Kategoriler
Genel Kültür GÜNCEL

Mehmet Ali Birand Kimdir? Mehmet Ali Birandın Hayatı


Türk medyasının muayenlerinden biri olan Mehmet Ali Birand görev aldığı sayısız program ile televizyonculuk tarihimizin önemli şahıslarından biridir. Mürvet ve İzzet Birand’ın oğlu olan Mehmet Ali Birand’ın kökeni Elazığ’ın Palu ilçesine dayanmaktadır ve Kürt kökenlidir. Galatasaray Lisesi’nde okudu. Mesleğe 1964 yılında Milliyet gazetesinde başladı. Abdi İpekçi’den sonra kısa bir dönem Milliyet’in genel yayın yönetmenliğini yaptı. Sabah gazetesinde köşe yazarlığı, TRT ve Show TV’de 32. Gün programını yaptı ve Show TV’de ana haber bültenini sundu (1992-1995). Hâlen CNN Türk yöneticilerinden biri olmakla birlikte CNN Türk’te günlük haber programı Manşet’i ve 32. Gün’ü; Kanal D’de ise ana haber bültenini sunmaktadır. Evli ve Umur Ali Birand’ın babası olan Mehmet Ali Birand, Fransızca ve İngilizce bilmektedir ve aynı zamanda Belçika vatandaşıdır.

Görev Aldığı Gazeteler
1964-1992: Milliyet
1992-1998: Sabah
1999-: Posta
2001-: Hürriyet
2001-2011: Milliyet

Görev Aldığı TV Kanalları

1968-1992: TRT
1992-1995: Show TV
1993-1995: Cine5
1995: atv
1995-1998: Show TV
1995-1999: Cine5
1999: Eko Tv
1999: Kanal D
1999: Show TV
1999-: CNN Türk
1999-2003: Süper Kanal
2005-: Kanal D

Görev Aldığı TV programları

1985-1992: 32. Gün (TRT 1)
1992-1995: 32. Gün (SHOW TV)
1995: 32. Gün (ATV)
1995: Seçim 1995 (SHOW TV)
1995-1998: 32. Gün (SHOW TV)
1999: 32. Gün (KANAL D)
1999-2005: 32. Gün (CNN TÜRK)
1999-2005: Manşet (CNN TÜRK)
2002: Seçim 2002 (CNN TÜRK)
2004: Seçim 2004 (CNN TÜRK)
2005-: 32. Gün (KANAL D)
2005-: Kanal D Ana Haber Bülteni (KANAL D)
2007: Seçim 2007 (KANAL D)
2009: Seçim 2009 (KANAL D)
2010-: 32. Gün (CNN TÜRK)
2010: Referandum 2010 (KANAL D)
2011: Seçim 2011 (KANAL D)

wikipedi

Kategoriler
TARİH

Şah Sultan Kimdir? Şah Sultanın Hayatı

Popüler dizilerin ışığında tarihiyle yüzleşen halkımız bir tarihi karakter ile daha tanışıyor. Muhteşem yüzyıl dizisine dahil olan Şah Sultan aslında kimdir? Nasıl biridir? Sizler için araştırdık ve derledik:
Şah Sultan, sonradan 1539 yılında sadrazamlık makamına gelecek Lütfi Paşa ile 1523’te evlenmiştir. Gönül dünyası zengin tasavvufa ve maneviyata ilgi duyan iffetli bir sultan olduğu iddia edilmektedir. Fakat kocası Lütfi Paşa’nın çok sert ve katı yürekli bir adam olduğu belirtilmektedir. Anlaşamadıkları için 1541’de boşanmışlar neticesinde kocası sadrazamlık makamını kaybetmiştir.

Şah Sultan’ın Sümbüli tarikatına mensup olduğu ve Koca Mustafa Paşa Sümbüliye zaviyesi Şeyhi Merkez Musa Muslihiddin El-Germiyani’ ye intisap ettiği bilinmektedir. Kimi kaynaklarda da onun hem Mevlevi, hem de Merkez Efendi’nin müridesi olduğu söylenmektedir. 1572 yılında vefat etmiştir. 1556 yılında Mimar Sinan tarafından yaptırılan Şah Sultan Camii onun adına yaptırılan önemli eserlerden biridir.

Bu hayırsever Sultan bir de haliç kıyısına cami inşa ettirmiştir.Cami Eyüp iskelesinin az ilerisinde Haliç kıyısındadır. Caminin bulunduğu yerde, Şah Sultan tarafından Musliheddin Musa Efendi adına inşa ettirilen tekke, mektep, türbe, harem ve derviş hücrelerinden oluşan yapılar topluluğu bulunmaktaydı. Şah Sultan bu yapılar topluluğuna 1555-1556 yılında bir cami yaptırmıştır. Bu cami, Mimar Sinan tarafından inşa edilmiştir. Kare plânlı cami, iki sıra tuğla ve bir sıra kesme taştan yapılmış. Çatısı ve son cemaat yeri ahşaptır. Cami, 1766 depreminde yıkılmış ve Sultan 3. Mustafa zamanında yenilenmiş ve daha sonra Sultan 2. Mahmut tarafından tamir ettirilmiştir. 1812 yılında caminin güneydoğu köşesine Merkezzade Şeyh Ahmet Efendi’nin türbesi eklenmiştir. Yapının banisinin harap durumdaki türbesi ise 1953 yılındaki onarımlar sırasında yıktırılmıştır.

wikipedia

Kategoriler
Genel Kültür TARİH

Ali Kemal Kimdir?

Kurtuluş savaşında Atatürk e muhalefet eden Ali Kemal 1867 yılında İstanbul’un Süleymaniye semtinde doğdu. Asıl adı Ali Rıza’dır. Ali Kemal ismini Vatan şairi Namık Kemal’i çok sevdiği için almıştır. Babası, Çankırı’nın Orta ilçesine bağlı Kalfat beldesinde doğmuş, İstanbul’da mumculuk işine girerek mumcular esnafı Kethüdası olmuş Hacı Ahmed Rıza idi. Ali Kemal, İstanbul’da Mülkiye Mektebi’ne girdi. Dört yıllık dönemin son yılında buradan ayrılarak Fransızca’sını ilerletmek amacıyla 1886’da Paris’e gitti. Ertesi yıl Fransa’dan Cenevre’ye geçti ve 1888’de İstanbul’a döndü. Yeniden Mülkiye Mektebi’ne başladı ve Avrupa’da gördüklerinden etkilenip bir öğrenci derneği kurdu. Kurduğu dernek kapatıldıktan sonra yeniden bir dernek kurma taşebbüsünde bulununca dokuz ay hapis yattı. Hapis’ten çıktıktan sonra Temmuz 1889’da Halep’e sürgün edildi.

