Kategoriler
TARİH

Osmanlı Devletinin Yaptığı Anlaşmalar Liste Halinde Kısaca Açıklamalı

Bir ülkenin büyüklüğü muhatap olduğu ülkelerin büyüklükleriyle ölçülebilir. 600 yıl Dünya tarihinde hatrı sayılır bir yer edinmiş olan atalarımızın, tarih boyunca yaptıkları anlaşmaları uzmanportal.com olarak sizler için derledik:
 

Anlaşma Yılı İmzalayanlar Maddeleri
Osmanlı-Venedik Antlaşması 1416  Venedik Cumhuriyeti
  1. Osmanlı Devleti’yle, Venedik Cumhuriyeti arasında 1416 yılında imzalanmış bir barış ve ticaret antlaşmasıdır.
  2. Osmanlı-Venedik Savaşı sona erecek.
  3. Venedikliler, Osmanlı topraklarında diğer milletlerden daha fazla ticaret yapacaklar.
  4. Venedikliler, buna karşılık Osmanlı gemilerine saldırmayacaklardı.
Osmanlı-Bizans Antlaşması 1420  Doğu Roma İmparatorluğu
  1. Osmanlı sultanı I. Mehmet’in Bizans İmparatorluğu’yla yaptığı bir düzenleme antlaşmasıdır.
  2. Bizanslılar, Mustafa Çelebi’yi tutsak tutmaya devam edecekler.
  3. Osmanlılar, buna karşılık Bizanslılara her yıl 100.000 akçe ödeyeceklerdi.
Edirne-Segedin Antlaşması 1444  Macaristan Krallığı
  1. 1444 yılında Osmanlı Devleti ve Macaristan Krallığı arasında imzalanmış bir antlaşmadır. Ayrıca bu antlaşma Osmanlı Devleti’nin imzaladığı ilk önemli barış antlaşmasıdır.
  2. Bulgaristan’daki Osmanlı egemenliği tanınacak.
  3. Sırp despotluğu tekrar kurulacak ve Osmanlılara vergi verecek.
  4. Eflak beyliği, Macar egemenliğinde kalacak ama Osmanlılara vergi vermeye devam edecek.
  5. Tuna nehri, taraflar arasında sınır olacak.
  6. Antlaşmanın süresi 10 yıldı.
  7. Bu antlaşmayla Osmanlı Devleti ile Macaristan Krallığı arasında ilk kez bir sınır kavramı ortaya çıkmış oldu.
Osmanlı-Venedik Antlaşması 1479  Venedik Cumhuriyeti
  1. Osmanlı Devleti ile Venedik Cumhuriyeti arasında 1479 yılında imzalanmış bir barış ve ticaret antlaşmasıdır.
  2. Venedikliler, Osmanlı sularında ticaret yapma hakkını kazandılar ve bunun karşılığı olarak Osmanlılara her yıl 10.000 altın ödemeyi kabul ettiler.
  3. Venedikliler, İstanbul’da balyos (elçi) bulundurabileceklerdi.
  4. Venedikliler, Osmanlılara savaş tazminatı vereceklerdi.
İstanbul Antlaşması 1533  Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu
  1. 1529’da I. Viyana Kuşatması ile başlayan 1532’de Alman Seferiyle sona eren Osmanlı-Habsburg Savaşlarını sona erdiren barış antlaşması.
  2. Bu antlaşmayla Arşidük Ferdinand Alman Kralı, Şarlken İspanya Kralı olarak kabul edilip protokol bakımından Osmanlı sadrazamına denk olacaktı. Padişahı babaları gibi bilip itaat edecekti. Kendi aralarında dahi olsa Osmanlı padişahı dışında hiçbir hükümdardan İmparator diye bahsetmeyeceklerdi.
  3. Ferdinand, Zapolya’nın Macar kralı olmasını kabul etti.
  4. Ferdinand, Osmanlılara yılda 30.000 duka altın vermeyi kabul etti.
  5. Macaristan ikiye ayrıldı. Birinci kısım Osmanlı Devleti’nin korumasında Zapolya’ya, ikinci kısmı vergi vermek şartı ile Ferdinand’a bırakıldı.
  6. Bu antlaşmayı Fransa, Venedik Cumhuriyeti ve Papalık da tasdik etmiştir.
  7. Bu antlaşmayla Osmanlı Devleti’nin İmparatorluk sanı resmen Avrupa tarafından tanınmıştır.
İstanbul Antlaşması 1547  Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu
  1. Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu ile Osmanlı İmparatorluğu arasında 1547 yılında imzalanan düzenleme antlaşması.
  2. Bu antlaşmayla Avusturya Arşidükü I. Ferdinand ve Kutsal Roma Cermen İmparatoru V. Karl, Osmanlı İmparatorluğu’nun Macaristan üzerindeki hakimiyetini ve Habsburg Hanedanı’nın elinde bulundurduğu Kuzeybatı Macaristan toprakları için Osmanlı İmparatorluğu’na yıllık 30.000 altın florin vermesini kabul etti.
İstanbul Antlaşması 1553  Fransa Krallığı
  1. Osmanlı Devleti ile Fransa arasında 1 Şubat 1553 tarihinde imzalanan bir ittifak antlaşmasıdır.
  2. O dönemde Avrupa’nın tek hakimi olmak isteyen Almanya’nın Fransa’yı sürekli tehdit etmesi ve bunun kendi yararına olmadığını gören Osmanlı Devleti ile Almanya’nın baskısı altındaki Fransa arasında imzalanmıştır. Bu antlaşma ile Avrupa’daki güçler dengesi iyice Osmanlı lehine kaymış ve Almanya imparatoru V. Karl kısa bir süre sonra Osmanlı’nın üstünlüğünü kendiliğinden kabul ederek inzivaya çekilmiştir.
  3. Bu antlaşmaya göre: Fransa kralı Osmanlı padişahını Avrupa’nın tek imparatoru ve kendisini onun bir tâbi kabul ediyordu ve Fransa Osmanlı Devleti’nin kendisine yapacağı yardıma karşılık donanmasını Osmanlı Devleti’nin emrine veriyordu.
Amasya Antlaşması 1555  Safevî Devleti
  1. 1514 Çaldıran Savaşı ile başlayıp 1554’e kadar aralıklarla devam eden Osmanlı-Safevî savaşlarını sona erdiren barış antlaşması.
  2. Bu ilk Osmanlı-Safevî Antlaşması ile Doğu Anadolu, Bağdat, Tebriz ve Azerbaycan Osmanlı imtiyaz sahasına girmiş ve buralarda her iki devlet mensupları tücccarlar tarafından serbest ticaret yapılmaya başlanmış ve Osmanlı’nın Anadolu Alevilerine baskı uygulamasına son vermesi hususunda anlaşma sağlanmıştır.
  3. Bu antlaşma Osmanlı Devleti ile Safeviler arasında yapılan ilk antlaşmadır. Antlaşmayı Osmanlı adına Kanuni Sultan Süleyman, Safeviler adına da Şah İsmail’in genç oğlu Şah Tahmasb imzalamıştır.
Edirne Antlaşması 1568  Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu
  1. Osmanlı İmparatorluğu’nun Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu ile 17 Şubat 1568’de imzaladığı barış antlaşmasıdır.
  2. Bu antlaşmayla Zigetvar Savaşıyla başlayan Osmanlı-Avusturya savaşına son verilmiş ve Avusturya’nın elinde tuttuğu Kuzey Macaristan toprakları için ödemekte olduğu 30.000 florin altını ödemeye devam etmesi kararlaştırılmıştır.
Ferhat Paşa Antlaşması 1590  Safevî Devleti
  1. 1578-90 Osmanlı-İran Savaşı’nı sona erdiren barış antlaşması.
  2. Duraklama döneminin ilk antlaşmasıdır.
  3. Tebriz, Urmiye, Revan, Karabağ, Gürcistan, Dağıstan ve Şirvan Osmanlılara bırakıldı.
  4. Osmanlılar, Ferhat Paşa Antlaşmasıyla doğuda en geniş sınırlarına ulaştılar.
Zitvatorok Antlaşması 1606  Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu
  1. 1593-1606 Osmanlı-Avusturya Savaşı’nı sona erdiren barış antlaşması.
  2. Antlaşmaya göre Eğri, Estergon, Kanije kaleleri Osmanlılarda, Raab (Yanıkkale) ve Komarom kaleleri Avusturyalılarda kalacaktı.
  3. Osmanlı padişahı, Avusturya Arşidüküne Roma İmparatoru (Kayser Kaizer) unvanıyla hitap edecek.
  4. Avusturya bir kereye mahsus olmak üzere 200.000 altın savaş tazminatı ödeyecekti.
  5. Avusturya’nın elinde tuttuğu Kuzey Macaristan toprakları için ödemekte olduğu yıllık 30.000 altın vergi ise kaldırılacaktı.
  6. Barışın belirtisi olarak iki taraf birbirine her üç yılda bir karşılıklı armağanlar gönderecek.
  7. Zitvatorok Antlaşması Osmanlıların lehine gibi görünse de Osmanlı Devleti artık eski gücünde değildi. Bu antlaşma ile Osmanlı Devleti’nin Avusturya karşısındaki üstünlüğü sona ermiş, siyasi dengeler Osmanlı aleyhine bozulmaya başlamıştır.
Nasuh Paşa Antlaşması 1612  Safevî Devleti
  1. 1603-1618 Osmanlı-Safevî Savaşını kısmen sona erdiren barış antlaşması.
  2. Nasuh Paşa Antlaşmasıyla Osmanlı Devleti, Ferhat Paşa Antlaşmasıyla aldığı toprakları Safevîlere geri verdi.
  3. Kanunî Sultan Süleyman zamanında Osmanlı İmparatorluğu ile Safevî Devleti arasında imzalanan Amasya Barış Antlaşması (1555) ile belirlenen sınırlar geçerli olacaktır.
  4. Buna karşın Safevîler, her yıl Osmanlı Padişahı’na iki yüz yük ipek haraç vereceklerdir.
  5. Osmanlı egemenliği altındaki yerler Osmanlılar’da kalacaktır.
  6. Şehrizor Eyaletini istila eden Hilev Han’a ve Seyyid Mübarek’e Safeviler tarafından yardım edilmeyecek.
  7. Şemhal ve Dağıstan üzerinde Osmanlı egemenliği devam edecek.
  8. Osmanlıların, Ruslara karşı yapacakları her hangi bir seferde Safeviler, Osmanlılara yardım edecekler, engel olmayacaklardır.
  9. İranlı Hacılar, Bağdat ve Basra yoluyla değil, Halep-Şam üzerinden hacca gidip geleceklerdir.
  10. Kanuni Sultan Süleyman zamanında belirlenen sınırlar çerçevesinde, Osmanlı-Safevi sınırlarını belirlemek için Osmanlı tarafını Bağdat Beylerbeyi Mahmut Paşa ve Van Beylerbeyi Mehmet Paşa temsil edecekler.
Serav Antlaşması 1618  Safevî Devleti
  1. 1603-1618 Osmanlı-Safevî Savaşını tamamen sona erdiren barış antlaşması.
  2. Nasuh Paşa Antlaşması ile belirlenen sınırlar esas alınacaktır.
  3. Kars ve Ahıska kaleleri Osmanlılar’da kalacaktır.
  4. Osmanlı hâkimiyetinde bulunan Dağıstan beylerine saldırılmayacak.
  5. Esirler karşılıklı olarak serbest bırakılacak.
  6. Safevi Şahı, Osmanlı Padişahı’na her yıl haraç olarak 100 deve yükü ipek, kumaş vs. kıymetli eşya gönderecektir.
  7. Serav Barış Antlaşması’nın 1612 yılında varılan Nasuh Paşa Barışı’ndan tek önemli farkı 200 deve yükü ipek haracının 100 deve yüküne indirilmiş olmasıdır.
Hotin Antlaşması 1621  Lehistan-Litvanya Birliği
  1. 1620-1621 Osmanlı-Lehistan Savaşı’nı sona erdiren barış antlaşması.
  2. Kırım Tatarlarının Lehistan’a yaptığı akınlar yasaklandı.
  3. Hotin kalesi, Osmanlı egemenliğindeki Boğdan’a verildi.
  4. Lehistan’ın Kırım Hanlığı’na vergi ödemeye devam etmesi kararlaştırıldı.
Kasr-ı Şirin Antlaşması 1639  Safevî Devleti
  1. 1623-1639 Osmanlı-İran Savaşını sona erdiren ve o tarihlerde Doğu Anadolu’dan başlayıp Basra Körfezinde sona eren 2185 km.’lik Osmanlı-İran sınırını belirleyen bu antlaşma ile Bağdat, Basra ve Şehrizor Osmanlılarda kaldı, Ahıska ve Revan ise Safevî Devletine bırakıldı.
  2. Daha sonraki tarihlerde çıkan Osmanlı-İran Savaşlarında ortaya çıkan sınır meseleleri hep Kasr-ı Şirin Antlaşması temelinde çözümlendi.
  3. Aynı zamanda bu antlaşma bugünkü Türkiye-İran ve İran-Irak sınırlarını da büyük ölçüde belirlemiştir.
Vasvar Antlaşması 1664  Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu
  1. 1663-1664 Osmanlı-Avusturya Savaşını sona erdiren barış antlaşması.
  2. Uyvar ve Novigrad kaleleri ile çevreleri Osmanlılarda kalacak. Zerinvar kalesi ise yeniden inşa edilmemek şartıyla Avusturya’da kalacak.
  3. Erdel, Osmanlı Devletine bağlı kalacak ve her iki tarafta askeri kuvvetlerini Erdel’den çekecek.
  4. Osmanlı Devleti, Erdel kralının Avusturya’ya saldırmasını önleyecek.
  5. Her iki tarafta birbirlerinin topraklarına akın ve çete faaliyetlerinde bulunmayacak.
  6. Avusturya Habsburg Monarşisi savaş tazminatı ödeyecek.
  7. İki tarafta daha sonra karşılıklı olarak birbirlerine 200.000 kara kuruş değerinde hediyeler gönderecek.
  8. Antlaşma 20 yıl geçerli olacaktır.
  9. Osmanlı Ordusu, antlaşma hükümdarlarca onaylanıncaya kadar askeri harekatında serbest kalacak.
Bucaş Antlaşması 1672  Lehistan-Litvanya Birliği
  1. 18 Ekim 1672 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu ile Lehistan-Litvanya Birliği (Polonya) arasında imzalanmış bir barış antlaşmasıdır.
  2. Bu antlaşmayla Podolya Osmanlılara geçti, Ukrayna da Osmanlı himayesindeki Kazaklara bırakılıyordu.
  3. Lehistan Kırım Hanına vergi ödemeye devam ettiği gibi pişkeş adı altında her yıl Osmanlı Devleti’ne 22.000 de altın vergi ödemeye mecbur bırakılıyordu.
  4. Antlaşmanın diğer maddelerine göre, Lehistan’daki Lipka Tatarlarından Türk ordusuna katılanların mallarına ve ailelerine zarar verilmeyecekti.
  5. Antlaşma Kırım Tatarlarının ve Ukrayna Kazaklarının Lehistan’a yaptıkları akınları da yasaklıyordu.
  6. Bu antlaşma Osmanlı Devleti’nin topraklarına toprak kattığı (yani son kez yeni toprak kazandığı) son antlaşmadır.
  7. Ayrıca Osmanlı Devleti, Bucaş Antlaşması ile batıda en geniş sınırlarına ulaşmıştır.
İzvança Antlaşması 1676  Lehistan-Litvanya Birliği
  1. 1672-1676 Osmanlı-Lehistan Savaşı’nı sonlandıran barış antlaşması.
  2. Bu antlaşmayala Bucaş Antlaşması’nda yer alan Lehistan’ın Osmanlı Devleti’ne yıllık 22,000 pişkes (leh altını) haraç ödemesi zorunluluğu kaldırıldı.
  3. Ayrıca sınırlarda da biraz değişiklik oldu, Bucaş Antlaşması ile Osmanlı Devleti’ne terk edilen Podolya’nın Türk toprağı olduğu tescillendi, yine Osmanlı Devleti’ne bırakılan Kazaklar’ın hüküm sürdüğü Ukrayna topraklarının üçte biri Lehistan’a geri verilirken, üçte ikisi yine Osmanlı Devleti’nin egemenliğine tevdi edildi.
Bahçesaray Antlaşması 1681  Rusya Çarlığı
  1. 1676-1681 Osmanlı-Rus Savaşı’nı sona erdiren barış antlaşması aynı zamanda Rus Çarlığı ile Osmanlı İmparatorluğu arasında yapılan ilk resmi antlaşmadır.
  2. Bu antlaşmanın ana hükümlerine göre Osmanlı Devleti ve Moskova merkezli Rusya Çarlığı arasında 20 yıl süreli bir barış hüküm sürecek ve iki devletin arasındaki sınır Dinyeper Irmağı olacaktı.
  3. Her iki taraf da Dinyeper Irmağı ile güney Buğ Irmağı arasında yerleşme yapılmamasını garanti etti.
  4. Nogay göçmenlerinin Ukrayna’nın güney steplerinde gezginlik yapmaları kabul edildi.
  5. Zaporozhtsi Kazaklarının Dinyeper Irmağı ve Yan ırmakları üzerinde balıkçılık yapma hakları, güneyde tuzla işletme hakları ve Dinyeper Irmağı ve Karadeniz üzerinde deniz vasıtası kullanma hakları değişmeden kalacaktı.
  6. Sağ Ukrayna Kıyıları (Pravoberezhna Ukrayina) yani Ukrayna’da Dinyeper Nehri doğusu ve Zaporozhtsi Kazaklar bölgelerinin Rusya Çarlığı egemenliği altında olduğunu Osmanlılar kabul etti. Buna karşılık Kiev bölgesinin güneyi (özellikle Çehrin), Bratslav bölgesi ve Podolya Osmanlı egemenliği altında kaldığı Rus Çarlığı tarafından onaylandı.
Karlofça Antlaşması 1699  Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu  Venedik Cumhuriyeti

