Kategoriler
Genel Kültür

Çocukların Zekasını Arttırmanın Yolları, Gerekli Besinler,Yapılması Gerekenler

Herkes çocuğunun zeki olmasıni ister ve bunun için elinden geleni yapar. İzte sizlere çocuğunuzun zekasını geliştirmek için yapılması gereken birkaç tavsiye. Özellikle çocuklar ve gelişme çağındaki gençler için dengeli beslenmek, çok önemli bir faktördür.

Dengeli beslenmede kilit noktolar vitamin, mineral ve protein dengesini sağlamak kadar, besleyici özelliği ön planda olan besinleri tüketmektir.

Çocuklarınızın zeka gelişimi üzerinde olumlu etkisi olan yiyeceklerin, beslenme zinciri içine daha yoğunlukla yerleştirilmesi, önümüzdeki yıllarda etkisini gösterecektir.

Vücudun kış aylarında daha fazla ihtiyaç duyduğu A, B1, B2 ve D vitaminlerinin yanı sıra omega yönünden de zengin olan balık, zihinsel gelişim konusunda yardımını ispatlamış bir besindir. Balığın kılçığında bulunan yüksek orandaki kalsiyum ve fosfor kemiklerin sağlığı ve dayanıklılığı bakımından önemli bir etkendir.

Balıkta bulunan pmega, beyin gelişimi ve gözün retina gelişiminde çok önemli görevlere sahiptir. Omega 3 yağ asitleri uzun zincirli yağ asitlerindendir.

Bugüne kadar yapılan araştırmalarda düzenli olarak omega 3 açısından zengin içerikli besinlerle beslenen bireylerde beyin yaşlanmasının yavaşladığı gözlemlenmiştir.

Vücudunun değerlendirebileceği en iyi omega-3 yağ asidi kaynağı balıktır. Soğuk deniz balıklarından somon, Norveç uskumrusu, morina balıkları en iyi omega 3 kaynaklarındandır.

Balığın dışında zeka gelişimi üzerinde etkisi kanıtlanan diğer besinler ceviz, badem kenevir, kenevir yağı, soya ve soya yağı da omega 3 yağ asidi öncülerini içerir.

Zengin bir beslenme ve iyi nesiller için, hem lezzetli hem de faydalı olan bu besinleri menünüzde sıkça kullanmanız diyetisyenler tarafından da sıkça vurgulanır.

Kategoriler
Genel Kültür

İnovasyon Nedir? Önemi

İnovasyon Nedir?

En basit tanımıyla inovasyon, farklı, değişik, yeni fikirler geliştirmek ve bunları uygulamaktır. Bu fikirler, daha önce çözülmemiş sorunları çözmek veya daha önce karşılanmayan ihtiyaçlara cevap vermek amacıyla geliştirilebilir. Ya da zaten var olan pek çok ürün ve hizmeti daha güzel, daha kullanışlı, daha çok insanın işine yarayacak hale getirmeyi amaçlayabilir. Bu fikirlerin hayata geçirilmesi ve ortaya ürün, hizmet veya iş yapış yöntemlerinin çıkarılmasıyla ve ardından bu ürün ve hizmetlerin satılmaya veya iş yapış yöntemlerinin uygulanmaya başlanmasıyla inovasyon yapılmış olur.

İnovasyon süreci, bilginin ekonomik ve toplumsal faydaya dönüştürülmesi olarak tanımlanır. Bu nedenle de teknik, ekonomik ve sosyal süreçlerin oluşturduğu bir bütündür. Bireylerde ve toplumda değişime olan istek, yeniliğe açıklık ve girişimcilik ruhuyla özdeşleşen bir kültür gerektirir.

İnovasyon Örnekleri

Bir firma, yıkandığında buruşmayan, dolayısıyla da ütü gerektirmeyen kumaş geliştirip, üretir ve satarsa inovasyon yapmış olur. Başka bir firmanın daha iri, bol ürün veren, hastalıklara dayanıklı domates üretmek için domates tohumlarını geliştirmesi de inovasyondur. Diğer bir firmanın, insan sağlığı için yararlı bir yağ olan Omega 3 içeren yumurtalar üretmesi ve bunları çocukların ilgisini çekecek ve onları yumurta yemeğe özendirecek şekilde güzel paketler içinde satması da bir inovasyondur. Ya da bir hastane, hastalarının tahlil sonuçlarını İnternet’ten görebilmelerini sağlıyorsa, o da inovasyon yapmış olur.

