Kategoriler
SAGLIK

Sgk’nın Karşıladığı Yeni Kanser İlaçları 2013

SGKnın karşıladığı kanser ilaçlarına yenileri eklendi. Star Gazetesinin haberine göre, Sgk aldığı kararla Türkiye’deki çok yaygın olan kanser ilaçlarını listesine aldı. Fiyatı 150 – 1000 TL arasında değişen bu kanser ilaçlarının isimleri şöyle :

Kategoriler
SAGLIK

Kanser Belirtileri Nelerdir? Dikkat Edilmesi Gerekenler

Malesef çağımızın en ölümcül hastalığı kanser, ölümcül olduğu kadar sinsi bir hastalık türü. Kanser olduğunu öğrenen kişiler genellikle kanserin son safhasında oluyorlar. Çünkü en ağır belirtiler o safhada kendini gösteriyor. Halbuki kanserin ilk evresinse hastalığı yenme umudu bir hayli fazla. Bu nedenle hastalığın ilk evresinde görünen aşağıdaki belirtileri mutlaka dikkatlice okuyun:

1. Hırıltı ve nefes darlığı: Akciğer kanseri hastalarının hatırladığı ilk belirtilerinden biri hırıltı ve nefes darlığıdır.

2. Kronik öksürük veya göğüs ağrısı: Lösemi ve akciğer tümörü de dahil birçok kanser türü kötü bir öksürük ya da bronşite benzer belirtiler gösterebiliyor. Farkı anlamanın yolu ise kanserde problemler inatçıdır ya da bir süre kaybolup bir döngü halinde yeniden başlar. Bazı akciğer kanseri hastaları omuzlara ya da kolun aşağısına kadar yayılan göğüs ağrısı çektiklerini belirtiyorlar.

3. Sık sık ateşlenme ya da enfeksiyon: Bu belirtiler kemik iliğinde başlayan kan hücresi kanseri olan löseminin belirtileridir. Lösemi iliğin anormal şekilde beyaz kan hücresi üretmesine neden olur. Bu hücreler de vücudun enfeksiyonla savaşma yeteneğini yok eder. Çoğunlukla yetişkinler birkaç kez ateş, yorgunluk ve grip tarzı şikâyetler geçirdikten sonra doktorlar kanser olduğunu anlarlar.

4. Yutkunma güçlüğü: Özofagus (yemek borusu) ya da gırtlak kanseriyle ilişkili olan en yaygın belirtilerden biri yutkunma güçlüğüdür. Bu belirti aynı zamanda akciğer kanserinin de belirtisi olabiliyor.

5. Şişmiş lenf bezi ya da boyunda, koltuk altında veya kasık bölgesinde şişlik: Büyüyen lenf bezleri lenf sistemindeki değişikliği gösterir. Bu da kanserin bir belirtisi olabilir. Örneğin, kol altındaki şişlik ya da lenf bezlerinin şişmesi bazen göğüs kanserinin belirtisi olabiliyor. Boyunda, koltuk altında ya da kasıktaki ağrısız bir şişlik de löseminin erken belirtileri arasında yer alıyor.

6. Aşırı berelenme ya da durdurulamayan kanama: Bu belirtiler lösemide görülen trombosit ve kırmızı kan hücreleriyle ilgili anormal bir durumdur. Lösemi hastası bir kadın yüzündeki, boynundaki ve göğsündeki kırmızı noktaların yanı sıra parmakları ve elleri gibi farklı yerlerde görülen morarmalar, berelenmeler de rapor etmiştir.

7. Halsizlik veya yorgunluk: Genel bir yorgunluk ya da halsizlik birçok farklı kanser belirtisinden biridir. Hangi kanserle ilgili olduğunu anlamak için yorgunlukla gelen diğer belirtilere de bakmalısınız. Açıklanamayan bir yorgunluğunuz varsa ve daha fazla uyumanıza rağmen geçmiyorsa bir doktora gidin.

8. Şişkinlik ya da karın bölgesinde kilo artışı: Yumurtalık kanseri olan kadınların büyük çoğunluğunda aniden başlayan ve uzun süre devam eden açıklanamayan şişkinlik belirlenmiştir.

9. Kendini tok hissetmek ya da yemek yiyememek: Yumurtalık kanserinin bir başka belirtisi de iştahınızın olmaması, uzun zamandır bir şeyler yememenize rağmen yemek yiyememektir.

10. Pelvik ya da karın ağrısı: Pelvik ağrısı fibroid, yumurtalık kisti ve diğer üreme sistemiyle ilgili bir hastalığın belirtisi olabilir. Ayrıca pelvik ve karın ağrısı yumurtalık kanserinin belirtilerinden biridir. Bunun yanında lösemi de dalağın büyümesiyle karın ağrısına yol açabiliyor.

11. Rektal kanama ya da dışkıda kan: İnsanlar tuvalette kan gördüklerinde bunun hemoroit olduğunu düşünse de dışkıda görülen kan veya rektal kanama kolorektal kanserin bir belirtisi olabilir. Böyle bir durumla karşılaşırsanız hemen doktora gidin.

12. Açıklanamayan kilo kaybı: Diyet yapmıyorsanız ve beslenmenizde bir değişiklik olmamasına rağmen kilo verdiğinizi fark ettiyseniz, bunun nedenini araştırmalısınız. Kilo kaybı kolon veya diğer sindirim sistemi kanserlerinin erken dönem belirtisi olabilir.

13. Mide bozukluğu ya da mide ağrısı: Bu belirtiler çok basit gibi görünse de ve doktorlar hastalarının önce ülser olduğunu düşünse de karaciğer tümörünün belirtisi olabiliyor ya da kolorektal kanseri işaret edebiliyor.

