Kategoriler
BİLGİSAYAR

Bilgisayar Satın Alırken Nelere Dikkat Etmeliyiz?

Artık hayatımızın her anında bilgisayarla karşı karşıyayız. Evde, okulda, işte nereye gidersek gidelim bilgisayar karşımıza bir şekilde çıkıyor. Durum bu olunca tabi bilgisayar kullanmasını az buçuk biraz öğrenmeniz gerekiyor.

Tabi fiyatların da azalmasıyla birlikte bilgisayar artık lüksten çıktı. Artık her keseye hitap eden fiyatlarda bilgisayar bulmak mümkün. İster dizüstü ister masaüstü sıfır veya 2. el bütçenize uygun bir bilgisayar bulmanız mümkün.

Peki ihtiyaçlarımız doğrultusunda bilgisayar alırken nelere dikkat etmeliyiz? Neleri göz önünde bulundurup neleri ikinci planda bırakmalıyız?

ANAKART ALIRKEN ÇOK DİKKAT ETMELİYİZ..
Anakartı kısaca tanımlamak gerekirse bütün bilgisayar parçalarının üzerine bağlandığı,üzerindeki parçaların birbiri ile bağlantısının sağlandığı yerdir.”ANA” kelimesi bence çok uygundur. Sistem upgradelerinde sürekli duyduğunuz şeyler kuşkusuz Ram ve Cpu lardır.Bana kalırsa Anakartlarda en az Ram ve Cpu kadar önemlidir. O yüzden Anakart’ınızı ucuz seçmek yerine mümkün olduğu kadar iyi olanını seçmenizi tavsiye ederim.Piyasada şuan itibari ile lider Anakart firmalarına örnek olarak Asus, MSI, Gigabyte, Abit, Chaintech firmalarını sayabiliriz.Genel anlamda kullanıclar Gigabyte markasını tercih etmektedir(bende dahil).Nedenine gelince Gigabyte’ın sağlamış olduğu garanti ve verdikleri destektir.Aldığınız anakartın gerekli olan Bios ve Son güncel Driverlarına kendi web sitelerinden yine verdikleri yönergeler doğrulrusunda ulaşabilir ve gerekli güncellemeleri yapabilirsiniz..

 

HDD (HARD DİSK DRİVE)
Bilgisayaranızına yüklediğiniz herşeyi bu birimde barındırırsınız.Kısaca depo diyebiliriz.Eğer Oyun,müzik,Filim gibi arşiv oluşturmayı seviyorsanız kesinlikle büyük bir Hdd tavsiye ederim.HDD konusunda da birçok önde gelen firma vardır.Samsung,Seagate.. örnek olarak gösterilebilir.Hem hız hem sessiz çalışma hemde garanti bakımından Seagate tavsiye ederim.SATA 2 tavsiyemdir.Tabi yine Anakart seçiminde SATA 2 desteklemesine dikkat ediniz.

CPU (İŞLEMCİ) Seçimi

Cpu (Central Processing Unit) ‘lar bilgisayarın en önemli parçasıdır diyebiliriz..Bilgisayarınızda yapmış olduğunuz tüm hareketler Cpu sayesinde gerçekleşir.Klavye tuşlarından mouse hareketlerine kadar herşey işlemcinizin kontrolu altındadır.Genel anlamda Bilgisayarınızın hızını belirleyen parçadır diyebiliriz.Bilgisayar almaya karar veren kullanıcıların karşılaştırma olarak yaptığı ilk şey şüphesiz işlemcidir.Sizler de sıkça karşılaşmışsınızdır konuşamalara..En iddaalı ve sürekli yarış halinde olan iki firma vardır. AMD-İntel..

Ram alırken..
İşlemciden sonra Bilgisayarınızın hızına en çok etki eden parçalar şüphesiz ki ram’lardır.Peki ram alırken nelere dikkat etmelisiniz? Ram alırken ilk başta dikkat etmeniz gereken şey Anakart ile uyumdur.Şuanda DDR3 ramlar şüphesiz ki en mükemmel olanıdır. Anakartınız için uygun Ram’i seçtikten sonra piyasada duyduğunuz Marka mı ? Oem mi? sorusu sizin kafanızı karıştırabilir.Kingston firması ömür boyu garanti vermesiyle bu alanda ilk farklılığı yaratan firmalardır.İlk başta ömürboyu sizi cezbetse de bir ram’in ortalama kullanım süresi 3 yıl olarak düşünüldüğünde Ömürboyu biraz havada kalıyor  Ama Kingston firmasının bu ömür boyu garanti vermesi şüphesiz ki ürettiği malzemelere son derece güvenmesidir  Ama alacağınız Oem ram’larda 2-3 yıl gibi bir sürede bozulma ihtimalleri düşüktür.Burada tercih tamamiyle size ve bütçenize kalmıştır.

Ekran kartı alırken nelere dikkat etmeli?
Eğer sisteminizi oyun için kurmayı düşünüyorsanız ya da çizim ve resim programları ile uğraşıyorsanız yüksek verim alabilmek için iyi bir ekran kartı seçmelisiniz.Ekran kartı alırken ramlardaki gibi kullanılan 128 mb veya 256 mb sizin için ölçü teşkil etmemeli..Ekran kartı seçerken bellek arayüzlerine bakmalısınız.Mesela 256MB ATI Radeon 9250 Ekran Kartı ile 256MB ATI Radeon X850 XT (PCI-E) Vivo her ikisde 256 Mb ATI olmasına rağmen PCI-E olan 256 bit diğeri 64 bit’tir.Buda inanılmaz bir farktır.Tabi PCI-E ekran kartı için anakartınızında PCI-E destekli bir Anakart olması gerekir..

OPTİK OKUYUCU
Cd,DVD okuma ve yazma birimleridir.Buradaki hangi sürücüyü seçeceğiniz sizin tercihinize kalmış.Philips,Samsung,LG gibi devler bu konuda yarış içindedirler ve herbirinin ürettiği Optik okuyucu sın derece kalitelidir.Dvd-rw ler günümüzde hem kullanım hemde fiyat açısından çok ideal konumdadır.

LCD ALIRKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKNLER
LCD alırken bir özelliğe değil birkaç özelliğe çok dikkat etmelisiniz.Kısaca bahsedecek olursak;
-Ölü pixel var mı?
-Tepkime süresi en düşük olanı
-Kontrsat,parlaklık ve çözünürlüğü en yüksek olanı
-Görüş açısında en iyi yüksekliği vereni
şeklinde basitçe sıralayabiliriz.
Konu hakkında geniş bilgi edinmek için aşağıdaki yazımdan faydalanabilirsiniz.

PSU (power supply) ALIRKEN AMAN DİKKAT
Belkide Bilgisayarımızın tüm elektriğini sağlayan birim olduğu için bu konuda en az diğerleri kadar dikkat etmeliyiz.Zira seçeceğiniz ucuz,markasız bir PSU binlerce YTL ‘lik sisteminizi çöpe atmak demek olabilir. PSU alırken yapılan en büyük yanlış özellikle Oem ürünlerde arkalarında yazan Watt değerlerine inanmaktır.Bunlar gerçeği yansıtmamaktadır.Güçlü bir sistem kurduysanız en az 400 watt’lık bir psu almalısınız.
NOT:EĞER 8800gt gibi bir ekran kartı alacaksanız 550 Watt tavsiye edilmektedir.(BlueHeart arkadaşımıza bu bilgilendirmeden dolayı teşekkür ederim..)

kaynak

 

Kategoriler
BİLGİSAYAR

Bilgisayar Alırken İşlemci Nasıl Seçilir? İşlemci (CPU) Seçerken Nelere Dikkat Edilmelidir?

İşlemci almayı düşünüyorsunuz ancak mevcut seçenekler kafanızı çok mu karıştırdı? İşte kapsamlı bir işlemci rehberi…

PC’nizin işlemcisini yükseltmek, onun performansını yükseltmek için mevcut en kolay yollardan biri değildir, ancak önemli farklar yaratabilir. Doğru bir çip, yavaş PC’nizi bir güç makinesi haline getirebilir.

