Kategoriler
SAGLIK

Gebelerin (Hamilelerin) Yemesi Gereken Yiyecekler Nelerdir?

Gebelerin (Hamilelerin) yemesi gereken yiyecekler nelerdir? Gebelik (hamilelik) kadınların en hassas dönemlerinden biridir. Gebelikte, bebek annenin yedikleri ile beslendiğinden, anne ne yerse bebekte onu yer. Bu yüzden gebelikte beslenme oldukça önemlidir. Gebeliği sağlıklı bir şekilde geçirmek ve gerek çocuk gerekse anne adayının yeterli ve dengeli beslenmesi için gebelerin tüm besin gruplarından yeterli düzeyde beslenmesi gerekir. Uzmanlara göre hamilelerin yemesi gereken besinler şöyle:

Kategoriler
Genel Kültür SAGLIK

Bebeğin Zeka Gelişimi İçin Hamilelik Döneminde Neler Yapılmalı?

Çocuğunuzun daha zeki olması için hamilelik döneminde yapılması gerekenler:

Her insan çocuğunun zeki olmasını ister. Zekanın kalıtsal olduğunu düşünürsek bu biraz da sizdeki potansiyelle alakalı bir durum. Ancak elbette çevresel faktörlerin çocuğun zekası için önemli bir payı var. Bu nedenle özellikle de anne karnında çocuğunuz için bazı önerilerle çocuğunuzdaki potansiyeli açığa çıkarabileceksiniz. Uzmanportal.com olarak sizler için araştırdık:

Hayatta en özel ve en güzel duygu anneliktir.Hatta ‘’Ben aklının alabileceğinden daha çok severim seni,Sonra anlayacaksın bu sevginin nedenini” demiştir Shakespeare.

Bir gün eğer anne olursanız, o duyguyu tadarsanız, karşılıksız sevginin ne demek olduğunu, gözlerinden iyiyi, bakışlarından sevgiyi alabileceğiniz varlığınızın size neler yaşatabileceğini anlarsınız. Bu çok özel iletişim, gebelik döneminde en üst noktadadır. Tabi ki anne olarak, ona en özel becerileri vermek, en üst kabiliyetleri ve duyguları aşılamak istersiniz. Genlerle geçebilecek özellikler dışında sonradan sizin elinizde olan bu geçiş bir fırsattır. Düşünün, size bebeğiniz daha zeki olacak desek, bebeğinizin zekâsını yükseltebilirsiniz desek, mutlu olmaz ve bunun için araştırmalara başlamaz mısınız? Tabi ki başlar, hatta hemen bu ortamı yaratır her ne gerekirse sağlamaya gayret edersiniz.

Bebeğin beyin gelişiminde en önemli dış faktör beslenmedir. Çocuğun zekâ gelişiminin, annenin hamilelik dönemi ve doğumdan 6 yaşına kadar olan dönemindeki beslenmesiyle doğrudan ilişkili olduğu bilinmektedir. Hamilelikte ve bebeğin ilk aylarındaki bu özel dönemi en verimli şekilde geçirerek onun zeka gelişimine katkıda bulunabiliriz. Hatta bazen gebelerimize, bebeğin zekasının daha iyi olması ve nöral tüp defekti dediğimiz hastalıktan korunmak için folik asit almasını öneriyoruz. Anne adaylarına folik asidi genellikle gebe kalmadan üç ay öncesinde almaya başlayıp sonrasında da gebeliğinin ilk üç ayında devam etmesini öneriyoruz. Folik asit DNA sentezinde (bu bizim yapıtaşımızdır yani insanı insan yapan tek maddedir) ve sinir sistemi ile omurilik sıvısı üzerinde etkilidir. Folit asit eksikliği, demir eksikliğinden sonra en sık görülen kansızlık nedenidir. Bu durum ilerde zeka düşüklüğüne sebebiyet verebilir. En çok marul ve ıspanak gibi yeşil yapraklı bitkilerde, anne sütünde, karaciğer, böbrek ve ette bulunur. Eksikliğinde çocuklarda yorgunluk, dikkat süresinde azalma, huzursuzluk ve baş ağrısı olabilir.

Beyin gelişimi üzerinde önemli yeri olan bir madde de DHA dediğimiz Dokosa Heksaenoik Asit’tir. Her ne kadar bebek, esas ilk üç ayda şekillense de beyin, hamileliğin son üç ayında hızlı büyümektedir. Buna istinaden de beynin DHA içeriği artar. Bu ihtiyaç doğum sonrası ilk yılda da devam eder. Bu nedenle de gebelerin, özellikle hamileliklerinin son üç ayında, DHA içeren besinleri sıkça tüketmeleri gerekmektedir. Bu madde emzirirken süte geçtiği için, bebeğe süt verildiği sürece de bu devam etmelidir. Tabi ki eğer bu madde eksik olursa çeşitli bozukluklar ortaya çıkar. DHA sadece bebeklik döneminde değil, hayatın her aşamasında karşımıza çıkabilir. Bunama, depresyon, hafıza kayıpları gibi olmasını istemediğimiz durumlarla karşılaşmamak için bunun desteklenmesi önemlidir.

Peki DHA içeren besinler hangileridir? Özellikle üstüne basa basa belirtmek isterim ki elimizde topu topu iki- üç besin var bunu destekleyecek. Balıklar! Bunlardan da en lezzetlilerinden olan somon, levrek, dilbalığı ve uskumru gibi çeşitler. Gebelere balığı haftada en az iki defa tüketmelerini şiddetle öneriyoruz.

Beyin gelişiminde diğer bir madde proteinlerdir. Annelerin de dediği gibi ne varsa ette, sütte, yumurtada ve yoğurtta var. Sabah güçlü bir kahvaltı, günün en özel yemeği olmalıdır. Her gün yumurta ya da haftada en az üç- dört yumurta, en az iki- üç dilim peynir, bir bardak süt kahvaltının olmazsa olmazı olmalıdır. Eğer böyle kaliteli bir yemek yenirse, beyin performansı olumlu yönde etkilenir, konsantrasyon artar, beceri ve iletişim güçlenir, algılama ve dikkat yükselir, bu ne demektir? Gebelikte anne ne ise bebek de odur.

