Kategoriler
SAGLIK

Yaşlanma Karşıtı Besinler

Somon balığı sütünden elde edilen somon DNA’sı ile cildin kendini yenilediğini ve gençleştiğini belirten Medical Park Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Neslihan Dolar, ekliyor:

“En etkili anti-aging yöntemlerden biri olan somon DNA’sı, hacminin 10 bin katı suy…u tutarak, derinin nem dengesini sağlar. Yıpranan ve kuruyan ciltleri tedavi eder. Sarkma başlangıcındaki derin kırışıkları önler. Yılların birer kanıtı olan göz çevresinde oluşan kazayağı kırışıklıkların, gözaltı torbalarının, alındaki ve dudak kenarındaki çizgilerin oluşumunu önler.”

Yıllara meydan okuyan kadınların, kırışıklıkları somon sütüyle durdurabileceklerini belirten Medical Park Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Neslihan Dolar, somon DNA’sı ile uygulanan mezolift (yüz gençleştirme) yöntemi hakkında bilgiler verdi:

DERİMİZ ABLUKA ALTINDA

İnsan derisi, diğer tüm organlar gibi kronolojik olarak yaşlanır. Bu durum, zamana bağımlı bir süreç olup, kaçınılmazdır. Ancak diğer organlardan farklı olarak deri, doğrudan dış dünya ile karşı karşıyadır ve çevresel hasarın etkisiyle de yaşlanır. İnsan derisinin yaşlanmasında en önemli çevresel faktör de güneşten yayılan ultraviyole (UV) ışınlarıdır. Ultraviyole (UV) ışınları, üst tabakayı geçerek, derinin alt tabakasındaki yapısal elemanlara ulaşır. Burada birikim etkisiyle kalıcı değişikliklere neden olur.

Derinin yaşlanmasındaki bir diğer önemli çevresel faktör de sigaradır. Sigara, hem doğrudan cildi etkileyerek, hem de steroid metabolizmasıyla etkileşime girerek, dolaylı olarak etki gösterir. Sigara, serbest radikal oluşumunu uyarır ve güneş ışınlarının yaşlanma üzerine olan etkisini hızlandırır.

YERÇEKİMİ

Kısacası, dış etkenler, sigara, güneş ışınları ve stresin etkisi yaşlanmayı hızlandırır. Yaşlanan deride birtakım değişiklikler göze çarpar. Bunların en önemlileri, kuruluk, kırışıklık ve lekelerin artmasıdır. Kuruyan deri kırışır, kırışan deri de daha çok kurur ve bu durum bir kısır döngü halini alır. Yaşlanan deri aynı zamanda mat ve soluk bir görünüm alır, elastikiyeti azalır ve tonus (derinin sıkılığı) kaybı olur. Yerçekiminin etkisiyle de zamanla deride gevşeklik ve sarkma oluşur. Bunun dışında deri görüntüsünün bozulmasından kaynaklanan psikolojik problemler kişinin sosyal ilişkilerini, işlerini, imajını ve sonuç olarak sağlığını etkileyebilir.

Deri yaşlandıkça, dokuların kan dolaşımı ve hücrelerin oksijenlenmesi azalır. Dolayısıyla hücrelere zarar veren serbest radikallerin ortamdan uzaklaştırılması zorlaşır. Yaşlanmanın etkisiyle birlikte DNA’da da bozulma gözlenir. Oysa DNA, hücrenin kopyalanmasını ve genetik materyalin yavru hücrelere geçişini sağlar. Tüm canlılarda aynı kimyasal yapıya sahiptir ve protein sentezini yönlendirir. Bir hücrenin gelişip, yaşamasını sağlayan olayları yönlendirir.

YILLAR DNA’YI DA BOZUYOR

Ancak yaşlanmanın etkisiyle hayati önem taşıyan DNA da zamanla bozulur ve bilgi aktarma ve hücrenin kendini yenileme ile onarma yeteneği azalır. Yaşlanma sürecini belirleyen en önemli unsur iç ve dış faktörlerden kaynaklanan DNA harabiyetidir. Yaşlılarda hücre yenilenmesi ve DNA onarım oranı azalır. Böylece deri kanserinin gelişim riski de artar.

