Kategoriler
OYUN

İşte Call of Duty 5 World at War Oyunun Oyun Hileleri

Oyun meraklılarının bayıldığı oyunlardan birisi  olan Call of Duty 5 World at War’in bazı oyun hilelerini paylaşacağız sizlerle bu yazımızda. Sözü fazla uzatmadan başlayalım konumuza.

Oyun sırasında ~ tuşuna (yada tab tuşu üzerinde esc tuşu altında bulunan é tuşuna basarak konsol penceresini görünür hale getirin. “devmap mark” yazın ve enter’a bastıktan sonra hile modunu aktif hale getirmiş oluyorsunuz.

 

give all – Tüm silahlar

sf_use_bw 1 – Siyah beyaz modu

devmap [map name] – Haritayı değiştirir

notarget – Görünmezlik

god – Ölümsüzlük

sf_use_ignoreammo 1 – Sınırsız kurşun

mapname – Haritaları listeler

noclip – Duvarlardan geçme

sf_use_invert 1 – Negatif fotoğraf modu

sf_use_chaplin 1 – Sessiz film modu

 

Öncelikle oyunu açtığınızda ”options” bölümünden ”console” kısmını bulup onu açık (on) hale getiriniz. Daha sonra bölümü başlatıp ”tab” tuşunun üstündeki é işaretli tuşa basınız. Consolu açtıktan sonra ”map” yazın ”enter” tuşuna basmadan alta doğru açılan kısımda sağ bölümde (see2, pel1a, ber2, pel2, pel1, pel1b, ber1, see1, sniper, oki1, oki2, oki3, ber3, ber3b) gibi ifadeler yazıldığını göreceksiniz. bu ifadeler her bölüm için ayrı bölümün ifadesini bulduktan sonra (devmap) yazıp bölüm ifadesini bir boşluk bırakarak yazın (örneğin devmap see1) sonra (enter) tuşuna basın. Aynı bölüm yeniden başlayacak. Bundan sonra ”god, notarget, give all” gibi hile kodlarını yazıp oyunu hileyle oynamaya başlayabilirsiniz.

 

örnek devmap xxx gibi konsolla görevi baştan başlatarak hileleri aktif edebiliyorsunuz

 

level 1= mak

level 2= pel1

level 3= pel2

level 4= sniper

level 5= see1

level 6= pel1a

level 7= pel1b

level 8= see2

level 9= ber1

level 10= ber2

level 11= pby_fly

level 12= oki2

level 13= oki3

level 14= ber3

level 15= ber3b

level 16(zombie level)= nazi_zombie_prototype

 

arkadaşlar optiosns girin game mode var girin orda no yes yes var hepsini yes yapın sonra new game diyip başlayın sonra oyun açıldığında tabın üstünde ” tşu olacak oraya 1.bölümde davmap mak sonra tekrar 1. başlıyacak sonra hileleri yazınız 2. bölümde devmap pel1 tekrar başlayacak sonra hileleri yazınız 3. bölümde devmap pel2 yaınız daha sonra tekrar başlıyacak hileleri yazınız. 4.bölümde devmap sniper 5.bölümde devmap see1 6.bölümde devmap pel1a 7.bölümde devmap pel1b 8.bölümde yine devmap see2 yani bütün bölümlerde devmap boşluk verdiğim şeler veriyorum level 1= mak

level 2= pel1

level 3= pel2

level 4= sniper

level 5= see1

level 6= pel1a

level 7= pel1b

level 8= see2

level 9= ber1

level 10= ber2

level 11= pby_fly

level 12= oki2

level 13= oki3

level 14= ber3

level 15= ber3b

level 16(zombie level)= nazi_zombie_prototype

 

Kategoriler
Genel Kültür

Adolf Hitler (1889 – 1945)

Adolf Hitler, 20 Nisan 1889 yılında Yukarı Avusturya’nın Braunau kasabasında doğdu. Bir gümrük memuru olan Alois Hitler (1837–1903) ve Klara Pölzl (1860-1907) ‘ün altı çocuğundan dördüncüsüdür.