Lehistan-Litvanya Birliği

Rusya Çarlığı

  1. 1683-1699 Osmanlı-Kutsal İttifak Savaşları’nı sona erdiren barış antlaşması.
  2. 26 Ocak 1699 günü imzalanan Karlofça Antlaşması ile Banat ve Temeşvar hariç, bütün Macaristan ve Erdel Beyliği Avusturya’ya, Ukrayna ve Podolya Lehistan’a, Mora ve Dalmaçya kıyıları Venediklilere bırakıldı. Ruslar, ayrıca ele geçirdikleri Azak Kalesinin dışında ele geçirmeyi düşündükleri Kerç Kalesini de istediklerinden Karlofça’da Ruslar ile bir barış antlaşması imzalanamadı ama Ruslarla da iki yıllık bir ateşkes üzerinde mutabakata varıldı.
  3. Karlofça Antlaşmasın’nın barış süresi 25 yıl olarak belirlenirken, antlaşmanın garantör devleti de Avusturya olmuştur.
  4. Karlofça Antlaşması Osmanlı Devleti’nin batıda büyük çapta toprak kaybettiği ilk antlaşmadır. Karlofça Antlaşması’ndan sonra Osmanlı Devleti hiçbir zaman eski gücüne ulaşamadı. Bu antlaşmadan sonra Osmanlı Devleti kaybettiği toprakları geri alma siyaseti izlemeye başlamıştır. Ayrıca duraklama dönemi biterken, gerileme dönemi başlamıştır.
İstanbul Antlaşması 1700  Rusya Çarlığı
  1. 1686-1700 Osmanlı-Rus Savaşı’nın sonuçlandıran barış anlaşmasıdır. 1699’daki Karlofça Antlaşması’nın devamı niteliğindedir.
  2. Bu antlaşmanın hükümlerine göre Osmanlı Devleti, Azak Kalesi’ni Rusya’ya bıraktı. Ruslar’ın Karlofça’da istedikleri için barış yapılamayan Kerç Kalesi ise Osmanlılar’da kalacaktı. Ayrıca Osmanlı Devleti, Rusya’nın Taganrog’da inşa ettiği kaleyi de kabullendi. Böylece Rusya Karadeniz’de kendisine sağlam bir yer yapmış oluyordu.
  3. Ruslar, Kudüs’ü serbestçe ziyaret edebileceklerdi.
  4. Rusya, İstanbul’da daimi elçi bulundurabilecekti.
Prut Antlaşması 1711  Rusya Çarlığı
  1. 1710-1711 Osmanlı-Rus Savaşını sona erdiren barış antlaşması.
  2. Azak Kalesi, Osmanlılara geri verilecek. (Karadeniz tekrar Osmanlı gölü haline geldi.)
  3. Ruslar, İstanbul’da daimi elçi bulundurmayacaklar.
  4. İsveç Kralı Şarl’ın serbestçe ülkesine dönmesine izin verecekler.
  5. Ruslar, Lehistan’ın içişlerine karışmayacaklardı.
Pasarofça Antlaşması 1718  Avusturya Arşidüklüğü
  1. 1715-1718 Osmanlı-Avusturya-Venedik Savaşı’nı sona erdiren barış antlaşması.
  2. Avusturya ile Niş, Banat Dağları ve Transilvanya Alpleri hudut kesildi.
  3. Mülteci olarak Osmanlı Devleti’ne sığınan Erdel prensi II. Rákóczi Ferenc ailesiyle beraber Osmanlı-Avusturya sınırında oturmak ve emniyeti sağlanmak şartıyla iade edilecekti.
  4. Venedikliler; Mora Yarımadasını, Korintos ile çevresini, Egin Körfezindeki adaları, İyonya Adalarını, Aya Mavri Adasını ve Girit’te üç iskeleyi Osmanlı Devletine verecekti.
  5. İran yoluyla Avrupa’ya gelen tüccarlar, dönüşte Tuna gümrük vergilerinden muaf tutulacaktı.
  6. Antlaşmanın süresi ise 24 yıldı.
  7. Pasarofça Antlaşmasıyla, Osmanlı Devleti; Avusturya’ya toprak vermesine rağmen, Venedik’ten aldı.
İstanbul Antlaşması 1724  Rusya İmparatorluğu
  1. İlk Osmanlı-Rus dostluk anlaşmasıdır.
  2. Osmanlı Devleti ve Rusya, İran’a saldırıp Kuzey Kafkasya’da karşı karşıya gelince İngiltere ve Hollanda’nın araya girmesi ile imzalanmıştır. Bu antlaşmayla olası bir Osmanlı-Rus savaşı önlenerek Safevilerin Kafkaslardaki toprakları Osmanlı Devleti ve Rusya tarafından paylaşılmıştır.
  3. Bu antlaşmayla Derbent, Bakü Kaleleri ve Dağıstan, Rusya’ya bırakıldı. Gence, Karabağ, Ahıska, Revan ve Tebriz Osmanlı Devleti’ne verildi.
  4. Ama İran’da Safevî Şahı I. Hüseyin’in İran’ı istila eden Afganlara esir düşmesiyle yönetimi ele geçiren Avşar Türklerinden Nadir Şah bu antlaşmayı tanımamış ve Osmanlılara savaş açmıştır.
Hemedan Antlaşması 1727  Safevî Devleti
  1. 1723-1727 Osmanlı-İran Savaşı’nı sona erdiren barış antlaşması.
  2. Bu antlaşmayla Osmanlılar Tebriz dışında ele geçirmiş oldukları Nihavend, Kirmanşah ve Hemedan’ı İran’a geri verdiler.
Ahmet Paşa Antlaşması 1732  Safevî Devleti
  1. 1730-1732 Osmanlı-İran Savaşı’nı sona erdiren barış antlaşması.
  2. Kafkasya Osmanlılara verildi.
  3. Batı İran ve Azerbaycan İranlılarda kaldı.
  4. Güneyde Kasr-ı Şirin sınırı değişmedi.
  5. Kuzeyde Aras Irmağı iki ülke arasında sınır yapıldı.
  6. Bu antlaşma, Osmanlı Devletinde sadrazamın, İran’da da Şah’ın değişmesine sebep olmuştur.
İstanbul Antlaşması 1736  Afşar Hanedanı
  1. 17 Ekim 1736 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu ve İran’da kurulan Afşar Hanedanı arasında imzalanmış bir barış ve düzenleme antlaşmasıdır. 1735-1736 Osmanlı-İran Savaşını sona erdirmiştir.
  2. Bu antlaşmayla Osmanlılar Nadir Şah’ı İran Şahı olarak kabul ettiler. Ayrıca 1730-1732 Osmanlı-İran Savaşı sonucunda imzalanan Ahmet Paşa Antlaşmasıyla elde ettikleri Gence, Tiflis ve Revan’ı İran’a bırakmak zorunda kaldılar.
  3. Fakat uzun vadede bu antlaşma ne Osmanlı Devletini ne de İranlıları tatmin etti ve iki ülke arasındaki çatışmalar 1746 yılına kadar devam etti.
  4. Aynı zamanda bu antlaşma İran’daki Safevi Hanedanı’nın sona erip yerine Afşar Hanedanı’nın kurulduğunun Osmanlı İmparatorluğu tarafından da resmen kabul edildiğini göstermesi açısından önemli bir belgedir.
Belgrad Antlaşması 1739  Avusturya Arşidüklüğü