CPU’yu PC’ye yerleştirme şekli, PC’lerin ilk günlerinden beri fazla değişmedi ancak yeni bir çip seçmek çok kolay bir iş değil. Eskiden sadece GHz değerine bakarak en yüksek saat hızına sahip işlemciyi seçebiliyorduk. Bugün ise bunun yanında sayısı giderek artan farklı değişkenler de var.

Öncelikle CPU soketinize bakarak AMD mi yoksa Intel işlemciye mi ihtiyacınız olduğunu denetlemelisiniz. Bundan sonra ise işlemcinin kendisini seçmeniz gerekiyor. Her üretici, birbirinden bir takım farklara sahip teknolojiler kullanıyor ve çip isimleri bunlar hakkında fazla şey söylemiyor.

 

Kaç çekirdeğe ihtiyacınız olduğunu belirleyin

Çip türünü seçtikten sonra kaç çekirdeğe ihtiyacınız olduğunu belirlemeniz gerekiyor. Daha az sayıda ve daha hızlı çekirdekleri mi tercih etmelisiniz, yoksa nispeten daha yavaş çalışan daha çok çekirdeği mi? Otomatik turbo modlar ve hyperthreading gibi ince detayları da hesaba katmanız gerekiyor.

 

Son olarak ise CPU’nuz ve grafik işleme biriminiz arasındaki etkileşimi düşünmeniz gerekiyor.

 

İsterseniz bir faktörü detaylı olarak inceleyelim: çekirdek sayısı. Düşünülenin aksine, daha çok çekirdek sayısı, daha fazla hız demek değildir. Hız, çalıştırdığınız uygulamalara ve bunların çekirdekleri nasıl kullandığına bağlıdır.

 

Bugünkü birçok video düzenleme yazılımı ve oyun, birden çok çekirdeği aynı anda kullanabiliyor. Photoshop, Adobe Premiere ve HD video çalıcıları, GPU hızlandırmasından da faydalanabiliyor. Bu nedenle sisteminizi bir bütün olarak düşünmeli, gereksinimlerinizi göz önünde bulundurmalısınız.

 

Diğer faktörler

Örneğin video düzenleme profesyonelleri, HD akışlarını Final Cut Pro ile kodlayabilen çift çekirdekli bir MacBook Pro’yu seçebilir. Bu Mac, dört çekirdekli bir PC’den ve programlanamaz bir grafik kartından daha iyi iş görecektir.

 

Hesaba katılabilecek başka faktörler de var. Örneğin Intel’in yeni Sandy Bridge CPU’ları inanılmaz derecede iyi bir Quick Sync video kodlama motoruna sahip ve bu, genellikle GPU hızlandırmasından daha iyi çalışıyor.

 

İşlemci savaşları

AMD ve Intel arasındaki savaş yıllardır devam ediyor, ancak Intel şu an sanki bir adım önde. 6 Series anakartların milyar dolarlık geri çekilmesi bile Sandy Bridge işlemcilerinin açılışını gölgede bırakmaya yetmedi ve üstelik Intel’in hisseleri değer kazandı.

AMD ise Intel’in Athlon 64’ü ezip geçen Core 2’leri yayınlamasından beri ham performansta geride kalıyor. AMD’nin çekirdek sayısını artırması da işe yaramadı, zira altı çekirdekli Phenom II çiptleri, dört çekirdekli rakiplerini yakalayamıyor.

Ancak bu yaz çıkması beklenn AMD’nin tamamen yeni bir tasarıma sahip Bulldozer adındaki işlemcilerinin Intel’in liderliğine önemli bir tehdit oluşturacağı düşünülüyor.

 

CPU seçenekleri: Intel işlemciler

 

Intel işlemciler: Üst uç

 

Intel Core i7 980X

Yurtdışı fiyatı: 1.200 dolar

Alabileceğiniz en iyi işlemciyi mi arıyorsunuz? O halde Intel Core i7 980X’den başka bir işlemciye bakmanıza gerek yok. Core i7 980X, tabi ki altı çekirdekli bir işlemci. Intel stilinde altı çekirdekli olan işlemci, çekirdek başına iki parçacık taşıyor. Yani görev yöneticisini açtığınızda bir düzine işlemci kutucuğu görüyorsunuz.

 

Bu bağlamda Intel’in AMD Phenom II X6 1090T Black Edition işlemcisi bile nispeten sıradan kalıyor. Bu işlemci de altı çekirdeğe sahip, ancak her biri sadece tek parçacığa sahip. Bunun yanında Intel Core i7 980X, 32nm teknolojisi ile şu anki son teknolojiyi kullanırken, AMD’nin CPU mimarisi nispeten antik kalıyor.

 

Intel Core i5 2500K

Yurtdışı fiyatı: 310 dolar

Intel, yeni Sandy Bridge mimarisini baz alan işlemcilerini ortaya çıkarıyor. Yeni çipin ilk meyvesi ise Intel Core i5-2500K ve Intel Core i7-2600K masaüstü işlemcileri olarak karşımıza çıkıyor.

 

Değişen çipleri, soketleri ve modelleri unutun. Intel’in ana rakibi AMD, performans olarak Intel’in bu teklifine karşı bir cevap veremiyor. Core i5 ve Core i7 damgalarını unutun. Bu işlemciler yepyeni ve PC’nizi uçurmaya hazırlar.

 

Intel işlemciler (üst ve orta seviye)

 

Intel Core i7 2600S

Yurtdışı fiyatı: 380 dolar

Sandy Bridge’in açılında ortaya çıkan overclock canavarı Core i7 2600K’yı birçoğumuz duymuştur ancak Intel Core i7 2600S’i duymamış olabilirsiniz.

 

İkinci jenerasyon bir CPU’nun model numarasının sonunda ‘K’ harfi yoksa ciddi bir overclock hayali kurmamak gerekiyor. Peki ‘S’ ne demek oluyor?

 

‘S’, daha düşük güç tüketen ancak ‘T’ modelleri kadar düşük güç tüketmeyen birimleri temsil ediyor. Yani standart 2600 modelinin harcadığı 95W yerine, 65W harcıyor. T serisi ise 45W güç tüketimine sahip.

 

Düşük güç tüketiminin yanında, Intel Core i7 2600S, 2600 ailesinin tanıdık özelliklerini taşıyor: dört çekirdek, sekiz parçacık ve 8MB Smart Cache. Ancak tüm S sınıfı çiplerde olduğu gibi, saat hızı ailedeki diğer üyelere göre daha düşük.

 

 

 

Intel işlemciler: Orta seviye

 

Intel Core i5 2300

Yurtdışı fiyatı: 240 dolar

 

Intel’in yeni serisindeki en düşük teknik özelliklere sahip işlemci, 2500’den sadece biraz daha hesaplı. Bu nedenle, overclock yapmayı düşünmüyorsanız çok fazla performans farklı hissetmeyeceksiniz. Dolayısıyla bu daha hesaplı modeli seçerek paradan bir miktar tasarruf edebilirsiniz.

 

Dört çekirdekli Sandy Bridge CPU, 2.8GHz temel saat hızına sahip ve Turbo modda 3.1GHz’e yükselebiliyor. Tüm i5’ler gibi Hyperthreading etkin olarak gelmiyor, ancak yine de AMD’nin altı çekirdekli Phenom II’sinden daha hızlı (video kodlama uygulamaları dışında).

 

Intel Core i3 2100

Yurtdışı fiyatı: 175 dolar

Dört çekirdekli maliyetine sahip olmayan bir Sandy Bridge mi istiyorsunuz? O halde Intel Core i3 2100 tam size göre olabilir.

 

Intel Core i3 2100, 3.1GHz saat hızına, 3MB L3 ön belleğine sahip. Ancak Turbo Boost özelliğine sahip değil ve kilitli. Dolayısıyla overclock yapmanız mümkün değil.

