Kategoriler
Genel Kültür

Hurmanın Faydaları Nelerdir? Kalorisi

Hurma pek çok vitamin ve mineral açısından zengin bir meyvedir. Bu meyvede yağ, kalsiyum, demir, sülfür, potasyum, fosfor, manganez, bakır ve magnezyum bulunur. Günde bir hurma tüketmek sağlığa iyi gelir. Aynı zamanda bağırsak sorunlarına, zayıflığa, kalp sorunlarına, cinsel iktidarsızlığa, ishale ve mide kanserine de iyi gelir.

Hurma, özellikle kas gelişimi için önemlidir. Hurma pek çok şekillerde tüketilebilir. Püresi süt ve yoğurta karıştırılabilir. Bu macun kıvamındaki hali özellikle gençlerin ve çocukların iyileşme döneminde etkilidir.

Modern tıbba göre hurma mide kanserini önler. Hurma, Ramazan ayında oruç açmak için tercih edilir. Bu sayede hurma oruçtan sonra aşırı yemek yemeyi de önler. Çünkü tokluk hissi verir.

Hurma;

• Protein içerir.

• Protein, yağ ve karbonhidrat (üçünü bir arada) içeren tek meyvedir.

• Vücudun yaşlanma belirtilerini azaltır.

• Saf hurma cildi besler, hamilelik ve güneş lekelerini yok eder.

• İçerdiği demir sayesinde, kansızlığa iyi gelir.

• B1, B2 vitaminlerinin bir arada bulunmasından dolayı karaciğeri kuvvetlendirir.

• Boğaz ağrısına, öksürüğe iyi gelir.

• Kansere ve kalp damar hastalıklarına karşı koruyucudur.

• İçerdiği bol fosfor ve kalsiyum ile kemik hastalıklarına karşı koruyucu özellik taşır.

Orucun hurma ile açılması halinde, oruçtan dolayı insanın üzerinde oluşan halsizliği de içerdiği şeker oranı sayesinde hemen gidermektedir.

Sadece Ramazan’da yemeyin, her zaman tüketin!

Kategoriler
Genel Kültür

Radyasyona Karşı Kaktüs Etkili mi? Kaktüs Yetiştime Tüyoları

Radyasyon ve kaktüs arasındaki bağ kamuoyunca çok merak edilen bir konu. Bu konuyu işin uzmanı bir nükleer fizikçi şöyle açıklıyor:

Kaktüsler radyasyonu emer mi?
Evet!
Fakat hemen sevinmeyin! Bu sorunun cevabı, “Radyasyon nedir?” sorusunun cevabında gizlidir aslında. (Tıpkı, “Euphorbia nedir?” sorusunun cevabının, “Sukkulent nedir?” sorusunun cevabında gizli olduğu gibi)Günlük hayatta radyasyon kelimesi, yanlış olmasa bile eksik bir içerikle kullanılmaktadır!Günlük hayatta radyasyon kelimesi; Sadece alfa, beta, gamma, x ışınları gibi, çok yüksek enerjili ve canlı organizmalara zararlı olan türden ışınımlar (ışıklar) için kullanılmaktadır…

Oysa ki;
Görebildiğimiz ışınlar (ışıklar), kızılötesi ve morötesi ışınlar, mikrodalga ışınları, radyo ve tv dalgaları/ışınları vb. ışımaların hepsi aslında radyasyondur!

Yani, Fizik Bilimi’ ne göre, “RADYASYON = IŞIK” ‘tır.
Örneğin ampulden gelen ışık (görünür ışık) da radyasyondur.
Ayrıca, Evrende ısınan her madde radyasyon yayar. Kazandığı ısı enerjisinin bir bölümünü ışık enerjisine dönüştürüp etrafına yayar. Bu çok klasik bir fizik kuralıdır. Tabi insan gözü, yayılan bu türden ışımaların (ışıkların) sadece çok küçük bir bölümünü görebilecek yeterliliktedir.Diğer tüm bitkiler gibi kaktüsler de ışığı emerek fotosentez yaparlar. Yani kaktüslerin hayatta kalabilmek için, radyasyonu (ışığı) emerek fotosentez yapması, besin üretmesi zorunludurlar. Evrendeki tüm yüzeyler ışığı (radyasyonu) bir miktar emerler. Kaktüsün emdiği radyasyondan belki de daha fazlasını aynı anda kaktüsün içinde ekili bulunduğu saksısı da emmektedir.Kaldı ki tv cihazları, canlılığa zarar verici türden, çok yüksek enerjili bir ışınım (radyasyon) üretemezler. TV cihazından yayılan radyasyon, canlılara zararlı değildir.