Rusya İmparatorluğu

  1. 1735-1739 Osmanlı-Rus-Avusturya Savaşı’nı sona erdiren barış antlaşması.
  2. Bu antlaşma ile Avusturya Pasarofça Antlaşması ile aldığı yerleri (Sırbistan, Belgrad, Eflak’ın bazı kısımlarını ve Bosna’da bir sınır bölgesini) Banat bölgesi hariç geri verdi.
  3. Azak Kalesi yıkıldı, toprakları Osmanlı Devleti ile Rusya arasında sınır oldu.
  4. Kuzey Kafkasya’da bulunan ve dağ geçitlerini (Daryal Geçidi, vb…) denetleyen Kabartay bölgesi (Kabardiya) tarafsız bir bölge olarak kabul edildi.
  5. Ruslar, Kırım’dan çekilmeyi kabul etti.
  6. Karadenizde savaş ve ticaret gemileri bulunduramayacaktı.
  7. Osmanlı Devleti’nin imzaladığı son kazançlı antlaşmadır.
  8. Çünkü Belgrad Antlaşmaları ile Karadeniz’in bir Türk gölü olduğu bir kez daha kabul edildi. Bu antlaşma ile Karadeniz’in Türk gölü olduğu son kez onaylanmıştır.
  9. Ayrıca bu antlasmanın imzalanmasında etkili olan Fransızlara karşı kapitülasyonlar süresiz olarak uzatılmıştır.
Kerden Antlaşması 1746  Afşar Hanedanı
  1. 1742-1746 Osmanlı-İran Savaşını sona erdiren barış antlaşması.
  2. Bu antlaşma II. Kasr-ı Şirin Antlaşması olarak da bilinir. Çünkü bu antlaşmayla Kasr-ı Şirin Antlaşması sınırlarına geri dönülmüştür.
  3. Bu antlaşma, Osmanlı-İran Savaşlarına uzun bir süre ara verdi ve bu antlaşmayla 1775’e kadar sürecek bir barış dönemi başlamıştır.
Küçük Kaynarca Antlaşması 1774  Rusya İmparatorluğu
  1. 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşını sona erdiren barış antlaşması.
  2. Kırım Hanlığı’yla Kuban ve Bucak Tatarları siyâsî bakımdan müstakil olup, ancak dînî işlerinde Hilafet makamına tâbi olacaklardır.
  3. Kılburun, Kerç, Yenikale ve Azak Kalesi’yle Dinyeper (Özi) ve Buğ (Aksu) nehirleri arasındaki arazi, Rusya’ya terk edilmiş ve Aksu hudut kabul edilmiştir.
  4. Ruslar tarafından işgal edilen Besarabya, Eflak, Boğdan ve Gürcistan ülkeleriyle Akdeniz adaları Osmanlılara iade olunacaktır.
  5. Rus ordusu, Bulgaristan’da Tuna’nın sağ sahilinden, bir ay içinde sol sahiline çekilecektir.
  6. Rusya, Osmanlı topraklarındaki Ortodoksları daimî surette himaye edebilecektir.
  7. Rus sefirlerinin, Eflâk ve Boğdan vaziyetleri hakkındaki müracaatları dikkate alınacaktır. (Bu madde mucibince memleketin işlerinde Rus müdahalesine devamlı açık kapı bırakılmış oluyordu.)
  8. Rus ticaret gemileri, Karadeniz’le Akdeniz’de hareket serbestisine sahip olacak ve istedikleri zaman boğazlardan geçebilecekler ve Osmanlı limanlarında kalabileceklerdi. Böylelikle Karadeniz bir Türk gölü olmaktan çıktı.
  9. Ruslar, İstanbul’da daimi elçilik bulundurabilecek ve Balkanlar’da istedikleri yerde konsolosluk açabileceklerdi. Bu da Rusların Panslavizm politikasına zemin hazırlamıştır.
  10. İngiltere ile Fransa’ya verilen kapitülasyonlar, Rusya’ya da aynen tanınacaktır.
  11. Osmanlı Devleti, savaş tazminatı olarak, üç senede ve üç taksitte, Rusya’ya on beş bin kese akça verecektir. Osmanlı Devleti, tarihinde ilk defa savaş tazminatı ödemiştir.
  12. Orta-Kuzey Kafkasya’da Osmanlı Devleti ile Rusya arasında tarafsız bir bölge olan Kabartay ya da Kabardiya, Rusya’ya ilhak edildi.
  13. Bu antlaşmayla Osmanlı İmparatorluğu Dünya üzerindeki üç büyük devletten biri olma özelliğini kaybetti.
Aynalıkavak Antlaşması 1779  Rusya İmparatorluğu
  1. Bu antlaşma, 21 Mart 1779 Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya İmparatorluğu arasında imzalanan bir düzenleme ve ticaret antlaşmasıdır.
  2. Rusya işgal ettiği Kırım’ı tekrar boşaltarak buradaki kuvvetlerini geri çekmeyi kabul etmiştir.
  3. Osmanlı Devleti, Şahin Giray’ın hanlığını tanıyacak, fakat, sonraki hanların seçimi için, padişahın halife olarak onayı alınacaktı.
  4. Akdeniz ve Karadeniz’de, Fransızlarla İngilizlere tanınan ticari haklar Rusya’ya da tanınacaktı.
  5. Bu antlaşma ile Kırım’ın bağımsızlığı yeniden onaylanmış oldu.
Ziştovi Antlaşması 1791  Avusturya Arşidüklüğü
  1. 1787-1791 Osmanlı-Avusturya Savaşını sona erdiren barış antlaşması.
  2. Ziştovi Antlaşmasıyla Avusturya Arşidüklüğü, savaş sırasında aldığı toprakları Osmanlı Devleti’ne geri verdi. Orsova ile Unna suyu taraflarındaki küçük bir arazi ise Avusturya’ya bırakıldı.
  3. Avusturya, Rusya’ya açık ya da gizli hiçbir yardımda bulunmayacağına dair bir garanti verdi.
Yaş Antlaşması 1792  Rusya İmparatorluğu
  1. 1787-1792 Osmanlı-Rus Savaşını sona erdiren barış antlaşması.
  2. Küçük Kaynarca (1774), Aynalıkavak (1779), Ticaret (1783) ve 1784’te Kırım ile Taman’ın ilhakıyla Kuban Irmağı’nın hudut tayini hakkındaki antlaşmalar yine eskisi gibi kalıyordu. Yani bu antlaşmayla Osmanlı Devleti, Kırım’ın Rusya’ya ait olduğunu kabul etmiştir.
  3. Turla (Dinyester) Nehri hudut kesilerek, bunun sol tarafındaki arazi, yani Aksu ile Turla arasındaki Özi (bugün Ochakov) kalesi dahil Özi Kırı (yani Özi ve Hocabey sancakları), Ruslara terk edildi. Sağ tarafındaki memleketler, yani Bender, Akkerman, Kili, İsmail ve diğer tarafta Rusların işgalindeki kale ve şehirler Osmanlılara iade ediliyordu.
  4. Boğdan Voyvodalığının borçları ve geride kalan vergileri iptal edilecek ve antlaşmadan sonraki iki yıl, her türlü vergiden muaf tutulacaktı. Af ilan edilip, isteyenler yine memleketlerine dönebileceklerdi.
  5. Tiflis Hanlığına Çıldır valileri veya beyleri tarafından taarruz olunmayacaktı.
  6. Kuzey Afrika’daki Garp ocakları, Rus ticaret gemilerine taarruzda bulunurlarsa, zarar tazmin edilecekti.
  7. Anapa kalesi, Osmanlılara geri verildi.
  8. Bu antlaşmayla gerileme dönemi sona ermiş ve dağılma devri başlamıştır.
Trablus Antlaşması 1795  Amerika Birleşik Devletleri
  1. 4 Kasım 1796’te ABD ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan antlaşmadır.
  2. 5 Eylül 1795’te ABD bu tehdide karşı bir anlaşma yapmayı kabul etti. Bu anlaşmaya göre ABD, Cezayir’deki esirlerin iadesi ve gerek Atlas Okyanusu’nda, gerekse Akdeniz’de ABD sancağı taşıyan hiçbir tekneye dokunulmaması karşılığında, 642.000 altın ve yılda 12.000 Osmanlı altını (21.600 dolar) ödeyecekti.
  3. Dili Türkçe olan ve 22 maddeden oluşan anlaşmaya, Amerika Birleşik Devletleri adına Joseph Donaldson ve Osmanlı İmparatorluğu adına Cezayir Beylerbeyi Cezayirli Hasan Paşa nam-ı diğer Hasan Dayı imza koydular.
  4. Bu antlaşma; ABD’nin iki asrı aşkın tarihinde, yabancı bir dille imzalanan tek anlaşması olduğu gibi, yabancı bir devlete vergi ödenmesini kabul eden tek ABD belgesidir.
  5. ABD, 22 maddelik bu antlaşmaya 1818 yılına kadar bağlı kalıp vergi ödemiştir.
El-Ariş Antlaşması 1801  Fransa 1. Cumhuriyet
  1. 24 Ocak 1800 tarihinde Fransa ve Osmanlı Devleti arasında imzalanmış ateşkes sözleşmesi. Fransa’nın Mısır Seferi çerçevesinde imzalanmış, Büyük Britanya’nın karşı çıkması nedeniyle uygulamaya konamamıştır.
  2. Fransa bu sözleşmenin hükümlerine göre, 1798 yılında işgal etmiş olduğu Mısır’ı boşaltacaktı.
  3. Sözleşme uyarınca Fransa ordusu mensuplarının ülkelerine dönmeleri için Büyük Britanya tarafından pasaport ve geçiş belgeleri verilmesi gerekiyordu. Bu durumda, bu dönemde Osmanlı Devleti’nin müttefiki konumunda olan İngiltere sözleşmeye taraf oluyordu.
  4. Başlangıçta Büyük Britanya’nın da desteklediği bu sözleşme, Şubat 1800’de Britanya donanması amirali George Elphinstone Keith’in sözleşmeyi imzalamayı reddetmesi nedeniyle yürürlüğe girmedi.
  5. Osmanlı Devleti, bu antlaşmadan sonra diğer ülkelerin Osmanlı Devleti üzerindeki amaç ve emellerine göre izledikleri yolu değerlendirerek denge politikası izlemeye başlamıştır.
Paris Barış Senedi 1801  Fransa 1. Cumhuriyet
  1. Fransa ve Osmanlı Devleti arasında yapılacak olan bir barış anlaşmasına hazırlık niteliğindeki görüşmelerin sonucunda 9 Ekim 1801’de Paris’te imzalanan anlaşmadır. Ayrıca Fransa’nın Mısır Seferi’ni sona erdiren hukuki metinlerden biridir.
  2. 1798 yılında başlayan Mısır seferi, 1801’de Fransa’nın yenik düşerek birliklerini geri çekmesiyle sonuçlanmıştı. 27 Haziran 1801 tarihinde Fransa birliklerinin Mısır’dan geri çekilmesini düzenleyen sözleşmenin imzalanmasından sonra, Osmanlı Devleti ve Fransa arasında nihai bir barış antlaşması imzalanması için görüşmelere başlandı. Paris Barış Senedi, bu bağlamda hazırlanmış, anlaşmanın imzalanmasında Fransa’yı temsilen Napolyon Bonapart ve dışişleri bakanı Charles Maurice de Talleyrand-Périgord, Osmanlı Devleti’ni temsilen elçi Seyid Ali Efendi hazır bulunmuştur.
  3. Anlaşma dört maddeden oluşmaktadır. İlk maddede iki devlet arasındaki düşmanlığın sona ereceği bildirilmekte, Mısır’ın Osmanlı Devleti’ne geri verileceği, Osmanlı Devleti’nin sınırlarının Mısır Seferi öncesindeki duruma döneceği belirtilmektedir. İkinci maddede Fransa 1800 yılında Osmanlı Devleti ve Rusya arasındaki bir anlaşmayla kurulan Yedi Adalar Cumhuriyeti’ni tanımakta, Osmanlı Devleti ise sözkonusu cumhuriyet üzerinde Fransa ve Rusya’nın garantörlüğünü kabul etmektedir. Üçüncü maddede, sefer sırasında el konulan malların taraflara geri verilmesi ve savaş esirlerinin serbest bırakılması düzenlenmektedir. Son madde ise Fransa’nın daha önce Osmanlı Devleti ile imzalamış olduğu ticari anlaşmaların yenilendiğini bildirmektedir.
Paris Antlaşması 1802  Fransa 1. Cumhuriyet
  1. 25 Haziran 1802’de Paris’te, Fransa ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalan bir barış antlaşmasıdır. Napolyon’un Mısır Seferi’nin 1798 yılında başlamasından itibaren bozulan ikili ilişkileri barış ilkeleri temelinde yeniden düzenleme amacı taşır.
  2. İki devlet arasındaki barış görüşmeleri 1801 yılında başlamış, 9 Ekim 1801’de imzalanan Paris Barış Senedi ile barışın hazırlık ilkeleri kabul edilmişti. 1802’de imzalanan anlaşma, nihai barış antlaşması niteliğindedir. Fransa tarafından Napolyon Bonapart yönetiminin dışişleri bakanı Charles Maurice de Talleyrand-Périgord, Osmanlı tarafından ise Seyyid Mehmet Sait Galip Efendi antlaşmayı imzalamıştır.
  3. On maddeden oluşan bu antlaşmanın ilk maddesi iki devlet arasında barışın tesis edildiğini belirtmekteydi. İkinci maddesi ise Fransa’nın Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde daha önceden sahip olduğu bütün kapitülasyon haklarının aynen devam edeceğini bildirmekteydi. Aynı maddede Osmanlı İmparatorluğu Fransa gemilerine Karadeniz’de serbest dolaşım hakkı tanıyordu. Üçüncü maddede Fransa’nın Mısır Seferi öncesinde sahip olduğu ticari hakların geçerli olduğu vurgulanıyordu. Dördüncü maddede Osmanlı İmparatorluğu, Fransa ve İngiltere arasında 25 Mart 1802’de hazırlanmış olan Amiens Antlaşması’nı tanıyor ve sözkonusu antlaşmanın Osmanlı İmparatorluğu ile bağlantılı olan maddelerini kabul ediyordu (III. Selim daha önce 13 Mayıs 1802’de tek taraflı olarak Amiens Antlaşması’nı tanıdığını açıklamıştı.