Halep’te kaldığı yıllarda Halep İdadisi’nde Türk Dili ve Osmanlı Edebiyatı hocalığı yaptı. Halep’teki durgun hayata fazla dayanamadı ve 1895’te izinsiz İstanbul’a döndü. Bunun üzerine hakkında tekrar sürgün kararı çıkınca Jön Türkler’in bir çeşit karargahı haline gelmiş bulunan Paris’e tekrar gitti (1894). Paris’te bulunduğu sırada Jön Türkler ile II. Abdülhamit arasında arabulucu bir çizgi izlemeye çalıştı. Bu arabuluculuk rolünü hafiyelik noktasına vardırdığı sonradan ortaya çıkmıştır. Mizancı Murat’ın Jön Türk hareketinden ayrılmasından sonra Ali Kemal de bu hareketten ayrıldı.

Ali Kemal, Paris’te bir yandan Siyasal Bilgiler okuyor, bir yandan da gazetecilik yapıyor, İstanbul’daki İkdam gazetesine Paris izlenimlerini anlatan batı kültürüne hayranlık ile yoğrulmuş yazılar ve çeviriler gönderiyordu. İkdam’da kendi röportajlarıymış gibi kaleme alınmış pek çok yazının Fransız basınından çeviriden ibaret olduğunu sonradan Hüseyin Cahit tarafından ortaya çıkarılmış ve bu hadise ikisi arasında Ali Kemal’in ömrünün sonuna kadar sürecek bir polemiğin başlamasına neden olmuştur.

İstanbul’da İkdam gazetesinin başyazarlığının üstlenen Ali Kemal, bir yandan da Darülfünun’da Edebiyat Fakültesi’nde siyasi tarih dersleri veriyordu. İlk siyasi partilerden birisi olan Osmanlı Ahrar Fırkası’na girdi. Ali Kemal’in İstanbul’a döner dönmez padişahın huzuruna çıkmış, padişahın iltifatlarını ve verdiği paraları kabul etmişti; bu durum İttihatçıların tepkisine neden oldu. O da yeni eleştiri hedefini İttihat ve Terakki Cemiyeti olarak belirledi ve İkdam gazetesinde Cemiyet’e karşı ağır eleştiriler içeren başyazılar yazmaya başladı. Hemen bütün çevresiyle sürekli kavga halindeydi. Sınıfta öğrencilere Fransa’daki siyasal liberalizmi hararetle övüyor, kendisiyle aynı fikirde olmayan kişilere şiddetle saldırıyor, gençlerin öfkesini bunlara yöneltmeye çalışıyordu. Ali Kemal’in tahrikleri 31 Mart Olayı’nın çıkmasında etkili oldu. Serbesti gazetesi başyazarı Hasan Fehmi Bey’in öldürülmesinin ertesi günü olan 7 Nisan 1909’da Darülfünun’da kalabalık bir topluluğa yaptığı konuşmadan sonra bu konuşmanın etkisinde kalan Darülfünun hocaları ve öğrencileri katillerin yakalanmasını istemek üzere Babıali’ye yürümüşler; sayıları onbinlere ulaşan kalabalığın üstüne ateş açılması sonucu birkaç yüz kişi yaralanmıştı. Ertesi günkü cenaze sırasında da devam eden olayların ve 31 Mart ayaklanmasına dönüşmesi üzerine Selanik’ten gönderilen Hareket Ordusu İstanbul’a gireceği sırada Ali Kemal yeniden Paris’e kaçmak zorunda kaldı (1909). Bu arada Mülkiye’deki görevine son verilmişti.

Ali Kemal, 22 Temmuz 1914’te, I. Dünya Savaşı’nın başladığı sıralarda, İttihat ve Terakki’nin baskısıyla gazetesini kapatmak zorunda kaldı. Siyasetle ilgilenmeyip öğretmenlik ve tüccarlıkla geçinmeye çalıştı. Bu tutumu 1918’de İttihat ve Terakki liderlerinin bir Alman denizaltısına binip Türkiye’den kaçışına kadar sürdü.

Ali Kemal, Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanmasından sonra 14 Ocak 1919’da yeniden faaliyete geçen Hürriyet ve İtilâf Partisi’nin genel sekreteri oldu. 4 Mart 1919’da kurulan Birinci Damad Ferit Paşa hükümetinde Maarif Nazırlığı (Eğitim Bakanlığı), bu hukumetin mayıs’ta istifasının hemen ardından kurulan ikinci Damad Ferit Paşa hükümetinde ise Dahiliye Nazırlığı (İçişleri Bakanlığı) görevine getirildi. Bu görevde iken Kuva-yi Milliye ve Mustafa Kemal Paşa aleyhine emirler yayımladı. İngiliz Muhipler Cemiyeti’nin kurucularından birisi oldu. Hükümet içinde çıkan bir anlaşmazlık yüzünden 26 Haziran 1919’da bakanlıktan istifa etti.

Darülfünun’da ders vermeye devam eden Ali Kemal, 1922 Mart ayında Darülfünun öğrencilerinin istifaya davet ettiği dört öğretim elemanı arasındaydı. Öğrencilerin verdiği kararın gerekçesi, hocaların, bağımsızlık, kutsiyet, milliyet hislerine yabancı oluşları, saldırgan şahsiyetleri ile kamu vicdanında mahkum edilmiş olmalarıdır. Öğrencilerin tepkileri üzerine Ali Kemal ve Cenap Şahabettin 3 Eylül 1922’de Meclis-i Vükela kararıyla görevlerinden azledildi.

Ali Kemal, bakanlığı sırasında başyazarlığını Refik Halit ile Yahya Kemal’in üstlendiği Peyam-ı Sabah Gazetesi’nin başyazarlığına bakanlıktan ayrıldıktan sonra döndü. Bu gazete, Peyam Gazetesi ile ve Mihran Efendi’nin sahibi olduğu Sabah Gazetesi’nin birleştirilmesiyle 1920’de kurulmuştu. Yazılarında acımasız eleştirilerini İttihat ve Terakki’nin devamı olarak gördüğü Anadolu hareketine yöneltti. Ancak Büyük Taarruz’un başarılı olup, İzmir’in kurtulmasından sonra 10 Eylül 1922’de “Gayelerimiz Bir İdi ve Birdir” başlıklı bir yazı yazarak yanıldığını söyledi

Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasının ardından Ankara hükümeti, İstanbul polisinden Ali Kemal’in tutuklanıp yargılanmak üzere Ankara’ya gönderilmesini istedi.