 

 

AMD işlemciler: Üst uç

 

AMD Phenom II X6 1100T BE

Yurtdışı fiyatı: 340 dolar

AMD Phenom II X6 1100T Black Edition, Intel’in Core i7 870 gibi en düşük fiyatlı i7 işlemcileri ile benzer fiyatlara sahip. İşlemci, 870’in dört çekirdeğine karşılık altı çalıştırma çekirdeğine sahip. Altı çekirdekli Intel CPU’lar ise çok daha pahalı.

 

Ancak Intel çekirdekleri, döngü başına çok daha fazla iş yapıyor. AMD, Bulldozer CPU mimarisini ortaya çıkarana kadar daha fazla çekirdeği daha ucuza satmalı.

 

AMD Phenom II X6 1100T Black Edition yeni bir işlemci değil ve AMD’nin ünlü altı çekirdekli Thuban çipini baz alıyor. Yani işlemci 45nm teknolojisine sahip ve üzerinde çekirdek başına 512k ön bellek ve 6MB ortak ön bellek barındırıyor.

 

 

AMD işlemciler (üst ve orta seviye)

 

Phenom II X4 970BE

Yurtdışı fiyatı: 225 dolar

45nm Deneb çekirdeğini baz alan dört çekirdekli Phenom II çipleri yaklaşık iki senedir görevlerini yerine getiriyorlar. AMD Phenom II X4 970BE ise 4.5GHz saat hızı ile geliyor.

 

 

Phenom II X6 1055T

Yurtdışı fiyatı: 225 dolar

Altı çekirdekli Phenom II X6 1055T, 904 milyon çekirdeğe ve 125W güç tüketimine sahip. İşlemci 2.8GHz saat hızında çalışıyor.

 

 

AMD işlemciler: Orta seviye

 

Phenom II X4 955BE

Yurtdışı fiyatı: 175 dolar

AMD, ilk AM3 CPU soketi uyumlu işlemcilerini ortaya çıkardığında şaşkına dönmüştük. AM3, AMD’yi DDR3 çağına taşıyordu.

 

Yeni soket, artırılmış bant genişliğini ve çoklu çekirdek desteğini göstermek için yepyeni bir işlemciye ihtiyaç duyuyordu. Ve sonunda bu işlemci, yeni Phenom II X4 955 Black Edition olarak ortaya çıktı.

 

Phenom II çipinden oluşan işlemci, 45nm silikon teknolojisine sahip (eski 65nm transistörleri yerine) ve dört çekirdeği üzerinde barındırıyor.

 

AMD işlemciler (orta seviye)

 

Athlon II X2 260

Yurtdışı fiyatı: 81 dolar

Atom işlemcinin tersine, Athlon II, düzensiz çalıştırmayı destekleyen ‘doğru’ bir işlemcidir. Birçok oyunu ve çoklu görevi yerine getirebilir ve Atom’daki yavaşlamalar bu işlemcide ortaya çıkmaz.

 

Basit görevlere yönelik düşük maliyetli ikinci bir sistem oluşturmak için tavsiye edebiliriz.

 

Phenom II X2 565BE

Yurtdışı fiyatı: 146 dolar

3.4GHz’deki yüksek saat hızı ve kilitsiz çarpanı, nispeten eski oyunlar için yeterince güçlü. Ancak yaklaşık 30 dolarlık bir kar için dört çekirdekli X4 955BE’den vaz geçmek ne kadar doğru olur, tartışılır. Zira X4 955BE, video kodlamada neredeyse iki kat hızlı ve çoklu iş parçacıklarını destekleyen oyunlarda iyi bir FPS avantajı var.

 

Intel’in en düşük fiyatlı CPU’su Pentium G6950 de daha az fiyat karşılığında daha iyisini sunuyor.

 

CPU yani işlemci bilgisayarın kalbidir. İşlemci milyonlarca transistörün silikon içine yerleştirilmesiyle oluşur.

 

 

İşlemci alırken dikkat etmeniz gerekenler

 

İşlemcinin gücü ve performansı bilgisayarınızın performansı belirler. İşlemci alırken sadece fiyatı ve özellikleri değil sahip olduğunuz anakartın almak istediğiniz işlemciyi deskteklediğinden emin olmalısınız. Ayrıca güçlü bir işlemci demek aynı zamanda yüksek bir güç kaynağıve yeterli düzeyde bir soğutma sistemi demektir. Yeni işlemci alırken bütün bunları göz önünde bulundurmanız gerekir.

 

 

İşlemci alırken bilgisayarınızı hangi işler için kullandığınızı ve kullanmak istediğinize göre karar verirseniz para tasarrufu yapabilirsiniz. Örneğin, internet gezintisi, eposta uygulamaları, temel ofis uygulamaları gibi işlemler için çok çekirdekli ve hızlı clock hızları olan bir işlemci gerekmez. Çok çekirdekli işlemciler (multicore) güncel oyunlar, video ve audio editing ve diğer grafiksel çalışmalar için tasarlanmıştır. Eğer çok oyun oynuyor, video editing gibi işlemler yapıyorsanız, daha hızlı dual-core(çift çekirdekli) veya quad-core(dört çekirdekli) bir işlemci size uygun olabilir.

 

 

İstediğiniz işlevi görecek işlemci satın almak için bilmeniz gerekenler: Clock speed miktarı, System Bus Speed, L2 Cache ve İşlemci çekirdeği. Ayrıca 64-bit desteği olan bir işlemciyi düşünmelisiniz.

 

Socket çeşidi ve anakart

 

Almak istediğiniz işlemci anakartınızı destekleyen bir socket’e sahip olmalıdır. Örneğin, LGA775 işlemciler LGA775 anakartları içindir. Ayrıca, anakartınız kontrol ederek almak istediğiniz işlemci modeli desteğini öğrenebilirsiniz.

 

İşlemci özellikleri

 

1.Mimari

 

Bir çok işletim sistemi 32-bit işlemci ile çalışmaktadır. İşlemci mimarisi 32-bit veya 64-bit işletim sistemini çalıştırır.

 

 

2. Clock speed veya işlem frekansı

 

İşlemci hızı saat hızıdır ve Hertz ile ölçülür. Clock speed işlemcinin saniyede kaç işlem yapabildiğini gösterir. Bugün işlemci hızları saniyede milyarlar ulaşmıştır ve GHz ile ölçülür. Clockspeed işlemcinin performansını gösterir.

 

 

3.Hyperthreading (veya multi-threading)

 

Hyperthreading (Paralel işlem) teknolojisi bir çipin bir çok işlemci gibi davranmasını sağlar. Hypredthreading ile işlemcinin farklı kısımları farklı işlemleri aynı anda yapabilir.

 

Bu teknolojiyi desteklemeyen 533MHz işlemcili bilgisayarların performansı Hyperthreading teknolojine sahip işlemcilere göre %50 daha düşüktür. Hyperthreading teknolojisinizi bilgisayarınızda kullanmak için 800MHz Front side bus özellikliği ve anakartınızın 865G chipsetli olması gerekmektedir. İşletim sisteminizin de en düşük windows xp pro olması gerekir.

 

 

4.Socket Speed

 

Socket speed (socket hızı) işlemcinin anakartda yerleştirilen yerini gösteren isim veya sayılardır.

 

 

5. Front-Side Bus (FSB)

 

FSB sisteminiz için en hızlı hafıza çeşidini belirler. FSB işlemci ile hafıza (RAM) arasındaki bilgi akışı hızını belirler. Hızlı FSB hafıza (RAM) işlemlerini hızlandırır ve genel olarak bilgisayarınız hızlı çalışır.

 

 

6.L2 Cache

 

Yüksek L2 Cache hafızaya sahip işlemcilerin performansı daha iyi olur.

