Kategoriler
Genel Kültür

Rüzgar Enerjisi Nedir? Rüzgar Gücü İle Nasıl Elektrik Elde Edilir?

Başlangıç maliyeti yüksek olup sonra neredeyse hiçbir uğraşa neden olmayacak bir yatırım aracı olarak rüzgar enerjisini kullanma yöntemi en akıllıca yöntemdir. Yenilenebilir enerji kaynaklarının başında gelen rügar enerjisinin yurdumuzda büyük bir potansiyeli bulunuyor. Bu nedenle şu günlerde rüzgar enerjisine büyük bir yatırım yapılıyor. Böylece 2023 yılına kadar 20 bin megavat rüzgar enerjisi üretmek için 30 milyar doları rüzgar türbinlerine yatıracak Türkiye, bunun en azından 7.5 milyar dolarını kendi imkanlarıyla sağlamayı planlıyor. Kalanının ise yabancı markalarca karşılanacağı düşünülüyor. Peki bu enerji kaynağı nasıl elde edilir? Uzmanportal.com olarak sizler için araştırdık.

İnsanlar yelkenlileri hareket ettirmek ve gemileri yürütmek için en az 5500 yıldan beri rüzgârın gücünden faydalanıyor. Yeldeğirmenleri, sulama işlemi ve tahıl ezmek için 7. yüzyıldan beri Afganistan, İran ve Pakistan’da kullanılıyor.

1887 Haziran ayında İskoç Akademisyen Profesör James Blyth rüzgâr gücü deneylerine başladı ve 1891’de İngiltere’de patent aldı. 1887-88’de Amerika Birleşik Devletleri’nde, Charles Francis Brush rüzgâr güç makinesi kullanarak elektrik üretti. 1900 yılına kadar evinde ve laboratuvarının elektriğini sağladı. 1890’larda Danimarkalı bilim adamı ve mucit Poul la Cour elektrik üretmek için rüzgâr türbinlerini inşa etti. Bu, daha sonra hidrojen üretmek için kullanıldı. Bunlar bugüne gelinceye kadar rüzgârdan nasıl faydalanıldığını gösteriyor.

Modern rüzgâr güç endüstrisi 1979’da, Danimarkalı Kuriant, Vestas, Nordtank ve Bonus şirketlerinin rüzgâr türbinlerini seri üretmesiyle başladı. Bunlar bugünkü standartlardan küçüktü ve her biri 20-30 kW’lıktı. Ondan sonra kapasitelerini 7 MW’a çıkarttılar ve birçok ülkeye yayıldılar.

Rüzgâr gücü, elektrik üretmek için rüzgâr türbinleri, mekaniksel güç için Yel değirmeni, su veya kuyu pompalama için rüzgâr pompaları veya gemileri yürütmek için yelkenler kullanarak rüzgârın kullanışlı formundaki rüzgâr enerjisinin sonucudur.

2009’un sonunda dünya çapındaki rüzgâr güç generatörlerinin kapasitesi 159,2 GW (GigaWatt) idi. Enerji üretimi ise 340 TW (TeraWatt) idi. Bu da dünyada kullanılan elektriğin %2’si anlamına geliyor. Enerji üretimi, 2007, 2008 ve 2009 yıllarında ikişer kat olmak üzere hızlı bir şekilde artıyor. 2008’de Statik (veya durağan) elektrik üretimi Danimarka’da %19, İspanya ve Portekiz’de %13, Almanya ve İrlanda’da %7 olmak üzere bazı ülkelerde (hükümetin desteğiyle) rüzgâr gücü gözle görülür şekilde, hızla artıyor. Türkiye’de çalışmalar yeni yeni başladı. Mayıs 2009 itibariyle 80 ülkede ticari olarak rüzgâr gücü kullanılıyor.

Büyük boyutlu rüzgâr tarlaları, elektrik iletim sistemine bağlanır. Daha küçük tesisler, üretilen elektriği sistemden ayrılan yerlerde kullanır. Bazı şirketler, küçük tesislerde üretilen fazla elektriği satın alıyor. Güç kaynağı olarak rüzgâr enerjisi fosil yakıtlara bir alternatiftir. Çünkü, bol, yenilenebilir, alıcı kitlesi geniş, temiz ve işlem esnasında sera gazı etkisine neden olmamaktadır. Bununla birlikte görüntü kirliliğine ve çevreye verdiği etkilerden dolayı rüzgâr tarlalarını inşa etmek genelde hoş karşılanmıyor.

Ekonomik olarak sadece rüzgâr olduğunda kullanılabiliyor olmasından dolayı rüzgâr gücü düzensizdir. Hidrolik güç ve standart yük işletme teknikleri gibi diğer kaynaklar ihtiyaca göre kullanılır. Rüzgârın seyrek aralıklarla esmesi, toplam talepten daha az kaynak sağlandığında bazı problemleri beraberinde getirir. Fakat maliyeti oranı daha azdır.