Bugünlerde en çok aranan kişiler arasında yer alan Adolf Hitler KAVGAM adlı kitabıda satış rekorlarına koşuyor peki onu bukadar popiler yapan tarihin gördüğü en kanlı diktatörlerinden olan Adolf Hitler neden bukadar sevilmeye başladı. Adolf Hitler kimdir kısaca bir bakalım.

null

İlk tahsilini doğduğu kasabada, orta tahsilini Linz şehrinde yaptı. On üç yaşında tüberkülozdan babasını (Hitler’in memur olmasını isteyen babası Alois Hitler ile arası açılmıştı çünkü kendisi sanatçı olmak istiyordu), on sekiz yaşında (1907) annesini kaybetti. Orta öğrenimini başarısız bitirince ressam olma ümidiyle Viyana Güzel Sanatlar Akademisi sınavına girdi ancak başarısız oldu.

Alman Tarihi derslerinde Akademideki profesörlerin Yahudi olduğu, ve Yahudilere karşı ilk kinin burada oluştuğu anlatılır. Bir başka teze göre ise Hitler’in annesinin ölüm anında gelen doktor bir Yahudiydi. Adolf Hitler annesinin ölümünü kabullenemeyip, bu Yahudi doktoru sorumlu tuttu. Ve bir çok bilim adamlara göre Hitler’in babaannesi Yahudi’dir. Bu yüzden bütün doğduğu yerleri yakmıştır.

1912’de Viyana’dan Münih’e geldi. 1914’de I. Dünya Savaşı çıkınca Hitler, Bavyera ordusuna gönüllü olarak girdi. Alman mağlubiyetinden sonra Hitler, arkadaşı mühendis Feder ve altı kişi tarafından kurulmuş olan Alman İşçi Partisi isimli gizli bir fırkaya katıldı ve kısa sürede bu fırkanın reisi oldu. Fırkanın adını NSDAP (Nationalsozialistische Deutsche Arbeiter Partei/ Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi) olarak değiştirdi ve nüfuzunu arttırdı. Taraftarlarına kısaca “Nazi” ismi verildi. Kendisine de, taraftarları, rehber anlamına gelen “Führer” lakabını verdiler. Parti 25 maddelik bir program hazırladı. Bu programın ilk maddesi Almanya’yı Versay’ın zilletinden kurtarmak idi. Alman vatandaşlığının yalnız Alman kanını taşıyanlara hasredilmesi lazım geleceği programın temel maddelerindendi. Aynı zamanda büyük sermayeyi devleştirmek de yine programın esaslarından birini teşkil eder. Völkischer Beobachter adlı gazeteyi yandaşları çıkarıyordu. Josef Goebbels bu gazetenin tamamen parti bülteni halini almasını sağladı. Gazetede partisinin fikirlerini açıklayan makaleler yayınladı.

1924’de Münih’ten hükümeti devirmek için teşebbüslerde bulundu fakat başarılı olamadı. Bunun üzerine 10 ay hapse mahkum edildi ve bu zaman içinde “Mein Kampf” (Kavgam) isimli bir kitapta fikirlerini yazdı. Şimdilerde bu kitap Almanya’da antisemitizme yol açtığı gerekçesiyle yasaklanmaya çalış çok sıkışıyordu. Bu kitapla birlikte yeni teşebbüslerine de yol gösterdi. 1924 ve 1929 yılları arasında partisi başarısız oldu. Ancak Dünya Ekonomik Krizinden sonra daha fazla oy kazanabildi (1929). 1930 seçimlerinde yüzde 18 oy ile SPD’den sonra ikinci büyük parti oldu. Hitler’in oyları Katoliklerden daha fazla Protestanlardan, şehirlerden daha fazla kırsal bölge ve kasabalardan, işçilerden daha fazla orta ve üst kesimden geldi.

Seçimle işbaşına gelen Adolf Hitler kısa zamanda anayasa değişikliği hakkını elde etti. Hemen ardından diğer partileri yasakladı. Almanya’da aşırı artık gösteren işsizliği savaş hazırlığı için kullanarak, iş sahası oluşturdu. Ülke genelinde büyük otobanlar inşa ettirdi. Batı Avrupa ülkelerini ve Rusya’yı karşısına aldı. Bu cephe genişliği II. Dünya Savaşı’nın sonucunu belirleyen en önemli etken oldu. Savaş sonucunda Almanya’nın yenilgisini gören Adolf Hitler ümitsizliğin iyice artması üzerine 30 Nisan 1945’te Berlin’de karısı Eva Braun’la birlikte aynı anda siyanür hapı içip, önce Eva Braun’u sonrada kendisini bir silah vasıtasıyla vurarak intihar etti. Kendi isteğiyle Führerbunker bahçesinde benzinle cesetleri yakılmıştır. Hitler’in bunu istemesinin sebebinin Sovyet ordusu tarafından yakalanıp teşhir edilmek istememesi olduğu iddia edilmektedir.