 

 

Kaynak: hurriyet

Kategoriler
BİLGİSAYAR TEKNOLOJİ

İpad 2 Fiyatı ve Özellikleri

Yeni nesil bilgisayarlar denilen Apple iPad 2 tablet bilgisayarları, Türkiye’de de kullanıcılarının huzuruna çıktı.

Avrupa`da satışına 27 Mart tarihinde başlanan iPad 2, Türkiye’nin tek yetkili Apple distribütörü Bilkom tarafından bugün sabah 10:00’da Türkiye`de satışa sunuldu.

 

Firmadan önceki gün yapılan açıklamaya göre satış sonrası destek, servis ve 2 yıl garanti avantajıyla satılan iPad 2 serisinin başlangıç fiyatı 1080 TL.

 

Birinci nesil iPad`ler 5 ilde 51 noktada satışa sunulurken, iPad2 çok daha fazla satış noktasında tüketicilere ulaşıyor.

İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Gaziantep ve Adana illerindeki Apple Premium Reseller Mağazaları ve Bimeks, Darty, Electroworld, Mediamarkt, Teknosa, Media-Saturn ve Vatan mağazaları ile 100’den fazla yetkili Apple satış noktasında iPad2’lerin tüm modellerini uygun ödeme seçenekleri ile bulabilmek mümkün.

 

Tüketicilerin iPad 2 deneyimini tam anlamıyla yaşayabilmeleri için, tüm yetkili satış noktaları iPad 2 özel teşhir alanları ve eğitimli personelleri ile hizmet veriyor. Yetkili Apple Satış noktalarından satın alınacak her iPad’le tüketiciler Bilkom tarafından sağlanan satış sonrası destek ve 2 yıl garanti ayrıcalıklarına da sahip oluyor.

 

Tavsiye edilen son kullanıcı satış fiyatları (KDV dahil) şöyle:

 

iPad 2’nin Özellikleri;

Apple iPad 2 bir önceki versiyonuna göre daha hafif hale geldi ve daha da iyi performans kazandi. iPad 2 özellikleyeni nesil islemcisi ile göz almakta ve performansi ile rakiplerine göz dagi vermekte. Apple iPad 2’de kullanilan Cortex-A9 tabanli, 1GHz’de çalisan ve çift çekirdekli A5 islemci performans isteyen kullanicilari tatmin edecek gibi gözükmekte. Bu yeni nesil islemci ile iPad 2, ilk iPad’e göre iki kat daha hiz kazanmis ve dokuz kat daha fazla grafik performansina sahip olmus.

 

iPad 2’nin ekran çözünürlügü ise ilk iPad ile benzer özellikler tasimakta. iPad 2; LED arka aydinlatmali, çoklu dokunmatik ekran destekli IPS 9.7 inch 1024 x 768 pixel çözünürlügünde bir ekrana sahip.

 

241.2 x 185.7 x 8.8 mm boyutlarinda ve yaklasik 600 gr agirliginda olan iPad 2, ilk versiyonuna göre daha da incelmis ve hafiflemis. %33 daha ince bir yapiya sahip olan iPad 2, il iPad’e göre de yaklasik 150 gr hafiflemis.

 

iPad 2’de yer alan en önemli degisikliklerden biri de kamera. iPad 2’de biri önde digeri arkada olmak üzere iki kamera bulunmakta. öndeki kamera VGA çözünürlügünde video kaydi yapabilirken; ayni zamanda bu kamera ile FaceTime özelligi ile görüntülü konusma yapilabilmekte. iPad 2’nin arka kisminda bulunan kamera ile saniyede 30 kare ile 720p HD video kaydi yapilabilmekte.

Kategoriler
BİLGİSAYAR

Bilgisayar Kasası Satın Alırken Nelere Dikkat Etmeliyiz?

Bilgisayar çağını yaşadığımız şu günlerde bilgisayarsız yaşam, kesinlikle düşünülemez. Her evde, herkesin mutlaka bir bilgisayarı olmalı. Bilgisayar alırkende birçok noktaya dikkat etmeliyiz. Bunlar nelerdir diye sorsak, cevap mutlaka kasa olurdu sanırım.

Yeni bir bilgisayar toplarken en çok dikkat edilen şeyler anakart, işlemci, ekran kartı ve RAM gibi performansı doğrudan etkileyen bileşenlerdir.

Tüm bu bileşenlere ev sahipliği yapan kasalara ise genelde çok önem verilmez. Kullanıcıların önemli bir çoğunluğu herhangi bir kasanın işini göreceğini düşünür.

Herhangi Bir Kasa

Bu düşünce, bilgisayarı kullanmaya başladıktan bir süre sonra genellikle değişir. Kasanın kapladığı yer, sisteminize yapmak istediğiniz eklentiler, ısınma ve toz gibi sorunlar yaşanmaya başlandığında, kasa tercihinizi sorgulamaya başlayabilirsiniz.

 

Seçimi en kolay bileşenmiş gibi gözükse de, bilgisayarınız için bir kasa alırken mutlaka dikkat etmeniz gereken bazı noktalar bulunuyor. İşte bu püf noktalar.

 

Kasanın Boyutu Çok Önemli

 

Her bileşende olduğu gibi, kasa tercihi yapmadan önce neye ihtiyacınız olduğunu belirlemeniz lazım. İlk dikkat etmeniz gereken şey ise boyutlar olmalı.

 

Kasa boyutu, yapacağınız tercihteki en önemli etken olmalı. Boyuta karar vermeden önce elinizdeki bileşenlerin, özellikle de anakart, ekran kartı ve işlemci fanınızın boyutlarını göz önünde bulundurmalısınız.

Tower ve ATX Kasalar

 

Piyasada satılan kasalara baktığımızda boyutların birçok farklı kategoriye ayrıldığını görüyoruz. Mid tower, tower, mini tower gibi terimler aslında standart değerlere işaret etmiyor.

 

Yani bir markanın mid tower modeliyle başka bir markanınkinin boyutları her zaman aynı olmayabilir.

 

Boyut konusunda standart arıyorsanız ATX yazan değerlere bakmalısınız. Aslında ATX anakart boyutunu tanımlayan bir standart olsa da kasanın boyutları açısından da kafanızda daha sağlıklı bir fikir oluşmasını sağlar.

 

ATX standardının da 20’den fazla çeşidi olduğunu söylemekte fayda var.

 

Kaynak: haber7

Kategoriler
BİLGİSAYAR

İşlemci Nedir, Nasıl Çalışır? İşlemcinin Görevleri, Özellikleri ve Çeşitleri Nelerdir?

Bir bilgisayarın en popüler ve en önemli parçası işlemcidir. Kısaca CPU (Central Processing Unit / Merkezi İşlem Birimi) olarak anılan işlemciler, adından da anlaşılacağı üzere bir bilgisayardaki işlemleri yürüten ve sonuçları gerekli yerlere gönderen elemandır.

 

1971 yılında Intel firmasının ilk defa binlerce transistörü bir silikon çip üzerinde birleştirmesinle bilgisayar çağında devrim gerçekleştirilmiş oldu. Bu şekilde daha önce sadece büyük şirketlerin ve üniversitelerin kullanabildiği bilgisayarlar iyice küçüldü ve evlere girmeye başladı.

 

Mikroişlemciler, açma kapama anahtarı gibi çalışan milyonlarca transistörden oluşmaktadır. Bu anahtarların programlanma durumuna göre elektrik sinyalleri bunların üzerinden akar. Bu sinyaller, bilgisayarın yaptığı tüm işleri toplama, çıkarma, çarpma ve bölme gibi temel matematiksel işlemlere indirir. İşlemci de bu işlemleri en basit sayma sistemi olan ikilik düzen yani sadece 0 ve 1 sayılarını kullanarak yapar.

 

Mikroişlemciler her türlü işi ikilik sayma sistemine dökmüştür. Mesela “Y” harfi ikilik sistemde “1011001” ile ifade edilebildiği gibi kırmızı gibi bir renk de bunun gibi ikilik tabandaki üç ayrı sayı grubu ile ifade edilir. Aynı şekilde bir ses veya görüntü kaydı da yine buna benzer ikilik sayı grupları ile ifade edilirler.

