Demir Perde Nedir, Ne Demektir? Demir Perde Ülkeleri Hangileridir?

Günümüzden aşağı yukarı 20 yıl önce, yani Sovyetler Birliği dağılmadan önce, dünya resmen ikiye ayrılmıştı. Haritada da gözüktüğü gibi, dünyadaki bazı ülkeler mavi blokta yani Amerika’nın başını çektiği liberal kutup, diğerleri ise Sovyetler Birliği, yani günümüzün Rusya’sının başını çektiği kızıl blok, diğer adıyla Komün Blok. Bizde uzmanportal.com olarak, sizlerle bu yazımızda Kızıl Bloku oluşturan Demir Perde Ülkelerine değineceğiz.

Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği ve onun Doğu ve Merkez Avrupa’daki müttefiklerini tanımlamak üzere kullanılmış olan bir terimdir. 1947’de, başta Polonya, Romanya, Bulgaristan, Macaristan ve Doğu Almanya olmak üzere komünist rejim altına giren birçok ülke Moskova’dan yönetilen bir blok haline gelmiş bulunuyordu.

Uluslararası komünizm faaliyetlerini yeniden örgütlemek üzere, Avrupa’nın önde gelen komünist partilerini Silezya’da bir konferansta topladılar. Bu toplantının sonunda, 5 Ekim 1947’de Kominform’un kurulduğu ilan edildi ve yayınlanan bildiride dünyanın iki bloka ayrılmış olduğu açıklandı.

Yayınlanan belgelere göre kominform’un amaçları şöyle idi:

İşçilerin yegane vatanı olarak kabul edilen Sovyetler Birliği’nin savunulması,

Amerika Birleşik Devletleri tarafından temsil edilen emperyalizme karşı mücadele edilmesi,

Tüm dünyayı kapsayacak olan bir Sovyetler Cumhuriyeti’nin kurulması.

Uluslararası komünizm hareketini koordine etmek için kurulmuş olan Kominform’un merkezi Belgrad şehri idi.

“Demir Perde” tanımı 5 Mart 1946 tarihinde Fulton’da bir konferansta Churchill tarafından yapılmıştır. Doğu Bloğu terimi Varşova Paktı ve Comecon yerine de kullanılır.

Yugoslavya hiçbir zaman Doğu Bloğu veya Varşova Paktı’nın bir parçası olmamıştır. Yugoslavya komünist bir ülke olmasına rağmen, dönemin lideri Mareşal Tito II. Dünya Savaşı esnasında direnç gösteren bir partizan olarak yönetime geldi ve bu yüzden Sovyetler Birliği ülkeyi birliğe katamadı. Soğuk Savaş esnasında Yugoslavya hükümeti kendisini iki cephe arasında tarafsız bir noktaya yerleştirdi ve Tarafsız Müttefikler Hareketi’nin kurucularından birisi oldu.

Buna benzer olarak, Stalinci Arnavutluk hükümeti II. Dünya Savaşı’nın sonucunda Sovyet Kızıl Ordu’dan bağımsız bir şekilde yönetime geldi. Arnavutluk, Sovyetler Birliği ile bağlarını 1960’ların başlarında Çin-Sovyet Ayrılığı sonucunda kopararak, Çin Halk Cumhuriyeti ile müttefik oldu.

Doğu Bloğu’ndaki ülkeler kimi zaman Sovyetler Birliği’nin etki küresinin içinde Kızıl Ordu sayesinde tutuluyordu. Macaristan, Sovyet kaynaklı hükümetini devirip bunun yerine daha demokratik ve Moskova’dan bağımsız bir yol izleyen başka bir partiyi iktidara getirmesinin hemen ardından 1956 yılında Kızıl Ordu tarafından işgal edildi.

Çekoslovakya da benzer şekilde Prag Baharı olarak ta bilinen liberalizasyon sürecinin ardından 1968 yılında işgal edildi. Sonraları, bu müdahaleler Sovyet resmi yaşantısında Brejnev Doktrini olarak anıldı.

1980’lerde Sovyetler Birliği Doğu Bloğu’ndaki ülkeler üzerindeki baskısını azaltarak, bu ülkelerin iç işlerindeki kararlarını belirlemesine izin verdi. Brejnev Doktrini’nin yürürlükten Sinatra Doktrini lehine kalkması Avrupa üzerinde dramatik bir etki yarattı. Doğu bloğu 1989 yılında Sovyet rejiminin Doğu Avrupa’da çökmesi ile birlikte sona ermiş oldu.

Usame Bin Ladin Kimdir? Kısaca Hayatı ve Yaptıkları

Usame Bin Ladin, 10 Mart 1957’de Yemen’de doğan, kökten dinci bir grup olan El Kaide’nin kurucusu ve lideridir.

Çok zengin Suudi Arabistanlı bir ailenin çocuklarından biridir. Usame bin Ladin’in kökü Güney Yemen’de Hadramut’tur. Babası Muhammed 1930’da geldiği Suudi Arabistan’da hızla yükseldi ve zamanla Ortadoğu’nun en büyük müteahhitlerinden biri oldu. 1968’de kaza sonucu öldüğünde mirası 11 milyar dolardı. Oğulları hep Suud prensleriyle birlikte büyümüş ve okumuştu.

Genç yaşta Müslüman Kardeşler teşkilatının fikirlerinden etkilenen Usame bin Laden, 1979 Aralık ayında, arkadaşı, Suudi Gizli Servisi Şefi Prens Turki bin Faysal tarafından Pakistan Peşaver’e yollandı. Buradaki kamplarda, başta Arap ülkeleri olmak üzere dünyanın dört bir tarafındaki İslâmcı gençler birer uzman savaşçıya çevriliyordu. Beş ülkenin birlikte üstlendiği bu çalışmanın sorumluluğu Pakistan Gizli Servisi ISI’deydi, yürütücüsüyse Filistin asıllı Abdullah Azzam’dı.

Azzam’a asistanlık yapan Usame bin Ladin, bizzat savaştı, hatta Celalabad yakınlarında yaralandı. 1986’da kendi kamplarını kurdu. Kurumsallaşmasının temelini 1988’e doğru gönüllüler hakkında bilgileri içeren bir veritabanı kurarak attı. Bu bilgisayar kayıtlarından hareketle ‘El Kaide’ adlı bir yapılanma ortaya çıktı. Suud rejimi, cihadı her yere yaymak isteyen bu kişiden korkmaya başladı ve 1989’da pasaportuna el konuldu.

Haziran 1990’da Saddam Kuveyt’e girince Usame bin Ladin, Suudi sınırlarının korunması görevinin kendisi ve tabanına verilmesini istedi. Kral Fahd Amerikan askerlerini çağırınca çok öfkelendi; önce Pakistan’a, ardından Afganistan ve nihayet Sudan’a gitti. Artık Pakistan’da istenmeyen ve kendilerine yer arayan binlerce cihatçıyı Sudan ve Yemen’e yerleştirdi, onlara birçok ülkede iş buldu.

