır ve bu durum hap kullanıldıkça devam eder. Bu etki muhtemelen doğum kontrol haplarının içerdiği progesteron hormonu türevi maddenin rahimağzı salgısını bakterilere karşı daha az geçirgen hale getirmesiyle ilgilidir. Bazı çalışmalar hap kullanımına bağlı olarak rahimağzında erozyon (“yara”) geliştiğinde bölgede klamidya bakterilerinin daha kolay çoğalabildiğini göstermiş olsa da bu durum henüz kanıtlanmış değildir.
* Hap kullanan kadınlarda mantara bağlı vajinit dışında kalan diğer vajinit türlerinin daha az sıklıkla görüldüğü saptanmıştır.
* Doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda endometriyozis daha az sıklıkla görülür ve endometriyozis hastalığı olan kadınlarda belirtiler daha hafif seyreder.
* Doğum kontrol hapı kullanımının miyomlara karşı koruyucu olduğu belirlenmiştir.
* Hap kullanımı romatoid artrit hastalığı ve ateroskleroz (“damar sertliği”) gelişme riskini azaltır.
* Hap kullanan kadınlarda kemik yoğunluğu daha yavaş azalır. Bu etki düşük doz doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda çok güçlü değildir.

 

Doğum Kontrol Haplarının Olumsuz Yan Etkileri Nelerdir?

Damar Tıkanıklığı Gelişme Riskinin Artması

Doğum kontrol haplarının en korkulan yan etkileri kanın pıhtılaşmaya eğilimini artırmaları nedeniyle damar tıkanıklığına yol açabilmeleridir. Bu yan etki günümüzde kullanılan düşük doz ilaçlar sayesinde çok ender görülür hale gelmiştir.

Bu ciddi yan etkinin gelişme riskini en aza indirmenin en iyi yolu damar tıkanıklığı gelişme riski nispeten yüksek olan kadınların bu ilacı hiçbir şekilde kullanmamalarıdır. Bu ayrımı ancak bir doktor yapabileceğinden hapların doktor değerlendirmesi sonrasında başlanması son derece önemlidir.

Okuyucunun aklına “az da olsa damar tıkanıklığı gibi ciddi bir soruna yol açma riski olan bir ilacın doktorlar tarafından nasıl bu kadar rahatça önerilebileceği” sorusu gelebilir. Öncelikle bilinmesi gereken yeni jenerasyon düşük dozlu doğum kontrol haplarının uygun durumlarda kullanıldığında damar tıkanıklığı yaratma riskinin oldukça düşük olduğudur. Diğer önemli nokta hiçbir ilacın yan etkisiz olamayacağı gerçeğidir. İlaç kullanırken temel prensip kar/zarar oranının ne kadar yüksek olduğudur. Hap kullanımından elde edilen kar (gebelikten korunma ve diğer etkiler), çok düşük olasılıkla ortaya çıkması beklenen zararlara göre çok daha fazladır.

Doğum Kontrol Hapları Ve Kanser

Kadınların çoğu “kanser yapar” korkusuyla hap kullanmaktan çekinirler. Elimizdeki veriler doğum kontrol hapı kullanımının rahim iç tabakası ve yumurtalık kanseri ortaya çıkma riskini azalttığını göstermektedir.

İstatistikler bir yıl gibi kısa süreli bir kullanımın bile rahim iç tabakası kanseri görülme sıklığını yarı yarıya azalttığını ve üç yıllık kullanımda bu koruyucu etkinin en üst seviyeye ulaştığını göstermektedir. Hap bırakıldıktan sonra koruyucu etki 20 yıl daha devam etmektedir.

Yumurtalık kanseri ilk belirtilerini genellikle çok geç evrelerde veren oldukça öldürücü bir kanser türüdür ve hapların bu kanser türünden koruyucu etkisi 3-6 ay gibi çok kısa süreli bir kullanımda bile başlar. Hapların kullanım süresi arttıkça koruyucu etki daha da yükselir. 10 yıl süreyle hap kullanan bir kadında yumurtalık kanseri gelişme riskinin %80 oranında azaldığı ve hap bırakıldıktan sonra koruyucu etkinin en az 15-20 yıl daha devam ettiği gösterilmiştir. Yumurtalık kanseri ailevi geçişli olduğu düşünülen kanser türlerinden bir olduğundan hapların koruyucu etkisi özellikle ailesinde yumurtalık kanseri öyküsü olan kadınlarda ciddi bir koruma seçeneği olabilir.