 

Bu sayı grupları üzerinde işlem yapmak için işlemci içerisinde bir takım komut listesinden ibaret bir program mevcuttur. Bu komutlar işlemciye iki sayının çıkarılması, toplanması yönünde emir verebildiği gibi klavyeden girilen tercihlere göre bir takım komut satırını atlayıp (şartlı dallanma – conditional branch) diğer komut satırlarını icra etmeye devam edebilir. Yani klavyeden bir soru karşısında gireceğimiz “E” (evet) veya “H” (hayır) ifadelerine göre program belirli komut satırlarını icra eder veya etmez. Temel olarak, mikroişlemcinin yaptığı iş, bitler üzerinde işlem yapmak üzere komutları çalıştırmaktır.

 

Üniteler

 

İşlemci üzerinde komutları icra etme işini uygulama ünite si (execution unit) ya da fonksiyon ünitesi (function unit) adı verilen üniteler gerçekleştirir. Modern işlemcilerde değişik komut türlerini işletmek üzere birden fazla fonksiyon ünitesi bulunur. Çoğunlukla aritmetik/mantıksal ünite (arithmetic/logic unit) olarak da anılan tamsayı (integer) üniteleri tam sayılar ile ilgili işlemleri yapar. Kayan nokta ünitesi (FPU-Floating Point Unit) ise 5,21 gibi küsuratlı sayılarla ilgili işlemleri yapar. Bir mikroişlemcide ne kadar fazla fonksiyon ünitesi varsa aynı anda çalışabilecek komut sayısı da o kadar artar.

 

Register seti

 

Register ler, işlem anında bir program tarafından kullanılmakta olan sayıların saklandığı geçici hafıza hücreleridir. Farklı komut ve register setlerine sahip olan işlemciler birbirlerinin yazılımlarını çalıştıramazlar.

 

Mimari

 

Mikroişlemciler mimari (architecture) olarak gruplara ayrılırlar. Ortak mimariye sahip olan işlemciler aynı komutları tanımakta ve aynı yazılımları çalıştırabilmektedirler.

 

En meşhur mikroişlemci mimari si Intel’in x86 işlemcisidir. Intel ilk x86 tabanlı işlemcisini 8086 olarak 1978 yılında piyasaya sürdü. Daha sonraki yıllarda yeni nesil x86 tabanlı işlemciler çıkarıldı. 286,386,486, Pentium ve Pentium Pro olarak bu kuşakları görebilmekteyiz. Pentium II, Celeron, Pentium III, Xeon ve Katmai, altıncı kuşak Pentium Pro’nun varyasyonlarıdır.

 

Intel’in haricindeki diğer mimariler ise şunlardır: Modern Machintosh’larda bulunan PowerPC, eski Mac’lerdeki 68oxo serisi, Digital ve Compaq’ın güçlü serverlerinde kullanılan Alpha ailesi, Silicon Grahics’in Mips Rxooo serisi, Hawlett-Packard’ın PARISC’i ve Sun Microsystems’e ait SPARC’tır.

 

Mimariler, ortaya çıktıkları dönemin felsefesine göre dizayn edilirler. 1970’lerde veri saklama cihazları ve hafıza bu güne göre çok kısıtlıydı. Bu kaynakları tasarruflu bir şekilde kullanabilmek için Intel x86 tabanlı işlemcilerde CISC (Complex Instruction Set Computing – Karmaşık komut seti ile hesaplama) diye bilinen bir mimari kullandı. CISC’ın karakteristik iki özelliği, değişken uzunluktaki komutlar ve karmaşık komutlardır. Değişken uzunluktaki komutlar hafıza tasarrufu sağlar. Çünkü basit komutlar karmaşık komutlardan daha kısadır. Karmaşık komutlar da iki ya da daha fazla komutu tek bir komut haline getirdikleri için hem hafızadan hem de programda yer alması gereken komut sayısından tasarruf sağlar.

 

İlerleyen yıllarda CISC’in kısıtlamaları ve hafızayı tasarruflu kullanmanın önemini yitirmesi neticesinde CISC’a rakip olarak RISC (Reduced Instruction Set Computing – daraltılmış komut seti ile hesaplama) ortaya çıktı.

 

RISC’ın komutlarının uzunluğu sabittir (genelde de 32 bit’tir) ve her bir komut basit bir işlemi yerine getirir. Bir RISC çipi bu iki karakteristik özelliği sayesinde, fetch (komutu hafızadan taşıma), decode (komutun anlamını çözme) ve komutu çalıştırma işlemlerini daha kolay bir şekilde yapabilir. RISC’ın bir dezavantajı kodun uzamasıdır. Tüm komutlar gerek olsun olmasın 32 bitliktir. Dolayısıyla RISC programları CISC programlarından daha fazla hafıza gerektirebilirler. Buna rağmen decode aşamasının CISC’e göre daha hızlı gerçekleşmesine ek olarak, çoğu RISC komutları sabit bir zaman diliminde işlem görür. Bu da superscalar pipelining teknolojisi kullanan modern işlemciler için önemli bir özelliktir.

 

Pipelining

 

Pipelining , tıpkı bir fabrikadaki seri üretim bandı gibi çalışır. Bir fonksiyon ünitesi, her komutun işletilmesini aşamalarına ayırır. Basit bir pipeline’de beş ya da altı aşama olabilir. Bir superpipeline’da ise 10 ya da daha fazla aşama olabilir. Böyle bir pipeline’dan aynı anda birkaç komut birden akabilir. Her komut da ayrı bir aşamada işlem görmekte olabilir. Superscalar bir işlemcide her birisinin kendisine ait pipeline’ı olan iki ya da daha fazla fonksiyon ünitesi yer alabilir. Böyle bir işlemci birkaç komutu birden paralel olarak işletebilir.

 

RISC bu tekniğe daha da elverişlidir. Çünkü basitleştirilmiş komutlar pipeline’lardan daha pürüzsüz bir şekilde akarlar ve CISC komutlarının neden olabildiği tıkanmalara maruz kalmazlar.

 

Cache Cache , çalışmakta olan bir programa ait komutların geçici olarak saklandığı bir hafızadır. Cache hafızalar, işlemcinin komutları daha hızlı yüklemesini sağlayan yüksek hızlı hafızalardır. Cache hafızlar, Level 1 (L1) ve Level 2 (L2) olmak üzere ikiye ayrılırlar. İşlemci ihtiyaç duyduğu komutu ilk önce L1 cache hafızada arar. Eğer işlemcinin aradığı komut burada yoksa L2 cache hafızaya bakılır. Eğer burada da yoksa (cache miss durumu) sırayla, RAM ve HDD üzerindeki sanal hafıza üzerinde arar. L1 cache hafıza bunlar içerisinde en hızlı olanıdır ve genellikle işlemcinin üzerine imal edilir. L2 cache hafıza ise L1 e göre daha yavaş olmasına rağmen gene de hızı çok yüksektir. Bir kısım işlemcilerde (Celeronların ilk nesillerinde olduğu gibi) L2 cache hafıza bulmayabilmektedir. Bu durumda L1 cache hafızaya sığmayan komutlar L2 olmadığı için direkt olarak daha yavaş olan RAM a yazılmakta ve işlemcinin performansı düşmektedir. L2 cache hafıza genelde işlemcinin yakınındaki yüksek hızlı hafıza çiplerinden oluşur. Bazı yeni işlemcilerde (Celeron 300A ve sonrası gibi) L2 cache hafıza işlemcinin içine monte edilmiş ve daha hızlı erişim sağlanmıştır.

