Domates ve Domates Sosunun Zararları

Reflü hastalığı olanlar bilirler. Genellikle domates mide yanmalarına neden olmaktadır. ancak elbette sağlıklı bir midede domates ve domates ürünleri yanmaya yol açmaz. Ancak yanlış beslenme bu tür rahatsızlıklara davetiye çıkarabilmektedir. Okumaya devam et “Domates ve Domates Sosunun Zararları”

Barter Nedir? Barter Çeki Nedir?

barter_nedir_barter_çeki

Özellikle gayrimenkul sektöründe bahsi geçen bir sistem olan BARTER sistemini, uzmanportal.com olarak sizler için araştırdık.Terim olarak Barter Takas anlamına gelir. Ancak Barter ticaret sistemi bilinen birebir karşılıklı takas işlemlerinden farklı gelişmiş bir sistemdir.Bu sistemde alacak verecek ilişkisi firmaların kendileri arasında değil barter havuzuna olmaktadır. Böylelikle barter sistemine üye olan bir firmaya yapılan satış işlemi sonucunda alacak yine barter sistemine üye olan bir diğer firmadan mal veya hizmet alarak tahsil edilebilmektedir.Terim olarak Barter Takas anlamına gelir. Ancak Barter ticaret sistemi bilinen birebir karşılıklı takas işlemlerinden farklı gelişmiş bir sistemdir. Satın alınan mal ve hizmetin bedelinin üretilen mal ve hizmet ile ödendiği bir finans ve ticaret sistemidir. Tabi burada önemli olan Barter partneriniz olacaktır.

Kivinin Faydaları Nelerdir? Kivinin Yararları

Yıllar önce adet ile satılan, sonradan ülkemizde üretimi başlayan ve böylece kilo ile alabildiğimiz düzeye gelebilen Kivinin yararları Atatürk Üniversitesi Bilim adamları tarafından araştırıldı. İşte bilim adamlarının açıklaması:
”Çalışmamız çok ses getirdi. Food Research İnternational dergisinde yayımlandı ve çok atıf aldı. Bu çalışmada elde ettiğimiz bulgulara bakınca, kivinin özellikle C vitamini açısından çok zengin olduğu gözlendi. Antioksidan, radikal giderme, indirgeme kapasitesi gibi çok önemli özelliklerin de kivide olduğunu gözlemledik.”

C vitamini bakımından zengin olan kivinin özellikle grip, nezle ve soğuk algınlığında sık kullanılmasını öneren Gülçin, kivinin herhangi bir yan etkisinin olmadığına dikkati çekerek, meyvenin faydalarını şöyle sıraladı:

”Kivinin çok fazla faydası var. Ama en bariz faydaları kivi kanser türlerinin geciktirilmesi ve yakalanma riskinin azaltılması açısından oldukça faydalı bir meyve. Antioksidan özelliğiyle kansere karşı koruyucu etkisi var. Kivinin yapısında bulunan lif oranı kabızlığı önlüyor. Tansiyon ve kolesterol düşürücü etkileri olduğu mevcut. Grip, nezle, hatta astım hastalığına faydalı. Özellik gribal enfeksiyonların sık görüldüğü günümüzde bol miktarda kullanılabilir.”

Milliyet

Mehmet Ali Birand Kimdir? Mehmet Ali Birandın Hayatı


Türk medyasının muayenlerinden biri olan Mehmet Ali Birand görev aldığı sayısız program ile televizyonculuk tarihimizin önemli şahıslarından biridir. Mürvet ve İzzet Birand’ın oğlu olan Mehmet Ali Birand’ın kökeni Elazığ’ın Palu ilçesine dayanmaktadır ve Kürt kökenlidir. Galatasaray Lisesi’nde okudu. Mesleğe 1964 yılında Milliyet gazetesinde başladı. Abdi İpekçi’den sonra kısa bir dönem Milliyet’in genel yayın yönetmenliğini yaptı. Sabah gazetesinde köşe yazarlığı, TRT ve Show TV’de 32. Gün programını yaptı ve Show TV’de ana haber bültenini sundu (1992-1995). Hâlen CNN Türk yöneticilerinden biri olmakla birlikte CNN Türk’te günlük haber programı Manşet’i ve 32. Gün’ü; Kanal D’de ise ana haber bültenini sunmaktadır. Evli ve Umur Ali Birand’ın babası olan Mehmet Ali Birand, Fransızca ve İngilizce bilmektedir ve aynı zamanda Belçika vatandaşıdır.

Görev Aldığı Gazeteler
1964-1992: Milliyet
1992-1998: Sabah
1999-: Posta
2001-: Hürriyet
2001-2011: Milliyet

Görev Aldığı TV Kanalları

1968-1992: TRT
1992-1995: Show TV
1993-1995: Cine5
1995: atv
1995-1998: Show TV
1995-1999: Cine5
1999: Eko Tv
1999: Kanal D
1999: Show TV
1999-: CNN Türk
1999-2003: Süper Kanal
2005-: Kanal D

Görev Aldığı TV programları

1985-1992: 32. Gün (TRT 1)
1992-1995: 32. Gün (SHOW TV)
1995: 32. Gün (ATV)
1995: Seçim 1995 (SHOW TV)
1995-1998: 32. Gün (SHOW TV)
1999: 32. Gün (KANAL D)
1999-2005: 32. Gün (CNN TÜRK)
1999-2005: Manşet (CNN TÜRK)
2002: Seçim 2002 (CNN TÜRK)
2004: Seçim 2004 (CNN TÜRK)
2005-: 32. Gün (KANAL D)
2005-: Kanal D Ana Haber Bülteni (KANAL D)
2007: Seçim 2007 (KANAL D)
2009: Seçim 2009 (KANAL D)
2010-: 32. Gün (CNN TÜRK)
2010: Referandum 2010 (KANAL D)
2011: Seçim 2011 (KANAL D)

wikipedi

Bebek Maması Tarifi, Kolay Bebek Maması

Çocuklu annelerin işi bi hayli zordur. Özellikle de çocuk 1 yaşın altındaysa… Anneler çoğunlukla ev işlerini tek elle yapmak zorunda kalırlar. Bu nedenle 6 aydan sonra verilmeye başlanan ek gıdaların hazırlanması hem kolay hemde jızlı olmalı. Uzmanportal.com olarak sizler için prinç unu ve takviye mama ile hazırlayabileceğiniz çok kolay ve pratik mama tarifleri yayınlıyoruz:

1 yaş ve üzeri için Muhallebi

İçindekiler
(1 porsiyon -100 cc) / 1 çay bardağı
100 cc süt
5 gr. pirinç unu (1 tatlı kaşığı)
5 gr. şeker (1 tatlı kaşığı)

Yapılışı: Soğuk süt temiz bir kaba konur. 1 tatlı kaşığı pirinç unu ilave edilerek ezilir, yavaş ateşte karıştırılarak pişirilir. Ocaktan indirdikten sonra şeker ilave edilir, ılık kıvamda bebeğe verilir.