  4. Paris Antlaşması’nın 5. maddesiyle Osmanlı İmparatorluğu ve Fransa birbirlerinin toprak bütünlüklerini karşılıklı olarak garanti ediyorlardı. Altıncı ve sekizinci maddelerle el konulan mallar ve savaş esirlerinin durumu düzenleniyordu. Yedinci madde gümrük kurallarının eski kapitülasyonlara göre yeniden düzenlenmesini öngörüyordu. Dokuzuncu maddeyle Osmanlı Devleti Fransa lehine en çok gözetilen ulus kaydı düşüyordu (bu statü ikinci maddede de belirtilmişti). Onuncu madde, antlaşmanın onanması ve yürürlüğe girmesine ilişkindi.
Kale-i Sultaniye Antlaşması 1809  Birleşik Krallık
  1. 1807-1809 Osmanlı-Büyük Britanya Savaşı’nın sonucu olarak 5 Ocak 1809 tarihinde, Osmanlı İmparatorluğu ile Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı arasında imzalanmış bir antlaşmadır. Antlaşmaya Osmanlı tarafını temsilen nişancı Mehmet Emin Vahat Efendi, Birleşik Krallık tarafını temsilen Robert Adair imza koymuştur.
  2. On iki maddeden oluşan bu antlaşmaya göre Büyük Britanya’nın işgal etmiş olduğu Osmanlı toprakları Osmanlı İmparatorluğu’na geri verilecekti. Osmanlı topraklarında bulunan Britanyalı tüccarların savaş sırasında Osmanlı İmparatorluğu tarafından el konulmuş olan malları sahiplerine iade edilecekti.
  3. Antlaşmanın 4. maddesi, Eylül 1675’te Büyük Britanya ile Osmanlı arasında imzalanmış olan ve daha önceki Britanya imtiyaz ve kapitülasyonlarının bir özeti niteliğinde olan antlaşmanın geçerli olduğunu bildiriyordu. Buna ek olarak, 5. maddede, Birleşik Krallık’ın da kendi sınırları içinde ticaret yapacak olan Osmanlı gemilerine ve tüccarlarına elverişli koşullar sağlayacağı belirtiliyordu. Altıncı maddede, Osmanlı İmparatorluğu’nun belirlemiş olduğu gümrük haddinie Britanyalı tüccarların kabul edileceği bildiriliyordu.
  4. Yedinci, sekizinci ve dokuzuncu maddeler, diplomatik temsil konusunda düzenlemeler getiriyordu. Elçilere karşılıklı olarak saygı gösterilecek, Osmanlı Devleti kendi tebasının haklarını korumak için Malta dahil olmak üzere Birleşik Krallık yönetimindeki topraklarda şehbender (konsolos) görevlendirebilecekti. Büyük Britanya’nın Osmanlı topraklarındaki diplomatik temsilciliklerinde tercüman görevlendirilmesi, Osmanlı İmparatorluğu tarafından verilecek beratlarla mümkün olacaktı. Tüccar ve zanaatkârlara tercüman beratı verilmeyecekti. Osmanlı İmparatorluğu tebasından kişiler Birleşik Krallık konsolosu olarak görevlendirilemeyecekti. Onuncu maddede, Osmanlı tebasından kişilerin Büyük Britanya himayesine alınamayacağı belirtiliyordu.
  5. Antlaşmanın en önemli maddesi olan on birinci maddeyle, savaş gemilerinin Çanakkale ve İstanbul boğazlarından geçmelerinin önceki dönemlerde her zaman yasak olmuş olduğu hatırlatılıyor, bu eski kurala tüm devletlerin barış döneminde de uyması isteniyordu. Büyük Britanya tarafı, bu kurala uyacağını belirtiyordu.
  6. Son maddede antlaşmanın yürürlüğe giriş süreci düzenlenmişti.
  7. Ayrıca bu antlaşmanın bazı gizli maddelerinde Birleşik Krallık’ın Osmanlı İmparatorluğu’na Fransa’ya karşı bir savaş halinde destek vereceği hükümleri bulunmaktaydı.
Bükreş Antlaşması 1812  Rusya İmparatorluğu
  1. 1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı’nı sona erdiren barış antlaşması.
  2. Rusya, Eflak ve Boğdan’dan çekilecek, Besarabya bölgesi ise Ruslara bırakılacak.
  3. Osmanlılar Bosna ve Eflak ve Boğdan’dan 2 yıl vergi almayacak.
  4. Sırplar, iç işlerinde serbest olacaklar.
  5. Tuna nehrinde hem Osmanlı hem de Rus gemileri serbestçe dolaşabilecek. Prut ve Tuna nehirlerinin sol sahilleri iki ülke arasında sınır kabul edilecek.
  6. Anapa kalesi ile birlikte, kuzeyde Kuban Irmağı ağzından güneyde Bzıb Irmağı ağzına değin uzanan Karadeniz kıyı kontrolu Osmanlılara, Bzıb Irmağından güneydeki Rion Irmağına değin Karadeniz kıyılarının kontrolü de Ruslara bırakıldı.
Erzurum Antlaşması 1823  Kaçar Hanedanı (İran)
  1. 1821-1823 Osmanlı-İran Savaşını sona erdiren barış antlaşması.
  2. Bu antlaşmayla İran ele geçirdiği yerleri geri vererek eski sınırlarına çekilmeyi kabul etti.
  3. 1639’daki Kasrı Şirin ve 1746’daki ve Karden Antlaşması ile belirlenen sınırlar yeniden yürürlüğe girdi.
  4. Bu antlaşma Osmanlı-İran mücadelesini sona erdirmiştir. Çünkü bu antlaşmadan sonra bir daha Osmanlı İmparatorluğu ile İran arasında savaş olmamıştır.
  5. Bu antlaşma, kendisinden önceki iki antlaşmanın sınırlarını tasdik edip pekiştirdiğinden ve Osmanlı-İran Savaşlarını sona erdirdiğinden dolayı kendisinden önceki iki antlaşmayla beraber günümüzdeki Türkiye-İran sınırının belirlenmesinde önem arz etmektedir.
Akkerman Antlaşması 1826  Rusya İmparatorluğu
  1. Bu antlaşma, 7 Ekim 1826 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya arasında Romanya’nın Akkerman kentinde imzalanmış bir düzenleme ve ticaret antlaşmasıdır.
  2. Rusya, 1812 Bükreş Barış Antlaşması, hükümlerinin açıklığa kavuşturulması ve yorumlanması yolunda 1814’den beri çalışmış en sonunda 17 Mart 1826’da Babıali’ye verdiği bir ültimatom ile amacına kavuşmuştur. Osmanlı ve Rus delegeleri Akkerman’da görüşmelere başlamışlardır. Ruslar isteklerini çok genişletmişler ve hemen hepsini kabul ettirmişlerdir. Böylece meydana gelen Akkerman Antlaşması, 1812 Bükreş Barış Antlaşması’nın yorumlanması ve açıklanması durumundan çıkarak, Bükreş Antlaşması’nı baştan başa değiştiren bir şekil almıştır.
  3. Sekiz madde ile buna bağlı iki ayrı ekten meydana gelen Akkerman Antlaşması’na göre Osmanlı Devleti, Bükreş Antlaşması hükümlerine göre kendisine verilmesi gereken Kafkas kalelerinden vazgeçmiş, savaş sebebiyle Rus uyruklarının zararlarını ödemeyi, Rus tüccarlarının Osmanlı ülkesi içinde serbestçe ticaret yapabilmelerini ve Rusya’nın Karadeniz ticaretini geliştirmek için başka devlet gemileri hakkında Çar hükümeti tarafından girişilecek teşebbüslerde yardım etmeyi kabul etmiştir. Ayrıca iki devlet arasında daha önceki antlaşmaların hükümleri kuvvetlendirilmiştir. Antlaşmaya bağlı olan ve iki ekten birincisi ile Eflâk ve Boğdan’da voyvodaların Boyarlar tarafından ve yedi yıl süre ile seçimleri, voyvodaların Babıali’ye bağlı olmaksızın memleketlerini yönetmeleri ve Rusya’nın tasvibi alınmadan azilleri yoluna gidilmemesi kararlaştırılmıştır. İkinci ekte ise Bükreş Barış Antlaşması ile Sırplara verilmiş olan imtiyazlar ve on sekiz ay içinde Sırp temsilcileri ile görüşmeler yapılıp verilecek kararlar üzerine bir ferman çıkarılarak, bunun Rusya’ya bildirileceğine söz verilmiştir. Besarabya’da da Rusya’nın yararına olmak üzere bir sınır düzeltilmesi yapılmıştır.
  4. Bükreş Antlaşmasını baştan başa değiştiren sekiz madde ve buna bağlı iki senetten ibaret olan bu anlaşmaya göre, Rusya Karadeniz’de gemi bulundurmak hakkını almış ve Rus tüccarlarının Osmanlı toprakları içinde serbestçe ticaret yapmalarını kabul Osmanlılara ettirmiştir.
  5. Osmanlı Devleti’nin her bakımdan zayıf bulunduğu bir sırada, Rusya’nın savaş tehdidi karşısında imzalamak zorunda kaldığı Akkerman Antlaşması, Osmanlı Devleti’nin zararına bir belge olmuştur. Bu gibi nedenlerden dolayı Akkerman antlaşması, Osmanlı Devletinin aleyhinde olan önemli antlaşmalardan biridir.
Edirne Antlaşması 1829  Rusya İmparatorluğu
  1. 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı’nı sona erdiren barış antlaşması.
  2. Yunanistan bağımsız bir devlet olacaktır.
  3. Eflak, Boğdan ve Sırbistan’a özerklik-otonomi tanındı.
  4. Ruslar, işgal ettikleri yerlerin çoğunu geri verdiler.
  5. Rus ticaret gemilerine boğazlarda geçiş hakkı tanındı.
  6. Osmanlı İmparatorluğu, Rusya İmparatorluğu’na savaş tazminatı ödemeyi kabul etti.
  7. Antlaşmanın 10. maddesine göre Osmanlı İmparatorluğu Rusya İmparatorluğu, İngiltere ve Fransa’nın Londra’da 6 Temmuz 1827’de ve buna dayalı olarak yine Londra’da 22 Mart 1829’da aralarında yaptıkları, Yunanistan Krallığı’nın kurulmasını ve bağımsızlığını öngören anlaşma ve protokolü kabul edecekti. (Londra Antlaşması)
  8. Osmanlı Devleti, Çerkesya üzerindeki tüm haklarını bu arada Kuban Irmağı ile Bzıb Irmağı arasındaki Karadeniz kıyı kontrolunu Rusya’ya devretti. Çerkesya’daki Anapa ve Sucuk-Kale (şimdiki Novorossiysk) limanlar/kaleler dışında, Poti limanı, Ahıska ve Ahilkelek’de Rusya’ya bırakıldı.
Kütahya Antlaşması 1833  Mısır Hidivliği
  1. Birinci Mısır-Osmanlı Savaşını sona erdiren barış ve düzenleme antlaşması.
  2. Mehmet Ali Paşa’ya Mısır ve Girit valiliklerinin yanı sıra Şam valiliği verilecekti.
  3. Oğlu İbrahim Paşa’ya Cidde valiliği ile Adana muhassıllığı (vergi toplama hakkı) verilecekti.
  4. Bu antlaşma her iki tarafı da memnun etmemiştir.
Hünkâr İskelesi Antlaşması 1833  Rusya İmparatorluğu
  1. Osmanlı İmparatorluğu’nun Rusya İmparatorluğu ile imzaladığı bir karşılıklı yardımlaşma ve saldırmazlık antlaşmasıdır.
  2. 8 Temmuz 1833’te imzalanan antlaşma, 6 açık ve biri gizli olmak üzere yedi maddeden meydana geliyor ve 8 sene için geçerli sayılıyordu. Antlaşmanın açık maddelerinde; iki devletin sadece savunma maksadıyla bu antlaşmayı imzaladığı, herhangi bir savaş vukuunda birbirlerine yardım edecekleri, yardımı isteyenin diğerinin masraflarını karşılayacağı, süresinin 8 yılı aşmayacağı, iki ay içinde onaylanacağı gibi hususlar bulunuyordu. Gizli maddede ise; Rusya, Batı ile savaşa girdiği anda, Osmanlıların, boğazları Batılılara kapatacağı hususu vardı. Bu madde, Rusya’nın bu dönemde rekabet içinde olduğu Birleşik Krallık ve Fransa’ya karşı konmuştur.
  3. Bu antlaşma ile Boğazlar sorunu ortaya çıkmıştır. Boğazlar sorunu 1841’deki Londra Konferansı’nda tekrar ele alınmıştır.
Baltalimanı Antlaşması 1838  Birleşik Krallık
  1. Osmanlı İmparatorluğu’nun Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı ile İstanbul’un Baltalimanı semtinde imzaladığı ticaret antlaşmasıdır. Bu antlaşmanın bazı maddeleri şunlardır:
  2. Tekel sistemi kaldırıldı. Britanyalılara diledikleri miktarda hammaddeyi satın alma imkânı verildi.
  3. İç ticarete Osmanlı vatandaşlarının yanı sıra Britanyalıların de katılması öngörüldü.
  4. Britanya vatandaşları Osmanlı ürünlerini Osmanlı tebâsından tâcirlerle aynı vergi koşulları altında satın alma hakkına sahip oldular.
  5. Britanyalılarla olan transit ticaretten alınan vergi resmi kaldırıldı.
  6. Büyük Britanya gemileriyle gelen Britanya malları için bir defa gümrük ödendikten sonra, mallar alıcı tarafından nereye götürülürse götürülsün bir daha gümrük ödenmeyecekti.
Londra Antlaşması 1840  Mısır Hidivliği