ABD’ye karşı ilk cepheyi Somali’de açan ve 1994’te Suud vatandaşlığından çıkarılan Usame bin Ladin, uzun bir süredir, iktidarı almalarına epey yardımcı olduğu Taliban’ın himayesinde Afganistan’da yaşıyor. ABD’nin, yakalanması için 25 milyon dolar ödül koyduğu Usame bin Ladin, hiçbir eylemi açıkça üstlenmiş değil, ama hiçbirini kınamış da değil. Zaten Usame bin Ladin’in adı yapılandan çok, yapılacağı iddia edilen eylemlerle anılıyor. 11 Eylül 2001 saldırılarının faili olduğu iddia edilmektedir ve bir kaset yayınlamıştır ve büyük zaferle karşılanmıştır. Fakat bu kasetteki kişinin Usame bin ladin olduğu süphelidir. İslâmî hareketlerde bulunmuş Cihatı yaymaya çalışmıştır.South park adlı dizide bir çok kez öldürülmüştür.

11 Eylül saldırılarından sonra hedef haline gelen Ladin öldürülme ihtimaline karşılık yazdığı vasiyetinde El Kaide’nin devamı için en uygun gördüğü ismi Halid bin Kasım olarak belirtmiştir.

1 Mayıs 2011 tarihinde El Kaide lideri Usame Bin Ladin Pakistan’da İslamad yakınlarında bulunan bir evde yapılan bir operasyonla öldürüldü.

Türkiye’nin Jeopolitik Konumu ve Önemi Nedir?

Türkiye Dünya haritasında önemli bir yere sahiptir. Sebebi de, Türkiye’nin Asya ile Avrupa kıtaları arasında bir köprü olmasıdır. Balkanlar’ın, Kafkasya’nın ve Ortadoğu’nun gövdesidir. Bu civarda yaşayan ülkeler deniz yollarını kullanmak için Türkiye’yi çevreleyen denizlerden geçmek zorundadır.

Türkiye, Batı uygarlığı ile Doğu uygarlığının bir sentezidir. Batıda yeşeren demokrasi, gelişerek Türkiye’ye de ulaşmıştır. Türkiye’den Doğuya gidildikçe demokrasi yönetimi kaybolmaktadır. Yani Türkiye demokrasisiyle de bir geçiş köprüsüdür.

Gelişmiş Avrupa ülkelerinin doğal zenginlik kaynakları tükenmek üzeredir. Doğal zenginlik kaynakları (doğal gaz, petrol vb…) Kafkaslarda ve Ortadoğu’da yeterince bulunmaktadır. Buralara gidecek yok yine Türkiye’den geçer.

Ayrıca Türkiye’nin genç bir nüfusu vardır. Bu durum gelişmiş Avrupa ülkelerinde nüfusun büyük bir çoğunluğu yaşlı insanlardan oluşmaktadır. Bizdeki genç nüfus batıya umut vermektedir.

Bugün Türkiye’nin üzerinde bulunduğu coğrafi yerin önemi, bütün Dünyaca kabul edilmiştir. Hatta komşularımızın topraklarımızda gözü vardır. Bundan dolayıdır ki yeryüzünde tapusu en pahalı ülkelerden birisi de Türkiye’dir.

Bu topraklarda rahat yaşamak için Türkiye güçlü bir orduya sahiptir.

Devam edecek olursak; Türkiye’nin Marmara Denizi’ndeki İstanbul Boğazı ve Çanakkale Boğazı, Karadeniz’den Akdeniz’e, okyanuslara açılmak için adeta bir kilit durumundadır.

Çok eskilerden beri biliriz ki komşumuz Rusya’nın sıcak denizlere açılmak hayalleri vardır. Batıdaki komşumuz Yunanistan’ın da buna benzer emelleri vardır. Birinci Dünya Savaşı’nda İzmir’e asker çıkarmış, 12 adayı işgal etmiş ve Kıbrıs konusunda da sorunlar çıkarmıştır. Yunanistan’ın çok çok eskilerden beri Ege Denizi’ni bir Yunan Denizi haline getirme amacı vardır.

Güney komşumuz Suriye ile de Hatay sorunu yaşanmıştır. Suriye hâla Hatay’ı alma hayali peşindedir. Ayrıca bazı teröristleri besleyerek üzerimize göndermektedir.

Irak ile de pek fazla sorun yaşamazken Körfez Savaşı sırasında bazı olumsuz gelişmeler olmuştur. Onlarda bazı teröristleri besleyerek üzerimize göndermektedirler.

Doğu sınırımız olan İran sınırı en eski sınırımızdır. Yeni yeni iki ülke arasındaki rejim farklılıkları yüzünden bazen İran ile de aramız açılmaktadır.

Bulgaristan ise kendi sınırları içerisinde yaşayan Türk vatandaşlarını eritmeye çalışmış ve bu yüzden binlerce Türk Bulgaristan’dan Türkiye’ye göç etmek zorunda kalmıştır.

Türkiye İle Rusya Arasında Vizeler Kalktı

Çok kısa bir süre sonra Rusya ile Türkiye arasında vizeler kalkıyor. Hayırlı olması dileğiyle… Türkiye ile Rusya arasında vizelerin karşılıklı olarak kaldırılmasıyla ilgili nota teatisi yapıldı.

Rusya ile vizeler 17 Nisan 2011‘de kalkacak…

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Rusya’da Medvedev ile görüşmesi sonrasında ortak basın toplantısı düzenliyor. Bazı başlıklar şöyle:

– İlişkilerimiz siyasi sosyal ve ekonomik alanda ilerliyor…

– Karlılıklı vizelerin kaldırılması için gerekli görüşmeleri tamamladık…

– Nükleer santral konusunda kararlılığımız devam ediyor. Olumsuz bir sonuç olabilir diye yartırımdan vazgeçmeyiz

– Akkuyu Nükleer Santrali akla ve bilime uygun şekilde inşaa edilecektir

– Geçen yıl turistler açısından 3 milyonu aştık bu sene 4 milyonu bulacak.