 

Dünden bugüne x86 işlemciler

 

8086/8088

 

Intel, 16 bitlik 8086 işlemcisini 1978 yılında piyasaya sürdü. Yüksek seviyeli programlama dillerine ve daha etkin işletim sistemlerine sahip ilk işlemci olan 8086, IBM uyumlu sistemlerin temelini oluşturdu. Arkasından çıkan 8088 işlemci ile IBM ilk kişisel bilgisayarı (PC) piyasaya sürdü. Bu ilk PC’nin 16K hafizası, grafik özelliği olmayan ekranı ve bir teyp bandı sürücüsü vardı.

 

Bu ilk işlemci dış veriyolu olarak 8 biti destekliyordu ve 4.77 MHz saat hızında çalışmaktaydı.

 

80286

 

Kısa bir süre sonra Intel, 80286 işlemcisini çıkartarak PC performansını yeni bir seviyeye yükseltti. 80286 işlemci 16 bit veriyolunu hem içte hem de dışta kullanabiliyordu. Bu da kendinden önceki işlemcilerden çok daha fazla ilgi görmesine sebep oldu ve artık PC’ler için daha güçlü yazılımlar üretilmeye başlandı.

 

80386

 

Intel’in bir kuşak sonraki işlemcisi olan 80386 işlemcisi PC dünyasına büyük değişiklikler getirdi. SX ve DX modelleri olan bu işlemcinin en büyük özelliği 32 bit bir işlemci olmasıydı. 286’lardaki veri yolunun iki katına çıkartılması PC’lerde grafik işlemlerini artırdı. Ayrıca saat hızının 16 MHz’den 33 ve 40 MHz’e çıkartılması işlemleri daha da hızlandırdı.

 

i486

 

Intel Nisan 1989 yılında i486 işlemciyi piyasaya sürdü. i486 işlemcisi entegre bir chiptir. Bu chip dört farklı işlev grubunu (asıl CPU’yu, bir matematik yardımcı işlemcisini, bir önbellek denetleyicisini ve DX/DX2 modellerinde bir adet genel önbellek, DX4 modellerinde ise iki adet ayrık 8K önbelleği) bir bileşende birleştirmektedir. i486 hem içten hem de dıştan 32-bit yapı kullanır. Saat hızı olarak da 100 MHz’e ulaşmıştır.

 

Pentium

 

i486 işlemcilerin hızla yaygınlaştığı bir dönemde Intel P5 kod adıyla tasarladığı yeni işlemci ailesini Pentium adıyla piyasaya sürdü. Dış veriyolu 64-bit iç veriyolu ise 256-bit olan bu işlemci iki adet ayrık 8K’lık önbelleğe sahiptir. Pentium işlemci 486’lardan farklı olarak iki adet tamsayı işlemcisine sahiptir. Kayan nokta işlemcisi de iyice geliştirilmiştir. Ayrıca 486 işlemcilerde olmayan Branch Protection (dallanma tahmini) teknolojisi kullanılmıştır. Bu teknoloji, program sırasında işletilecek olan dallanma (jump) komutlarının dallanacağı tahmin edilen kod kümelerinin daha hızlı erişilen bir ortama kopyalayarak işlenmeye başlanmasına dayanır. Bu şekilde %25 oranında performans artışı sağlanır.

 

Pentium işlemciler 0.28 mikronluk BICMOS ve CMOS teknolojisi ile üretilmişlerdir. 60 MHz, 75 MHz, 90 MHz, 100 MHz, 120 MHz, 133 MHz, 166 MHz, 200 MHz ve 233 MHz saat hızında üretilmişlerdir.

 

Pentium Pro

 

Pentium işlemcilerin yaklaşık iki katı işlemci gücüne sahip olan bu işlemcilerde 5.5 – 6.1 milyon arasında transistör kullanılmıştır. +2.9V besleme gerilimi ile çalışan bu işlemci 166 MHz, 200 MHz, 233 MHz ve 266 MHz saat hızlarında üretilmişlerdir. Bu işlemci daha çok server bilgisayarlar için tasarlanmıştır ve x86 tabanındaki işlemciler için yazılmış tüm yazılımları desteklemektedir. Pentium Pro öncelikle 32 bitlik programlara ihtiyaç duyar. Bu sebeple işlemcinin tam performansla çalışabilmesi için Windows NT gibi gerçek 32 bitlik işletim sistemi kullanılmalıdır.

 

MMX Teknolojisi

 

Intel, 1997’nin başlarında Pentium MMX işlemciyi piyasaya sürerek Pentium tasarımına yeni bir boyut kazandırdı. Multi Media Extension’ın kısaltılmışı olan MMX , Pentium işlemcisine 57 adet yeni komutun eklenmesiyle oluşmuş bir işlemcidir. Yani birkaç komutun yaptığı bazı işlemler tek komutta toplanmıştır. Single Instruction – Multiple Data -SIMD (Tek Komut – Çoklu Veri) teknolojisinin kullanıldığı bu işlemcilerde tek bir komutun getirdiği bir çok işlem paralel olarak bir arada yapılabilmektedir.

 

Bu işlemcilerde multimedya için komut setinin genişletilmesiyle birlikte L1 önbellek kapasitesi de 32 KB’a yani iki katına çıkartılmıştır. İşlem performansı söz konusu olduğunda MMX işlemcilerin verimliliği tartışılmaz. MMX işlemcilerin hızlı olmasındaki en büyük faktör önbelleğin büyüklüğüdür. Ayrıca MMX işlemcilerde besleme gerilimi 5V veya 3.2V’tan 2.8V’a düşürülerek işlemci çekirdeğindeki kayıp performans düşürüldü. Bu sayede yüksek saat hızına rağmen işlemci daha az ısınmaktadır.

 

Pentium II

 

MMX teknoloji ile yakaladığı performansı Pentium Pro ile birleştiren Intel Pentium II işlemcileri piyasaya sürdü. Pentium II işlemciler hem yapı olarak hem de fiziki olarak önceki işlemcilerden farklılıklar taşımaktadır. Önceki işlemcilerde Soket 7 yi kullanan Intel Pentium II ile birlikte SEC (Single Edge Contact) adını verdiği ve Slot 1’e girecek yapıda bir dizayn kullandı.

 

Pentium II ailesinin ilk modeli 233 MHz hızında üretildi. Arkasından 266 MHz, 300 MHz ve 333 MHz modelleri geldi. Intel bu aşamadan sonra 66 MHz’lik veri yolunun yanında 100 MHz’lik veri yolunu da kullanmaya başladı ve daha sonra çıkan işlemciler 350 MHz, 400 MHz ve 450 MHz olarak çıktı.

 

Pentium II’lerin yapılarındaki ve veriyolu hızlarındaki bu değişiklikler beraberinde anakartların da çeşidini artırdı. 66 MHz veri yolunu kullanan Pentium II’ler için 440LX chip set kullanan anakartlar üretildi. Arkasından 100 MHz veri yolu kullanan işlemciler için 440BX chip setli (aynı zamanda 66 MHz veri yolunu da destekler) anakartlar üretildi.

 

Pentium II ailesinin son ferdi olan 450 MHz den sonra Pentium III’ler piyasaya sürüldü.

 

Celeron

 

Daha çok iş istasyonları ve CAD/CAM gibi geniş uygulamalar için tasarlanan Pentium II’ler son kullanıcılar için pahalı gelmekteydi. Bu durumu değerlendiren Intel, son kullanıcılara yönelik yeni bir işlemci piyasaya sürdü. Celeron ismini verdiği bu işlemcilerin Pentium II’den en büyük farkı L2 ön belleğinin olmamasıydı.

 

Bu serinin ilk ferdi 266 MHz olarak tasarlanmıştır. L2 ön belleği olmayan Celeronlar Pentium Pro ile aynı performansı göstermektedir. 266 MHz işlemcinin arkasından yine L2 önbelleği olmayan Celeron 300 üretildi.