Özetle, 1.sorunun cevabı aşağıdaki gibidir:

RADYASYON (IŞIK) EMMEK KAKTÜSLERİN, HAYATTA KALABİLMEK İÇİN, SÜREKLİ YAPTIKLARI BİR İŞTİR. TV’ DEN YAYILAN RADYASYON ZATEN ZARARLI DEĞİLDİR.

2) Kaktüsler bizi zararlı radyoaktif ışınlardan korur mu?

Hayır!

Çünkü, hiçbir canlı organizma, zararlı, yüksek enerjili radyasyonu üzerine çekmek, emmek üzere evrimleşmemiştir. Evrim süreci, hiçbir zaman anlının zarar görmesi yönünde gelişmez. Bir canlının, yüksek enerjili radyasyonu emmesi, varlık nedeni olan “Evrim”in iç dinamikleri ve mantığı ile çelişir.

Ayrıca sizi, bu türden yüksek enerjili bir radyasyondan, metrelerce kalınlığı olan bir kurşun blok ancak koruyabilirken, kaktüslerimizin aynı işi yapmasını beklemek, yaptığına inanmak akıl dışı olur, diye düşünüyorum.

Özetle, 2.sorunun cevabı aşağıdaki gibidir:

KAKTÜSLER BİZİ ZARARLI RADYOAKTİF IŞINLARDAN KORUYAMAZLAR!

Son olarak, şunu da söylemek isterim;
“Kaktüslerin doğadaki radyasyonu emmek amacı ile ‘yaratıldıkları’ v.b.” türden ifadeleri içeren yaklaşımları ciddiye almak, ait olduğum bilimsel gelenek ile örtüşmemektedir! Bu yüzden, bu noktanın üzerinde hiç durmadım.

Atılım GÜLŞEN
Nükleer Fizikçi
Fizik Öğretmeni

Kaktüs Yetiştiriciliği
İnterflora Çiçekçiler Derneği Türkiye Başkanı Recep Gedik, satışlarda artış olmasına rağmen, bunun fiyatlara yansıtılmadığını söyledi.

Gedik, Japonya’daki deprem öncesinden başlayan kaktüsün hızlı yükselişinin depremin ardından nükleer santrallerdeki sızıntı haberleriyle daha da arttığını ifade ederek şunları kaydetti: “Kaktüsün radyasyonun etkilerini azalttığı bazı açıklamalarla sabitlenirken, bazı kesimler bunu çiçekçilerin yarattığı bir hava şeklinde yorumluyorlar. Bu noktada, çiçekçiler sadece talebi karşılamaya yöneliyorlar, onun dışında yaratılan bir hava yok. Zaten, Japonya’daki depremin öncesinde de kaktüsün popülaritesi artışa geçmişti, (bilgisayar ve cep telefonu kullanımının artmasıyla bu zararlı etkileri kaktüs en aza indiriyor) haberleriyle kaktüs popülerleşmişti.
Deprem sonrası haberler, kaktüse ilgiyi daha da artırdı. Kaktüs satmayan çiçekçiler bile kaktüs satmaya başladı. Bu ilgiyle Türkiye’ye kaktüs girişi önemli ölçüde arttı. Kaktüs de ciddi bir patlama var ama fiyatlarda yükselme yok. Küçük bir kaktüsü 3-10 liraya elde edebilirsiniz.

Türkiye’de İzmir’de kaktüs üretimi yapıldığını ancak Hollanda’dan kaktüsün ithalinin devam ettiğini belirten Gedik, “En büyük kaktüs üreticimiz İzmir’de, burada üretimi yapılıyor fakat, kaktüsün fabrikasyon hale gelmesi, kaktüsün üzerine çiçek montajı, kaktüsün aşılanması gibi olaylar Kostarika’dan Hollanda’ya giden kaktüslere yapılıyor. Biz de tüm dünya gibi Hollanda’dan ithal kaktüs alıyoruz” dedi.