Oysa günümüz insanları artık yaşlanmayı sineye çekmek yerine, mücadele etmeyi tercih ediyor. İnsanların yaşam süresinin uzaması ve görünüme verdiği önemin artması ile yaşlanma sürecini yavaşlatma ve geciktirme konusundaki çalışmalara sürekli yenileri ekleniyor.

Somon Balığı Yaşlanmaya Karşı!

Tüm bu korkutucu süreçlerin önüne geçmek için anti-aging tedavi modelleri geliştirilmiştir. Bu anti-aging tedavi modelleri arasında son zamanlarda başarıyla uygulanan somon DNA’sı ile yıllara meydan okumak mümkün. Cildin yaşlanmasını önleyen mucize bir madde olan Somon DNA’sı ile uygulanan mezolift (yüz gençleştirme) yöntemi kırışıklıkları durduruyor. Günümüzde kırışıklıkların tedavisinde somon DNA’sı ile gerçekleştirilen mezolift yöntemi başarı ile kullanılıyor. Somon DNA’sı, stres, hava kirliliği, sigara, alkol ve güneşin zararlı ışınları ve geçen yılların ciltteki olumsuz etkilerini ortadan kaldırmayı amaçlayan bir tedavi yöntemidir. Hayli etkili sonuçlar alınabilen yöntemde, somon sütünden elde edilen ve insan DNA’sına çok benzeyen yüksek polimerize DNA kullanılır.

Somon balığının sütünden elde edilen ve insan DNA’sı ile aynı kimyasal yapıya sahip olan Somon DNA’sı mezolift yöntemiyle deri içine verildiğinde, cilt kendini yeniler ve gençleşir. Çünkü DNA yüksek oranda su tutucudur. Hacminin 10 bin katı suyu tutarak, derinin nem dengesini sağlamaya yardımcı olur. Unutmamak gerekir ki derinin nemlendirilmesi, kırışıklığın önlenmesinde ilk ve en basit adımdır.

Kazayaklarına, Torbalara ve Çizgilere Veda

Somon DNA’sının, güneşin zararlı UV ışınlarını absorbe etme kapasitesi de çok yüksektir. Dolayısıyla güneş ve/ya da sigara nedeniyle bozulan ve kuruyan ciltleri tedavi eder, derinin tekrar nemli, canlı ve parlak görünümünü kazanmasına yardımcı olur. Derinin tonusunu ve elastikiyetini artırarak sarkma başlangıcındaki derin kırışıklıkların önlenmesinde de kullanılır. Ciltteki yaşlanmayı geciktirir. Kırışıklıkları tıbbi anlamda tedavi eder. İnce ve kuru ciltlerdeki göz çevresinde oluşan kazayağı kırışıklıkları giderir. Alındaki yılların izlerini gösteren yatay çizgileri hafifletir. Kadınların korkulu rüyası gözaltı torbalarını ve yaşlanmanın belirtisi olan dudak kenarlarındaki çizgileri önlemeye yardımcı olur.

Yaz Bitiminde Somon Dna’sı İyi Gelir

Somon DNA’sı ince ve çok küçük iğneler yardımı ile mikro dolaşımı ve oksijenlenmeyi artıran maddelerle birlikte deri altına enjekte edilir. İşlem ağrısız olup, anestezi gerektirmez. 15-20 dakika süren seans sonrası kişi günlük aktivitesine devam edebilir. Seans aralıkları kişinin cilt yaşı ve cilt tipine göre ayarlanmakla birlikte genellikle ayda bir ya da iki defa uygulanır. Daha sonrasında ise üç ayda bir uygulama yapılır. Bazen cildin ihtiyacına göre kombine tedaviler de uygulanabilir. Somon DNA’sı uygulaması rahatlıkla diğer tedavilerle birlikte yapılabilir.