14. Kızarmış, şiş bir göğüs: Herkes göğüslerindeki şişlik olup olmadığını kontrol etmesi gerektiğini bilir. Fakat, gözden kaçan daha belirgin belirtiler de önemlidir. Şişmiş, kızarmış bir göğüs kanserin habercisidir. Birçok kadın göğsünün üzerinde selülite benzer bir görünüm fark edebilirler. Bazıları ise göğsünde şişlik, yanma ya da rahatsızlık hissedebilir. Bu gibi bir durumla karşılaşırsanız mutlaka doktora gidin.

15. Meme başındaki değişiklikler: Göğüs kanseri teşhisi konmadan kadınların fark ettiği en yaygın değişikliklerden biri de meme başının yassılaşması, ters dönmesi, yan dönmesidir. Ayrıca meme başlarında kaşınma, pul pul olma ya da kabuklanma da önemsenmesi gereken değişikliklerdendir.

16. Ağrılı ve yoğun regl dönemi: Birçok kadın bu belirtilerin endometriyal ya da rahim kanserinin belirtisi olarak bildirdiler. Maalesef birçok kadın doktorlarının bu şikâyetlerle yeterince ilgilenmediğini ifade etti. Eğer rutinden farklı, ağrılı ve aşırı bir durum varsa doktorunuza danışın.

17. Yüzle ilgili organların şişmesi: Akciğer kanseri olan bazı hastalar yüzlerinde kızarıklık, şişlik ve kabarıklık olduğunu rapor ettiler. Bazı akciğer kanseri hücreleri göğüsteki kan damarlarını tıkıyor ve kafadan yüze giden kan akışını önlüyor.

18. İyileşmeyen, kabuklu veya kolay kanayan yara ya da cilt kitlesi: Çoğumuz cilt kanserini işaret eden değişiklikler için benlerimizi takip etmemiz gerektiğini biliriz. Fakat küçük balmumu gibi şişlik ya da kuru, pul pul lekelerin tespiti daha kolaydır. Kendinizi farklı cilt kanseri türlerine (melanom, bazal hücre karsinomu ve pullu hücre karsinomu) alıştırın. Tüm vücudunuzu kontrol edin.

19. Tırnaklarınızdaki değişiklikler: Tırnaklarınızdaki açıklanamayan değişlikler çeşitli kanser türlerinin belirtilerinden biri olabilir. Tırnak altındaki siyah ya da kahverengi çizgiler veya benekler cilt kanserinin habercisi olabilir. Parmak kemiklerinin epifizlerindeki deformasyon akciğer kanserinin belirtisi olabilir. Solgun ya da beyaz tırnaklar ise karaciğer kanserinin belirtisi olabilir.

20. Sırtınızda ya da sırtınızın sağ alt bölgenizde ağrı: Karaciğer kanseri ya da yumurtalık kanserinin belirtisinden biridir. Göğüs kanserinde de teşhis sıklıkla sırt ağrısıyla konuyor. Çünkü göğüsteki tümör sırtınıza baskı yaptığında ya da kanser omurgaya ya da kaburgalarınıza yayıldığında sırt ağrısı başlıyor.

ZAMAN online

Kategoriler
Genel Kültür GÜNCEL SAGLIK

Kanserden Korunma Yolları Nelerdir? Kansere Yakalanmaktan Koruyacak Öneriler.

Ülkemizde ve dünyada kansere yakalanma oranları artıyor Değişen hayat şartları, kullanılan eşyalar, beslenme alışkanlıklarımızın farklılaşması gibi etkenler kansere davetiye çıkarıyor.

Aslında alacağımız birkaç küçük önlemle kanserden korunmamız mümkün. İşte sizi kansere yakalanmaktan koruyacak 10 öneri…

Kanser, ölümcül ve tedavisi zor bir hastalık Maalesef son yıllarda ülkemizde özellikle akciğer kanserinde bir artış söz konusu. Bunu tek bir sebebe bağlamamız da mümkün değil ancak gündelik hayatta girdiğimiz ortamlar, kullanılan eşyalar hatta yiyip içtiklerimiz bile tehlike taşıyabiliyor. Tabii kanserden korunayım derken paranoyak da olmamak gerekiyor. Yersiz telaşlar, bilinçsizce kullanılan bitkisel çaylar, ilaçlar vs. kanserden korumak yerine başka hastalıklara davetiye çıkarabilir.

Üç bilim adamının kanıtlanmış gerçeklerden yola çıkarak hazırladığı, Prof. Dr. Erkan Topuz’un Türkçeye çevirdiği “KANSER Salgınını Önlemek İçin 101 Çözüm Önerisi” kitabında kansere dair merak ettiğiniz her şeyi bulmanız mümkün. Alfa Yayınları’ndan çıkan kitapta kanser hastalığını ne kadar tanıdığımız, kansere neden yakalandığımız, hastalığın bu kadar yaygınlaşmasının sebeplerinden kanseri önlemenin ya da tedavisinin olup olmadığına kadar birçok konuya açıklık getiriliyor.

İşte size kanserden korunmanız için 10 çözüm önerisi:

Gözlerinizi açın: Aslında kanser yapıcı birçok madde ile iç içeyiz. Bunları kanserle ilişkilendirmek aklımızı ucundan bile geçmiyor. Petrol, doğal olmayan pamuk ve sentetikler, temizleyiciler kanserojen madde içerir. Daha birçok örnek verilebilir. Tüm bu doğal ve yapay kanserojenlerle karşılaşma riskimizi azaltmak ilk kural bu tehlikelere karşı gözümüzün açık olması.

