Kategoriler
DİN GÜNCEL SAGLIK

Ramazanda Nasıl Beslenmeliyiz? İşte Ramazanda Doğru Beslenme Tüyoları

On bir ayın sultanı ramazanın gelmesine iki gün kala herkes bir telaş içerisinde hazırlıklarını bitirmeye, mutfak ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyor. Hazırlıklar yapılıyor yapılmasına da, ramazanda dikkat edilmesi gereken en önemli konuya değinmek istiyoruz. Doğru Beslenme!

Normalde 3-4 öğün beslenirken bu ayda öğün sayımız 2’ye hatta sahura kalkmayanlar için 1’e düşer. Bunun sonucunda metabolizmamızda farklılıklar ortaya çıkar. Vücut işleyişini bu ritme uydurmaya çalışır. Uzun süreli açlık metabolizmamızın yavaşlamasına neden olur. Bu nedenle metabolizmamızı daha da yavaşlatmamak adına sahur öğününü kesinlikle atlamamamız gerekir. İftar öğününde ise mümkün olduğunca hafif, yeterli ve dengeli beslenmemizde fayda vardır. Oruç tutulmasıyla beraber metabolizmamızdaki yavaşlama olumsuz gibi görünse de oruç bittikten kısa bir süre sonra eski beslenme şekline dönünce metabolizma hızını arttırır.

Bu yıl Ramazan ayında sahur öğünü ile iftar öğünü arasında yaklaşık 16 saat kadar bir açlık süresi var. Uzun süre aç kalmak kişilerin iştah seviyesinde artışlara neden olabileceği için fazla miktarlarda ve yüksek kalorili besin tüketme eğilimi ortaya çıkabilir. Eğer Ramazan ayı süresince kilo almak istemiyorsanız iftarda ve sahurda yediğiniz yiyeceklerin çok kalorili olmamasına ve miktar olarak aşırıya kaçmamasına dikkat etmeniz yeterlidir. Bu şekilde sindirim işlevine katkısı olan iç organlarımız dinlenmiş ve vücut da birikmiş olan toksinlerden arınmış olacaktır. Ancak kilo verme isteği ile sahura kalkmamak, çok az yemek gibi yanlış davranışlar daha da kolay kilo alınmasına neden olabilir.

Ramazan ayı süresince yeterli su ve sıvı alımı olmadığı için vücudun su oranında azalma görülür. Oruç bittikten kısa bir süre sonra su hacmi eski düzeyine gelir. Ancak bu yıl Ramazan ayının yaz mevsimine rastlaması nedeniyle sıcak hava ve terleme yüzünden su kaybı daha da fazla olacaktır. Eğer iftar saatinden sonra yeterice sıvı tüketimi olmazsa ciddi sağlık sorunları yaşanabilir.

İftar açarken vücudun sindirime hazır olmadığını bu nedenle ağır yemeklerden kaçınmamız gerektiğini hatırlamalıyız. Orucun su ile açılması, çorba gibi sıvı olan bir besinle devam edilmesi daha doğru olur. Hatta çorba içtikten bir süre sonra mümkünse sofradan kalkıp 10-15 dakika kadar yemeye ara verilirse midemiz sindirime daha kolay hazırlanır. Yemekleri küçük lokmalar halinde, iyi çiğneyerek ve yavaş yemenin henüz hazır olmayan sindirim sistemi için yardımı büyüktür.

Uzun süren açlık nedeniyle metabolizmanın yavaşlaması ve yetersiz sıvı alımı kabızlık sorununu da ortaya çıkarabilir. Bunu önlemek için bol posalı beslenmek gerekir. İftarda sebze ve salata tüketimine yer vermek, iftardan sonra tatlı yerine mevsim meyvelerini tercih etmek çözüm olabilir. Hatta kayısı veya erik kompostosu tüketerek hem sıvı alımı hem de posa alımı dengelenebilir. Özellikle hareketsiz kişilerin iftardan sonra yapacağı kısa yürüyüşler hem kabızlığa hem de sindirim sorunlarına iyi gelir.

Yukarıda belirtmiş olduğumuz nedenlerden dolayı oluşan metabolizmanın yavaşlaması, kabızlık şikayetleriniz için 12 çeşit bitki karışımından elde edilmiş olan Safran Çayı ve Kapsülü kullanarak metabolizmanın sağlıklı işleyişine kabızlık ve şişkinlik problemlerinin giderilmesine yardımcı olacak mükemmel bir bileşim ile Ramazan Ayı’nı rahat geçirmeye ne dersiniz?