Gebelikte, özellikle de üçüncü aydan sonra vitamin desteğinin öneminden bahsederiz. Eğer tam anlamıyla gebenin besinlerden alamayacağını düşünürsek ek olarak vitamin desteği öneririz. B grubu vitaminler (B grubu vitaminler sakatatlar, balık, bulgur ve börülce, bezelyede), kalsiyum, magnezyum (beyin yeterince magnezyum alamazsa, kişide depresyon, sinirlilik, tike benzer kas atmaları meydana gelebilir, en fazla börülce ve cevizde bulunmaktadır) önemli maddelerdir.

Yetersiz demir alımı ve demir emilimini güçleştiren faktörlerin diyette bulunması çay gibi, anne ve bebekte kansızlığa neden olur. Demir, vücutta kırmızı kan hücrelerinin oluşmasında rol oynar. Eksikliğinde bundan bir sonraki aşama, beyin foksiyonunu değiştirmesidir. Konsantrasyon ve dikkat bozuklukları, zekâ seviyesinde düşüklük ve algı bozuklukları bunu takip eder, bazen çocuklarda okul başarısında düşüşler görülebilir. Demir en çok et, yumurta, pekmez, irmik, antepfıstığı, roka ve fasülyede bulunur.

Bu yüzden gebelikteki kansızlığı basit bir kansızlık olarak görmemek gerekir. Gebeliğin üçüncü ayından sonraki verdiğimiz kan ilaçları da bu yüzdendir.

İyot, beyin gelişimi ve sinir sistemini etkiler, eksikliği zeka geriliğinin önemli bir nedenidir. Bunun yanında konuşma, duyma, görme bozuklukları ve hareket sistemini de etkiler. Bu yüzden önem derecesinde en üstlerde olan bir maddedir. Hatta gebe kalan veya kalmak isteyen her kadında bu eksikliği önceden tespit etmek, eksik olanı yerine koymak için mutlaka guatr testleri önerilir. Yapılan çalışmalarda iyot eksikliği olan toplumlarda diğer benzer, fakat eksikliğin olmadığı toplumlara göre ortalama zekâ puanlarında 13,5 değerlik fark olduğu belirtilmektedir. İyot en çok deniz ürünlerinde ve iyotlu tuzda bulunmaktadır. Bu yüzden mutlak gebelerin iyotlu tuz alması ve haftada 2-3 kez balık tüketmeleri önerilir.

Çinko, sinir sistemi üzerine etki gösterir, büyük ve önemli görevleri olan ve ana kumandada bulunan çinko, hem gebelikte hem de bebek doğduğunda üzerinde önemle durulması gereken bir maddedir. En çok yeşil sebzelerde, ette, tahıllarda ve suda bulunmaktadır.

Gebelik ve emzirme dönemlerinde alınan omega–3, bebeğin beyin gelişimini destekler. Artık günümüzde üstünde özellikle durduğumuz omegalar, gerçekten de bilimsel olarak beyin gelişiminin ana elemanlarındandır. Omega–3 ve 6 ise en çok yağlı ve derin deniz balıklarında bulunmaktadır. Omega–3 yağ asitlerinin bulunduğu yiyecekler şunlardır : karides, uskumru, sardalye, somon ve diğer yağlı balıklar: Tekrar tekrar söylüyoruz ki hamile kadınlar ve emziren anneler haftada 2-3 defa balık yemelidirler. Eğer balık yenilemiyorsa da balık yağı tercih edilebilir.

Ve bebeğinizin beyin gelişimine katkısı olacağı kesin olarak bilinen diğer besinlerden söz etmek gerekirse; kolin, beyin gelişiminde önemlidir. Demans yani hafıza kaybında önemli bir yerdedir. Kolin, yumurta sarısı, soya fasülyesi, sakatat, et ve yeşil sebzelerde bulunmaktadır.

Ceviz ve badem, günde mutlaka 4-5 adet yenilmelidir.

Soya filizi, kuru fasulye, soya fasulyesi, nohut, mısır, mısır unu yemeklerde tercih edilebilir.

Tatlı patates, marul, lahana, brokoli ve koyu yeşil yapraklı sebzeler de gebelerde özellikle önerdiğimiz besinlerdir.

Aslında gebelikteki beslenmede en önemli olan kriter yeterli ve dengeli beslenmedir. Bunu

–süt ve süt ürünleri günde 2-3 porsiyon

–A, B, C, E vitaminleri, kalsiyum ve demir içeren sebze ve meyve grubundan 3-4 porsiyon

— protein grubundan demir ve çinko alımı için 4 porsiyon( günde 3-4 köfte yerine geçecek protein) yiyerek yapabiliriz.

Hangi yemeğin, hangi zamanda, ne kadar tüketileceği aslında kişiye özgüdür. Ama gebeler özellikle az az, sık sık yemek yemeyi adet edinmeli, günde en az 3 litre suyu da kural olarak görmelidir.

Beslenmeyle aynı çizgide yer alan, hatta olduğunda daha ciddi sorunlar doğuran ahh o stres! Hamilelik döneminde bebeğin içinde bulunduğu ortam, hem bebeğin gelişimi ve sağlığı hem de zeka gelişimi için önemlidir.Bu yüzden ne kadar yapabiliriz bilemiyorum ama stressiz bir yaşam huzurlu bir ortam sloganını unutmayın!

Gebelerin aynı zamanda madde birikimi yapabilecek besinlerden de kaçması gerekir. Bu sonrasında bebeğin sağlığını ve zekasını etkileyebilir. Örneğin, ton balığı gibi bazı balıklardan çok fazla yenildiği takdirde civa alınabiliyor. Bu, gebe olmayanlara zarar vermez ama gebelik ya da yeni doğan döneminde zararlı olabiliyor. Bu yüzden çok fazla yenmemesi önerilir.
Arsenik de bebeğin zekasını negatif etkileyebilir.

Alkolün ve sigaranın bebeğin zeka gelişimine olumsuz etkileri vardır. Sadece zeka değil, manevi olarak da asla ama asla, bir anne bebeğini bu durumda zehirleyemez. Buna hakkı yoktur! Biz hastalarımızın muayene süreçlerine yani gebelik takiplerine başladığımızda ilk olarak bunun gerekliliğini hatırlatırız.

Anne sütü her şeyde olduğu gibi zeka gelişimi için de önemli. Ama artık hazır mamaların da içeriğine eklenen DHA, ARA gibi maddeler zeka gelişimine katkıda bulunuyor.

Peki sadece beslenme midir bebeğinizin zeka gelişimini gebelik sırasında etkileyen? Elbette hayır. Sesler, duygular, hareketler hepsi bebeğe doğrudan geçebilen reaksiyonlar arasında sayılabilir.