4 Kasım 1922 günü, Teşkilat-ı Mahsusa mensubu birkaç kişi Ali Kemal’i Tokatlıyan Oteli ‘nde gittiği berber dükkânından kaçırarak İstiklal Mahkemesi’ne çıkarılmak üzere Ankara’ya götüreceklerini bildirdiler. Gerçekte ise Ali Kemal, İzmit’te bölge kumandanı Sakallı Nurettin Paşa’ya teslim edildi. Nurettin Paşa ile görüştükten sonra dışarı çıkarken kumandanlık karargahı önünde bekleyen “genç subaylar” tarafından linç edildi (6 Kasım 1922). Kafası çekiçlerle ve taşlarla kırılarak öldürüldü. Çıplak vücudu ayaklarına ip bağlanarak sokaklarda dolaştırıldı[1]. Cesedi, Lozan Konferansı’na giderken trenle İzmit’ten geçecek olan İsmet Paşa görsün diye istasyonda bir sehpaya asıldı. Lozan’a gitmekte olan İsmet İnönü’nün bu durum karşısında sinirlenmesi üzerine Ali Kemal’in ölü bedeni apar topar kaldırıldı. İzmit’te defnedilen Ali Kemal’in mezarı, başına bir mezartaşı veya herhangi bir işaret konulmaması sebebiyle zamanla ortadan kayboldu; uzun araştırmalar sonunda 1950’lerde yeri tespit edilebildi Falih Rıfkı Atay’a göre, Atatürk Ali Kemal’in öldürülüş şeklinden tiksinerek bahsederdi.

Wikipedi

Kategoriler
Genel Kültür

Neşet Ertaş Kimdir? Neşet Ertaşın Hayatı

Neşet Ertaş ın hayatı ve eserleri
Neşet Ertaç 1938 kırşehir doğumludur. Türkiyenin önde gelen bağlama ve keman sanatçıları arasındadır. Neşet Ertaş 1950li yılların sonunda İstanbul’a gelerek ilk plağını “Neden Garip Garip Ötersin Bülbül” adı ile babası Muharrem Ertaş’a ait bir türküyle çıkardı. Hayranları tarafından çok beğenilen bu plağı ardından diğer plakları, kaset ve halk konserleri takip etti. Sonrasında Neşet Ertaş Ankara’ya yerleşti. Burada yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle kardeşinin daveti üzerine Almanya’ya gider. Çocuklarının eğitimi ve sanatsal çalışmalarından dolayı uzun bir süre Almanya’da kalan sanatçı, 2000 yılında İstanbul’da verdiği konserle sahne hayatına geri dönmüştür.

Demirel zamanında kendisine sunulan ‘devlet sanatçılığı’ ünvanını; “O dönem Süleyman Demirel cumhurbaşkanıydı. Devlet sanatçılığı bana teklif edildi. Ben, ‘hepimiz bu devletin sanatçısıyız, ayrıca bir devlet sanatçısı sıfatı bana ayrımcılık geliyor’ diyerek teklifi kabul etmedim. Ben halkın sanatçısı olarak kalırsam benim için en büyük mutluluk bu. Şimdiye kadar devletten bir kuruş almadım, bir tek TBMM tarafından üstün hizmet ödülünü kabul ettim. Onu da bu kültüre hizmet eden ecdatlarımız adına aldım.” diyerek geri çevirmiştir [5] Fakat halk büyük destek vermiş ve Neşet Ertaş adeta yaşayan bir efsane olmuştur. Unesco tarafından yaşayan insan hazinesi kabul edilen Ertaş, 25 Nisan 2011 tarihinde İTÜ Devlet konservatuarı tarafından fahri doktora ödülüne layık görülmüştür.

Albümleri
1988 – Gönül Ne Gezersin Seyran Yerinde
1988 – Kendim Ettim Kendim Buldum
1988 – Kibar Kız
1989 – Hapishanelere Güneş Doğmuyor
1989 – Sazlı Sözlü Oyun Havaları
1990 – Gel Gayri Gel
1992 – Türküler Yolcu
1992 – Gitme Leylam
1993 – Kova Kova İndirdiler Yazıya
1995 – Seçmeler 2
1995 – Seçmeler 3
1995 – Seher Vakti
1995 – Altın Ezgiler 3
1996 – Polis Lojmanları
1997 – Benim Yurdum
1998 – Gönül Yarası
1999 – Zülüf Dökülmüş Yüze
1999 – Gönül Dağı
1999 – Muhur Gözlüm
1999 – Zahidem
1999 – Neredesin Sen
1999 – Gönül Dağı

Kategoriler
Genel Kültür

Ekrem Bora Kimdir? Ekrem Boranın Hayatı ve Filimleri

Yeşilçam’ ın unutulmaz aktörlerinden olan Ekrem Bora hayatını kaybetti. 77 yaşında olan ünlü oyuncu 30 Mart gününden beri tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.

Peki sevilen sanatçı Ekrem Bora kimdir? Birbilenyokmu sitesi olarak sanatçının hayatını sizler için araştırdık.

Gerçek adı Ekrem Şerif Uçak olan Ekrem Bora, 1934 yılında Ankara’da doğdu. İlkokuldan sonra, Sultanahmet Devlet Basımevi Kursu’nu bitirerek mürettip ve mücellit diploması alan Bora, 1953 yılında Yıldız Dergisi’nin açtığı sinema artist yarışmasında birinci olmasına rağmen film çeviremeden askere gitti.

Bora, 1955 yılında askerlik dönüşü ilk filmi olan ”Alın Yazısı”nı çevirdi. İki yıl aradan sonra tekrar sinemaya dönen Bora, çok sayıda sinema filminde rol aldı.

İlerleyen yaşına rağmen dizi filmlerde oynamayı sürdüren Bora’nın aldığı ödüller arasında 1966 yılında Antalya Altın Portakal Film Festivali ’nde, ”En İyi Erkek Oyuncu Ödülü” ile 1991 yılında 28. Antalya Film Şenliği’nde ”En İyi Erkek Oyuncu” ödülü yer alıyor.

