Açıköğretim Fakültesi Kayıt ve Kayıt Yenileme Tarihleri 2012

Eskişehir Anadolu Üniversitesi Açıköğretim fakültesi yeni kayıt ve kayıt yenileme tarihlerini uzmanportal olarak sizler için düzenledik ve bir arada sunuyoruz.Açıköğretim fakültesi kaydınızı sakın kaçırmayın:

  Kayıt Türü Kayıt ve Kayıt Yenileme Tarihi
YENİ KAYIT – ÖSYS Yeni Kayıt Dönemlik-Kredili 12-23 Eylül 2011
GÜZ DÖNEMİ Eczane Hizmetleri, Kimya Teknolojisi,Gıda Kalite Kontrolü ve Analizi, Tıbbi Laboratuvar Teknikleri, Tıbbi ve Aromatik Bitkiler, İlahiyat,Tarım, Laborant ve Veteriner Sağlık, Fotoğrafcılık ve Kameramanlık, Bilgi Yönetimi,Coğrafi Bilgi Sistemleri, Adalet; Çağrı Merkezi Hizmetleri Ön Lisans Prog. ile İngilizce Öğretmenliği, Okulöncesi Öğretmenliği, Felsefe, Sosyoloji, Türk Dili ve Edebiyatı, Tarih Lisans Programları
(Dönemlik-Kredili)  
Çoklu Kayıt – Ek Yerleştirme 17-27 Ekim 2011
GÜZ DÖNEMİ – Yatay Geçiş
(Dönemlik-Kredili) – 6111 Sayılı Kanun Kap. Kayıt
  – Okulöncesi Öğretmenliği
  Lisans Tamamlama
  – İkinci Üniversite
  – Lisans Tamamlama
  – Dikey Geçiş
KAYIT YENİLEME – Dönemlik-Kredili 17 – 27 Ekim 2011 
GÜZ DÖNEMİ Eczane Hizmetleri, Kimya Teknolojisi,Gıda Kalite Kontrolü ve Analizi, Tıbbi Laboratuvar Teknikleri, Tıbbi ve Aromatik Bitkiler, İlahiyat,Tarım, Laborant ve Veteriner Sağlık, Fotoğrafcılık ve Kameramanlık, Bilgi Yönetimi,Coğrafi Bilgi Sistemleri, Adalet Ön Lisans Programları ile İngilizce Öğretmenliği, Okulöncesi Öğretmenliği, Felsefe, Sosyoloji, Türk Dili ve Edebiyatı Lisans Programları
(Dönemlik-Kredili)  
KAYIT YENİLEME – Dönemlik-Kredili 13-24 Şubat 2012
BAHAR DÖNEMİ
(Dönemlik-Kredili)
YAZ DÖNEMİ KAYIT – Laboratuvar Dersleri 07-11 Mayıs 2012
(Dönemlik-Kredili) İçin Kayıt
   
2011-2012 ÖĞRETİM YILI AÇIKÖĞRETİM, İKTİSAT, İŞLETME FAKÜLTELERİ YILLIK SİSTEM KAYIT, KAYIT YENİLEME TARİHLERİ
YENİ KAYIT – ÖSYS Yeni Kayıt 26 Eylül -14 Ekim 2011
(Yıllık) – 6111 Sayılı Kanun Kap. Kayıt
  – YÖS İle Yerleşenler
  – Yatay Geçiş
  – Kara Kuvvetleri MEÖP
   
ÇOKLU KAYIT – Ek Yerleştirme 31 Ekim 25 Kasım 2011
(Yıllık) – Dikey Geçiş
  – İkinci Üniversite
  – Lisans Tamamlama
   
KAYIT YENİLEME – İktisat 28 Kasım -23 Aralık 2011
(Yıllık) – İşletme
  – AÖF
  – LÖHP’da Başarılı 3. Sın.Kayıt

Pancar Turşusunun Faydaları

Kan yapıcı olarak ünlenen pancarın turşusu hemen her yemeğin yanında sevilerek tüketilir.Özellikle turşu suyu sporcular arasında çok yaygındır. Çünkü turşu suyu krampları önler ve susuzluğa karşı vücudu korur.

Pancar haşlandığında diğer sebzeler gibi besin değerlerini suya geçirir. Oysa turşusu tercih edildiğinde mineral ve vitaminlerini muhafaza edebilir.

Turşu suyu sadece kalp ve böbrek rahatsızlığı olanlara önerilmemektedir. Çünkü yüksek sirke ve tuz miktarı yüksek tansiyona sebebiyet verebilir.