İlk seanslardan itibaren deride canlı ve parlak görünüm fark edilmeye başlar, daha sonra zamanla DNA tamiriyle birlikte uzun vadeli kalıcı değişiklikler meydana gelir. Somon DNA’sı, özellikle yazın nemli, sıcak hava ve güneşten dolayı yıpranan cildin yenilenmesi amacıyla, 30 yaşından sonra kırışıklık, kuruluk, sarkma ve lekelenme problemi olan herkese güvenle kullanılabilir. Günümüzde anti-aging amaçlı kullanılan somon DNA’sı uygun vakalarda, uzman ve deneyimli hekimler tarafından uygulandığı takdirde, son derece başarılı sonuçlar elde edilebilir
Milliyet

Kategoriler
Genel Kültür

Boy Nasıl Uzatılır?Boy Uzatma Yöntemleri

Kısa boy, bayanlarda bile artık istenilmeyen bir durumken, erkeklerde bu konuda büyük rahatsızlık yaratabiliyor. Türkiye’de boy ortalaması erkeklerde 170 cm, bayanlarda ise 160 cm civarlarında olduğu bilinen bir gerçek.

Refleksoloji nasıl boy uzatıyor?
Japonya’da geliştirilen özel bir tabanlık refleksoloji yöntemiyle boy uzatıcı etki gösteriyor! Refleksoloji, aslında yıllardır bilinen bir akupunktur yöntemi. Sigarayı bırakmadan kilo vermeye kadar insan sağlığı üzerinde birçok faydası olan akupunktur tedavisinin, yapılan araştırmalar sonucu önemli ölçüde boy uzatma da etkili olduğu gerçeği de ortaya çıktı!

Bütün bunlar için ciddi bir uzman desteği şart.

Kategoriler
GÜNCEL

Bahar Yorgunluğuna İyi Gelen Birkaç Önemli Tüyo ve Öneri

İlkbaharın gelmesiyle birçok kişinin muzdarip olduğu Bahar Yorgunluğu sendromu gündelik işlerimizi olumsuz etkiliyor. Bu yorgunluğu üzerinizden atmak için işte sizlere birkaç önemli tüyo:

Güne kahvaltıyla başlayın: Tam buğday ekmeği ve beyaz peynirle hazırlayacağınız sandviç klasik bir tercih olabilir. 10 adet kavrulmamış taze badem, 1 dilim ananas, 1 bardak süt pratik bir seçenek. Bademi özellikle öneriyoruz çünkü içeriğindeki yağın yüzde 70’i tekli doymamış yağ asitlerinden oluşuyor.

Sakın susuz kalmayın: Kuzey Amerika Uluslararası Sıvı Tüketimi ve Sağlık Konferansı verilerine göre; sağlıklı bir beden için erkeklerin günde 3.2 litre, kadınlarınsa 2.2 litre su içmesi gerekiyor. Özellikle mevsim geçişlerinde enfeksiyondan korun- mak için vücudun kalkanı bağışıklık sistemini güçlendirmekte fayda var. İşe bağırsaklardan başlanmalı. Bu bölge, bağışıklık sisteminin büyük bölümünü oluşturuyor.

Bakterilere karşı yulaflı kalkan: Yoğurttaki probiyotik, yararlı bakteriler bakımından oldukça zengin. Yoğurt; içerdiği yüksek kalsiyum oranıyla kilo kontrolüne de yardımcı olur. Ancak alışverişinizi yaparken etiket dedektifi olmayı unutmayın; yoğurttaki katkı maddeleri ne kadar az olursa o kadar yararlı demektir.
Yulaf ezmesi, sağlıklı bir besin olmasının yanında, müthiş bir lif kaynağı. Lif kaynağını ve zengin besin içeriğini sağlayan beta glukanlar, vücudun enfeksiyonlara karşı verdiği savaşı destekleyip bağışıklık sistemini geliştiriyor.

Ananas enerji kaynağı: İçerdiği bromelain enzimiyle rahat sindirim sağlıyor ve iltihaplanmayı önleyici özelliğe sahip, Manganez bakımından zengin. Manganez aynı zamanda ‘süpreoksit dismutaz’ olarak adlandırılan anti-oksidan enzimin harekete geçirilmesini sağlıyor. Kahvaltıda olmasa
bile gün içinde herhangi bir öğünde tüketeceğiniz 1-2 orta boy dilim ananas, hem sindirimi rahatlatır hem de yüksek anti-oksidan içeriğiyle hücrelerinizi yapılandırır.