Sağlıklı davranışlara alışın: Fizik olarak aktif olun, az araç kullanın, bisiklete binin, yürüyün. Güneşte fazla kalmayın ancak D vitamininizi de alın.

Her türlü tütün dumanından kaçının: Sigaranın yol açtığı hastalıkların başında akciğer kanseri geliyor. Elinizden geldiği kadar tütünden uzak durun.

Sağlıklı beslenin: Bol miktarda taze, mevsiminde organik meyve ve sebze yemeye özen gösterin. Bol miktarda klor ve kirletici maddelerden arındırılmış su, çeşitli çaylar, yeşil çay gibi içecekler tüketin. Bağışıklık sistemini güçlendiren vitamin ve mineralleri de almaya çalışın.

Güvenli kişisel ürünler kullanın: Birçok kişisel bakım ürünü sağlıklı olmayabilir. Bunları kullanırken sağlığımızdan taviz vermeyin. Kullanmadan önce daha çok araştırma yapmamızda yarar var.

Sağlıklı bir evde yaşayın: Ev içi havanızın ve kullandığınız suyun temiz olduğundan emin olun. Eğer imkanınız varsa sağlıklı taban malzemeleri, sertifikalı organik dokuma eşyalar ve doğal duvar kaplamalarıyla evinizi değiştirerek daha sağlıklı bir ortam sağlayabilirsiniz.

Evinizi güvenli şekilde temizleyin: Ayakkabılarınızı kapıda çıkarın. Temiz bir ortam için yerleri haftada en az iki kere temiz ıslak bez ile silmek, halıları da donanımlı elektrik süpürgeleri ile süpürmek gerekir. Sirke, dezenfekte eder ve kokuları giderir. Ayrıca evinizin güzel kokması için kullandığınız parfümlerin doğal olmasına dikkat edin.

Bahçenizi doğal yollardan koruyun: Bahçe ilaçlarına elveda deyin. Plastik çimenleri kabul etmeyin. Sağlıklı havuz ve küvetleri tercih edin. Organik besinler yetiştirin.

Alkol almayın: Alkol; ağız, boğaz, karaciğer, meme ve kolon kanseri için bilinen bir risk unsuru. Bu açıdan alkolden uzak durmak gerek.

Radyasyonla temasınızı azaltın: Cep telefonları yüzünden günün hemen her saatinde radyasyona maruz kalıyoruz. Bunu engellemek istiyorsanız iletişimi elinizden geldiği kadar sabit telefonlardan yapın. Kablosuz dijital telefonları kullanmaktan kaçının. Eğer cep telefonu kullanıyorsanız konuşurken mutlaka kulaklık kullanın. Kullanmadığınız zamanlarda da telefonunuzu kapalı tutun.

ASLIHAN KÖŞŞEKOĞLU

Kategoriler
Genel Kültür SAGLIK

Mide Kanseri Nedir? Mide Kanserinin Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi

Prof Dr Kamil Yalçın Polat, çocukluktan başlayan bilinçsiz beslenme alışkanlığının yanısıra; son yıllarda sigara- alkol tüketiminin hızla yaygınlaşmasının mide kanseri vakalarında artışa neden olduğunu belirtti ve mide kanseri tedavisi hakkında bilgi verdi.

Mide kanseri, karnın sol üst bölgesinde bulunan midenin herhangi bir bölgesine yerleşebilen, genellikle lenf bezleri karaciğer ve akciğere yayılabilen; tüm kanserler içinde en sık görülenler arasında 4. ancak kanserden ölümlerde 2. sırada yer alan bir kanser türüdür. Çeşitli sebeplerden dolayı midenin mukoza zarından tümörler gelişir; bu tümörlerden kötü huylu olanları, kansere neden olmaktadır. Ülkemizde de en sık görülen kanser türleri arasında bulunan mide kanserinden dünyada her yıl yaklaşık 800 bin kişi ölmektedir. Mide kanseri erkeklerde bayanlara kıyasla 3 kat daha fazla görülmektedir. ABD’de mide kanserine ait oranlara bakıldığında yıllık yeni vaka sayısı yaklaşık 25 bin dolayındadır.

Etli gıdalara isteksizlik önemli bir mide kanseri belirtisidir.

Erken dönemde olan mide kanserleri çoğu kez başlangıçta belirsiz ve özellikli bir bulgusu yoktur; yani belirti vermeyebilirler. Başlangıçta hazımsızlık ve şişkinlik; özellikle etli gıdalara karşı isteksizlik önemli belirtiler gösterebilmektedirler. Daha geç dönemlerde ise; karın ağrısı, bulantı, kusma, gıda alımından sonra şişkinlik, kilo kaybı görülmektedir. Daha önce herhangi bir şikayeti olmayan 40 yaş üzerinde bir kişide hazımsızlık ve kilo kaybı gibi durumlar bu hastalık açısından değerlendirmeyi gerektiren belirtilerdendir.

Hastalığın erken ve iyileştirilebilir evrelerinde mide kanseri genellikle belirtilerini göstermez. Tümör büyüdüğünde ise üst kanın bölgesinde rahatsızlık, şişkinlik ve yemeklerden sonra doymuşluk hissi duyabilirsiniz. İştahsızlık, kilo kaybı, mide bulantısı, kusma ve halsizlik bu hastalığın ilerlediğinin göstergesi olabilir.