Labtop Pilinin Ömrünü Uzatmak İçin Ne Yapmalı

Elektrik şebekesinden uzak olduğunuz zamanlarda laptop’unuzun pilinin kısa sürede bitmesi, sizi sıkıntıya sokabilir. Bundan daha sıkıcı olan bir durum ise laptop’unuzun pil ömrünün tükenmesidir. Pil ömrü, sadece pilin kalitesi ve türüne göre değil, ona nasıl davrandığınıza göre de değişmektedir. Bu yazımızda laptop’ların çoğuyla beraber gelen Lityum-iyon pillerin ömrünü belirleyen önemli faktörleri, ve pilin ömrünü nasıl uzatabileceğinizi ele alacağız.

Li-ion pilleri hazırlama: Li-ion pillerin böyle bir sürece ihtiyacı olmadığı sıkça söylenmekte. Ancak ilk kez kullanmadan önce Li-ion pilinizi tam olarak şarj etmelisiniz.

Li-ion pil döngüsü: Li-ion piller, 300 ile 500 tam şarj veya 2000 kısmi şarj ömrüne sahipler. Uzun depolama sürelerinin ardından iki veya üç kez doldurup boşaltma işleminin kapasitede artış sağladığı yönünde raporlar mevcut. Genel olarak, Li-ion pilinizi tam olarak boşaltmamalısınız.

Pillerin bakımı: Li-ion pillere hasar veren iki şey var: Pili sonuna kadar harcamak ve ısı. Sonraki sayfamızdaki tüm maddeler, bu iki faktöre dayanıyor.

Lityum iyon pillerde dikkat etmeniz gerekenler

Li-ion pillerde uymanız gerekenler

– kısmen deşarj ve şarj
– düşük voltajda şarj
– AC gücü bağlıyken pili çıkarmak
– pili dolapta saklarken yüzde 40-50 dolu bırakmak

Li-ion pillerde yapmamanız gerekenler

– pili tamamen boşaltmak
– aşırı hızlı şarj
– AC güçten çalışırken pili laptop’un içerisinde bırakmak (ısıdan hasar görebilir)
– pili dondurmak
– eski li-ion piller almak

Chip

En İyi Pirzola Nasıl Pişirilir? Mangal Tadında Pirzola

Yaz aylarında mangal yapmak kadar zevkli bir aktivite var mıdır bilinmez. Ailenizle birlikte uygun bir yerde kömür ateşinde pişirilen etlerin tadına hiç doymayacaksınız gibi gelir. Ancak mangal bazen işkenceye dönüşebilir.

Uygun rüzgar olmadığında, aniden yağmur bastırdığında ya da saatlerce uğraşsanız da ateşi istediğiniz kıvama getiremediğinizde keyfiniz kaçabilir.

Dahası pişirme yöntemine bağlı olarak sık tüketildiğinde damar sertliği ve kolesterol gibi sorunlar da baş gösterebilir. Bu nedenle etin hem seçimine hem de pişirilmesine büyük önem vermek gerekir.

Et seçerken ne amaçla kullanacağınız çok önemlidir. Tavada pişirecekseniz etin hafif yağlı olmasında fayda vardır. Mangalda pişireceğiniz etlerin taze olması da çok önemlidir. Et seçerken diğer önemli bir faktör de etin dinlenmiş olmasına gösterilen özendir. Kesim işlemi sırasında gerilen et dinlendirilmediği takdirde kolay işlenemez.

Pirzola yaparken püf noktaları!

Kuzu pirzola herkesin bayılarak yediği bir et çeşididir. Kuzunun kaburgaları ve etrafındaki etlerin düzenli bir biçimde çıkarılıp birbirinden ayrılmasıyla elde dilir. Dövülen pirzolaları pişirirken en önemli adım çeşnidir. Pişirmeden önce pirzolaların karabiber ve tuzla ovulması gereklidir. Pişirirken üzerine kekik atmak ise önerilmez. Kekik gibi otlar et piştikten sonra eklenmelidir. Aksi takdirde ateşin etkisiyle yanarak kötü bir tat ve kokuya sebep olur.

Bozulan Excel Dosyasını Kurtarma, Onarma, Tamir Etme İşlemi

Ofisinizde sık kullandığınız önemli dosyalar olmadık zamanda silinebilir veya virüs programı tarafından bozulabilir. Özellikle de flash disklerin kullanımı yaygınlaşdıkça flsahdisk vürüsleri de bir o kadar yaygınlaştı. En sık rastlanan türleri dosyaları gizleyerek kullanıcının dosyasının silindiğini zannetmesine yol açan virüslerdir. Halbuki gizli dosyaları görünür yaptığınız taktirde dosyalar görünecektir. Fakat büyük ihtimalle doayalar zarar görmüs olacaktır.

