Kategoriler
Genel Kültür

İbni Kemal Kimdir? İbni Kemalin Hayatı

Kanuni Sultan Süleyman Zamanında peydah olan bir Yalancı Molla Kaabız’ı alt eden bir din adamıdır. Muhteşem Yüzyıl dizisinde kendisine yer verilmiştir. Bizde Sizle için uzmanportal.com olarak araştırdık ve derledik; Asıl adı Şemseddin Ahmed bin Süleyman’dır. Fatih Sultan Mehmet döneminin ileri gelen devlet adamlarından Kemal Paşanın torunudur. Bu nedenle İbn-i Kemal tanınmıştır. Babası, Fatih Sultan Mehmet döneminin komutanlarından Süleyman Bey annesi de dönemin alimlerinden İbn-i Küpeli’nin kızıdır.

İbni Kemal Paşa(1468-1533),adı Şemsettin Ahmet’tir.Dedesi Kemal Paşa’ya izafeten İbni Kemal diye anılır.Osmalı din alimlerindendi.Edine kadılığı,Anadolu kazaskerliği ve Kanuni zamanında Şeyhülislamlık yapmiştır.Anadolu Kazaskeri olarak katıldığı Mısır seferinden dönüşte,İbni Kemal Paşa’nın atının ayağından sıçrayan çamurların padişahın kaftanını kirletmesi üzerine Yavuz Sultan Selim:
-”Bir alimin atının ayağından sıçrayan çamur,benim için bir iftihar vesilesidir ve dahi bize şeref verir.Bu kaftanı ölümümden sonra sandukamın üzerine koyasınız.” dedi.

İbni Kemal Paşa ilim adamı olmaya karar vermesini şöyle anlatır:
-”Sultan II.Beyazıt Han ile bir sefere-1492 Arnavutluk tarafına- çıkmıştık.O zaman vezir İbrahim Paşa-Candarlı Halil Paşa’nın oğlu- idi.Bu zamanda Ahmed İbni Evrenos adında bir komutan vardı.Komutanlardan hiç biri onun önüne geçemez,mecliste ondan ileri oturamazdı.Ben ise vezirin ve komutanların huzurunda ayakta ve esas duruşta beklerdim.Bir gün elbiseleri gösterişsiz biri geldi.Bu kişi komutanlardan da yüksek bir yere oturdu.Kimse engel olmadığı gibi hayli hürmet gördü.
Bu duruma hayret ederek,yanımdakilerden birine komutanlardan da yüksek mevkide oturan kişinin kim olduğunu sordum.O kişi:
-”Filibe medresesi müderrisi Tokat’lı Molla Lütfi’dir.Alimler ilimlerinden dolayı hürmet görür.Aşağı bir yere otursa bile buna rıza göstermezler.” dedi.
Düşündüm ben bu komutanların derecesine çıkamam ama çalışır,gayret edersem şu alim gibi olurum dedim ve ilim tahsil etmeye karar verdim.”

Çok iyi Arapça ve Farsça bilen, eserlerinin çoğunu Arapça yazan bir sanatçıdır. Risale, makale, kitap olarak Arapça ve Türkçe çok sayıda eser yazmıştır.

1526’da Zenbilli Ali Cemali Efendi’nin vefatı üzerine şeyhülislamlığa getirilir ve Mayıs 1536’da vefat edene kadar on yıl bu görevde kalır. Edirnekapı’da Emir Buhari Camii’nin yanındaki Mahmud Çelebi zaviyesine defnedilir.
Eserleri [değiştir]Tıp, tarih, felsefe, şiir, fetva gibi konular üzerine 200’e yakın eseri vardır.

Eserlerinden bazıları:
Dakâyıku’l-Hakâyık,
Yûsuf u Züleyha,
İdrîs-i Bitlisî’nin Heşt-Behişt Tercümesi,
Zagyir ve Tenkîh,
Islâh-ı Mefatih,
Keşşâf’a Na-tamâm Bir Haşiye,
Şerhu Mefatih, Mühimmat,
Makîtu’l-Luga
Nigaristan
Osmanlı Tarihi

Kategoriler
GÜNCEL SEKTOREL TARİH

Vatan Gazetesi’nden 3 Tarih Kitabı Kampanyası: Hürrem, Kanuni ve Harem Kitapları

Muhteşem Yüzyıl dizisiyle Kanuni Sultan Süleyman , Hürrem Sultan ve Harem malum gündemi meşgul etmeye başladı. Hatta bu diziyle beraber tarih kitaplarının satışında da artış kaydedildi.