Yeşil mercimeği ihmal etmeyin: Haftada toplam 14 öğünümüz var; bu 14 öğünün dört öğününde mutlaka kurubakliyatların prensesi yeşil mercimeğe yer ayırın. Ara öğünlerde kan şekerinizi dengelemek, uyku halini üzerinizden atmak adına 3-4 adet siyah erik kurusu veya 2-3 adet kuru hurma tüketin.

Antİ-oksİdanları unutmayın: E vitamininden faydalanmak için tam buğday unundan ekmek, selenyum için balık eti ve beyaz lahana, A vitamini kaynakları içinse tercihinizi kabak tatlısından yana kullanın. Sıraladığım bu iki vitamin ve bir mineral anti-oksidanların başında geliyor. Sağlıklı bir vücut için anti-oksidanlar vazgeçilmezdir.

milliyet .com

Kategoriler
Genel Kültür

Çocukların Zekasını Arttırmanın Yolları, Gerekli Besinler,Yapılması Gerekenler

Herkes çocuğunun zeki olmasıni ister ve bunun için elinden geleni yapar. İzte sizlere çocuğunuzun zekasını geliştirmek için yapılması gereken birkaç tavsiye. Özellikle çocuklar ve gelişme çağındaki gençler için dengeli beslenmek, çok önemli bir faktördür.

Dengeli beslenmede kilit noktolar vitamin, mineral ve protein dengesini sağlamak kadar, besleyici özelliği ön planda olan besinleri tüketmektir.

Çocuklarınızın zeka gelişimi üzerinde olumlu etkisi olan yiyeceklerin, beslenme zinciri içine daha yoğunlukla yerleştirilmesi, önümüzdeki yıllarda etkisini gösterecektir.

Vücudun kış aylarında daha fazla ihtiyaç duyduğu A, B1, B2 ve D vitaminlerinin yanı sıra omega yönünden de zengin olan balık, zihinsel gelişim konusunda yardımını ispatlamış bir besindir. Balığın kılçığında bulunan yüksek orandaki kalsiyum ve fosfor kemiklerin sağlığı ve dayanıklılığı bakımından önemli bir etkendir.

Balıkta bulunan pmega, beyin gelişimi ve gözün retina gelişiminde çok önemli görevlere sahiptir. Omega 3 yağ asitleri uzun zincirli yağ asitlerindendir.

Bugüne kadar yapılan araştırmalarda düzenli olarak omega 3 açısından zengin içerikli besinlerle beslenen bireylerde beyin yaşlanmasının yavaşladığı gözlemlenmiştir.

Vücudunun değerlendirebileceği en iyi omega-3 yağ asidi kaynağı balıktır. Soğuk deniz balıklarından somon, Norveç uskumrusu, morina balıkları en iyi omega 3 kaynaklarındandır.

Balığın dışında zeka gelişimi üzerinde etkisi kanıtlanan diğer besinler ceviz, badem kenevir, kenevir yağı, soya ve soya yağı da omega 3 yağ asidi öncülerini içerir.

Zengin bir beslenme ve iyi nesiller için, hem lezzetli hem de faydalı olan bu besinleri menünüzde sıkça kullanmanız diyetisyenler tarafından da sıkça vurgulanır.

Kategoriler
SAGLIK

Diş Sağlığı ve Beyin Arasındaki İlişki

Gelişen tıp ve araştırma yöntemleri insan uzuvlarının birbirleriyle olan ilişkileri çözümlüyor.Japonyada 4200’den fazla Japon’un katıldığı araştırmada katılımcılar diş ve psikolojik kontrollerden geçirildi. 65 yaş üzerindeki bu gönüllülerin sonuçlarına bakıldığında, takma diş kullanan kişilerde hafıza problemlerinin daha fazla olduğu görüldü. Araştırmanın başındaki isim Dr. Nozomi Okamoto’nun durumla ilgili bir teorisi var: Teoriye göre diş kaybına neden olan diş eti hastalıkları beyin de dahil pek çok bölgede iltihaba neden oluyor. Bu nedenle hafıza problemleri sıklığı artıyor. Bu araştırma diş problemlerinin başka sorunlara da yol açtığını iddia eden ilk araştırma değil. diş sağlığı ve genel sağlık arasında başka bağlantılar da bulunuyor. Diş hastalıklarının neden olduğu sorunlar arasında kalp rahatsızlıkları, felç,diyabet ve hamilelik durumlarında düşük kilolu bebekler de bulunuyor.