Basit manada dosyaları kurtarma yolları mevcut, bu yazımızda onlardan bahsedeceğiz. Ancak ücretli profesyonel yazılımlar da piyasada bulunuyor.

1. Dosyayı Excel ile manuel olarak kurtarın veya onarın
Excel sayfalarını manuel olarak kurtarmanın adımları oldukça basittir.

1. Dosya menüsünden “Aç”ı seçin. Excel 2007’de Office düğmesine basın ve “Aç”ı seçin.
2. Bak denetimini kullanarak bozulmuş çalışma kitabını bulun ve seçin.
3. Aç düğmesinin açılan listesinden “Aç ve Onar” öğesini seçin.
4. Bu dosyasınızı manuel olarak kurtarmak için ilk denemenizse açılan mesaj kutusunda “Onar”ı tıklatın.

Genellikle Excel bütün dosyayı kurtarabilir ancak bazen bu işe yaramayabilir. Bu işlemi denediyseniz ve bütün dosyayı kurtaramıyorsanız en azından verilerinizi kurtarabilirsiniz. Bunun için adım 4’te “Veri Ayıkla”yı tıklatın.

2. En son kaydedilen sürümü kullanın
Dosya üzerinde çalıştığınız sırada bozulduysa dosyayı KAYDETMEYİN. Onun yerine dosyanın son kaydedilen sürümüne geri dönün. Bu işlemi kaydetmeden önce yaparsanız dosyayı bozan her ne ise bundan kurtulabilirsiniz. Önceden uyaralım: Muhtemelen bazı verileriniz kaybolacaktır ancak işinizi düzenli olarak kaydediyorsanız (ki zaten öyle yapmalısınız) bu seçenek dosyanın tamamını kaybetmekten çok daha iyidir.

Son kaydedilen sürüme geri dönmek için:

1. Dosya menüsünden Aç’ı seçin. Excel 2007’de Office düğmesini tıklatın ve Aç’ı seçin.
2. Bak denetimini kullanarak bozulmuş çalışma kitabını bulun ve seçin.
3. “Aç”ı tıklatın.

3. Dosyayı başka bir program ile açmayı deneyin
Excel bozulmuş dosyayı açamazsa dosyayı açmayı deneyebileceğiniz birçok başka program vardır. Microsoft Araçları seçeneklerden biridir:

1. Windows XP Başlat menüsünden Tüm Programlar öğesini seçin.
2. Microsoft Office’i ardından Microsoft Office Araçları’nı ve Microsoft Office Uygulama Kurtarma’yı seçin.
3. Görüntülenen iletişim kutusunda Microsoft Office Excel’i seçin.
4. “Uygulamayı Kurtar”ı tıklatın.

Ayrıca dosyanızı Microsoft WordPad’de açmayı da deneyebilirsiniz. Bir uyarı: WordPad tüm verileri metne dönüştürür ve formülleri kurtarmaz. Yine de en azından önemli verilerinizi geri yüklemiş olursunuz. WordPad VBA işlemlerini de(makrolar) kurtarır; bunları bulmak için kurtarılan metinde “Sub” ve “Function” sözcüklerini aratın.

Bozulmuş .xls dosyasını Word ile de açabilirsiniz ancak yine kurtarabileceğiniz tek şey veriler olacaktır ve kafa karıştırıcı sonuçlar doğurabilir. O yüzden buna yalnızca son çare olarak başvurun.

Microsoft ve Excel Microsoft şirketler grubunun ticari markalarıdır.
microsoft

Amalgam Nedir? Amalgam Dolgunun Zararları

Amalgam dolgular ağır metal(civa) içerirler.Her bir amalgam dolgu yaklaşık olarak bir termometredeki kadar civa içerir.Ağız içinde bu amalgamlar korozyona uğrarlar.Fakat bu korozyon amalgamın çiğneme sırasında mikrotravmalara uğrayarak civa açığa çıkarmasına engel olamaz.Uzun yıllar ağzında amalgam dolgularla yaşamış olan kişilerin kan tahlillerinde ağır metal bakıldığında mercury yani civa bulunur.