Gül ve karanfilin tahtını sallıyor
Çiçekçi Yıldız Sabırma da, yıllardır çiçekçilik sektöründe olmasına rağmen kaktüs çiçeğinin son 5-6 aydır gördüğü ilgiye ilk kez şahit olduğunu söyledi.
Sabırma, kaktüsün satışta gül ve karanfilin tahtını sallamaya doğru gittiğini ifade ederek, “Bir gün kaktüsün gül ve karanfil yerine sevgiliye armağan edileceği hiç aklıma gelmezdi. Ama sevgililer birbirlerini radyasyondan korumak için şimdi kaktüs armağan ediyor . Buda bizim satışlarımıza elbette ki yansıyor, kaktüs daha önce hiç bu kadar satılmamıştı” diye konuştu.

Bir müşterisinin radyasyonu önlediğine dair bir yazı okuduğu için kaktüs almak istediğini belirten Sabırma, “Bizden kaktüs satın aldı. Bir süre sonra aynı kişi dükkana gelerek aldığı ve bilgisayarının yanına koyduğu kaktüsün radyasyondan öldüğünü ve yenisi almak istediğini söyledi. Bu anı bana çok ilginç geldi” dedi.

Kaktüs bakımı nasıl yapılır?
Sabırma, büyüme ve çiçeklenme döneminde sıcağı seven kaktüsün, kışın dahi 6- 10 derece sıcaklığa ihtiyaç duyduğunu, çiçeklenmesi için kışın fazla su verilmemesi gerektiğini ifade ederek, dikenli çiçek kaktüsün, aydınlık ve güneşli ortamları sevdiğini bildirdi.

Yavaş büyüyen özelliğe sahip kaktüslerin saksılarının 3 yılda, hızlı büyüyen cinslerin ise 2 yılda bir saksılarının değiştirilmesi öneren Sabırma, kaktüsün bakımıyla ilgili şu bilgileri aktardı: “Saksısı değiştirilecek kaktüslerin, kökünün zarar görmemesi için, değişimden 2-3 gün önce sulanıp, saksıdan kolay ayrılması sağlanmalıdır. Kışın çok fazla su istemeyen kaktüs bitkisi, yazın ise 4-5 günde bir bolca sulanması gereken bir çiçektir. Püskürtme sulamanın daha makbul bir sulama yöntemi olduğu kaktüste, sonbaharda sulamada azaltmaya gidilmelidir.”

Kategoriler
SAGLIK

İncirin Faydaları Nelerdir? Yararları, Özellikleri, Kalorisi

Dünyadaki Cennet meyvelerine en çok banzeyen meyve olarak adlandırılıyor İncir. Özellikle kanı temizleyici etkisiyle bilinir. Kuru öksürük ve iltihap için de incir önerilmektedir. Ancak çok etkili bir meyve olduğu için ancak makul miktarlarda tüketilmelidir. Birkaç kuru inciri yatmadan önce yerseniz mideniz zararlı asitlerden de arındırılmış olacaktır.

İncirin Faydaları:

1. Süt içerisinde kaynatılmış inciri yer ve sütü içerseniz size güç verir ve kanı temizler.
2. Süt içerisinde incir ve birkaç badem içini kaynatıp içine biraz şeker ekleyin. Bunu içtiğinizde midenize iyi gelecek ve harareti alacaktır.
3. Kronik kabızlık çekenlerin her gün 2–3 tane incir kurusu yemeleri önerilmektedir.
4. Suda kaynatılmış incir kurusu boğaz şişkinliğine ve iltihaba iyi gelmektedir.
5. İştahsızlık yaşayanların yemeklerden 20 dakika önce birkaç tane kuru incir yemesi iştahlarını açacaktır.

İncir Hakkında Bilinmesi Gerekenler:

1. vitamin ve mineral açısından çok kuvvetli bir meyve olduğu için kişinin sindirim sistemi kapasitesine göre tüketmesi gerekir. Bu nedenle mide rahatsızlığı olanlar doktora danışmalıdır.
2. İncir diyabet hastalarına iyi gelir.
3. Taze olarak tüketiliyorsa incirin sütüne dikkat edilmelidir. ağız kenarlarında yaralara neden olmaması için yedikten sonra ağzınızı iyice yıkamanız gerekmektedir.