Not: Kilolu bebeklerde şeker eklenmesi yapılmadan verilebilir. Kabızlığı olan bebeklerde 1 çay kaşığı sıvı yağ konulabilir.

4 aylık ile 1 yaş arası çocuklar için Muhallebi

İçindekiler
100 cc su (1 çay bardağı)
5 g pirinç unu (1 tatlı kaşığı)
3 ölçek formül mama

Yapılışı: Pirinç unu soğuk suda karıştırılarak pişirilir. Ocak söndürüldükten sonra 3 ölçek doktorunuzun önerdiği formül mama eklenir. Ilık kıvamda yedirilir.

Altı aylıktan sonra bebeklere ek gıda başlıyoruz. Bu ek gıdaların içinde muhallebi yapmak da var. Muhallebilere unlu-nişastalı- sütlü besin diyoruz.
İlk bir yıl içinde kansızlık yapmaması için ve inek sütü proteini allerjisi gelişmemesi için inek sütü önermiyoruz.
O halde sütlü muhallebiyi nasıl yapacağız diyeceksiniz. Şöyle yapıyoruz:

Muhallebiyi su ile pişiriyoruz. Ocaktan indirdikten sonra bu su muhallebisinin içine her 30 ml suya bir ölçek gelecek şekilde biberon maması tozundan koyuyoruz ve karıştırarak soğutuyoruz. Oluyor sütlü muhallebi.

Bir su bardağı su yaklaşık 180 – 200 ml. Bir su bardağı su + bir tatlı kaşığı şeker + bir tatlı kaşığı pirinç unu veya mısır nişastası: Bunları bir cezvede pişiriyoruz. Su muhallebisi yapıyoruz. Ocaktan indirirken 6 ölçek biberon maması için kullanılan hazır mama tozundan karıştırıyoruz. Ve soğutup bebeğe kaşıkla yediriyoruz.

Sadece su ile pişirilip içine süt koymadığımız zaman o mamanın içinde sadece karbonhidrat bulunmuş oluyor. Beberona süt tozu ilave ettiğimizde ise içine protein, yağ ve diğer besin öğelerini de ilave edip dengeli bir beslenme öğünü vermiş oluyoruz.

Biberon maması alamayacak durumda isek o zaman bu muhallebiyi inek sütü ile de yapabiliyoruz. İnek sütü ile muhallebi yapmak sadece su ile muhallebi yapmaktan daha iyidir.

cocukdoktoru net

Anneler için Süt yapan Besinler, Süt İçin Neler Yenmeli

Anneler İçin Süt Yapan Besinler, Yiyecekler.
Geçen hafta içinde okurlarımdan birisi bana bir e-posta mesajı gönderdi. Elif hanımın sorunuyla ilgili mesajın bir bölümünü sizinle paylaşmak istiyorum. Bu mesajda anlatılan sorunların aynı şikâyetleri paylaşan pek çok annenin ilgisini çekeceğini düşünüyorum.

” … Doktor bey, ben 29 yaşında çalışan bir anneyim. Üç aylık bir kız çocuğum var. Doğduğundan beri anne sütü vermeye devam ediyorum. Ancak son zamanlarda sütümde bir azalma hissediyorum. Bebeğim daha sık ağlamaya başladı. Önceleri gece kesintisiz 5-6 saat uyurken şimdi gecede 3-4 kez uyanıyor. Bu nedenle uykudan uyanıp defalarca emzirmek zorunda kalıyorum. Çocuğum kendi sütümden yeterince beslenemediği için ek mama başladım. Mamayı iki haftadır veriyorum. Önceleri mamayı yadırgamasına rağmen şimdi biberonla beslenmeyi tercih ediyor sanırım. Bu durum da beni endişelendiriyor…”

“… Eskiden her gün defalarca kaka yapan bebeğim artık 3-4 günde bir kaka yapmaya başladı…”

“… Size sormak istediğim: Bebeğimi nasıl beslemem gerekiyor?.. Anne sütünü artırmanın yolları nelerdir?.. Kullanabileceğim doğal bir ürün var mı?.. Kabızlığın nedeni verdiğim mama olabilir mi?”

Elif hanım, bahsettiğiniz şikâyetlerinizin pek çoğu anne sütünün azalmasına bağlı gelişen sıkıntılar… İşte merak ettiğiniz soruların cevapları…

Bebekler için en iyi gıda maddesi hangisidir? Ek gıdalara nasıl geçilmelidir?

Anne sütü, bebeklerin ihtiyaçlarını tam olarak karşılayan bir besin kaynağıdır. Bebeklerin sağlıklı beslenip gelişebilmesi için henüz anne sütünden daha değerli bir gıda maddesi üretilememiştir. Bu nedenle herhangi bir engel olmadığı takdirde bebeklerin ilk 6 ayda sadece anne sütü ile beslenmeleri önerilir.

Anne sütü ile beslenmenin bebekler için avantajları nelerdir?

Anne sütü ile beslenen bebekler diğerlerine göre daha hızlı gelişirler, zekâ düzeyleri daha ileri olur. Anne sütünün sindirimi diğer mamalara göre daha kolaydır. Bağırsakları çalıştırdığından kabızlık görülmez. Geceleri kesintisiz uyuyan bebeklerde bu dönemde büyüme hormonu daha düzenli salgılanır.

Anne sütünü artırmanın doğal yolları nelerdir?

Anne sütü, beyindeki hipofiz bezinde üretilen Prolaktin hormonu tarafından salgılanır. Bu hormon süt bezlerindeki salgıyı artırarak etki gösterir. Prolaktin hormonunun düzenli olarak salgılanabilmesi için kişinin rahat, stressiz bir ortamda olması, anne ile bebek arasında yakın ilişki kurulması gereklidir. Bebeğin sesi, kokusu ve dokunuşlar anneyi rahatlatır, bebekle arasındaki bağı güçlendirerek süt salgısını arttırır.