Tümör, yemek borusu ve midenin buluştuğu yerdeyse, yutmada da problemler yaşayabilirsiniz. Eğer tümör midenizin alt tarafında bulunuyorsa, midenin hareketini engeller ve içindekilerin dışarıya çıkmasına yol açarak kusmanıza sebep olur.

Mide kanserinin belirtileri ülser veya gastritle birbirine karıştırılabiliyor. Endoskopi yapılmadan doktorların ilaç vermesi kanserin ileri dönemlerde teşhis edilmesine neden oluyor. Oysa mide kanseri zamanında teşhis edilirse yalnızca ameliyatla tedavi edilebilir. Bu sebeple üç aydan daha fazla devam eden veya geçmeyen mide şikayetleriniz bulunuyorsa kesinlikle endoskopi yaptırın, rast gele mide ilaçları kullanmayın. Mide kanserinin belirtilerine karşı çok dikkatli olun: Midede ağrı ve hazımsızlık, sebebi bilinmeyen kilo kaybı, iştah azalması, erkenden doyma, kusma, bel ağrısı, sırt ağrısı, dışkının siyah olması, gaz şikayetleri. Bu belirtiler sizlerde varsa mutlaka alanında uzman bir hekime başvurup endoskopi yaptırın.

Mide Kanserinin Sebepleri Nelerdir? Mide Kanserinin Nedenleri?

Sindirim sistemi organlarından midenin herhangi bir parçasından gelişebilen bir kanser türü olan mide kanserinin oluşumunu tetikleyen birçok neden bulunmaktadır.  Mide kanserine neden olabilecek durumları şu şekilde sıralayabiliriz:

• Beslenme tarzı: Beslenme alışkanlığının önemli rol oynadığı mide kanserinde özellikle mangalda pişmiş et ve benzeri gıdalar, aşırı tuzlanmış ve salamura yapılmış sebzeler, mide kanserinin oluşumunda etkin olduğu kabul edilmektedir. Mide kanserinden korunmak amacıyla Akdeniz menüsü tarzında beslenme koruyucu sayılabilecek önlemlerden biridir. Taze ve doğal olan sebze ve meyveler yine mide kanserine karşı koruyucu özelliğe sahiptir.

• Enfeksiyonlar: Hplori, mide kanserine neden olan önemli bir faktör olarak kabul edilmektedir. Tüm mide kanserli olguların %65-85’inde Hplori enfeksiyonu mevcuttur. Diğer taraftan bakıldığında da tüm Hplori enfeksiyonlu olguların %2’sinde mide kanseri vakasına rastlanmaktadır

• Sigara ve alkol: Sigara, önemli aynı zamanda da önlenebilir bir mide kanseri nedenidir. Sigaranın mide kanserine olan tetikleyici özelliğine bir de alkol ile birlikte tüketiminin eklenmesi mide kanseri olma oranını çok daha fazla artırmaktadır. Bunun için sigara ve alkolden uzak durulması önerilmektedir.

• Genetik: Birçok hastalık gibi mide kanserinde de genetik faktörlerin etkili olabileceği bilinmektedir. Tüm mide kanserli olguların yaklaşık %10’unda genetik faktörler ön planda bulunmaktadır.

Hastalığı erken evrede yakalamak tedavi için önemli bir adım

Mide kanseri tanısında en önemli araç endoskopidir. Risk grubundaki olgulara mutlaka endoskopi uygulaması yapılmalıdır. Endoskopi uygulamasında, ucunda kamera olan bir boru ile mideye girilmesi sağlanır ve gözlemlenen ur oluşumuna biyopsi uygulanmaktadır. Kesin tanı konması için biyopsi kaçınılmazdır.

Endoskopinin uygun kullanımı ile hastalığı erken evrede yakalamak mümkün olabilmektedir. Özellikle Japonya da endoskopinin etkin kullanımı; erken tanıyı ve buna bağlı olarak bu hastalıktan kurtularak uzun yaşam sonuçlarını da beraberinde getirmiştir. Bunun dışında kontrastlı grafiler ve bilgisayarlı tomografi mide kanseri tanısını sağlayan diğer önemli araçlardandır.

Mide kanseri tanısının ardından uygulanacak olan tedavi multi disipliner yaklaşımı gerektirmektedir; yani ekip çalışması ile başarı sağlanabilmektedir. Cerrahi olarak tümörün uygun bir şekilde çıkarılması hastalığın en önemli ve en belirleyici tedavi şekli olmaktadır. Hastalığın evresine göre kemo-radyoterarpi tedavisi uygulanması önemli bir etkinliğe sahiptir. Eğer lenf bezlerine sıçrama olmuşsa mutlaka kemoterapi yapılmalıdır.

Kategoriler
Genel Kültür SAGLIK

Kepek Ekmeğinin Faydaları Nelerdir?

Kepekli ekmeğin bildiğimiz beyaz ekmekten çok faydalı olduğunu zaman zaman duymuşsunuzdur. Özellikle içerdiği posa ile birlikte hem midemizi tok tutmaya yarıyor hem de kabızlık , hemoroid gibi problemlerden bizleri koruyor. Diğer faydalarına gelince…

Kepekli ekmeğin faydaları:

Kepekli ekmek, çiğneme müddetini uzatır

Tükürük salgısını da arttırdığı için fazla gıda alımını önler

Midede fazla kalacağı için çabuk acıktırmaz

Bağırsaktaki geçişleri ise hızlandırır

Kabızlığa faydası olur

Kepek suda çözülmez

Gıdalar içerisinde karbonhidrat ve yağlı maddelerin emilmesine kısmen mani olur

Kan şekeri ve kan yağları üzerine müsbet tesir yapar

Kepek ve posalı gıdalar sindirim sisteminde kanserin meydana gelmesini azaltır

Kepekteki fitik asit, kalsiyum, demir ve çinko elementlerinin fazla emilmesini azaltır