Bebeğin gebeliğin dördüncü ayında işitme duyusu oluştuğu zaman ilk duyduğu ses annesinin kalbidir, gözünü açtığında ilk gördüğü rahim içi, dokunmaya başladığında ilk dokunduğu şey annesinin karnı ya da çevresindeki kendi vücududur. Yani bebek için en büyük, en özel, en güzel tek dost annedir. Belki de bu yüzden anne, bebek için bir idol, sakinleştirici, yatıştırıcı konumundadır. Bu iletişim karşılıklıdır. Biz kadın doğum hekimleri, gebeliğin günlük hayatını çok da fazla değiştirmemesi konusunda hem fikiriz. Hatta gerek fiziksel özelliklerinize, saçınıza başınıza, gerekse kıyafetinize, bakımınıza yani kendinize daha da çok bakmanız gerektiğini söyleriz. Neden mi? Hep söyleriz bebeğiniz sizin aynanız gibidir, siz ne düşünür ne hissederseniz bebeğiniz de onu düşünür ve hisseder. Siz kendinizi dünyanın en özel insanı, en güzel ve hoş kadını olarak görürseniz bu bebeğinizde de ayna görüntüsüne sebep olur. Bunun ters şeklini şu şekilde anlatalım. Siz üzüldüğünüzde bebeğiniz hareket etmez, hatta kolunu bacağını kaldırmaz bile. Ama siz mutlu olduğunuzda ya da bir olayda heyecanlandığınızda bebek karnınızdan çıkacak gibi olur. İşte bu ilişki şeklidir. Bu yüzden gebelikte siz neden hoşlanırsanız onu yapın, onu yiyin, ona dokunun ya da onu hissedin. Böylece siz mutlu oldukça bebeğiniz mutlu olacak ve bu mutluluk hormonları bebeğin tüm organlarında olduğu gibi beyinde de pozitif bir etkiye sebep olacaktır. Sonuç olarak bebeğin algıları, doğmadan önce başlar, yani kendini iyi hisseden bir anne adayının bebeğinin de anne karnında kendini muhteşem hissedeceğini kabul etmek gerekir. Bu durum da beyin fonksiyonlarının gelişmesine katkıda bulunacaktır.

Sırada dişler var, okuduklarınıza şaşıracaksınız. Diş deyip geçmeyin. İyi bir gülümseme ve kendine güven hayatın her aşamasında önemliyken gebelikte daha da önemli konumda. Yapılan bir çalışmada gebelik döneminde diş rahatsızlığı geçiren gebeler, geçirmeyenlere kıyasla 7 kat daha fazla erken doğum ya da düşük kilolu bebek dünyaya getiriyor. Dolayısıyla bu bebekler bazı yapıları tam gelişmediği için beyin fonksiyonlarında zorlanmayla karşılaşıyorlar. Öğrenme güçlüğü, büyüme ve gelişmede zorlanma olabiliyor. Bu yüzden eğer gebelik düşünceniz varsa diş hekiminin koltuğuna oturmak en başta yapacaklarınız arasında yer almalıdır, her ne kadar zor iki koltuktan birisi olsa da…
Aslında zor bir konu daha var. Ahh o gebelik hormonları bizi ne kadar, duygusal ne kadar da narin bir kadın yapar. Sadece hormonlardan tabi ki… Unutmayın erkekler, eşinizden gebelik döneminde niye gözünüzün üstünde kaşın var sorusunu duyabilirsiniz ya da neden bana karpuz almadın ya da aslında ben şunu demek istedim ama sen anlamadın!!! Bunlar hormonlardan. Üzgünüm sadece bu dönemde bizi alttan almanız gerekir. Neden mi? İlerisi depresyondur bu durumun. Depresyonda gebelik döneminde eğer yaşanırsa bu çocuk üzerinde dil gelişiminde ve öğrenmede sorunlara sebep olabiliyor. Bu yüzden bebeğinizin daha zeki ve sağlıklı olması için annesine biraz iyi davranmanız hatta onunla iyi geçinmeniz gerekir. Bu tabiî ki bebek için olmamalı!!!

Bebeğin rahim içinde gelişmeye başladığı, kalbinin atmaya başladığı dönemden itibaren aynı zamanda sinir hücreleri de gelişmeye başlar. Bebekler beyinlerindeki milyarlarca hücreyle doğarlar ama yaşamın ilk yıllarında bu beyin hücreleri, birbirleriyle bağlantıya geçmeye, birbiriyle iletişime başlar. Bilimsel olarak işte müzik tam da bu dönemde devreye girer ve beyninde yeni yolların, yeni bağlantıların ve iletişimlerin oluşmasını sağlar. Bebek ilk üç ay içerisinde minyatür bir insan ya da küçük bir bebek konumunda rahimde yerleşir. Bu süreç aynı zamanda hücreler arası ya da dokular arası iletişimin olduğu ve arkadaşlığın kurulduğu dönemdir. Bu ağ bu şekilde ilerlerken, esas ana bellek aslında beyin hücrelerinin birbiriyle iletişimidir. Sonuçta beyin varsa ve hücreler varsa artık hafıza da oluşur ve sonuç zamanla bebeğin hem kişilik hem de zeka hareketine başla komutu gelir. Bu süreç aşağı yukarı sekizinci aya kadar devam eder. Bu süreçte eğer verimli bir dönem geçirilebilirse, olan zekaya artı katkı sağlanabilir. Bunun için de sadece beslenmeyle değil de bazı sosyal faliyetlerle de bebek etkilenir. Bunlardan en önemlilerinden biri de müziktir. Müzik duyduğunda bebeğin beyninde bir çok yerde hareketlenme olur, beyin kıvrımlarının gelişiminde etkilidir, analitik düşünmesine yardımcı olacaktır. Anne karnında eğer bebeğe müzik dinletilirse aynı zamanda duygusal zeka ve matematik zekası gibi alanlarda pozitif değişim gösterir.

Verdiğimiz bilgilerden de anlaşılıyor ki bebeğimiz için onu dünyaya getirmeden önce yapabileceklerimiz de epey fazla. Eğitimini planlamadan, giysilerini hazırlamadan önce onu dünyaya daha sağlıklı düşünebileceği bir yapıda getirmek ve bu yetileri kazandırmak için elimizden geleni yapmış olmanın verdiği gönül rahatlığıyla hem rahat bir gebelik dönemi hem de keyifli bir annelik süreci geçirebiliriz.

