Kategoriler
GÜNCEL SAGLIK

Migren Nedir?

MİGREN NEDİR VE BELİRTİLERİ
Migren çağımızın baş ağrıtıcı hastalığı. Durmak bilmeyen kronik baş ağrısıdır. Migren genetik bir rahatsızlıktır. Genelde migren ağrıları ataklar halinde ortaya çıkar, kafanın tek tarafına yerleşen, zonklayıcı bir baş ağrısı şeklidir. Bu ataklar 4 saat ile 72 saat arasında değişebilir. Bu ataklar sırasında baş ağrısının yanısıra bulantı, kusma, normal ışık ve sesten rahatsız olma gibi şikayetler de görülebilir.

Migren artık nörolojik bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Beyinde bulunan bazı kimyasal maddelerin azalması ya da etki göstermemesi sonucu ortaya çıktığı düşünülmektedir. Kişi karanlık, sesten uzak bir odada uyumak ister. Günlük yaşam kalitesini düşüren bir durumdur.

BELİRTİLERİ:
Yorgunluk,
Işıktan ve sesten rahatsız olma,
Kaslarda ağrı,
Mide bulantısı, kabızlık, ishal,
Susuzluk, idrara sık çıkma
Huzursuzluk, üzüntü gibi belirtiler migren atağının geleceğini gösterebilir.

Atak geçtikten sonra, daha doğrusu baş ağrısı geçince, bir gün boyunca kendinizi çok yorgun hissedebilirsiniz. Çok yorucu bir işten çıkmış gibi olursunuz. Bazı hastalar ise baş ağrısından sonra kendilerini gayet enerjik hissettiklerini söylemektedir

Kategoriler
SAGLIK

Oruçlu İken Başağrısını Yenmenin Yolları

Oruçlu iken iftara yakın zamanda genelde başağrıları nolmaldir.Başağrısından kurtulmak için sizler için araştırdık. Hisar Intercontinental Hospital Nöroloji Uzmanı Dr. Gülümser Tokmak Kızıltaş’la migren hastalarının Ramazan günlüğünü konuştuk…

Migrenin çoğunlukla tek taraflı, zonklayıcı baş ağrısı, bulantı hissi, ışık ve ses hassasiyeti ile kendisini gösteren bir hastalık olduğunu dile getiren Kızıltaş; Özellikle kadınlarda daha sık görülen migren ataklarını uzun süren açlık periyotları tetikler. Normal beslenen bir insan öğün atladığında bile migren ağrıları tetiklenebilir. Atak sıklığı fazla olan ve özellikle açlık ile migren atakları tetiklenen hastaların oruç tutmamaları gerekir. Tetikleyici gıdalardan özellikle uzak durmalıdırlar. Atak sıklığı az olan ve oruç tutan hastaların iftarda aşırı yağlı, karbonhidrat ve kızartma şeklindeki gıdalardan ziyade sebze yemekleri tüketmeleri, bol sıvı almaları, iftardan sonra sık sık az az beslenmeleri gerekmektedir. Bu süre zarfında uyku düzenin de değişmesi atak sıklığını artırabilir. Açlık ve atak sıklığının artması kişiyi sinirli yapabilir. Beraberinde stres faktörünün olmaması için günde en az 30 dakika süren tempolu açık hava yürüyüşleri yapılmalıdır. Migren ağrıları başladığında eğer oruç iseniz ağrının başlayacağını hissettiğiniz anda karanlık, sessiz bir odada dinlenebilir, uyuyabilir, başınızın ağrıyan kısmına buz koyabilirsiniz. Sahur da migren atağı geçireceğinizi hissederseniz ağrı kesici alabilirsiniz’ açıklamasında bulundu

Milliyet

Kategoriler
GÜNCEL

Miğren Nedir? Miğrenin Bitkisel Tedavisi

Migren kaynaklı ağrıların acısını ancak ve ancak migren hastalığını çekenler bilir.

