Kategoriler
SAGLIK

Yaşlanma Karşıtı Besinler

Somon balığı sütünden elde edilen somon DNA’sı ile cildin kendini yenilediğini ve gençleştiğini belirten Medical Park Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Neslihan Dolar, ekliyor:

“En etkili anti-aging yöntemlerden biri olan somon DNA’sı, hacminin 10 bin katı suy…u tutarak, derinin nem dengesini sağlar. Yıpranan ve kuruyan ciltleri tedavi eder. Sarkma başlangıcındaki derin kırışıkları önler. Yılların birer kanıtı olan göz çevresinde oluşan kazayağı kırışıklıkların, gözaltı torbalarının, alındaki ve dudak kenarındaki çizgilerin oluşumunu önler.”

Yıllara meydan okuyan kadınların, kırışıklıkları somon sütüyle durdurabileceklerini belirten Medical Park Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Neslihan Dolar, somon DNA’sı ile uygulanan mezolift (yüz gençleştirme) yöntemi hakkında bilgiler verdi:

DERİMİZ ABLUKA ALTINDA

İnsan derisi, diğer tüm organlar gibi kronolojik olarak yaşlanır. Bu durum, zamana bağımlı bir süreç olup, kaçınılmazdır. Ancak diğer organlardan farklı olarak deri, doğrudan dış dünya ile karşı karşıyadır ve çevresel hasarın etkisiyle de yaşlanır. İnsan derisinin yaşlanmasında en önemli çevresel faktör de güneşten yayılan ultraviyole (UV) ışınlarıdır. Ultraviyole (UV) ışınları, üst tabakayı geçerek, derinin alt tabakasındaki yapısal elemanlara ulaşır. Burada birikim etkisiyle kalıcı değişikliklere neden olur.

Derinin yaşlanmasındaki bir diğer önemli çevresel faktör de sigaradır. Sigara, hem doğrudan cildi etkileyerek, hem de steroid metabolizmasıyla etkileşime girerek, dolaylı olarak etki gösterir. Sigara, serbest radikal oluşumunu uyarır ve güneş ışınlarının yaşlanma üzerine olan etkisini hızlandırır.

YERÇEKİMİ

Kısacası, dış etkenler, sigara, güneş ışınları ve stresin etkisi yaşlanmayı hızlandırır. Yaşlanan deride birtakım değişiklikler göze çarpar. Bunların en önemlileri, kuruluk, kırışıklık ve lekelerin artmasıdır. Kuruyan deri kırışır, kırışan deri de daha çok kurur ve bu durum bir kısır döngü halini alır. Yaşlanan deri aynı zamanda mat ve soluk bir görünüm alır, elastikiyeti azalır ve tonus (derinin sıkılığı) kaybı olur. Yerçekiminin etkisiyle de zamanla deride gevşeklik ve sarkma oluşur. Bunun dışında deri görüntüsünün bozulmasından kaynaklanan psikolojik problemler kişinin sosyal ilişkilerini, işlerini, imajını ve sonuç olarak sağlığını etkileyebilir.

Deri yaşlandıkça, dokuların kan dolaşımı ve hücrelerin oksijenlenmesi azalır. Dolayısıyla hücrelere zarar veren serbest radikallerin ortamdan uzaklaştırılması zorlaşır. Yaşlanmanın etkisiyle birlikte DNA’da da bozulma gözlenir. Oysa DNA, hücrenin kopyalanmasını ve genetik materyalin yavru hücrelere geçişini sağlar. Tüm canlılarda aynı kimyasal yapıya sahiptir ve protein sentezini yönlendirir. Bir hücrenin gelişip, yaşamasını sağlayan olayları yönlendirir.

YILLAR DNA’YI DA BOZUYOR

Ancak yaşlanmanın etkisiyle hayati önem taşıyan DNA da zamanla bozulur ve bilgi aktarma ve hücrenin kendini yenileme ile onarma yeteneği azalır. Yaşlanma sürecini belirleyen en önemli unsur iç ve dış faktörlerden kaynaklanan DNA harabiyetidir. Yaşlılarda hücre yenilenmesi ve DNA onarım oranı azalır. Böylece deri kanserinin gelişim riski de artar.

Oysa günümüz insanları artık yaşlanmayı sineye çekmek yerine, mücadele etmeyi tercih ediyor. İnsanların yaşam süresinin uzaması ve görünüme verdiği önemin artması ile yaşlanma sürecini yavaşlatma ve geciktirme konusundaki çalışmalara sürekli yenileri ekleniyor.

Somon Balığı Yaşlanmaya Karşı!