Amalgam dolgularla uzun yıllar yaşamak vücutta ağır metal birikimine neden olacağı için pek çok hastalık oluşabilir.MS, migren, cinsel fonksiyon bozukluğu, göz, böbrek ,cilt rahatsızlıkları gibi pek çok hastalıkta araştırmalar sonucunda vücutta mercury(amalgam) birikimi olduğu tespit edilmiştir.

Civa ağız yoluyla(yemeklerle) alındığında vücuttan 15 günde atıldığı halde, solunum yoluyla alındığında 18 yılda ancak yarılanır.

Amalgam dolgular sökülürken de civa açığa çıktığı için dolguların sökülmesi özel şartlarda yapılmalı, amalgam vücuttan atılması için gerekli vitamin destekleri verilmeli(şelasyon yapılmalı), nöralterapiyle destek olunmalıdır.Çok kısa bir süre içinde 8-10 amalgamı değiştirmek hastanın daha önce olmayan şikayetlere sahip olmasına neden olabilir.(aşırı yorgunluk, başağrıları v.b.)

Amalgam dolgu yapılmamalı, söktükten sonra da kompozit veya porselen dolgulardan bir tanesi seçilmelidir.

Eski dolgular ağızda kokuya neden oluyor
Çok eski amalgam (metal görünümlü) dolgular da kişinin yaşını ele veren ve ağızda kokuya neden olabilen dolgulardır. Günümüzde ise gelişen dental tedaviler sayesinde kişinin kendi diş renginde hiç belli olmayan estetik dolgular yapılarak ağız sağlığını koruyup sağlıklı ve güzel bir gülüş yakalamak mümkün.

Çevreden,amalgam dolgulardan ve cıva ihtiva eden gıdalardan alınan cıva, insan sağlığı için çok büyük bir tehlike arz etmektedir.

Ağızlarında amalgam dolgu taşıyan kişilerin günlük cıvaya maruz kalma oranı, şu anda Avrupa ve Amerika’ da kabul edilen günlük emniyet sınırını aşmaktadır.

4 veya daha fazla amalgam dolgusu olan yetişkinler ve iki veya daha fazla dolgusu olan çocuklar, hayatlarının ilerki dönemlerinde önemli sağlık sorunları ile karşı karşıyadır.

0.4 santimetre karelik bir yüzeyi olan tek bir amalgam dolgudan, mekanik aşınma ve buharlaşma yolu ile her gün yaklaşık 15 mikrogram cıva serbest hale geçmektedir.

Ağzında 8 dolgusu olan bir kişinin bu durumda aldığı günlük cıva miktarı 120 mikrogram’ı bulmaktadır.

Mukayese etmek gerekirse, balık tüketiminden alınan günlük ortalama cıva miktarı 2.3 mikrogram, havadan ya da diğer gıdalardan alınan cıvanın günlük toplam değeri ise ancak 0.3 mikrogramdır.

Amalgam dolgular; %50 cıva, %35 gümüş, %9 kalay, %6 bakır ve eser miktarda çinko ihtiva eder. Diş doktorlarının % 90’ının amalgam dolgu kullandığı ABD’de, günde ortalama 100 milyon amalgam dolgu yapılmaktadır.

Amalgamlardan çıkan cıva buharı; hücre zarından kolaylıkla geçer ve beyne ulaşır, tüm dokulara yerleşir, zamanla dokularda birikim yapar ve sağlık için ciddi bir tehlike oluşturmaya başlar.

Amalgam dolgu ağızda durduğu sürece cıva, sadece buharlaşma yolu ile değil, çiğneme, diş fırçalama, sıcak içecek ve gıdaların alımı gibi mekanik işlemler sırasında da sürekli olarak vücuda sızar.

Bilim adamları, radyoaktif madde ile işaretlenmiş cıva kullanarak üretilen amalgam dolguları hayvanların ağızlarına yerleştirmişler ve radyoaktif maddenin takibi yolu ile cıvanın çok kısa bir süre içinde hayvanların böbrek, beyin ve barsak duvarlarına yerleştiğini kanıtlamışlardır.

Ağızda amalgam dışına başka metallerden yapılmış restorasyonlar varsa, yan yana gelen değişik metaller pil etkisi oluşturduğu için, amalgam dolgulardan cıva çıkışının daha da arttığı görülmüştür. Örneğin; ağızda altın bulunması halinde cıvanın serbest hale geçmesi 10 kat artmaktadır.