Op.Dr.Gökçen ERDOĞAN
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı/ Cinsel Terapist
Leyditürk

Kategoriler
GÜNCEL

Hamileler Nasıl Beslenmeli? Hamileler Neleri Yemeli, Neleri Yememeli?

Hamileler Nasıl Beslenmeli? Hamileler Neler Yemeli?

Hamilelik döneminde anne adayının enerji, protein, mineral ve vitaminlere ihtiyacı artar. Gün içinde düzenli olarak tüketilecek üç öğünde; süt ve süt ürünleri, meyve ve sebzeler, ekmek ve tahılgiller ile yüksek proteinli gıdaların bulunmasına dikkat edilmeli.

Hamilelikte artan protein gereksinimi için balık, et, süt ve süt ürünleri ile kurubaklagiller tüketilmeli. Balık yağıyla, D vitamini ve çinko ihtiyacı karşılanmalı. Bebeğin iyot ihtiyacı için iyotlu tuz kullanılmalı.

Hamileler Neler Yememeli? 

Hamilelik döneminde alkol alınmamalı, sigara içilmemeli, kahve ve çay gibi kafein içeren içecekler mümkün olduğunca az tüketilmeli. Salam, sucuk ve sosis gibi katkı maddesi olan besinlerden de uzak durulmalı.

İçeriği bilinmeyen hazır gıdalar, sodyum yani tuz içeriği yüksek besinler, katkı maddelerince zengin yapay besinler başta olmak üzere fast food gıdalara da mönülerde yer verilmemeli.

Kategoriler
SAGLIK

Gebelikte Yapılması Gereken Aşılar Nelerdir?

Eğer bir sağlık ocağı tarafından takibiniz yapılıyorsa, size 4.aydan itibaren, 2 doz tetanoz aşısı önerilecektir. Doğumun steril koşullarda yapılması, tetanoz riskini büyük ölçüde ortadan kaldırır. Ama bu hizmet ayağınıza kadar gelmişken, değerlendirmeniz faydalı olur.Ayrıca oluşan bağışıklık, doğum sonrasında bebeğiniz için de koruyucu olacaktır. Bu aşıyı yaptırmanızı tavsiye ederim.

Hepatit B aşısı için de benzer şeyler söylenebilir. Bu mikrobun taşıyıcılığı ülkemiz koşullarında çok yüksek olmakla birlikte,steril şartlarda yapılacak doğum Hepatit B mikrobu ile karşılaşma riskinizi büyük oranda ortadan kaldırır.Şu an rutin aşı programında olmamakla birlikte,doğumunuzu genel hastanelerde gerçekleştirmeyi düşünüyorsanız, bu aşıyı yaptırmanızı tavsiye ederiz.Toplam 3 dozda yapılır.

Gebelik esnasında antijen aşıları yapılabilir, ama canlı aşılar kontrendikedir, yani yapılması sakıncalıdır. Tetanoz ve Hepatit B haricinde, yapılması planlanan aşılar hakkında mutlaka önceden bilgi alınız.

 

Kategoriler
SAGLIK

Gebelikte Folik Asit Kullanımı Neden Önemlidir?

Gebelikte Folik Asit Kullanımı
Hamilelik öncesi folik asit kullanımı için tavsiye edilen süre hamile kalınmadan önceki 3 aylık süredir.

Hamilelikte folik asit kullanımı neden önemlidir?
Folat alyuvarların oluşumundaki temel bileşendir ve enerji üretiminde önemlidir. Onu uygun hücre bölünmesi ve kopyalanmasında temel öğe yapan DNA ve RNA sentezlerinde bir koenzimdir.Dolayısıyla, sağlıklı cenin gelişimi bu besinin varlığına bağlı olduğundan hamilelik öncesi ve sırasında vücudun bu vitaminden yeteri kadarına sahip olmasını sağlamak özellikle önemlidir. Bu konuda zamanlama yaşamsaldır. Folik asit alımına büyüyen cenin için bu besinden yeteri kadarını sağlamak için hamilelikten önce başlamalıdır.

Gebelik öncesi ve de hamileliğin ilk devrelerinden itibaren kullanılmaya başlanan folik asit bebek de oluşabilecek gelişim bozukluklarını engeller.

Folik asit kullanımı yüksek homosistein düzeylerini düşürmede de etkindir. Çalışmalar vücuttaki çok fazla homosisteinin kalp sorunlarına neden olabileceğini göstermektedir. Vitamin B12 ve vitamin B6 ile birleştirilen folik asit, vücudunuza homosistein miktarını düşürmede yardımcı olabilir.

Bu takviye depresyon ve anksiyete tedavisinde de yardımcı olabilir. Düşük folat düzeyleri ile depresyon arasındaki ilişki daha ileri araştırma gerektirse de depresyon şikâyetiniz varsa bu takviye hakkında doktorunuza danışmaya değer.

Kansızlığa karşı koruyucu olması bir diğer folik asit yararları arasındadır.

Günlük Folik Asit İhtiyacı Ne Kadardır?
Günlük folik asit miktarı (RDA dozajı) yetişkinler için 200 mcg, hamileler için 400 mcg civarındadır. Folat almak herhangi bir B12 vitamini eksikliğini gizleyebilir ve birçok uzman B12 ve folik asitin birlikte kullanımını önerir.

Bu vitamin vücuttaki tüm biyolojik olaylarda yer alır. DNA ve alyuvar oluşumu, aminoasit metabolizması, hücre büyüme ve yenilenmesi için zorunludur. Bu vitaminin yetersizliği, kansızlık, zayıf hissetme, kramplar, depresyon, şizofreni, kalp hastalığı ve bazı kanser hastalıklarına neden olabilir. Fazla alındığında (özellikle günde 0,4 miligramın üstünde alındığında) ise, deride kızarma, kabarma, kaşıntı ve alerjik bronş spazmları görülebilir.Folik asit; ıspanak, yeşil yapraklı sebzeler, karaciğer, yürek, böbrek gibi organ etleri, kavun, portakal suyu, enginar, pancar, brokoli, bamya, maya, kuru baklagiller ve buğday embriyosunda bol miktarda bulunur.

Folik Asit Yan Etkileri Var mıdır?
Fazla folik asit kullanımı çinkonun vücuttan atılmasına neden olur.

Kategoriler
SAGLIK

Gebelik (Hamilelik) Belirtileri Nelerdir?

