Kategoriler
Genel Kültür

Sarılmak Neden Güzeldir? Sarılmanın Psikolojik Faydaları

Sarılmak insanda güzel duygular uyandırır. Ait olma, sahip olma,güvende olma ve daha birçok duygu… İlk annemize sarılırız. Sarılmayı severiz ve hayatımız boyunca en mutlu anımızda, en üzgün anımızda hep sarılırız. Hiç merak ettiniz mi? Neden sarılmayı severiz?
Kötü hissettiğimiz zamanlarda, kibar bir sıkıştırmadan daha rahatlatıcı bir hareket yok. Kucaklaşma üzerine terapi uygulamaları bile var.

İnsanlar sosyal canlılar olmasına rağmen, bugün fiziksel temasdan utanıyoruz. Kimi kültürler daha yakınken, bazıları kişisel alana çok önem veriyor, yanağa konan bir öpücük yerine el sıkışmayı tercih ediyor. Gerçi en sıcakkanlı ırklardan biri olarak etiketlenen bizler de selamlaşma şekli olan öpüşmeyi gerçekleştirirken genelde havayı öpmüyor muyuz?

Hayatımızdaki bu dokunma eksikliği sağlığımızı da etkiliyor. Bir şeyle bağlı hissetmek için fiziksel temasa ihtiyacımız var, özellikle de yalnız hissettiğimiz zamanlarda. Oysa kötü ya da üzgün hissettiğimizde bu ihtiyacımızı yemek yemek, içki içmek ya da televizyon izlemekle geçiştirmeye çalışıyoruz.

Eğer sarılmanın sosyal kabullenirliğini merak ediyorsanız, zor bir günün sonunda patronunuza ya da komşunuza teklif etmenizi öneririm!

Halbuki yapılan pek çok araştırmaya göre, sarılmanın stres seviyesini düşürdüğü ve ruh halini her şeyden çok iyileştirdiği ispatlandı. North Carolina Üniversitesi’nde yapılan araştırmada, stres altındayken salgılanan kortizol hormonunun en az 20 saniye süren bir sarılmadan sonra deneklerde (özellikle de kadınlarda) düştüğü keşfedildi.

Aynı araştırmanın sonuçlarına göre, sarılmak oksitosin adlı bağ kurma ve sarılma hormonu olarak da bilinen hormonu üretmemizi sağlıyor ve sevgi ve önemseme duygularını harekete geçiriyor. Bazı çalışmalara göre kan basıncını da düşürüyor. Hatta kan testleri yapılırken bebeklere sarılırsanız kalp atışları sakinleşiyor ve daha az ağlıyorlar. Yani sarılmak kalp krizi dahil pek çok hastalıkla bağlantılı olan kan basıncı için de iyi olduğundan sağlığımızı da koruyan bir davranış şekli aslında.

Psikolog Virginia Satir’e göre, “Yaşamaya devam etmek için günde 4 kucaklaşmaya ve büyüyüp gelişebilmek için 12 kucaklaşmaya ihtiyacımız var”.

Pek çoğumuzun doğru beslenme, egzersiz ve bakım için enerji ve para harcadığımız malum ama iş gündelik fiziksel temas ihtiyacına gelince çok hevesli değiliz. Günde bir elma yemenin ne kadar sağlıklı olduğu tüm dünyada konuşulurken aynı şeyin günde bir kucaklaşma için de geçerli olduğunu unutmamalıyız. Daha parlak ve neşeli bir güne ve güçlü bir kalbe ulaşmak için kollarınızı açmaya hazır mısınız?
Milliyet

Kategoriler
Genel Kültür

Dua Etmek Nedir? Dua Etmek Neden Önemlidir?

İlahi dinler ortak noktası olan ve adeta psikolojik bir terapi niteliğinde olan dua etmenin faydaları pozitif bilim ile de ispatlandı. İşte araştırma sonuçları:
Ohio Eyalet Üniversitesi’nden araştırmacılar dua okumanın kişiyi rahatlattığını belirtiyor.Söz konusu araştırma Kişilik ve Sosyal Psikoloji Bülteni dergisinde yayınlandı.

Uzmanlar bu durumun herhangi belirli bir dine özgü olmaksızın sadece olumsuz durumlarda pozitif hissetmeye çalışıp dua okumakla ilgili olduğunu vurguluyor. Yani hangi dine mensup olursanız olun, hatta ateist bile olsanız sinir krizi anlarında dua etmek kişiyi yatıştırıyor.

Bu aynı öfkelendiğinizde nefesinizi tutup 10’a kadar saymaya benziyor.

Araştırmacılar gönüllü kişilerin öfke seviyelerini ölçtükleri 3 farklı araştırma yaptı. Birinci testte uzmanlar katılımcıları stresli ve öfkeli bir duruma soktuktan sonra onlardan çok nadir bir kanser türüne yakalanmış bir hasta için dua etmelerini istedi.

Ne kadar öfkelendiklerini ölçtükten sonra uzmanlar dua etmesi istenen kişilerin istenmeyenlere oranla daha az seviyelerde seyrettiğini gördü.

Yani çok sıkıntılı bir durumdayken başkası için üzülmek ve onun problemlerine odaklanmak öfkenizi kontrol edebilmenizi sağlıyor.

Bunun sebebi ise sizi kızdıran etmeni kişisel olmaktan çıkarmanız ve negatif duyguları bastırmayı öğrenmeniz olarak gösteriliyor.

Milliyet

Kategoriler
Genel Kültür SİNEMA TARİH

Türkiye’de Sinema’nın Tarihi Gelişimi

1885’te Lumiére Kardeşlerin Paris’te ilk film gösterimlerini yapmalarından bir yıl sonra, 1886’da sinema Türkiye’ye de gelmiştir. Ancak Türkiye’de sinemanın ilk yılları, yabancı film gösterimleri şeklinde olmuştur.