Tüm bu korkutucu süreçlerin önüne geçmek için anti-aging tedavi modelleri geliştirilmiştir. Bu anti-aging tedavi modelleri arasında son zamanlarda başarıyla uygulanan somon DNA’sı ile yıllara meydan okumak mümkün. Cildin yaşlanmasını önleyen mucize bir madde olan Somon DNA’sı ile uygulanan mezolift (yüz gençleştirme) yöntemi kırışıklıkları durduruyor. Günümüzde kırışıklıkların tedavisinde somon DNA’sı ile gerçekleştirilen mezolift yöntemi başarı ile kullanılıyor. Somon DNA’sı, stres, hava kirliliği, sigara, alkol ve güneşin zararlı ışınları ve geçen yılların ciltteki olumsuz etkilerini ortadan kaldırmayı amaçlayan bir tedavi yöntemidir. Hayli etkili sonuçlar alınabilen yöntemde, somon sütünden elde edilen ve insan DNA’sına çok benzeyen yüksek polimerize DNA kullanılır.

Somon balığının sütünden elde edilen ve insan DNA’sı ile aynı kimyasal yapıya sahip olan Somon DNA’sı mezolift yöntemiyle deri içine verildiğinde, cilt kendini yeniler ve gençleşir. Çünkü DNA yüksek oranda su tutucudur. Hacminin 10 bin katı suyu tutarak, derinin nem dengesini sağlamaya yardımcı olur. Unutmamak gerekir ki derinin nemlendirilmesi, kırışıklığın önlenmesinde ilk ve en basit adımdır.

Kazayaklarına, Torbalara ve Çizgilere Veda

Somon DNA’sının, güneşin zararlı UV ışınlarını absorbe etme kapasitesi de çok yüksektir. Dolayısıyla güneş ve/ya da sigara nedeniyle bozulan ve kuruyan ciltleri tedavi eder, derinin tekrar nemli, canlı ve parlak görünümünü kazanmasına yardımcı olur. Derinin tonusunu ve elastikiyetini artırarak sarkma başlangıcındaki derin kırışıklıkların önlenmesinde de kullanılır. Ciltteki yaşlanmayı geciktirir. Kırışıklıkları tıbbi anlamda tedavi eder. İnce ve kuru ciltlerdeki göz çevresinde oluşan kazayağı kırışıklıkları giderir. Alındaki yılların izlerini gösteren yatay çizgileri hafifletir. Kadınların korkulu rüyası gözaltı torbalarını ve yaşlanmanın belirtisi olan dudak kenarlarındaki çizgileri önlemeye yardımcı olur.

Yaz Bitiminde Somon Dna’sı İyi Gelir

Somon DNA’sı ince ve çok küçük iğneler yardımı ile mikro dolaşımı ve oksijenlenmeyi artıran maddelerle birlikte deri altına enjekte edilir. İşlem ağrısız olup, anestezi gerektirmez. 15-20 dakika süren seans sonrası kişi günlük aktivitesine devam edebilir. Seans aralıkları kişinin cilt yaşı ve cilt tipine göre ayarlanmakla birlikte genellikle ayda bir ya da iki defa uygulanır. Daha sonrasında ise üç ayda bir uygulama yapılır. Bazen cildin ihtiyacına göre kombine tedaviler de uygulanabilir. Somon DNA’sı uygulaması rahatlıkla diğer tedavilerle birlikte yapılabilir.

İlk seanslardan itibaren deride canlı ve parlak görünüm fark edilmeye başlar, daha sonra zamanla DNA tamiriyle birlikte uzun vadeli kalıcı değişiklikler meydana gelir. Somon DNA’sı, özellikle yazın nemli, sıcak hava ve güneşten dolayı yıpranan cildin yenilenmesi amacıyla, 30 yaşından sonra kırışıklık, kuruluk, sarkma ve lekelenme problemi olan herkese güvenle kullanılabilir. Günümüzde anti-aging amaçlı kullanılan somon DNA’sı uygun vakalarda, uzman ve deneyimli hekimler tarafından uygulandığı takdirde, son derece başarılı sonuçlar elde edilebilir
Milliyet

Kategoriler
SAGLIK

Astım Hastaları Nelere Dikkat Etmeli? Neleri Yapmalı, Neleri Yapmamalı?

Astım hastalığı, gerçektende insanın hayatının zehire çeviren, hayattan zevk almasını engelleyen bir hastalıktır. Bu hastalığı yaşayanların neredeyse hayat boyu yaptıkları herşeye çok dikkat etmeleri gerekir. Bizde bu konuda farkındalık yaratmak için, astım hastalarının doğru bildiği bazı yanlışlara değinip, neleri yapıp, neleri yapmamaları gerektiğine konunun uzmanı bir ismin ağzından değineceğiz;

Astım hastaları sigaradan uzak durmalı. Dr. Hişam Alahdab, sigara içiliyorsa hemen bırakılması gerektiğini söyledi. Diğer dikkat edilmesi gereken şeyler şöyle:

 

Alahdab, ayrıca parfümlü sabun, losyon, şampuan, tütsü gibi kokulu ürünlerden kaçınılmasını, yatak odalarında toz tutacak halı, minder, yastık gibi şeylerin de kaldırılmasının önemli olduğunu belirtti.