– Vizelerin kaldırılması halklarımızın kaynaşması açısından önemli…

MEDVEDEV

Önemli bir olayın yıl dönümüne atfedilmiş dostluk ve işbirliği anlaşması mutluluk veriyor. Ben de Moskova anlaşmasının imzalanması sırasında çekilen anlaşmaların fotoğraflarını sunuyorum… Nükleer enerji konusunda net şekilde güvenlik konusunu anlattık. Bütün projeler tehlike ihtiva ediyor. Akkuya’daki proje diğer nükleer santraller yer ve güvenlik yönünden diğerlerinden farklı. Japonya’da bile ek tedbire gerek yok. Çünkü ciddi tedbirler alındı. Fiyatlar önemli ölçüde bu konuda uygun yaklaşıma devam ediyoruz. Bazı durumlarda farklı yaklaşımlar ele alınabilir. Biz süreçlere bakarız ama bütün bunlar karşılık esasını göre olmalı…

Türkiye’nin Uluslararası Telefon Kodu Nedir? İşte Türkiye’nin ve Diğer Ülkelerin Uluslararası Telefon Kodları

Telefon insan hayatını etkileyen ve değiştiren en önemli icatlardan bir tanesidir. İcat edildikten sonra gittikçe popülerleşen ve şuanda artık sıradan bir eşya durumuna gelen telefonlarımız yinede hayatımızın vazgeçilmezleridir. Eskiden sadece birkaç tane evde bulunan telefon, artık neredeyse her evde bulunuyor. Ve insanlar birbirlerini artık mesafe farketmeksizin hatta ülkeler arası bile birbirlerini arayabiliyorlar. Tabi bunun içinde bilmemiz gereken birkaç şey var ve bunların ilki de devletlerarası yada bir başka deyişle uluslararası telefon kodlarıdır. Bunun için lütfen aşağıdaki açıklamayı okuyun lütfen, hemen altında da bütü ülkelerin uluslararası görüşmelerde kullandıkları kodlar bulunuyor.

Açıklama: Yurt dışı telefon aramalarında önce “Uluslararası Çıkış Kodu”, sonra “Ülke Kodu”, en son “Alan Koduyla Birlikte Telefon Numarası” çevirmeniz gerekir. Örneğin Türkiye’den Almanya’yı aramak için : 00 49 xxxxxxx şeklinde numaraları tuşlamanız gerekir. Buradaki 00 Türkiye uluslararası çıkış kodudur. 49 ise Almanya’nın ülke kodudur. Bundan sonra gelen rakamlar Almanya’daki Alan Kodu ve Telefon Numarası olacaktır. Herhangi bir ülkeden Türkiye’yi ararken xx 90 xxx xxx xx xx şeklinde tuşlamanız gerekmektedir. Buradaki ilk xx bulunduğunuz ülkenin uluslararası çıkış kodu olmalıdır. 90 Türkiye’nin ülke kodudur. Üç rakam (xxx) alan kodu, Yedi rakam (xxx xx xx) ise normal telefon numarasıdır. Uluslararası çıkış kodlarının çoğu 00′dır. Birkaç yerde değiştiği için telefon numaralarını verirken uluslararası çıkış kodunu ifade etmek için + işareti kullanılır. Örneğin İstanbul Anadolu Yakası için +90 216 xxx xx xx şeklinde verdiğiniz numara yurt dışından arayacak kişileri yönlendirmek için yeterlidir.

  • ABD: 1
  • ABD (Alaska): 1097
  • ABD (Havai): 1808
  • Afganistan: 93
  • Almanya: 49
  • Amerikan Samoa: 684
  • Andorra: 376
  • Angola: 244
  • Anguilla: 1264
  • Antigua: 1268
  • Arjantin: 54
  • Arnavutluk: 355
  • Aruba: 297
  • Asension: 247
  • Avustralya: 61
  • Avusturya: 43
  • Azerbaycan: 994
  • Azor-Mader Adaları: 351
  • BAE: 971
  • Bahama: 1242
  • Bahreyn: 973
  • Bangladeş: 880
  • Barbados: 1246
  • Batı Samoa: 685
  • Belçika: 32
  • Belize: 501
  • Benin: 229
  • Bermuda: 1441
  • Beyaz Rusya: 375
  • Bolivya: 591
  • Bosna Hersek: 387
  • Botsvana: 267
  • Brezılya: 55
  • British Virgin Adaları: 1284
  • Bruney: 673
  • Bulgaristan: 359
  • Burkina Faso: 226
  • Burma: 95
  • Burundi: 257
  • Butan: 975
  • Cad: 235
  • Cebelitarık: 50
  • Çek Cumhuriyeti: 420
  • Cezayir: 213
  • Cibuti: 253
  • Çin: 86
  • Cook Adası: 682
  • Danimarka: 45
  • Diego Garsia: 246
  • Dominik: 1767
  • Dominik Cumhuriyeti: 1809
  • Ekvator: 593
  • Ekvator Gine: 240
  • El Salvador: 503
  • Endonezya: 62
  • Erıtre: 291
  • Ermenistan: 374
  • Estonya: 372
  • Etiyopya: 251
  • Falkland Adaları: 500
  • Faroe Adaları: 298
  • Fas: 212
  • Fiji: 679
  • Fildişi Sahili: 225
  • Filipinler: 63
  • Finlandiya: 358
  • Fransa: 33
  • Fransız Guyanası: 594
  • Fransız Polenazyası: 689
  • Gabon: 241
  • Gambia: 220
  • Gana: 233
  • Gine: 224
  • Gine Bissau: 245
  • Grenada: 1473
  • Grönland: 299
  • Guadalup: 590
  • Guam: 1671
  • Guatemala: 502
  • Güney Afrika Cumhuriyeti: 27
  • Güney Kore: 82
  • Gürcistan: 995
  • Güyana: 592
  • Haiti: 509
  • Hindistan: 91
  • Hırvatistan: 385
  • Hollanda: 31
  • Hollanda Antilleri: 599
  • Honduras: 504
  • Hongkong: 852
  • Irak: 964
  • İngiltere: 44
  • İran: 98
  • İrlanda: 353
  • İspanya: 34
  • İsrail: 972
  • İsveç: 46
  • İsviçre: 41
  • İtalya: 39
  • İzlanda: 354
  • Jamaika: 1876
  • Japonya: 81
  • Kamboçya: 855
  • Kamerun: 237
  • Kanada: 1
  • Kap Verd: 238
  • Katar: 974
  • Kayman Adaları: 1345
  • Kazakistan: 7
  • Kenya: 254
  • Kıbrıs: 357
  • Kırgızistan: 996
  • Kırıbatı: 686
  • Kolombiya: 57
  • Komor Adaları: 269
  • Kongo: 242
  • Kosta Rika: 506
  • Küba: 53
  • Kuveyt: 965
  • Kuzey Kore: 850
  • Lao Dem. Halk Cumhuriyeti: 856
  • Lesotho: 266
  • Letonya: 371
  • Liberya: 231
  • Libya: 218
  • Lihtenstayn: 41
  • Litvanya: 370
  • Lübnan: 961
  • Lüksemburg: 352
  • Macaristan: 36
  • Madagaskar: 261
  • Makao: 853
  • Makedonya: 389
  • Malavi: 265
  • Maldiv Adaları: 960
  • Malezya: 60
  • Mali: 223
  • Malta: 356
  • Mariyan Adaları: 1670
  • Malsar Adaları: 692
  • Martinik: 596
  • Meksika: 52
  • Merkezi Afrika Cumhuriyeti: 236
  • Mikronezya: 691
  • Mısır: 20
  • Moğolistan : 976
  • Moldovya: 373
  • Monaco: 377
  • Montserrat: 1664
  • Moris Adaları: 230
  • Moritanya: 222
  • Mozambik: 258
  • Nakhodka: 7504915
  • Nakhodka: 750492
  • Namibya: 264
  • Nauru Adası: 674
  • Nepal: 977
  • Nijer: 227
  • Nijerya: 234
  • Nikaragua: 505
  • Niue Adaları: 683
  • Norfolk Adaları: 672
  • Norveç: 47
  • Özbekistan: 998
  • Pakistan: 92
  • Palau: 680
  • Panama: 507
  • Papua Yeni Gine: 675
  • Paraguay: 595
  • Peru: 51
  • Polonya: 48
  • Portekiz: 351
  • Porto Riko: 1787
  • Radius: 750996
  • Reunyon: 262
  • Romanya: 40
  • Ruanda: 250
  • Rusya Federasyonu: 7
  • Sakhalin: 750440
  • Sakhalin: 7504416
  • Sakhalin: 750442
  • Sakhalin: 750443
  • San Marıno: 378
  • Sao Tome & Principe: 239
  • Senegal: 221
  • Seysel: 248
  • Sierra Leone: 232
  • Tili: 56
  • Singapur: 65
  • Slovak Cumhuriyeti: 421
  • Slovenya: 386
  • Solomon Adaları: 677
  • Somali: 252
  • Sri Lanka: 94
  • St.Helena: 290
  • St.Kittis & Nevis: 1869
  • St.Lucia: 1758
  • St.Marten: 5995
  • St.Piyer & Mikelon: 508
  • St.Vincent & Grenada: 1784
  • Sudan: 249
  • Surinam: 597
  • Suriye: 963
  • Suudi Arabistan: 966
  • Svaziland: 268
  • Tacikistan: 7
  • Tanzanya: 255
  • Tataristan: 7843
  • Tatincom: 7513
  • Tayland: 66
  • Tayvan: 886
  • Togo: 228
  • Tokelan: 690
  • Tonga: 676
  • Trinidad & Tobago: 1868
  • Tunus: 216
  • Türkiye: 90
  • Türkmenistan: 993
  • Turks & Caicos Adaları: 1649
  • Tuvalu: 688
  • U.S. Virgin Adası: 1340
  • Uganda: 256
  • Ukrayna: 380
  • Umman: 968
  • Uraguay: 598
  • Ürdün: 962
  • Vallis Fununa Adaları: 681
  • Venezuela: 58
  • Vietnam: 84
  • Yemen Arap Cumhuriyeti: 967
  • Yemen Halk Cumhuriyeti: 969
  • Yeni Hebritler: 678
  • Yeni Kaledonya: 687
  • Yeni Zelenda: 64
  • Yunanistan: 30
  • Zaire: 243
  • Zambiya: 260
  • Zanzibar: 259
  • Zimbabve: 263