Emziren bir annenin aynı zamanda beslenmesine dikkat etmesi gereklidir. Annelerin günde 2-3 litre sıvı alması, her gün protein içeriği yüksek gıdalar (et, balık, tavuk) tüketilmesi, bol meyve yenmesi ve meyve suları içilmesi gereklidir. Sebze çorbaları, domates suyu, ve zeytinyağlı yiyecekler beslenme uzmanları tarafından özellikle önerilmektedir. Günlük kalsiyum ihtiyacı gerek 2-3 bardak süt gerekse peynir veya yoğurt tüketilerek karşılanabilir. Bu konuda gerekirse bir diyet uzmanına danışılabilir.

Günde 2 fincan ısırgan çayı ile 4-5 fincan rezene çayı sütün kalitesin ve miktarını artırır. Özellikle vejeteryan annelerin soya fasulyesi ve soya sütlerinden zengin bir diyet ile beslenmesi kendilerine bu yönde büyük avantaj sağlamaktadır.

Anne sütünün salgılanmasının azaldığı dönemlerde ya da bebeğinizin sütünüzü tam olarak boşaltamadığı dönemlerde süt pompaları kullanmak gereklidir. Bebeğiniz emdikten sonra kalan sütü pompalar vasıtası ile sağmanız süt bezlerinin tamamen boşaltılmasını sağlayacaktır. Bu bezler ne kadar iyi boşaltılırsa o kadar fazla salgı yaparlar. Ayrıca göğsünüze yapacağınız masaj da süt bezlerini uyaracaktır. Bu yöntemlerin uygulanması ile annelerin çoğunun süt salgısı tatmin edici ölçüde artacaktır!

Ada çayı ve maydonoz anne sütünü azaltır mı? Anne sütünü azaltan diğer faktörler nelerdir?

Yapılan çalışmalar ada çayını çok sık tüketen annelerin anne sütü üretiminin azaldığını göstermektedir. Ayrıca emziren annelerin aşırı tüketimden kaçınması gereken diğer baharat ve bitkiler aşağıda sayılmıştır:

Anne sütünü azaltan baharat ve bitkiler:

> Ada çayı
> Nane / Mentol
> Kekik
> Maydonoz
> Kara ceviz
> Civanperçemi
> Kuzu kulağı
Emziren annelerin acı baharatlardan, sigara, kahve, çay ve alkolden uzak durması gerekmektedir. Bu tür maddeler anne sütü yoluyla bebeğinize geçebileceği gibi süt üretimini de olumsuz yönde etkileyecektir.

Mutlu ve sağlıklı günler…

Dr. Umut Altunç

Peki anne sütünü azaltan besinler nelerdir biliyor musunuz?

Öğrenmek için Anne Sütünü Azaltan Besinler Nelerdir haberimizi okuyabilirsiniz.

Bebeklerde gaz yapan yiyecekler: Anne sütü alan bebeklerde gaz problemi daha az olur. Mamayla beslenen bebeklerde gaz problemi ve kusma eğilimi daha fazla olur enfeksiyonlar daha sık ve fazla görülür. Bebek için en iyisi anne sütü: Bebek için hem kalori hem protein içeriği olarak en uygun içeriğe sahip besin anne sütüdür. Yeni doğum yapmış ya da 5 günlük bir annenin sütünün içeriğiyle 3 aylık emziren bir annenin sütünün içeriği de birbirinden farklı özellikler gösterir. Bebeğin bağırsak düzeninin enzimlerinin gelişimine göre anne sütü içeriği de değişir ve biz bunu hiçbir zaman bir ek besinle ya da bir mamayla sağlayamayız. Bebeğinizi anne sütü ile besleyin Buradan bebek için en iyi besinin anne sütü olduğunu görürüz. Yani bir anne sütünü verebilmek için sonuna kadar çaba sarf etmeli. Eğer ki bebeğe anne sütü dışında bir besin mama vermek zorundaysak bebeğin gaz problemleri kolik ağlamaları kakasının durumu takip edilmeli ve uygun olmayan durumlarda mama içeriği değiştirilmeli. Mama içeriğinin değiştirilmesi gereken durumlar için içeriği farklı olan mamalar mevcut. Yine de bebek için ilk 6 ay süresince kesinlikle ek besin tavsiye edilmez. 6 aydan sonra ise bebeğin durumuna ve kilo alımına göre hareket etmeli ve besinleri ona göre yavaş yavaş arttırmalıyız. Bu şekilde hareket edildiğinde bebekteki kolik ağlamaları ve gaz problemleri diğer bebeklere oranla daha az görülür. Annenin beslenmesi ile bebeğin gazı arasında ilişki var mı? Anne sütünün yeterli gelebilmesi için annenin ilk 6 ayda hatta ilk 1 yılda beslenmesine dikkat etmesi gerekir. Emziren annenin yeterli kalori yeterli sıvı alması kendini yormaması ve sık sık emzirmesi gerekir. Bunlar anne sütünü arttıran faktörlerdir. Kolik ağlamasında da annenin beslenme biçimi ve aldığı besinler rol oynar. Besin tüketimi konusunda annenin izlenimleri de çok önemlidir. Mesela annenin tükettiği bir besin sonrasında bebeğinin etkilendiğini görürse o besini artık tüketmemesi gerekir. Kafeinli içeceklerden uzak durun Emziren anne çok fazla kafein içeren çay kahve kola gibi içeceklerden kaçınmalı özellikle fındık fıstık gibi kuruyemişlerden uzak durmalıdır. Çikolata da bebeklerde kusma eğilimini arttırır ve alerji yaparak gaz problemi oluşturur. İnek sütü gaz yapabilir Emziren anne inek sütü tüketmemeli. Annenin inek sütü tüketmesi bebekte gaz problemine yol açar. Bu yüzden emzirme dönemi içindeyken anneler inek sütünden uzak durmalı. Katkı maddesi içeren yiyeceklerden kaçınmalı Bebeği kötü yönde etkileyebilecek besinler arasında sucuk salam sosis patates cipsi gibi katkı maddesi içeren besinler yeralır. Bebeğin emzirme döneminde annenin mümkün olduğunda katkı maddesi içeren besinlerden kaçınması ve bunları tüketmemesinde fayda vardır. En çok gaz yaptığı bilinen yiyecekler Çay kahve kola gibi kafeinli yiyecekler Fındık fıstık gibi kuruyemişler İnek sütü Çikolata Sucuk salam sosis patates cipsi gibi katkı maddesi içeren besinlerdir. — Konuyla ilgili forumlardan alıntılar: Öncelikle her emzirmeden sonra ağızdan gazını mutlaka çıkarmaya çalışın karnına inmeden…(Dik pozisyonda yada yüzüstü yatırıp sırtını sıvazlayarak) Yine her emzirmeden sonra gazı çıksa bile en az bi 5-10 dk dik pozisyonda tutmalıki yediklerini iyice sindirsin daha fazla gaz olmasın (doktorlar yarım saat diyo ama) Damla olarak Sab simplex kullandım çok olmasada faydasını gördüm… Düzenli olarak rezene çayı içirdim… Bazı günler kendim rezene-anason-oğul otunu kaynatıp içtim Yediklerime özellikle dikkat ettim …Mercimek-bulgur.pişmemiş soğan-baklagiller-yaş sebzeler-çikolata-çay vede sütten tamamen uzak durdum.. Yemeklerime bir maktar kimyon koydum gazı aldığı için.. Hepsinden en önemlisi gazı için kıvrana kıvrana ağladığında ılıtılmış zeytinyağını karnına sürüp saç kurutma makinasını tuttum karnı ısınıp yumuşasın diye.. Sonrasında kolayca uykuya daldığını ve gazını daha kolay çıkardığını farkettim.. Daha başka aklıma gelirse yazarım arkadaşlar şimdilik yaptıklarım bunlar.. Hepinize gazsız günler dilerim… — Diyelim ki, ilk defa anne baba oldunuz, bebeğinizle birlikte hastaneden eve döndünüz. Yenidoğan bebeğiniz , annesini emip günün büyük bölümünü uyuyarak geçiriyor. Siz de ne kadar şanslı olduğunuzu, bebeğinizin pek uslu olduğunu düşünüyorsunuz. Acele etmeyin! Sonra birdenbire, 2-3 hafta geçtiğinde sanki o uslu bebek gidip yerine minik bir canavar geliyor. Sevgili bebeğiniz, akşama doğru birden huysuzlanıyor, durmadan ağlamaya başlıyor. Bacaklarını karnına çekiyor, kızarıp bozarıyor, ellerini yumruk yapıyor, sanki canı çok acıyormuş gibi ağlıyor. Üstelik bu durum, haftanın çoğu günü aynı saatlerde tekrarlanıyor. İşte, bebek büyütmenin en zor dönemlerinden biriyle karşı karşıyasınız. Sağlıklı bebeklerde görülen bu tarz nedensiz ağlamalara KOLİK diyoruz. Kolik, bir hastalık değildir ve bebeğe zarar vermez. Bebeklerin yaklaşık % 10′ unda görülen bir tablodur. Dış dünyaya uyum sürecinin bir parçası olarak kabul edilebilir. Kolik Ne Kadar Sürer? Bebek 2-3 haftalık olduğunda başlar, 4-6 haftada en yoğun döneme ulaşır, çoğunlukla 3 ayda biter. Bebeği Doktor Görmeli mi? Evet. Belki, pek yapacak bir şey yoktur. Ama, doktorunuz en azından bebekte başka bir sorun olmadığından emin olmak için onu muayene edecektir. Bazen; fıtık, barsak düğümlenmesi, orta kulak iltihabı, idrar yolu enfeksiyonu gibi problemler de çok ağlamaya yol açar ve bebeğin sorunu kolik sanılabilir. Ayrıca, doktorunuz, kolik için bazı damlalar veya bitkisel çaylar önerebilir. Kolik Neden Olur? Koliğin nedeni bilinmiyor. Anne sütü alan bebekte annenin yediklerine allerji, mama alan bebekte mamanın içeriğine allerji, sindirim sisteminin tam olgunlaşmamış olması, artmış barsak gazı, bebeğin günlük rutinindeki değişiklikler, annenin endişesi ile ilişkili olabileceği düşünülmektedir. Ancak, kesin bir neden saptanamamıştır. Emziren Anne Hangi Gıdalardan Kaçınmalı? Lahana, karnabahar, Brüksel lahanası, brokoli, kuru baklagiller, inek sütü ve süt ürünleri, soğan, sarımsak, baharatlı gıdalar, kahve, çay, çikolata gibi besinler annenin diyetinden çıkarılıp bebeğin rahatlayıp rahatlamadığı gözlenebilir.