İşte Usta oyuncunun Filimleri:
Makber – 2009
Gümüş – 2005
Yadigar – 2004
Kardelen – 2002
Kumsaldaki İzler – 2002
Savunma – 2001
Marziye – 1998
Yumuşak Ten – 1994
Yalnızız – 1992
Soğuktu Ve Yağmur Çiseliyordu – 1990
Sevince – 1988
Yasak Aşk -1988
Temas – 1987
İhanetin Darbesi – 1986
Tapılacak Kadın – 1985
Vahşi Aşk – 1985
Bedel – 1983
Unutulmayanlar – 1981
Yüz Karası / Şöhretin Sonu – 1981
Aşkın Gözyaşları – 1979
Cennetin Çocukları – 1977
Baskın – 1977
Çılgınlar – 1974
Sabıkalı – 1974
Dikiz Aynası – 1973
Soyguncular – 1973
Sevilmek İstiyorum – 1973
Babaların Günahı – 1973
Öksüzler – 1973
Ayrılık – 1972
Kanlı Para – 1972
Yumurcak Küçük Şahit – 1972
Bir Kadın Kayboldu – 1971
Emine – 1971
Firari Aşıklar – 1970
Mağrur Kadın – 1970
Dikkat Kan Aranıyor – 1970
Kader Ayırsa Bile – 1970
Mazi Kalbimde Yaradır – 1970
Ağlayan Melek – 1970
Sürtük – 1970
Hüzünlü Aşk – 1969
Acı Yalan – 1969
Sabrın Sonu – 1969
Aşk Yarışı – 1969
Bir Vefasız Yar İçin – 1969
Günahını Ödeyen Adam – 1969
Mazimdeki Kadın – 1969
Şehir Eşkiyası – 1969
Aşk Eski Bir Yalan – 1968
Kadın İntikamı – 1968
Yakılacak Kitap – 1968
Kadın Severse – 1968
Alnımın Kara Yazısı – 1968
Ağlayan Bir Ömür – 1968
Alevli Yıllar – 1968
Kader Ayırsa Bile – 1968
İnsan İki Kere Yaşar – 1968
Tek Kurşun – 1968
Arkadaşımın Aşkısın -1968
Affet Beni – 1967
Çıldırtan Dudaklar – 1967
Dördü De Seviyordu – 1967
Her Zaman Kalbimdesin – 1967
Ölümsüz Kadın – 1967
Üvey Ana – 1967
Yağmur Çiselerken – 1967
Akşam Yıldızı – 1967
Kiralık Kadın – 1967
Ayşecik Canım Annem – 1967
Söyleyin Genç Kızlara – 1967
Kadın Düşmanı – 1967
Demir Yumruklu Üçler – 1967
İstanbul 44 – 1967
Üç Sevdalı Kız – 1967
Evlat Uğruna – 1967
Silahları Ellerinde Öldüler – 1967
Avare Kız – 1966
El Kızı – 1966
Seni Sevmiyorum – 1966
Sevgilim Bir Artistti – 1966
Bir Ateşim Yanarım – 1966
Denizciler Geliyor -1966
Zehirli Hayat – 1966
Günah Çocuğu – 1966
İzmir’ın Kavakları – 1966
Pembe Kadın – 1966
Ümit Sokağı – 1966
Şeytanın Kurbanları – 1965
Hülya – 1965
Şoförün Kızı – 1965
Kamyon Faresi – 1965
Kara Kedi – 1965
Öfke Dağları Sardı – 1965
Bozuk Düzen – 1965
Yıldız Tepe – 1965
Artık Düşman Değiliz – 1965
Beleş Osman – 1965
Sürtük – 1965
Yasak Cennet – 1965
Oğlum Oğlum – 1965
Gözleri Ömre Bedel – 1964
Kalbe Vuran Düşman – 1964
Kader Kapıyı Çaldı – 1964
Lekeli Aşk – 1964
Hızlı Osman – 1964
Suçlular Aramızda – 1964
Kara Memed – 1964
Plajda Sevişelim – 1964
Bitirimsin Hanım Abla – 1964
Günahsız Katiller – 1964
Yalnız Değiliz – 1964
Hızlı Yaşayanlar – 1964
Şafak Bekçileri – 1963
Cehennemde Buluşalım (Comp Der Verdammten) -1963
Acı Aşk – 1963
Aşka Susayanlar – 1963
Rüzgar Zehra (Sünger Avcıları) -1963
Akdeniz Şarkısı – 1963
Aşk Tomurcukları – 1963
Ölüm Bizi Ayıramaz – 1963
Çifte Kumrular – 1962
Acı Hayat -1962
Beş Kardeştiler – 1962
İnleyen Dağlar – 1961
Kahraman Üçler – 1961
Camp Der Verdammten – 1961
Seni Benden Alamazlar – 1961
Divane – 1960
Yeşil Köşkün Lambası – 1960
Üç Kızın Hikayesi – 1959
Kanundan Kaçılmaz – 1959
Bir Kadın Tuzağı – 1958
Bana Gönül Bağlama – 1958
Mavi Boncuk – 1958
Tilki Leman – 1958
Alın Yazısı – 1956

www.birbilenyokmu.com

Kategoriler
Genel Kültür

Yılmaz Öztuna Kimdir? Yılmaz Öztuna’nın Hayatı

Yılmaz Öztuna Sultan II. Abdülhamid’e iade-i itibar yapan, onun her kesim tarafından tanınmasını sağlayan tarihçi olarak bilinir.20 Eylül 1930 İstanbul doğumludur. İstanbul`da lise tahsilinin yanında İstanbul Konservatuarı`na devam etti. 1950 eylülünden 1957 temmuzuna kadar Paris`de kaldı. Paris`in büyük kütüphanelerinde çalıştı. Paris Üniversitesi Siyasi İlimler Enstitüsü`nde Sorbonne`da Fransız Medeniyeti kısmında, Alliance Française`nin yüksek kısmında okudu ve Paris Konservatuarı`na devam etti. 13 yaşında ilk makalesi ve 15 yaşında ilk kitabı basıldı. 1969`da Adalet Partisi`nden Konya Milletvekili seçilerek Ankara`ya yerleşti. Türkiye Radyo Televizyon Kurumu`nda denetleme kurulu üyesi, repertuvar kurulu üyesi, eğitim kurulu üyesi (Ocak 1966- Kasım 1981), Kültür Bakanlığı`nda bakan başmüşaviri (1974-77), İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarı`nda kurucu yönetim kurulu üyesi ve Türk Musıkisi Korosu`nda kurucu yönetim kurulu üyesi (1975`den beri) , Yay-kur (Yaygın Yüksek Öğretim) üniversitesinde Osmanlı siyasi ve medeniyet tarihi öğretim üyesi (1975-78), Milli Eğitim ve Kültür bakanlıklarında 1969`dan beri pek çok ihtisas kurulunda üye ve başkan oldu. 1974-1980 arasında Türkiye Cumhuriyeti`nin resmi ansiklopedisi olan ve Milli Eğitim Bakanlığı`nca yayınlanan Türk Ansiklopedisi`nin genel yayın müdürü olarak K harfinden T harfine kadar olan cildleri yayınladı. 1983 mayısında Milliyetçi Demokrasi Partisi`nin kurucuları arasında bulunarak merkez genel yönetim kuruluna seçildi, sonra istifa etti. 1985`de Faisal Finans Kurumu müşaviri oldu.

Pek çok radyo ve televizyon programı yaptı, bunlarda konuştu. Bazı konuşmaları A. B. D. , Fransa, Avusturya gibi ülkelerin televizyonlarında yayınlandı. Bazı kitap ve yazıları çeşitli dillere tercüme edildi. Dünyada ilk defa olarak Türk Musikisi Tarihi kürsüsünü kurdu. “Büyük Türkiye”, “Osmanlı Cihan Devleti”, “Büyük Türk Hakanlığı” gibi son yıllarda çok kullanılan tarihi ve siyasi tabirler, Yılmaz Öztuna`nındır. Ayasofya Hunkar Mahfili`nin ibadete açılması ve Topkapı Sarayı`nda Hırka-i Saadet Dairesi`nde Kur`an okunması, 1000 Temel Eser, Ankara Devlet Konser Salonu ve İstanbul Atatürk Kültür Merkezi`nin Türk Musikisi`ne açılması gibi fikirler ve realizasyonlar Yılmaz Öztuna`nındır ve siyasi iktidara onun tarafından telkin ve kabul ettirilmiştir. Türk Kara Kuvvetleri`nin ve Deniz Kuvvetleri`nin evvelce yanlış olarak kutlanan yıldönümlerini bugünkü doğru başlangıç tarihleri ile kutlanmasıın sağlayan da Yılmaz Öztuna`dır. Birçok konferans verdi. 6 kıtada pek çok ülkeyi gezdi, devlet adamları ve halkla görüşerek incelemeler yaptı. Milletlerarası birçok kuruluşa üye seçildi.