Merkezi sinir sistemine geçen cıva, insanlarda psikolojik, nörolojik ve immünolojik sorunlara yol açmaktadır. Yarı ömrü 15 ila 30 yıldır. (Derleyenin notu: Yani 1 gram cıvanın 0.5 grama inebilmesi için geçen süre 15 ila 30 yıl)

Bilimsel çalışmalarda, cıvanın Alzheimer’s hastalığı, immün sistem problemleri, böbrek fonksiyon bozukluğu, kısırlık, poli kistik yumurtalık sendromu, nörotransmitör dengesizlikleri, gıda alerjileri, Multiple Skleroz, tiroit problemleri, yorgunluk, hafıza kaybı ve bazı psikolojik rahatsızlıklarla ilişkili olduğu belirlenmiştir.

Bazı Avrupa ülkelerinde amalgamın dolgu malzemesi olarak kullanımı yasaklanmıştır.

Amalgam dolgularınızı değiştirmek istiyorsanız; bu işlemin, konu ile ilgili olarak özel eğitim almış bir diş doktoru tarafından yapılması gerekmektedir. İşlem, gerekli önlemler alınmadan yapıldığı takdirde, durup dururken vücudunuza yüksek dozda cıva alma tehlikesiyle karşı karşıya kalabilirsiniz.

Sünnet Nedir? Sünnetin Faydaları Nelerdir? Sünnetin Sağladığı Yararları

Erkeklerin erkekliğe ilk adımları olan sünnetin önemi ve faydaları saymakla bitmiyor işte sünnetin önemi ve faydaları:  Selçuk Üniversitesi Selçuklu Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bedreddin Seçkin, yaptığı açıklamada, erkek cinsel organı penisin baş kısmını kapatan ve prepisyum olarak bilinen derinin cerrahi yöntemlerle kesilerek çıkarılması işleminin “sünnet” olarak tanımlandığını söyledi.

Bunun ABD’de en sık uygulanan pediatrik cerrahi işlemi olduğunu belirten Seçkin, dünyada bulunan erkek nüfusunun yaklaşık altıda birin sünnetli olduğunu ifade etti. Sünnet yaptırmadan önce, bir ürolog tarafından muayenenin yapılması gerektiğini anlatan Seçkin, çocuğun muayene sırasında ürologla kuracağı diyaloğun çok önemli olduğunu vurguladı. Seçkin, sevgi ve hoşgörü ile çocuğun bir yandan bilgilendirilirken, bir yandan da muayene edilebileceğini dile getirerek, ürolojik muayene ile çocuğun o ana kadar fark edilmemiş sorunlarının da belirlenebileceğini söyledi.

Sünnet öncesinde, ailenin çocuğu bu sürece hazırlamasının da önemine değinen Seçkin, ailenin bu hazırlığı tamamlayarak hekime başvurduğunda ürolog ile çocuk arasındaki diyalog ve sonrasında uygulanacak sünnet işleminin çok daha kolay olduğunu ifade etti.

Seçkin, sünnetin hangi yaşta uygun olduğuna ilişkin çeşitli rakamların söz konusu olduğunu anlatarak, son yıllarda yeni doğan döneminde yapılması gerektiğini görüşünün daha yaygın olduğunu belirtti. Bununla birlikte genel kabul ya da görüşün, çocuğun 2 yaş altında veya 6 yaş üzerindeyken yapılması gerektiği yönünde olduğunu dile getiren Seçkin, “İki yaş altı çocukların gerek ağrı kontrolü ve gerekse sünnet sonrası bakımı nispeten daha kolay olmaktadır. 3-6 yaş arası çocuklarda özellikle psikolojik travma oluşturacağı endişesi ile sünnet önerilmemektedir” diye konuştu.

Seçkin, tıbbi zorunluluk olması halinde her yaş grubunda gecikmeksizin sünnet uygulamasının yapılması gerektiğini vurgulayarak, “Altı yaş sonras çocukla iyi diyalog kurulabileceğinden ve çocuk iyi ile kötüyü ayırt edebilir kabul edildiğinden yapılması daha uygun olacaktır. Çocuğun,sünnetin niçin yapıldığını algılaması; kendisi, hekim ve aile açısından sürecin daha sıkıntısız geçirilmesini sağlar” dedi.

SÜNNET, ÜROLOG TARAFINDAN YAPILMALI

Türkiye’de sertifika sahibi sağlık memurları da dahil olmak üzere pek çok sağlık çalışanının sünnet yapabildiğini anlatan Seçkin, sünnet öncesi ve sonrası oluşabilecek risk faktörleri göz önüne alındığında bir “ürolog” tarafından yapılmasının uygun olduğunu söyledi.