Ekrem Bora Kimdir? Ekrem Boranın Hayatı ve Filimleri

Yeşilçam’ ın unutulmaz aktörlerinden olan Ekrem Bora hayatını kaybetti. 77 yaşında olan ünlü oyuncu 30 Mart gününden beri tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.

Peki sevilen sanatçı Ekrem Bora kimdir? Birbilenyokmu sitesi olarak sanatçının hayatını sizler için araştırdık.

Gerçek adı Ekrem Şerif Uçak olan Ekrem Bora, 1934 yılında Ankara’da doğdu. İlkokuldan sonra, Sultanahmet Devlet Basımevi Kursu’nu bitirerek mürettip ve mücellit diploması alan Bora, 1953 yılında Yıldız Dergisi’nin açtığı sinema artist yarışmasında birinci olmasına rağmen film çeviremeden askere gitti.

Bora, 1955 yılında askerlik dönüşü ilk filmi olan ”Alın Yazısı”nı çevirdi. İki yıl aradan sonra tekrar sinemaya dönen Bora, çok sayıda sinema filminde rol aldı.

İlerleyen yaşına rağmen dizi filmlerde oynamayı sürdüren Bora’nın aldığı ödüller arasında 1966 yılında Antalya Altın Portakal Film Festivali ’nde, ”En İyi Erkek Oyuncu Ödülü” ile 1991 yılında 28. Antalya Film Şenliği’nde ”En İyi Erkek Oyuncu” ödülü yer alıyor.