Bir rüzgâr tarlasındaki türbinler orta gerilimle güç toplama sistemi ve iletişim ağına bağlıdır (daha çok 34,5 kV). Alt istasyondaki, bu orta gerilim elektriksel akımı yüksek gerilim elektrik iletim hattı sistemine bağlanması için bir transformatör yardımı ile arttırılır.

Şebeke yönetimi
Rüzgâr gücü için sıklıkla kullanılan indiksiyon generatörler, ikazlama için reaktif güce ihtiyaç duyarlar. Bu yüzden, güç faktörü düzeltme için sağlam kondansatör bankalarını içeren rüzgâr güç düzeltme sistemlerinde şalt sahasına ihtiyaç vardır. Rüzgâr türbin generatörlerinin farklı türleri, şebekeye iletim esnasında farklı davranır. Bu yüzden, yeni bir rüzgâr tarlasının dinamik elektromekanik karakteristiğinin kapsamlı modellemesi, iletim sistemi oparatörlerinin, oluşabilecek sistem hatalarını tamir edebilmesi ve dengeli davranış göstermesi sağlaması için, gereklidir. Özellikle indiksiyon generatörler, buhar ve hidrolik türbin senkron generatörlerin aksine, hata esnasında sistem gerilimini desteklemezler. Çift beslemeli elektrik makineleri –rüzgâr türbinleri ve türbin generatörü ile toplayıcı sistem arasındaki katı hal dönüştürücüleri- şebeke bağlantısı için daha çok tercih edilen özelliklere sahiptir. İletim sistemi operatörleri, sisteme bağlantıyı sağlayan gereçleri belirlemek için şebeke koduna sahip bir rüzgâr tarla geliştiricisi ile bağlantı kurmalıdır. Bu gereçler, güç faktörü, sabit frekans ve sistem hataları esnasındaki rüzgâr türbinlerinin dinamik davranışlarını içerir.

Kapasite faktörü
Rüzgâr hızının sabit olmadığından dolayı, rüzgâr tarlasının yıllık enerji üretimi, generatör üzerindeki etikete yazılan saatlik değerlerin bir yıldaki toplam saatle çarpılması sonucu çıkan değer ile hiçbir zaman aynı olmaz. Bir yıldaki gerçek üretim değeri teorik olarak maksimum değer olan kapasite faktörü olarak adlandırılır. Tipik olarak kapasite faktörü %20 ile 40 arasındadır. Örneğin, kapasite faktörü %35 olan 1 MW’lık bir türbin, yılda 8760 MWh (1*24*365) üretmez. Sadece 1*0,35*24*365= 3066 MWh üretir.

Yakıt santrallerinin aksine kapasite faktörü rüzgârın doğal özelliğiyle sınırlıdır. Diğer tür güç santrallerin kapasite faktörü, daha çok yakıt maliyetine dayalıdır. Küçük bir miktarı bakım masraflarını oluşturur. Nükleer santrallerin yakıt maliyeti düşüktür ve bu yüzden %90 gibi bir verim ile çalışır. Yüksek yakıt maliyetine sahip santraller geri dönüşüme döndürüldü. Yakıt olarak doğal gaz kullanan gaz türbini işletim için çok pahalıdır ve sadece enerji ihtiyacının en yoğun olduğu zaman çalıştırılır. Bir gaz türbin santralinin yıllık kapasite faktörü, yüksek enerji üretim maliyetinden dolayı %5 ile 25 arasındadır.

Etki
Rüzgâr enerji “etki”si, rüzgâr tarafından üretilen enerjinin, generatörün kullanılabilir toplam kapasitesi ile karşılaştırılmasıdır. Genellikle rüzgâr etkisinin “maksimum” seviyede olduğu kabul edilir. Belirli şebekedeki sınır var olan üretim santrallerine, mekanizmaların fiyatına, arz-talep yönetimine için verime ve diğer faktörlere bağlıdır. Bağlı bir elektrik şebekesi, donanım başarısızlıkları için zaten ters besleme ve iletim verimini içerir. Bu ters verim, rüzgâr santrallerinde üretilen gücü düzene koymaya da yardımcı olabilir. Çalışmalar tüketilen toplam elektrik enerjisinin %20’sinin en az zorlukla birleştirilebileceğini gösterdi. Bu çalışmalar çoğrafik olarak çeşitli yerlerdeki rüzgâr tarlalarında, kullanılabilir enerjinin bir kısmında, arz-talep yönetiminde, büyük şebeke alanlarında yapıldı. Bunlardan başka birkaç tekniksel sınırlama da vardır. Fakat ekonomik dengesizlikler daha da önem arzediyor.

Şu anda, birkaç şebeke sistemindeki rüzgâr enerjisinin etkisi %5’in üzerindedir: Danimarka (%19’un üzerinde), İspanya ve Portekiz (%11’in üzerinde), Almanya ve İrlanda Cumhuriyeti %6’nın üzerinde). Örneğin, 8 Kasım 2009’un sabah saatlerinde, İspanya’daki elektrik arzında, ülkenin elektriğinin yarıdan fazlası rüzgâr enerjisinden sağlandı. Bu durum şebekede hiçbir sorun teşkil etmedi.