Seçkin, sünnetin sadece küçük bir cerrahi işlem olarak algılanmaması, bir “penis ameliyatı” olarak düşünülmesi gerektiğini ifade etti.

Penis hastalıklarının, çocuklarda ve erişkinlerde cerrahi yöntemle tedavi deneyimine en çok sahip olanların ürologlar olduğuna dikkati çeken Seçkin, “Bu nedenle, sünnet sonrası oluşan bir problem halinde, üroloğa sevk edilmesinden önce, sünneti başından itibaren bir ürolog yardımı ile gerçekleştirmek en uygun olanıdır. Çünkü, bir problem çıktığında tedaviyi yapacak kişi yine bir ürologdur” dedi.

GENEL YA DA LOKAL ANESTEZİ İLE YAPILIYOR

Anestezi uygulamasının ailelerde çekince yaratabildiğini aktaran Seçkin, günümüzde gelişmiş anestezi teknikleri ile yeni doğanın, hatta anne karnındaki bebeğin dahi ameliyat edilebildiğini söyledi.

Seçkin, sünnetin genel ya da lokal anestezi ile yapılabildiğini anlatarak, şöyle devam etti: “Çocuğun yaşına, mevcut başka hastalıkları olup olmadığına, ailenin tercihine ve mevcut imkanlara göre en uygun anestezi yöntemi kararı aile birlikte belirlenmektedir. Her iki anestezinin de avantaj ve riskleri aile ile birlikte tartışılmaktadır.

İnmemiş testis nedeniyle ameliyat edilecek çocuklara aynı anestezi altında sünnetin de yapılması önerildiğinde bir kısım ailelerin ’sünnet düğünü’ gibi sebeplerle karşı çıktığı gözlemlerimiz arasındadır. Çocuğun yeniden bir cerrahi işlem ve anestezi stresi yaşamaması adına bu tür uygulamaların birlikte yapılması önerilmektedir.”

PENİS KANSERİ OLUŞMA İHTİMALİ AZALIYOR

Sünnetin sağlık açısından faydalı olduğunu vurgulayan Seçkin’in verdiği bilgiye göre, sünnet idrar yolu iltihabı oluşumunu azaltıyor. Bu nedenle tekrarlayan idrar yolu iltihabı olan bazı çocuklarda sünnet derisinin enfeksiyona zemin hazırlayabileceği düşünülerek sünnet öneriliyor.

  • Doğuştan ürolojik organ anomalisi olanlarda, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu oluşma ihtimalini düşürüyor.
  • Sünnet derisinin penis baş kısmına yapışarak idrar akım hızını yavaşlatıyor (fimozis) ya da sünnet derisi iltihabı riski azalıyor.
  • Bilimsel verilere göre, penis kanseri oluşma ihtimali azalıyor.
  • Çocuğun, gelecek dönemde cinsel yönden erken boşalma riskini azalttığı düşünülüyor.
  • Sünnet derisinden salgılanan sıvı ortadan kalkacağından, kişide yeterli hijyen sağlanabiliyor.
  • Sünnetli erkeklerin eşlerinde rahim ağzı kanseri (serviks kanseri) daha az görülüyor.
  • Cinsel yolla bulaşan hastalıkların görülmesi azalıyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından yapılan araştırmada, sünnetli erkeklerin AIDS’e yakalanma oranlarının yüzde 50’ye varan oranlarda az olduğu gösteriliyor. Ancak, sünnet AIDS’e karşı tam koruma sağlamıyor.

Radyasyon Nedir? Ne Kadarı Zararlıdır?

Songünlerde sıkça duyduğumuz radyasyon, nükleer enerji, zararları, doğal felaketleri gibi kavramların oluşturduğu bilgi kirliliğini ortadan kaldırmak için sizlere Ahmet Rasimin yazısını sunuyoruz.

Biri iyonlaştırıcı, diğeri de iyonlaştırıcı olmayan radyasyon olmak üzere iki tür radyasyon vardır. Kızılötesi radyasyon; radyo dalgaları, cep telefonu ve mikrodalga fırın radyasyonları iyonlaştırıcı değildir ve kimyasal bağlar üzerine etkileri yoktur. Bunlar çok yoğun olduklarında dokularda ısınmaya yol açarlar. İyonlaştırıcı radyasyon ise kimyasal bağları etkilediği için çok zararlıdır ve kansere yol açabilir. X ışınları, gama ışınları ile alfa ve beta partikülleri bunlara örnektir. Fukuşima’daki sızıntıda gama veya X ışınları yayılması söz konusu değildir.