Kategoriler
SAGLIK

Salatalığın Faydaları Nelerdir? Önemi ve Kullanıldığı Alanlar

Her sebzenin kendine göre önemi vardır elbet. Hiçbirşey boş yere yaratılmamıştır. Mutfağımızda birçok farklı yerde kullandığımız salatalığın yararlarını sizler için araştırdık. Salatalık kabak, bal kabağı gibi sebzelerle aynı familyadan gelir. Koyu yeşil kabuklu sulu bir sebze olan salatalığın 2 çeşidi vardır: turşuluk, sofralık.

Salatalığın faydaları aşağıdaki listede sıralanmıştır:

• doğal diüretik özelliğiyle bilinir ve idrar yollarını açar.
• Böbrek ve idrar kesesi hastalıklarında yardımcı özellik gösterir.
• Karaciğer ve pankreas hastalarına iyi gelir.
• Salatalık yüksek potasyum değeri içerir. Bu sayede yüksek ve düşük tansiyona karşı kullanılabilir.
• Sindirim sistemini düzenleyici bir enzim olan erepsin içerir.
• Salatalıkta bulunan yüksek sülfür miktarı sayesinde saçların uzamasına yardımcı olur.
• Salatalık ve havuç suyu karışımı insan vücudu için antiasit özelliği gösterir ve oldukça faydalıdır.
• diş ve diş eti hastalıklarına karşı salatalık suyu önerilmektedir.
• Mineralli yapısı cildin ve tırnakların bakımı için müthiş bir kaynaktır.
• Salatalık diyabet hastaları için de tavsiye edilen bir bitkidir

Kategoriler
Genel Kültür SAGLIK

Bitki Çayları ve Faydaları

Gazi Üniversitesi Eczacilik Fakültesi Ögretim Üyesi Farmokognozi Ana Bilim Dali Ögretim Üyesi Prof. Dr. Ekrem Sezik, bitkisel çaylarin alternatif içecek, koruyucu ve tedavi amaçli olmak üzere üç grupta ele alindigini belirterek ‘Bu çaylar gün boyu içilen çay ve kahvenin yerine saglikli bir içecek olarak degerlendiriliyor. Çogu kisi sabah çayindan sonra artik, kusburnu, elma, adaçayi bitkilerinden hazirlanan çaylari tercih ediyor’ dedi.

Bitkisel çaylarin vücudun direncini artirarak hastaliklardan korudugunu belirten Sezik, bu çaylarin tedavideki rolü hakkinda bilgi verdi: ‘Nezle, grip gibi günlük rahatsizliklarin yaninda böbrek, karaciger hastaliklari, yüksek tansiyon gibi hastaliklarda da bitkisel çaylar yaygin bir sekilde kullaniliyor. Ancak, kanser gibi çok ciddi hastaliklarin tedavisinde bitkilerin çay halinde ilaç olarak kullanimi da görülmektedir.

İşte Bitki Çayları ve Yararları:

MERSİN ÇAYI

Astım bronşit ve nefes darlığını giderir. Bakterilere ve virüslere karşı iyi bir antiseptiktir. Kanama kesicidir. Yatıştırıcıdır. Verem bel soğukluğu, şeker hastalığı, akciğer iltihabı, müzmin ishal ve idrar yolu rahatsızlıklarında etkilidir.