Meme kanseri konusunda veriler çelişmekle beraber, haplar kısa süreli kullanımda (5 yıl ve daha az) muhtemelen bu kanser türünün ortaya çıkma riski üzerinde etkisizdirler. Bu konudaki çalışmalar halen devam etmektedir. Bugüne kadar yapılan çalışmalardan çıkan en önemli sonuçlardan biri hap kullanımının meme dokusu içinde gelişmeye başlamış ancak belirti vermeyen kanser kitlesinin gelişimini hızlandırabilmesidir. Kar/zarar oranı karşılaştırıldığında hap kullanımından elde edilen kar çok düşük olasılıkla ortaya çıkan bu etkinin vereceği muhtemel zarardan çok daha fazladır.

Bazı çalışmalar hap kullanan kadınlarda menopoz sonrası kanser riskinin azaldığını göstermiştir.

Rahimağzı kanseri üzerinde hapların bir etkisi olmasının beklenmemesiyle beraber, hap kullanan kadınlarda rahimağzı kanserlerinin öncüleri daha sık yakalanmaktadır.

Doğum kontrol hapı kullanmaya devam eden kadınlar yıllık muayenelere gelme konusunda daha tutarlı davrandıklarından muayeneyle erken dönemde yakalanabilen kanser türleri (meme kanseri, rahimağzı kanseri ve kanser öncüsü lezyonlar) daha sık ortaya çıkarılabilmektedir. Bu durum istatistiklere “doğum kontrol hapı kullananlarda rahimağzı kanseri ve kanser öncüsü lezyonlar ve meme kanseri daha sık görülmektedir” şeklinde yansıyor olabilir.

Bulantı ve Kusma

Hapların içeriğinde bulunan östrojen hormonu beyindeki bulantı merkezine direkt etkiyle bulantı ve bazen kusma şikayetinin ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Özellikle erken gebelik döneminde bulantı sorunu yaşayan kadınlarda bu yan etki daha sık gözlenir.

Günümüzde kullanılan düşük doz haplarda bu yan etki de daha az görülmekte ve genellikle birkaç kutu bitiminde vücudun ilaca alışması sonrasında bulantı ortadan kalkmaktadır.

İstanbul Bakırköy Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Randevu Alma

İSTANBUL BAKIRKÖY KADIN DOĞUM VE ÇOCUK

HASTALIKLARI EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ

25.04.2011 TARIHINDE

YENİ ADI İLE YENİ HİZMET BİNASINA TAŞINDI.

HASTANENİN YENİ ADI:

T.C.
SAĞLIK BAKANLIĞI
İSTANBUL KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN EĞİTİM VE
ARAŞTIRMA HASTANESİ

ADRESİ: TURGUT ÖZAL CAD. NO:1
HALKALI/KÜÇÜKÇEKMECE

YENİ HASTANEMİZ MAYIS AYINDA HİZMETİNİZDE OLACAKTIR.

 

İnternetten Randevu Alma

http://randevu.bkdh.gov.tr/giris.aspx

 

Randevu talebi için ilk önce muayene olacak kişinin TC Kimlik Numarası ve Telefon numarası girildikten sonra hastane seçimi yapılmalıdır.Hastane seçimi yapıldıktan sonra o hastaneye bağlı birimler ve bölümler gelecektir.Bölüm, birim ve tarih seçimi yapılarak boş randevular görülebilir. Gelen boş randevulardan seçim yapılarak sistemin randevu talebinizi onaylanması beklenir. Sistem tarafından bir randevu sıra numarası verilir. Verilen gün ve saat için hastanenin ilgili bölümüne TC Kimlik No su ve randevu sıra numarası ile gidilerek işlemin onaylanması sağlanmalıdır..Alınan randevularınızı gözlemleyebilir, yazıcıdan çıktısını alabilirsiniz. Ayrıca alınan bir randevunun iptali de gerçekleştirilebilir. Randevularım sayfasına girilerek şimdiye kadar aldığınız tüm randevular görülebilir. Bu listeden randevu seçilerek iptal edilir veya yazdırılabilir