Kategoriler
SAGLIK

Hamilelikte Hamileler Nasıl Beslenmeli?

Güzel bir evlilik yaşayan her bayan için kuşkusuz en büyük mutluluk hamileliktir. Hamilelik çok güzel ve mucizevi bir olay olduğu halde, birçok da zahmeti vardır. Anne adayının beslenmesinden tutunda, hareketlerine, çalışmalarına, uykusuna kadar herşeyine çok dikkat etmelidir. Bizde uzmanportal.com olarak, anne adaylarının hamilelikleri boyunca nasıl beslenmeleri gerektiğine değineceğiz bu yazımızda;

Hamilelikte beslenme tarzı çocuğun bebeğin zeka düzeyini de olumlu ya da olumsuz etkiliyor. Düzenli ve dengeli beslenme, bebeklerin haftalarına uygun ağırlığa ulaşmasını sağlıyor. Annenin genel sağlığı ile doğum sonrası anne sütü ile beslenme, bebeğin zeka gelişimini genetik faktörlerin izin verdiği en üst düzeye çıkarıyor.

 

Sakarya Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayşe Sokullu, anne beslenmesinin bebeğin zeka gelişimindeki rolünün çok önemli olduğunu belirtti. Sokullu, hamilelik öncesi yetersiz ve dengesiz beslenmenin fetus ve yenidoğan sağlığı üzerine olumsuz etkilerinin bilindiğini, hamilelik sırasında doğru beslenmenin öneminin de giderek daha fazla vurgulandığını kaydetti.

 

Anne rahminde geçen dönemin canlının en hızlı büyüme dönemi olduğunu ifade eden Sokullu şu bilgileri verdi: “İki hücre ile başlayan hayatın 9 aylık dönem sonunda ortalama 3 kilogramlık bir bebeğe dönüşmesini sağlayan büyüme hızı, hayatın başka hiçbir döneminde yaşanmayacaktır. Bu gelişim döneminde genetik faktörler kadar doğru beslenme de rol oynamaktadır. Bebeğin genetik olarak öngörülmüş potansiyeline ulaşabilmesi için uygun besin ortamını sağlamak gerekir.”

 

Zekanın çok faktörlü bir kavram olduğunu, yalnız beslenme, yalnız genetik ya da sadece çevresel etkilerden oluşmadığını dile getiren Sokullu, doğum sonrası bakım ve sevgi ortamı, emzirme, anne ve babanın bebeğe bağlılığın da zekanın gelişimini olumlu ya da olumsuz etkileyebilen faktörler olduğunun altını çizdi.

 

Hamileler Nasıl Beslenmeli?

Anne adaylarının beslenmesinde yeterli kalori yanında tüm besin gruplarının dengeli tüketilmesi gerektiğini dile getiren Sokullu şu bilgileri verdi: “Sebze ve meyveler, tahıllar, et-balık-tavuk, yumurta, kuru baklagillerden oluşan proteinler, süt ve süt ürünleri, yağların dengeli alınması önem taşıyor. Gebelik boyunca anne adayı boyuna göre değişmekle birlikte 9-12 kilo almalıdır.

 

Bu ağırlığın yarısı bebek ve plasenta, rahim büyümesi gibi eklere kullanılıyor. Diğer yarısı ise emzirme dönemi için depo ediliyor. Bebeğin büyümesi için yaklaşık 900-950 gr proteinin depo edilmesi gerekiyor. Bu nedenle anne adayı normal günlük gıdasına 15 gr kadar protein daha eklemeli.”

 

Gebelikte demir mineralinin eksikliğinin çok sık görüldüğünü hatırlatan Sokullu, demirin kan yapımında kullanıldığını, bu açıdan anne ve bebeğin demire çok ihtiyacı olduğuna dikkat çekti. Sokullu, “Anne adayları günde 20 mg demir almalıdır. Demir eksikliği bebeğin anne karnında hem fiziksel hem de zihinsel gelişimini kötü etkileyebilir. Bu sebeple gerekli kontrollerin yapılması önemlidir.” dedi.

 

Folik asit eksikliği durumunda sinir sistemi gelişiminin geri kaldığını ve nöral tüp defekti adı verilen anomaliler ortaya çıkabildiğine dikkat çeken Sokullu şu uyarılarda bulundu: “Özellikle gebelik öncesi folik asit alımı yeterli olmalıdır. Çocuk sahibi olmayı planlayan kadınların gıdalarını folik asit açısından zengin hale getirmeleri veya folik asit tabletlerini gebelik öncesi 4 -8 hafta boyunca kullanmaları önerilir.