İşte Usta oyuncunun Filimleri:
Makber – 2009
Gümüş – 2005
Yadigar – 2004
Kardelen – 2002
Kumsaldaki İzler – 2002
Savunma – 2001
Marziye – 1998
Yumuşak Ten – 1994
Yalnızız – 1992
Soğuktu Ve Yağmur Çiseliyordu – 1990
Sevince – 1988
Yasak Aşk -1988
Temas – 1987
İhanetin Darbesi – 1986
Tapılacak Kadın – 1985
Vahşi Aşk – 1985
Bedel – 1983
Unutulmayanlar – 1981
Yüz Karası / Şöhretin Sonu – 1981
Aşkın Gözyaşları – 1979
Cennetin Çocukları – 1977
Baskın – 1977
Çılgınlar – 1974
Sabıkalı – 1974
Dikiz Aynası – 1973
Soyguncular – 1973
Sevilmek İstiyorum – 1973
Babaların Günahı – 1973
Öksüzler – 1973
Ayrılık – 1972
Kanlı Para – 1972
Yumurcak Küçük Şahit – 1972
Bir Kadın Kayboldu – 1971
Emine – 1971
Firari Aşıklar – 1970
Mağrur Kadın – 1970
Dikkat Kan Aranıyor – 1970
Kader Ayırsa Bile – 1970
Mazi Kalbimde Yaradır – 1970
Ağlayan Melek – 1970
Sürtük – 1970
Hüzünlü Aşk – 1969
Acı Yalan – 1969
Sabrın Sonu – 1969
Aşk Yarışı – 1969
Bir Vefasız Yar İçin – 1969
Günahını Ödeyen Adam – 1969
Mazimdeki Kadın – 1969
Şehir Eşkiyası – 1969
Aşk Eski Bir Yalan – 1968
Kadın İntikamı – 1968
Yakılacak Kitap – 1968
Kadın Severse – 1968
Alnımın Kara Yazısı – 1968
Ağlayan Bir Ömür – 1968
Alevli Yıllar – 1968
Kader Ayırsa Bile – 1968
İnsan İki Kere Yaşar – 1968
Tek Kurşun – 1968
Arkadaşımın Aşkısın -1968
Affet Beni – 1967
Çıldırtan Dudaklar – 1967
Dördü De Seviyordu – 1967
Her Zaman Kalbimdesin – 1967
Ölümsüz Kadın – 1967
Üvey Ana – 1967
Yağmur Çiselerken – 1967
Akşam Yıldızı – 1967
Kiralık Kadın – 1967
Ayşecik Canım Annem – 1967
Söyleyin Genç Kızlara – 1967
Kadın Düşmanı – 1967
Demir Yumruklu Üçler – 1967
İstanbul 44 – 1967
Üç Sevdalı Kız – 1967
Evlat Uğruna – 1967
Silahları Ellerinde Öldüler – 1967
Avare Kız – 1966
El Kızı – 1966
Seni Sevmiyorum – 1966
Sevgilim Bir Artistti – 1966
Bir Ateşim Yanarım – 1966
Denizciler Geliyor -1966
Zehirli Hayat – 1966
Günah Çocuğu – 1966
İzmir’ın Kavakları – 1966
Pembe Kadın – 1966
Ümit Sokağı – 1966
Şeytanın Kurbanları – 1965
Hülya – 1965
Şoförün Kızı – 1965
Kamyon Faresi – 1965
Kara Kedi – 1965
Öfke Dağları Sardı – 1965
Bozuk Düzen – 1965
Yıldız Tepe – 1965
Artık Düşman Değiliz – 1965
Beleş Osman – 1965
Sürtük – 1965
Yasak Cennet – 1965
Oğlum Oğlum – 1965
Gözleri Ömre Bedel – 1964
Kalbe Vuran Düşman – 1964
Kader Kapıyı Çaldı – 1964
Lekeli Aşk – 1964
Hızlı Osman – 1964
Suçlular Aramızda – 1964
Kara Memed – 1964
Plajda Sevişelim – 1964
Bitirimsin Hanım Abla – 1964
Günahsız Katiller – 1964
Yalnız Değiliz – 1964
Hızlı Yaşayanlar – 1964
Şafak Bekçileri – 1963
Cehennemde Buluşalım (Comp Der Verdammten) -1963
Acı Aşk – 1963
Aşka Susayanlar – 1963
Rüzgar Zehra (Sünger Avcıları) -1963
Akdeniz Şarkısı – 1963
Aşk Tomurcukları – 1963
Ölüm Bizi Ayıramaz – 1963
Çifte Kumrular – 1962
Acı Hayat -1962
Beş Kardeştiler – 1962
İnleyen Dağlar – 1961
Kahraman Üçler – 1961
Camp Der Verdammten – 1961
Seni Benden Alamazlar – 1961
Divane – 1960
Yeşil Köşkün Lambası – 1960
Üç Kızın Hikayesi – 1959
Kanundan Kaçılmaz – 1959
Bir Kadın Tuzağı – 1958
Bana Gönül Bağlama – 1958
Mavi Boncuk – 1958
Tilki Leman – 1958
Alın Yazısı – 1956

www.birbilenyokmu.com

Ayas Paşa Kimdir? Ayas Paşanın Hayatı

Ayas Mehmet Paşa Kanuni Sultan Süleyman saltanatı döneminde 1536-1539 yılları arasında sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır. Babası İşkodralı, annesi Avlonyalı idi. Bazı kayıtlardan babasının 1522’den sonraki bir tarihte İslamiyet’i kabul ederek Mehmed adını aldığı anlaşılmaktadır. Diğer üç kardeşi Avlonya’da papaz olan Ayas Mehmed Paşa devşirme olarak saraya alındı ve Yavuz Sultan Selim zamanına kadar Enderun’da eğitim gördü. 1517’de yeniçeri ağalığı ile saraydan çıktı. 1519’da Kastamonu sancakbeyi, 1520’de Anadolu, 1521’de Şam ve ardından Rumeli beylerbeyi oldu. Yeteneği sebebiyle 1523’de üçüncü vezir, daha sonra ikinci vezir tayin edildi. Bu görevindeyken İbrahim Paşa’nın katli üzerine 1536’da veziriazamlığa getirildi. 1539’da Veba hastalığından vefat eden Ayas Mehmed Paşa kabri Eyüp’te bulunmaktadır. Akıllı ve hükümet işlerinde mutedil bir kimse olmakla birlikte, silik bir şahsiyete sahip olduğu kaydedilen Ayas Mehmed Paşa kadınlara düşkünlüğü ile de bilinmektedir. Vefatının ardından geride yirmi civarında kız ve erkek çocuk bıraktığı belirtilmektedir. İstanbul Beyoğlu’ndaki konağın bulunduğu semt onun adını(Ayaspaşa) taşır.

F 35 Lightning II Nedir? Müşterek Taaruz Uçağı Projesi

Artan maliyet çalışmalrı yüzünden zor günler geçiren müşterek taaruz uçağı F 35 bun rağmen gelişmiş özellikleriyle dikkst çekmeye devam ediyor. F-35 Lightning II (Yıldırım II) (Joint Strike Fighter / Müşterek Saldırı Uçağı), savaştaki her amaç için farklı uçak geliştirmenin masraflı olmasından dolayı tek bir uçağın tüm görevleri yerine getirmesi amacıyla tasarlanan bir savaş uçağıdır. Aynı zamanda ABD’nin son insanlı savaş uçağı projesidir.