 

Telefonla Randevu Alma

  • 0212 543 41 10 numaralı telefonu arayınız.
  • Muayene olmak istediğiniz polikliniği tuşlayınız.
  • Kabul ettiğinize dair telefonun 1 tuşuna basarak bekleyiniz.
  • Karşı taraf telefonu kapatmadan siz de kapatmayınız.
  • Randevu işlemleri sabah 00:00’den itibaren başlamaktadır.
  • Yoğunluğun fazla olduğu birimlerde randevuler 15-20 dk içinde dolmaktadır.


İletişim Bilgileri

Adres: Yenimahalle, İstanbul Caddesi No:95 Bakırköy İstanbul

Hastane Telefonu: 0 212 543 62 70

Randevu Telefonu: 0 212 543 41 10

Faks: 0 212 571 47 90

Kolay Doğum İçin Öneriler, Yöntem ve Teknikler

Doğum sürecinde sizi nelerin beklediğini bilmeniz çok önemlidir.Çiftler,hem doğum atmosferini tanımalı hem de karşılarına çıkabilecek durumları öğrenmeliler.İlk adım,eşinizle beraber doğum kursuna katılmak.Ayrıca,doğum hakkında bilgi veren kitaplar okuyabilir;yeni anne olan arkadaşlarınızla konuşabilir ve doğum için önerilen ağrı kesici ilaçlar hakkında bilgi edinebilirsiniz.Korkularınızla bugünden yüzleşirseniz;doğum sırasında her şeyin planlandığı gibi gitmesi halinde paniğe kapılmazsınız.

Rahat bir ortam,sizi sakinleştirir.Bazı hastanelerde size kendinizi evinizdeymiş gibi hissettirecek alternatif doğum odaları oluyor.Doğumunuz standart bir hastane olmasa bile,odanızı kişiselleştirmeye çalışın.Evden bir resim götürüp doğum odasına asabilir ya da yanınıza portatif bir müzik seti alabilirsiniz.Birçok kadın hafif müzikler dinlemenin kasılmalarını hafiflettiğini söylüyor.

Doğuma Güvendiğiniz Biriyle Gidin: Beraberken kendinizi çok rahat hissettiğiniz birinin yanınızda olması mucizeler yaratabilir.Birçok anne adayı,kız kardeşinin ya da en yakın arkadaşının doğumda yanında olmasını istiyor.Ayrıca,doğuma eşlik eden kişinin çocuk sahibi olması ve yaşadıklarının normal olduğunu söylemesi de anne adayını rahatlatır.

Hareket Edin: Dik ve aktif durmanız,hem düşüncelerinizi kasılmalardan uzaklaştırır hem de bebeğin doğum kanalına daha rahat inmesini sağlar.Doktorunuz izin verirse,yoga yapabilir,kısa süreli yürüyüşlere çıkabilir ve yavaş danslar edebilirsiniz.

Hamileliğin son dönemlerine kadar aynı zamanda bel ağrısı nedeniyle uyku problemleri de yaşanabilir.Bu gibi durumlarda da rahat ve kaliteli bir uyku uyuyabilmeniz için özel olarak tasarlanmış hamile yastıkları kullanabilirsiniz.(Örneğin; Shuma Hamile Yastıkları) Hamile yastıkları gebelik döneminde anne adaylarının daha konforlu ve rahat uyku uyuyabilmesini sağlar.

Sıcak su yorgun kasların gerginliğini gevşetir ve sıkıntılarınızı azaltır.Su,rahatlatıcı etkiye sahiptir.Duşu sırtınıza ya da kasılmalarınızın en yoğun olduğu yerlere tutun.Doğum öncesi kısa bir duş ya da banyo sizi rahatlatabilir fakat doktorunuza da danışmalısınız.

Her yöntem herkeste işe yaramayabilir.Örneğin,öğrendiğiniz nefes alma teknikleri işinize yaramıyordur da yastığı sıkmak sizi rahatlatıyordur.Size kendinizin neyi rahat ettirdiğini kendiniz bulmalısınız.Her kadının doğumu ona özeldir.