 

Koyu yeşil yapraklı sebzeler tüm tahıllar ve kuru baklagillerde folik asit bulunur. Ancak, ışık, ısı ve gıda işleme onu kolayca yok edebilir. Dolayısıyla, azami yararı sağlayabilmek için sebze ve meyveleri taze olarak veya mümkün olduğu kadar az pişirilmiş şekilde tüketmek en iyisidir. Fasulye, fındık, ceviz, yumurta sarısı, portakal da folik asit bulunan gıdalar arasındadır. Alkol kullanımı vücutta folik asiti tüketir.”

 

Bebekteki kalsiyum ihtiyacı için annenin günlük gıdasına 500 miligram daha kalsiyum eklemesi gerektiğini işaret eden Sokullu, “Bu miktar ekstra bir bardak süt ya da eşdeğer süt ürünleri ile karşılanabiliyor. Özellikle çok çocuklu annelerde görülen saç ve diş kayıpları, tekrarlı gebeliklerde kalsiyum ihtiyacının yeterli karşılanamamasına bağlı olarak yaşanıyor.” dedi.

 

Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayşe Sokullu, anne adaylarının beslenmede dikkat etmesi gereken ana kuralları şöyle sıraladı:

  • “-Hamilelik süresince çay-kahve tüketimini azaltıp ayran, süt, taze meyve suları tüketiniz.
  • -Mevsime uygun sebze ve meyveleri çok iyi yıkayarak tüketiniz.
  • -Sigara ve alkol kullanmayınız, sigara içilen ortamlarda bulunmayınız.
  • -Haftada 2 gün tavuk ya da hindi, 2 gün kırmızı et, 2 gün balık ve 1 gün kurubaklagil tüketmeye çalışınız.
  • -İçeriği tam bilinmeyen, koruyucu ve tatlandırıcı içeren, çok tuzlu, salamura ve konserve gıdalar ile hazır içecekler tüketmeyiniz.
  • -Tuz alımınızı doktor tavsiyesi ile düzenleyiniz.
  • -Yemek ve salatalarınızda zeytinyağı ve diğer sıvı yağları karışık kullanınız.
  • -Beslenmenize ana besin gruplarını içerecek şekilde çeşitlilik kazandırınız.
  • -Günlük gıda alımınıza göre eksik kalan besin grupları için doktora danışarak gerekli multivitaminleri ve omega-3 desteklerini kullanabilirsiniz.”

 

Kategoriler
GÜNCEL SAGLIK

Hamilelikte Beslenme Nasıl Olmalıdır?

Hamilelik döneminde yediklerinize dikkat etmeniz bebeğinizin sağlığını da doğrudan etkileyecektir. İşte hamilelikte beslenme önerileri :

1. Ellerinizi her besin maddesine dokunmadan önce sabunla ve bol su ile yıkayın. Çiğ et, balık ve süt ürünlerine dokunduktan sonra da aynı işlemi tekrarlamaya özen gösterin.

 2. Yemek yerken mutlaka yediğiniz şeyin bebeğiniz için sağlıklı olup olmadığını hesaba katın. Eğer gereksiz bir besin ise miktarını azaltmaya çalışın.

3. Tüm meyve ve sebzeleri bol su ile yıkayın.

4. Herhangi iki yiyecek aynı kaloriye sahip olabilir ancak ikisinin de aynı besin değerlerine sahip olması söz konusu değildir. Bu gibi durumlarda besin değeri açısından daha yararlı olanı tercih edin.
— Her zaman yağsız eti yağlı olanlara tercih edin.
— Yağsız veya az yağlı süt için.
— Kızarmış yiyecekler yerine haşlanmış olanları yiyin.
— Ekmeğinizin üzerine sürdüğünüz tereyağı veya margarin miktarını azaltın.
— Tava da bir şey pişirirken normal şartlarda kullandığınızdan daha az yağ kullanın ve zeytinyağı kullanmaya özen gösterin.

5. Her zaman yıkanmış bir kesme tahtası kullanın. Özellikle çiğ et ve balık kestikten sonra temizliğine daha da özen gösterin.

6. Yenmeyen yiyecekleri buzdolabında saklayın.

7. Mide bulantısı sorununuz varsa az miktarlarda sık sık yiyin. Böylece hem midenizi rahatlatacak hem de kan şekerinizi düzenleyeceksiniz. Hiçbir öğünü atlamayın. Sizin yemediğiniz bir öğün bebeğinizin de beslenmediği anlamına gelir.