Kategoriler
SAGLIK

Biberden Gelen Sağlık

Yeşil biber ve çarliston biberi hemen her yemekte kullanırız ve salatalarımıza muhteşemler bir tat katmasına da asla hayır demeyiz. Biber, beta karoten, C, P ve K vitaminleri açısından oldukça zengindir. Bu özellikleri sayesinde mideyi güçlendirir, iştah açar ve mide tembelliğini önler.

Mutfağınızın demirbaşlarından olan biberin kurutulmuş haldeki baharatı da oldukça yaygın bir kullanıma sahiptir. Yemeklere tat katan biber, kısacası sürekli elimizin altında bulunması gereken bir sebzedir.

Kızartması da yoğurtla sunulan biberin ise uzun süre yağda pişirilmiş hali mide şikayeti olanlar için pek önerilmemektedir. Oldukça kuvvetli bir sebze olan özellikle acı biber mide ve bağırsaklarda tahrişe yol açacaktır. Sürekli ve sık aralıklarla tüketildiğinde ise karaciğer ve böbreklere dahi zarar verebilmektedir.

Kategoriler
SAGLIK

Antep Fıstığının Faydaları, Nerelerde Yetişir, Bilinmeyen Yönleri

Antep fıstığı sanıldığının aksine benzer kuruyemişler kadar kalori içermediği kanıtlandı. 30 gram Antep fıstığı 160 kaloriye denk geliyor. Sağlıklı bir gönüllü grubun yediği Antep fıstıklarının enerji değeri ölçüldükten sonra uzmanlar, Antep fıstığının eskiden ölçülmüşler verilere oranla %6 kadar daha az kalori içerdiğini ortaya çıkardı. Bunun sebebi ise Antep fıstığının içerdiği yağın vücut tarafından tamamen emilmemesi.

Araştırmayı yürüten David Baer, “ Bu inceleme Antep fıstığı yağının tamamen sindirilemediğini ve bu nedenle hücreler tarafından emilemediğini gösteriyor,” dedi. Araştırma raporu Amerika’da Experimental Bology konferansında kamuya duyuruldu.

Bu sonuçlar, Antep fıstığı yemenin sanıldığı kadar kilo aldırmamasının nedenlerinden sadece birisi. Uzmanlara göre Antep fıstığı “tüketici dostu” atıştırmalıklardan. Çünkü kabuklarını açmakla uğraşırken ne kadar yediğinizin de farkına varıyorsunuz. Bu sayede kendinizi durdurabiliyorsunuz.

Ayrıca kabuklarını ayıklarken harcadığınız enerji bir Antep fıstığından alacağınız enerjinin %41’ini kullanmanız anlamına geliyor.

Kategoriler
SAGLIK

Kayısının Faydaları Kayısı Yağı Özellikleri

Yaş halinden çok tüketilen çok yararlı bir meyvedir Kayısı. Yararları saymakla bitmeyen kayısının faydaları:Kayısı sindirime, kulak ağrısına, ateşe, cilt hastalıklarına ve daha pek çok sağlık sorununa iyi gelir.

Kayısı yağı ise yaraların ve incinmiş kasların tedavisinde kullanılabilir.

Kayısı astıma, cilt rahatsızlıklarına, ateşe ve anemiye iyi gelmektedir.Kayısı çekirdeğinin kanseri tedavi edici bir özelliği olduğu savunulmaktadır. Kayısı yağı kulak ağrısının tedavisinde kullanılmaktadır.

Kayısı yağının cildi tedavi edici özelliği kozmetik sektöründe de bolca kullanılmaktadır. Çoğu bakım kreminde kayısı aroması tercih edilmesinin sebebi budur.

Cezbeden rengiyle dallarda sallanan kayısıları yemenin tadı bir başkadır. Ancak her mevsim bulunmadığı için genelde yemeklerde ve tatlılarda kuru kayısı kullanılmaktadır. Özellikle kışın sıcacık evinizde pişirebileceğiniz kayısı kompostosu tadıyla sizi mest edecektir.