Hitler ölmeden önce ikili vasiyetnamesini yazdırmıştır: Siyasi ve Özel Vasiyetname. Hitler’in siyasi vasiyetnamesi bir hınç çığlığıdır. Ona göre; Almanya bütün milletler için bir zehir gibi tehlikeli olan Yahudileri ve Bolşevizm’i kovalamaktan asla vazgeçmemelidir. Almanya’nın geleceğini tartışmasız bu olgu belirleyecektir. Hitler, savaşa girmekte haklı olduğunu savunuyor ve yenilgiden korkak yalancı generalleri sorumlu tutuyordu. Özel Vasiyetinde ise, tüm hayatı boyunca topladığı sanat eserleriyle doğduğu şehir olan Linz’de bir müze kurulmasını istedi. Tüm şahsi mallarını partiye eğer parti kalmamışsa devlete bıraktığını söylüyordu.

Kategoriler
Genel Kültür

Albert Einstein ve Dehası

Albert Einstein, modern zamanların en ünlü ve en büyük bilim insanı… Hakkında o kadar çok merak edilen konu, o kadar tartışma var ki, belki de bunların çokluğu Leonardo Da Vinci’den bu yana sadece ona hastır. Son yüyyılın btün tartışma konularında hep o var. Onu bu kadar tartışmalı bir kişilik haline getiren birçok özelliğide kendinde topmamış biri O! İnanılmaz bir zekaya sahip olması, ilkokulda başarısız olması, yahudi oluşu, Alman vatandaşı olması, Amerika’ya gidip yerleşmesi, atom bombasının imalında imzası olması hep tartışılan özellikleri ve daha niceleri…

Uzay, mekân ve zaman kavramlarını değiştiren bir fizikçi. “E=mc2” formülünün yaratıcısı olarak, sadece o güne kadar süregelen fizik yasalarını alt üst etmekle kalmamış, nükleer güce ve atom bombasına giden yolu açarak, tarihi de yeniden şekillendirmişti. Ancak, hep nükleer silahların engellenmesi için çalıştı. Adını taşıyan bir kimyasal element bile var: “einstenyum” . Şimdi, dağınık saçları ve çorapsız giydiği ayakkabılarıyla hep göze batan bu çok yönlü bilim insanının gizli kalmış dünyasında yolculuğa başlıyoruz…

Einstein, bilim dışındaki insanlara iletilmesi için habercilere Görelilik Kuramı’nı şöyle tanımlamıştır:

“Hoş bir kızla beraber parkta bir saat oturmak bir dakika gibi geçer,

ama sıcak bir sobanın üzerinde bir dakika oturmak bir saat gibi gelir.”

Eyvah, eyvah… Ne olacak bu çocuğun hali? Konuşmuyor, içine kapanık…

Einstein, 1879 yılında güney Almanya’nın Ulm kentinde dünyaya geldi. Babası küçük bir elektrokimya fabrikasının sahibi; annesi ise, klasik müziğe meraklı, eğitimli bir ev hanımıydı. Konuşmaya geç başlaması ve içine kapanık bir çocuk olması, ailesini tedirginliğe düşürmüşse de, sonraki yıllarda bu korkularının gereksizliği anlaşılacaktı. Giderek meraklı, hayal gücü zengin bir çocuk olarak büyüyordu.