Migren dünyada bilinen en eski hastalıklardan biridir. Mısır´da Firavunlar döneminden papirus kalıntılarında baş ağrısı tedavi çizimlerine rastlanmıştır. Hastalık için “yarım baş ağrısı” anlamına gelen latince söylemin değişimiyle “Migren” adı yerleşmiştir. Ülkemizde de yaygın olarak halk tarafından bilinmektedir. ” Migren herhalde “, ” Migrenim tuttu ” laflarını her insan duymuştur.

Migren, gelip geçici baş ağrısı ile kendini gösteren bir hastalıktır. Baş ağrısı en uzun bir gün sürer. Çoğunlukla 3 – 5 saat devam eder. Ağrının şiddeti kişiden kişiye değişir. Ayni kişide de her ağrı ayni şiddette değildir. Ağrı şiddetli olduğunda bulantı ve kusma ağrıya katılır. Kusmadan sonra ağrıda bir azalma olması migrene ait bir özelliktir. Ağrı genellikle başın bir yarısında başlar ve her tarafına yayılır. Kusmadan sonra ağrı azalmadan sürüyorsa ve başın tek tarafından başlayan ağrı, her ağrı geldiğinde ısrarla aynı tarafta ve yer değiştirmiyorsa bir hekime danışmak gerekir.

Migrenin bitkisel tedavi yöntemleri arasında en etkili olanı “Biberiye kürüdür”

Biberiye kürünün uygulanışı:

Bir su bardağı su kaynatın. Su kaynadıktan sonra 1 tatlı kaşığı biberiye bitkisini kaynayan suya ilave edin. 4 dakika kısık ateşte kaynatın. 4.dakika dolduğunda ocaktan indirip ılınmasını bekleyiniz. Ilınınca, süzerek yudum yudum içiniz.

İlk birinci hafta her gün 3 kez taze hazırlanıp şeker ilave etmeden içilmelidir. İkinci haftadan sonra günde sadece 2 kez taze hazırlanarak bir ay boyunca içilmelidir.

Daha sonra şikâyetlerin doğrultusunda kür tekrar edilebilir. Lütfen Hekim kontrol ve önerilerini ihmal etmeyiniz.

Not: Sağlıklı sonuç elde etmek için malzeme, süre ve uygulama bakımında tavsiye edilen miktarları değiştirmeden aynen uygulayın

Kategoriler
SAGLIK

Ayak Masajı, Refleksoloji, Tay Masajı Nedir?

ayak_haritasiÇağımızın sorunu olan strese modern tıbbın henüz çare bulamaması manidardır. Malum genelde stresin kaynağı modern dünyanın nimetleri olurken bu nimetlerin yan etkisi olarak günlük yaşamımızda stresin yoğunluğu artmıştır. Bu nedenle birçok kişi strese çare olarak altarnatif tıbba yönelirken, stres tedavisinin yanısıra altarnatif tıp birçok rahatsızlığa çare oluyor. Fiziksel, duygusal ve zihinsel bütünlüğü sağlamak. Modern yaşamın yorgunluğuna karşı vücuda enerji kazandırmak. Güçlenmek, stresten arınmak, kas ağrılarını gidermek… Bütün bunlar için tüm dünya hızlafarklı masaj tekniklerine dönüyor. Ancak masaj, doğru yapıldığında faydalı.

Refleksoloji, bugün destekleyici ya da tamamlayıcı tedavi dediğimiz tedaviler arasında yer almaktadır.

Refleksoloji sinir noktalarını belirli tekniklerle uyarmanın ortaya elektrokimyasal mesajları çıkardığını bununda nöronların yardımı ile ilgili organı uyardığını savunur.

Bunun yanısıra psikolojide özellikle panik atak ve depresyon hastalığının tedavisinde destekleyici olarak uygulanmakta olup, başta Rusya ve Amerika’daki engelliler üzerinde özellikle otistik ve spastik engelli çocuklar ile felçli hastalar olmak üzere birçok engel grubunda ciddi gelişmelerin ortaya çıkması sebep olmuştur.