Kepekli un mayalanırsa, bu zararlı etkisi kaybolur

Bol kepekli ekmeklerin kalori değeri azalmakta, buna karşılık vitamin ve protein değeri artmaktadır Bu sebeple şişmanlığı önlemektedir

Gıdalar içerisinde karbonhidrat ve yağların emilmesine kısmen mani olur

Kanda lipid ve kolesterol üzerine etkili olur

Kategoriler
SAGLIK

Kanser Aşısı Almanyada Bulundu! Kanser Tedavisi Nasıl Yapılır

Çok yakın bir akrabası kanserli olan biri olarak bu güzel haberi görür görmez okurlarımla paylaşmak istedim.İşte Sabah gazetesinin haberine göre Almanya’da bulunan kanser aşısı ve uygulaması:

Bütün dünyada hızla yayılan kansere karşı değişik tedavi yolları araştırılıyor. Vücudun kendi kendini iyileştirme metotlarından biri olan “kanser aşısı”nın insanlar üzerinde kullanılmasına Alman Hükümeti izin verdi. Aşı, Almanya’da Köln’de bulunan Medical Center Cologne’de ‘artık tedaviden umudunu kesilmiş’ pek çok hastaya yapılıyor. Alman Genel Sağlık Sigortası bu yeni tedavinin giderlerinin bir kısmını ödüyor, geri kalanını ise hastalar kendi imkanları ile karşılamaya çalışıyor. Özel sağlık sigortalarının bulunan Medical Center Cologne’de ‘artık tedaviden umudunu kesilmiş’ pek çok hastaya yapılıyor. Alman Genel Sağlık Sigortası bu yeni tedavinin giderlerinin bir kısmını ödüyor, geri kalanını ise hastalar kendi imkanları ile karşılamaya çalışıyor. Özel sağlık sigortalarının bir kısmı tedavinin tüm giderini karşılayabiliyor. Klinikte Belçika, Hollanda, Mısır, Türkiye ve Amerika’dan hastalar bulunuyor. Onkoloji, İmmünoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları konusunda üç ayrı uzmanlığı bulunan Prof. Dr. Robert Gorter’in geliştirdiği bu sistemle pek çok kanser türünde tamamen iyileşme sağlandığı iddia ediliyor. Prof. Dr. Gorter, bu tedavi planını her türlü kanser için uyguladıklarını özellikle zorlu Globlastoma beyin tümörlerinde hastaların yarısının tamamen iyileştiğini belirterek, bu verileri bakanlığa sunduklarını açıklıyor. Aşı özel birtakım tekniklerle veriliyor. Vücudun ısıtılması etkisinin artmasını sağlıyor. Dr. Gorter’in tedavi planı olarak uyguladığı aşı aslında eski ve yeni tekniklerin karışımından oluşuyor. Ancak uygulanan son plan bu tedavinin başarı şansını büyük ölçüde artırdığı için tercih ediliyor. Merkezde hastalara bu aşıyı yapan yedi hekim bulunuyor. Tedavi planını ülkelerinde uygulamak için gelen ve staj yapan hekimler de gözlemci olarak katılıyorlar. Merkezde çalışan doktorlar arasında Türk doktor Yadigar Genç kök hücre konusunda uzmanlığı bulunan bir genel cerrah. Aşı tedavisine inanıyor ve tedavi şansı tükenen pek çok hastanın tamamen iyileştiğine tanıklık ettiğini söylüyor. Genç, aşının damar yolu ile uygun bölgelere verilmesini sağlıyor. Köln’de şehir merkezinde kurulan bu klinikte hastalar ayaktan tedavi ediliyor. Yataklı bakıma ihtiyacı olanlar için Köln Üniversitesi Tıp Fakültesi ile işbirliği yapılıyor.

Aşı yapılırken vücut ısısı 42 dereceye yükseltiliyor

PROF. Dr. Robert Gorter kendi adını verdiği tedavi planını şöyle anlatıyor:
Hepimizde kanser hücresi bulunuyor. Bağışıklık sistemi sağlıklı değilse bu hücreler artarak insanı kanser yapabiliyor. Vücuttaki D hücreleri (dendritic hücreler) sürekli kanser hücresi arar ve bulduklarında lenf odalarına giderler. Burada öldürücü hücreler aktive edilir ve kanserli hücre öldürülür. Öldürücü hücrelere kanserli hücrenin yerini gösterip emri veren D hücreleridir.
Bağışıklık sistemi çok iyi çalıştığında kanserli hücreleri 24 saatte yok etme kabiliyetleri vardır. Sağlıklı bir insanda günde 40-50 bin kanser hücresi öldürülür. Yaptığımız çalışmalarda kanserli hastalarda D hücrelerinin yeterince çalışmadığını gördük. Biz bunların çalışması için bir plan geliştirdik.
Yaklaşık 5 çorba kaşığı kan alıyoruz. Bunların içinden monosit hücreler laboratuvarda ayrılıyor. Yarım çay kaşığı kadar D hücresi elde ediliyor. 5 kaşık kanda 50 milyon D hücresi çıkabiliyor.
Önce vücut ısısını 42-43 dereceye yükseltiyoruz. Hasta yüksek ısı makinesinin içine alınıyor böylece bağışıklık sistemi uyarılıyor.
Ardından D hücreleri veriliyor. Bu hücreler basit bir iğne ile bazen daha etkili olması için damar yolu ile tümörlü alana veriliyor.
Zehirli etkisi ya da kimyasal bulunmuyor.
Üç saatte bütün vücuda yayılıyor. Vücudun kanserli hücrelerle savaşma sistemini aktive ediyor.
Hasta hafif grip durumu yaşıyor bu bağışıklık sisteminin alarma geçtiğinin kanıtı sayılıyor.
Haftada iki seans olmak üzere 24 hafta tedavi tekrarlanıyor bazen 12 hafta yeterli oluyor.
Bize gelen dört hastanın üçünde tedavi başarılı oluyor.
Son aşama hastalar geldiği için o bir kişi de bağışıklık sistemi tamamen bitmiş hastalar oluyor.
Bu tedavi planını ben kendimde de kullandım. Testis kanseri olmuştum, ısı tedavisi ile birlikte son derece başarılı oldu.
Buluş yeni değil, vücudun kendi kendini geliştirme sistemini harekete geçiriyoruz. Dünyanın çeşitli yerlerinden gelen doktorlara ayrıca bu merkezde sistemi kullanabilmeleri için öğretiyoruz.