Kategoriler
SAGLIK

Kolay Doğum İçin Öneriler, Yöntem ve Teknikler

Doğum sürecinde sizi nelerin beklediğini bilmeniz çok önemlidir.Çiftler,hem doğum atmosferini tanımalı hem de karşılarına çıkabilecek durumları öğrenmeliler.İlk adım,eşinizle beraber doğum kursuna katılmak.Ayrıca,doğum hakkında bilgi veren kitaplar okuyabilir;yeni anne olan arkadaşlarınızla konuşabilir ve doğum için önerilen ağrı kesici ilaçlar hakkında bilgi edinebilirsiniz.Korkularınızla bugünden yüzleşirseniz;doğum sırasında her şeyin planlandığı gibi gitmesi halinde paniğe kapılmazsınız.

Rahat bir ortam,sizi sakinleştirir.Bazı hastanelerde size kendinizi evinizdeymiş gibi hissettirecek alternatif doğum odaları oluyor.Doğumunuz standart bir hastane olmasa bile,odanızı kişiselleştirmeye çalışın.Evden bir resim götürüp doğum odasına asabilir ya da yanınıza portatif bir müzik seti alabilirsiniz.Birçok kadın hafif müzikler dinlemenin kasılmalarını hafiflettiğini söylüyor.

Doğuma Güvendiğiniz Biriyle Gidin: Beraberken kendinizi çok rahat hissettiğiniz birinin yanınızda olması mucizeler yaratabilir.Birçok anne adayı,kız kardeşinin ya da en yakın arkadaşının doğumda yanında olmasını istiyor.Ayrıca,doğuma eşlik eden kişinin çocuk sahibi olması ve yaşadıklarının normal olduğunu söylemesi de anne adayını rahatlatır.

Hareket Edin: Dik ve aktif durmanız,hem düşüncelerinizi kasılmalardan uzaklaştırır hem de bebeğin doğum kanalına daha rahat inmesini sağlar.Doktorunuz izin verirse,yoga yapabilir,kısa süreli yürüyüşlere çıkabilir ve yavaş danslar edebilirsiniz.

Hamileliğin son dönemlerine kadar aynı zamanda bel ağrısı nedeniyle uyku problemleri de yaşanabilir.Bu gibi durumlarda da rahat ve kaliteli bir uyku uyuyabilmeniz için özel olarak tasarlanmış hamile yastıkları kullanabilirsiniz.(Örneğin; Shuma Hamile Yastıkları) Hamile yastıkları gebelik döneminde anne adaylarının daha konforlu ve rahat uyku uyuyabilmesini sağlar.

Sıcak su yorgun kasların gerginliğini gevşetir ve sıkıntılarınızı azaltır.Su,rahatlatıcı etkiye sahiptir.Duşu sırtınıza ya da kasılmalarınızın en yoğun olduğu yerlere tutun.Doğum öncesi kısa bir duş ya da banyo sizi rahatlatabilir fakat doktorunuza da danışmalısınız.

Her yöntem herkeste işe yaramayabilir.Örneğin,öğrendiğiniz nefes alma teknikleri işinize yaramıyordur da yastığı sıkmak sizi rahatlatıyordur.Size kendinizin neyi rahat ettirdiğini kendiniz bulmalısınız.Her kadının doğumu ona özeldir.

Masaj,gerginliği üzerinizden atmanıza yardımcı olabilir.Yapılan masaj sonucunda endorfin salgılamaya başlarsınız.Boyun ya da ayak masajı,kasılmalarınızı bir süreliğine unutmanıza yardımcı olur.Eşiniz ya da doğum eşlikçiniz üç masaj tekniği uygulayabilir:

Her kasılmada eliyle ya da tenis topuyla kuyruk sokumunuza bastırır.

Parmak uçlarını hafifçe omzunuzda gezdirir ve aşağıya doğru iner.

Her kasılmada kalçalarınızı nazikçe geriye çeker.Partnerinizin bu hareketi,rahim ağzının açılmasına yardımcı olur ve bebek için yavaşça yol açılır.