Danimarka şebekesi, Avrupa şebekesiyle büyük oranda bağlantılıdır. Rüzgâr gücünün yarıdan fazlasını Norveç’e göndererek şebeke yönetimi problemlerini çözmüş oldu. Elektrik gönderimi ve rüzgâr gücü arasındaki ilişki çok sıkıdır.

Kesintiler ve etki sınırları
Rüzgâr gücünden üretilen elektrik, birkaç farklı zaman aralığında, saatlik, günlük ve mevsimlik olarak yüksek oranda değişebilir. Yıllık değişim de vardır. Değişim rüzgâr santral çıkışının predictability nin saatlik veya günlük kısaltmasıyla ifade edilir. Diğer elektrik kaynakları gibi rüzgâr enerjisi “tarife”lendirilmelidir. Rüzgâr gücünde tahmini yöntemler kullanılır. Fakat rüzgâr santral çıkışının predictability kısaltma işleminde düşük kalır.

Çünkü ani elektrik üretim ve tüketimi, şebeke kararlılığını koruması için dengede kalmalıdır. Bu değişim dayanıklılığı, sağlanabilir şebekedeki rüzgâr gücünün büyük oranlardaki değişimlerine karşı koyabilir.

Kategoriler
Genel Kültür SAGLIK

Andropoz Nedir , Andropoz Belirtileri ve Sebepleri Nelerdir?

Andropoz Nedir?

Kadınlarda görülen menopozu sanırım hepiniz biliriz. İşte bu durumun aynısı erkeklerde de görülür. İşte buna Andropoz denir. İşte Andropoz hakkında bilinmesi gerekenler, belirtileri ve sebepleri…

Kadınlardaki menopoz gibi erkekte de belli bir yaştan sonra hormon seviyelerinde bir değişiklik meydana gelmektedir. 45-50 yaşından itibaren erkeklik hormonu olan testosteron yanında böbreküstü bezinden salgılanan aynı yapıdaki hormonlar devamlı bir düşüş gösteriyorlar, ama hiç bir zaman bu seviye, ileri yaşta bile, sıfır olmuyor

Andropoz” olarak da adlandırılan bu durum, cinsel fonksiyonun gerilemesi yanında, cinsel arzu ve zihinsel fonksiyonlarda da düşmeye neden oluyor. Ayrıca yorgunluk hali ve uyku problemleri duygusal değişiklikler, iktidarsızlık, depresyon, cinsel güç azalması, osteoporoz, meni(sperm) kalitesi ve kaslarda olumsuz etkiler, yine erkeklik/androjen hormonlarının eksikliği, vücut yapısı değişikliğine sebep olarak bilhassa karında 10-15 kg yağ tutulmasına yol açıyor.

Ortalama yaşam süresi uzadığı için yaşlanmaya bağlı sorunların artacağı ve andropoza bağlı problemlerin artması, geliştirilen tedavi yöntemleri dikkat çekiyor.

Türkiye de 40 ile 70 yaş arasındaki erkeklerin yüzde 52 sinde cinsel performansta ve istekte azalma olduğu, ancak doktor başvurusunun azlığına bağlı bu rakamların gerçeğin oldukça altında kaldığı tahmin edilmektedir.

Andropoz Belirtileri Nelerdir?

Tüm bu bulguları özetlersek erkeklerde ilerleyen yaşa bağlı görülen fiziksel ve zihinsel değişikliklerin, androjen hormonlarının azalmasıyla birlikte bir klinik tabloya dönüşmesidir.

Bu klinik tablo şu belirtileri içerir:

1 Seksüel fonksiyon ve istek azalması, özellikle sabah ereksiyonlarının kalitesinde düşme,
2 Entelektüel kapasitede azalma, konsantrasyon kaybı, yorgunluk, kızgınlık ve depresyon,
3 Kas kitlesinde ve gücünde belirgin azalma,
4 Kemik mineral yoğunluğunda azalma (osteoporoz),
5 Organ yağlanmasında artış

Andropoz terimi yaygın kullanımına rağmen çok doğru bir tanımlama değildir Kadınlarda menopozla birlikte üreme özellikleri tamamen ve akut olarak bitmesine karşın, erkeklerde üreme kapasitesi ilerleyen yaşa rağmen devam edebilir Bu bağlamda “yaşlanan erkeklerde androjen eksikliği andropoz a göre daha doğru bir tanımdır.

39- 70 yaşları arasındaki erkeklerde, serum serbest testosteron seviyelerinin yılda yaklaşık %12 oranında düştüğü gösterilmiştir.

Andropoz’un Sebepleri Nelerdir?