ABD, deniz ve hava kuvvetlerindeki F-16, A-10, F/A-18(yeni olan E/F “Super Hornet” varyantları hariç), AV-8B’leri İngiltere ise Harrier’ları bu uçak ile değiştirecektir. Uçağın üretim projesinde 9 ülke yer almıştır bu ülkeler içinde Türkiye de bulunmaktadır ve bu projeye toplam 11 milyar $ yatırmıştır(alınacak uçakların maliyetleri ile birlikte). Türkiye elindeki F-16’ları bu uçak ile takviye edip değiştirecektir. Uçak F-22’de kullanılan teknolojilerden faydalanılarak üretilmiştir. Radardaki izi F-22 kadar küçük olamasa bile günümüz uçaklarından düşüktür. Bunu sağlamak için silah istasyonları gövdenin içine saklanmıştır. Dikine inip kalkabilmesi için bir modeli de vardır, bu sayede uçak gemilerine ve elverişsiz yerlere rahatlıkla inebilecektir. Uçak gemisine inip kalkarken mancınık ile fırlatılabilmesi ve kanca ile yakalanabilmesi için gövde altı saglamlaştırılmıştır. Tek kişilik ve tek motorludur.

Uçağın parçalarının %80’ini paylaşan üç farklı yapılanması üretilmektedir:

F-35A, Geleneksel kalkma ve inme (CTOL)
F-35B, Kısa kalkış dikey iniş (STOVL)
F-35C, Uçak gemileri için tasarlanmış (CV) versiyon.

F-35 2040’lı yıllarda dünyanın en önde gelen avcı uçağı olması için tasarlanmıştır. Ayrıca havadan-havaya yeteneği olarak F-22’den sonra gelen tek uçak olarak da planlanmıştır. F-35 tasarlanırken gereksinim duyulan özellikler ise şunlar olmuştur: Geçmişteki avcılardan dört kat daha fazla etkili havadan havaya mücadele, sekiz kat daha etkili karaya saldırı, üç kat daha etkili stratejik keşif ve hava savunması. Manalı olarak bu yetenekleri geçmişte kalan uçaklardan daha küçük ayak izi (radar izi) ve daha uzun menzille yerine getirmelidir.

Aslında uçak ABD Donanması’nın V/STOL ihtiyacı nedeni ile tasarlanmıştır.AV-8 Harrier II uçağının başarısızlığı, yerine başka bir uçak aranmasına neden olmuştur.Ayrıca NATO ülkelerindeki F-16’ların yerini doldurabilecek yeni bir ticari savaş uçağına ihtiyaç vardı.Böylece Birleşik Devletler hem para kazanacak hem de sattığı klasik kalkış yapabilen uçaklardan kendi için ürettiği V/STOL uçakların maliyetini çıkarabilecekti.Diğer ülkelere F-22 satışı olmadığından doğal olarak talep bu uçağa yönlenecektir.

Türkiye JSF(Joint Strike Fighter) Projesine 12 Temmuz 2002’de yedinci uluslararası partner olarak katılmıştır. Ayrıca Türkiye yapacağı F-35 üretimi ile ilgili olarak karşılıklı anlayış muhtırası imzalamıştır. Türkiye 116+18 adet F-35A “CTOL/Hava Kuvvetleri(Geleneksel kalkma ve inme)versiyonu” siparişinde bulunmuş ve bu uçaklar için 11 milyar $ (Amerikan Doları) ödeyeceği bildirilmişitir. Türkiye’deki uluslararası üretime katkıyı Tusaş Havacılık ve Uzay Sanayi tarafından lisanslı olarak yapılması planlanmaktadır.Ayrıca üretilen bütün uçakların motor bölümü ve diğer kısımlardan bazılarının parçaları Türkiye’de üretilecektir.İlk motor teslimatı yakın zaman önce gerçekleşmiştir.Ayrıca uçağın elektronik kablo tesisatını üreten Hollanda’lı firma dördüncü fabrikasını Türkiye’de açmıştır.Türkiye için ilk teslimatın ise 2014 yılında alınması planlanmaktadır.

Keşanlı Ali Kimdir? Keşanlı Ali Destanı Hakkında

Yepyeni bir dizi ile karşımıza çıkacak olan yılların müzikal tiyatro oyunu Keşanlı Ali Destanı yeniden izleyicileriyle buluşuyor. Aslında konu yeni olmayan yapımın dizi versiyonu aslına sadık kalınarak elbette değiştirilecektir. bakalım izleyiciler yeni yapımı nasıl bulacak.

Keşanlı Ali Destanı, Haldun Taner’in yazdığı müzikal oyun. Oyun ilk kez 31 Mart 1964 tarihine Gülriz Sururi-Engin Cezzar tiyatrosunda sahnelendi. 1970 yılına gelinceya kadar Türkiye’nin büyük kentlerinde toplam 493 kez sahnelenen “Keşanlı Ali Destanı”, aradan yıllar geçmesine rağmen Türk tiyatrosunun temel taşlarından olma özelliğini yitirmemiştir. TRT için dizi ve Sinema filmi olarak da çevrilen Keşanlı Ali Destanı’nın yönetmenliğini Genco Erkal üstlenmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarından Demokrat Parti dönemine kadarki süreçleri yalın bir dille eleştirel bir bakışla gülmece tarzında yorumlar. Oyun, birçok tiyatro topluluğu tarafından defalarca sergilenmiş, Avrupa’nın birçok şehrinde, Amerika’dan Lübnan’a birçok ülkede oynanarak, Türk Tiyatro tarihinde bir fenomen haline gelmiş ve halen güncelliğini yitirmemiştir.

Sineklidağ, büyük bir kentin eteklerinde yer alan, gecekondulardan oluşmuş, ezilen, yoksul insanların yaşadığı bir varoştur. Keşanlı Ali, Çamur İhsan’ı öldürmekten hapse düşmüştür ve hapisten bir kahraman olarak çıkagelir. Ali’nin iki dramı vardır: Birincisi, suçsuzdur; ikincisi, aşık olduğu Zilha, Çamur İhsan’ın yeğenidir ve ona düşmanca davranmaktadır. Muhtar seçilen Ali, Sineklidağ’da yeni bir düzen oluşturur ama yüreğiyle beyni arasında ciddi çatışma yaşamaktadır. Şef olarak toplumuna, insan olarak duyduğu aşka sorumludur.

Ali ‘Destan’ı kullanmaya karar vermiştir. Çünkü “Bu toplumda sessiz, sakin, efendi olursan her zaman dayak yer, ezilirsin. Ama terbiyesiz, güçlü, zalim, ne dediğini bilmeyen biri olursan, o zaman saygı görürsün”. Ali, hapiste bunu öğrenmiş ve yeni bir Ali’yi fark etmiştir.