Birleşik Krallık

Avusturya-Macaristan İmparatorluğu

Prusya Krallığı

Rusya İmparatorluğu

  1. 15 Temmuz 1840 tarihinde bir taraf olarak Osmanlı Devleti ve ikinci taraf olarak Mısır Hidivliği, Birleşik Krallık, Avusturya-Macaristan, Prusya, Rusya devletlerinden oluşan Büyük Avrupa Güçleri arasında imzalanmış bir barış ve düzenleme antlaşmasıdır.[1] II. Mısır-Osmanlı Savaşını sona erdirmiştir.
  2. Bu antlaşmada Osmanlı İmparatorluğu’nun çökmesinin Avrupa üzerideki denge bozucu etkisinden endişe eden Büyük Avrupa Güçlerinin etkisiyle Osmanlı İmparatorluğu ile Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın Mısır’ı arasında daha önce imzalanan antlaşmaları ve hala devam eden savaş gelişmeleri özetlemektedir. Antlaşmanın bazı önemli maddeleri şunlardır:
  3. Kavalalı Mehmet Ali Paşa ve varisleri olan hükümet idarecilerine Mısır ve Akka Eyaleti (şimdiki Filistin ve İsrail arazileri) üzerinde daimi hükümranlık hakkı tanımaktadırlar ama bu bölgeler Osmanlı İmparatorluğu’nun ayrılmayan bir parçası olmakta devam etmesi şartı da kabul edilmektedir.
  4. Kavalalı Mehmet Ali Paşa 10 gün içinde Suriye’nin geri kalan kısmından da askerlerini çekmesi gerekmektedir.
  5. Kavalalı Mehmet Ali Paşa İskenderiye gelip Mısır’a terk edilmiş olan Osmanlı Donanması’nı tümüyle Abdülmecid emrine geri vermesi gerekmektedir.
  6. Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın Arabistan, Hicaz’daki Kutsal Şehirler, Girit, Adana Mutassarıflığı’ndan ve Osmanlı İmpartorluğu’na ait diğer her bölgeden askeri güçlerini geri çekmesi gerekmektedir.
  7. Bu antlaşmanın son maddesinde antlaşmanın uygulamaya girmesini temin etmek için bu Büyük Avrupa Devletleri ellerinde bulunan ve imkan dahilinde olan her türlü inandırıcı etkenleri kullanma üzerinde anlatlaştıklarını da belirtmişlerdir.
  8. Fakat bu antlaşmaya katılmayan ve Kavalalı Mehmet Ali Paşa’ya arkalık sağlayan Fransa ve ona dayanan Kavalalı Mehmet Ali Paşa ilk önce bu antlaşmaya katılıp imzalamayı kabul etmemiştir. Bunun üzerine bu antlaşmayı Mısır’a kabul ettirmek için zorlamalar kullanılması gerekmiştir. Osmanlı devleti ve (Fransa hariç) Büyük Avrupa devletleri Mısır üzerine gittikçe artan bir şekilde diplomatik, siyasi ve askerî tehdit ve baskı yapmaya başlamışlardır. Britanya ve Avusturya donanma ve kara güçleri Kavalalı Mehmet Paşa elinde bulunan Beyrut ve Akka’ya hücuma geçmişler; Mısır askeri güçlerine karşı galip gelmişlerdir ve 3 Kasim 1840’de Akka’yı ele geçirmişlerdir. Kavalalı Mehmet Ali Paşa Akka’yı kaybettikten sonra, Londra Antlaşması’nın şartlarına uymayı kabul etmiştir. Ancak bu antlaşma şartları yanında Sultan Abdülmecit onun Mısır ve Sudan üzerindeki hükümranlık haklarını açıkça teyit eden fermanlar da ilan etmiştir. Londra Antlaşması (1840) ile Sultan’ın ilan ettiği fermanlar Mısır’ın özel imtiyazlı bir Osmanlı Eyaleti’nin hukuki temelini sağlamıştır. Ancak bundan sonra Kavalalı Mehmet Ali Paşa Suriye’den, Girit’ten, Hicaz ve Arabistan’dan askerlerini tamamen geri çekmiş ve Osmanlı Donanmasını İstanbul’a geri göndermiştir.
  9. Bu antlaşma ve akabindeki olaylar Osmanlı İmparatorluğu’nun kendi içindeki bir isyanı bile büyük devetlerin yardımı olmadan bastıramayacağını göstermesi bakımından önemli bir belgedir.
Londra Antlaşması 1841  Birleşik Krallık

Fransa 2. Cumhuriyet

Rusya İmparatorluğu

  1. Avusturya İmparatorluğu, Fransa Krallığı, Birleşik Krallık, Prusya, Rusya İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu’nun 13 Temmuz 1841’de Londra’da imzaladığı uluslararası sözleşme.
  2. Bu antlaşma ile Boğazların barış zamanında savaş gemilerine kapalılığı uluslararası yükümlülük altına alınmıştır. Boğazların kapalılığı kavramı yalnız barış zamanı ile sınırlıdır. Osmanlı Devleti savaşa girdiği takdirde Boğazlan istediği gibi tasarruf edebilecektir. Yani, dilediği devletin savaş gemilerine açabilecektir. Nitekim, bu prensip Kırım Savaşı’nda uygulanacak, İngiliz ve Fransız savaş gemilerinin Karadeniz’e geçmelerine izin verilecektir.
  3. Sonuç olarak; 1841 yılında Osmanlı İmparatorluğu üzerindeki Rus nüfuzu ve baskısı gerilemiş; Fransa’nın Mısır üzerindeki etkinliği ortadan kalkmış; Hünkar İskelesi Antlaşması hükümleri sona ermiş; İngiltere ise en kazançlı ülke durumuna gelmiştir.
Paris Antlaşması 1856  Birleşik Krallık

Fransa 2. İmparatorluk

  1. Antlaşmanın Avrupa için önemi, Rusya tarafından bozulan uluslararası dengenin tekrar tesis edilmesidir.
  2. Osmanlı Devleti açısından ise: Başlangıçta Rus tehlikesi bertaraf edildi; Osmanlı Devleti, devletler genel hak ve hukukundan faydalanma imkânı elde etti; Avrupa konseyine girme hakkını kazandı. Ancak, toprak bütünlüğü ve bekası Avrupa büyük devletlerinin kefilliği altına girdi. Karadeniz’de Rusya ile aynı muameleye tabi tutulması haksızlık olarak ortaya çıktı. Keza devletin tamamen bir iç meselesi olan Islahat Fermanı’na antlaşma metni içinde yer verilmesi, müteakip yıllarda iç işlerine müdahale zemini hazırladı.
  3. Birleşik Krallık, Akdeniz ve Hindistan’a giden ticaret yollarını güvenceye aldı. Özellikle Rus Karadeniz donanmasının yok edilmesi, İngiltere’nin sömürgeleri ve Akdeniz ticareti için değerli bir garanti oldu.
  4. Fransa’da İngiltere gibi ekonomik çıkarlar elde etti. Doğu Akdeniz’e yönelik Rus tehlikesi bertaraf edildi ve Napolyon döneminde Fransa’ya karşı kurulmuş olan devletler cephesi parçalanmış oldu.
  5. Piyemonte, İtalya Birliği konusunu Avrupa siyasetinin gündem konusu olmasını sağladı.
  6. Rusya, kuvvetli bir devlet olduğunu kanıtladı. Osmanlı Devleti konusunu ileri bir döneme erteledi.
Ayastefanos Antlaşması 1878  Rusya İmparatorluğu
  1. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda imzalanan barış antlaşmasıdır. Bu antlaşma Osmanlı Devleti açısından oldukça ağır, Rusya için oldukça iyi hükümler içermekteydi. Bu antlaşmaya göre:
  2. Sırbistan, Karadağ ve Romanya (Eflak-Boğdan) tam bağımsızlık kazanacak ve sınırları genişletilecek.
  3. Büyük bir Bulgaristan Krallığı kurulacak, Krallığın sınırları Tuna’dan Ege’ye, Trakya’dan Arnavutluk’a uzanacak.
  4. Bosna-Hersek’e iç işlerinde bağımsızlık verilecek.
  5. Kars, Ardahan, Batum, Artvin, Doğubeyazıt ve Eleşkirt Rusya’ya verilecek.
  6. Teselya Yunanistan’a bırakılacak.
  7. Girit ve Ermenistan’da ıslahat yapılacak.
  8. Osmanlı Devleti, Rusya’ya 30 bin ruble savaş tazminatı ödeyecekti.
  9. Ancak bu antlaşma ile Rusya’nın Balkanlarda tamamen hakim bir konuma gelmesi Batılı devletleri telaşlandırdı. Zira Rusların, Bulgaristan yolu ile sıcak denizlere inmeleri, Birleşik Krallık’ın Hindistan’a rahat bir şekilde ulaşmasına ve Avusturya-Macaristan’ın Bosna-Hersek’i ilhakına set çekmiş olacaktı. Osmanlılar bu tepkilerden yararlanarak Kıbrıs’ın idaresini Birleşik Krallık’a bırakmak koşuluyla Berlin’de yeni bir antlaşma (Berlin Antlaşması) zemini elde etmeye başardılar. Ayastefanos’un ağır şartlarını hafifleten Berlin Antlaşması ile Osmanlı Devleti’nin Balkanlar’daki varlığı bir süre daha devam etti.
  10. Ayastefanos Antlaşması, Osmanlı devrinde Sevr Antlaşması gibi kâğıt üzerinde kalan bir antlaşmadır.
Berlin Antlaşması 1878  Alman İmparatorluğu