Türkiye`de Osmanlı tarihinin çatışmasız bir anlayışla algılanmasında katkısı vardır. Türk Parlamenterler Birliği, İstanbul Gazeteciler Cemiyeti, Ankara Aydınlar Ocağı, Anadolu Klübü, Yahya Kemal`i Sevenler Cemiyeti, İstanbul Şehrini Güzelleştirme Derneği, Müsteşrikler Cemiyeti, WACL, APACL, NATO Parlamenterler Birliği, Parlamentolararası Türk – Japon ve Türk – Kore, Türk – Suudi Dostluk cemiyetleri, Avrupa Konseyi cemiyeti, Yılmaz Öztuna`nın üye, kurucu olduğu veya bulunduğu milli veya milletlerarası kuruluşlar arasındadır.

ÖZTUNA’NIN ESERLERİ

BiR DARBENiN ANATOMiSi

Yılmaz Öztuna bu kitabında 1876 askerî darbesini, Sultan Abdülaziz`in tahttan indirilmesive ölümü olayını, bütün detayları ile anlatıyor. Bütün o dönemin şahitlerinin ifadelerini naklediyor.

TÜRK TARİHİNDEN YAPRAKLAR

Türk Tarihinden Yapraklar, Yılmaz Öztuna`nın 1968`te İstanbul Radyosu`nda yaptığı konuşmalardan oluştu. Her konu, bir konuşmadır. 1969`da Millî Eğitim Bakanlığı`nın 1000 Temel Eser serisinin 11. kitabı olarak basılıp 20.000 tiraj bir haftada satıldı. 1992`de Millî Eğitim Bakanlığı`nca Türk Klasikleri serisine alındı ve bu serinin 17. kitabı olarak basıldı. Şimdiye kadar 5 baskıda 58.000 tiraj yapan Türk Tarihinden Yapraklar artık klasiklerimiz arasına girmiş bulunuyor. Osmanlı ağırlıklı olmak üzere 2.200 yıllık tarihimiz içinde tam bir gezintidir.

OSMANLI PADİŞAHLARININ HAYAT HİKAYELERİ

Osmanlı Padişahlarının Hayat Hikâyeleri, Yılmaz Öztuna`nın klasikleşmiş kitaplarından biridir. Nesiller tarafından ilgiyle okundu. Bu kitaba dayanılarak senaryolar, piyesler yazıldı, filmler çekildi. 12 Osmanlı hâkan-halîfesinin kronolojik olarak hayatlarından kesitler veren bu eser, Osmanlı tarihinin en çarpıcı taraflarını vurguladı. Konuşmalar, o çağların Türkçe`si ile yazıldı. Olaylar, çok duru ve klasik bir dille tasvir edildi.

TÜRK TARİHİNDEN PORTRELER

Biyografi, tarihçinin edebiyata yaklaşabilme yeteneği ile orantılı bir türdür. Onun için, edebiyatın bir türü şeklinde de ele alınmıştır.Elinizdeki kitaptaki biyografiler, hayatları ve kişilikleri anlatılan şahsiyetlerin doğum sırasına göre kronolojik şekillerde sunuldu. En yaşlıları Bumın Kağan, en gençleri Turgut Özal olmak üzere… Hayatta bulunan bir kişiyi almaktan kaçındım.Tanıttığım şahsiyetlerin hepsinin Türk büyükleri, Türk dâhileri olmadıklarını sevgili okuyucularım hemen fark edeceklerdir. Daha mütevazi çapta büyükler de, Türk`e çok zarar vermiş birkaç kişi de alındı. Ancak çoğunluk, tarihimizin çeşitli alanlardaki dehalarından seçildi. Hiç unutulmasın, tarihin küçükleri de, tarihin büyükleri derecesinde milletlerin hayatını ve geleceğini şiddetle etkilemişlerdir.

TARİH SOHBETLERİ I, II, III

Biz bir cihan imparatorluğunun varisleriyiz. Geleceğimize dair görüşler ileri sürer, programlar yaparken geçmişteki bu muazzam siyasî ve medenî tecrübelerimizden sonuna kadar istifade etmek bizim en tabiî hakkımızdır. Millet ve devlet olarak misyonumuzu belirlemekte en sağlam ölçüyü de böyle bir tarih şuuru ile getirebiliriz. Bu itibarla aydınlarımızın ve gençlerimizin kendi tarihleri hakkında muhtelif cihetlerden bilgi edinebilecekleri eserlere ihtiyaç duydukları muhakkaktır.Ötüken, işte bu mülahazalarla, Türk tarih ve mûsıkîsine yaptığı değerli hizmetler ve verdiği kıymetli eserlerle haklı bir şöhret kazanan değerli yazar Yılmaz Öztuna`nın “Tarih Sohbetleri”ni üç cilt halinde sunmaktan şeref duyar.

Kategoriler
Genel Kültür

Baykal Kent Kimdir? Baykal Kent’in Hayatı

Usta Tiyatrocu, sevilen oyuncu Baykal Kent 1943 de İstanbul’da doğdu. Sanat hayatına tiyatro oyunculuğu ile başladı. 1963 yılından itibaren sinema filmlerinde figüran olarak çalışmaya başladı. Baykal Kent Sinemadaki ilk çıkışını 70’li yılların ortasında yaptı. Daha çok komedi ağırlıklı filmlerin tombul komiği olarak yer aldı.Baykal Kent Tiyatro çalışmalarını da yine aynı yıllarda devam ettirdi. 25 yıl boyunca Ferhan Şensoy’un Orta Oyuncular kadrosunda sahneye çıktı.

Baykal Kent 1987 yılından sonra faal sinema çalışmalarını azaltan Baykal Kent, özel kanalların açılmasıyla birlikte televizyon showları ve komedi dizilerinde çalışmaya başladı.

