Kategoriler
SAGLIK

Topuk Dikeni Nedir? Topuk Dikeninin Sebepleri ve Tedavi Yolları Nelerdir?

Genç yaşlı pek çok kişinin şikayetçi olduğu topuk dikeni rahatsızlık vermesinin yanı sıra hastalarda yaşam kalitesini de ciddi bir biçimde düşürmekte. Topuk dikeni kişide ayağa kalkınca şiddetli ağrı, topallama, ayakkabı giymekte zorluk, ayak tabanında şişlik ve yürüme zorluğu gibi şikayetlerle kendini gösteriyor.

Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı Op. Dr. Ali Canpolat topuk dikeni hastalığı ile ilgili en çok merak edilen soruları sizin için yanıtladı..

Ayak tabanına aşırı yük binmesi ve aşırı zorlanmalar sonrası dokularda oluşan ödem, hematom ve iltihap sonucu oluşan kireçlenmedir. Zaman içinde büyüyerek topukta bir çıkıntı halini alır ki buna “Topuk Dikeni” diyoruz.

Topuk Dikeninin Nedenleri Nelerdir?

1- Ayak tabanında şekil bozuklukları
2- Şişmanlık
3- Sert tabanlı terlikler giyilmesi
4- Yalınayak uzun süre ayakta dolaşılması
5- Ayakta iş yapılan mesleklerde çalışılması.

Topuk Dikenini Nasıl Tedavi Edilir?

1- İstirahat
2- Ortopedik terlik kullanmak
3- Silikon topuk yastığı
4- Mantar tabanlık
5- Lokal kortizon tedavisi
6- ESWT Tedavisi

ESWT Nedir?

ESWT, düşük enerjili ve yüksek enerjili şok dalgalarıdır. Sert doku ve yumuşak dokuya göre değişik uygulama alanları vardır. Sert dokularda yüksek enerjili uygulamalar, yumuşak dokuda düşük enerjili uygulamalar yapılır.

Kaynak: Hastane.com.tr

Kategoriler
SAGLIK

Mesane Nedir? Kısaca Mesane Kanseri, Mesane Hastalıkları ve Mesane İltihabı

Bedenimizin her parçası çok önemlidir. En küçük bir rahatsızlık bile bazen bize dünyayı zehir edebiliyor. Bu yüzden her organımıza kutsal bir emanetmiş gibi önem verip, ona göre korumalı ve bakmalıyız. Bedenimize zarar verecek herşeyden uzak durmalıyız. Bizde uzmanportal.com olarak sağlık köşemize bir değer daha katıp, sizlerle bir organımız hakkıındaki bilgileri paylaşmaya çalışacağız.

Mesane, böbreklerde meydana gelen idrarın, idrar boruları (üreterler) ile gelerek atılmadan önce toplandığı düz kaslardan yapılı kesenin adıdır.

Sidik torbası, idrar torbası, vesicae urinaria gibi isimleri de vardır. Leğen kemiğinin içinde ve karnın ön alt bölgesine yakın olarak yerleşmiştir. Normal erkekte, mesanede 300 ml kadar idrar olabilir. İdrar, böbreklerden mesaneye, üreter adı verilen birer boru aracılığıyla gelir. Üreterler, mesanenin tabanında, kas duvarından içeri girer. Bunların giriş noktalarına çok yakın bir yerden idrarı dışarı akıtan üretra adlı kanal, mesaneden ayrılır. Mesane duvarı kastan yapılmıştır. Kasılınca, idrar dışarı atılır ve mesane kasının gevşek olduğu zaman, yavaş dolan mesane, anî dolandan daha fazla genişleme yeteneğindedir. Mesane, idrarla dolunca, mesane içindeki basınç artar ve bu basınç belli bir değere ulaşınca, idrar yapma hissi uyanır. İdrar yapma, sinirsel bir refleksin kontrolunda olmakla beraber, şuur bu mekanizmayı da kontrol etmektedir. Bu refleksle ilgili olan sinirler, mesane dolunca meydana gelen uyarıları, omuriliğin alt ucuna yakın bir bölgesine ulaştırırlar, buradan da durum beyne iletilir. Şayet zaman ve zemin müsaitse, beyinden gelen müsaade ile mesaneyi kapatan mekanizma gevşer ve böylece, kişi idrarını yapar. Normal idrar yapabilmek için, bu yapıların tamamının sağlam olması gerekir. Mesane kapasitesinin üzerinde (ki bu normalin iki misli civarında olur) idrar birikince şuurlu kontrol mekanizması yavaş yavaş zayıflar ve idrar kaçar.