Rus Hükümeti Linux’a Geçiyor!

Dev Avrupa ülkesinin Windows ve Linux hakkındaki son kararı, eminiz Microsoft’u pek sevindirmeyecek.

Rusya başbakanı Vladimir Putin, tüm devlet kurumlarının bilgisayar sistemlerinde Linux işletim sistemlerine geçilmesi talimatını verdi. Söz konusu tasarı, tüm hükümet kurumlarının, 2015 yılına kadar Linux tabanlı ulusal işletim sistemlerine ve açık kaynaklı yazılımlara geçmesini planlıyor.

Putin’in söz konusu talimatı bu ay imzaladığı belirtilirken, Ekim ayında yapılan haberde ise, Rus hükümetinin milli kaynaklarla geliştirilen Linux tabanlı bir işletim sistemine geçmeyi planladığı belirtilmişti.

Rusya’nın Linux tabanlı işletim sistemini geliştirme çalışmaları ise 2011’in ikinci çeyreğinde başlatılacak. Rusya İletişim Bakanlığı, hükümet kurumlarının hangi yazılımlara ihtiyacı olduğuna yayınladığı belgelerde yer verdi. Ülkenin Linux işletim sistemine geçmesiyle birlikte, bakanlık ve ilgili kurumlar, bir kullanıcı destek merkezi oluşturacak. Bunun yanında, işletim sistemi için yazılım geliştirecek programcılara yönelik bir destek mekanizmasının oluşturulması da planlanıyor.

Değişim programına göre, 2012 yılının ikinci çeyreğinde pilot kurumların Linux işletim sistemine ve açık kaynaklı yazılım paketlerine geçmesi planlanıyor.

Rus hükümeti ayrıca, ulusal açık kaynaklı yazılım havuzu oluşturmayı planlıyor.

Putin’in açık kaynaklı yazılımlara verdiği önceliğin destek görüp görmeyeceği ise merak konusu. Zira, hükümetin daha önceki açık kaynaklı yazılıma geçiş girişimleri siyasi destek bulamamasından dolayı başarısızlıkla sonuçlanmıştı.

Siz de Linux’u denemek isterseniz Türkçe Linux olan Pardus 2011 ‘i buradan inceleyebilir ve indirebilirsiniz.

kaynak: chip.com.tr

İşte Dünyayı Ayağa Kaldıran WikiLeaks Sitesindeki Türkiye ve Komşularımızla İlgili İddialar

Daha önce Amerikan yönetiminin iç yüzünü tekrar tekrar belgelerle ortaya koyan WikiLeaks, dün gece bu belgelere bir yenisini daha ekledi. Resmen dünyadaki bütün devletlerde siyasi depreme yol açan belgelerde, ülkemizle ilgili çok ciddi iddialarda yer alıyor. Cumhurbaşkanımız, başbakanımız ve diğer birçok siyaset adamımızla ilgili çok incitici ve ağır sözlerin yayınlandığı belgelerde Ortadoğu’yu karıştıran birçok inanılmaz bilgide yer alıyor. Suudi Arabistan’ın ve diğer bazı Ortadoğu ülkesinde anında WikiLeaks’e erşim yasaklandı. Bizde sizinle bu belgelerde ülkemiz ve komşularımızla ilgili iddiaları kısa başlıklar şeklinde paylaşmak istedik.

İşte WikiLeaks’te yer alan bazı önemli satırbaşları;

Açıklanan belgeler değişik gizlilik derecesinde olup Amerikalılar dışında yabancılar tarafından görülmesi kesinlikle yasak olan belgeler.

ABD büyükleçilikleri tarafından Washington’a gönderilen belgelerin 11 bini gizli ibaresi taşırken, 9 bini yabancılar tarafından görülemez ibaresi taşıyor.