65 yaş üstü erkeklerin yaklaşık %25-50 sinde biyo-yararlanılabilir testosteron düzeylerinde düşüş gerçekleşmekte ve androjen replasman (eksik hormonun yerine dışarıdan yapay olanı verme) tedavisi gerektirecek belirtiler ortaya çıkmaktadır Elbette yaştan bağımsız olarak, genetik bozukluklar, şişmanlık, çeşitli hormonal dengesizlikler (büyüme hormonu, tiroid hormonları, insülin), alkol, stres ve kronik hastalıklar da kan testosteron düzeylerinde düşmeye sebep olabilmektedir.

Kategoriler
EKONOMİ GÜNCEL KAMPANYA SEKTOREL

Türk Hava Yolları (THY) Uçak Bilet Fiyatı Herşey Dahil 44 TL

Türk Hava Yolları`ndan Kaçırılmayacak bir kampanya , tüm Türkiye her şey dahil uçak bilet fiyatı 44 TL. Türk Hava Yolları uçak biletinizi internetten 31 Temmuz`a kadar alın, 21 Kasım ve 24 Mart 2012 tarihleri arasında her şey dahil 44 TL`ye uçun. Her şey dahil internet satış ücretidir. Türk Hava Yolları 44 TL Bilet kampanyası 19 Ocak ve 12 Şubat 2012 tarihleri arasında geçerli değildir.

Kategoriler
SEKTOREL

Maximum Kredi Kartı ve Başvuru Yapma

Maximum Kredi Kartı İş Bankası A.Ş. tarafından hizmete sunulan bir kredi kartıdır.
Maximum kart Türkiye’nin önde gelen kredi kartlarından birisidir. Bir çok noktada taksit imkanı sunar ve maxiPuan kazandırır. Maxipuan, diyelim ki maximum kredi kartı üye kuruluşlarından birinden 100 TL’lik bir harcama yaptınız üye kuruluş % 5 maxipan veren bir kruluş bu durumda 5 TL değerinde maxipuan kazanırsınız maximum üyesi olmayan mağazalardan yapacağınız 10 TL’lik alışverişlerinde ise 1 kruş kazanırsınız.

Maximum Kart’la Taksit İmkanı

Maximum kredi karınız ile türkiye genelinde yasıyı 200,000′e yakın üye kuruluşlardan taksit ve indirimli alışveriş yapabilirsiniz.

Maximum Kredi Kartı Başvurusu

Maximum kredi kartı başvurusu yapmanın bir kaç yolu vardır bunlardan kısaca bahsedelim. Bunlardan birisi internetten kredi kartı başvurusu aşağıda vereceğımız bağlantıya tıklayarak açılan sayfadan maximum kredi kartı başvurusu yapabilirsiniz, İş bankası interaktif şifreniz var ise internet bankacılığından, 444 02 02 nolu telefon bankacılığından yada netmateklerden başvuru yapabilirsiniz.

Maximum Kredi Kartı Başvuru Formu İçin Tıklayın.

Kategoriler
EKONOMİ Genel Kültür GÜNCEL

Kara Para Nedir? Kara Para Aklama Yöntemleri Nelerdir?

Günlük hayatta kara para deyimini muhtemelen duymuşsunuzdur. Genellikle filmlerde geçer kara para terimi. Adındaki kara kelimesinden bu paranın pek hoş bir anlama gelmediği sanırız çok açık. Peki nedir kara para, kara para nasıl temiz paraya çevrilir yani aklanır gibi soruların cevaplarını aşağıda bulacaksınız.

Kara para, yasa dışı yollardan elde edilen her türlü kazanç.

Kara-para terimleri arasında bulunan para yıkama kavramı Mafya babası Al Capone’un yasadışı yolar ile elde ettiği paraları yasalık kazandırmak için çamaşırhaneler açması ve bu yolla bu paraları yasal yolla kazanmış gibi göstermesi ile ortaya çıkmıştır. Kara-para kavramının Dünya literatürüne girişi 1973 Watergate skandalı ile kullanılmaya başlanmıştır.

Haksız ve gayrikanuni yollardan para yerine geçen her türlü kıymetli evrakla, mal ve gelirleri veya bir para biriminden diğer bir para birimine çevrilmesi de dahil, sözü edilen para, evrak, mal ve gelirlerin birbirine dönüştürülmesinden elde edilen her türlü menfaat ve değer.

Organize suç örgütlerinin istikrarlı bir politik ve ekonomik yapılanmanın olmadığı özellikle Güney Amerika, Ortadoğu ve Uzakdoğu ülkelerinde çok büyük rakamlarla ifade edilen kara paranın arzettiği tehlikeyi işaret etmek içinJean Ziegler’in İsviçre Daha Beyaz Yıkar adlı kitabında; ABD bankalarının net aktifleri 4.2 trilyon civarındadır ve her yıl resmi ve kayıtlı sektöre giren paranın % 10’nu kara-paradır. Bu para yaklaşık olarak ABD’nin savunma bütçesine eşittir. Yine bu rakam bütün Batı Avrupa ülkelerinin 1 yıllık petrol alımlarını karşılayacak bir boyuttadır. demektedir.