HASTALAR UMUTLU

Ömer Gürsoy 70 yaşında. Akciğer kanseri tedavisine yeni başlıyor. Daha önce kalp ameliyatı olmuş, sigara kullanıyor ve kemoterapi işe yaramamış. Tedavinin bir kısmını sigorta ödüyor, geri kalanını kendisi karşılayacak.
Özgüç Ö. Akciğer kanseri ve kendisi de doktor. Hiç sigara içmemiş, sürekli spor yapmış buna rağmen akciğer kanserine yakalanmış. Genel cerrah olarak yıllarca çalışmış ancak hastalığına 4. derecede teşhis konulduğunda artık cerrahi uygulanamaz durumda olduğunu fark etmiş. Kanserin yayılması üzerine Türkiye’den bu tedaviyi uygulatmaya Köln’e gelmiş. Midesindeki ödem nedeniyle Köln Tıp Fakültesi’nde tedavisi sürüyor. Aşı tedavisine ise yeni başlayacak.

AYDIN’DAN GELDİ
Ferhat Kurşunlu Aydın’dan tedavi için gelmiş. 26 yaşında ağır lösemi. Bir yıl boyunca tedavi görmüş. Kemoterapi başarısız olmuş. Aşı olmak için abisi ile birlikte Almanya’ya gelmiş. Durumunda ve kan değerlerinde belirgin düzelmeye rastlanmış. Doktorları umutlu. İki hafta sonunda alınan ilk kan verileri, düzelme olduğunu gösteriyor.

Kategoriler
SAGLIK

Kırmızı Reishi (reyişi) Mantarı Nedir? Faydaları Nelerdir?Nereden Alınır?

Doğayı yavaş yavaş keşfeden insanoğlunun yeni keşfi Kırmızı Reishi Mantarı başta kanser olmak üzere pek çok rahatsızlığa iyi geldiği söyleniyor. İşte sizler için uzmanportal.com olarak yaptığımız araştırmalar sonucu hazırladığımız makale:

Reishi, şifalı olduğu için 2000 yıldır Çin’de kullanıldığı bilinen, “Ölümsüzlük Mantarı” olarak anılan kıymetli bir mantardır. Çin tarihinde çok önemli bir yeri vardır, Japonya’da en çok itibar gören 3 mantardan biridir.Ganoderma lucidum, Ling Zhi , Mannentake, İmmortality Mushroom (Ölümsüzlük Mantarı) olarak da bilinen Kırmızı Reishi mantarı geleneksel Çin ve Japon tıbbında kullanıldığı bilinen en eski mantar türüdür ve 2000 yılı aşkın süredir kullanılmaktadır. Doğada çok nadir olarak bulunabilen ve yapılan bilimsel çalışmalar sonunda belirlenen yararlı etkileri nedeni ile Batı dünyasında da kabul gören ve kullanımı gittikçe artan bu mantar.

Kategoriler
GÜNCEL TEKNOLOJİ

Cep Telefonuyla Çok Konuşmanın Zararları Nelerdir?

Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Daire Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer, cep telefonunda sohbet etmenin sağlık açısından risk taşıdığını belirterek, mümkünse kablolu kulaklık kullanılması gerektiğini söyledi.

Tuncer, Dünya Sağlık Örgütü Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı’nın (IARC) son raporunda menegioma (Beynin etrafını saran, onu koruyan ve dura adı verilen zardan kaynaklanan tümörler) olgularının yüzde 95’i, glioma (beyin tümörü) olgularının ise yüzde 90’ının cep telefonu kullanımını takiben ilk 10 yıl içerisinde geliştiğinin belirtildiğine dikkati çekti.

Raporda, bilimsel araştırmaların henüz kanserle cep telefonları arasında çok yakın bir ilişki göstermediğinin belirtildiğini ancak gözden geçen bazı sonuçlar olduğunu kaydeden Tuncer, şunları söyledi:

”Raporda belirtilen ama gözden kaçan diğer sonuç şöyle; menegioma olgularının yüzde 95’i, glioma olgularının ise yüzde 90’ı cep telefonu kullanımını takiben ilk 10 yıl içerisinde gelişmiştir. Dünyada tütün dahil olmak üzere, etkisini bu kadar hızlı gösterebilecek bir kanserojen henüz bilinmemektedir. Aşırı kullanım olarak hesap edilen 1640 dakika ve üzeri, 10 yıllık bir sürede, günlük 30 dakika demek olup, günümüz kullanım süreleri ne yazık ki bu sürenin kat kat üzerindedir.”