Avusturya-Macaristan İmparatorluğu

Birleşik Krallık

İtalya Krallığı

Fransa 3. Cumhuriyet

Rusya İmparatorluğu

  1. Ayestefanaos Antlaşmasında olduğu gibi Sırbistan, Romanya (Eflak-Boğdan) ve Karadağ’ın kendi başlarına bağımsız birer devlet olmaları aynen kabul edildi. Niş Sancağı Sırbistan’a, Dobruca Sancağı Romanya’ya, bunların dışında birkaç kaza Karadağ’a bırakılarak Ayestefanos Antlaşmasıyla öngörüldüğü gibi yeni kurulan bu üç yeni devletin sınırları genişletildi.
  2. Ama Ayestefanos Antlaşmasıyla kurulan Büyük Bulgaristan üç parçaya ayrıldı. Asıl Bulgaristan, iç işlerinde serbest dış işlerinde Osmanlı’ya bağlı özerk bir prenslik haline getirildi. İkinci parça olan Doğu Rumeli vilayeti ise Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı kalacak ancak bu vilayetin valisi Bulgar olacaktı. Üçüncü parça olan bugünkü Batı Trakya, Makedonya, Kosova toprakları ise ıslahat yapmak koşuluyla Osmanlı Devleti’nde kalacaktı. Böylece Rusya’nın gündümündeki Büyük Bulgar Krallığı’nın varlığı ortadan kaldırılmış ve Rusya’nın Ege Denizi’ne inme ihtimaline set çekilmiş oldu.
  3. Bosna-Hersek hukuken Osmanlı’ya bağlı kalacak. Ama yönetimi geçici bir süre Avusturya-Macaristan’a bırakılacak.
  4. Kıbrıs Sancağı İngiltere’ye kiralandı.
  5. Teselya Sancağı, Yunanistan’a (1881) bırakıldı.
  6. Girit, ıslahat yapılmak şartıyla Osmanlı’da kalacak.
  7. Osmanlı Devleti, Ermeniler’in yaşadığı yerlerde ıslahat yapacak.
  8. Kars, Ardahan, Batum ve Artvin sancakları Rusya’ya bırakıldı. Doğubayazıt ve Eleşkirt ise Osmanlı’da kaldı.
  9. Van’ın doğusundaki Kotur yöresi İran’a verildi.
  10. Savaş tazminatı iki katına çıkarıldı. Yani Osmanlı Devleti, Rusya’ya 60 bin ruble savaş tazminatı ödeyecekti.
İstanbul Antlaşması 1885  Birleşik Krallık
  1. Osmanlı İmparatorluğu ile İngiltere arasında Mısır konusunda imzalanmış bir antlaşmadır.
  2. İngiltere ve Fransa Mısır’daki nüfuzlarını arttırmak için çekişme halindeydiler. Bu arada Mısır’da Hidiv Tevfik Paşa’ya karşı bir isyan çıktı. Bu durum İstanbul’da görüşülmekteyken İngilizler İskenderiye’yi topa tuttular ve Osmanlıların karşı çıkmasına rağmen Mısır’ı ele geçirdiler (1882). 1885 yılında Osmanlı Devleti ve İngiltere bir antlaşma yaparak Mısır’ın statüsünü resmi hale getirdiler. Bu antlaşmanın en önemli şartı Osmanlı ve İngiltere hükumetlerinin Mısır’a birer yüksek komiser göndermeleri ve bu komiserlerin hidive yardımcı olmalarıydı. Bu antlaşmayla İngiltere’nin Mısır’daki varlığı resmiyet kazanmış oldu.
İstanbul Antlaşması 1897  Yunanistan Krallığı
  1. 20 Eylül 1897 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu ve Yunanistan Krallığı arasındaki savaşın sonunda imzalanmış olan bir barış antlaşmasıdır.
  2. Osmanlılar Teselya’yı boşaltacak.
  3. Yunanistan savaş tazminatı verecek.
  4. Girit, Osmanlı yönetiminde kalacak ancak padişahın atayacağı Hıristiyan bir vali tarafından yönetilecek.
Uşi Antlaşması 1912  İtalya Krallığı
  1. 18 Ekim 1912 İtalya Krallığı ile Osmanlı İmparatorluğu arasında Trablusgarp Savaşı sonunda imzalanan antlaşmadır.
  2. Trablusgarp ve Bingazi’ye tam bir özerklik tanındı. Trablusgarp ve Bingazi, yeni bir kanun ve özel düzenle yönetilecektir.
  3. Trablusgarp ve Bingazi’de Osmanlı Devleti’nin çıkarlarını, padişah adına naibü’s-sultan olarak tayin edilen bir görevli koruyacak. Dini ve adli işler, padişah tarafından seçilecek kadılar eliyle yürütülecekti. Kadı ve Naibü’s-Sultan’ın maaşları, Osmanlı maliyesince ödenecekti.
  4. Trablusgarp ve Bingazi’nin Düyun-u Umumiye olan borcunu ise İtalya ödeyecekti.
  5. İtalyanlar, kapitülasyonların kaldırılması konusunda Osmanlı Devleti’ne yardım edeceklerdi.
  6. İtalya, On İki Ada’yı geçici olarak elinde tutacak daha sonra Osmanlı Devleti’ne iade edecekti böylelikle Osmanlı İmparatorluğu Balkan Savaşlarında bu adaları savunmak zorunda kalmayacaktı.
Londra Antlaşması 1913  Bulgaristan Krallığı
  1. 30 Mayıs 1913 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu’nun yenilmesiyle sonuçlanan I. Balkan Savaşı sonunda Bulgaristan Krallığı ile imzalanmıştır.
  2. Osmanlı Devleti’nin batı sınırı Midye-Enez hattı olacaktır.
  3. Selanik, Güney Makedonya ve Girit Yunanistan’a verilecektir.
  4. Orta ve Kuzey Makedonya, Sırbistan’a bırakılacaktır.
  5. Ege Adaları’nın geleceğinin saptanması büyük devletlere bırakılacaktır. (Osmanlı Devleti, Ege Adaları’nı fiilen kaybetmiştir.)
İstanbul Antlaşması 1913  Bulgaristan Krallığı
  1. 29 Eylül 1913 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu ve Bulgaristan Krallığı arasında II. Balkan Savaşı sonunda yapılmış bir antlaşmadır.
  2. Edirne, Dimetoka ve Kırklareli Osmanlılarda kalacak.
  3. Kavala ve Dedeağaç Bulgaristan’a bırakılacak.
  4. Meriç nehri iki ülke arasında sınır kabul edilecek.
  5. Bulgaristan Krallığı’ndaki Türkler’in siyasi, dini ve sosyal hakları korunacak.
Atina Antlaşması 1913  Yunanistan Krallığı
  1. 14 Kasım 1913 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu ve Yunanistan Krallığı arasında Balkan Savaşlarının sonunda imzalanmış bir barış antlaşmasıdır.
  2. Osmanlı İmparatorluğu; Yanya, Selanik ve Girit’in Yunanistan’a ait olduğunu kabul etti.
  3. Yunanistan’da kalan Türklerin durumu da düzenlendi.
Osmanlı-Alman Gizli Antlaşması 1914  Alman İmparatorluğu
  1. I. Dünya Savaşı’na girerken Osmanlı yönetimi üzerinde artan Alman etkisini ittifakla sonuçlandıran ve Osmanlı Devleti’ni resmen İttifak Devletleri safında savaşa sokan gizli ittifak antlaşmasıdır.
  2. 2 Ağustos 1914’te İstanbul’da imzalanmıştır. Osmanlı tarafından antlaşmayı Sait Halim Paşa, Almanya adına ise Alman Büyükelçisi Baron Wangenheim imzalamıştır. Bu antlaşmaya Said Halim Paşa’nın Yeniköy’deki yalısı ev sahipliği yapmıştır. Aynı gün ülke çapında seferberlik ve sıkıyönetim ilan edilmiştir.
  3. Antlaşmaya göre Osmanlı ve Almanya, Avusturya-Sırbistan savaşına tarafsız kalacak; Rusya, Almanya’ya karşı bir saldırı hareketinde bulunursa Osmanlı da savaşa girecek, Osmanlı Devleti’ne herhangi bir saldırı olursa da Almanya Osmanlı’ya yardım edecekti.
  4. Anlaşma maddeleri şöyledir:
  1. Anlaşma tarafları Avusturya-Macaristan ile Sırbistan arasındaki mevcut ihtilafta tarafsız kalmayı taahhüt eder.
  2. Rusya faal askeri adımlarla müdahele eder ve Avusturya-Macaristan dolayıyla casus foederis ile Almanya’yı karşısına alırsa, Türkiye de casus foederis’e tabidir.
  3. Almanya savaş durumunda askeri misyonunu Türkiye’de bırakacaktır. Anında yürürlüğe girmiş olan, Türk Savaş Bakanı Ekselansları ve Alman Askeri Misyon Şefi arasında gerçekleşen önceki anlaşmalara göre, Türkiye adı geçen askeri misyonun Türk ordusunun genel komutasında etkin nüfuz sahibi olacağını garanti eder.
  4. Tehdit durumunda ve gerekli olduğunda Almanya Osmanlı İmparatorluğu topraklarını silahlı kuvvetlerle savunmayı taahhüt eder.
  5. İşbu anlaşma iki ülkeyi mevcut ihtilaftan doğabilecek uluslararası karışıklıklardan korumak için yapılmıştır; belirtilmiş tam yetkili kişiler tarafından imzalandığı andan itibaren yürürlüğe girer ve 31 Aralık 1918 tarihine kadar, mevcut tüm kararlarla bağlayıcıdır.
  6. İmza taraflarından herhangi biri anlaşma bitim tarihinden altı ay öncesine kadar anlaşmanın iptal olacağını bildirmezse anlaşma beş yıl daha uzamış olur.
  7. İşbu belge Alman Kayser Ekselansları, Prusya Kralı ve Osmanlı İmparatoru Ekselansları tarafından tasdik edilecektir. Tasdikler imza tarihinden bir ay sonra takas edilecektir.
  8. İşbu anlaşma gizli kalacaktır ve imza taraflarının biri tarafından ancak diğer tarafın onayı ile yayınlanabilir.[2]
Brest Litovsk Antlaşması 1917  Alman İmparatorluğu

Avusturya-Macaristan İmparatorluğu

Bulgaristan Krallığı

Rusya İmparatorluğu

  1. 3 Mart 1918 tarihinde Rusya İmparatorluğu ile Alman İmparatorluğu, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Osmanlı Devleti ve Bulgaristan arasında imzalanmış bir barış antlaşmasıdır.
  2. Bu antlaşma, İttifak Devletleri’nin yenilmesi üzerine geçersiz kalmış bir barış antlaşmasıdır. Çünkü daha sonra bu antlaşma İtilaf devletleri tarafından tanınmamıştır.
  3. Bu antlaşma, Osmanlı Devleti’nin toprak kazandığı en son antlaşmadır.
  4. Bu antlaşmayla Osmanlı Devleti’ne Kars, Ardahan, Batum (daha sonra tekar Sovyetlere verildi) ve Artvin verildi.
  5. Bu antlaşma, Rusya’nın Brest-Litovsk kentinde imzalandığından dolayı antlaşmaya bu isim verilmiştir.
Mondros Antlaşması 1918 İtilaf Devletleri
  1. 25 maddeden oluşan ve çok ağır hükümler içeren bu antlaşma ile Osmanlı Devleti, İtilaf Devletlerine tamamen teslim olmuş ve fiilen sona ermiştir.
Sevr Antlaşması 1920 İtilaf Devletleri
  1. Osmanlı Devleti, bu antlaşma ile yok sayılmış ve toprakları tamamen paylaşılmıştır.
  2. Türk Kurtuluş Savaşı sonucunda bu antlaşma yerine 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması uygulamaya konduğundan bu antlaşma yürürlüğe girmemiştir.

wikipedia

Kategoriler
SEKTOREL

Yaban Romanının Özeti- Yakup Kadri nin Yaban Romanı Özetini İndir

Edebiyatımızın usta kalemlerinden Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun ölümsüz eseri Yaban ın özetini sizlere sunuyoruz. Kitabı merak edenler ve öğrenciler için yararlı kaynak olacaktır.
Kitabın Özeti

Romanda ana konu,bir Türk aydininin Kurtulus Savasi dönemindeki köy gerçegiyle karsi karsiya gelmesidir.
Romanin kahramani Ahmet Celal’dir.Çanakkale’de savasta bir kolunu kaybetmis ve savastan gazi olarak kurtulmustur. Ama savas sonrasi yapayalniz kalmistir.Bunlara bir de Istanbul’un isgali eklenince, hizmet eri olan Mehmet Ali’nin köyüne gitmeye karar verir.Istanbul’un isgali sonrasinda gerçeklesen olaylari takip ederek, köylülere durumun önemini ve ciddiyetini anlatmaya çalisir.Ancak köylüler Salih aga’ya çok baglidir ve onun etkisinde kalarak Ahmet Celal’i ciddiye almazlar.Bu nedenle Ahmet Celal, köyde aradigi ilgiyi ve yakinligi bulamaz.
Olaylar Ahmet Celal’in cephesinden böyle görünürken, köylüler için daha farklidir.Onlar savasin ciddiyetini anlayamamistir.Onlara göre Ahmet Celal bir yabandir.Onlarin dünyasindan uzak biridir.Zaten ilk bakista konusmasi, davranislari,giyimi, düsünceleri ve olaylara yaklasimi köylülerden çok farklidir.Örnegin her gün tras olmasi, devamli dislerini firçalamasi,geceleri kitap okumasi ve buna benzer davranislari köylülere garip gelmektedir.Bu nedenle, acilarini unutmak için geldigi bu köyde, olaylar umdugu gibi gelismemistir.
Ahmet Celal bir aydin konumundadir ve ilk defa Türk köylüsüyle karsilasmistir.Ancak köyde karsilastigi manzara onu çok sasirtmistir.Öncelikle yoksulluk ve cahillik vardir.Bunlarin bir sonucu olarak da bazi insanlarin emellerine alet olmaktadirlar.Herkes Salih Aga’nin etkisindedir.Onun her dedigi yapilmaktadir.Hatta yillarca emek verdigi hizmet eri Mehmet Ali bile gelisen bazi olaylarda subayi Ahmat Celal’e degil,Salih Aga’ya inanmistir.
Bütün bunlarla beraber, Ahmet Celal köyde yapayalniz da degildir.Mehmet Ali’nin annesi Zeynep Kadin ile kardesi Ismail, Ahmet Celal’in güvendigi dostlaridir.
Olaylarin böyle gelismesi Ahmet Celal’i kaçinilmaz bir bunalima sürükler.Bir gün rahatlayip sikintilarini unutmak için dolasmaya çikar ve komsu köyün kizi Emine’ye asik olur.Ancak Ismail Emine’yi Ahmet Celal’in elinden alinca Ahmet Celal iyice umutsuzluga sürüklenir.
Ahmet Celal,Kurtulus Savasi’nin önemini köylüye anlatmaya devam eder; ancak köylüler baskalarinin etkisindedir ve ona inanmamaya devam ederler.Bunlari bir aydin gözüyle görüp yorumlayan Ahmat Celal, aydin ile cahil arasindaki uçurumu farkeder.Anadolu halkinin asirlar boyunca ne kadar ihmal edildigini kendi gözleriyle görür.Tabii bütün gözlemlerini ani defterine yazmayi da ihmal etmez.
Köyde bu olaylar olurken, Kurtulus Savasi da iyiden iyiye alevlenmis ve köylüler Ahmet Celal’in anlatmaya çalistigi gerçekleri yasamak zorunda kalmistir.Yunanlilar onlarin köyünü de basmistir.Köylüler dereye kaçarak gizlenmeye çalismistir.Ancak düsman onlari yakalar ve köy meydanina getirir.Ahmet Celal, bir anlik kargasadan yararlanip Emine’nin elini tutar ve ikisi kosmaya baslarlar.Düsman arkalarindan ates açar ve onlari yaralar.Ayrica tüm köy halki düsman tarafindan öldürülür.Köyün mezarligina kadar ancak gelirler.Orada sabaha kadar bekleyip sonra yola çikmaya karar verirler;ancak Emine’nin yarasi agirdir ve devam edemez.Ahmet Celal ani defterini Emine’ye verir ve herseyini birakarak yeni ve bilinmeyen bir hayata adim atar.

Yazar Hakkında Bilgi

Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Yirminci yüzyil edebiyatinin büyük romancisi 27 Mart 1889’ da Kahire’ de dogdu. Ortaokul ikinci sinifa kadar Manisa’da okudu.1903’te Izmir Lisesi’ne girdi.Sonra ailesiyle Misir’a giderek Fransiz Kolejine devam etti(1906-1908).Sonra Istanbul’a gelerek Fecr-i Ati Toplulugu’na katildi.Kurtulus Savasi yillarinda Anadolu’ya geçti.Aylik fikir dergisi “Kadro”yu çikardi.Sirasiyla Tiran,Prag,Lahey ve Bern elçiliklerinde bulundu.Emekliye ayrilinca verimli bir yazi hayatina basladi.Anadolu Ajansi Yönetim Kurulu Baskanligi görevinde bulundu(1961-1965).Yazarligini sürdürürken 13 Aralik 1974’te Ankara’da öldü.
Yazar, eserlerinde Türk toplumunun, Tanzimat’tan Atatürk Türkiye’si dönemine kadar olan yasantisini anlatan hikaye,makale ve romanlar yazmistir.Anlatiminda kendine özgüdür.Yapitlarinda genellikle toplumun sorunlari üzerine egilir.Anadolucu,Atatürkçü,Devletçi ve laik bir dünya görüsü vardir.Romanlarinda genellikle iç dünyalari zengin,kötümser,törelere bagli karakterler vardir.