Kara-paraya karşı önlem alınmazsa 2020 yılında ABD Başkanı’nı mafya seçtirtecektir. (The Economist)

 

Kara Para Aklama Yöntemleri

Uyuşturucu kaçakçısı 20 bin dolarlık çeki, herhangi bir kurumda çek tahsildarı olarak çalışan arkadaşına verir. Bir çek tahsildarının elinde yüksek miktarda nakit bulundurması hiçte garipsenecek bir durum olmadığından ve bu kişinin günlük işlemler için sık sık bankaya gitmesi gerektiğinden, uyuşturucu tacirinin kara parası kolaylıkla sisteme dahil olur. Uyuşturucu kaçakçısı verdiği 20 bin dolar karşılığı 16 bin dolar alır. Kaçakçıya yapılan ödeme ise çek tahsildarının sıklıkla kullandığı posta çeki formunda yapılır. 4 bin dolarlık fazlalık ise çek tahsildarına kalmaktadır. Bu aşamadan sonra uyuşturucu kaçakçısı, elindeki posta çeklerini bir kıyı bankasında daha önce açtırdığı hesaba aktarır. Bu sistem ile 20 milyon dolar bile aklanabilir. Ancak rakamın fazlalaşması durumunda birden fazla çek tahsildarının kullanılması yoluna gidilecektir.

Her piyango çekilişi sonrasında ya da lotoda 6 rakamın tutturulması sonucunda, kara-para aklayıcısı büyük ikramiyenin kime çıktığını daha önceden öğrenir. O kişiye çıkan paradan daha fazla bir parayı bilet sahibine vererek piyango biletini ya da loto kağıdını ondan satın alır. Sonra bu kazanılan ikramiye parası daha önceden anlaşılmış olan bir banka müdürü ya da avukat aracılığı ile tahsil edilir. Böylece kara-para bir talih kuşu olarak uçar uçar uçar ve bankacılık sektörünün gözü önünde aklanılmış bir hale gelir.

Atadan kalma eski yöntemler diye adlandırılan paravan şirketler kurmak, sahte ve şişirilmiş faturalar kullanmak, yabancı ülkelerde bloke edilen parayı teminat olarak göstererek yerel bankadan kredi almak, kumarhane işletmek, at yarışı gibi bahis işletmeleri açmak, vergi cenneti olan ülkelerden alınan kredi kartlarını kullanmak, nakit para ile büyük bina, malikane, turizm tesisi vb satın alımları yapmak, kıymetli tablo ve sanat eserlerini satın almak ve hediye etmek, kazanılan kara-paranın yurtdışına doğrudan kaçırılması, kara-parayı hisse senedi ve tahvil gibi kıymetli evraka dönüştürmek, serbest bölgelerdeki aşırı liberal bankacılık hizmetlerinden yararlanmak, turizm şirketleri kurup seyahat çekleriyle para transferi yapmak, nakit para ile taşınmazlar dışında büyük satın alımlar yapmak gibi uygulamalar internet ve sanal ortamın kullanılmasından önceki döneme ait yöntemlerdir. Borsadaki aracı kurumların % 20’ye yakınının içeriden kara-para aklamak isteyenlerle organik ve inorganik ilişki içinde bulunduğu iddiası da sıklıkla söylenilmektedir.

Kategoriler
EKONOMİ Genel Kültür

Türkiye Dünyanın Kaçıncı Büyük Ekonomisi

Yaklaşan seçimler için kullanılan seçim vaadlerinden bri olan Ekonomik sıralama Türkiyenin uluslar arası arenadaki gücünü gösteriyor. Türkiye, 2010 yılında sahip olduğu 960,5 milyar dolar SGP’ye göre GSYH ile 16. sırada bulunuyor. IMF projeksiyonuna göre Türkiye’nin sıralamadaki yeri 2016’ya kadar değişmeyecek.

Ancak bu süreçte ilk 30 listesinde, Endonezya’nın İspanya’yı, Tayvan’ın Avustralya’yı, Tayland’ın da Hollanda’yı geride bırakması dikkati çekiyor. 2009 yılında dünyanın 34. büyük ekonomisi olan Yunanistan’ın 2016’da 43, Avusturya’nın 36. sıradan 41. sıraya, İsviçre’nin 37. sıradan 42. sıraya, Belçika’nın 30. sıradan 32. sıraya, Venezüela’nın 31. sıradan 39. sıraya düşeceği görülüyor.

CARİ MİLLİ GELİRDE TÜRKİYE, BU YIL 18. SIRAYA DÜŞECEK

Bu kritere göre 2010’da 741,8 milyar dolar ile 17. büyük ekonomisi olan Türkiye, 2011’de Endonezya’ya geçilerek 18. sıraya inecek. 2012’de ise Hollanda’yı geçip yeniden 17. sırayı alacak, 2016’ya kadar da yeri değişmeyecek. Türkiye’nin 2016’da 1 trilyon 159,2 milyar dolar cari fiyatlarla GSYH’ye ulaşacağı tahmin ediliyor.