Vatan gazetesinden şuan gündemde olan konularla ilgili birbirinden güzel 3 kitap veriyor. Bu 3 konuyla ilgili bilgi sahibi olmak istiyorsanız Vatan gazetesinin kampanyasını kaçırmayın. Bu 3 kitap sadece 21 kupona. Kampanyaya bugünden itibaren katılabilirsiniz.

Kategoriler
BELGESEL

Kanuni Sultan Süleymanın Hayatı Belgeseli İzle

Avrupa’da Muhteşem Süleyman olarak bilinen (Süleyman the Magnificant)  , Osmanlı ‘nın en parlak döneminin padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın hayatını belgesel olarak aşağıdan izleyebilirsiniz.

Kategoriler
Genel Kültür

Mimar Sinan’ın Şifreli Yapıtı : Süleymaniye Cami

Mimar Sinan’ın, Leonardo da Vinci ‘yi hiçe sayacak dehasını görmeye ne dersiniz. Büyük ustanın kalfalık eserim dediği Süleymaniye’nin şifrelerini görmeye hazır mısınız?

Süleymaniye Camii, Kanuni Sultan Süleyman tarafından imparatorluğun gücünü ve görkemini göstermek adına inşa ettirildi. Bu görev, tarihin en büyük ustası Mimarbaşı Sinan’a verildi. Camii ve külliyesi 7 senede bitirildi. Ancak 7 yıllık bu uzun süre Kanuni’nin canını sıkmıştı. Sinan’ın yapıyı neden bir türlü açmadığını anlamamıştı. O sırada her taraftan da dedikodular yağmaya başladı Sultan’a.

Kanuni durumu kendi gözleriyle görmek için bir ikindi vakti Süleymaniye’ye gitti. Muhteşem yapının içine girdiğinde Sinan tam da söylendiği gibi caminin ortasında oturmuş nargilesini tüttürmekteydi. Sultan gözlerine inanamadı. Tok sesiyle ve bütün haşmetiyle ‘’ Bu ne iştir Mimarbaşı ‘’ diye haykırdı. Oysa Mimar Sinan’ın içtiği nargilede tömbeki yoktu. İçtiği sadece suydu. Usta mimar, nargilenin fokurtularını dinleyerek caminin akustiğini ölçmeye çalışıyordu. Mihraptaki imamın sesini, aynı oranda bütün camiye nasıl ulaştıracağını hesaplıyordu. Bunun için Anadolu’nun değişik köşelerinden 65 tane dev turşu küpü getirtti. Bu küpleri içleri boş, ağızları dışarıya gelecek şekilde kubbenin eteklerine dizdirdi. Amacına ulaşmıştı Mimarbaşı. Sesi, yüzlerce metrekarelik mekanın her köşesine, en iyi şekilde yaymayı başarmıştı. Kanuni’de , Sinan’ın niyetini anlamış, ustasını hemen bağışlamıştı. Mimar Sinan yapının içine bir de hava koridoru inşa etti. Elektriğin henüz bulunmadığı o yıllarda, Süleymaniye 275 dev kandille aydınlatılıyordu. Sinan, bu kandillerden çıkan is camiye zarar vermesin ve cemaati rahatsız etmesin diye orta kapının üzerine küçük bir odacık yaptırdı. Binanın değişik köşelerine açtığı oyuklardan giren islerin bu odada toplanmasını sağladı. Şaşırdınız değil mi? Durun, daha bitmedi… Ve adına da İs Odası denilen bu bölmenin içine özel bir nemlendirme sistemi kurdu Sinan. Odada toplanan islerden, dönemin en kaliteli mürekkebini damıttı.

Süleymaniye’nin duvarlarında gördüğünüz o muhteşem kalem işleri, yazılar, süslemeler, caminin kandillerinden çıkan isten damıtılan o mürekkeple yapıldı. Tekrar altını çiziyorum, bunlar günümüzden 458 yıl öncesinin bilimiyle, teknolojisiyle yapıldı. Son bir şifre daha var..

Hani oyuklar var dedim ya isin bir odada toplanmasını sağlayan , hava akımını içeri alan. Dışarıya çıkıp o iki oyuktan içeriye baktığınızda, birinden caminin içindeki Allah, diğerinden ise Muhammed yazılı dev levhaları görürsünüz. Ayrıca Süleymaniye’nin hangi köşesini, hangi duvarını, hangi açısını ölçerseniz ölçün, sayısal olarak karşınıza Allah kelimesinin ve katlarının çıktığını görürsünüz.

Bu düşüncelere durgunluk verecek sanat eseri karşısında insanın Da Vinci’nin şifresi de neymiş diyesi geliyor… Ne dersiniz?!