Masaj,gerginliği üzerinizden atmanıza yardımcı olabilir.Yapılan masaj sonucunda endorfin salgılamaya başlarsınız.Boyun ya da ayak masajı,kasılmalarınızı bir süreliğine unutmanıza yardımcı olur.Eşiniz ya da doğum eşlikçiniz üç masaj tekniği uygulayabilir:

Her kasılmada eliyle ya da tenis topuyla kuyruk sokumunuza bastırır.

Parmak uçlarını hafifçe omzunuzda gezdirir ve aşağıya doğru iner.

Her kasılmada kalçalarınızı nazikçe geriye çeker.Partnerinizin bu hareketi,rahim ağzının açılmasına yardımcı olur ve bebek için yavaşça yol açılır.

Normal doğum yapmayı çeşitli nedenlerden dolayı istemeyebilirsiniz;önemli olan kendinize karşı dürüst olmanız.Ancak normal doğum yapmaya kesin karar verirseniz,doktorunuza kararınızı mutlaka söyleyin.Unutmayın,bir doğum uzmanı için en zor anlardan biri,normal doğuma kararlı anne adayının doğum başladıktan sonra ‘‘Ben vazgeçtim !’’ demesidir.

Normal doğumda başarıyı en çok etkileyen unsur,hastaneye gidişin zamanlamasıdır.Henüz doğum başlamadan giderseniz,muhtemelen hayal kırıklığıyla eve geri dönersiniz.İkinci kez yine erken başvurursanız,bu kez sizi geri göndermekte zorlanıp yatış işlemi yapabilirler.O durumda,doğum başlamamış olsa bile hem yakınlarınız hem de siz saat tutmaya başlayacaksınız.Sizin ve yakınlarınızın ‘‘Doğum neden gerçekleşmiyor?’’,‘‘Neden hala bekleniyor,aksilik mi var ?’’ gibi sorular sorup sabırsızlanması,gereksiz yere doktorunuzun kendini baskı altında hissetmesine neden olabilir.

Anadolu’da çoğu kadın doğumhaneye son anda başvurur ve doğumunu kısa zaman içinde gerçekleştirir.Anneleri onlara ‘‘Sancın artsın,rahim ağzın iyice açılsın ki doktor sezaryen yapmasın’’diye öğütler.Bu da sakıncalı bir durumdur,çünkü doğumun bebek açısından en kritik anları evde yaşanmış olur.
Doğumhane kapısında bekleyen kişi sayısı ne kadar çoğalırsa,doğumhane ekibinin ve sizin üzerinizdeki baskı o kadar artar.Aile büyüklerine ve arkadaşlarınıza hemen haber vermek yerine biraz zaman geçmesini ve doğum eyleminin yoluna girmesini bekleyin.

Hemen her anne kendi tercih ettiği doğum şeklinin en iyi olduğunu söyleyecektir;haklıdır da,çünkü hem bebeği hem kendisi sağlıklıdır.Siz etrafınızdaki normal doğum örneklerini bulun.Kötü bir normal doğum deneyimi yaşamış annelerde olabilir elbette,ancak sayıları azdır.

Bazı hastanelerde sezaryenle doğum oranı çok yüksektir.Normal doğum için gecenin bir yarısında bunlardan birine giderseniz, ‘‘Serviste boş yatak yok’’ cevabıyla bile karşılaşabilirsimiz.Bu nedenle,doğum yapacağınız hastanenin doğumhanesini önceden mutlaka görün.Gece acil durum için gerekli donanımın ve personelin bulunup bulunmadığını mutlaka sorun.

Baştan sona tüm doğum eylemi boyunca sürekli yanınızda olmasını talep etmek doktorunuzun enerjisini azaltır.Yatıştan sonraki ilk muayenelerinizi muhtemelen doğumu gerçekleştirecek doktor yapmayacaktır.Ama doğum eyleminiz başladıktan sonra kendi doktorunuz mutlaka yanınızda olacaktır.

Sezeryan ve Normal Doğum Nedir? Avantajları ve Dezavantajları Nelerdir?

Doğum, 37. gebelik haftasından sonra rahim kasının bir dizi istemsiz kasılmaları ile başlayan ve bebeğin anne vücudunu vajinal yoldan terk etmesi ile sonlanan bir olay.