-”KAMPANYA YAPANLAR SORUMLU DAVRANSIN”-

Türkiye’de cep telefonunu kullanım süresinin ortalama 30 dakikanın üzerinde olduğunu belirten Tuncer, ”Eğer tarifeli kampanyaları göz önüne alırsanız 30 dakikanın onlarca üzerinde olduğunu hesap edebiliriz. Burada herkesin sorumluluk alması lazım. Kampanyayı yapanların sorumlu davranmaya çağırıyorum. Çünkü çok ciddi kanserojenlerin bilimsel metodolojide kanser yaptıkları çok uzun yıllarda gösterilebilmiştir. Bu konuda daha dikkatli olmak durumundayız” diye konuştu.

-”BEYİN TÜMÖRLERİNDE ARTIŞ”-

Beyin tümörlerinde son 4- 5 yılda belirgin bir artış olduğuna da dikkati çeken Murat Tuncer, ”Türkiye’de artış gösteren ana kanserler nedir diye bakacak olursak, ilk sırada sigara ile ilişkili olan kanserler geliyor, ikinci sırada beyin tümörlerindeki artış göze çarpıyor. Sindirim sistemi kanserlerinin bazılarında belirgin artış var, bazılarında ise azalış var. Bunlara ilişkin çalışmalar yürütüyoruz, uluslar arası çalışmaları inceliyoruz” dedi.

-”CEP TELEFONU KULLANIMI GENÇLERE KISITLANMALI”-

Adolesan dönem (çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemi) öncesinde cep telefonunu kullanımının kısıtlanmasını öneren Tuncer, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Cep telefonunun belli yaşın altında kullanımını hoş karşılamak mümkün değil. Adolesan öncesi telefon konuşmaları kısıtlanmalı. 20 yaşın altında uzun uzun cep telefonu konuşması önerilmiyor. Telefonla sohbet edilmemeli. Telefon sohbet aracı değildir, iletişim aracıdır. Cep telefonunda sohbet sağlık açısından risktir, topluma böyle bir alışkanlık kazandırmamalıyız. Zorunlu kullanım gerekiyorsa, kablolu kulaklık kullanılmalı.”

-9 GÜNLÜK BAYRAMDA ÖLENİN İKİ KATI HER GÜN SİGARADAN ÖLÜYOR-

Türkiye’de kanser konusunda atılacak önemli bir diğer adımını da sigara ile mücadele olduğunu belirten Tuncer, sigarının yok edilmesi gerektiğini bildirdi. Tuncer, Türkiye’nin sigara ile mücadelede çok iyi olduğunu vurguladı.

Sigaranın neredeyse insan kıyımı yaptığını ifade eden Tuncer, ”9 günlük bayram tatilinde trafik kazısında ölen vatandaşların iki katını her gün sigaraya kurban veriyoruz. Sigara Türkiye’de sanki kitle imha silahı gibi” dedi.

Kategoriler
SAGLIK

Hangi Tür Kansere Hangi Bitkiler İyi Geliyor? Kansere İyi Gelen Şifalı Bitkiler Nelerdir?

Biberiye, brokoli, dut, greyfurt, nar, üzüm ve yeşil çay… Bazı bitki türleri, kanser türleri ile mücadelede oldukça etkili… Kanser tedavisinde etkili olduğu belirtilen bitkiler ve etkili olduğu kanser türleri şöyle:

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Canfeza Sezgin’in kaleme aldığı ”Hangi Kansere Hangi Bitki?” adlı kitap okurla buluştu.

Sezgin, kitabın ön sözünde, günümüzde kanser tedavisinin başarısının artırılması konusunda çok yoğun çalışmalar yapıldığını, araştırmaların önemli bir bölümünün ilaç geliştirme çalışmalarının oluşturduğunu belirterek, yeni ilaçların geliştirilmesinde karada ve denizde bulunan bitkilerden ve bitkilerde bulunan maddelerden faydalanıldığını vurguladı.

Bugün kullanılan ilaçların önemli bir kısmının doğal ürünlerden geliştirildiğini ifade eden Sezgin, çalışmalarda doğal ürünler içindeki çeşitli maddelerin kansere karşı etkinliklerinini değerlendirildiğini ve etkili olan maddeler ayrıştırılarak, ilaç geliştirme safhasına alındığını belirtti.

Kanser tedavisinin, şifalı bitkilerin tıbbi tedavi amacıyla kullanılması yoluyla yapılmasının hiçbir bilimsel fitoterapi (bitkilerle tedavi) otoritesi tarafından kabul edilmediğine dikkati çeken Sezgin, ancak yayımlanan makale ve araştırmalarda, fitoterapik ürünlerin, kemoterapi, hormonal tedavi veya radyoterapi gibi kanser tedavilerinin yanında kullanıldığının belirtildiğini anlattı.

Sezgin, birçok çalışmanın ilaç-ilaç etkileşimi olduğu gibi ilaç-bitkisel tedavi arasında etkileşim olabildiğini ve tedavinin etkinliğini bozabildiğini gösterdiğini vurgulayarak, bu nedenle kanser tedavisini takip eden onkoloji veya hematoloji uzmanının, alternatif tıp yaklaşımları ile ilgili bilgi sahibi olması gerektiğini kaydetti.

AA muhabirinin kitapta yer alan bilgilerden derlediği bilgiye göre, kanser tedavisinde etkili olduğu belirtilen bitkiler ve etkili olduğu kanser türleri şöyle:

”- Aloe veranın, hücre, hayvan ve insan çalışmalarında bağışıklık sistemini düzenleyici etkilerinin bulunması nedeniyle cilt kanserlerinden korunmada yararlı olabileceği düşünülüyor.