Baykal Kent’in Oynadığı Filmler

İntikam, Sevimli Frankenştayn, Turhanoğlu Çal Hasan, Zımbala Behçet, Çılgın Ama Tatlı, Deli Şahin, Kadı Han, Kafes, Kolombo Şakir, Nerde Beleş Orda Yerleş, Paçavra, Selam Meleklerim, Tavşan Kızlar, Yarınsız Adam, Yumurtanın Sarısı, Hırçın Kız, Kan, Kızını Dövmeyen Dizini Döver, Sarhoş, Ağa Düşen Kadın, Sımsıcak, Yadeller, Arzu, Bacanak, Gazeteci, Helal Sana Recep Abi, Minnoş, Patronun Kızları, Çile, Eşek Şakası, Kartal Murat, Bir Damla Ateş, Önce Hayaller Ölür, Şabancık, Yasak Aşk, Ceza, Düşkünüm Sana, Gırgır Ali, Kelepçe, Aptal Kahraman, Cehennem Elçileri, Çöl, En Büyük Yumruk, Gizli Kuvvet, Günahkar, Kardeşim Benim, Kobra, Ölüme Son Adım, Türkiyem, Vahşi Kan, Ağlattı Kader, Başım Gözüm Üstüne, Dev Kanı, Kalbinden Atma Beni, Orta Direk Şaban, Üşütük, Alkol, Anadan Ayrı, Gazino Bülbülü, Gurbetçi Şaban, Para Babası, Sekreter, Ay Işığı Operesyonu, Ödlek, Piyangocu Kız, Tarzan Rıfkı, Fosforlu, Kahpe Bizans ve daha birçok filmde oynamıştır

Kategoriler
Genel Kültür GÜNCEL

Rauf Denktaş Kimdir? Rauf Denktaş’ın Hayatı ve Davası

Rauf Denktaş 1,5 yaşındayken annesini kaybetti. Babası hakim Raif Bey’dir. Anneannesi ve babaannesi tarafından büyütülen Denktaş, 1930 yılında eğitim için İstanbul’a gönderildi. Arnavutköy’de ilkokuldan liseye kadar eğitim veren Fevzi Ati Lisesi’nde yatılı okumaya başladı. Ortaokuldan sonra Kıbrıs’a döndü ve liseyi Kıbrıs’ta bitirdi. II. Dünya Savaşı’ndan sonra hukuk eğitimi için İngiltere’ye gitti. Mezun olduktan sonra avukatlığa başladı.

27 Kasım 1948 tarihinde Kıbrıs Türklerinin düzenlediği ilk mitingte Dr. Fazıl Küçük ile beraber hatiplik yaptı. Türk cemaatinin iki önemli ismi Faiz Kaymak ve Dr. Fazıl Küçük arasında arabulucu rolünü üslenip, toplumun çıkarlarının takipçisi oldu. Faiz Kaymak’ın teklifi ve Dr. Fazıl Küçük’ün tasvibiyle Kıbrıs Türk Kurumlar Federasyonu Kongresi’nde başkanlığa seçildi. Savcılık görevinden İngiliz yönetimini zorlukla ikna ederek istifa etti ve cemaat sorunlarıyla uğraşmaya başladı. 1949 yılı yaz aylarında savcılık yapmaya başladı. Yine aynı yıl Aydın Hanım’la evlendi. 1955’te terörist bir hüviyete bürünen Enosisle mücadelede ve EOKA karşısında Kıbrıs Türklerinin direnişine yön veren Denktaş, 1958 yılında hükümetteki görevinden istifa etti. Arkadaşlarıyla 1 Ağustos 1958’de Türk Mukavemet Teşkilatı’nı (TMT) kurdu.

1958 yılında Rum tedhişçiler, Türk köylerine saldırınca, Türkler de bu olayları protesto etti. Zürih-Londra antlaşmaları öncesinde Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş, Ankara’ya Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ile görüşmeye gitti. Bu görüşmede Denktaş adaya Türk Askeri gönderilmesi teklifini dile getirdi. 1959 Zürih ve Londra Antlaşmaları ile, 1960 Antlaşmaları ve Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’nın hazırlanmasında emeği geçti. Aynı yıl Türk Cemaat Meclisi’yle İcra Komitesi Başkanlığı’na seçildi. 16 Ağustos 1960 tarihinde 650 kişilik Türk Alayı Magosa Limanı’na ayak bastı. 1963 olaylarından sonra Denktaş temaslarda bulunmak üzere Ankara’ya gitti. Temaslarını tamamlayan Denktaş bir sandalla Kıbrıs’a geçti ve Türk direnişini örgütlemeye başladı.

27 Kasım 1948 tarihinde Kıbrıs Türklerinin düzenlediği ilk mitingte Dr. Fazıl Küçük ile beraber hatiplik yaptı. Türk Cemaatının iki önemli ismi Faiz Kaymak ve Dr. Fazıl Küçük arasında arabulucu rolünü üslenip, toplumun çıkarlarının takipçisi oldu. Faiz Kaymak’ın teklifi ve Dr. Fazıl Küçük’ün tasvibiyle Kıbrıs Türk Kurumlar Federasyonu kongresinde başkanlığa seçildi. Savcılık görevinden İngiliz yönetimini zorlukla ikna ederek istifa etti ve Cemaat sorunlarıyla uğraşmaya başladı.

1955’te terörist bir hüviyete bürünen Enonisle mücadelede ve EOKA karşısında Kıbrıs Türklerinin direnişine yön veren Denktaş, 1958 yılında hükümetteki görevinden istifa etti. Arkadaşlardıyla 1.8.1958’de Türk Mukavemet Teşkilatı’nı kurdu.

1959 Zürih ve Londra Antlaşmaları ile, 1960 antlaşmaları ve Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’nın hazırlanmasında emeği geçti. Aynı yıl Türk Cemaat Meclisi’yle İcra Komitesi Başkanlığı’na seçildi.

1958 yılında Rum tedhişçiler, Türk köylerine saldırınca, Türkler de bu olayları protesto etti. Zürih-Londra antlaşmaları öncesinde Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş, Ankara’ya Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ile görüşmeye gitti. Bu görüşmede Denktaş adaya Türk askeri gönderilmesi teklifini dile getirdi.

16 Ağustos 1960 tarihinde 650 kişilik Türk Alayı Magosa Limanı’na ayak bastı. 1963 olaylarından sonra Denktaş temaslarda bulunmak üzere Ankara’ya gitti. Temaslarını tamamlayan Denktaş bir sandalla Kıbrıs’a geçti ve Türk direnişini örgütlemeye başladı.

1964 Londra Konferansından sonra Makaryos tarafından “istenmeyen adam” ilan edildi. Yeşilada’ya girmesi yasaklandı. Gizlice Erenköy’e çıkarak savaşa katıldı. 1967’de adaya gizlice girerken tutuklandı. Yoğun girişimler sonucu Türkiye’ye geri verildi. 1968’de adaya giriş yasağı kaldırıldığından Kıbrıs’a döndü.

1970 seçimlerinde Türk Cemaat Meclisi Başkanlığı’na seçildi. 28.2.1973’e kadar Kıbrıs Cumhurbaşkanı Muavini ve Kıbrıs Türk Yönetim Başkanı seçildi.