Hamile olup olmadığınızı öğrenmek mi istiyorsunuz? Eğer aşağıdaki belirtiler siz de oluyorsa büyük bir ihtimalle gebesinizdir. İşte hamilelik belirtileri:

-Beklenen adetin başlamaması

-Memelerde dolgunluk, hassasiyet, memeucunda koyulaşma, memebaşında karıncalanma hissi

-Karnın alt kısmında dolgunluk, şişkinlik ve bazen hassasiyet

-Bulantı ve bazen kusma

-Yorgunluk, uykuya eğilim, başdönmesi

-Sık idrara çıkma

-Vajina salgılarının artması

Bu belirtiler gebelik oluştuğu andan itibaren vücudunuzda salgılanmaya başlanan gebelik hormonlarının ve salgılanma miktarı artan östrojen ve progesteronun etkisiyle meydana gelir. Bu fizyolojik hormonal değişikliklerin esas amacı vücudunuzun gebeliğe uyumunun sağlanması ve bebeğinizin gelişmesidir.

Bu belirtiler muhtemel bir gebeliğin habercisidir. Kesin tanı için gebelik testi yapılmalı veya ultrasonda gebelik gözlenmelidir.

Kategoriler
SAGLIK

Çocuk Sahibi Olamamanın Nedenleri Nelerdir?

Hamilelik bazen çok kolay elde ediliyormuş gibi görünse de oldukça karmaşık bir dizi olayın bir ahenk içinde işlemesi ile gerçekleşir. Ama bazı sağlık problemleri bu muhteşem biyolojik yolculuğa engel olabiliyor.Bunların kadın ve erkek arasındaki dağılımı hemen hemen eşittir. Çiftlerin 1/3’ünde kadında, 1/3’ünde erkekte, 1/3’ünde ise her ikisinde sorun bulunur.Konu ile ilgili Kadın Hastalıkları-Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op.Dr.Numan Bayazıt bebek sahibi olmanıza problem olan engelleri açıklıyor.

Erkeğe Bağlı Nedenler;

Spermiogram testi ile tanı konur. 2-5 gün dinlendikten sonra genellikle masturbasyonla sperm verilir. Spermlerin sayısı, hızı ve şekli değerlendirilir. Yapımı beyinden gelen hormonal uyarılarla testisde olup kanallar vasıtası ile dışarıya taşınır. Buna göre erkek faktörüne bağlı problemleri 3 ana bölümde düşünebiliriz.

1)Hormonal bozukluklar.
2)Testislerde sperm yapımının bozuk olması.
3)Yapılan spermin taşındığı kanallardaki tıkanıklıklar.

Genetik bozukluklar, inmemiş testis (kriptoorşidizm), testis ve sperm kanalı iltihaplanmaları (kabakulak orşiti), ağır esrar-alkol-sigara kullanımı, radyasyon,kemoterapi-radyoterapi,uzun süreli ısıya maruz kalma ve çeşitli ilaçlar neden olabilir. Ancak olguların büyük çoğunluğunda bir neden bulunamaz. Nedeni bulunabilenlerin ancak %10’dan daha az bir kısmı ilaçla veya operasyonla düzebilir.Bu nedenle genellikle eldeki mevcut spermle ne yapabileceğimize karar vermek zorunda kalırız.Bu da sorunun ciddiyetine göre aşılama veya mikroenjeksiyon olmaktadır. Menide hiç sperm yoksa microTESE operasyonu ile testisten sperm bulmak gerekir. Azoospermi adı verilen bu durumda sperm bulma olasılığı %60’tır.

Kadına Bağlı nedenler;

-%40 Yumurtlama Problemi (En sık görülen Polikistik Over Sendromu)
-%40 Kanal Tıkanıklığı
-%10 Açıklanamayan
-%10 Diğer (Myomlar,Endometrium,Rahim ağzı tıkanıklığı gibi…) nedenlerden kaynaklanır.

Yumurtlama problemleri seyrek adet görme veya hiç adet görememe şeklinde olabileceği gibi sık adet görme şeklinde de kendini gösterebilir. En sık karşımıza çıkan şekli PCOS’dur (Polikistik Over Sendromu ).

Yumurtlama düzensizliğine yol açan diğer problemler;
-Tiroid Hastalıkları
-Yeme Bozuklukları(anorexia)
-Aşırı kilo kaybetmek veya almak
-Obesite
-Hiperprolaktinemi
-Hipofiz tümörleridir.

Bu hastalıkların tanısının konulması infertilite probleminin çözülmesi kadar kadının genel sağlık durumunun düzeltilmesi ve uzun süreli olumsuz etkilerden korunması açısından da gereklidir.

Yumurtlama problemi yaşanabilen diğer durumlar erken menopoz ve hypogonadotropik hypogonadizmdir. Bu ikisi FSH –E2 testi ile kolayca ayırt edilir. Hypogonadotropik hastalar beyinden gerekli hormonlar salgılanmadığı ve dolayısı ile yumurtlama olmadığı için adet görmezler. Kandaki FSH düzeyi çok düşüktür.Bu durumda dışardan verilen menogon ve benzeri ilaçlarla yumurtlama sağlanır.

Tubal Faktör:

Enfeksiyon, endometriosis, appendisit,kronik iltihabi bağırsak hastalıkları nedeniyle (Chron,ülseratif kolit) geçirilmiş operasyonlara bağlı olarak kanallar tıkanabilir.

Histerosalpingografi (HSG) geleneksel ve standart tanı yöntemidir. Jinekolog veya radyolog tarafından çekilebilen bu röntgen filmi her zaman doğru sonuç vermez. Açık olan tüpler kanallardaki kasılmaya bağlı olarak kapalı görünebileceği gibi normal olmayan tüpler açık gibi de görünebilir. İhtiyaç duyulduğunda Laparoskopi yapılabilir.

Diğer faktörler:

Rahim içindeki Polip,Myom ve yapışıklıklar(iltihabi veya kürtaja bağlı),rahim ağzındaki doğumsal veya sonradan operasyonlara bağlı gelişen anormallikler gebeliği engelleyebilir.Bu sorunların büyük kısmı histeroskopik operasyonlarla düzeltilebilir.Rahim ağzı ile ilgili problemler IUI(aşılama) yolu ile aşılabilir.

ENDOMETİOSİS:

Rahim içini döşeyen ve embriyonun tutunduğu endometrium isimli dokunun rahim dışında bulunmasıdır.