8.  Çeşitlilik çok önemlidir. Gerekli vitamin ve minerallerin günlük miktarına ulaşmanız anlamına gelir ve yediklerinizin farklı olması öğünlerin sıkıcılığını da ortadan kaldırır.
—Sosis ve salam gibi çiğ etler besin zehirlenmesi nedenlerindendir. Yemek istiyorsanız mutlaka pişirmeye ya da ısıtmaya özen gösterin.

— Bazı kadınların hamilelik sırasında ne yediklerine özellikle dikkat etmesi gerekmektedir. Eğer herhangi bir besine karşı alerjiniz varsa (yumurta, süt, fındık vs.) bu besinlerden mutlaka uzak durmanız gerekir. Bazı araştırmalara göre sizde aşırı miktarda olmasa bile bir besine karşı hassasiyet varsa bebeğiniz ileriki yaşamında ciddi sorunlar yaşayabilir. Bu nedenle hamilelik ve Emzirme döneminde bir gıda uzmanına danışmak oldukça gereklidir.
—Eğer hamileliğiniz sırasında alkol alıyorsanız, minicik bebeğinizin de alkol tükettiğini bilmeniz gerekir. Hamile olduğunuzda bebeğinize zarar vermeyecek miktarda bir alkol söz konusu değildir. Sizin içtiğiniz bir yudum onun içtiği bir yudumdur. Hamilelikte alınan alkol zihinsel geriliğinden başlamak üzere bir çok kalıcı sorunun nedenidir.
 
— Hamile iken fast food yemeyeceğinize inanmak çok da mantıklı değildir. Canınız istediğinde makul miktarlarda olmak kaydıyla tüketebilirsiniz. Tatlı ve besin değeri yüksek olmayan besinlerden mümkün olduğu kadar uzak durmalı, istediğiniz zamanlarda ise porsiyonları ufak tutarak az tüketmeye özen göstermelisiniz. 

Kategoriler
SAGLIK

Ramazan’da Sağlıklı Beslenme Önerileri

Sağlık Bakanlığı, bu yıl ramazan ayının sıcak günlere rastlaması nedeniyle, oruç tutacak vatandaşlara beslenmeye ilişkin uyarılarda bulundu.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, bu yıl ramazan ayının sıcak yaz günlerine rastlaması nedeni ile, oruç tutanların sağlıkları için iftar ve sahur menüleri konusunda daha dikkatli olmaları gerektiği belirtildi.

Sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısının arttığı ve metabolizmanın bu yeni duruma uyum sağlamaya çalıştığı ifade edilen açıklamada, ”Sıcaklıkların etkisiyle artan terleme ile birlikte yeterince sıvı alınmazsa, vücutta su ve mineral kaybı olmaktadır. Buna bağlı olarak da bayılma hissi, bulantı, baş dönmesi gibi sağlık problemleri yaşanabilmektedir” denildi.

‘GÜNDE EN AZ 2-2,5 LİTRE SU TÜKETİLMELİ’

Suyun yaşam için elzem olduğu ve vücuttaki su oranın yeterli düzeyde tutulmasının hayati önem taşıdığı kaydedilen açıklamada, şu bilgilere yer verildi:

”Bunun için kaybolan miktarın mutlaka telafi edilmesi gerekmektedir. Günde ortalama, en az 2-2,5 litre (12-14 su bardağı) su içilmelidir.

Bununla birlikte ramazanda sıvı ihtiyacını karşılamak için ayran, taze sıkılmış meyve suyu, soda, sebze suyu vb. sıvıları sık sık tüketmek gerekmektedir.

Sıcak havalarda aşırı beden hareketi yapılması durumunda, vücudun su ve tuz kaybı daha da artmaktadır.

 Bu gibi durumlarda tuzlu ayran (tuz kullanımında herhangi bir tıbbi sakınca bulunmayan durumlarda) içilmesi önerilir.

Çocuklar sıvı-elektrolit dengesine daha duyarlıdır. Bu nedenle daha dikkatli ve tedbirli olunmalıdır.

Çocukların su ihtiyaçlarını fark edemeyecekleri ve kendilerini ifade edemeyecekleri göz önünde bulundurularak, sık sık kaynatılıp soğutulmuş su içirilmesine özen gösterilmelidir.”

Ramazan ayında yeterli ve dengeli beslenmenin sürdürülebilmesi için günün oruç tutulmayan bölümünde en az üç öğünü tamamlamak ve sahur öğününü atlamamak gerektiği bildirilen açıklamada, ”Sahura kalkılmaması ya da sahurda sadece su içilmesinin yaklaşık 15-16 saat olan açlık süresini 20 saate çıkardığı, bunun da açlık kan şekerinin daha erken düşmesine ve buna bağlı olarak günün daha verimsiz geçmesine neden olacağı” belirtildi.