13 Şubat 1975’te Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin ilanından sonra devlet ve meclis başkanı görevlerini de yürüten Denktaş, anayasa uyarınca 1976’da yapılan ilk genel seçimlerde devlet başkanlığına seçildi. 1981 yılında ikinci kez devlet başkanı oldu.

22.4.1990’da yapılan erken seçimde ikinci kez cumhurbaşkanı seçildi. 1995’teki seçimlerde de cumhurbaşkanı seçildi.

17 Nisan 2005’te yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmayan Denktaş, 24 Nisan’da görevi Mehmet Ali Talat’a devretti.

1964 Londra Konferansı’ndan sonra Makarios tarafından “istenmeyen adam” ilan edildi. Yeşilada’ya girmesi yasaklandı. Gizlice Erenköy’e çıkarak savaşa katıldı. 1967’de adaya gizlice girerken tutuklandı. Yoğun girişimler sonucu Türkiye’ye geri verildi. 1968’de adaya giriş yasağı kaldırıldığından Kıbrıs’a döndü.

Siyaset dönemi

1970 seçimlerinde Türk Cemaat Meclisi Başkanlığı’na seçildi. 28 Şubat 1973’e kadar Kıbrıs Cumhurbaşkanı Muavini ve Kıbrıs Türk Yönetim Başkanı seçildi. 13 Şubat 1975’te Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin ilanından sonra devlet ve meclis başkanı görevlerini de yürüten Denktaş, anayasa uyarınca 1976’da yapılan ilk genel seçimlerde devlet başkanlığına seçildi. 1981 yılında ikinci kez devlet başkanı oldu. 15 Kasım 1983’te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilanından sonra tekrar cumhurbaşkanlığına seçildi. 22 Nisan 1990’da yapılan erken seçimde ikinci kez cumhurbaşkanı seçildi. 1995’teki seçimlerde de cumhurbaşkanı seçildi. 17 Nisan 2005’te yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmayan Denktaş, 24 Nisan’da görevi Mehmet Ali Talat’a devretti.

Kitapları
Saadet Sırları (1941)
Ateşsiz Cehennem (1944)
Criminal Cases (1953)
12’ye 5 Kala (1965)
Akritas Planı (1972)
A Short Discourse of Cyprus (1972)
The Cyprus Problem (1973)
Cyprus Triangle (1981)
Gençlerle Başbaşa (1981)
Kur’ân’dan İlhamlar (1986)
Gençlere Öğütler (1988)
İmtihan Dünyası
Yarınlar İçin
Kıbrıs Girit Olmasın

Kategoriler
Genel Kültür

Thomas Edison’un Hayatı, Edison Kimdir? Buluşları

thomas_edisonBiri hakkında “buluşlarıyla günümüze ışık tuttu” diyeceksek bu sözü ençok Thomas Edison hakediyordur şüphesiz. Elektriğin olduğu her yerde onun buluşu kullanılıyor. Ampul onun buluşlarından sadece biriydi. Peki bu büyük bilim adamını iyi tanıyor muyuz? İşte Edison un hayatı ve bilime olan katkıları.

Thomas Alva Edison ( 11 Şubat 1847 – 18 Ekim 1931)
Thomas Alva Edison, Milan, Ohion’da doğdu. Yedi kardeşin 7. olmaktadır. Babası Samuel “The Iron Shovel” Edison, Jr.(1804–1896)(Kanada), anneside Nancy Matthews Elliott (1810–1871)dur. Kendisinin Hollandalı olduğu düşünülmektedir.Yedi yaşındayken ailesiyle birlikte Michigan’daki Port Huron’a yerleşti ve ilköğrenimine burada başladı. Fakat başladıktan yaklaşık üç ay sonra algılamasının yavaşlığı nedeniyle okuldan uzaklaştırıldı. Bu arada evlerinin kilerinde bir kimya laboratuvarı kurdu. Özellikle kimya deneylerine ve Volta kaplarından elektrik akımı elde etmeye yönelik araştırmalara ilgi duydu; bir süre sonra kendi başına bir telgraf aleti yaptı ve Mors alfabesini öğrendi. O günlerde geçirdiği ağır bir hastalık sonucu kulakları ağır işitmeye başladı.12 yaşındayken bir trende dergi ve meyve satıyor, bir yandan da trenin yük vagonunu yerleştirdiği küçük bir baskı makinesi ile haftalık bir gazete basıyordu. Ama bir gün içinde kimyasal madde bulunan şeylerden biri kırılıp vagonda yangın çıkınca Edison hem trendeki işinden oldu hem de ömür boyu ağır işitmesine yol açacak biçimde yaralandı.Daha sonra telgrafçılık öğrenmeye karar veren Edison 1863-1868 arasında ABD ve Kanada da birkaç telgrafhanede çalıştı. 1868 de bir atölye kurdu ama yaptığı elektrikli kayıt aygıtının patentini satamayınca bir yıl sonra parasız ve borçlu olara Boston dan New York ‘a gitti.

24 Aralık 1871 yılında, 2 ay önce tanışmış olduğu 16 yaşındaki Mary Stilwell ile evlendi. Üç çocukları oldu: Marion Estelle Edison (bilinen adıyla Dot), Thomas Alva Edison, Jr. (bilinen adıyla Dash) ve William Leslie Edison.Mary Edison 9 Ağustos 1884’te hayatını kaybetti.portre_thomas-edison

1880’lerde Fort Myers, Florida’dan bir arsa satın aldı ve daha sonra burda kışları kalmak için kendine küçük bir ev inşa ettirdi. Otomobil endüstrisinin büyük adamı Henry Ford yakın bir zaman sonra Edison’un evinin birkaç yüz metre ötesine taşındı. Bu nedenle Edison ve Ford ölene dek arkadaş kaldılar. 24 Şubat 1886 Edison ikinci evliliğini 19 yaşındaki Mina Miller ile gerçekleştirdi. Bu evliliğinden de üç çocuk sahibi oldu.

Buluşları:

Edison, 1876’da Graham Bell’in geliştirdiği konuşan telgraf üzerinde çalışmaya başladı. Aygıta karbondan bir iletici ekleyerek telefonu yetkinleştirdi. Ses dalgalarının dinamiği üzerine yaptığı bu çalışmalardan yararlanarak 1877’de sesi kaydedip yineleyebilen gramafonu geliştirdi. Geniş yankı uyandıran bu buluşu ününün uluslararası düzeyde yayılmasına neden oldu.