Başkalarına geçer mi?

Radyasyona maruz kalanlar bunu başkalarına ve temas ettikleri yüzeylere bulaştırırlar. Mesela elbiselerine radyasyon bulaşan kişiler bunu oturduklara sandalye ve koltuklara veya sarıldıkları insanlara bulaştırırlar.

Radyasyon vücutlarının içinde olan kişiler ise bunu yakınlarında bulunan insanlara bulaştırabilirler. Kan, ter, idrar gibi vücut sıvılarında radyasyon bulunabilir. Bu tür sıvılarla temasla da radyasyon geçer.

Zararı nasıl ölçülür?

Radyasyon ölçüm birimi ‘sievert’tir; kısaca Sv olarak ifade edilir. Bunun binde biri ise milisievert olarak bilinir. Bir diğer birim de rem’dir. 1 sievert 100 rem’dir.

Hangi seviyeden sonra zararlıdır?

Bir insanın bir senede maruz kalacağı radyasyon miktarı 100 milisieverttir. Bu miktar yükseldikçe kanser riski de artar.

Toplam bin milisievert radyasyon alınması kanser riskini yüzde 5 nispetinde artırır. Bir defada bin milisievert radyasyon alınması radyasyon hastalığına sebep olur; kanda akyuvarlar azalır ama öldürücü değildir. 5 bin milisievert radyasyon alanların yüzde 50’si bir ay içinde ölür. Bir akciğer röntgeni 0,1 milisievert radyasyon alınmasına sebep olur. İnsanlar toprak ve kozmik ışınlardan senede 2 milisievert radyasyon alırlar.

En çok kimleri etkiler?

Radyasyon, hücreleri hızlı bölünen anne karnındaki bebekler ve küçük çocuklar için çok daha büyük tehlike oluşturur. Erken doğum, düşükler, doğumsal gelişim kusurları ve başta tiroit olmak üzere kemik kanserleri ve lösemiler çok sık görülür.

Japonya’daki sızıntıda hangi radyoaktif maddeler vardır?

Buradan esas olarak iyot-131 ve sezyum-137’nin sızmış olması söz konusudur.

Radyoaktif iyodun özellikleri nelerdir?

Radyoaktif iyot veya I-131 havadan ağırdır ve fazla rüzgâr yoksa çok uzaklara gidemez. I-131’in yarı ömrü (etkisinin yarı yarıya azalması için geçen süre) 8 gündür. Etkisi iki ay sonra iyice azalmış olur.

***

Radyasyona maruz kaldığımızı nasıl anlarız?

İnsanların vücutlarında, elbiselerinde, saç ve derilerinde ne miktarda radyasyon bulunduğu Geiger aletleri ile ölçülebilir. Radyasyon bulaşmış olanların kıyafetlerini değiştirmeleri, duş almaları gerekir. Radyasyonlu elbiseler zararlı atıklar olarak işlem görmelidir. Sodyum iyodür detektörleri ile de tiroit bezinde radyoaktif iyot tutulup tutulmadığı anlaşılabilir.

Hangi test yapılmalı?

Radyasyondan etkilendiği düşünülenlere yapılması gereken ilk test tam kan sayımıdır. İlk bulgu akyuvarların sayısındaki azalmadır.

Yol açtığı sağlık sorunları nelerdir?

Kısa zamanda (dakikalar içinde) yüksek miktarda radyasyona maruz kalanlarda Akut Radyasyon Sendromu (ARS) gelişir. Bu tablo radyasyon zehirlenmesi veya radyasyon hastalığı gibi isimlerle de bilinir.

Bu kişilerde maruz kalınan radyasyon dozunun miktarına göre birkaç dakikadan birkaç güne değişen sürelerde bulantı, kusma, ishal ve deride yaralar meydana gelir. Bunlar bir ara iyileşmiş gibi görünebilirler ama daha sonra iştahsızlık, halsizlik, ateş gibi belirtilerle tekrar hastalanırlar. İlk etkilenenler kemik iliğindeki hücrelerdir; bununla ilgili olarak iç kanamalar ve enfeksiyonlar ortaya çıkmaya başlar. Havale ve koma da görülebilir. Bu dönem birkaç saat ile birkaç ay arasında sürebilir ve ölümle sonuçlanır.

Radyasyon neden kansere yol açıyor?

Radyasyon hücrelerin DNA’sını etkiliyor; meydana gelen hasar DNA’nın kendini kopyalayamamasına yol açıyor. Hücre bölünmesi bozuluyor veya bölünürken hücre ölüme gidiyor.