Ayak ve el refleksolojisi belli noktaların manuel uyarılarak vücuttaki sinirlerin ve kan dolaşımının uyarılmasıdır. En yaygın uygulanan ise ayak refleksolojisidir. Stres belkide günümüz insanlarının karşılaştığı en temel sorundur. Bu sorunun sinir sistemimiz üzerindeki etkisi son yıllarda yapılan araştırmalarla kanıtlanmış olup günlük hayatta yaşadığımız birçok sorun buna dayalıdır. Stres kan dolaşımını yavaşlatır refleksoloji ise kan dolaşımını hızlandırarak vücudun besin almasını ve toksin atımını hızlandırır. Refleksoloji yaptıranların bağışıklık sistemlerinin daha iyi çalıştığı özellikle kışın yaşanılan soğuk algınlığı ve grip tarzı hastalıklara daha dirençli oldukları araştırmalarla ve yaptığımız çalışmalarla sabittir. Düzenli refleksoloji yaptıran hastalarımızın bu tip deneyimlerini bize aktarmaları bizim için sürpriz değildir. Aslında bu arada bir başka yorumuda refleksolojiyi tanımlarken anlatmakta fayda var. Enerjinin bloke olduğunu temelde de hastalıkların bu sebeple çıktığını söyleyen yorumlarda tıpkı tıkalı bir kanalın açılıp normal seyrine kavuşan bir kanal gibi anlatan bir yorum.

Günümüzde hastalıkların büyük bir çoğunluğu strese bağlı gelişiyor. Üzüntü, korku, endişe ve benzeri olumsuz duygu ile düşünceler bedende dengesizlikler yaratıyor. Dengesini yitirmiş bir beden de doğal olarak verimli çalışamıyor. İnsan bedeninin randımanlı çalışması için enerji akımının kesintisiz olması şart! İşte, Tay ayak masajı bu noktada devreye giriyor ve bedende serbest enerji akışını sağlıyor.

Tayland’ı ziyaret eden herkesin dikkatini çekmiştir masaj salonları, özellikle sokaklara kadar taşan ayak masajı yapılan irili ufaklı dükkanlar. Bangkok, Tay masajının merkezi haline gelmiştir, uçaktan iner inmez havaalanında başlayabilir masaj maceranız. Otelinizin içinde, yol boyunca, alışveriş merkezlerinde, sahilde, ana sokaklar, ara sokaklarda kısaca heryerde özellikle ayak masajı yapılan mekanlar ve masaj yaptıran insanlarla doludur.

Ayak masajı, beden masajına göre daha kolay ve kısa zamanda yapılır ve tüm vücut masajı kadar etkindir.

Geleneksel Tay tıbbı, Ayurveda ve geleneksel Çin tıbbının mükemmel bir karışımıdır. Tay tıbbı, Ayurvedanın tridoshalarından marma noktalarına, beslenmeden, yogaya, hareket ve masajdan Hinduizme, Çin tıbbınında elementlerinden, yin ve yanga, meridyenlerden, bitkisel ilaca kadar uzanır. Tay ayak masajı vücut masajıyla geleneksel Tay tıbbının hareket bölümünü oluşturur. Şifa için masajın önemi doğu anlayışı ve yaşam biçiminde çok yaygındır. Dokunmanın iyileştirici gücü, enerji merkezleri ve hatlarının kullanımı, şifalı yağ karışımları ve belli ovma hareketleriyle Tay ayak masajı çok özel ve eşsizdir.

