Kategoriler
Genel Kültür

Nevruzun Tarihi, Önemi, Milliyeti, Dini, Coğrafyası Nedir?

Nevruzu milliyetçi Türkler ve milliyetçi Kürtler tarafından paşlaşılamayan bir bayramdır. Bir gerçek var ki o da nevruzun birçok milletçe kutlanan bir bahar bayramı olduğudur.

Bayram yeli çardahları yıhanda,
Novruz güli, gar çiçeği çıhanda,
Ağ bulutlar köyneklerin sıkanda,
Bizden de bir yâd eleyen sağ olsun,
Derdlerimiz koy dikkelsün dağ olsun
(Heyder Baba/ Şehriyar)

Nevruz, yeni gün demek, taze bahar demek,yeni bir yılın başlangıcı demek.

Ortadoğu ve Orta Asya coğrafyasında M.Ö. 18. yy’dan beri kutlandığı varsayılıyor. Özellikle Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ve İran başta olmak üzere ülkemizde de kutlanan şarka mahsus; yani İran ve Turan milletleri başta olmak üzere Ön Asya kavimlerinin içinde olduğu büyük bir coğrafyada kutlanan geniş kapsamlı bir bahar bayramıdır Nevruz..

Burada esas olarak Nevruz’un bir millete mi yoksa bir coğrafyaya mı ait olup olmadığı meselesi yerine bu günün bu geniş coğrafyada edebiyatta nasıl yer bulduğu, dini ve milliyeti olup olmadığı ve Balkanlardan Çin seddine kadar nasıl kutlandığı üzerinde durmak istiyorum.

Edebi eserlerin ortaya çıktığı dönemlerin zihniyetini ve tarihi olaylarını anlatma ve aktarma işlevi bakımından çok önemli olduklarını belirtmek lazımdır.

Bu coğrafyada “Nevruz’un” en coşkulu kutlanıp yaşandığı bölgenin Azerbaycan olduğunu hemen söyleyelim. Zira Azeri edebiyatında nevruz gerçekten de çok önemli bir mevki işgal etmiştir. Nevruz ile ilgili kitaplar, şiirler, tiyatrolar ve hatta dualar ve beddualar bile edebiyatın alanına girmiştir.

Mesela nevruzla ilgili alkışlar(dua) şu şekildedir:

“ Üreyin novruz geder gutlu olsun”
“Nozruz’da behtin açılsın”

Bu dualar kadar beddualar da var Azeri Edebiyatında:

“Novruz gülü dermeyesin”
“Novruz’a geder ipliğin üzülsün”

Anadolu coğrafyasında da bu hususta eserler veren şair ve yazarlarımız olmuştur. Mesela Anadolu Beyliklerİ döneminde yaşayan, hatta Eretna Beyliği sırasında vezirlik ve naiplik gibi görevlerde bulunan ve daha sonra Sivas’ta kendi adıyla kurduğu Kadı Burhanettin Devletinin başında bulunan önemli bir devlet adamı olmasının yanı sıra büyük bir şairimiz olan Kadı Burhanettin’in tuyuğ, gazel ve rübailerden oluşan Divanında yer alan şu dizeleri çok önemlidir:

“Nevruz olalı cihanı görsen
Bu kevn ile mekanı görsen

Ten ten tene düştü cümle ten tene
Sığmaz kanuma bu canı görsen

Meğer Nevruz gelmiştir musavver
Ki olmuştur cihan yine münevver”

Kadı Burhanettin nevruz geldiğinde “cihan münevver” derken aslında çok önemli bir gerçeğe de parmak basıyor. Dünyanın her an yeni baştan yaradılış gerçeğinin bir tezahürü de bahar olsa gerektir. Zira en fazla bahar ruhumuzu sarar, en çok baharla cümle mahlukat uyanır. Dolayısıyla baharın gelişi maddi ve manevi anlamda bir yükselme, bir gelişme, uyanma, canlanma, farkına varma ve neşv ü nema bulmadır da diyebiliriz.

Yine bu coğrafyanın en önemli isimlerinden Pir Sultan Abdal da bu günü es geçmemiş ve güzel bir şiirlerle taçlandırmıştır edebiyatın zirvesini. Pir Sultan Abdal Alevi Bektaşi Edebiyatının en büyük şairlerinden birisidir ve bu şiiriyle Nevruz’un bu kesimlerde de coşkuyla kutlandığını ve ciddi bir önem atfedildiğini görüyoruz:

“Sultan Nevruz günü canlar uyanır
Hal ehli olanlar nura boyanır
Muhip olan bugün ceme dolanır
Himmeti erince Nevruz Sultanın.