Oyun 1965 yılında Atıf Yılmaz tarafından sinemaya uyarlandı. Oyunun yazarı Haldun Taner’in Atıf Yılmaz’la birlikte senaryosunu yazdıkları bu siyah beyaz filmin başrollerinde Fikret Hakan (Keşanlı Ali) ve Fatma Girik (Zilha) oynamışlardı. Fatma Girik bu filmdeki rolü için o yıl 2. si düzenlenen 1965 Antalya Altın Portakal Film Festivali (O tarihteki adı “Antalya Film Şenliği”) , “En İyi Kadın Oyuncu Ödülü”nü, Fikret Hakan da “En İyi Erkek Oyuncu Ödülü”nü almıştı. Atıf Yılmaz’ın en iyi yönetmen seçildiği şenlikte film de en iyi 2. film seçilmişti.

Uğur Film adına Memduh Ün’ün yapımcığını üstlendiği bu filmin müziklerini de Yalçın Tura yapmıştı. Filmin çok geniş olan oyuncu kadrosunda Hüseyin Baradan’dan Danyal Topatan’a, Vahi Öz’den Hulusi Kentmen’e kadar dönemin neredeyse tüm ünlü oyuncuları yer alıyordu.

1988 yılında bu kez oyun Genco Erkal tarafından bir mini dizi olarak televizyona uyarlandı. Renkli olarak çekilen müzikal dizi TRT televizyonu tarafından ısmarlanmıştı. Müziklerini sinema filminde olduğu gibi yine Yalçın Tura’nın yaptığı dizide yönetmen Genco Erkal’ın da bir rolü vardı (İzmarit Nuri). Özgün tiyatro oyununda başrol oynayan Engin Cezzar ve Gülriz Sururi, dizide de aynı rollerini sürdürdüler.

Haldun Taner’in “Keşanlı Ali Destanı” oyunu 1970 yılında Nüvit Özdoğru tarafından The Ballad of Ali of Keshan adıyla İngilizce’ye de çevrildi. Bu epik oyun Temmuz 1970’de Merkezi Ankara’da olan “International Theatre Institute National Centre of Turkey” tarafından yayımlandı. Kitap İstanbul Gün Matbaası tarafından basılmıştı. Kitabın bu baskısının kapak resmini Mengü Ertel çizmişti. Künyesinde yayın haklarının yazarı Haldun Taner, müzikleri besteleyen Yalçın Tura ve İngilizce çevirmeni Nüvit Özdoğru’ya ait olduğu belirtilen kitabın ilk sayfalarında yerli ve yabancı gazete ve dergilerde oyun hakkında çıkmış yazılara yer verilmiştir. Bunların arasında William Saroyan gibi ünlü yazarların yorumları da yer almaktadır.

Yapım hakkında Üstün Akmen’in Yorumu:

FEVKALADE KEYİFLİ BİR SEYİRLİK: “KEŞANLI ALİ DESTANI
Her ne kadar Zeynep Aksoy nam meslektaşımız, 13 Ekim tarihinde Radikal’deki köşesinde, sağ elinin işaret parmağını okuruna sallayarak ve de: “… Bu oyunun bir başyapıt olduğuna kim, hangi gerekçelerle karar vermiş acaba” diyerek hesap sorduysa da, kestirme yoldan diyeceğim şu ki, Haldun Taner üstadın “Keşanlı Ali Destanı”, Türk tiyatrosunun tartışmasız başyapıtlarındandır. “Keşanlı Ali Destanı”, hepimizin bildiği, içinde oynadığı ve oynatıldığı bir oyun olmasıyla da başyapıttır, toplumun dönem yapısını belirgin bir şekilde, ama yormadan gözler önüne sermesiyle de; varoş insanlarının, kenar mahalle yaşamının yaşayanlarının ağzından, yaşayanlarının göz külhanları altında anlatmasıyla da başyapıttır.

Yeri gelmişken bir noktanın altını da çizivereyim: Baksanıza, ne diyor oyunun kahramanı oyun içinde: “Bu toplumda sessiz, sakin, efendi olursan her zaman dayak yer, ezilirsin. Ama terbiyesiz, güçlü, zalim, ne dediğini bilmeyen biri olursan, o zaman saygı görürsün”. Tiyatroseverlerden saygı görmeyi bekleyen Zeynep Aksoy kızımızın uymak istediği modeli, taaa 42 yıl önce çizmesiyle de başyapıt sayılır “Keşanlı Ali Destanı”. Aksini savlayan varsa beri gelsin!

İLK YAPIM VE EFSANE KADRO
“Keşanlı Ali Destanı” yanılmıyorsam 1964–1965 sezonunda Gülriz Sururi – Engin Cezzar Tiyatrosu yapımı olarak ilk kez seyircisiyle buluşturuldu. Muhteşem oyunculuklarıyla gerçekten tarih yazan Engin Cezzar, Gülriz Sururi, Genco Erkal, kulakları çınlayası Semiha Berksoy (aynı rolde daha sonra, gittiği yerde de alkışlara doyamamasını dilediğim Güzin Özipek), Çetin ve Ani İpekkaya, Aydemir Akbaş, Arif Erkin, sevgiyle andığım Mehmet Akan ve o efsane kadro… Oyunun zamanın gece kulüplerinde bile ardı ardına çalınan şarkıları… “Keşanlı Ali Destanı”, sonraki yıllarda 1987 yılında İBŞT’da da sahnelendi. 1964 yılında üzerine nurlar yağası Atıf Yılmaz (başrollerde Fikret Hakan ve Fatma Girik), 1988 yılındaysa Genco Erkal (başrollerde Engin Cezzar ve Gülriz Sururi) yönetimlerinde sinema filmi de oldu. Bu arada, 1999 yılında Volkan Severcan’ın rejisiyle yeniden sahnelendiğini anımsıyorum. Yurt içinde hemen hemen her ilde; onlarca dünya ülkesinde, oynandığını da biliyorum.

GELELİM YÜCEL ERTEN’İN DESTANINA
Haldun Taner’in, Günay Akarsu tarafından “ilk epik Türk oyunu” olarak tanımlanan “Keşanlı Ali Destanı”nı bu kez, Türk tiyatrosunun önemlilerinden Yücel Erten İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda sahneye koydu. Erten, oyunu güncelleştireceğim falan diye, Haldun Taner’in temel sosyolojik saptama ve tanılarına, ironisine, sosyal eleştirisine el sürmemiş. Ama Haldun Taner ustanın epik unsuru tüm dramatik dokuya yayarken, geleneksel tiyatromuzun anti-illüzyonist ve göstermeci öğelerinden yararlanma amacına pek uymamış. İyi mi etmiş, orasını bilemem. Şarkıları yer yer solo olmaktan çıkarıp, öyküye dair çok yönlü ya da çoğul anlatımlara dönüştürerek, bir anlamda Kabare türünü denerken, gidişatı birdenbire vodvile kaydırmış. Rol dağılımında ikilemeler ve üçlemeler yeğlemiş. “Blues Brothers”ı andıran tablolar eklemiş. Lütfiye, Resmiye, Raziye’li tabloda kadın karakterleri Tuğrul Arsever, Çağlar Yiğitoğulları Eraslan Sağlam gibi erkek oyunculara oynatarak, belki de burjuva-kapitalist düzenin ikiyüzlülüğünün bir yansıması olarak grotesk denemiş. Gerek var mıydı? Bu konuda yönetmene karışmak ne haddime! Daha doğrusu bana ne!