Refleksoloji nedir?
Refleksoloji’yi,“ Ayaklar bedenin aynasıdır” sözüyle özetleyebiliriz. Daha geniş anlamda Refleksoloji, ayaklara uygulanan özel ovma hareketleriyle vucudun belli bölgelerinde bloke olmuş enerjiyi çözerek, bedenin kendi kendisini iyileştirme gücünü harekete geçirmesi olarak tanımlanabilir. Refleksoloji ‘denge’ sağlayan bir terapidir. Refleksoloji Terapisi kişinin kendisini, fiziksel, duygusal ve ruhsal bakımdan iyi hissetmesini sağlar ve kişiye doğal dengesini kazandırır.

Nasıl uygulanır?
Refleksoloji, bedenin tüm bölgelerine, organlarına ve sistemlerine karşılık gelen refleks noktalarının ayaklarda olduğu ve bu noktaların beden anatomisinin aynası olduğu prensibine dayanan bir sanattır. Refleksoloji, özel el ve parmak teknikleriyle bu refleks noktalarına baskı ve ovma yoluyla uygulanır.

Refleksoloji yeni bir terapi midir? Tarihçesi ne kadar eskidir?
Refleksoloji’nin tarihi 5000 yıl öncesine, Mısır Firavunlarına kadar uzanmaktadır. Tarihte Refleksoloji’nin Hindistan’da, Japonya’da, Çin’de ve Amerika’nın yerli Kızılderili medeniyetlerinde bilindiği kaydedilir. Refleksoloji’yi çok sonra, 1900’lü yıllarda, Dr. William Fitzgerald yeniden keşfedecektir. Dr. Fitzgerald Refleksoloji’yi, bir ağrı kesme yöntemi olarak kullanmıştır. Zamanla, Amerika kıtasından dünyanın dört bir köşesine yayılan Refleksoloji, ayaklardaki belli refleks noktalarının bulunmasıyla yavaş yavaş bugünkü şeklini almaya başlamıştır.

Refleksoloji ne gibi sıkıntılara iyi gelir?
Refleksoloji, hem (hastalıktan) “koruyucu sağlık” hem de belli sıkıntıların hafifletilmesi açısından uygulanabilir. Refleksoloji aşağıdakiler de dahil pek çok durumda yardımcı olabilir:

  • Stres, Yorgunluk, Uykusuzluk, Migren, Başağrısı
  • Kadın hastalıkları, Menopoz, Regl sorunları
  • Kabızlık, Hazımsızlık, Sırt ağrısı, Romatizma, Siyatik, Eklem iltihaplanmaları, Sinüzit, Astım, Prostat sorunları

ipekcaldemir.com
reflektoloji.org

Kategoriler
SAGLIK

Dehaların Hastalığı Migren

migren“Tarihe adını altın harflerle yazdırmış bir çok ressamın resimlerinde kullandığı kendilerine özgü teknikler, eserlerini paha biçilmez bir hale getirmiş ve günümüze kadar taşımıştır. Ancak son yıllarda yapılan bazı araştırmalar, bu çok önemli sanatçılardan bazılarının kullandıkları ve onları diğer ressamlardan ayıran tekniklerinde hastalıklarının da payı olduğunu göstermiştir. Tıpkı resimlerinde ağırlıklı olarak sarıyı kullanan ve ışığı hareli olarak gösteren Van Gogh veya düşey yarıklar ile kayık yüz parçalarını figürlerinde sık sık kullanan Picasso gibi…
VKV Amerikan Hastanesi Nöroloji Bölümü doktorlarından, Dr. Ari Boyacıyan’a göre migren toplumda görülen en sık başağrısı türlerinden biri. Değişik çalışmalarda farklı rakamlar çıkmasına rağmen yaklaşık olarak toplumda yüzde 10 – 15 civarında kişide ortaya çıkabilmektedir. Migren esas olarak beyinde hücresel düzeyde fonksiyonel bir bozukluktan kaynaklanır. Bu bozukluk belli bir süre devam ettikten sonra dönemini tamamlar ve iz bırakmadan düzelir. Migrenin süresi klasik olarak 3-72 saat civarında olmaktadır. Aslında beyinde hücresel düzeyde bir bozukluk başlamakta. Bu bozukluğun neticesinde beyin damarları ve beynin etrafını saran zarlar etkilenmekte. Bunu neticesinde de şiddetli zonklayıcı ağrı ortaya çıkmaktadır. Çoğu zaman ağrının bir periyod halinde gelişen bir hastalık zaman zaman ağrı dışındaki belirtilerle de kendini gösterebilmektedir.