Sızdırılan belge sayısı 251 bin ve ilk sızdırılan belge 2002 tarihli.

En çok telgraf gönderen büyükleçiliklerin başında Ankara, Bağdat, Amman, Kuveyt ve Tokyo büyükleçilikleri geliyor. Ankara’dan 7 bin 918 telfraf gönderildi.

New York Times gazetesi, WikiLeaks’in sızdırdığı “gizli devlet” belgelerini yayınlayan ilk kuruluş oldu.

WikiLeaks belgelerinde, Suudi Arabistanlı bazı mali kaynaklar terör örgütlerini besleyen kaynak olarak gösteriliyor.

Birçok liderin gizli bilgilerinin yer aldığı belgelerde, Çin hükümetinin bilgisayar sabotajlarıyla ABD’yi hedef aldığı kaydediliyor.

WikiLeaks’de, nükleer silah sahiplerinin geliştirdiği programlar da yer alıyor.

Wikileaks internet sitesi tarafından sızdırılan belgeleri yayınlayan New York Times gazetesi, belgelere göre ABD Savunma Bakanı Robert Gates’in İran’a yapılacak askeri bir operasyonun bu ülkenin nükleer programını sadece 1 ya da 3 yıl geciktirebileceğini inandığını ortaya koyduğunu bildirdi.

New York Times gazetesi Washington mahreçli haberinde, internet sitesi Wikileaks tarafından sızdırılan son 3 yıla aşkın çeyrek milyon kadar gizli Amerikan diplomatik yazışmasında, yabancı liderlerle ve dünyadaki nükleer ve terörist tehditlerle ilgili değerlendirmelerin bulunduğunu bildirdi.

Gazete ABD Dışişleri Bakanlığının toplam 270 büyükelçilik ve konsolosluklarla günlük yazışmalarına dayanan gizli belgeleri, bugünden itibaren gelecek günlerde tek tek açıklayacağını vurguladı.

Belgelerde Suudi Arabistanlı bazı donörlerin El Kaide gibi terörist grupların ana mali kaynakları oldukları, Çin hükümetinin bilgisayar sabotajlarıyla ABD’yi hedef aldığı kaydediliyor.

Belgelere göre ABD Savunma Bakanı Robert Gates’in İran’a yapılacak askeri bir operasyonun bu ülkenin nükleer programını sadece 1 ya da 3 yıl geciktirebileceğini inandığını ortaya koyduğunu da bildirdi.

Gizli belgelerde, İran’ın Kuzey Kore’den, Batı Avrupa’yı vurma kapasitesine sahip son derece gelişmiş füzeler aldığı ve ABD’nin, İran’ın bu füzeleri daha uzun menzilli füzeler üretmede araç olarak kullandığından endişe ettiği ve bu gelişmiş füzelerin son derece kuvvetli olduğu da kaydediliyor.

Arap liderler İran’ı tehdit olarak görüyor

Fransız Le Monde gazetesi de, dünyada büyük merakla beklenen internet sitesi WikiLeaks’in sızdırdığı “gizli devlet” belgelerini yayınladı.

Gazetede yer alan gizli bilgilere göre, Arap ülkeleri liderleri İran’ı sevmiyor ve tehdit olarak görüyor.

Belgelerde, Suudi Arabistan Kralı Abdullah bin Abdülaziz, 2009 yılında ABD Başkanı Barack Obama’nın terörle mücadele danışmanı John Brennan’a, “İranlılara güvenilmez. İran maceracı bir ülke ve hedefi sorun yaratmak. Allah İran’ın günahlarından bizi korusun” ifadesini kullandığı belirtiliyor.

Suudi Arabistan Kralının, İran için “yılanın başını kesmek gerekir”ifadesini kullandığı da yine belgelerde yer alıyor. Yine Kralın, Amerikalı General James Jones’la yaptığı 11 Şubat 2010 tarihli görüşmede, “eğer İran nükleer silaha sahip olursa, bölgedeki bütün ülkeler de nükleer silaha sahip olur” dediği belirtildi.

Bayreyn Kralı Hamad Al-Khalifa’nın, 1 Şubat 2009 tarihinde, Amerikalı General David Petraeus’a, “İran’ın nükleer programının durdurulması gerekir” dediği de yer alan gizli belgelerde, “Arap ülkelerinin tamamının, İran’ın nükleer programıyla ilgili olarak endişe taşıdığı” ifade edildi.

Kahire’de bulunan bir Amerikalı diplomatın Şubat 2009’da çektiği telgraflarda da, Mısır Devlet Başkan Hüsnü Mübarek’in İran’dan son derece nefret ettiği ve Mübarek’in İranlılar için “yalancı oldukları ve onlara inanılmaması gerektiğini” söylediği kaydedildi.

Yine aynı belgelerde, Ürdün Meclis Başkanı Zeid Rifaiu’nun da, Amerikalılara, “İran’la diyalogla hiçbir yere varılamaz” dediği kaydediliyor.

“Davutoğlu çok tehlikeli”

Spiegel’de yayınlanan belgelere göre, Amerikalı diplomatlar Türkiye’nin güvenilirliği konusunda ciddi şüpheleri olduğunu Washington’a iletiyor.

Amerikanın Ankara Büyükelçiliği bir kısmı gizli olan belgelerde Recep Tayyip Erdoğan Hükümeti’nin islami eğilimine dikkat çekiyor. Amerikalı diplomatlara göre Türkiye’nin NATO’daki durumu ve yönetimi de kötü. Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu gibi onlara danışmanlık yapanların çoğu da Ankara dışındaki siyasete yabancı.

Spiegel’de yayınlanan belgelere göre Amerika, Davutoğlu’nun neo osmanlı olarak nitelendirdiği çizgisinden rahatsız. Belgelerde Amerikalı bir üst düzey hükümet görevlisinin Davutoğlu için “çok tehlikeli“ ibaresini kullandığı yer alıyor.

Belgelere göre Davutoğlu’nun çok tehlikeli olmasının nedeni Erdoğan’ın islami çizgisinde etkili rol oynaması olarak gösteriliyor.

Frattini, Türkiye’nin ikili oynadığını savunmuş

WikiLeaks sitesinde yayımlanan gizli belgelere göre, İtalya Dışişleri Bakanı Franco Frattini’nin Roma’da ABD Savunma Bakanı Robert Gates’le yaptığı görüşmede, Türkiye’nin hem Avrupa, hem de İran’a açılımlar yapmasını “ikili oynamak” diye niteleyerek, “bu durumun kendisinde hayal kırıklığı yarattığını” söylemiş.