IMF verilerine göre, 2016 sıralamasıyla en büyük 50 ekonominin 2009-2016 dönemine ilişkin satınalma gücü paritesine göre GSYH rakamları şöyle:

Milyon ABD Doları)
2016 Uluslar Arası Ekonomi Ligi

1 Çin 18,975.744
2 ABD 18,807.547
3 Hindistan 7,106.003
4 Japonya 5,145.540
5 Almanya 3,577.088
6 Rusya 3,122.826
7 Brezilya 3,030.959
8 İngiltere 2,723.819
9 Fransa 2,625.100
10 Meksika 2,114.656
11 İtalya 2,092.489
12 G. Kore 2,031.802
13 Kanada 1,665.154
14 Endonezya 1,660.295
15 İspanya 1,643.376
16 Türkiye 1,341.145
17 Tayvan 1,206.771
18 Avustralya 1,165.434
19 İran 1,078.387
20 Polonya 981.822

Kategoriler
EKONOMİ Genel Kültür

Suyu Verimli Kullanmak İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler Nelerdir? Su Tasarufu Yapmak İçin Bilinmesi Gerekenler?

Suyu Verimli Kullanmak İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler Nelerdir? Su Tasarufu Yapmak İçin Bilinmesi Gerekenler?

Tamamen ikame edilemeyen(yerine başka birşey konulamayan, yeri doldurulamayan) bir kaynak olan su; yaşayan bütün canlılar için en önemli doğal kaynaklardan birisidir. Su, hayatın ve canlıların kaynağıdır. İnsan kullanımı, ekosistem, ekonomik kalkınma, enerji üretimi ve ulusal güvenlik gibi suyun gerekli olduğu bir çok sektör bulunmaktadır. Özellikle son yirmi yıl içerisinde artan su talebi küresel bir su krizini gündeme getirmiştir. Yeryüzünün üçte ikisi suyla kaplı olmasına rağmen bunun ancak %0,3 ü içilebilir durumdadır. Su sağlıktır ve ekonomik bir değerdir. Bu değeri korumak için aşağıdaki kurallara uymalıyız.

a) Suyun verimli kullanılmasında, mümkün olduğunca suyu boş yere akıtmamalıyız.
b) Musluklarımızı ve sifonlarımızı daima bakımlı tutmalıyız. Bozuk olanları hemen tamir ettirmeliyiz. Her saniyede, bir damla su harcayan musluk yılda 1 ton su harcar.
c) Tuvaletlerde rezervuar hacmi küçük olanları tercih etmeliyiz. Sifonu gereksiz yere çekmemeliyiz.
d) Diş fırçalarken, tıraş olurken, ellerimizi yıkarken suyu kapatmalıyız. Bu işleri yaparken musluğu ihtiyacımız olduğu kadar açmalıyız.
e) Küvette yıkanma yerine ekonomik başlığa sahip duşla yıkanmayı tercih etmeliyiz.
f) Bulaşıkları elde değil, bulaşık makinesinde yıkamalıyız.
g) Çamaşır makinesini ekonomik kullanmalıyız.
h) Kapı önü, balkon, merdivenler ve teras gibi yerlerin temizliğinde hortumla su tutmak yerine kova veya sünger kullanmalıyız.
ı) Sebze ve meyveler su dolu bir kapta biraz bekletilip yıkanırsa çok daha az su tüketilir.
i) Buzluktaki yiyeceklerin ve diğer donmuş gıdaların buzunu eritmek için su kullanmamalıyız.
j) Sebze ve meyveleri yıkadığımız suyla çiçekleri ve bahçeyi sulamalı, temizlik yapmalıyız.
k) Bahçe sulama için buharlaşmanın az olduğu sabah ya da akşam üstü saatlerini tercih etmeliyiz.
l) Muslukların su kaçırmadığından emin olmalı ve gerekirse tamir ettirmeliyiz.
m) Su kaynaklarının kirletilmemesine özen göstermeliyiz.

Kategoriler
EKONOMİ GÜNCEL

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Çılgın Projesi ve Görüntüleri Video İzle

Marmara ve Karadeniz’in kanal yoluyla birleştirilmesi projesi ilk kez Kanuni Sultan Süleyman tarafından ele alındı. Proje daha sonra 1999 yılında Sakarya Valiliği tarafından yeniden masaya yatırıldı. Sakarya Nehri, Sapanca Gölü ve İzmit Körfezi arasını birleştirmeyi hedefleyen proje için bir grup bilim adamı rapor hazırladı ancak 17 Ağustos depreminden sonra proje gündemden kalktı.