Hatta tarihte şiddetli başağrılarının görme anormalliklerine neden olduğu migren hastalığının sadece dahilerde rastlanan bir hastalık olduğu inancı vardır. Çünkü Van Gogh, Claude Monet, Sezar, Napolyon, Virginia Wolfe, Lewis Carroll, Elvis Presley ve John F. Kennedy gibi tarihe adını yazdırmış bir çok önemli insan migren hastasıydı. Picasso migrenden (genellikle şiddetli başağrılarının başlangıcını işaret eden görme anormalliklerinden), Van Gogh ise ışığı hareli olarak algılamasına ve özellikle son dönemlerinde en çok sarı rengi seçebilmesine neden olan diyabetik katarakttan şikayetçiydi..“

Deha Hastalıkları : Migren
Londra’da gerçekleştirilen Başağrıları Dünyası Konferansı’nda Picasso’yla da ilgili şu ilginç açıklama yapıldı: Picasso, migrenden(genellikle şiddetli başağrılarının başlangıcını işaret eden görme anormalliklerinden) müztaripti.

Hollanda’daki Leiden Üniversitesi Tıp Merkezi’nden Dr. Michel Ferrari’ye göre Picasso’nun eserlerinden bazıları kriz esnasında yaşadıklarını resmeden migren hastalarının yaptıkları resimlerle inanılmaz benzerlikler gösteriyor. “Pablo Picasso’nun kadın yüzü resimlerinde görülen düşey yarıklar ve yüz parçalarının kayık olması figürleri migren hastalarının gördüğü biçimlere farkedilir derecede benziyor” diye belirtiyor Ferrari. “Migrenin sonuçlarından biri olan görme anormalliklerinin en temel özelliği zaman içerisinde artmasıdır. Şekillerinden dolayı (Ortaçağa ait bir köye havadan bakar gibi) ‘hendek ya da siperlerle çevrilmiş spektrumlar’ olarak da bilinir.” diye devam ediyor.

Ferrari, görme anormalliklerinin çok çeşitli türleri olduğunu, şeritli desenlerden parıldayan noktalara kadar genellikle bu “hendeklerle çevrilmiş köy” görüntüsünde olduklarını belirtiyor. Ferrari’ye göre hastaların yüzde 20’si ila yüzde 30’u başağrısından önce görme anormallikleri yaşıyor ve hatta hastalardan bazılarında her seferinde başağrısı olmaksızın yaklaşık bir saat boyunca bu görme anormallikleri sürüyor.

Picasso’nun migren hastası olduğuna dair resmi bir kayıt olmamasına rağmen “o da başağrısı olmaksızın sadece migrenden kaynaklanan görme anormalliklerinden şikayetçiyse bu nokta rahatlıkla gözden kaçmış olabilir” diye belirtiyor Ferrari. Teksas A&M Üniversitesi’ndeki Online Picasso Projesi’nden Dr. Enrique Mallen ile birlikte Ferrari, migren hastalarının yaptığı çizim, resim, boyama ve diğer sanatsal çalışmalardan birçok örnekler toplamışlardır. Bu hastaların görsel dünyalarının aldatıcı kırılmaları Picasso’nun çalışmalarına o kadar benziyordu ki araştırmacılar sanatçının migrenden kaynaklanan görme anormallikleri yaşadığı kanısına vardılar. Araştırmacılar hipotezlerini sınamak için halk arasında anket yaptılar. Yakın zamanda İspanyol televizyonunda yayınlanan bir programda Ferrari katılan kişilere “ankete katılan kişilerin yüzde 70’inin migren hastalarının yaptığı çeşitli resimleri gerçekten Picasso’nun eserleri olduğunu düşündüklerini” söyledi.