Okulu hiçbir zaman sevemedi
Gerçekten de, genç Einstein’ın ileride ortaya çıkacak dehasının temelleri, kendisinin de sonradan belirttiği gibi, okulda değil başka yerlerde atılmıştı: “Çocukluğumda yaşadığım iki önemli olayı unutamam. Biri, beş yaşında iken amcamın armağanı pusulada bulduğum gizem; diğeri on iki yaşındayken tanıştığım Öklid geometrisi. Gençliğinde bu geometrinin büyüsüne kapılmayan bir kişinin, ileride kuramsal bilimde parlak bir atılım yapabileceği hiç beklenmemelidir! ” 1955’te Princeton’da hayata gözlerini yumana kadar bilim dünyasına çok şey kattı. 1916’da yayımladığı “Genel Görelilik Kuramı”, 1921’de “fotoelektrik etki ve kuramsal fizik” alanında çalışmalarıyla aldığı Nobel Fizik Ödülü, dahinin en önemli başarılarından sadece ikisi; ya bilinmeyen dünyası…

İnsanlar telepatik yollarla iletişim kurabilecek
Einstein ve X-files… Öteki bilim insanlarının aksine, X-files adı verilen normalüstü konulara çok meraklıydı. 1920’li yıllarda, fizik üzerine amatör araştırmalar yapan Amerikalı yazar Upton Sinclair’in, telepatiyi konu alan “Zihinsel Radyo” (Mental Radio) adlı kitabına önsöz yazmıştı. Einstein, Sinclair’in “altıncı his” ile ilgili kanıtlarının göz ardı edilemeyeceğine inanıyordu. Hatta, insanların telepatik yollarla iletişim kurabileceklerini de açıklamıştı Bu savlarını, zihinsel yeteneklerini geliştirmek için katıldığı seanslara, yani kişisel deneyimlerine dayandırıyordu. 1930’da, Alman Otto Reiman’ın düzenlediği ruhsal testlere katıldı.

Naziler nükleer silah yapabilir
1939’da ABD başkanı Franklin Roosevelt’e bir mektup yazarak, Nazilerin nükleer silahlar geliştirebileceği uyarısında bulundu. Bu mektup, müttefiklerin ilk atom bombasını yapmalarında önemli rol oynadı.

Einstein’in 20’li yaşlarında Berlin’de verdiği konferanslar dolup taşıyordu. Ancak, kimi zaman Yahudi karşıtı gösterilerle engellenemeye çalışılıyordu. Einstein, komünistlikle ve ajanlıkla da suçlandı…

E=mc2 denkleminin fikir babası olmasına rağmen, hiçbir zaman Manhattan Projesi (ABD’nin gizli atom bombası yapma planı) içinde yer almadı. Amerikalı tarihçi Richard Schwartz’ın 1983 yılında açıkladığı belgeler, Einstein’ın neden ajanlıkla suçlandığını ortaya koyuyor. Öldüğü yıl olan 1955’te FBI’ın hakkında yürüttüğü araştırma dosyaları 1.500 sayfayı bulmuştu. Bu dosyaların çoğu komünistlerle bağlantılar kurmak ve Almanya’daki evin haberleşme merkezi olarak kullanmaktan suçlanıyordu somut dayanakları var mıydı? 1930’lu yıllarda Einstein, emperyalizm karşıtı eylemler yapan ve ulusal bağımsızlığı savunan sol eğilimli bir örgütün onursal başkanıydı. Aynı zamanda, komünist ajanlar Hilaire Noulans ile eşinin saklanmasına yardımcı olmuştu. Tüm bunlara rağmen, Sovyetler Birliği’ni eleştirdiği pek çok kamuoyu açıklaması yaptı ve Yahudilere karşı tavırlarından dolayı onlar için çalışmayı reddetti.

Ölüm ışınını keşfetmiş miydi?
FBI raporlarında geçen en ilginç konulardan biri de, çok büyük güce sahip bir ışın makinesi icat ettiği iddiasıydı, iddia az da olsa gerçeğe dayanıyordu. Soruşturma, 1940’ın Aralık ayında yayılan dedikodularla başladı. Einstein’ın arkadaşı Gustav Bucky’nin komşusu, Einstein ve Bucky’nin Manhattan’daki geçici laboratuvarda “ölüm ışını makinesi” üzerinde çalıştıklarını ileri sürmüştü. Yetkililer, laboratuarda makineyle ilgili hiçbir ipucuna rastlayamadılar. Ancak laboratuvar yıkılmıştı, dolayısıyla bu durumdan kuşkulanmışlardı. Gerçekten de Einstein, ölüm ışınını farkında olmadan keşfetmişti; ama bu iddialardan çok önce… 1916 yılında, atomdaki elektronların, yüksek enerji seviyesine sıçradığında, enerjilerini tek frekanslı ışık atılımı şeklinde serbest bırakarak bir araya toplandıklarını gösterdi. Bu ışın demeti incelendiğinde, barındırdığı yoğun gücün bir metali bile kesebileceği anlaşıldı. Bu araştırması, günümüzde kullanılan ölüm ışını, lazerin atası kabul ediliyor.