‘SAHURDA AĞIR YEMEKLER YENMEMELİ’

Sahur öğününün ağır yemeklerden oluşmaması gerektiği kaydedilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

”Gece metabolizma hızı yavaşladığından vücudun yağlanma hızı ve kilo alma riski artmaktadır. Bu nedenle sahura mutlaka kalkılmalı süt, yoğurt, peynir, yumurta gibi besinlerden oluşan hafif bir kahvaltı yapılmalı ya da çorba, sebze ve zeytinyağlı yemeklerden oluşan bir öğün tercih edilmelidir.

Gün içerisinde aşırı acıkma problemi olanlar ise açlıklarını geciktirmek için kuru fasulye, nohut, mercimek, bulgur pilavı gibi yemekleri tüketme yolunu tercih edebilirler. Ancak aşırı yağlı, tuzlu ve ağır yemekler ile unlu gıdalardan uzak durulması gerekmektedir.”

”İFTARDA YEMEK HIZLI YENMEMELİ

İftar sofraların çeşitliliği ve bolluğunun ramazanın yemek kültürü açısından en belirgin özelliği olduğu kaydedilen açıklamada, ”İftarda kan şekeri çok düşük düzeye indiği için kısa sürede fazla miktarda besin tüketme isteği doğduğu” ifade edildi.

Yapılan önemli yanlışlardan birinin de çok hızlı bir şekilde ve yüksek miktarda besin tüketilmesi olduğu belirtilen açıklamada, ”Beyin, doyma emrini yemekten 15-20 dakika sonra vermektedir.

Dolayısıyla çok hızlı yemek yemek, kısa sürede yüksek miktarda besin tüketilmesine neden olmakta, bu da kilo alımına zemin hazırlamaktadır” bilgisine yer verildi.

BESİN ZEHİRLENMELERİNE DİKKAT

Sıcakların artmasıyla birlikte besin zehirlenmelerinde önemli artışlar gözlendiği aktarılan açıklamada, şu bilgilere yer verildi:

”Çoğunlukla, kısa süreli ve hafif seyreden besin zehirlenmeleri, besinin cinsine ve kişiye bağlı olarak daha ağır seyredebilmekte hatta ölümlere yol açabilmektedir.

Özellikle sıcak yaz günlerinde dışarıda ve açıkta satılan yiyeceklerin tüketiminden uzak durulmalı, çabuk bozulma riski olan besinler (et, süt, yumurta, balık vb.) açıkta bekletilmemeli, besinlerin hazırlanması ve pişirilmesi aşamalarında hijyen kurallarına özen gösterilmelidir.

Yaz aylarında özellikle rota virüslerine bağlı olarak bebek ve çocuklarda yaygın olarak ishaller görülmektedir.

Buna bağlı ishallerin önlenmesi için ellerin iyice temizlenmesi, sebze ve meyvelerin yenilmeden önce yeterince yıkanması büyük önem arz etmektedir.

Bu tür ishal vakaları görüldüğünde, vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmak gerektiği unutulmamalıdır.”

Açıklamada, ayrıca zorunlu olmadıkça, güneş ışınlarının dik geldiği 11.00-15.00 saatleri arasında dışarıya çıkılmaması, çocuklar, yaşlılar, kalp ve şeker gibi kronik hastalığı olanların özellikle bu durumda daha dikkatli olmaları gerektiği uyarısında bulunuldu.

DİĞER ÖNERİLER

Açıklamada, Bakanlığın ramazanda beslenme ile ilgili diğer önerileri ise şöyle sıralandı:

”Ramazan süresince yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterilmelidir.

Ramazanda öğünler sahur ve iftarda iki ana öğün, iftardan sonra 1-1,5 saat arayla iki ara öğün şeklinde düzenlenmelidir.

Oruç tutanların sağlıklarını korumaları için mutlak suretle sahur yapmaları gerekmektedir. Kafein içeren içecekler yerine de ıhlamur, kuşburnu gibi bitki çayları ya da süt, meyve suyu gibi içecekler tercih edilmelidir.

Susuzluk hissedilmese bile iftar ve sahur arasında sık sık su içilmelidir.