Migren genel olarak klinik planda auralı migren ve aurasız migren olarak ayrılmaktadır. Bunun dışında daha nadir görülen oftalmik migren, hemiplejik migren, komplike migren gibi türleri de vardır.

Migrenin belirtileri ve sebepleri neler?
En önde gelen belirti zonklayıcı başağrısıdır. Bunu genellikle bulantı ve kusma eşlik eder. Eş zamanlı olarak ses ve ışık hassasiyeti, koku hassasiyeti ve bu ana belirtilerle birlikte ikincil olarak gelişen otonomik bozukluk belirtileri gelişir. Uyku hali, açlık hissi, esneme, gaz birikim, geğirme, başdönmesi. Öncül veya eşlik eden belirtilerden olabilir.

Migrenin temel olarak sebebi bilinmemektedir. Ancak yukarıda sözü edilen peşisıra bozukluklarnı birbirini tetiklediği bilinmektedir. Başlangıç hücresel düzeydeki mekanizmalarla olmaktadır. Bu düzeyde biriken bazı inflamatuar maddeler başka reaksiyonları tetiklemekte. Beyin hücrelerinin ve bazen de kan damarlarının işlevleri bozulabilmektedir. Bütün bunları izleyerekde genellikle başağrısı ortaya çıkmaktadır.

Migrene nasıl tanı konur?
Başağrısı genel bir başlık olduğu için bunu alt gruplarından biri migren olmaktadır. Başağrısı büyük başlığı altında migren dışında bir çok hastalık vardır. Örneğin küme tipi başağrısı, dolaşım bozuklukları, beyin tümörleri, beyin kanamalarında başağrısı büyük başlığı altında irdelenebilecek hastalıklardandır.

Migrene tanı genellikle öykü özelliklerine dayanılarak konur. Çünkü atak sırasında yapılabilecek bazı özel laboratuvar tetkikleri dışında migren hastalığının ortaya koyabilecek bir tetkik yoktur. Çoğu zaman olmayana ergi yöntemiyle diğer hastalıklar dışlanmak yöntemiyle tanı konur.

Migren, hastaların yaşamlarını nasıl etkiler?
Migren aslında önemli bir toplumsal sorundur. Migren hastalığının neden olduğu iş gücü ve üretim kaybı yüksek oranlardadır. Hastanın kendisi açısından da yoğun ağrılı ve diğer ek belirtilerin olduğu dönemler yoğun sıkıntı verici düzeydedir ve çoğu zaman yatarak istirahati gerektirir.

Migren atakları yukarıda anlatılan mekanizma ile ortaya çıkar. Auralı migrende genel olarak 1 saat civarında süren öncül belirti olup, bunu izleyen başağrısı gelişir. Aurasız migrende ise genellikle öncül belirti ortaya çıkmaz ve başağrısı daha uzun sürer. Migren ataklarının sıklığı ve şiddeti hastadan hastaya büyük değişkenlik gösterebileceği gibi aynı kişide değişik dönemlerde sıklık ve şiddet değişkenlikleri görülebilir. Hayat boyu ancak birkaç kez migren tipi ağrısı olan insanlar olduğu gibi hemen hergün migren ağrısı ile yaşamak zorunda kalan olgularla vardır. Migren ağrısı sırasında kişi genellikle sessiz ve karanlık bir ortamda yatmayı tercih eder. Atak döneminde olduğu için bu dönemi kırmakta kullanılan ilaç uygulamaları yardımcı olur.