İtalyan haber ajansları, Roma’da yapılan ikili görüşmenin ardından ABD’nin Roma Büyükelçiliği tarafından 8 Şubat 2010’da Washington’a gönderilen “gizli” damgalı telgrafta, “Frattini, Türkiye tarafından hem Avrupa’ya, hem de İran’a doğru açılımlar yapma suretiyle ikili oynanmasının özellikle hayal kırıklığına neden olduğunu ifade etmiştir” ibaresine yer verildiğini belirtti.

Telgraftaki değerlendirmeye göre Frattini, nükleer meselesinde İran’la yapılan görüşmelere, “Suudi Arabistan, Türkiye, Brezilya, Venezüela ve Mısır’ın da dahil edilmesini önerme”sinin yanı sıra, “Ortadoğu ülkeleri arasında İran konusunda gayri resmi bir toplantı düzenlenmesi” teklifinde de bulundu.

İran’da rejimi devirmek için…

Fransız Le Monde gazetesindeki gizli bilgilere göre ise İsrail, İran’a yönelik politikasını sertleştirmesi için ABD’ye baskı yapıyor.

Fransız gazetesinin internet sitesinde yer alan, 18 Kasım 2009 tarihle gizli belge, ABD’nin İran konusunda 2010’u “kritik bir yıl”olarak gördüğünü ortaya koydu.

Belgelerde, İran’ın nükleer sitelerinin korunmasını güçlendirmeye devam etmesi halinde, ABD’nin müdahalesinin zorlaşacağı yorumuna yer verildi.

“Ankara’nın arabuluculuk çabaları mantıklı değil”

17 Kasım 2009 tarihinde Ankara’da yapılan ve dönemin ABD Büyükelçisi James Jeffrey tarafından gizli belge statüsünde gönderilen tutanakta, Philip Gordon ile Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu arasında yapılan ve İran’ın nükleer programını konu edinen bir görüşmenin detayları yer alıyor.

12 Kasım’da yapılan ve 40 dakika süren görüşmede Gordon, Davutoğlu’nu Ankara’nın arabuluculuk çabalarının faydalı ya da mantıklı olmadığına ve İranlılara ciddi müzakerelere başlamadan zamanla oynama şansı verdiğine ikna etmeye çalıştı.

Davutoğlu İran hükümetinin kamu önündeki tavrını bir kez daha dile getirirken, “İranlıların P5+1in önerilerine prensipte evet dediğini ancak kamuoyunun algısını düzeltmek zorunda olduğunu” aktardı. İran’ın nükleer silah sahibi olması durumunda yaşanabileceklerle ilgili olarak Davutoğlu Türkiye’nin “elbette” bu riskin farkında olduğunu, tam da bu sebepten İranlılarla bu kadar yakından çalıştıklarını söyledi.

Gordon, Başbakan Erdoğan’ın açıklamalarının Türkiye’nin meseleyi nasıl gördüğüyle ilgili soru işaretleri yarattığını söyleyince Davutoğlu bunun farkında olduğunu ancak Guardian’ın son röpotajında Erdoğan’ın söylediklerini doğrudan aktarmadğını belirtti. Davutoğlu, “Sadece Tükiye İran’la açık ve eleştirel bir dille konuşabilir, çünkü Ankara kamuoyu önünde dostluk mesajları vermektedir” dedi.

Gordon, Ankara’dan yaptırımların dikkate alınmaması durumunda olabileceklerle ilgili güçlü bir mesaj vermesini istedi. Davutoğlu ise Erdoğan’ın Tahran ziyaretinde bu mesajı zaten verdiğini belirtti. Türkiye’nin dış politikasının bölgeye bir “adalet duygusu” ve “vizyon duygusu” verdiğini, İran’a ve Suudilere bir alternatif olduğunu ve “bölgede İran etkisini sınırlandırdığını” söyledi.

25 Şubat 2010 tarihli bir başka tutanak ise 18 Şubat tarihinde William Burns’le Feridun Sinirlioğlu arasında yine Ankara’da yapılan bir görüşmenin içeriğiyle ilgili. Toplantıda İran’dan Ermenistan protokollerine, PKK’dan Kıbrıs görüşmelerine ve füze savunma sistemine kadar birçok konuda değerlendirmeler var.

İran: Sinirlioğlu Ankara’nın resmi tavrını yinelerken askeri operasyonun Türkiye’ye zarar vereceğini, yaptırımların ise İran halkının kenetlenmesine yol açarak muhalefete zarar vereceğini söyledi. Sinirlioğlu bölge ülkelerinin İran’ı bir tehdit olarak gördüğünü belirterek, “Şam’da bile alarm zilleri çalıyor” dedi.

Ermenistan: Sinirlioğlu protokollerin onay süreciyle Minsk süreci arasında eşzamanlılık istedi. Kongre’nin “soykırım” tasarısını kabulünün onay sürecindeki hesapları çıkmaza sokacağını söyleyen Sinirlioğlu, “Aliyev’in kabul edeceği bir şey olursa biz de ilerleyebiliriz” dedi. Sinirlioğlu, gaz anlaşmasıyla ilgili olarak da “Bize güvenmiyor” dedi.

‘İran, Kuzey Kore’den 19 adet füze aldı’

New York Times Gazetesi, Wikileaks internet sitesi tarafından sızdırılan onbinlerce gizli belgede, İran’ın nükleer programını Kuzey Kore’den aldığı yardımla güçlendirdiğinin de yer aldığını yazdı.

New York Times gazetesi Wikileaks internet sitesi tarafından sağlanan 24 Şubat 2010 tarihli gizli Amerikan istihbarat belgelerine göre, İran’ın Kuzey Kore’den “R-27 isimli Rus tasarımına dayanan” 19 adet gelişmiş ve nükleer başlık taşıyabilen füze aldığını yazdı.

Mossad Türkiye’de İslamcıların güçlendiğini düşünüyor

Wikileaks’in yayınladığı belgelerin Türkiye ile ilgili bölümlerindeki 31 Ağustos 2007 tarihli bir belgede, aynı yılın 17 Ağustos günü İsrail gizli servisi Mossad’ın Başkanı Meir Dagan ile ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Burns arasında yapılan toplantının tutanağı göze çarpıyor.

Toplantıda iki yetkilinin Ortadoğu’daki son durumu ele aldıkları ve özellikle İran konusunun üzerinde durdukları ortaya çıktı. Tutanağa göre, Dagan, Burns’e Türkiye’ye baktığı zaman ülkedeki İslamcıların giderek ivme kazandıklarını gördüğünü söyledi.

Belgede, “Dagan burada sorulması gereken esas sorunun kendisini Türkiye’nin laik kimliğinin savunucusu olan ordunun bu duruma daha ne kadar sessiz kalacağı olduğunu ifade etti” denildi.