1879’da Edison bir elektrik ampulü icat etti. Kömürleştirilmiş iplikten Flamanlarla deneyler yaptıktan sonra karbonlaştırılmış kağıt flamanda karar kıldı. 1880’de evde güvenle kullanılabilecek ampuller üreterek tanesini 2,5 dolara satmaya başladı. Ancak 1878 yılında bir İngiliz bilim adamı olan Joseph Wilson Swan da bir elektrik ampulü icat etmiştir. Ampul camdı ve içinde kömürleştirilmiş bir flaman bulunuyordu. Swan, ampulün içindeki havayı boşlattı çünkü havasız ortamda flaman yanıp tükenmiyordu. Bu iki bilim adamı güçlerini birleştirmeye karar vererek Edison ve Swan Elektrikli Aydınlatma Şirketi’ni kurdular.

ilk-ampul1883’de hayatının en büyük icadı olan Edison etkisi denen olayı gerçekleştirdi; yani ısıtılmış bir filamanın moleküler boşlukta elektron yayınlamasını buldu. 1883’te bulduğu bu olay sıcak katotlu tüplerin temelini oluşturdu. Daha sonra Akkor lambanın üretimini geliştirmeyi başardı, bu da ampulün halk arasında yaygınlaşmasını sağladı.
Edison’un en önemli keşfi Menlo Park, New Jersey’deki ilk endüstriyel araştırma laboratuarıydı. Sürekli olarak teknolojik keşifler ve geliştirmeler-iyileştirmeler yapmak gibi özel bir amaç için kurulmuş ilk kurumdu. Edison birçok icadını resmi olarak bu labaratuarda üretmiş, birçok çalışanı onun direktifleri doğrultusunda bu icatların araştırma ve geliştirmesinde görev almıştır.

Elektrik mühendisi William Joseph Hammer, 1879 Aralık’ında Edisonun labaratuar asistanı olarak görevine başlamıştır. Telefon, fonograf, elektrikli tren, demir madeni ayıracı, elektrikli aydınlatma ve diğer birçok icatta büyük katkılarda bulunmuştur. Hammer’ı özel kılansa elektrik ampulünün icadındaki ve bu aletin geliştirme ve testleri sırasındaki çalışmalarıdır. Hummer 1880’de Edison’un lamba çalışmalarının şef mühendisi olmuş, bu mevkiideki ilk yılında Francis Robbins Upton’ın genel müdürlüğünü yaptığı fabrika 50.000 ampul üretmiştir. Edison’a göre Hammer elektrik ampulünün bir öncüsüdür. 1000e yakın patenti bulunmaktadır.

wikipedia

Kategoriler
Genel Kültür

Halit Akçatepe Kimdir? Filimleri ve Hayatı

Türkiye onu hababam sınıfının Güdük Necmisi olarak tanıdı, aslında Ah Nerede Vah Nerede Filmiyle meşur oldu ancak usta oyuncu Hababam Sınıfı ile gönüllere taht kurdu. Kısa zamanda birçok filimde yardımcı oyuncu ve başrollerde görev aldı. Yeşilçam a gönül veren bu emektar oyuncumuzun sanat ile dolu hayatını sizler için araştırdık;
Halit Akçatepe 1 Ocak 1938 de Ordunun Ünye ilçesinde doğdu. Liseyi Saint Benoit Fransız Lisesinde bitirdi. görev aldığı birçok filimde usta oyunculuğunu sergileyen ünlü oyuncu, Kaygısızlar gibi dizi çalışmasında da bulundu.
İşte usta oyuncunun görev aldığı filimlerin listesi:

Geniş Aile (2009)
Aile Reisi (2009)
7 Kocalı Hürmüz (2009)
Vurgun (2008)
Genco (2007)
Yalan Dünya (2007)
Hakkını Helal Et (2007)
İki Aile (2006 – 2008)
Sevda Çiçeği (2006)
Hababam Sınıfı Üç Buçuk (2005)
İki Arada Aşk (2005)
Cumbadan Rumpaya (2005)
Beşinci Boyut (2005)
Müyim Olan Aşkımız (2005)
Hababam Sınıfı Askerde (2004)
Büyük Buluşma (2004)
Canım Annem (2004)
Avrupa Yakası (2004)
Yeşilçam Denizi (2003)
Şapkadan Babam Çıktı (2003)
Hababam Sınıfı Merhaba (2003)
Vaka-i Zaptiye (2002)
En Son Babalar Duyar (2002)
Çılgın Bediş (2001)
Siyah Cennet (2000)
Tersine Dünya (2000)
Konu Komşu (1999)
Eltiler (1997)
Hoşçakal İstanbul (1996)
Hayri Beyin Son Aşkı (1993)
Oyun İçinde Oyun (1993)
Şaban İle Şirin (1995)
Çatı (1995)
Kaygısızlar (1994)
Şaban Askerde (1993)
Yazlıkçılar (1993)
Anasının Kızı (1992)
Sürgün (1992)
İnsanlar Yaşadıkça (1989)
Bizimkiler (1989)
Kötü Kader (film)Kötü Kader (1987)
Büyük Koşu (1987)
Karımın Gölgesi (1987)
Keko Aptallar Çetesi (1986)
Keriz (1985)
Şen Dul Şaban (1985)
Şaban Papucu Yarım (1985)
Adile Teyze (1982)
Umut Dilencisi (1982)
Buyurun Cümbüşe (1982)
Dört Geline Dört Damat (1981)
Talih Kuşu (1981)
Renkli Dünyalar (1980)
Dokunmayın Şabanıma (1979)
Evlidir Ne Yapsa Yeridir (1978)
Hababam Sınıfı Tatilde (1977)
Şabanoğlu Şaban (1977)
Gülen Gözler (1977)
Bülbül Ailesi (1976)
Hababam Sınıfı Uyanıyor (1976)
Süt Kardeşler (1976)
Tantana Kardeşler (1976)
Şoför Mehmet (1976)
Lüküs Hayat (1976)
Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı (1975)
Merhaba (1975)
Hababam Sınıfı (1975)
Ah Nerede (1975)
Üç Ahbap Çavuşlar (1975)
Şaşkın (1974)
Köyden İndim Şehire (1974)
Salak Milyoner (1974)
Evet mi Hayır mı? (1974)
Kanlı Deniz (1974)
Mavi Boncuk (1974)
Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz (1974)
Canım Kardeşim (1973)
Tarkan Kolsuz Kahraman’a Karşı (1973)
Yalancı Yarim (1973)
Oh Olsun (1973)
Ömer Hayyam (1973)
Umut Dünyası (1973)
Sevilmek İstiyorum (1973)
İyi Döverim Kötü Severim (1972)
Tarkan Altın Madalyon (1972)
Üç Sevgili (1972)
Sev Kardeşim (1972)
O Ağacın Altında (1972)
Tatlı Dillim (1972)
Feryat (1972)
Bir Varmış Bir Yokmuş (1971)
Üç Arkadaş (1971)
Köprüaltı Çocukları (1953)
Hayat Acıları (1951)
Güldağlı Cemile (1951)
İstiklal Madalyası (1948)
Bir Dağ Masalı (1947)
Karanlık Yollar (1947)
Senede Bir Gün (1946)
Günahsızlar (1944)
Dertli Pınar (1943)