HAYDİ, YÖNETMENE KARIŞMAYAYIM, AMA…
Işık tasarımcısı Fatih Mehmet Haroğlu, çok fazla ışık efekti kullanmayarak seyircinin dikkatinin oyundan uzaklaşmamasına doğrusu ciddi anlamda özen göstermiş. Açıları da doğru kullanmış. Yalnız, özellikle Suhandan Gülperi’nin tablosunda, takip spot operatörünün Aslı Aybars’ı hangi büyüklükte ve nereden nereye kadar takip edeceğini bilememesini eleştirmeden geçemeyeceğim. Ayşen Aktengiz Bayraşlı’nın kostümlerini ise çok alışılagelmiş bulduğumu söyleyeceğim. Erkeklerin naylon gömlekleri pek zevksiz. Giysiler doğallığı ortaya çıkaramadığı gibi, çoğu da oyuncuyu markeliyor. Hele hele, sosyete düğünü sahnesinde erkek oyuncuların anlı şanlı kostümlerinin altındaki çorapları affolunur gibi değil. Sonracığıma, hani Keşanlı Ali “Morgol gömlek giyerdi / Gümüş köstek takardı…” (?) Sevgili Bayraşlı, nerede Keşanlı’nın morgol gömleği?

SİNEKLİDAĞ NEREDE
Oyunun dekor tasarımı Ayhan Doğan imzasını taşımakta. Bir kere, para makinesinin pek bir özenti olduğunun altını çizeceğim. 50’li yılların Türkiye’sinin gecekondu semtinde, semtin meydancığında “slot machine” mi vardı ayol? Ayhan Doğan, orkestrayı sahne arkasına alarak derinlikten kaybederek de bence hata etmiş. Soffittodan yerlere sarkan çamaşırlar, Ayhan Doğan’ın mekân tanıtması olarak daha oyunun başında beliriyor. Yani, orası güya Sineklidağ. “Sineklidağ burası şehre tepeden bakar,/ama şehir uzakta masallardaki kadar…” İyi de, nerede Sineklidağ? Zengin konağında düğün yılbaşı partisi gibi mi olmalı Eyyy Seyirci? Zengin konağının salonunu simgelemek için ayna-tırnak, bir ikili, bir tekli koltuk yeterli mi sayılmalı?

MÜZİK VE KOREOGRAFİ
Bunlar bir tarafa, oyunun müzik direktörü Çiğdem Erken, çoksesli müzik alanında olduğu kadar, teksesli Türk müziği alanındaki yapıtlarıyla ve klasik Türk müziği ile ilgili müzikoloji çalışmalarıyla tanınan ünlü müzikçimiz Yalçın Tura’nın mükemmel müzikleri üstünde küçük oynamalar yapmış. Bence pek de iyi etmiş. Nasuh Barın, koreografi çalışmasında içgüdüsel hareketleri ve kararlaştırılmış hareketleri doğrusu övülecek bir başarıyla yerli yerine oturtmuş.

OYUNCU KADROSU
Can Ertuğrul sevimli bir Hidayet olmuş. “Hidayet ne istiyor” sorusundan hareket etmeyi başarıyor Ertuğrul. Şerif Abla’da usta ve “çok yetenekli” oyuncu Hikmet Körmükçü, Şerif Abla karakterinin kavramlarını birbirine karıştırıyor, birbiriyle kesiştiriyor, sonra da birbirlerine tamamlattırıyor. Tıpkı bir kaleydoskop gibi Körmükçü’nün biçemi… Tek tek yapı taşlarından resimler elde ediyor. En son “Kantocu” müzikalinde izlediğim Aslı Aybars’ı Suhandan Gülperi’de, bir oyuncunun arayıcı mükemmelliğini sergilemesi açısından mutlulukla alkışladım. Rozet Hubeş, Madam Olga’yı temelinde belli bir düşünce yatan fiziksel davranışlarından hareketle yorumluyor. Meriç Benlioğlu, Zilha ve Nevvare tiplemelerinde neden o denli hızlı konuşuyor, anlayamadım, oysa özellikle Zilha, öylesine alkış toplamaya elverişli bir rol ki! Benlioğlu, Zilha’nın davranış çizgisini belirlememiş ya da yönetmen bilerek ve isteyerek belirlemesini istememiş. Keşanlı Ali’ye yaşam suyu veren Engin Alkan ise, ilk tablolarda Keşanlı’yı köy ağasıyla kabadayı karışımı olarak vermekte ısrarlı bir tutum izlemiş. Söylemeden duramayacağım, “mertlik belâsı”na gerçeği söyleyemezken, kalçasını geri atarak Zilha’yı kandırma çabasına girmesi, Keşanlı karakterine hiç mi hiç yakışmıyor.

BENCE MURAT GARİBAĞAOĞLU KADRONUN İYİSİ
İzmarit Nuri’de Murat Garibağaoğlu, bana sorarsanız oyunun en iyisi. Yorumuyla İzmarit Nuri’nin sadece karakterini ortaya koymakla kalmıyor, karakterin duyumsadıklarını seyirciye birebir yansıtarak, izleyen üzerinde karaktere sempati yaratmasını da başarıyor Garibağaoğlu. Bunun dışında, başta Serdar Orçin, Berna Oğuzutku Demirer, Hakan Arlı, Tuğrul Arsever, İskender Bağcılar, Savaş Barutçu, Çağlar Yiğitoğulları, Münir Kutluğ olmak üzere diğer tüm oyuncular, Yücel Erten’in isteği doğrultusunda istenileni başarıyla vermekteler.

Şimdiii… “Eleştirmen Efendi, kısa kes de sonucu söyle” diye buyurursanız, “Keşanlı Ali Destanı”nın Yücel Erten yönetimindeki son yapımı, salonları lebalep dolduracak nitelikte ve de fevkalade keyifli bir seyirlik diyerek, mutlaka izlemenizi önereceğim.

Üstün Akmen
Tiyatrom.com