Sezeryan ise hamile bir bayanın bebeğinin vajinal yoldan dünyaya gelmesi değil de karın boşluğunun cerrahi olarak açılarak bebeğin alınması şeklindeki doğum yöntemi olarak tanımlanıyor. Sezeryan son yıllarda tüm dünyada en çok yapılan ameliyatların başında geliyor ve sezeryan ile doğum oranı giderek artış gösteriyor.

Normal Doğumun Avantajları Nelerdir?
En önemli avantajı normal ve fizyolojik olmasıdır. Doğum sonrası anne birkaç saat içinde normal aktivitesine dönebilmekte ve hemen bebeğini emzirmeye başlayabilmektedir.

-Anne ve bebek arasında duygusal temas daha kısa sürede ve güçlü başlamaktadır.

-Doğum sonrası anne hastaneyi daha kısa sürede terk edebilir

-Normal doğumu takiben anne gebelik öncesi yaşantısına daha kısa sürede dönebilmektedir.

-Normal doğumun bebek için avantajı ise doğum esnasında sıkışıp büzüşen bebeğin akciğerlerinin soluk alıp vermeye daha hazırlıklı olmasıdır. Ayrıca anne ve bebek arasında duygusal temas daha kısa sürede ve güçlü başlamaktadır.

 

Normal Doğumun Dezavantajları Nelerdir?

-Her şey yolunda giderken bebek strese girebilir, kalp atımları yavaşlayabilir, hatta kaybedilebilir. Bu nedenle normal doğum mutlaka hastane koşullarında ve en kısa sürede sezeryana geçilebilecek bir ortamda yapılmalıdır.

-Normal doğumun en çok korkulan komplikasyonlarından biri de bebeğin omuzunun takılmasıdır. Burada bebeğin başı doğduktan sonra, omuzları annenin kemiklerine takılmakta ve büyük olasılıkla bebek kaybedilmektedir.

-Eylemin fazla uzaması bebeğin oksijensiz kalmasına ve daha sonra gerek zeka gerekse motor fonksiyonlarında geriliğe neden olabilmektedir.

-Anne açısından riskler ise doğum esnasında oluşabilen yırtıklardır. Bu yırtıklar ileride dışkı tutmada sorunlara yol açabilmektedir. Annenin barsakları ile vajinası arasında açılabilecek milimetrik pencereler bile vajinadan dışkı gelmesine neden olabilmektedir.

-Normal doğuma bağlı olarak gelişebilecek mesane sarkması ileride idrar kaçırma şikayetlerine yol açabilir. Düzeltilmesi ameliyatı gerektirmektedir.

 

Sezeryanın Avantajları ve Dezavantajları Nelerdir?

Sezeryanın en önemli avantajı bebek için riskleri en aza indirmesidir. Sezeryanla normal doğumda bahsedilen dezavantajların çoğu bertaraf edilmektedir. Ancak sezeryan ile doğan bebeklerde ilk birkaç günde solunum sıkıntısı gelişme olasılığı biraz daha fazladır.

Sezeryan ile doğum anne açısından normal doğuma kıyasla daha problemlidir. Genel anestezi riski çok düşük de olsa bulunmaktadır. Bu risk epidural anestezi ile ortadan kaldırılabilir.

Ameliyat sonrası hastanın kendine gelmesi ve bebeğini emzirmeye başlaması 2-3 saati almakta, annenin ağızdan beslenmeye başlaması ise ortalama 6-8 saat sonra olmaktadır. Genelde ameliyat sonrası 2 gün hastanede yatması gerekmektedir. Hastanın normal hayatına dönmesi genelde 3-4 gün kadar sürmektedir.

Ameliyat sonrası ilk birkaç saat oldukça ağrılı geçmektedir. Annenin ameliyattan sonra en az 6 hafta ağır işlerden kaçınması gereklidir. Uzun dönemde ise dikiş yerlerinde ağrılar olması ve karın içinde ameliyat bağlı yapışıklıklar diğer komplikasyonlardır. Her iki doğum şeklinde ortak olan komplikasyon ise enfeksiyon riskidir. Normal doğum ya da sezeryan olsun dikiş bulunan yerlerde enfeksiyon riski her zaman mevcuttur.