Bazı durumlarda ise DNA’da oluşan kırıklar yeni hücrelere aktarılıyor ve DNA’da mutasyonlar meydana geliyor. Bu hasarlı ve diğer hücrelerin kontrolünden çıkmış hücreler de kanser oluşumuna yol açıyor.

Hücreleri daha hızlı bölünen çocuklar radyasyonun kanser yapıcı etkilerine daha duyarlıdırlar.

Yiyeceklere nasıl bulaşır?

1950 ve 1960’lı yıllarda Nevada’da yapılan atom bombası testleri sırasında atmosfere I-131 radyoaktif maddesi karışmış ve çayırda otlayan hayvanların sütüne de geçmiştir. Bu ineklerin sütünü içen çocuklarda trioit kanserleri ortaya çıkmıştır.

Radyasyon göl ve akarsu balıklarına da geçebilir ancak tehlike, hacim çok daha büyük olduğu için okyanus balıklar için daha düşüktür.

***

Zarar görmemek için ne yapılmalı?

Bu tür tehlikenin önceden tahmin edildiği durumlarda insanlar radyasyon kaynağından hızla uzaklaştırılmalıdır. Japonya’da da 170 binden fazla insan nükleer santralin 12 mil uzağına taşınmıştır.

Radyasyonun yayılmış olduğu durumlarda ise insanların dışarı çıkmaması gerekir. Japonya’da santrale 20 mil mesafede bulunanların evlerinden dışarı çıkmamaları ve havalandırma sistemlerini kapatmaları istenmiştir. Solunum yoluyla bulaşmaya karşı maskelerden faydalanılır.

Nasıl tedavi edilir?

Potasyum iyodür verilerek radyoaktif iyodun tiroit bezi tarafından alınması önlenebilir. Bu madde vücudun diğer organlarını korumaz ve kanser meydana geldikten sonra da bir faydası yoktur. Potasyum iyodür tükürük bezinde iltihap, mide-bağırsak bozuklukları, alerjik reaksiyonlar ve deri döküntülerine yol açabilir. Bu madde, guatr, hipertroidi ve hashimatı hastalığı olanlar için zararlıdır. Vücuttaki radyoaktif maddeleri uzaklaştırmak için doktor gözetimi altında Prusya mavisi de kullanılabilir.

zaman – Ahmet Rasim Küçükusta

Aşure Tarifi Resimli ve Kolay Yapım

Muharrem ayının geleneklerinden olan aşure yemeyinin tarifini sizlerle paylaşıyoruz.

AŞURE (10 KİŞİLİK)

Malzemeler:
2 su bardağı aşurelik buğday 1 su bardağı nohut 5 su bardağı tozşeker 1 su bardağı kuru fasulye 15 su bardağı su Yarım su bardağı pirinç 1 su bardağı kuru üzüm 1 su bardağı küp doğranmış kayısı 1 su bardağı doğranmış kuru incir 1 portakal

Süsleme için:
1 su bardağı kuş üzümü Çekilmiş ceviz içi, Antep fıstığı Tarçın, nar taneleri

Hazırlanışı:

  • Buğday, fasulye, nohut ve üzümü yıkayıp ayrı kaplarda bir gece önceden ıslatın. Ertesi gün buğdayı süzüp büyük bir çelik tencereye alın. 15 su bardağı su ekleyip kaynatın. Üzerinde biriken köpüğü bir kevgirle alıp tencerenin kapağını kapatın ve 30 dakika kaynatın. Fasulye ve nohutu süzüp ayrı kaplarda haşlayın.
  • Pirinci yıkayıp süzün ve buğdaya ilave edin. Buğday taneleri iyice yumuşayıncaya kadar yaklaşık 4.5 saat kısık ateşte arasıra karıştırarak pişirin.
  •  Buğdayın suyu un çorbası kıvamına gelmek üzereyken tozşeker, nohut ve kuru fasulyeyi ekleyin. Portakalın kabuğunu ince ince doğrayıp karışıma ekleyin. Kuru üzüm ve kuru kayısıyı ilave edip karıştırın. Birkaç taşım kaynattıktan sonra ateşten alın.
  •  Aşure piştikten sonra doğranmış inciri ekleyip karıştırın. Sıcakken kaselere boşaltın. Soğuyunca üzerini ceviz içi, Antep fıstığı, kuş üzümü, tarçın ve nar taneleri ile süsleyerek servis yapın. İsteğe bağlı olarak gülsuyu da serpebilirsiniz.