Aşık olan canlar bugün gelirler
Sultan Nevruz günü birlik olurlar
Hallak-ı cihandan ziya alırlar
Himmeti erince Nevruz Sultanın”

Yine Bektaşi Edebiyatının en büyük şairlerinden Kaygusuz Abdal oldukça güçlü bir dörtlükle Nevruz’u adeta ebedileştirerek, nevruz’un gelmesiyle yeryüzünün cennete benzediğini, gül vaktiyle birlikte yeryüzünün bir renk cümbüşüne döndüğünü anlatıyor:

Erişti bâd-ı nevrûz gülistâne
Gülistân vakti yetti kim uyane
Tamamet yeryüzü cünbişe geldi
Behişte benzedi devr-i zamâne”

Divan Edebiyatında “Harname” adlı mesnevisiyle şöhrete kavuşan şairlerinden Şeyhi de güzel bir beyit düşünmüş nevruz edebiyatına:

Pîrûzdır bu rûz-ı hümâyûn durur bu dem
Kim hem-dem oldu îd ile nevrûz-ı muhterem”

Nevruzla ilgili söylenen türkü, şarkı, mani, gazel gibi edebi ürünlerin hemen hepsinde nevruz kardeşlik, baharın gelişiyle yaşanan coşkunluk, sevinç, üstün ve coşkun bir ruh halinin dışarıya aksettirilmesi olayıdır, diyebiliriz. Osmanlı kültüründe Nevruz bir çok sanat dalında ifade edilmiştir. Mesela;

Edebiyat ürünlerinde nevruz’dan söz eden eserlere “nevruziye” ; Musikide “nevruz makamı”;halk hekimliğinde “Nevruziye macunu” gibi isimler verildiğini görüyoruz.

Peki, bu kadar geniş coğrafyada kutlanan Nevruz’un milliyeti ve dini var mı?

Osmanlıda nevruzla ilgili fetva bile verilmiştir zira.

Kanuni döneminin en önemli din alimi olan Şeyhülislam Ebû Suud Efendi’ye “ Nevruz’da bir erkek güzel elbiselerini giyip kokularını süründükten sonra arkadaşlarıyla kırlara gitse günah olur mu? Diye sorulur.

Şeyhülislam’ın fetvası şu şekildedir.

– Günah olmaz. Çünkü Nevruz, İslamiyet’e aykırı değildir, örfte var olan bir adettir.”

Bütün Ortadoğu ve Orta Asya coğrafyasında kutlanan, milliyet mevhumunun da çok ötesine geçmiş, tıpkı İslam coğrafyasında kutlanan dini bayramlar gibi halkın ruh cephesine nüfuz etmiş, bir ortak kültür mirası olarak yerleşmiş uluslararası bir bayram olarak düşünmek durumundayız Nevruz’u. Yoksa onun, bunun,şunun,bizim,sizin bayramınız demek herkese haksızlık olur kanaatindeyim.

Bu geniş coğrafyada nevruz’u “ dini bayram” olarak gören var mı diye düşündüğümüzde karşımıza bu günü dini bayram olarak gören bir tek Bahâi’ler çıkıyor.

19. yy’da İran’da Mehdi inancının bir uzantısı olarak doğan Bahâilik, Bahaullah adlı kişi tarafından Bağdat’ta Peygamberliğini ilan edince bir çok insan kendisine tabii oldu. Bunun üzerine 1850 yılında Bahaullah İran’da kurşuna dizildi. Tüm dinlerin temeli birdir, dünya vatandaşlığı gibi öğretileri olan Bahâiler,bu günü dini bir tatil olarak da görürler. Bu günün baharın başlangıcı olmasının yanı sıra on dokuz günlük oruç tutma ritüellerinin de bitişine denk gelir ki bu da bu günü dini bir bayram olarak da algılamalarına neden olmuştur.

Ancak Nevruz genel anlamda bütün topluluklarda bir bahar bayramı, yeni yılın başlangıcı, taze gün anlamında kutlana geliyor. Türkiye, İran, Afganistan, Hindistan, Türkistan, Irak ve Balkanlarda kutlanan bu yeni yılın ve baharın bu geniş coğrafyaya mutluluk ve huzur getirmesini diliyoruz.