Yedikıta Dergisi’nde yer alan bir inceleme yazısına göre, Osmanlı İmparatorluğu döneminde ilk olarak Sakarya Nehri, Sapanca Gölü ve İzmit Körfezi arasını birleştirmeyi hedefleyen bu proje, ticaretin geliştirilmesi ve malların nakliyesinin en ucuz yolla sağlanması amacıyla düşünüldü.

İlk defa Kanuni Sultan Süleyman tarafından ele alınan projenin, fizibilite çalışmaları Mimar Sinan tarafından yapıldı. Mimar Sinan’ın, Sapanca’dan İzmit Körfezi’ne kadar olan bölgenin tüm etüt planlarını çıkardığı proje hayata geçirilemezken, Sultan III. Murad tarafından 1591 yılında yeniden keşifleri yapılan proje, Sultan IV. Mehmed, Sultan III. Mustafa, Sultan II. Mahmud, Sultan Abdülmecid ve Sultan Abdülaziz dönemlerinde de gündeme getirildi ve üzerinde çalışıldı.

Daha sonraki yıllarda ise geliştirilerek Karadeniz’i Marmara’ya bağlayan proje halini alan çalışma, 1999 yılında Sakarya Valiliği tarafından ele alındı ve Valiliğin isteği üzerine Prof. Dr. Ağıralioğlu ile bir grup bilim adamı ile fizibilite raporu hazırlayarak su yolunu projelendirdi. Ancak konu 17 Ağustos 1999 depremi nedeniyle gündemden kalktı.

 

140 KİLOMETRELİK SU YOLU PROJESİ

Prof. Dr. Ağıralioğlu ve beraberindeki bilim adamlarının hazırladıkları fizibilite raporunda, Karadeniz-Sakarya-İzmit su yolunun, Karadeniz ile Marmara arasında taşımacılığın devamını sağlayarak Karadeniz’e dökülen Tuna, Dinyeper, Dinyester, Volga ve Don nehirlerinden gelen gemiler için, İstanbul Boğazı’nın yanında kestirme ikinci bir alternatif oluşturabileceği değerlendirildi.

Sakarya Nehri’nin Karadeniz kıyısındaki Karasu’dan Adapazarı’na kadar 70-80 kilometrelik bölümünde taşımacılık için oldukça müsait bir altyapı bulunduğuna işaret edilen raporda, 5-6 metre yüksekliğinde iki aktarma havuzu inşa edilerek gemilerin Adapazarı’na kadar kolayca getirilebileceği, buradan da Sapanca Gölü’nden ayrılacak bir su yolu ve Arifiye’den İzmit’e kadar yaklaşık 40 kilometre uzunluğunda bir kanal inşa edilerek denize ulaşılabileceği belirtildi.

Adapazarı’ndan İzmit Körfezi’ne geçişin arazideki kod (yükseklik) farkları nedeniyle yaklaşık 16 metrelik iki havuzla gerçekleştirilebileceği dile getirilen raporda, projeye göre, genişliği 30 metre olan su yolundan, nehir ve denizde hareket eden, taşıma kapasitesi 1500 ton, uzunluğu 95 metre, genişliği 9,5 metre ve su kesimi 3 metrelik gemilerin geçebileceği bildirildi.

Raporda, yaklaşık 140 kilometrelik su yolunun İstanbul Boğazı’nın gemi trafik yükünü hafifleteceği, aynı zamanda iç taşımacılıkta da kullanılarak karayoluna göre 14’te 1 düşük maliyetle taşımacılık imkanı sağlayabileceği, yaklaşık 960 milyon dolara malolacak su yolunun yılda 168 milyon dolar ekonomik fayda yaratabileceği ifade edildi.

 

İŞTE ÇILGIN PROJE’NİN GÖRÜNTÜLERİ VİDEOSU

 

Hürriyet Video’larını izlemek için Flash 7 veya daha yüksek eklenti yüklenmeniz gerekmektedir. Yüklemek için tıklayınız!!!


kaynak: hurriyet.com.tr

Kategoriler
EĞLENCE EKONOMİ

Esnafların Mal Satmak İçin Söylediği Yalan Sözler Nelerdir?

Herhangi bir ürün alırken çoğu kez duyduğumuz bazı klasik sözler vardır. Size çok yakıştı, orjinaldir, zararına satıyorum gibi sözleri eminiz siz de birçok esnafdan duymuşsunuzdur. İşte bu yazıda esnafların kullandıkları bazen gerçek çoğu kez ise yalan sözleri bir arada bulacaksınız.

Siz siz olun, her söze inanmayın.