Belgelerden başlıklar:

  • -Suudi Kralı ABD’nin İran’a saldırmasını istedi.
  • -Üst düzey bir Ürdünlü yetkili ABD’nin İran’ı bombalamısın istedi.
  • -Bahreyn de ABD’den İran’ın nükleer programına son vermesini istedi.
  • – Arap liderleri özel konuşmalarda ABD’nin İran’a hava saldırısı düzenlemesini istedi.
  • -İsrail İran’da rejim değişikliği istiyor. İsrail bu değişikliğin öğrencilerin demokrasi hareketleri ve Azeri, Kürt ve Baloçlar gibi etnik gruplar sayesinde olabileceğine inanıyor.
  • -Kasım 2009’da “komşularla sıfır problem” politikasını takip eden Ahmet Davutoğlu, Batı’nın İran’a nükleer silahlanma karşıtı dayatma yapamayacağını söyledi.
  • – ABD müsteşarı Phil Gordon, Tahran’a BM yaptırımlarını reddetmenin sonuçları olabileceğini ifade eden bir mesaj göndermesi gerektiğini söyledi. Davutoğlu da, Başbakan Erdoğan’ın son ziyaretinde benzeri bir açıklama yaptığını ifade etti.
  • -Yazışmalarda “Sadece Türkiye, İran’la açık ve eleştirel konuşabilir. Davutoğlu memnun, çünkü sadece Ankara dostluk mesajları gönderiyor” dendi.
  • -Amerika, Güney Kore ile kuzey Kore’yi yıkma planları yaptı, Adanın birleşmesi için gizli planlar yaptı.
  • – ABD’li yetkililer büyükelçilerini BM lideri Ban Ki Moon ile ilgili bilgi toplayıp BM yönetimi aleyhinde casusuluk yapmakla görevlendirildi.
  • -ABD, Suriye’nin Lübnan’daki Hizbullah’a silah yardımı yapmasını engelleyemedi.
  • -İsrail-Lübnan savaşı sırasında Hizbullah’ın güçlenmesine neden oldu.
  • -ABD, Beşar Essad’ın “yeni silahlar göndermeyeceğiz” demesine rağmen silah ikmalı sağladığını biliyordu, engel olmadı.
  • -Suriye-İsrail görüşmelerinin kesilmesinde Türkiye’nin tavrı için “takıntı” ifadesi kullanıldı.
  • -ABD’li diplomatların Türkiye yorumu: “Türkiye, Irak Başbakanı Maliki’den rahatsız.”
  • -Türk diplomatlardan ABD’ye uyarı: “Suudi Arabistan, Irak’ta partilere rüşvet dağıtıyor.”
  • -Libya lideri Muammer Kaddafi gittiği hereyere yanında “buram buram cinsellik kokan sarışın” Ukraynalı bir hemşireyi de götürüyor.
  • – İngiliz Kraliyet Ailesi’nin bir üyesi “uygunsuz” davranışlarda bulunyor.
  • – Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai “paranoya olmuş.”
  • – Angela Merkel “risk almaktan kaçınıyor ve hiç yaratıcı değil.”
  • – Mahmud Ahmedinejad Adolh Hitler gibi.
  • -NATO için ikinci adam seçimi tartışmasında Türk diplomatlara göre Rasmussen ve Merkel gizlice anlaştı.

Türkiye-Azerbaycan

  • -Türkiye-Azerbaycan ilişkileri konusunda İlham Aliyev: “Türkiye enerji merkezi olmasın” dedi. Aliyev’in Türk dış politikasını naif bulduğu belirtilirken, Erdoğan hükümetinden hoşlanmadığı da belgelerde geçiyor.
  • -25 Şubat 2010 tarihli belgede Aliyev: “Karabağ’da daha esnek olmaya çalışıyoruz” ifadesini kullanıyor.
  • -Yine aynı belgede Aliyev, “İran seçimlerindeki şaibe korkunç” ifadesini kullandı.
  • Aliyev, İran’la ilişkilerini “gergin ve istikrarsız” olarak tanımladı. Azeri lider ayrıca, İran’ın Azerbaycan’a yönelik siyasi provokasyonlarının sürdüğünü de ifade etti.
  • -Guantanamo Hapishanesi’nin boşaltılması planlandı. Diğer ülkelere mahkumları kabul etmeleri için baskı yapıldı. Slovenya’ya, Obama’yla görüşme karşılığında bir mahkumu ülkesine alma şartı kondu.
  • -17 Ağustos 2007’de Mossad’ın Türkiye’de İslamcılar güçleniyor kanısında olduğu ve “ordunun bu duruma ne kadar sessiz kalacağı?” diye sorduğu….

ABD uyarmıştı

ABD Dışişleri Bakanlığı hukuk danışmanı Harold Koh, sitenin sahibi Julian Assange’ye bir mektup göndererek, belgelerin yayımlanmasının “çok sayıda masum kişinin hayatını tehlikeye atacağını” söyledi.

Mektubunda belgelerin yayımlanmasının mevcut askeri operasyonları ve ülkeler arasındaki işbirliğini de tehlikeye atacağını belirten Koh, bu belgelerin Amerikan yasalarının ihlal edilerek ele geçirildiğini, doğuracağı ağır sonuçların da dikkate alınmadığını kaydetti.

Koh, WikiLeaks’den belgeleri yayımlamamasını, bunları Amerikan hükümetine geri vermesini ve kopyalarını yok etmesini istedi.

Bu arada Koh, WikiLeaks’in yaklaşık 250 bin belgeyi New York Times ve İngiltere’nin Guardian gazetelerinin yanı sıra Alman Der Spiegel dergisine verdiği duyumunu aldıklarını söyledi.

Belgelerin Fransa’daki Le Monde ve İspanya’daki El Pais gazetelerine de verildiği kaydedildi.

Amerikan Dışişleri’nin, aralarında İngiltere, İsrail ve Avustralya’nın olduğu bazı ülkelere, iddialara dair “brifing” verdiğini kaydediliyor.

Sitenin sahibi Julien Assange, Washington’ın suçlamaları karşısında, Amerikan Dışişleri’ne bir mektup yazdı. Belgelerle, kimin hayatının tehlikeye atılacağını sordu.

Assange’ın, yayımlanacak belgelerde bazı editoryal değişiklikleri kabul edebileceği öne sürüldü. Ancak Amerikan Dışişleri, “Yasadışı yöntemlerle sızdırılan belgeler konusunda pazarlık yapmayız” açıklamasında bulundu.

Rusya İle Vize Kalktı. Vizesiz Gidilebilen Ülke Sayısı 58 Oldu

Türkiye son yıllarda birçok ülkeyle vizeyi kaldırmaya başladı. En son Rusya’nın eklenmesiyle vizesiz gidilebilecek ülke sayısı 58 ‘e çıktı.

Vizesiz gidilebilecek tüm ülkeleri bu yazımızdan  görebilirsiniz.

Rusya ile Türkiye arasındaki vize uygulaması kalktı. 30 günlük seyahatlerde vize uygulanmayacak.