 

İlk nesil Celeron işlemcilerin fiyatı çok cazip olmasına rağmen önbellek gerektiren uygulamalarda yetersiz kalması bu işlemcilere ilgiyi azalttı. Bu sırada Intel yine bir atak yaparak 128KB L2 önbelleğe sahip Celeron 300A işlemcisini üretti. Arkasından gelen 333 MHz, 366 MHz, 400 MHz, 433 MHz ve 466 MHz işlemciler 128 KB önbellek geleneğini devam ettirdiler.

 

Celeron işlemciler 333 MHz’e kadar Slot-1 yapısında üretilirken (Şekil 3 ) bundan sonra Soket-370 yapısında üretilmiştir. Bu işlemciler 0.25 mikron CMOS teknolojisi ile imal edilmişlerdir. Önbellek içermeyen Celeron işlemcilerde 7.5 milyon transistör varken önbellek içeren işlemcilerde 19 milyon transistör olduğunu görmekteyiz.

 

Celeron’ların içerdiği 128 KB önbellek işlemcinin içerisindedir ve çekirdek ile aynı hızda çalışırlar. Bu, Celeron işlemcilerin daha kolay overclock edilmelerini sağlar. Ancak Pentium II’ler her zaman Celeron’lara göre daha üstündürler. Çünkü daha önce de belirttiğimiz gibi Celeron’lar son kullanıcılar için, Pentium II’ler ise daha kapsamlı işler için tasarlanmıştır.

 

Pentium III

 

Katmai olarak isimlendirilen çekirdekle tasarlanan işlemci, beraberinde bir çok yenilikler de getirdi. Daha önce MMX işlemcilerde gördüğümüz (fakat onlardan çok daha karışık) şekilde 70 adet yeni komutla gelen bu işlemcinin asıl performansı temel yapısındaki değişiklik olmadığı için hemen birden bire bilgisayarımızda bir performans artışı gözlenememektedir. Intel, Pentium III’te de Pentium Pro’dan beri iyileştirilerek kullanılagelen çekirdek kısmı kullanılmıştır.

 

İşlemciye 70 adet yeni komut eklenmiş ve bu komutları kullanan birimlerde değişiklikler yapılmıştır. Bu komutlar MMX’teki gibi belli bir konuya mahsus komut değillerdir ve üç ana başlık altında toplanırlar.

 

Intel’in SIMD (Single Instruction, Multiple Data Parallelism – Çoklu Veri Paralelliği Sağlayan Tek Çevrimli Komutlar) genişletmeleri olarak adlandırdığı bu komutlar işlemci içinde farklı çalıştırma birimlerinde işletilirler. Bu komutlardan ilk 50’si FPU (Floating Point Unit – Matematik İşlem Birimi) içerisinde işlenir. Bu şekilde SIMD FPU komutları normalde onlarca saat çevriminde halledilebilecek 32-bitlik çarpımları tek bir saat çevriminde yapabilmekte ve bu komutlarda aynı anda 4 tanesi birden işletilebilmektedir. Bu sayede 3 boyutla ilgili hesapların yapılma süresi ve MPEG-1 ve MPEG-2 kodlarının çözümleri daha kısa zamanda yapılabilmektedir.

 

Bu komutlarla birlikte işlemciye eklenmiş diğer yapısal bir değişiklik de 8 adet yeni registerdir. Bu yeni register’lar işlemcide yeni SIMD FPU komutları tarafından kullanılmak üzere yer alıyorlar. Register’lar 128-bit’lik bir genişliğe sahiptir. Bu sayede birden çok (dörde kadar) FP ucu bir register’a yüklenebiliyor ya da SIMD komutları bu register’larda saklanabiliyor. Bu şekilde Intel, RISC işlemcilere göre en büyük eksiklik olan register sayısının azlığını yavaş yavaş kapamaya başladı.

 

Pentium III işlemcilere eklenen komutlardan 12 tanesi “yeni medya” komutları olarak adlandırılarak MMX ünitesince değerlendirilmektedir. Daha hızlı işlenen iki boyutlu grafikler ile video oynatımı, MPEG çözümünde extra hız, codec’lerin kullanılmasında kolaylık ve daha hızlı istatistiki bilgi kullanılması mümkün olmaktadır.

 

Diğer 8 adet komut ise Pentium III’ün dış dünya ile konuşmasını sağlayan bus kontrolörüne eklenmiştir. Bu komutlar sayesinde daha büyük 3D veri tabanlarının kullanım hızını, düzgün video akışını ve performansı düşüren hafıza ıskaları konularında işlemler olur.

 

Daha önce de bahsettiğimiz gibi Pentium II’nin önbelleği işlemci hızının yarı hızında çalışmaktaydı. Bu durum Pentium III’de de devam etmiştir ve bu durum performansı bir miktar düşürmektedir. Pentium III’lerin yeni çıkan bazı modellerinde cache bellek 256 KB’a düşürülmüş ve çekirdek içerisine konarak işlemci ile aynı hızda çalışması sağlanmıştır. Bu modellerin sonuna “E” harfi konmaktadır.Ayrıca normalde 100 MHz veriyolu hızında çalışan Pentium III işlemcilerin yine yeni çıkan modelleri 133 MHz hızında çalışmaktadır. Bu modellerin sonuna da “B” harfi eklenmektedir. Mesela Pentium III 600EB işlemcisi 133 MHz hızında çalışan ve 256 KB cache belleğe sahip bir işlemcidir.

 

 

Kategoriler
BİLGİSAYAR

Bilgisayar Kendi Kendine Neden Reset Atar(Kapanır)? Reset Atmanın Sebepleri Nelerdir?

Bilgisayar kullananların en büyük dertlerinden biridir bilgisayarın kendiğinden kapnaması yani reset atması. Reset atmanın birçok sebebi olabilir bu yüzden reset atmanın sebebini bulabilmek için bazı şeyleri kontrol etmek gerekir. Reset atmanın nedenleri şunlar olabilir:

  • İşlemci ve power supply fanlarını (kasanın arkasındaki fan) kontrol edin ısındığı için yapıyor olabilir.
  • Power supply voltajı yetmiyor olabilir
  • Herhangi bir virüsten dolayı olabilir bilgisayarınız iyi bir virüs programı ile taratmayı deneyin
  • Ram’den olabilir çıkartın temizleyin tekrar takı veya diğer slot takarak deniyebilirsiniz.
  • İki tane Ram varsa birini çıkartıp deneyin veya yerlerini değiştirin
  • İşlemci fan ayaklarını kontrol edin yerine tam oturmamış olabilir
  • Hard disk kablolarını kontrol edin yeni kablo varsa yenisini takmayı deneyin
  • Kurduğunuz programlar çakışıyor olabilir
  • İşlemcide termal macun varmı kontrol edin
  • İşlemci ısısına bakın
  • Pc bağlı olduğu prizde topraklama olmaması (mutlaka olaması lazım)
  • Voltajın sürekli düşmesi
  • Oyun oynarken oluyorsa ekran kartını kontrol edin çok ısınıyor olabilir
  • PC kapandıktan sonra 15-20 dk süresince açılmıyorsa işlemci çok ısınıyor olabilir
  • Bios ayarları değişmiş olabilir orjinal ayarlarına geri getirin
  • Anakart da sorun olabilir
  • Ekran kartında sorun olabilir başka bilgisayarda denenmeli
  • PC takılan TV kartı vs. çakışıyor olabilir çıkartıp deneyin
Kategoriler
BİLGİSAYAR

VPS Hosting Nedir? Özellikleri Nelerdir? VPS Hosting ile Reseller ve Dedicated Hosting Arasındaki Farklar Nelerdir?

Bir web sitesi sahibi olan herkesin, sitesini yayınlamak için mutlaka bir alana sahip olması lazım. Bunun için çeşitli hosting firmaları değişik fiyatlarla bu hizmeti web sitesi sahiplerine sunmaktadır. Yalnız bu web hosting hizmetleri sadece küçük ölçekli siteler için idealdir. Ama zamanla bu web hostingler, web sitesi belli bir hite, belli bir büyüklüğe erişen site sahiplerinin, ihtiyacını karşılayamaz duruma gelir zamanla. İşte tamda bu noktada devreye reseller, dedicated ve VPS hosting seçenekleri devreye giriyor. Bizde bu yazımızda bu kavramları anlatmaya çalışacağız kısaca.