NANE LİMON ÇAYI

Mide ağrılarını geçirir. Bulantıyı önler. Migren, uykusuzluk, baş dönmesi ve nezleye iyi gelir. Mide spazmlarını giderir. Kronik karın ağrılarını giderir. Gaz söktürücü. Kramp giderici, ağrı kesici ve antiseptik özellikleriyle ferahlatıcı özellikleri vardır

LİMON ÇAYI

A, B, C ve D vitaminleri ihtiva eder. Kalbi ferahlatır, böbrek tıkanıklıklarını ve bademcik iltihaplarını giderir. Tansiyonu düşürür. Nezleye iyi gelir. Sinir sistemini yatıştırır. Mideyi rahatlatarak hazmı kolaylaştırır, idrar sökmede etkilidir. Mide bulantısını keser ve kusmayı önler.

KANTARON ÇAYI

Dahilen kantaron içerdiği hiperisin maddesinden dolayı orta şiddetteki depresyona karşı faydalıdır. Özellikle menopozda görülen bitkinlik, endişe ve sıkıntıları giderici olarak kullanılır. Bitki taşıdığı bioflavonitler ve hiperforinden dolayı yatıştırıcı, sakinleştirici özelliğe sahiptir.

KARABAŞ ÇAYI

Ağrı kesici, yatıştırıcı, balgam söktürücüdür. Dahilen idrar yollarında, haricen basit yaralarda mikrop öldürücü etkisi olduğu bilinmektedir. Bilhassa sinirsel baş ağrısı, uykusuzluk ve yüksek tansiyon gibi şikayetlerde de etkilidir.
Bakterilere karşı etkisi bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir. Balgam söktürücüdür, kuru ve balgamlı öksürüklerde rahatlatıcı etkisi vardır.

ISIRGAN ÇAYI

İdrar arttırıcı özelliğe sahiptir. Organizmanın yıkım ürünlerine temizleyici metabolizmayı uyarıcı ve kuvvet verici, idrar yolları iltihabında ödem çözücü özelliğe sahiptir. Toksin atıcı, bakterilere karşı koruyucu etkisi vardır. Kalbe faydalıdır.

PORTAKAL-ELMA ÇAYI

Sindirim sistemine olumlu etkileri vardır. Soğuk algınlığı, öksürük, ses kısıklığına karşı kullanılır. Yatıştırıcıdır. Uyku verir, içindeki C vitamini ve pektin oldukça faydalıdır. Kolesterolü düşürür, idrar ve hacet yollarındaki sorunları giderir. Vücudun su dengesini korur. Yüksek derecede potasyum içerir. Cildin kurumasını sağlar. Kırışıklıkların meydana gelmesini önler. Kasları kuvvetlendirir. Damar sertliğini önler. Hazmı kolaylaştırır. Kalp krizi önlemede faydalıdır. Bulantı ve kusmayı gidermede etkilidir.

IHLAMUR ÇAYI

Ihlamur çiçeği yatıştırıcı, idrar verici, göğüs yumuşatıcı ve balgam söktürücü ve gıcık giderici olarak çay halinde kullanılır.Ihlamur çiçeği banyosunun da yatıştırıcı bir özelliği vardır. Balla karıştırılıp içilirse mide ülserine faydalıdır. Kan dolaşımını düzenler. Öksürüklerde yumuşatıcı rahatlatıcı ve terletici etkilere sahiptir.

NANE ÇAYI

Yapraklari çay hâlinde yatıştırıcı, mîdevî, gaz söktürücü, bulantıyı giderici olarak kullanılır. Bunun yanında çeşitli ilâçların terkibinde kullanıldığı gibi, yaprakları çiğ veya kurutulmuş olarak yemeklere konur. Nâne esansı, çok miktarda zehir etkili olmasına karşılık az miktarı mîde ağrılarına ve bulantılara karşı kullanılabilir. Nane uçucu yağı da oldukça fazla kullanılan bir yağdır. Bakterilere karşı etkilidir. Safra salgısını uyarıcı etkisi vardır. Nane en etkili gaz söktürücülerden biridir.

SİNAMEKİ ÇAYI

Memleketimizde çok kullanılan müshil ilâcıdır. Kolit ve spastik kabızlıkta kullanılmaz.