Yazarin Eserleri

Kiralik Konak(1922), Nur Baba(1922),Hüküm Gecesi(1927),Sodom ve Gomore(1928),Yaban(1932),Ankara(1934),Bir Sürgün(1937),Panorama(1954)
Bir Serencam(1913),Rahmet(1922),Milli Savas Hikayeleri(1947)
Izmir’den Bursa’ya(H.Edip, F.Rifki, M.Asim ile,1922), Kadinlik ve Kadinlarimiz(1923), Seçme Yazilar(1928), Ergenekon(2 cilt,1929)
Nirvana(1909), Veda(1909), Saganak(1929), Magara(1934)
Erenlerin Bagindan(1922), Okun Ucundan(1940)

Kategoriler
Genel Kültür

İpek Yolu Nedir? İpek Yolu Nerededir? İpek Yolu Hakkında Herşey

Yüzyıllardır süregelen bir ticaret yoludur ipek yolu. Kontrolünü elegeçirmek uğrune nice savaşlar yapılmıştır. Tarih boyunca nice devletlerin geçim kaynağı olmuştur.Çin’den başlayarak Anadolu ve Akdeniz aracılığıyla Avrupa’ya kadar uzanan ve dünyaca ünlü ticaret yoludur İpek Yolu.

Milattan yüzyıllar önce Mısırlılar, daha sonra da Romalılar, Çinlilerden ipek satın alırlardı. Ulaşım ise, daha sonra İpek Yolu adı verilen güzergahı izleyen kervanlarla sağlanırdı. İpek endüstrisi, eski çağlardan beri birçok milletin hayatında çok önemli bir yer tutmuştur. Uzak Doğu’dan gelen ipek ve baharat, Batı dünyası için, uluslararası ilişkilerde önemli bir rol oynamıştır. İpek, ayrıca Doğu kültürünün Batı tarafından tanınmasını da sağlamıştır. Doğu’nun ipeği ile baharatının kervanlarla batıya taşınması, Çin’den Avrupa’ya ulaşan ticaret yollarını oluşturmuştur. Orta Çağda, ticaret kervanları, şimdiki Çin’in Şian kentinden hareket ederek Özbekistan’ın Kaşgar kentine gelirler, burada ikiye ayrılan yollardan ilkini izleyerek Afganistan ovalarından Hazar Denizi’ne, diğeri ile de Karakurum Dağları’nı aşarak İran üzerinden Anadolu’ya ulaşırlardı. Anadolu’dan deniz yolu ile Akdeniz ve Karadeniz (Tirebolu) limanlarından veya Trakya üzerinden kara yolu ile Avrupa’ya giderlerdi.

Doğudan batıya doğru gelişen bu ticari harekette daha önceki çağlardan beri kullanılmakta olan bir yol şebekesinden yararlanılmıştır. Yoğun bir şekilde ipek, porselen, kâğıt, baharat ve değerli taşların taşınmasının yanında kıtalar arasındaki kültür alışverişine de imkân sağlayan bu binlerce kilometre uzunluğundaki kervan yolları zaman içinde İpek Yolu olarak adlandırılmıştır. İpek Yolu Asya’yı Avrupa’ya bağlayan bir ticaret yolu olmasının ötesinde, 2000 yıldan beri bölgede yaşayan kültürlerin, dinlerin, ırkların da izlerini taşımakta ve olağanüstü bir tarihsel ve kültürel zenginlik sunmaktadır.

Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını kazanmalarından sonra, İpek Yolu’nun hem bir ticaret yolu, hem de tarihsel ve kültürel değer olarak yeniden canlandırılması gündeme gelmiş, bu yol boyunca inşaa edilmiş ve artık kullanılmayan yapıların, yeni işlevler kazandırılarak korunmaları ve yaşatılmaları için çalışmalar başlamıştır.

İpek yolu çeşitli Türk uygarlıklarının ekonomik kaynağı olmuştur.

Kategoriler
SEKTOREL

Çalıkuşu Kitabının Özeti (Reşat Nuri Güntekin)

Türk edebiyatının şsiz eserlerinden bri olan Çalıkuşu nun öğrenciler için hazırlanmış özet halini sunuyoruz. Kitabı okumanızı da tavsiye ederek sizlere özeti sunarız:

Feride küçük yasdayken annesi ölen , babasinın da onunla fazla ilgilenemediği için büyükannesinin yaninda büyümüstür. Okul yaşına gelince Feride’ yi bir Fransiz kiz yatili okuluna yollamislardir. Feride neseli, zeki, çok asi, çok hareketli bir kizdir. Firsat buldukça bir erkek gibi agaçlara tirmanip daldan dala atladigi için ögretmenlerinden biri onu çalikusuna benzetmis, sonra da bu benzetme, onun adi olarak kalmistir.

Babasinin da ölmesi üzerine Feride’ nin, yakini olarak sadece bir teyzesi kalmistir. Feride, okulun tatillerini her zaman teyzesinin evinde geçirmektedir.Bu teyzenin Kamuran adli, Feride’ den büyük bir oglu vardir. Kamuran Feride’ den agir basli, kiz gibi bir erkekdir. Bu yüzden Feride sürekli onla dalga geçmektedir. Fakat bunlarin arasinda Kamuran, Feride’ yi farkinda olmadan büyük bir askla sevmeye baslamisdir. Bu sevgi bir sure sonra karsilikta görür. Feride de Kamurana karsilik vermektedir. Feride’ nin teyzeside bu durumu çok istedigi için, Feride okulunu bitirdikten sonra iki gencin evlenmeleri kararlastirilir.

Dügün hazirliklari tamamlanmak üzereyken, bir gün kadinin teki çika gelir ve Feride’ ye Kamuran’ in Avrupa’ da bulundugu sirada orda bir kizla ask yasadigini söyler. Bu durum Feride’ yi çok etkilemistir. Feride bunun sonucunda gururuna yenilir ve derhal teyzesinin evinden uzaklasir, izini kaybettirir. Bu yüzden evlenmede gerçeklesemez.
Feride nereye gidecegini düsünürken onu çok seven süt annesi aklina gelir ve oraya gider. Süt annesi onu görünce çok sevinmistir. Feride bir süre süt annesinin evinde kalir. Süt annesini daha fazla rahatsiz edemeyecegini ve yanindaki paranin da ona yetmeyecegini bilmektedir. Basvurularinin sonunda Anadolu da bir ilkokul ögretmenligi elde eder. Simdi o hayat dolu hiçbir seyi umursamayan genç kiz artik bir ögretmen olmustur. Feride Anadolu’ yu hiç yadirgamaz. Bir köyde ögretmenlige baslar. Bu köyde Feride yaptigi her seyi günlügüne yazmaya baslar.

Bir zamanlarinin hayat dolu asi genç kizi simdi hayati tanima yolundadir.hiç istemediği halde agir basli olmayi ögrenmistir. Ama basina gelen bunca seye rahmen kötümser degildir. O köydeki fakir olan ögrencilerini çok sevmistir. Ögrencilerinin her biriyle ayri ayri ilgilenmek ona büyük bir zevk vermektedir.

Bir süre sonra okul da kapatilir. Issiz kalan Feride baska bir yerde ögretmenlik yapmak için basvurmak amaciyla ile gider. eski bir okul arkadasina rastlar ve onunla Fransizca konusur, bu olayi görünce, Feride’ yi merkezde kiz ögretmen okulunda fransizca ögretmeni olarak görevlendirir. Feride fiziki olarak çok güzel bir kizdir ve bu fiziki güzelliginin burda çok fazla göze çarpmasi Feride’ yi endiselendirir. Ayrica Feride’ nin ögretmenlik yaptigi okuldaki müzik ögretmenide Feride’ ye karsi büyük bir ask duymaktadir. Fakat bu ask bir ümitsiz vakadir. Bu olay ayrica dedikodularada yol açmistir. Bu durum ise Feride’ yi endiselendirmektedir. Bu yüzden tayinini ister. Böylece birkaç yer dolasir. Bir surede Izmir’de varlikli bir ailenin kizlarinada özel ders verir. Fakat Feride’ nin gittigi her yerde muthis fizigi ve güzelligi basina dert açmaktadir. Feride’ bu güzelligi ve yalnizligi çok kisinin dikkatini çekmektedir.

Feride daha Zeyniler’deyken bir askerin yaralanmasi ve oraya getirilmesi sirasinda doktor Hayrullah Beyle tanismistir. Doktor, Feride’ ye bu kadar güzel bir kizin böyle bir yerde ne aradigini, kesinlikle bir ask meselesi yüzünden gelmis oldugunu söylemis Feride ise bunu reddetmistir.Yillardan sonra tekrar Kusadasin’ da bulusurlar.Bu sirada Feride’ nin okulu kapatilip hastaneye çevrilmistir. Feride artik doktorun himayesine girmistir. Bir hasta bakici gibi doktora yardim etmistir. Doktor Feride’ yi ve artik büyümüs olan Munise’ yi kendi öz kizlari gibi sevmektedir. Ancak bu sirada doktor bir gün agir hastaligi olan birine bakmaya gittigi zaman Munise agir bir sekilde hastalanir. Doktor dönesiye kadar kiz yavas yavas, aci çeke çeke ölür.

Feride, Munise’ nin ölmesinden sonra kendini kaybedecek sekilde hastalanir. Günlerce doktorun evinde yatar. Iyilestigi siralarda doktor ne kadar yasli olursa olsun ikisi için bir söylenti cikmistir. Bu da o zamanin sartlarindan dolayi olmustur. Kasabayi türlü dedikodular alip götürmektedir. Bekar bir erkegin evinde genç güzel ve bekar bir kadinin olmasi cok fazla dedikoduya yol açmistir. Doktor bu dedikodulardan kurtulmak için çok pratik bir yol bulmustur. Feride’ yide zorla ikna ederek evlenmislerdir. Ancak tabiki bu evlilik sadece kagit üzerindedir ve dedikodularin bitmesi içindir. Feride doktoru babasi gibi sevmektedir. Doktor, Feride’ nin defterini bulmus ve bastan sona kadar okumustur. Feride’ nin her seye ragmen Kamuran’a sevdigini ögrenmistir. Gizli arastirmalar yapar. Kamuran bu zaman içinde evlenmis ve esi olmüstür. Simdi dört yaslarindaki çocugu ile yasamaktadir. Doktor, Kamuran’a bir mektup yazar ve bu mektupta Kamuran’ a bütün olan biteni anlatir. Feride’ ise bu sırada defterinin kaybolduğunu sanmaktadır ve defterini bütün aramalarına karşın bulamamıştır. Doktor yazdığı mektupla defteri ve bazı belgeleri paket haline getirmistir. Feride’ ye ölümünden sonra bu paketi Kamuran’ a götürmesini vasiyet etmistir.Doktor zaten oldukça yaslidir bu yüzden kisa bir süre sonra da ölür.

Feride, doktorun ölümünden sonra, hem paketi teslim etmek hem de çok özledigi teyzesini görmek üzere, Tekirdagi’ na teyzesinin yanina gider. Niyeti orda fazla kalmamaktir. Paketi teslim edip bir iki gün kalip Kusadasi’ na geriye dönmektir. O günlerde ne rastlanti ki dinlenmek icin Kamuran’ da tekirdagi’ na gelmistir. Feride paketin içinde neler bulundugunu bilmemektedir. Bunun içinde neler bulundugunu bilmedigi paketi teslim eder. Ama doktorum öldügünü onlardan gizlemistir. Böylece Kusadasin’ da doktorun yasadigi bahanesiyle zorlanmadan geriye dönebilecegini ummaktadir. Fakat umdugu gibi olmaz teyzesi bu paketi Feride gitmeden bir gün önceden Kamuran’ a verir. Kamuran o gece kardesiyle birlikte defteri okur. Böylece, Feride’ nin kendisini hala sevmekte oldugunu anlar. Hemde doktorun tembihlerini ögrenir. Kendisiyse, Feride gittiginden beri Feride’ yi unutamamistir ve hala sevmektedir.

Feride, yeterince kaldigini ve geri dönmesi gerektigini söyleyerek yola çikmak üzere hazirlanir. Kusadasi’ na dönmek, Feride’ yi cok fazla üzmüstür. Ama bu durumunu etrafindakilere hiç belli etmemektedir. Bunu etrafındakilerin anlamasini istemez. Feride’ yi götürecek araba gelir. Fakat bu bir oyundur. Kamran ve kardesinin hazirladigi bir oyundur. Feride arabaya yaklastigi zaman arabadan birden Kamuran iner ve feride’ yi kucaklar. Zaten tüm ev halkida Feride’ nin tekrar yuvadan uçmasini istemiyorlardir. Bunun için tüm ev halki elbirligi yapmistir. Feride’ nin tüm istemiyormus gibi davranmalari olmaz demeleri falan bosadir. Kirik dökük kelimelerle bu oyundan kurtulmaya çalismistir ama nafile kurtulamamistir. Çünkü, Kamuran artik kararlidir ve ikinci bir gaflete düsmeyecektir. Bunu Feride’ yede onu bir daha kaybetmeyi göze alamayacagini ve onu su an bile deliler gibi sevdigini söyler. Çalikusu, bir mutlulukla ve huzurla kendini Kamuran’ in kollarina atar.