Vize kalktı, 5 milyon Rus turist gelecek

TÜRKİYE ile Rusya arasında dün imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlarının ve Rusya Federasyonu Vatandaşlarının Karşılıklı Seyahatlerine İlişkin Usullere Dair Anlaşma” ile iki ülke arasındaki vize uygulaması ortadan kalktı. İki ülke vatandaşları, 90 gün içinde 30 günü geçmeyen seyahatlerinde vize almadan giriş yapabilecek. 1 ayı geçen kalış sürelerinde ise Türk ve Rus vatandaşları, vize uygulamasına tabi olacak. Türk vatandaşlarının vize almadan gidebilecekleri ülke ve bölge sayısı da Rusya’yla 58’e yükselmiş oldu.

Türkiye-Rusya arasında vizelerin kaldırılması tuzim sektörüne olumlu yansıyacak. Geçen yıl Türkiye’ye 2.6 milyon Rus turist gelirken, 2010’da bu rakamın 3.5 milyon kişiye çıkması bekleniyor. Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkanı Ahmet Barut, Türkiye ile Rusya arasında vizesiz dolaşımı öngören anlaşmanın imzalanmasıyla 3 yıl içinde Rusya’dan gelecek turist sayısının 5 milyona yükseleceğini söyledi.

TÜRKİYE VİZEYE 20 $ ALIYORDU

TÜRKİYE Rus vatandaşlardan vize için 20 dolar ücret alıyordu. Rusya Federasyonu ise Türklerden 15 günlük vize için 70 dolar ücret talep ediyordu.
kaynak: gazetevatan.com

FIBA Basketbol 2010 Dünya Kupası Kuraları Çekildi

 FIBA 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası kuraları İstanbul’da çekildi. Şampiyona’ya 28 Ağustos-12 Eylül arasında Türkiye ev sahipliği yapacak.

2010 Dünya Şampiyonası’na 24 ülke katılacak. 6’şar takımdan oluşacak 4 grup karşılacak ve karşılaşmalar  İstanbul, Ankara, İzmir ve Kayseri’de  oynanacak.

Ev sahibi Türkiye; Ankara’daki (C) Grubu maçlarında Yunanistan, Porto Riko, Rusya, Çin ve Fildişi Sahili ile karşılaşacak.İşte takımlar ve grupları :

GRUPLAR

2010 Dünya Basketbol Şampiyonası’nda gruplar şunlar :

(A) Grubu: Arjantin, Sırbistan, Avustralya, Almanya, Angola, Ürdün.

(B) Grubu: ABD, Slovenya, Brezilya, Hırvatistan, İran, Tunus.

(C) Grubu: Yunanistan, Türkiye, Porto Riko, Rusya, Çin, Fildişi Sahili.

(D) Grubu: İspanya, Fransa, Kanada, Litvanya, Yeni Zelanda, Lübnan.

Şampiyonada, olimpiyat şampiyonu ABD’nin yer aldığı (B) Grubu maçları İstanbul’da, (A) Grubu maçları Kayseri’de, ev sahibi Türkiye’nin yer aldığı (C) Grubu maçları Ankara’da ve (D) grubu maçları ise İzmir’de oynanacak.

Diğer yandan, kura çekimine ABD’li efsanevi oyuncu Hakeem Olajuvan ile birlikte, Türkiye’den Efe Aydan, Alman basketbolcu Patrick Femerling ve Efes Pilsen’de forma giyen Porto Rikolu oyuncu Daniel Santiago yer aldı.

Ayrıca aralarında anlaşmazlık bulunan iki devlet, Amerika Birleşik Devletleri ve İran’ın basketbol takımları aynı grupta yer aldı.

Türkiye’den Vize İstemeyen Tüm Ülkelerin Listesi 2011 (Tüm Vizesiz Gidilebilen Ülkelerin Listesi)

Son dönemlerde dış politikada adından söz ettiren Türkiye’den  vize istemeyen ülkeler yavaş yavaş artmaya başladı. Dış İşleri yayınladığı listede ,Türklerden vize istemeyen yani vizesiz gidilebilecek ülkerlerin listesini yayınladı.

Türkiye’nin son zamanlarda yürüttüğü başarılı diplomatik atak ve komşularla sıfır problem politikasından sonra bazı ülkeler, Türk vatandaşlarına uyguladığı vize uygulamasını kaldırdı.

Suriye ile karşılıklı vize uygulaması, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim başkanlığında ekim ayında Halep ve Gaziantep’te yapılan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği toplantılarının ardından kaldırıldı.

Vize uygulamalarına Libya ile, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Libya ziyareti çerçevesinde Libya lideri Muammer Kaddafi ile görüşmesinin ardından, Ürdün’le ise Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Ürdün ziyareti sırasında karşılıklı olarak son verildi.

Türkiye’ye vize uygulamayan ülke ve özel idare bölgeler aşağıda. Vize istemeyen ülkeler arttıkça aşağıya ekliyoruz:

Vizesiz ülkelerde, girişte belli bir ücretle alınacak geçici vizeler ya da pasaporta vurulan damgalar yeterli oluyor.

Türkiye’ye vize uygulamayan ülkeler ise şöyle:

Antigua, Barbuda, Arjantin, Arnavutluk, Bahamalar, Barbados, Belize, Bolivya, Bosna-Hersek, Brezilya, Ekvator, El Salvador, Fas, Fiji, Filipinler, Guatemala, Gürcistan, Haiti, Hırvatistan, Honduras, İran, Jamaika, Japonya, Karadağ, Kazakistan, Kırgızistan, KKTC, Kolombiya, Kore Cumhuriyeti (Güney Kore), Kosova, Kosta Rika, Libya, Lübnan, Makedonya, Maldivler, Malezya, Mauritius, Nikaragua, Palau Cumhuriyeti, Paraguay, St. Lucia, St. Vincent-Grenadines, Sırbistan, Singapur, Solomon Adaları, Sri Lanka, Suriye, Svaziland, Şili, Tayland, Trinidad-Tobago, Tunus, Tuvalu, Uruguay, Ürdün, Venezuela, Yemen

Önümüzdeki günlerde imzalanan anlaşmaların yürürlüğe girmesiyle Rusya, Kuveyt ve Ukrayna’da da vizelerin kalkması bekleniyor.

Belarus ile de çok yakında vize kalkıyor. Artık Belarus’a vizesiz gidilebilecek.

6 Temmuz 2011’de Ankara’da imzalanan anlaşmaya göre, iki ülke vatandaşları, 6 aylık süre içinde ilk giriş tarihinden itibaren 90 günü aşmayan süre zarfında diğer ülkeye girip çıkmak, transit geçmek ya da geçici olarak kalmak için vizeden muaf olacak.

Son olarak Nijerja ile de anlaşma yapılacak.

Son Güncelleme: 18 Aralık 2011