Normal doğum yapmayı çeşitli nedenlerden dolayı istemeyebilirsiniz;önemli olan kendinize karşı dürüst olmanız.Ancak normal doğum yapmaya kesin karar verirseniz,doktorunuza kararınızı mutlaka söyleyin.Unutmayın,bir doğum uzmanı için en zor anlardan biri,normal doğuma kararlı anne adayının doğum başladıktan sonra ‘‘Ben vazgeçtim !’’ demesidir.

Normal doğumda başarıyı en çok etkileyen unsur,hastaneye gidişin zamanlamasıdır.Henüz doğum başlamadan giderseniz,muhtemelen hayal kırıklığıyla eve geri dönersiniz.İkinci kez yine erken başvurursanız,bu kez sizi geri göndermekte zorlanıp yatış işlemi yapabilirler.O durumda,doğum başlamamış olsa bile hem yakınlarınız hem de siz saat tutmaya başlayacaksınız.Sizin ve yakınlarınızın ‘‘Doğum neden gerçekleşmiyor?’’,‘‘Neden hala bekleniyor,aksilik mi var ?’’ gibi sorular sorup sabırsızlanması,gereksiz yere doktorunuzun kendini baskı altında hissetmesine neden olabilir.

Anadolu’da çoğu kadın doğumhaneye son anda başvurur ve doğumunu kısa zaman içinde gerçekleştirir.Anneleri onlara ‘‘Sancın artsın,rahim ağzın iyice açılsın ki doktor sezaryen yapmasın’’diye öğütler.Bu da sakıncalı bir durumdur,çünkü doğumun bebek açısından en kritik anları evde yaşanmış olur.
Doğumhane kapısında bekleyen kişi sayısı ne kadar çoğalırsa,doğumhane ekibinin ve sizin üzerinizdeki baskı o kadar artar.Aile büyüklerine ve arkadaşlarınıza hemen haber vermek yerine biraz zaman geçmesini ve doğum eyleminin yoluna girmesini bekleyin.

Hemen her anne kendi tercih ettiği doğum şeklinin en iyi olduğunu söyleyecektir;haklıdır da,çünkü hem bebeği hem kendisi sağlıklıdır.Siz etrafınızdaki normal doğum örneklerini bulun.Kötü bir normal doğum deneyimi yaşamış annelerde olabilir elbette,ancak sayıları azdır.

Bazı hastanelerde sezaryenle doğum oranı çok yüksektir.Normal doğum için gecenin bir yarısında bunlardan birine giderseniz, ‘‘Serviste boş yatak yok’’ cevabıyla bile karşılaşabilirsimiz.Bu nedenle,doğum yapacağınız hastanenin doğumhanesini önceden mutlaka görün.Gece acil durum için gerekli donanımın ve personelin bulunup bulunmadığını mutlaka sorun.

Baştan sona tüm doğum eylemi boyunca sürekli yanınızda olmasını talep etmek doktorunuzun enerjisini azaltır.Yatıştan sonraki ilk muayenelerinizi muhtemelen doğumu gerçekleştirecek doktor yapmayacaktır.Ama doğum eyleminiz başladıktan sonra kendi doktorunuz mutlaka yanınızda olacaktır.

Kategoriler
SAGLIK

Muz Nerede Yetişir? Muzun Faydaları

Muz özellikle mideye çok faydalıdır. Mideyi güçlendirir ve koruyucu etkilerinden dolayı, ülser ve gastrit rahatsızlığı olanlara çok iyi gelir. Kabızlığı giderir. Böbrek iltihabı ve bağırsak hastalıklarında da yararlıdır.

Kandaki kolesterol oranını düşüren muz, kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyucudur. Rahatlatıcı etkileri ile stresi azaltır ve tansiyonu düşürür. Adet sancılarını azaltır.

Vücudun ve beynin yorgunluğunu giderir. Enerji verir. Hastaların iyileşmesini hızlandırır. Kemik gelişimini destekler. Krampları engeller. Öksürüğe ve göğüs ağrılarına iyi gelir.