Kategoriler
Genel Kültür

Yahya Kemal Beyatlının Hayatı

Cumhuriyet döneminin en güçlü sanatçılarından biri olan yahya Kemal hakkında yeterli bilgiye sahip miyiz? Sadece doğum ve ölüm yılını bilmek yeterlimi acaba bu tür şaairler için. İşte yazımızda Yahya Kemal Beyatlının düşüncelerini yazılarını ve hayatını harmanladık.

yahyakemalbeyatli2 Aralık 1884’te Üsküp’te doğdu. 1 Kasım 1958’de İstanbul’da yaşamını yitirdi. Asıl ismi Ahmed Agâh. Üsküp Belediye Başkanı Nişli İbrahim Naci Bey’in oğlu. Annesi Nakiye Hanım ise şair Lefkoşalı Galib’in yeğeni. Çocukluk yılları Üsküp’teki şiirlerine de yansıyan Rakofça çiftliğinde geçti. İlköğrenimini özel Mekteb-i Edep’te tamamladı. 1892’de Üsküp İdadisi’ne girdi. Bir yandan da İshak Bey Camii Medresesi’nde Arapça ve Farsça dersleri aldı. 1897’de ailesi Selanik’e taşındı. Annesinin ölmesi, babasının tekrar evlenmesi yüzünden aile içinde çıkan sorunlar nedeniyle Üsküp’e döndü. Tekrar Selanik’e gönderildi. 1902’de İstanbul’a geldi. Vefa İdadisi’ne (lise) devam etti. Başlangıçta Sultan II. Abdülhamit yönetimine karşı muhaliflerin safında yer alarak Paris’e gitti. Fransa’da siyasal bilgiler okurken hocası Albert Sorrel’in etkisinde kaldı ve düşüncelerinde değişmeler oldu. Bir yıl kadar Meaux okuluna devam edip Fransızca bilgisini geliştirdi. 1904’te siyasal bigiler yüksek okuluna girdi. Jön Türkler’le ilişki kurdu. Ahmet Rıza, Abdullah Cevdet, Samipaşazade Sezai, Prens Şahabettin gibi dönemin ünlü kişilerini tanıdı. Şefik Hüsnü ve Abdülhak Şinasi Hisar’la arkadaşlık kurdu. 1912’de İstanbul’a döndü.

1913’te Darüşşafaka’da edebiyat ve tarih öğretmenliği yaptı. Medresetü’l-Vaizin’de uygarlık tarihi dersi verdi. Mütarekeden sonra Âti, İleri, Tevhid-i Efkâr, Hakimiyet-i Milliye dergilerinde yazılar yazdı. Arkadaşlarıyla “Dergâh” dergisini kurdu. Yazılarıyla Milli Mücadele’yi destekledi. 1922’de barış anlaşması için Lozan’a giden kurulda danışman olarak yer aldı. 1923’te Urfa milletvekili oldu. Cumhuriyet’in kurulmasından sonra Varşova ve Madrid’de ortaelçisi olarak görevlendirildi. Daha sonra sırasıyla Yozgat, Tekirdağ, 1943-1946’da da İstanbul milletvekili oldu. Halkevleri Sanat Danışmanlığı yaptı. 1949’da Pakistan Büyükelçisi iken emekli oldu. Yaşamının son yıllarını İstanbul’da Park Otel’de geçirdi. Tutulduğu müzmin barsak kanamasının tedavisi için 1957’de Paris’e gitti. Bir yıl sonra Cerrahpaşa Hastanesi’nde aynı hastalık nedeniyle öldü.

yahya_kemal_beyatli1Selanik yıllarında “Esrar” takma adıyla şiir yazmaya başladı. İstanbul’da Tevfik Fikret ve Cenap Şahabettin’in şiirleriyle tanıştı. İrtika ve Mâlumât dergilerinde “Agâh Kemal” takma adıyla Servet-i Fünun’u destekleyen şiirler yazdı. Paris’te Fransız simgecilerinin şiirlerine yakınlık duydu. Fransız şiiriyle kurduğu yakınlık, Türk şiirine faklı bir açıyla bakmasını sağladı. Türk şiiri ve Türkçe söz sanatlarını inceledi. “Mısra haysiyetimdir” sözüyle şiirde dizenin bir iç uyumla, musiki cümlesi halinde kusursuzlaştırılması gerektiğini anlatır. Şiirleriyle olduğu kadar şiirle ilgili görüşleriyle de büyük yankı uyandırdı. Ona göre divan şiiri “yığma” bir şiirdi. parçacılık ve belirsizlik üzerine kuruluydu. Tanzimat şairleri bu şiiri birleştirme çabalarında yetersiz kalmıştı. Servet-i Fünun’cular yapay ve yapmacık bir dille yetinerek öze inememişlerdi. Oysa sanatçı kendi ulusunun dilini bulmalıydı. Batı’dan edindiği yüksek beğeniyle, Batı şiirine öykünmeyen yerli bir şiire yöneldi. Biçime ağırlık tanıdı. Esinlenmenin yerine dil işçiliğini getirdi. Arka planında bir tarih bulunan şiirlerinde imgeye de yer vermedi. Dize çalışmasındaki titizliği “az ve güç yazıyor” izlenimi uyandırdı. Yaşadığı sürede hiç kitap yayınlamaması da bu izlenimi pekiştirdi. Karşıtları tarafından “esersiz şair” olarak adlandırıldı. Hemen her kesimden eleştiriler aldı.

1918’de Yeni Mecmua’da yayınlanan ürünleriyle büyük ilgi uyandırdı. Daha sonra Edebi Mecmua, Şair, Büyük Mecmua, Şair Nedim, Yarın, İnci, Dergah gibi dergilerdeki şiirleriyle kendini yol gösterici olarak kabul ettirdi. Ölümünden sonra yayınlanan eserleri iki bölüm halinde değerlendirilir. “Kendi Gök Kubbemiz” ve “Eski Şiirin Rüzgarıyla.” Bu iki eser Yahya Kemal’in baş yapıtlarını bir araya getirir. “Eski Şiirin Rüzgarıyla”daki şiirlerden “Açık Deniz”, “Itrî”, Erenköyü’nde Bahar”, “Nazar”, “Ses”, “Çin Kâsesi”, “Deniz Türküsü” şairin çok özel ürünleridir. Daha çok Nedîm’den yola çıktığı bu şiirlerde, günlük yaşamın parıltısını elden çıkardığı, dekadan bir girişimin aşırı incelikleri ve dil yabancılaşmasıyla bir tür resim sanatına yöneldiği görülür. “Kendi Gök Kubbemiz”deki şiirlerde ise temelde bir “aşk” ve “İstanbul” şairi olarak görünür. “Vuslat” şiiriyle erotik temaları örselemeden şiire getirir. Bir yandan da tarih tutusuyla dinci ve milliyetçi bir görünüm kazanmaya başlar. “Süleymaniye’de Bayram Sabahı”, “Ziyaret”, “Atik Valide’den İnen Sokakta” gibi şiirleri bu durumun örnekleridir. Düzyazıları “Peyam” gazetesinde yayınlanan yazılarıyla, “Çamlar Altında Sohbetler”den oluşur. Bu yazılardan bazıları “Süleyman Sadi” ya da “S.S” imzasını taşır. Ayrıca Büyük Mecmua ve Dergah’ta söyleşiler yaptı, eleştiriler yazdı, bunları Hakimiyet-i Milliye gazetesinde sürdürdü. Bitmemiş şiirlerinin bir bölümü 1976’da “Bitmemiş Şiirler” adıyla yayınlandı.

Edebiyat tarihi ve edebiyat tarihçileri “Dört Aruzcular” olarak adlandırılanlar içinde Tevfik Fikret, Mehmet Akif Ersoy ve Ahmet Haşim’in bulunduğu kavram ayrımı içine koymuştur. Şiirlerinde aruz ölçüsünü kullanmış olmasına rağmen tek bir şiiri bu konu da istisna olmuştur: O da, 11’lik hece vezniyle yazdığı Ok şiiridir. Klasik şiirimizin temel özelliklerine bağlı kalarak, kendine özgü bir şair olmuştur. San’atta ve edebiyatta millî ve manevî değerlere bağlı kalmıştır. Şiirlerinde görülen ritim ögesi daima aynı sürer. Kurduğu bu ritimde anlatmak istediği düşünce ya da his yavaş yavaş dizelere yayılmaya başlar ve her anlam ayrımında araya müziği bir perde gibi koyarak ses ve anlam kavramınının her ikisinin de birbiri içinde yitip gitmesini önler. Bunda o kadar başarılıdır ki Süleymaniye’de Bayram Sabahı adlı şiirinde okuyucuyu tarihi bir iklimin yanı sıra müzikal ve ruhî bir havaya sokar, bu havayı takiben de tarihi dekor ve değinişler okuyucuda manevi bir güç yaratır. Şiirlerinde zaman zaman hayranı olduğu Charles Baudaleire ve Arthur Rimbaud’nun etkisi görülmekle beraber Yahya Kemal neticede “Gemiler geçmeyen bir ummanda” kendi şairlik abidesini kurmuştur. Yahya Kemal’in şiirlerinde ne kadar zor bir çalışma verdiğinin bilinmesi gerekir. Hatta bazı şiirlerini 30 yıl gibi bir zamanda yazdığını söylediğinde bu konunun nedenini şiirlerinin vermek istediği anlamı tam vermesinin gerekli olduğunu söylemiştir. Edebiyat dünyasında Tevfik Fikret’le yaptığı kalem kavgası önemli yer tutar. Tevfik Fikret’in gerek İstanbul’a kızdığı ve nefret ettiği için gerekse 20. yüzyıl başlarındaki baskılı ve sıkıntılı dönem yüzünden İstanbul’u anlattığı ve ağır bir sövgü içeren “Sis” adlı şiirine karşılık Yahya Kemal buna çok sert bir şiiri olan “Siste Söyleniş” adlı şiiri yazarak aydın çevresine ve halka umut vermiştir. Yahya Kemal Beyatlı, ölümünden kısa bir süre önce şu beyti söylemiştir:
Ölmek kaderde var; yaşayıp köhnemek hazin,
Bir çare yok mudur buna yâ Rabbelâlemin?

Şiirleri:
1. Bitmemiş Şiirler
2. Kendi Gök Kubbemiz
3. Eski Şiirin Rüzgarıyla
4. Rubailer ve Hayam Rubailerini Türkçe Söyleyiş

Nesirleri:
1. Aziz İstanbul
2. Eğil Dağlar
3. Siyasi Hikayeler
4. Edebiyata Dair

Şiirlerinden Birkaç Örnek:

VUSLAT

Bir uykuyu cânanla berâber uyuyanlar,
Ömrün bütün ikbâlini vuslatta duyanlar,
Bir hazzı tükenmez gece sanmakla zamânı,
Görmezler ufuklarda, şafak soktuğu ânı…
Gördükleri rü’yâ ezelî bahçedir aşka;
Her mevsimi bir yaz ve esen rüzgârı başka.
Bülbülden o eğlencede feryâd işitilmez;
Gül solmayı; mehtâb, azalıp gitmeyi bilmez…
Gök kubbesi her lâhza, bütün gözlere mâvi…
Zenginler o cennette fakirlerle müsâvi;
Sevdâları hulyâlı havuzlarda serinler,
Sonsuz gibi, bir fıskıye âhengini dinler.

Bir rûh, o derin bahçede bir def’a yaşarsa
Boynunda onun kolları, koynunda o varsa,
Dalmışsa, onun saçlarının râyihasıyle,
Sevmekteki efsûnu duyar her nefesiyle;
Yıldızları boydan boya doğmuş gibi, varlık,
Bir mû’cize hâlinde o gözlerdendir artık.
Kanmaz, en uzun bûseye, öptükçe susuzdur,
Zirâ, susatan zevk, o dudaklardaki tuzdur.
İnsan ne yaratmışsa yaratmıştır o tuzdan,
Bir sır gibidir azcok ilâh olduğumuzdan.

Onlar ki bu güller tutuşan bahçededirler.
Bir gün nereden hangi tesâdüfle gelirler?
Aşk, onları sevkettigi günlerde, kaderden
Rüzgâr gibi bir şevk alır, oldukları yerden.
Geldikleri yol, Ömrün ışıktan yoludur o!
Âlemde bir akşam ne semâvi koşudur o!
Dört atlı o gerdûne, gelirken dolu dizgin,
Sevmiş iki rûh ufku görürler daha engin,
Simâları her lahza parıldar bu zafirle;
Gök her tarafından, donanır meş’alelerle!

Bir uykuyu cânanla berâber uyuyanlar,
Varlıkta bütün zevki o cennette duyanlar
Dünyayı unutmuş bulunurken o sularda,
– Zâlim saat ihmâl edilen vakti çalar da-
Bir ân uyanırlarsa lezîz uykularından,
Baştan başa, her yer kesilir kapkara, zindan…
Bir fâciadır böyle bir âlemde uyanmak…
Günden güne, hicranla bunalmış gibi, yanmak…
Ey talih! Ölümden ne beterdir bu karanlık!
Ey Aşk! O gönüller sana mâl oldular artık!
Ey vuslat! O âşıkları efsûnuna râm et!
Ey tatlı ve ulvî gece! Yıllarca devâm et!

MİHRİYÂR

Zambak gibi en güzel çağında
Serpildi deniz nefesleriyle;
Sâf uykusunun salıncağında
Sallandı balıkçı sesleriyle.

Simâsı zaman zaman parıldar
Bir sâhilin en güzel yerinde.
Hâlâ görünür geçen asırlar
Bir bir, koyu mâvi gözlerinde.

Her gezmeğe çıkmasıyle her yer
Bir zevkini andırır bahârın.
Endâmını zanneder görenler
Bir bestesi eski bestekârın.

Hayrân olarak bakarsınız da
Hulyânızı fetheder bu hâli:
Beş yüz sene sonra karşınızda
İstanbul fethinin hayâli.