 

Öksürük, hırıltılı solunum, nefes darlığı ve göğüste sıkışma belirtileriyle ortaya çıkan astım, kronik bir hastalık. Ancak ilaçları doğru kullanarak, atakları tetikleyen etkenlerden uzak durarak ve hekimin tedavi planına sadık kalarak sağlıklı bir yaşam sürmek mümkün. Anadolu Sağlık Merkezi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Hişam Alahdab, bir astım hastasının asla sigara içmemesini, içiyorsa da en kısa sürede bırakması gerektiğini söyledi. Alahdab, bir astım hastasının temiz havası olan ortamlarda bulunmasını, ev ve işyerlerinin sık sık havalandırmasına dikkat edilmesi gerektiğini, parfümlü sabun, şampuan, losyonlardan kaçınılmasını ve tütsülerden uzak durulmasının önemli olduğunu söyledi. “Alerjiniz olduğunu bildiğiniz önlenebilir alerjenlerden uzak durun.” diyen Alahdab, “Astımlı kişinin yatak odasında özel düzenlemeler yapın. Toz tutacak halı, kilimleri kaldırın. Tüylü koltukları, minderleri ve fazla yastıkları kaldırın. Yatak takımlarınızı toz geçirmeyen nevresim takımları ile kaplayın. Çarşaf ve nevresim takımlarını sık sık, çok sıcak suda yıkayın ve güneşte kurutun.” önerilerinde bulundu.

 

4 Mayıs Dünya Astımlılar Günü. Dr. Hişam Alahdab, Amerika ve Avrupa’da yapılmış olan çalışmalarda astım görülme sıklığının çocuklarda yüzde 2-15 ve erişkinlerde ise yüzde 2-5 arasında dağılım gösterdiğini aktardı. Astım görülme sıklığı ülkemizde şehirler ve bölgeler arasında önemli farklılıklar göstermektedir. Genelde kıyı kesimleri, şehirler, büyük metropoller ve düşük sosyoekonomik yaşam şartlarında daha sık görülüyor.

 

1,5 MİLYON ÇOCUK ASTIMLI VAR

 

“Akciğere havayı taşıyan, hava yollarının mikrobik olmayan müzmin iltihaplanması” olarak tanımlanan astım, toplumda hiç de azımsanmayacak oranda görülüyor. Türkiye’deki çocuk astımlı sayısı 1,5 milyonu, yetişkin astımlı sayısı ise 6 milyonu buluyor. Astımda yakınmalar tekrarlayıcı ve nöbetler halinde oluyor. Gece ortaya çıkması veya artış göstermesi sık rastlanan bir bulgu. Hafif yakınmaların kendiliğinden gerileyebilmesi mümkün olmakla birlikte alerjenler, ilaçlar, soğuk hava, tahriş edici ağır kokular, enfeksiyonlar bu yakınmaların tekrar ortaya çıkmasına sebep oluyor.

 

Astım hastalığı ile ilgili doğru bilinen yanlışlar

Gebelikte astım ilaçlarının kullanımı bebeğe zarar verir. Astım ilaçlarının gebelikte kullanımı güvenlidir, bebeğe zarar vermez. Astmatik bir gebenin ilaçlarını kullanmayarak atak geçirmesi bebeğin oksijenlenmesinin bozulmasına sebep olarak bebeğe ciddi zarar verebilir.

 

Astım hastaları spor yapamaz. Kontrol altındaki astım kişide semptoma sebep olmaz. Bu sebeple astmatik kişilerde spor yapmaya kısıtlama getirmek önerilmemektedir. Fakat egzersizle tetiklenen özellikli bir astım alt grubu mevcuttur ki bu grupta doktor onayı ile, özellikle aktivite öncesi ilaçlarını kullanarak, kontrollü egzersiz yapılması önerilmektedir.

 

Astım ilaçları bağımlılık yapar, akciğerlere hasar verir. Astım ilaçlarının bağımlılık yapıcı etkisi yoktur. Astım kronik bir hastalık olduğu için tedavisinde kullanılan ilaçların uzun süre kullanımı gerekebilir.

 

Astımın aşısı vardır. Astımın değil, alerjinin aşısı vardır. Alerji aşıları, ancak belli bir yaş grubundaki ve az sayıda alerjene karşı alerjisi olan hastalarda uygulanır.

 

Kortizon çok zararlıdır, ne olursa olsun kullanılmamalıdır. Toz veya sprey şeklinde kullanılan düşük dozlardaki kortizonun büyük bölümü bronş duvarı düzeyinde kalır. Bu nedenle kortizon kullanımının yan etkileri astım ilaçları ile görülmez.