Muz, Güneydoğu Asya’nın tropikal bölgelerinde doğal olarak yetişen bir ağaçsı bitkiye denir. Bu bitkinin genellikle sarı kabuklu uzun meyveleri muz olarak bilinmekte ve tarımı yapılmaktadır. Ancak kırmızı veyahut pembe kabuklu meyveli türleri de bulunmakta ve özellikle Uzakdoğu’da satılmaktadır. Türkiye’de daha çok Anamur ile Alanya arasında özellikle sarı meyveli olanları üretilmektedir.

Dünya üzerinde meyvesi belki de en fazla tüketilen bitkilerden biridir. Muzun bu kadar aranmasının sebebi sadece kolay erişilebilen ve kolay tüketilebilen bir bitki olması değildir. Bu tüketimin ardında muzun çok besleyici bir besin kaynağı olması, birçok vitamin, protein, mineral ve aminoasiti içeriyor olması yatmaktadır. Batı Avrupa ülkelerinde sadece tadı ve kokusu için aranan bir meyve konumunda ise de üçüncü dünya ülkelerinde çok önemli bir besin maddesidir. Az gelişmiş ülkelerde çocuklar ihtiyaçları olan proteini muz yiyerek almaktadırlar. Faydaları şunlardır: Muz kemik gelişimini sağlar, sinir zafiyeti ve yorgunluğu giderir. Böbrek ve mafsal iltihabında, bağırsak hastalıklarında faydalıdır. Müzmin kabızlık çekenler fazla yememelidir. B1, B2, C, A ve E vitaminlerini içeren muz, potasyum, demir, kalsiyum, fosfor, sodyum ve iyot açısından da çok zengindir. Muzun kalori düzeyi çok yüksek olmasına karşılık hiç kolesterol içermemektedir. Kalp kaslarını geliştiren sodyum ve potasyum maddeleri içermektedir.

Potasyum terleme sebebiyle kapasitesini yitirmeye başlayan kasları canlandırır ve daha kolay hareket etmelerini sağlar. B1 vitamini sayesinde sinir dokularının normal çalışmasına da etki eder. İçerdiği iyot sayesinde de tiroid bezinin dengeli çalışmasına yardım eder.

Kategoriler
SAGLIK

Cevizin Faydaları Nelerdir? Cevizin Faydaları ve Zararları

Şekli ve ihtiva ettiği organik bileşenler nedeniyle ilgi çekic olan cevizin faydaları saymakla bitmiyor. Kabuklu fıstık, Antep fıstığı, fındık ve kaju yüksek değerlerde protein, vitamin, mineral ve lif içerir. Ancak ceviz hem bu besin değerlerini içerir hem de anti-aging özelliği gösteren antioksidanları bünyesinde barındırır.

Amerikan Kimya Topluluğu tarafından sunulan bir rapora göre cevizin içerisinde bulunan antioksidanlar diğer kabuklu yemişlerde olduğundan çok daha etkili ve E vitamini açısından 15 kat daha zengin.

Ceviz yemeniz için bir diğer neden de diğer yemişlere göre çiğ yenilebiliyor olması. Çünkü araştırmacılara göre kavrulmuş yemişler besin değerlerini kaybediyor.

Amerikalı bilim adamları düzenli olarak yemiş tüketmenin kalp rahatsızlığını, bazı kanser türlerini ve tip 2 diyabeti önlediğini savunuyor. Bu yemişler protein ve yağ oranı bakımından çok zengin olsa da kilo almanıza neden olmuyor. Çünkü tokluk hissi yaratıyor ve bu nedenle daha fazla yemek istemiyorsunuz.

Uzmanlar günde 6-7 ceviz yemenin yeterli olacağını ve sizi gençleştireceğini belirtiyor.

“Ceviz ağaçlarının evlere çok yakın dikilmemesi ve etrafı kapalı ceviz bahçelerinde saatlerce şekerleme yapmanın sakıncalı olduğuna dikkat çekilse de, kökü, yaprakları, kabuğu ve meyveleriyle tam bir şifa kaynağı olduğu artık herkes tarafından bilinir.

Bilimsel çalışmalar sonucunda cevizin damar koruyucu, ishal kesici, cildi temizleyici, siğil giderici, hipoglisemik ve tümör engelliyici özelliklerinin olduğu belirlenmiştir. Ceviz kan dolaşımını düzenler, karaciğer fonksiyonlarını düzenler, serum kolesterolünün azalmasını sağlar ve anormal antikor oluşumunu engeller.”