Daha çok yumurtalıklar ve kanallarda görülür.

En sık yarattığı şikayetler;
– Kasık ağrısı,
– Adet sancısı,
– İlişkide ağrı,
– İnfertilitedir

Endometriosisli kadınların %30-50’i değişen derecelerde infertilite sorunu yaşamaktadırlar.
Şikayet ve muayene bulguları doktorunuzun endometriosisten sadece şüphelenmesini sağlar. Çikolata kisti adı verilen büyük kistlere neden olduğunda ultrasonla tanısı konulabilir. Kesin tanı laparoskopi ile konulabilir

Kadının Gizli Derdi Vaginismus; Vajinismus, vajina girişini çevreleyen kasların istemdışı olarak kasılarak cinsel birleşmenin acılı olması ya da birleşmenin gerçekleşememesidir. Vajina girişini çevreleyen baskın kas grubu “;Pubik Kaslar”;olarak adlandırılır, bunlar düz kas grubudur ve refleks olarak çalışırlar. Vajinismusda yaşanan kasılma istem dışıdır ve asla kadının kendi kontrolünde
değildir. Vaginismus da cinsel ilişkiyi imkansızlaştırdığı için tek başına hamileliği zorlaştıran bir durumdur. Vajinismus hastası çoğu kadın ilişkiye girememekten ötürü yoğun utanç duygusu hisseder ve sıkıntılarını paylaşmak istemezler. Durumu başkalarına anlatmak onları rahatsız edebilmektedir.Bebek sahibi olmak isteyen çiftler Vaginismus durumunda vakit kaybetmeden psikolojik yardım almak kişinin bundan sonraki yaşam ve cinsel yaşam kalitesini arttırır.

Stres’te bir faktör; Bu karmaşık olaylar dizisi içinde psikolojik faktörlerin önemli olduğu düşünülmektedir. Vücutta salgılanan stres hormonları beyinden salgılanan hormonların salgılanma düzenini etkiler. Beynin Hipatalamus bölgesinden salgılanan ile hipofiz bölgesinden salgılanan FSH ve LH gibi yumurta gelişiminde çok önemli olan hormonların düzen içinde salgılanmasını sağlayan GnRH adı verilen hormon, stresten önemli ölçüde etkilenir. GnRH salgılama düzeninin değişmesi yumurta gelişimini olumsuz etkileyebilir. Stresi azaltmanın en iyi yolu dikkati başka yöne kaydırmaktır. Kişinin kendisini rahatlatan uğraşlara yönelmesi (resim, müzik, el sanatları vb…), ağır olmayan egzersiz, yoga, bahçe işleri gibi rahatlatıcı fiziksel çalışmalar yapması en çok tavsiye ettiğimiz yöntemlerdir.

Önce üretkenliğinizi test edin;

Bebek sahibi olabilmek için bayanlarda üretkenlik miktarı büyük önem taşımaktadır. Kısırlığın belirtilerinden biri olan üretkenlikte azalmayı artık evinizde yapacağınız testler ile belirleyebilirsiniz. Zorlu bir süreç olan kısırlığın ilk aşamasında Babystart FertilCheck Kadın Kısırlık Testi, kadınlarda biyolojik doğurganlık zamanının bir göstergesi olan seks hormonunu ölçer. Evde rahatlıkla uygulanabilen bu test idrarla yapılmaktadır.

Jinekolojik Muayeneyi İhmal Etmeyin

Hamile kalmak isteyen kişilerin öncelikle bir jinekolojik muayeneden geçerek, gebelik öncesi yapılması gereken smear gibi muayeneleri olmaları, muayene sırasında tespit edilen hastalıkların ve aile öyküsüne bağlı problemlerin önceden tespit ve tedavi edilmesi hamileliğin sorunsuz geçmesine yardımcı olur. Hamileliğe hazırlanıldığı dönemde bazı alışkanlıkların değiştirilmesi de önerilen bir konudur. Gereksiz stres yapmadan doğru zamanlarda ilişkinin programlanması, ama bunu bir zorunluluk ve görev haline dönüştürmeden yapılması hamilelik şansını arttır.

Milliyet

Kategoriler
SAGLIK

Hamile Bayanların Hazırlaması Gereken Hastane Çantasında Neler Olmalı?

Hamile bayanların doğumdan önce hazırlaması gereken en önemli şeylerden biridir hastane çantası. Hastane çantası doğumdan sonra çocuk ve anne için gerekli malzemelerin bulunduğu çantaya deniyor.

Hastane çantanız ve içindekiler önemli. Aslında bu son aylara bırakılmaması gereken bir hazırlıktır. Bebek geliyorum deyince telaştan unutmamak için anne ve bebeğe ayrı ayrı çanta hazırlamakta fayda vardır.

İşte anne ve bebek için hastane çantasında olması gerekenler:

 

Bebeğimiz için:

2 adet body (mevsime göre kollu-kolsuz)
2 adet tulum veya hastane çıkışı takım
Bebek bezi
Biberon ve emzik
Kalınca bir örtü (altını değiştirirken sermek üzere)
Şapka
Eldiven
Pişik kremi ve pudra
Delikli, yumuşak bir battaniye veya pike
Islak mendil
Gazlı bez
Mevsime bağlı özelliklerde çorap ve patik
Yine mevsime bağlı olarak yelek veya hırka

 

Anne için:

2 adet önden düğmeli gecelik
Bol miktarda pamuklu iç çamaşırı
Sabahlık Havlu
Göğüs ucu pedler
Göğüs ucu koruyucu krem
Kişisel bakım ürünleri, diş fırçası macunu
Çorap
Rahat bir terlik

nsyildiz@hotmail.com
Bizim Aile Dergisi‘nin Şubat 2011 sayısından alıntılanmıştır.