Mesane Hastalıkları

Kongenital (doğmalık) şekil bozuklukları:

  1. Ectopia vesicae: Mesane ve karın alt kısmının ön duvarı, gelişim esnasında kapanamamış olduğundan, bu açıklıktan devamlı olarak idrar dışarı sızar. Tedavisi, cerrahîdir. Üreterler, mesaneden ayrılıp kalınbağırsağa bağlanır ve idrarın bağırsaktan çıkmasını sağlar. Ayrıca karın duvarı da plastik cerrahî ile tamir edilir.
  2. Çok seyrek rastlanan bir şekil bozukluğu da, çocuk, ana karnındayken, mesaneyle göbek ipini birleştiren kanalın tam olarak kapanamamasıdır ki bunun sonucunda, göbekten devamlı olarak idrar sızar.

Tedavisi, plastik cerrahî ile, kanalın kapanmasıdır.

Mesane iltihapları:

Bu hastalıkta mikroorganizmalar rol oynamaktadır ki bunların başında escheria coli, stafilokok ve streptokoklar gelir. Kadınlarda idrar yolu (uretra) erkeklere göre kısa olduğundan, gebelik esnasında ve bazı jinekolojik hastalıklarda (kadın üreme organlarıyla ilgili hastalıklar), mesane iltihaplanmasına sık olarak rastlanır. Tekrarlayan mesane iltihaplanmaları; taş, tümör ve erkeklerde prostat büyümeleriyle ilgili olabilir. Mesaneye sonda konması veya benzeri işlemler de mesane iltihaplarına yol açabilir.

Mesane iltihaplanınca; sık sık idrara çıkmak, idrar yaparken yanma ve ağrı, bulanık idrar yapma, devamlı idrar yapma duyusunun varlığı gibi belirtiler söz konusu olabilir. İdrar; kötü kokulu ve kanlı olabilir. Bazen ateş, titreme, terleme de eşlik edebilir. İdrar; mikroskopta incelenirse bol miktarda beyaz küre bulunduğu görülür.

Tedavi için doktorca uygun antibiyotikler (bactrim, gentamisin veya ampisilin vb.), uygun idrar yolu antiseptikleri (nalidiksik asit, nitrofurantoin vs.) verilir. Ayrıca bu ilaçların hiç tesirli olmayacağı spesifik (Tbc. gibi) iltihaplar da olabilir. Hastaya bolca su içmesi söylenir.

Tekrarlayan mesane iltihaplarında, altta yatan sebep, mutlaka araştırılmalıdır. Tedavi ihmal edilirse veya eksik yapılırsa, böbrekler de hastalanabilir.

MESANE KANSERİ NEDİR ?

Mesane Tümörleri (İdrar Kesesi Tümörleri), Mesane (idrar kesesi) kanseri, mesanenin duvarını oluşturan dokulardan kaynaklanan kötü huylu tümörlerdir. Mesane kanserlerinin %90’ı transizyonel hücreli karsinomlar adı verilen mesanenin iç yüzeyini döşeyen hücrelerden kaynaklanan tümörler oluşturur. Erkeklerde prostat, akciğer ve kalın barsak kanserlerinden sonra dördüncü sıklıkta görülen kanserdir. Erkeklerde kanser vakalarının yaklaşık olarak %10’nu oluşturur. Kadınlarda en sık görülen sekizinci kanserdir ve tüm kanser vakalarının %4’ünü oluşturur. Mesane kanseri çocukluk dahil her yaşta olabilir. Ortalama görülme yaşı 65-70 dir. Vakaların 2/3 ü 65 ve daha yaşlılarda görülür. 35 yaşın altında nadir görülür,ancak hızlı sanayileşme ile birlikte bu tümörlerde yaş sınırı giderek aşağıya çekilmektedir. Erkekler kadınlardan 2 – 3 kat daha fazla mesane kanserine yakalanırlar. Tanı konulduğunda %85 kanser mesaneye sınırlı, %15 inde ise çevre dokulara veya uzak organlara yayılmalar mevcuttur. Mesane kanseri, prostat kanserlerinden sonra günümüzde erkekler arasında en sık görülen kanserlerdendir (genitoüriner sistemin 2. sık kanseridir).