Kategoriler
TEKNOLOJİ

Yeni Arama Motorları Blekko, Qyo, Duckduckgo Nedir ve Özellikleri

Google ı tahtından etmeye aday yepyeni arama motorları karşınızda. Google, Bing ve Yahoo, bugün arama motoru pazarının üç büyük oyuncusu konumunda. Bu şirketlerin karşısına çıkmak ise cesaret istiyor. Varlıklarını ispatlamaya çalışan bu tür yeni kurulan şirketlerse mevcut. En büyük devlerin bile yıkılmasının mümkün olduğunu, bunun bilgisayar endüstrisinin doğasında olduğunu biliyoruz. Wang, Sun ve DEC’i anımsıyor musunuz? O halde neden sıradaki Google, Microsoft veya Yahoo olmasın?

İşte incelemeye değer, belki işlerinizde size faydalı olacak veya SEO tekniklerinizin hedefi olarak kullanacağınız üç yeni arama motoru:

Blekko

Blekko’nun getirdiği en önemli yenilik ‘slashtag’ler olarak adlandırılan başında bir ‘/’ imi bulunan kelimeler. Örneğin Google Docs hakkındaki yazıları bulmak istiyorsanız ve bunları tarihe göre sıralamak istiyorsanız Google Docs /date yazarak bir arama yapabilirsiniz. Eğer cep telefonları gibi el cihazlarını konu alan belgeleri aramak istiyorsanız, aramanızı Google Docs /gadgets şeklinde yapabilirsiniz.

Slashtag’lerin birçoğu önceden belirlenmiş, ancak kullanıcıların kendi slashtag’lerini oluşturması da mümkün.

Blekko’nun şu an beta sürümünde olması, henüz tam hazır olmadığının bir göstergesi. Google’ın sunmadığı bir takım özelliklere sahip olan arama motoru, zamanla daha iyi bir hale gelebilir.

Qyo ile sosyal arama

Qyo

Qyo’nun amacı kullanıcılara ortak bir arama ortamı sunmak. Qyo’da arama yapmak için öncelikle siteye kaydolmanız gerekiyor. Bunun ardından Facebook hesabınıza bağlanıp arkadaşlarınızı da davet etmeniz isteniyor.

Diğer kişilerle eşleştiğinizde, tüm aramalarınız bu kişiler tarafından görülebilir hale geliyor (gizli aramayı seçmediyseniz). Arama sorgularınız ekranın sağ tarafında mesaj listesi olarak görüntüleniyor. Diğer kullanıcıların aramalarına yorum yapabiliyorsunuz. Onlara aramaları hakkında ipucu verebiliyorsunuz, ancak aramayı genişletmeniz veya değiştirmeniz mümkün olmuyor.

Diğer güçlü bir özellik ise, gruplara üye olarak aramalarınızı onlarla paylaşmanız (ve onların da sizinle paylaşması).

DuckDuckGo

Yazımızda bahsettiğimiz iki arama motorunun aksine, DuckDuckGo Google’a daha çok benziyor. Ancak site, gizliliğinize saygı gösteriyor ve arama sonuçlarınızı kaydetmiyor.

DuckDuckGo, arama sonuçlarının üzerinde gösterdiği kırmızı kutucukta ne aradığınızı tahmin etmeye çalışıyor. Site bunu yapmak için Wikipedia ve Wolfram Alpha’dan bilgilere başvuruyor.

DuckDuckGo, spam sonuçları da filtrelediğini iddia ediyor. ‘Bang search’ adındaki faydalı özellik sayesinde ise, bir sitenin kendi arama motorunu kullanarak arama yapmanız mümkün oluyor. örneğin !wikipedia (aramanız) biçiminde yapacağınız bir arama ile, Wikipedia’nın kendi arama özelliğini kullanabilirsiniz. Mevcut ‘bang’ anahtar sözcüklerinin listesi, bu sayfada bulunuyor.

DuckDuckGo, Google kullanıcıları için çok büyük bir yenilik getirmese de, Google’ı, Yahoo’yu ve Bing’i sevmeyenler için iyi bir seçenek olabilir.