Kategoriler
SAGLIK

Hamilelikte Cinsel İlişkiye Girmek Zararlı mıdır? Hamilelikle İlgili Mutlaka Bilinmesi Gerekenler

Günümüzde doğum oranlarının gittikçe artması nedeniyle, artık hamilelik ve çocuk doğurma olayı çok daha fazla dikkat edilmesi gereken, özen gösterilmesi gereken bir konu haline geldi. Hamilelikte eşlerin nelere dikkat etmeleri gerektiğini, neyi yapıp, neyi yapmayacağını bilmesi inanılmaz br önem taşır. Yoksa istenmenmeyen düşükler veya bedensel, zhnsel engelli doğumlar yaşanabilir. Bu yüzdende bizde hamile bir anne ve eşinin bilmesi gereken bazı konuları sizlerle paylaşmak istedik bu yazımızda;

Endişe duygularını istemeden harekete geçiren hamilelik gibi başka bir dönem yoktur. Hamile kalmaya karar verildiği andan itibaren, ‘acaba hamile miyim’ sorusundan başlanır ve hamilelik boyunca sorular bitmez. “Bu peyniri yiyebilir miyim? Çayımı açık mı içmeliyim? Cep telefonumu kullanmam zararlı mı?” Evet, hamilelik gerçekten de gergin zamanlar yaratabilir. Özellikle yayın organları, son ‘‘yardımsever’’ araştırmaların şaşırtıcı sonuçlarını sık sık karşımıza çıkarırken güvenden çok herkese korku yükler. Hamilelereyse iki kat…

İşte Kadın Hastalıkları-Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op.Dr. Numan Bayazıt’tan son hamile sağlığı ile ilgili öğütler…

‘‘Obez anneler kilolu bebek doğurur’’

Uzmanımızın görüşü:

Araştırmalar, doğum öncesi kliniklerine katılan annelerin %50’sinin kilolu ya da obez olduğunu gösteriyor. Bu tür klinikler, fetus için çocuk obezitesini içeren uzun vadeli kanıtlar sunuyor. Hamilelik öncesi ağırlığının önemli bir faktördür. Bazı kişiler sağlıklı beslenmelerine rağmen hamilelikte kilo tuzağına düşüyorlar. Fakat obeziteye eğilimliyseniz ve faydasız kalorilerle paketlenmiş diyet yiyecekler dahi yiyor olsanız, iri bir bebeğiniz olma olasılığı artar.

‘‘Karında ve memelerde kaşıntı çatlakların ilk belirtisidir.’’

Uzmanımızın görüşü:

Öncelikle hızla büyüyen karın ve memeler etrafında kaşıntının olması son derece normaldir. Bu bölgeler etrafında oluşan çatlakların ilk belirtisi kaşıntıdır. Hormonal değişimler de ciltte hassasiyeti artırarak kaşıntıya yol açabilir. Cilt gebelik sırasında normalden daha aktif organdır. Hem kan akımları artar hem de ter bezlerinin çalışması hızlanır. Buna bağlı olarak meme altlarında, meme uçlarında, kasıklarda ve diğer cilt kıvrımlarında terlemeye bağlı döküntü ve kaşıntılar olabilir. Bu bölgelerde cilt mantarı gelişebilir ve bu enfeksiyonlar da kaşıntıya yol açabilir. Meme başı çatlaklarını ve yarıklarını engellemek için hamileliğin 8. ayından itibaren göğüslerin emzirmeye hazırlanması gerekmektedir. “Bu nedenle, banyodan sonra kullanılacak Lanolin ve Zeytinyağı içeren göğüs ucu kremi, doğum sonrası hem annenin acı çekmesini engelleyecek, hem de bebeğin gelişimi için gerekli olan süre süt vermesini kolaylaştıracaktır.” Bilindiği gibi, Zeytinyağı antiseptik ( bakteri, mantar ve mikrop üremesini engelleme ) bir özelliği sahiptir.

‘‘Hamilelikte saç boyatmak düşüğe neden olur’’

Uzmanımızın görüşü:

Saç boyamanın doğmamış bebeğinize etki ettiğini gösteren gerçek bir kanıt yok ama tamamen emniyette olduğunu gösteren bir kanıt da bulunmuyor. Eğer saçlarınızı boyattıktan sonra hamile olduğunuzu öğrendiyseniz merak etmeyin. Vücudunuzun emeceği kimyasal miktarı çok azdır. Fakat hamileliğinizin ilk ayları boyunca kimyasallarla kontağınızı en aza indirgemek çok iyi bir fikirdir. Bu nedenle ilk 12 hafta boyamadan kaçının, sonraki aylarda ise doğal, bitkisel boyalarla ilgili kuaförünüzle konuşun.

Dikkat ederseniz ünlü anneler hamile kalmadan önce saçlarını kendi doğal rengine boyatır. Bu da çok iyi bir fikir. Dip boya yaptırmak zorunda kalmazsınız.

‘‘Perde asmak, uzanmak, ağır bir şey kaldırmak düşüğe neden oluyor’’

Uzmanımızın görüşü:

Halk arasında bu tarz inanışlar vardır. Fakat gebelikte düşük sebepleri arasında bunlar yoktur. Çünkü düşük daha çok bebeğe ait anormalliklere bağlıdır. Erken dönemde embriyoya ait nedenler düşüklerin %80-90’ını oluşturur. Bunlar arasında en önemli neden o bebeğe ait kromozomal anomalilerdir. Erken dönem düşüklerin yarısından fazlasında bebeğe ait kromozom anomalileri saptanmaktadır. Ancak gene de bunlar gebenin dengesini kaybedip düşebileceği hareketler olduğu için kaçınılması gerekir.

‘‘Gebelikte cinsel ilişki zararlıdır’’

Uzmanımızın görüşü:

Gebelikte seks en az konuşulan ve hekimlere en az sorulan konuların başında gelmektedir. “Cinsel birlikteliğimize bir engel var mı?” sorusu çoğu zaman tam kapıdan çıkmadan, utana sıkıla, genellikle çiftlerden birinin diğerini uyarması ile sorulmaktadır. Bu nedenle bu bilgiyi biz hekimler çoğunlukla sorulmadan vermekteyiz. Oysa bu soru tüm çiftler tarafından sorulmalı ve cinsel birliktelik yönünden herhangi bir risk olup olmadığı cevabı mutlaka alınmalıdır. Eski yıllarda gebelikte seksin zararlı olduğuna inanılır ve tüm gebelik boyunca yasaklanırdı. Son yıllarda gebelikte seksin, özel bazı riskli durumlar haricinde tamamen güvenilir olduğu gösterilmiştir. Yani gebeliğiniz normal bir gebelikse herhangi bir problem yoksa gebeliğinizin sonuna kadar cinsel ilişkiniz devam edebilir.