İftara, peynir, domates, zeytin gibi kahvaltılıklar ya da çorba gibi hafif yemeklerle başlanılması, 10-15 dakika sonra az yağlı et yemeği, sebze yemeği veya salatayla devam edilmesi uygun olacaktır. Yine, enerji veren ve kan şekerini dengeli bir biçimde yükselten besinler (beyaz ekmek, pirinç pilavı gibi glisemik indeksi yüksek olan gıdalar yerine bulgur pilavı, kepekli ekmek veya kepekli makarna gibi posalı besinler) tercih edilmelidir.

İftarda aşırı şerbetli, yağlı tatlılar yerine, sütlü tatlılar (sütlaç, güllaç, muhallebi vb.) veya meyve tatlıları tercih edilmelidir.

Hızlı yemekten kaçınılmalı, yiyecekler yavaş yavaş ve iyice çiğnenerek yenilmelidir.

Tek seferde büyük porsiyonlar yerine, iftardan sonra belirli aralıklarla, her seferde küçük porsiyonlarla beslenilmelidir.

İftar yemeğinden hemen sonra televizyon karşısına geçilmemeli, koltukta dinlenmek yerine hareket edilmelidir. Yemekten sonra kısa mesafeli yürüyüş yapmak sindirime yardımcı olması açısından yararlı olacaktır.

Ramazan ayında yemeklerin pişirme yöntemleri de çok önemlidir. Özellikle haşlama ve fırında yapılan yemekler tercih edilmeli, kavrulmuş, tütsülenmiş ve kızartılmış besinlerden uzak durulmalıdır.

Beslenme düzenindeki değişikliklere bağlı oluşabilecek kabızlıkları önlemek için, yemeklerde lif oranı yüksek gıdalar (kuru baklagiller, kepekli tahıllar, sebzeler) ile ara öğünlerde meyve ve kuru yemişler (ceviz, fındık, badem vb.) tercih edilmelidir.”

Kategoriler
SAGLIK

İnsan Sağlığı İçin En Tehlikeli Yiyecekler Hangileridir? Neleri Yemekten Kaçınmalıyız? Sağlıklı Yaşamak İçin Uzak Durulması Gereken Gıdalar

Sağlık, sahip olduğumuz en büyük değerdir. Sağlıklı bir yaşama sahip olmak ve sağlıklı yaşamak için yediğimiz, içtiğimiz herşeye dikkat etmeliyiz. Bu yazımızda da bu konuyu ele almak istedik. Aşağıda bazı gıdaların isimlerini bulacaksınız, bunlar sağlıklı bir yaşam için uzak durmamız gereken gıdaların listesidir. Lütfen beslenme şeklinize dikkat edin. Çünkü hayat ve sağlıklı yaşamak kadar önemli hiçbirşey yoktur bu dünyada. Allah size ve sevdiklerinize mutlu ve sağlıklı bir yaşam nasip etsin. İşte uzak durmamız gereken gıdalar;

1. Şekerli içecekler: Bunlar gazoz, şekerli çay ve meyve aromalı içecekler anlamına geliyor. Örneğin, bir kutu gazozda 7 çay kaşığı şeker ve yaklaşık 140 kalori bulunuyor. Bunların yerine bol bol su için.

2. İşlenmiş etler: Sosis, sucuk ve pastırmanın dâhil olduğu bu grupta “diyet” etiketi bulunsa bile bol miktarda yağ ve tuz var. Bunların yerine sandviçlerinizde biraz et, tavuk ya da balık kullanabilirsiniz.

3. Beyaz ekmek: Daha fazla lif tüketmek için tam tahıllı ekmek seçin. Ekmeğin rengine aldanmayın, üzerinde “tam tahıllı” yazan etiketin olmasına dikkat edin.

4. Yağlı süt: Yağlı süt ve süt ürünlerinden uzak durun, bunun yerine az yağlı olanlarını tercih edin.

5. Hazır çorba: Oldukça baharatlı olan bu çorbalarda ayrıca bol miktarda tuz bulunuyor. Bunun yerine çorbanızı kendiniz pişirin.

6. Abur cuburlar: Eğer mutfağınızda cips, kraker ve şekerlemeler varsa mutlaka yersiniz. Aldığınız bu atıştırmalıkların üzerinde “az yağlı” veya “trans yağ yoktur” şeklinde açıklamalar olsa bile, bu yiyeceklerde bol miktarda tuz ve kalori bulunuyor. Bunların yerine atıştırmalık olarak taze meyve veya sebze yiyin.

7. Tereyağı ve margarin: Tereyağı ya da margarin doymuş yağ içeriyor. Margarinde ayrıca trans yağ da bulunuyor. Trans yağ içermeyen bitkisel yağ- margarin karışımlarını deneyin. Ya da en iyisi margarine hiç başlamayın.