Meryem Aybike Sinan- Haber7

Kategoriler
Genel Kültür GÜNCEL

Nevruz Nedir, Ne Demektir? Nevruz Bayramı Ne Zaman ve Neden Kutlanır? Nevruzun Tarihçesi

Ülkemizde her ne kadar son yıllarda yaşanan olaylar nedeniyle adı toplumumuzda olumsuz olarak algılansa da, nevruz ve nevruz bayramı kavramları hem tarihimiz için, hemde kültürümüz için çok önemlidir. Yüzyıllar boyunca nevruz, yenilik, umut, gelecek, hayat, yeniden doğma anlamlarına eşdeğer hale gelmiştir adeta. Hatta nevruz bayramı o kadar önemsenmiştir ki, milletler arasında sahiplenme tartışmaları bile yaşanmıştır. Orta Asya ve Orta Doğu kökenli birçok millet bu bayramı kendisine ait bir bayram olduğunu iddia etmektedir. Örneğin, Türkler, Kürtler, İranlılar, Afganlar hep nevruzu kendi bayramları arasında sayarlar.  Hangi devlete ve millete ait olursa olsun, değişmeyen birşey var o da nevruz’un anlamı ve nevruz bayramının kutlanışı. İşte bu konudaki bazı ayrıntılar.

Yazılı olarak ilk kez milattan sonra II. yüzyılda Pers kaynaklarında adı geçen Nevruz, İran takvimine göre yılın ilk gününü temsil eder. Günümüz İran’ında, her ne kadar İslami bir kökeni olmasa da bir şenlik olarak kutlanır. Bu bayram çoğu topluluklar 21 Mart’ta kutlanır. Aynı zamanda, hem  Zerdüştlük, hem de Bahailer için de kutsal bir gündür ve tatil olarak kutlanır. Kürtlerde, Nevruz bayramının Kürt mitolojisindeki Demirci Kawa Efsanesi’ne dayandığına inanılır. Anadolu ve Orta Asya Türk halklarında ise baharın gelişi olarak kutlanır.

2010’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 3000 yıldan beri kutlanmakta olan Pers kökenli bu şenliği, Dünya Nevruz Bayramı ilan etmiştir

Eski Türklerle İranlıların “yılbaşı” olarak kabul ettikleri gündur nevruz. Farsça bir kelime olan Nevruz, “yeni gün” demektir. Bu gün, Güneş’in Koç Burcu’na girdiği gün olup, Miladi 22 Mart’a, Rumi 9 Mart’a rastlamaktadır. Bu bayram Türklerde ve diğer bölge kültürlerinde çok eskiden beri bilinmekte ve bu tarihlerde coşku ile kutlanmaktadır.

Alevi ve Bektaşi Türk topluluklarında olduğu kadar, Sünni halk topluluklarında da, Nevruz geleneği yaygındır. Türkler Nevruz’u, “Nevruz-i Sultani” yani “Sultan Nevruz” veya Orta Asya Türk topluluklarında görüldüğü üzere “Sultan Nevrız” olarak kutlamaktadır.

Türklerde Nevruzla ilgili rivayetlerin en önemlisi, bugünün bir kurtuluş günü kabul edilmesidir. Türklerin Ergenekon’dan çıkış günü sayılan bu gün, Türk dünyasında, Türkistan’dan Anadolu’ya, Anadolu’dan Balkanlar’a kadar binlerce yıldır kutlanmaktadır.

İşte bu önemli bayram, Türk kültürü bünyesinden kopartılmak istenmekte ve bu konuda çeşitli fitne ve bozgunluk çıkarılmaktadır. Böylece bayramların bizatihi özünde varolan kardeşlik, karşılıklı saygı ve sevgi, ortadan kaldırılmak istenmektedir. İnançlı, ülkesini seven kardeşlerimiz bu oyuna gelmemelidirler.

Diğer yönden Nevruz, baharın müjdecisidir. Tüm dünyada “Bahar bayramı” olarak ve çeşitli isimler altında kutlanmaktadır.

Türklerde yılbaşı ilkbaharda, gece ile gündüzün eşit olduğu 21 Mart günüdür. Eski bir geleneğimiz olan Nevruz gününde, istediğimiz gibi kutlamalara katılalım. Hem de baharın keyfini çıkaralım. Ancak bizi taciz etmek isteyenlerin sözlerine kanmayalım. Sevelim, sevilelim. Kardeşliğimiz baki kalsın.