Einstein teori üretmesinin yanında, sıkı bir kaşifti de…

1925’te bir gün, buzdolabından sızan ölümcül soğutucu gaz nedeniyle yaşamını kaybeden bir ailenin haberini okudu. Endüstri kimyagerleri henüz güvenli soğutucu gazını bulamamıştı. Bunun üzerine Einstein, fizikçi arkadaşı Leo Szilard’la bir ekip oluşturarak daha güvenli buzdolabını tasarlamaya koyuldular. Sonuç dahiyaneydi: Sodyum ve potasyum karışımını borulara pompalamak için elektromanyetik alanı kullanan ve sıvıya dönüşmeden önce soğutucu kimyasal maddeyi sıkıştıran bir tasarım…

Soğutucu madde buzdolabının içinde dolanırken ısınıyor, tekrar gaz haline dönüşüyor ve buzdolabı içindeki sıcaklığı alıyordu. Hiçbir mekanik parça gerektirmediğinden, tehlikeli kimyasal madde, borular içinde güvenli bir şekilde dolaşıyordu. Einstein ile Szilard bir başka buluşa daha imza attılar (musluk suyunun gücünü kullanarak günlük kullanım suyunu soğutan cihazı ekleyerek) ve bu soğutucunun patentini Electrolux’e sattılar. Ancak, buzdolabı ticari amaçla satışa sunulmadı. Kimyagerler daha sonra, güvenli soğutucu freonu (ozon tabakasına zarar verdiği ileri sürüldü) geliştirdiler.

Einstein ve kadınlar…
Dahinin kadınlar üzerindeki manyetik etkisi tartışılmazdı. Bunun en açık kanıtı, iki evliliği sırasında yaşadıkları ilişkilerdi. Mileva kendisinden hamile kaldıktan sonra onunla evlenmiş; ancak, kuzeni Elsa’yla evlenebilmek için de ondan boşanmıştı. İkinci evliliği Elsa’nın ölümüne kadar sürmüş olsa da, bu arada aşk maceraları yaşamaktan geri kalmadı. Birlikte olduğu kadınların kimlikleri ve ilişkilerin yoğunluğu tarihçilerce tartışıla dursun, Roger Highfield ve Paul Carter adlı yazarlar önemli kanıtlara ulaştılar. Onlara göre; sekreteri Betty Neumann, Avusturyalı güzel sarışın Margarette Lebach ve iki zengin kadın Elsa Mendel ile Estetla lenbogen, beraber olduğu kadınlar arasında.

Einstein öldükten sonra beyni çıkarıldı
Beyniyle ilgili garip hikâye, hakkındaki son bilinmeyen.. . Einstein öldükten sonra beyni çıkarıldı ve halen ABD, Wichita’daki yaşlı doktorun evinde, bir kavanozda saklanıyor. Dr. Thomas Harvey, 1955 yılındaki otopsi sırasında, dehasıyla ilgili ipuçları bulabilmek amacıyla Einstein’m beynini çıkarmıştı. Beyniyle ilgili temel bilgiler çok da farklı değil. Beyni, normal koşullarda 1,4 kg. olan insan beyninden yüzde 12 oranında daha hafif. Beyninden alınan örnekleri inceleyen nörologlar, ilgi çekici Özelliklere rastladılar. Örneğin, düşünce için gerekli sinirleri besleyen “gliyal hücre” sayısının normal sayılandan daha fazla olduğunu belirlediler. 1999 yılında Kanada, McMaster Üniversitesi’ nden uzmanların yaptığı araştırmalarda da, Sylvian fısürünün (yarığı) gelişmiş ve alt parietal lobunun normale göre yüzde 15 daha geniş olduğu tespit edildi. Uzmanlar, gelişmiş Sylvian fisürünün, beyindeki bilgi alışverişini kolaylaştırdığını; parietal lobun ise, matematikle ilgili yeteneği ve uzay-mekân bağlantısı kurma yetisini artırdığını belirtiyorlar.