8. Beyaz pirinç: Kahverengi pirinç kullanın. Beyaz pirinç yerine kahverengi pirinç ya da diğer buğday ve arpa gibi tam tahılları kullanırsanız tip 2 şeker hastalığı riskinizi azaltabilirsiniz.

9. Yoğurt: Sade yoğurt yiyebilirsiniz. Yağ ve şekerli olanlarından uzak durun. Sade, az yağlı yoğurt seçin ve içine taze meyveler ekleyin.

10. İşlenmiş peynir: Peynirli yiyecekler, krem peynir ve peynir ürünlerinde genellikle çok fazla yağ ve tuz bulunurken bazılarında ise hiç peynir bulunmuyor. Bu yiyecekleri ölçülü şekilde tüketin.

Kaynak: zaman.com.tr

Kategoriler
GÜNCEL SAGLIK

Oruç Tutacaklara Dengeli Beslenme Önerileri

Sağlık Bakanlığı, bu yıl sıcaklara denk gelen ramazan ayı ile ilgili sağlıklı beslenme uyarılarında bulundu. Oruç tutacaklar nelere dikkat etmeli? Hangi gıdaları almaya çalışmalı?

 

 

Sağlık Bakanlığı, bu yıl sıcaklara denk gelen ramazanda artan terle birlikte su ve mineral kaybı, bunun sonucunda da bayılma hissi, bulantı, baş dönmesi gibi sağlık problemleri görülebileceği uyarısında bulundu.

Hava sıcaklığı nedeniyle kaybolan su ve mineral kaybının yerine konulması için iftardan itibaren sahur sonuna kadar ayran, taze sıkılmış meyve ve sebze suları gibi bol sıvı ve su alınması da önerildi.

Sağlık Bakanlığının açıklamasında, toplumsal hayatta önemli bir yer teşkil eden ramazanda, dini bir vecibeyi yerine getirmek için oruç tutulduğu, bununla birlikte bireylerin günlük yaşantıları ve beslenme düzeninde önemli değişiklikler olduğu kaydedildi.

Oruç tutan bireylerin günlük beslenme alışkanlıklarının değiştiği, öğün sayısı ve sıvı tüketiminin azaldığı, iftar saatine kadar açlık hissetmemek amacıyla yüksek enerji içeren şekerli, unlu ve yağlı besinlere yönelindiği belirtildi.

Oysa ramazan ayında bireylerin yaş, cinsiyet ve fiziksel aktivitelerine göre günlük almaları gereken enerji, protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineral oranlarının değişmediği ifade edilerek, bu süre zarfında sağlığın korunması açısından yeterli ve dengeli beslenmeye devam edilmesi gerektiği bildirildi.

Yaz aylarında sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısının arttığı, metabolizmanın bu yeni duruma uyum sağlamaya çalıştığı kaydedilerek, şunlara dikkat çekildi:

”Kalp debisinde düşme, doku ve organlarda oksijenlenmede azalma, kalp atım sayısı ve kan basıncındaki artış gibi nedenlerden dolayı yaz aylarında özellikle yüksek tansiyon, kalp yetmezliği ve koroner kalp hastalıklarında artış gözlenmektedir. Ayrıca sıcaklıkların etkisiyle artan terle birlikte su ve mineral kaybı sonucu, bayılma hissi, bulantı, baş dönmesi gibi sağlık problemleri de görülebilmektedir.”

Bu nedenle özellikle yaz aylarında oruç tutarken şunlara dikkat edilmesi önerildi:

-Ramazan ayı süresince yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterilmelidir. Yeterli ve dengeli beslenmeyi sağlamak için 4 besin grubunda yer alan besinlerden yeterli miktarlarda tüketilmesi gereklidir. Bu 4 besin grubu süt ve süt ürünleri, et-yumurta-kuru baklagiller grubu, sebze-meyve grubu ile ekmek ve tahıllar grubudur.

-Öğünler sahur ve iftarda 2 ana öğün ile iftardan sonra 1-1.5 saat aralıklarla 2 ara öğün olarak düzenlenmeli, azar azar küçük porsiyonlar şeklinde beslenilmelidir.

 -Oruç tutanların mutlaka imsak saatine yakın bir zamanda sahur yapmaları, sağlığın korunması açısından önemlidir. Sahurda sadece su içerek niyetlenmenin veya gece yatmadan önce sahur yapmanın zararlı olduğu unutulmamalıdır. Çünkü bu beslenme tarzı yaklaşık 12 saat olan açlığı, ortalama 18 saate çıkarmaktadır. Bu da açlık kan şekerinin daha erken saatlerde düşmesine ve buna bağlı olarak günün daha verimsiz geçmesine neden olmaktadır.