– Arı poleni, akciğer, beyin, kalın bağırsak, lösemi, malign, melanom, meme ve prostat kanserinde etkili. Ayrıca akciğer kanserine karşı koruyucu.

– Biberiye, akciğer, cilt, kalın bağırsak, lösemi ve meme kanserine karşı koruyucu.

– Karayılan otu, prostat kanserinin tedavisinde etkili.

– Brokoli, idrar yolları ve idrar torbası, kalın bağırsak ve meme kanserleri ile mücadelede etkili aynı zamanda bu kanserlere karşı da koruyucu.

– Buğday çimi, meme kanserinde etkili.

– Cezayir menekşesi, çeşitli organ kanserleri, lenfoma ve löseminin tedavisinde yardımcı. (Ancak, doktor kontrolü dışında kullanılmaması gerekir. Zararlı yan etkiler yapabildiği unutulmamalı)

– Çemenotu, kalın bağırsak, karın zarı, kemik, lösemi, meme kanserinin tedavisinde etkili.

– Çörekotu, akciğer, baş-boyun, kalınbağırsak, karaciğer, karın zarı, lösemi, lenfoma, meme, pankreas, prostat, yumuşak doku kanserlerinin tedavisinde yardımcı.

– Devedikeni, akciğer, baş-boyun, idrar yolları ve idrar torbası, kalın bağırsak, prostat kanserine karşı etkili.

– Dut, kanser hastalarına destek gıda olarak dikkati çekiyor. Beyaz, kara ve kırmızı dut, yüzyıllardır geleneksel Çin ve Japon tıbbında kullanılıyor.

– Ekinezya, kalın bağırsak ve pankreas kanserinde etkili.

– Greyfurt, kansere karşı koruyucu etkisi var. Ancak son yıllarda yeni anlaşılan greyfurt-ilaç etkileşimleri unutulmamalı.

– Isırganotu, prostat kanserinde etkili.

– Karahindiba, kalınbağırsak, karaciğer, lösemi, malign melanom, meme ve rahim kanserinin tedavisinde yardımcı olabileceği düşünülüyor.

– Keten tohumu, kalınbağırsak, malign melanom, meme ve prostat kanserinde etkili.

– Kızılcık, akciğer, baş-boyun, kalınbağırsak, karaciğer, meme, prostat, yemek borusu ve yumuşak doku kanserlerinde etkili.

– Kudret narı, baş-boyun, cilt, idrar yolları ve idrar torbası, lenfoma, lösemi, malign melanom, meme ve prostat kanserlerinde etkili.

– Nar, baş-boyun, kalınbağırsak, lösemi, meme ve prostat kanserlerinde etkili. Narın, ayrıca kansere karşı koruyucu etkisi var.

– Ökseotu, akciğer, baş-boyun, karaciğer, karın zarı ve meme kanserinde etkili.

– Sarımsak, meme kanserinde etkili. Sarımsak, ayrıca kalınbağırsak, mide ve prostat kanserlerine karşı koruyucu etkisi bulunuyor.

– Üzümün, kansere karşı koruyucu etkisi var. Günümüzde üzüm çekirdeği ve kabuğunda bulunan kimyasal maddelerin kuvvetli antioksidan olduğu gösterilmiştir. Üzümde bulunan kimyasal maddelerin, kanser, kalp-damar hastalığı, santral sinir sistemi hastalıkları üzerine koruyucu ve tedavi edici özellikleri olduğu saptanmıştır.

– Yabanmersini, kalınbağırsak ve lösemide etkili.

– Yeşil çay, akciğer, baş-boyun, beyin, kalın bağırsak, karaciğer, lenfoma, lösemi, malign melanom, meme ve prostat kanserinde etkili. Siyah çayın fermente edilmemiş hali olan yeşil çayın ayrıca, kansere karşı koruyucu özelliği bulunuyor. Hem siyah hem de yeşil çay bol miktarda antioksidan madde içeriyor. İçinde polifenoller daha yüksek oranda olduğu için yeşil çay, siyah çaydan daha faydalı. Yeşil çay, kuvvetli antikanserojen, antioksidan ve kilo kaybettirici bir besin maddesi. Yeni yapılan bir çalışma, yeşil çay ve üzüm ekstraktlarının (Kurutulmuş bitkilerden, özel yöntemler kullanılarak elde edilen, ilaç ham maddesi olarak da kullanılan bitki özleri), kansere karşı birbirlerinin etkilerini artırdığını ortaya koydu.

– Zencefil, akciğer, kalın bağırsak, karaciğer, lenfoma, lösemi, malign melanom, meme, mide, pankreas ve yumurtalık kanserinde etkili. Zencefilin kanser hücrelerine etkisiyle ilgili laboratuvar çalışmaları yapıldı. Bu çalışmalarda, zencefilin akciğer, kalın bağırsak, malign melanom, meme, mide, karaciğer, pankreas, yumurtalık kanseri ile lösemi ve lenfoma hücrelerini öldürdüğü saptandı.

– Zerdeçal, baş-boyun, cilt, idrar olları ve torbası, kalın bağırsak, meme, mide, pankreas ve rahim ağzı kanserinde etkili. Yeni yapılan çalışmalar, zerdeçalın normal olmayan hücrelerin ve kanser hücrelerinin çoğalmasını engellediğini ortaya koydu. Zerdeçalın, özellikle kanser hücrelerinin yaşamasını sağlayan enzimin aktivitesini azalttığı belirlendi.”
haber7. com