1- O elinizdeki tek kaldı başka yok.
2- Yani alın diye demiyorum bu size çok yakıştı.
3- Her bedene uyar bu aynı zamanda
4- Her rengin altına giden bir ürün seçtiniz.
5- Zevkinize hayranım doğrusu.
6- Biraz sıktı gibi ama kullandıkça açılır merak etmeyin.
7- Bunun garantisi şahsen benim abla.
8- Bir sorun çıkarsa aynen alıp getiriyorsun.
9- Son bilet son şans!
10-Elbette orijinal parçasıdır abi. Ta Çin’ den geliyor bize de.
11-Kusura bakma gülüm ya bizde de bozuk kalmadı.
12-Çocuğu depoya yolladım şimdi kapar gelir.
13- Daha ucuza bu malı bulmanız mümkün değil.
14- Abla bu tabaklar ithaldir kesinlikle kırılmaz.
15-Kurtarmıyor abla inan ki zararına satıyorum.
16-Garson bey yumurtam 5 dakika kaynasın. / Tamam efendim 2 dakikada hazır olur.
17-Az önce son parçayı sattım. Ama çok şanslısınız tıpkı onun gibi bir model var elimizde.
18-İhraç fazlası bunlar. Ondan ucuza satıyoruz.
19-Ama biliyorsunuz ilk bir hafta bütün ayakkabılar sıkar.
20-Hangi ayak sıktı? Sağ mı? E normal tabi?
21-Öyle göründüğüne bakmayın bu bir teknoloji harikası.
22-Hatta bunun mucidi köşe oldu şimdi Hawai’ de tatil yapıyor.
23-Bu ürünü bizden başka bir de New York’ta bulabilirsiniz.
24-Bu kumaşın en büyük özelliği çekmemesidir.
25-Hakiki timsah derisidir biz tasfiye nedeniyle ucuza bırakıyoruz.
26-Aslında o fiyata mümkün değil ama ayağınız alışsın babında olsun bakalım.
27-Bizde çürük yok abla seç beğen al./Abla domatese elleme çöküyo sonra.
28-Denizden yeni çıktı bunlar gel!
29-Ekmekler taze ama üzeri açık kalmış ondan kurumuşlar biraz.
30-Elmalar Amasya’ dan! Şeftali Bursa’dan! Portakal Washington’ dan! Cevizler Hindistan’dan!?…
31-Müşteri velinimetimizdir.32-Memnuniyetiniz memnuniyetimizdir.
33-Şikayetlerinizi bize memnuniyetlerinizi başkalarına söyleyiniz.
34-‘’İnsanların güvenini kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim.’’
35- Bizde TSE siz mal bulamazsınız.(Tabi TSE almak o kadar kolay olunca)
36-Fiş veririm tabi de yazarkasa arızalı. Gelip geçerken uğrayın vereyim.
37-Kapatıyoruz! Zararına satışlar!

Kaynak: http://www.gulozturk.com/esnaflarin-mal-satma-yalanlari.html

Kategoriler
GÜNCEL

2010 Nobel Ödüllerinin Sahibi Belli Oldu, İşte Nobel Ödülü Sahipleri

Fizik, kimya, edebiyat, tıp ve ekonomi dalındaki 2010 Nobel Ödülleri, İsveç’in başkenti Stockholm’de düzenlenen törenle sahiplerini buldu.İsveç Kraliyet ailesi mensupları, İsveç Başbakanı, İsveç Dışişleri Bakanı, politikacılar, diplomatlar, akademisyenler ile iş ve sanat camiası liderlerinin katıldığı Stockholm’deki 2010 Nobel Ödül töreninde fizik, kimya, edebiyat, tıp ve ekonomi dalındaki ödüller takdim edildi. Fizik alanındaki Nobel Ödülü elektronikte çığır açacak gelişmeler sağlayacak grafen adı verilen ultra ince karbon maddesiyle ilgili çalışmaları nedeniyle Rusya doğumlu İngiliz vatandaşı Konstantin Novoselov ile Hollandalı Andre
Geim’e verildi. Kimya alanındaki Nobel Ödülü organik sentez üzerine yaptıkları çalışmalar nedeniyle Amerikalı Richard F. Neck ile Japonyalı Ei-ichi Negishi’ye verildi. Edebiyat alanındaki ödül, “güç yapılarının haritasını çıkarabilmesi ve bireylerin dirençleri, başkaldırmaları ve yenilgilerini oldukça etkileyici şekilde yansıtması” nedeniyle Perulu yazar Mario Vargas Lloza’ya takdim edildi. Tıp dalındaki Nobel Ödülü, ilk tüp bebek uygulamasını gerçekleştiren İngiliz Robert Edwards’a vücut dışında döllenme
alanındaki çalışmaları nedeniyle verildi. Ekonomi alanındaki ödül ise Amerikalı araştırmacılar Peter A. Diamond ve Dale T. Mortensen ile İngiliz ve Güney Kıbrıs vatandaşı Christopher A. Pissarides’e verildi.
Nobel Barış Ödülü’nü kazanan Çinli insan hakları savunucusu Lui Şiaobo, cezaevinde olması nedeniyle bugün Norveç’te düzenlenen törene katılamamıştı. Şiaobo’nun eşi Liu Şia’nın da ev hapsinde tutulması nedeniyle törende koltuğu boş bırakılmıştı.