-Sahur yemeğinde süt, yumurta, domates, salatalık, yeşil sebzeler ve tercihen tam buğday unundan yapılmış ekmekten oluşan hafif bir kahvaltı yapılmalı ya da çorba, sebze ve zeytinyağlı yemeklerden oluşan bir öğün tercih edilmeli, vücut direncini artırmak ve vücuda yeterli miktarda vitamin ve mineral alınmasını sağlamak için sebze ve meyveler sık tüketilmelidir. Aşırı yağlı, tuzlu, şekerli ve unlu gıdalardan uzak durulması uygundur.

-İftara peynir, domates, zeytin gibi kahvaltılıklar veya çorba gibi hafif yemeklerle başlanması, 10-15 dakika sonra az yağlı et yemeği, sebze yemeği veya salatayla devam edilmesi uygundur. Yine enerji veren ancak kan şekerini dengeli bir biçimde yükselten besinler (beyaz ekmek, pirinç pilavı gibi glisemik indeksi yüksek olan gıdalar yerine bulgur pilavı, tam buğday ekmeği veya kepekli makarna gibi posalı besinler) tercih edilmelidir.

-Hava sıcaklığı nedeniyle kaybolan su ve mineral kaybını yerine koyabilmek amacıyla iftardan itibaren sahur sonuna kadar bol su ve sıvı (ayran, taze sıkılmış meyve suları, sebze suları gibi) alımına özen gösterilmelidir.

-İftarda aşırı şerbetli, yağlı tatlılar yerine; yazın daha sıklıkla tercih edilebilecek sütlü tatlılar (sütlaç, güllaç, muhallebi, dondurma gibi) veya meyve tatlıları tercih edilmelidir.

-Ramazanın yemek kültürü açısından en bilinen özelliği iftar sofralarındaki çeşitlilik ve bolluktur. Oruç nedeniyle gün içinde kan şekerinde düşüş olduğundan özellikle iftarda hızlı yemek yenilmekte ve çok miktarda besin tüketme isteği doğmaktadır. İftar sofralarında bir insana yetecek yemeğin 2-3 kat fazlası bulunabilmektedir. Beyin, doyma emrini yemekten 15-20 dakika sonra verir. Çok hızlı yemek yenildiğinde bu süre zarfında yüksek miktarda, enerjisi yüksek besinler yenilebilir ve bu durum ilerleyen günlerde kilo alımına da zemin hazırlar. Bu nedenle yemekler yavaş yenilmeli, besinler ağızda iyice çiğnendikten sonra yutulmalıdır.

-İftar yemeğinden sonra kısa mesafeli yürüyüşler yapmak sindirime yardımcı olması açısından yararlı olmaktadır. 

-Yaz aylarında iftar veya sahur sofralarında yağlı besinlerin ve yağda kızartmaların tüketiminden kaçınılmalı; yemekler ayçiçeği yağı, mısırözü yağı, fındıkyağı gibi bitkisel sıvı yağlar ile pişirilmeli, salatalarda zeytinyağı kullanımına özen gösterilmelidir. Ancak yemekleri pişirirken kızartma ve kavurma yerine haşlama, ızgara ve fırında pişirme yöntemleri tercih edilmelidir.

-Beslenme düzenindeki değişikliklere bağlı olarak oluşabilecek kabızlığı önlemek için yemeklerde lif oranı yüksek gıdalar (sebzeler, kurubaklagiller, kepekli tahıllar gibi) ve ara öğünlerde de taze ve kuru meyveler, ceviz, fındık, badem gibi kuru yemişler tercih edilmelidir.

-Özellikle yaz aylarında dışarıda ve açıkta satılan yiyeceklerin tüketiminden kaçınılmalı, çabuk bozulan potansiyel riskli besinler (et, yumurta, süt, balık gibi) açıkta bekletilmemeli, besinlerin hazırlanması ve pişirilmesi aşamalarında hijyen kurallarına özen gösterilmelidir.

-Oruç tutmanın sağlıklı insanların metabolik dengesinde çok önemli değişiklikler yapmadığı, ancak bazı hastalıklarda (şeker hastalığı, karaciğer yetmezliği gibi) veya özel durumlarda (hamilelik ve emziklilik) olumsuz sonuçlar doğurabileceği göz ardı edilmemelidir. Kronik hastalığı olan kişiler, oruç tutmadan önce ilgili uzman hekime danışmalıdırlar.

AA