REZANE-ANASON ÇAYI

Mide ve bağırsak gazlarını gidericidir. Hazım kolaylaştırıcı, iştah açıcı özelliğe sahiptir. Uyku hissi verir. Emzikli bayanlarda süt bezlerini faaliyetini arttırır. Ağrı kesicidir. Kan dolaşımının düzenli olmasını sağlar. Kalbi kuvvetlendirir ve yorgunluğu giderir.

ZENCEFİL-IHLAMUR ÇAYI

Nefes darlığı, astım bronşitte faydalıdır. Bağırsak gazlarını giderir. Karın ağrılarını keser. Karaciğer tıkanıklığını, mide üşütmesini giderir. İshali keser. Ağrı kesicidir. Unutkanlığı giderir. Müzmin bronşite karşı çok etkilidir. Her türlü soğuk algınlığına iyi gelir. Gevşetici, sakinleştirici ve terleticidir.

NANE-IHLAMUR ÇAYI

Organizmanın savunma gücünü arttırarak ateşli soğuk algınlıklarını kısa sürede giderilmesinde etkilidir. Uykusuzluğa iyi gelir. Spazm gidericidir. Kan dolaşımını düzenleyerek migren ağrılarının giderilmesine faydalı olur. Göz çapaklarının giderilmesinde faydalıdır.

MELİSSA ÇAYI

Yapraklar yatıştırıcı, mîdevî, gaz söktürücü, terletici ve antiseptik etkilere sâhiptir. Huzursuzluk ve sıkıntıları giderir. Hafıza zayıflığına faydalıdır. Baş dönmesi ve kulak çınlaması gibi şikayetleri keser. Hazımsızlık, baş ağrısı ve migrende de faydalıdır. Daha çok çay hâlinde kullanılır. Balgama ve sedef hastalıklarına çok faydalıdır. Kalbe kuvvet ve ferahlık verir. Çarpıntı ve sıkıntıyı uzaklaştırıp zihni açar. Akrep sokmalarında yakı yapılırsa faydalıdır. Diş ağrılarını dindirir.

KUŞBURNU ÇAYI

Çok yoğun vitamin zenginliği nedeniyle gözlerin dostudur. Vücuda dirilik sağlar. 100 gram kuşburnunda bir sandık portakala eşdeğer C, B1 ve B12 vitamini vardır. Besleyicidir. İyi bir raşitizm ilacı, etkin bir kan temizleyicisidir. Güçlü bir kurt düşürücü ve bağırsak yumuşatıcısıdır. Mide kramplarına ve sindirim sistemi zorluklarına karşı faydalıdır. Enfeksiyonlara ve bulaşıcı hastalıklara karşı vücut direncini arttırır. Nezle ve gribe karşı koruyucudur. Kuşburnu A vitamini ve karotenoidler içermesi nedeniyle gece körlüğü ve diğer göz problemlerine iyi gelir ve bağışıklığı arttırır. Kansere karşı koruyucu etkisi vardır. Romatizma ağrılarını gideriyor. Basur tedavisinde iyi sonuç veriyor.

KEKİK ÇAYI

Bakterilere karşı etkisi bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir. Balgam söktürücüdür, kuru ve balgamlı öksürüklerde rahatlatıcı etkisi vardır.

SALEP

Öksürük ve bronşite faydalıdır. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Zihni çalıştırma gücünü arttırır

Kategoriler
SAGLIK

Hangi Besinler Ateş Düşürür?

Kronik ateşin, hücreleri etkileyerek beyin sağlığını tehdit ettiğini belirten ‘Beyin Diyeti’ kitabının yazarı Dr. Alan C. Logan, ‘ateş’in 21’inci yüzyılın salgın hastalığı olduğunu söylüyor.
İşte ateş düşüren besinler…

1-ANTİDOKSİDAN DEPOSU KURUYEMİŞLER

Kuruyemişlerdeki tek ve çok bağlı doymamış yağlar, E vitamini ve kalp dostu sterol, ateş düşürücü bileşimler barındırır. Ayrıca güçlü bir antioksidan etkisine sahiptir. Haftada en az iki kez kuruyemiş yemenin koroner kalp hastalıklarından ölüm riskini önemli ölçüde azalttığı düşünülüyor. Illionis Üniversitesi nörobilimcileri, kuruyemişlerin kalp sağlığına ek olarak, özellikle de bademin yaşa bağlı zihinsel performans düşüşünü önlediğini gösterdi.