‘‘Hamilerin uyku düzeni önemlidir’’

Uzmanımızın görüşü:

Gebeliğin ilk haftalarında anne olma düşüncesi ve heyecanı kadınların çoğunda uykusuzluğa yol açar. Hamileler aradan bir miktar zaman geçtikten sonra ise uykuya dalmakta yine zorluk yaşarlar. Bunun bir çok nedeni vardır. Ancak ilk ve en önemli neden bebeğinizin büyümesidir. Bebeğiniz ve rahminiz büyüdükçe rahat bir uyku pozisyonu bulmakta zorlandığınızı fark edersiniz. Eğer hamilelik öncesi sırtüstü ya da yüzükoyun yatmaya alışkınsanız yanlara dönüp uyumak sizin için güç olabilir. Öte yandan vücut kitleniz arttıkça uyurken pozisyon değiştirmeniz güçleşir. Bu durumda doğal olarak verimli uyumanızı engeller. Bunun yanı sıra hamilelikte normalde görülen bazı değişiklikler de uykunuzu bölerek ya da düzeninizi değiştirerek uyku problemlerine neden olabilir. Nefes darlığı, mide yanması, sık idrara çıkma istediği bu değişiklerin sadece birkaçıdır.Hamilelikte konforlu bir uyku için yatış pozisyonu da önemlidir. Hamilelik döneminde rahat ve kaliteli bir uyku uyuyabilmeniz için özel olarak tasarlanmış hamile yastıkları kullanabilirsiniz.

‘‘Fazla stres erken doğum nedenidir.’’

Uzmanımızın görüşü:

Stres, pek çoğumuzun bildiği gibi, bizi zorlayan, kısıtlayan ve engelleyen olaylar, durumlar karşısında verdiğimiz tepkilerin tümüdür. Stres kavramı birçok insanın düşündüğü gibi sadece üzerimizde hissettiğimiz baskı ve gerginlikle sınırlı değildir. Stres bir süreç olarak ele alındığında, olayları değerlendirme şeklimizden, düşüncelerimize, duygularımızdan davranışlarımıza kadar pek çok boyuttan oluşur. Hamilelik öncesi ve sonrası stres ne anne adayı ne de bebek için iyi değildir. Fazla stres erken doğuma sebep olabilir, bebeğin zayıf olmasına ya da düşük riskini yükseltebilir. Anne adaylarının stresten uzak durması gerekir.

‘‘İlk doğumunu sezaryen ile yapan diğer bütün doğumlarını yine sezaryenle yapmak zorundadır.’’

Uzmanımızın görüşü:

Eskiden, eğer kadın sezaryenle doğum yapmışsa, bundan sonra doğuracağı tüm bebekleri aynı yolla doğurması gerektiği düşüncesi vardı. Bu düşünce değişmiştir. Bugün sezaryenle doğum yapmış kadınların çoğu herhangi bir risk olmadığı sürece normal doğuma teşvik edilmektedir. Önceden sezaryenle doğum yapmış çoğu kadın normal doğum yapabilmektedir. Bebeğinizin nasıl doğacağına karar verirken sizin kendi istekleriniz ve sağlığınızla ilgili birçok faktör dikkate alınacaktır. Önceki sezaryenin sebebi doğum kanalının darlığına bağlı ise normal doğum denememek gerekir. Anahtar bir faktör, önceden geçirdiğiniz sezaryende rahim duvarına uygulanan kesitin tipidir. Doktorunuz, o doğumunuzda hangi tip kesitin uygulandığını tespit etmek için sağlık dosyalarınızı inceleme ihtiyacı duyacaktır. Kullanılan kesitin tipine göre, daha yüksek oranda yara yırtılması ya da açılması yaşayabilirsiniz. Sezaryenle doğumdan sonra, normal doğumun yapılmasındaki anne ve bebek için ana risk budur. Sezaryen için yapılan rahimdeki kesitin tipine göre risk değişmektedir. Enlemesine yapılan kesit ilerideki normal bir doğumda minimum düzeyde probleme yol açar. Alçak dikey kesit, rahim duvarının ince ve alt bölgesinde yukarıdan aşağıya doğru yapılır. Bu tip rahim kesitinden sonra yapılan normal doğumdaki risk açıklık kazanmamıştır. Eğer bu tip bir kesitiniz varsa, doktorunuzla seçeneklerinizi tartışın. Klasik (yüksek dikey) kesit, rahmin üst kısmında yukarıdan aşağıya doğru yapılır. Bir zamanlar, sezaryenle doğumda en sık kullanılan kesitti. Ne yazık ki bu tip kesitin yapıldığı eski bir sezaryenden sonra normal doğum sırasında yara dokusunun yırtılma ihtimali yüksektir. Ciddi kanamalara yol açarak bebek ve anne için tehlike oluşturabilir. Bu durumda normal doğum yapılması önerilmez.

‘‘Epizyotomi Acı Verir’’

Epizyotomi, bebeği dışarı çıkarmak için vajinayla anüsün arasının kesilmesine denir.

Bu kesi her doğumda uygulanmamakla beraber gerekli durumlarda ve usulüne uygun uygulandığında hem kısa vadeli ve hem de uzun vadeli avantajlar getiren bir cerrahi müdahaledir. Kesi sonrası perineyi koruyucu manevralarla bebek doğurtulur. Plasentanın çıkmasından sonra gerekirse lokal anestezi işlemi tekrarlanarak perinedeki bu kesi usulüne uygun olarak kendiliğinden eriyen dikiş materyaliyle dikilir. Epizyotominin amacı bebeğin başı (ya da makat kısmı) çıkarken perine bölgesinin aşırı gerilmesinin ve yırtılmasının engellenmesidir. Diğer bir amacı da perine tabanı kaslarının aşırı gerilmesinin önlenerek uzun vadede oluşabilecek estetik ve yapısal bozuklukların (sistosel, rektosel, desensus; yani mesane, kalın barsak ve uterus sarkması) en aza indirilmeye çalışılmasıdır. Epizyotomi yapılırken çoğunlukla lokal anestezi yapılır. Bu nedenle acı vermez, ağrısızdır.

 

Kaynak: Haber7.com

Kategoriler
SAGLIK

Hamileliğin 9. Ayında Anne Karnındaki Bebek Ne Durumdadır? 9. Ayda Hamilelik

Hamilelikte ay ay anne karnındaki bebeğin durumunu anlatan videolarımızda sıra son ay olan 9. ayda. 9. ayında anne karnında bebeğin durumu nedir? Anne ve bebekte 9. ayda ne gibi değişikler olur? İşte tüm bu ve diğer soruların cevaplarını aşağıdaki videoda izleyebilirsiniz.

 

  
Ay Ay Anne Karnındaki Bebeğin Gelişimi