İnovasyon Neden Önemlidir?

Yukarıdaki örneklerde bahsettiğimiz, hasta tahlil sonuçlarını İnternet’ten veren hastane, buruşmayan kumaşı, verimli domates tohumlarını ve Omega 3’lü yumurtaları üretip satan firmalar diğer hastanelere ve firmalara göre rekabet avantajı kazanırlar. Yani bu tür hizmet ve ürünlerin alıcıları ve kullanıcıları, rakip konumdaki diğer hastanelerin ve firmaların yerine bu hastaneyi ve firmaları tercih ederler. Dolayısıyla bu hastane ve firmalar daha çok müşteri çeker; daha çok ürün satar ve daha büyük gelir elde ederler. Böylece daha hızlı büyürler; daha çok insana iş imkanı sağlarlar. Ürünlerini iç pazarda satmakla yetinmeyip ihraç da ederler. Bu da işlerini daha da büyütmeleri ve kendi ülkelerinin kalkınmasına ve gelişmesine büyük katkı sağlamaları anlamına gelir.

Bu nedenle, inovasyon yapan firmaların, hastanelerin, restoranların, marketlerin, otellerin, bankaların…vb. (yani işletmelerin) bulunduğu ülkelerde işsizlik azalır; kişilerin kazançları artar; herkes daha iyi şartlarda yaşamaya başlar. Bir ülkede ne kadar çok inovasyon yapan işletme varsa, o ülkenin insanlarının yaşam kalitesi ve refahı o kadar artar: İnsanlar çok daha iyi şartlarda yaşar; çok daha iyi hizmetlerden yararlanır ve çok daha yüksek gelirler elde ederler. Aynı zamanda ülkenin de rekabet gücü artar. Bunun anlamı ise, o ülkenin diğer ülkelere göre daha güçlü bir konuma yükselmesidir. Hepimizin arzusu ve isteği, herkesin daha iyi şartlarda yaşaması, ülkemizin ve toplumumuzun kalkınıp gelişmesi olduğuna göre, bize bu kapıları açacak anahtar inovasyondur.

Örnek: Finlandiya Başarısını İnovasyona Borçlu

Dünya Ekonomik Forumu’nun yaptığı rekabetçilik araştırmalarına göre son yılların rekabet gücü en yüksek ülkesi Finlandiya.

Ülke, inovasyona yaptığı yatırımla, güçlü bir ekonomi ve yaşam seviyesi yüksek bir toplum yaratmayı başardı. Fin hükümeti, yaklaşık 20 yılı önce inovasyona büyük kaynaklar ayırmaya ve inovasyonu teşvik eden bir ortam yaratmaya başladı. Bu yatırımlar, ekonomik durgunluk dönemlerinde bile azalmadı. 1990’ların başında yaşanan ve işsizliği yüzde 20’lere tırmandıran krizin etkileri de bu sayede hızla atlatıldı. Krizden hemen sonra kapsamlı bir ulusal eğitim ve araştırma programı başlatıldı. Bu programın bir gereği olarak üniversiteler ve şirketler arasında güçlü bir ağ kuruldu. Böylelikle ormancılığa ve tarıma dayanan ekonomi, yerini hızla sanayiye dayalı ekonomiye, ardından da inovasyon ekonomisine bıraktı. 2000’li yıllarda, bilişim teknolojileri sektörü Finlandiya ekonomisinin itici gücü haline geldi.

Bunun yanında, metal ve mühendislik sektörleri ile orman ürünleri sanayiinde de inovasyona dayalı rekabetçilik devlet tarafından desteklenmeye devam etti. Sonuçta, 1985’lerde 10.470 Dolar olan kişi başına düşen milli gelir, 2004’de 29.000 Dolar’a ulaştı.