VPS nedir ?
Açılımı Virtual Private Server olan ve share hosting ile dedicated hosting karışımı olan bir hosting şekline verilen isimdir.
Konuya anlatmaya gerçek bir uygulama ile başlasak daha iyi olacaktır sanırım;
örnekteki rakamsal değerler konuyu anlatmak için verilmiş degerlerdir.)

Günlük 100 hiti olan bir siteniz vardır. İşler zamanla ilerler, hitiniz 1000 olur, bir süre sonra hitiniz 10.000 olur ve artık dertleriniz malesef başlar.

Artık hosting şirketiniz mırın kırın etmeye başlar doğal olarak. Siteniz çok fazla sistem kaynağı tüketmeye başlamıştır. Yada hiti 2000 olan siteniz bile bazen çok fazla upload yada download olayları yüzünden yada çok fazla SQL sorgusu yüzünden aşırı sistem kaynağı yani Cpu tüketmeye başlayabilir. Çünkü siteniz aynı makinedeki diğer sitelerin hakkını yemeye başlar. Share sunucu dedigimiz olayda 1 makinaya 100 site konur ve Sunucudaki bir CPU’yu 100 site ortak şekilde kullanırken, sizin büyüyen siteniz tek başına sunucu işlemcisinin %25 bölümünü kullanmaya başlar. O andan itibaren size ya dedicated makine almanızı önerirler yada kapının yolunu gösterir hosting firmasının yetkilisi…

Yok yok bu hosting firması dandikmiş ben en iyisi başka hosting firması arayayım dersiniz. Pılınızı pırtınızı toplayıp başka bir hosting firmasının müşterisi olursunuz. Bir müddet geçtikten sonra yeni hosting firmanızda aynı şeyleri söylemeye başlar. Çok Cpu tüketen bir siteyi hiç kimse share hosting içinde barındırmak istemez.

Bir yol ayrımına gelirsiniz ya siteyi kapatmak yada paraya kıyıp dedicated sunucu almak ama 2.000 hitli siteniz için 100$-150$ civarı bir paraya dedicated sunucu almak gözünüze gelir hele ki siteden kazancınız yoksa, sitenizi kapatmakta işinize gelmez o kadar emek verip bir yerlere getirdiginiz sitenizi kapatmaya gönlünüz razı olmaz.
Hosting firması sitenizi “share hosting” müşterisi kategorisine almak istemez, dedicated hosting satmak ister ama sizinde paranız yoktur.

İşte bu durumdaki webmaster arkadaşlar için imdada VPS hosting girer.

VPS hosting Nedir?
Bazı yazılım firmaları, durumu yukarıdaki anlatılan durumdaki websitesi sahipleri için VPS programlarını yazmışlardır.

Piyasada bu işi yapan en iyi 3 VPS programı Virtuozzo, Wmware ve Microsoft Virtual Server 2005.

Peki bu programlar ne işe yarar ?
Hosting firması dedicated makinaya temiz bir linux kurulumu yapıp hazırladıktan sonra Virtuozzo programını kurarak sanal olarak bilgisayarı parçalar.

Nasıl yani?
Örneğin dedicated sunucu makinenin 1gb ram belleği vardır. Virtuozzo programı bu sunucunun 1gb ram belleği 256mb olarak sanal olarak 4 eşit parçaya bölüyor. 100$ olan dedicated makine maliyetini 4 eşit parçaya bölerek 4 farklı müşteriye daha rahat şekilde 25$ gibi bir fiyata satabilir.

Aynı şekilde Virtuozzo programı bilgisayarın işlemcisini ve harddiskinide 4 eşit parçaya böler. Siz bu şekilde 25$ vererek, sunucu işlemcisinin %25 dilimini kullanma hakkına sahip olursunuz. Share hosting paketinde sunucunun işlemcisinin %1lik kısmını, Dedicated sunucuda işlemcinin %100lük dilimini siz kullanırken VPS sunucuda sadece %25lik dilimini kullanabiliyorsunuz.İşte bu sebepten dolayı VPS sunucular ucuzdur.

Vps Sunucunu Artı yönleri:

  1. Dedicated kadar pahalı degildir ama kısmi olarak kendi sunucunuz olur.
  2. Makinenin size ayrılan bölümüne istediğiniz programı kurabilirsiniz.
  3. Sunucu bakımınız dedicated kadar zahmetli olmaz.
  4. Kendi sunucunuz oldugundan dolayı istediginiz kadar site barındırabilirsiniz.Hosting satışı yapabilirsiniz.Para kazanabilirsiniz.

Vps Sunucunu Eksi yönleri:
Piyasada gördüğünüz ucuz dedicated veren hosting firmalar genellikle vps sunucularını millete dedicated diye satmaya çalışırlar. 25$lık maliyeti olan sunucuyu size 50$ a dedicated sunucu satıyoruz diye geçirmeye çalışırlar.
VPS sunucu alacaksanız gerçekten güvendiğiniz hosting firmalarından alın yada mutlaka o firmadan vps hizmeti almış birine sorun.

Üçkağıtçılık yapmaya çok müsait bir Hosting dalıdır VPS işi.
Hosting işi yapan firmalar 1 dedicated makinayı 4 degilde 8 parçaya bölüp size 4 parçaya böldük diye satmayada çalışabilirler. Virtuozzo programı ile illa 4 parçaya bölünür diyede bir kaaide yok tabii ki. 4gb ram bellegi olan dual xeon makinayıda 4 parçaya bölmek kardan çok zarar getirir hosting firmasına. Böyle güçlü makinaları 6 ila 8 parçaya bölüp satan yerlerde var.Özetle bir makinanın Ram bellegi yettigi kadar sayıya bölünebilir dedicated makina.
Bizim burada dikkat edecegimiz nokta hosting firmasının bize vaad ettigi ram ve cpu kullanma yüzdesidir.

100mb Ram satan yerlerden uzak durun, bunu satan adam o makinayı en az 10 parçaya bölüp satmaya çalışıyordur.
Bir makinada ne kadar çok site olursa, sorun yaşama olasılığınız o oranda artar çünkü VPS programları tam olarak donanımsal parçaları bölemediginden bazen makinanın kilitlenmesine yol açıyor ve Virtuozzo programıda çalışmak için ram ve cpu gücü tüketiyor.

VPS programını Evdeki bilgisayarımdada kullanabilirmişim dogru mu?
VPS programlarının çok amaçlı kullanım şekilleri mevcuttur. Özellikle Wmware programı ile kendi bilgisayarınıza 5-6 işetim sistemi kurabilirsiniz. Yani bir bilgisayara 6 işletim sistemi kurabilirsiniz.
-Evinizdeki windowsXP işletim sisteminin içine sanal olarak linux işletim sistemi kurup ögrenebilirsiniz.
-Virüs- trojan yazıyorsanız yada bu işler ile ilgileniyorsanız mesela sanal windowsXP kurup onun içinde her türlü testi yapabilirsiniz. Bu sektördeki trojan gerçek bilgisayarınıza erişip zarar veremez.
-Sürekli yeni programlar indirip deneme ve ögrenmek istiyorsanız, mevcut işletim sisteminizi mok etmek istemiyorsanız (her program kurup sildikçe windows işletim sisteminiz şişer ve çökmeye dogru yol alır) sanal windowsXp işletim sistemi içinde her türlü programı indirin kurun silin geri kurun.
-Çok sevdiginiz eski oyunlar yada bazı muhasebe programları hala windows95 istiyorsa sanal bir windows95 işletim sistemi kurup orada işlemlerinizi yapabilirsiniz.
Birbirinden bağımsız onlarca farklı işletim sistemi kurup kullanabilirsiniz.

Kaynak: R10.net