2-YEŞİL ÇAY

Yeşil çaydaki ‘keteçin’ adı verilen madde, önemli bir ateş düşürücüdür. Journal of Immunology, 2004’te yeşil çayın ateş düşürücü ve beyin hücrelerini koruyucu özelliğinin, Multipl Skleroz (MS) hastalığının önlenmesi ve tedavisi açısından umut verici olduğunu yazdı. Yeşil çaydaki kafein ve amino asitler, duygular ve zihinsel odaklanma üzerinde ani ve olumlu bir etki yaratıyor.

3-MOR/KOYU KIRMIZI GIDALAR

Yaban mersini, vişne, nar, mor tatlı patates, mor karnabahar, siyah üzüm ve pancarı örnek verebiliriz. Mor pigmentler ciddi ölçüde antioksidan koruması sağlar, sinir hücreleri arasında iletişimi güçlendirir, beyin duvarını korur, beyne kan taşıyan damarları güçlendirir. Ağrıyı dindirecek kadar önemli ölçüde ateş düşürücüdür.

4-YEŞİL GIDALAR

Bir fast-food restoran zincirinin çirkin bir afişini görmek beni hayrete düşürmüştü: Bir çöreğin üzerinde yakın plan çekilmiş dev bir burger fotoğrafında ‘Yeşillik golf içindir’ yazıyordu. Buna hiç katılmıyorum. Her türden koyu yeşil sebzede ateşi düşürebilen değerli bir mineral bulunur. Kıssadan hisse: Kalbiniz ve beyniniz için yeşilliklerinizi yiyin.

5-ZENCEFİL ve ZERDEÇAL

Zerdeçal gibi ateş düşürücü ve beyin hücrelerini koruyucu özellikler taşır. Hindistan ve Çin’de, baş ağrıları, mide ve bağırsak şikayetleri için kullanıldığı 2 bin 500 yıllık bir geçmişi var. Zencefil, özellikle sinir duvarlarındaki yağ bileşimlerini serbest radikal saldırılarına karşı korur. Sinir hücrelerini koruyucusu olduğu ve ateşi düşürdüğü için bolca tüketilmelidir.

Araştırmalar, zerdeçalın beyin hücrelerini korumak ve duygu durumunu olumlu etkilemek gibi önemli özelliklerini ortaya çıkardı. Bu kök bitkisinin içindeki aktif ‘curcumin’ maddesi son derece güçlü bir antioksidan ve ateş düşürücü özelliğe sahip. Bilim, zerdeçalın davranışlar üzerindeki etkisinin antidepresan ilaçlarla benzer olduğunu ortaya koydu. Zerdeçal, özellikle duygu durumunu düzenleyen serotonin ve dopamin gibi önemli nörotransmiterlerde arızayı önlüyor.

6-KAHVE

Makul miktarda kafein alımının beyin üzerinde faydaları var. Araştırmalar, kahvenin özellikle hücrelerdeki yağ bileşimlerini oksitlenme stresine karşı korumakta etkili olduğunu ortaya koydu. Günde 1-2 fincan kahve, enerji, zindelik, özgüven, sosyal girişkenlik, iş motivasyonu ve dayanıklılığı artırır. Günlük antioksiden ihtiyacını karşılamanın en keyifli yolu. Japon kız tıp öğrencileri arasında yapılan araştırma, düzenli kahve içenlerde depresyon görülme riskinin daha az olduğunu ortaya koydu.

7-BEYİN DOSTU TEMEL GIDALAR

Açai meyvesi, Brokoli, Brüksel lahanası, Kalitede zeytinyağı, Elma sirkesi, Kiraz,Lahana, Elma püresi, Enginar,Ceviz, Acı biber tozu, Kişniş, Tarçın,Tam tahıllar, Avakado, Kızılcık, Kekik, Pancar, Üzüm, Maydanoz, Patlıcan, Şeftali; Börülce, Erik kurusu, Nar, Kuru üzüm, Ahududu, Çilek, Mandalina…