Migren nasıl tedavi edilir?
Migren tedavisi asıl olarak iki başlıkla irdelenebilir. – Atak tedavisi: Şiddetli ağrı sırasında uygulanacak ilaçlar ve yardımcı yöntemler, – Ağrı olmaksızın uygulanan ağrıyı önleyici ilaçlar ve yöntemler (koruyucu tedavi)

Kurumsalhaber

Kategoriler
SAGLIK

Migreni Olanlar Bunlardan Uzak Durun

“Sağlık herşeyin başıdır” der atamız, ama aynı atalarımız “can boğazdan geçer” de der ayrıca. Belki eskiden gerçerliydi bu son söylenen söz, ama günümüzde kesinlikle geçerliliğini yitirmiştir. Neden mi? Çünkü her geçen gün bilimadamlarının yaptığı araştırmalarda kullandığımız bazı besin ve yiyeceklerin sağlıktan çok sağlıksızlığa neden olduğu gün yüzüne çıkmıştır. En güzeli bu yiyeceklerin tetiklediği hastalıklara kapılmadan önlemimizi almak ve ona göre bir beslenme şekli seçmek. Hiçbir hastalığı olmayan insanların bile yiyeceklerine dikkat etmesi gerekirken, bazı hastalık gruplarının özellikle dikkat etmesi gerekir. Bunların başında da şeker, gastrit ve ülser hastaları gelir. Çağımızın en popüler hastalıklarından olan migren de, kendimize ve beslenme şeklimize dikkat etmemizi gerektirir. Aksi durumlarda dayanılmaz migren ağrılarına katlanmak zorunda kalırız. Peki ama nasıl ve neye dikkat etmeliyiz bu ağrıları çekmemek için?

Bir kere, beklenen bir krizden yaklaşık üç gün önce, bir günlük meyve ve sebze orucu tutun. Sonraki iki gün şunlardan kaçının: Kahve, şeker, peynir ve süt, mayalı ürünler, narenciye, konserve ürünler, kızarmış yiyecekler, baharatlı yiyecekler, fıstık, alkol.

Kriz döneminden önceki 4 – 6 hafta içindeki her haftada 1 gün bol bol su için. Kriz sırasında 2 kivi, 1 orta boy elma yiyin. İlk belirtilerin gözlenmesinden önceki üç gün boyunca, günde iki defa naneli yeşil çay için. En az bir defa boyun ve omuz bölgesine derin doku masajı yaptırın. Her sabah 10 – 15 dakika yoga yapın. Akşam yemeğini en geç saat 20.00’de, yavaş yavaş yiyin. Fırsatınız olursa yürüyün ya da yüzün. Gece geç vakte kadar uyanık kalmaktan kaçının.

Ağrılı günlerde ne yemelisiniz?
Sebze çorbası, rafadan yumurta, patates ve diğer sebzelerin püreleri, ızgara balık, muz, elma ve armut, papatya ve nane çayı, bol su.
Asitli ve baharatlı yiyeceklerden ise kaçının.
Ataklar halinde oluşan bir tür baş ağrısı olarak tanımlanan migreni hangi faktörlerin tetiklediğini bilmeniz önemlidir. Bunun için atak geldiği sırada neler yiyip içtiğinizi düşünebilirsiniz. Beklenen bir krizden yaklaşık üç gün önce, bir günlük meyve ve sebze orucu tutun. Sonraki iki gün şunlardan kaçının: Kahve, şeker, peynir ve süt, mayalı ürünler, narenciye, konserve ürünler, kızarmış yiyecekler, baharatlı yiyecekler, fıstık, alkol.
Kriz döneminden önceki 4 – 6 hafta içindeki her haftada 1 gün bol bol su için. Kriz sırasında 2 kivi, 1 orta boy elma yiyin. İlk belirtilerin gözlenmesinden önceki üç gün boyunca, günde iki defa naneli yeşil çay için. En az bir defa boyun ve omuz bölgesine derin doku masajı yaptırın. Her sabah 10 – 15 dakika yoga yapın. Akşam yemeğini en geç saat 20.00’de, yavaş yavaş yiyin. Fırsatınız olursa yürüyün ya da yüzün. Gece geç vakte kadar uyanık kalmaktan kaçının.