Görülme sıklığı yaşla orantılı olarak artmaktadır. Genç yaşta görülen tümörler genelde daha iyi histolojik yapıya sahiptirler ve daha iyi bir seyir gösterirler. Mesane tümörlerinin sıklığı bölgelere ve ülkelere göre değişkenlik gösterir.

Mesane Kanserinde Risk Faktörleri

Herhangi bir hastalığın gelişim olasılığını arttıran nedenlere risk faktörü adı verilir.

  •  Kimyasal ajanlara maruz kalma (petrol, boya, deri sanayinde çalışanlar vb)
  •  Sigara
  •  İleri yaş, erkek ve beyaz ırk
  •  Yağlı ve kızarmış yiyeceklerin aşırı tüketimi
  •  Genetik yatkınlık
  •  Karın alt bölgesine ışın tedavisi (radyoterapi)
  •  Kemoterapi uygulamaları
  •  İnfeksiyonlar
  •  Mesane taşı, uzun süreli tahriş
  •  Aşırı ağrı kesici kullanımı Mesane kanserinin gelişiminde en önemli risk faktörleri sigara içmek, cinsiyet ve diyettir.

Sebepleri

Günümüzde yüzeyel ve yavaş ilerleyen mesane tümörlerinin genetik bir yatkınlığından söz edilebilir. Birçok tümör baskılayıcı genin inaktivasyonu mesane kanseri oluşumunda rol oynadığı bildirilmektedir. Günümüzde mesane kanseri oluşumu ile ilgili olduğu gösterilen en önemli tümör baskılayıcı genler TP53 ve hücre siklüsü inhibitörleri RB, P21, P27 ve P16’dır.Etyolojisinde genetik yatkınlığın dışında mesleki kanserojenler,sigara,kronik mesane iltihapları,meane taşı,yabancı cisimler,ışın tedavisi,bazı ağrı kesiciler,suni tatlandırıcılar,kemoterapik ilaçlar ve gıdalar sayılabilir.Sigara mesane tümörlerinin en önemli nedenlerindendir,sigara içenlerde mesane gelişimi 4 kat daha fazladır.Mesleki kanserojenler,kimyasal madde,boya,lastik,deri sanayinde çalışan işçiler,kuru temizleyici,kağıt sanayi,petrol sanayi,kozmetik sanayi,diş teknisyenliği,gaz ve alimünyum sanayinde çalışanlarda daha çok görülmektedir.

Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyon geçirenlerde,uzun süren mesane taşı hastalığı olanlarda,uzun süreli sonda veya kateter takılanlarda,uzun süre fenasetin ağrı kesici kullananlarda daha çok görülmektedir. Mesane bölgesine yapılan yüksek doz ışın tedavisi kanser insidansını 4 kat artırmaktadır. Bir kemoterapatik ilaç olan siklofosfamid mesane tümörü gelişmesi açısından bir risk teşkil etmektedir. Bulgu ve Belirtiler Mesane tümörünün en sık bulgusu idrarda ağrısız pıhtılı kanamadır. İdrarda ağrısız ve aralıklı kanama, hastaların yaklaşık olarak %85’inde görülmektedir, kanama gözle görülebilir veya mikroskopik olarak görülen kanamalar şeklinde olabilir.Bazı hastalarda sistitizm dediğimiz bulgular olabilir, sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma, zor idrar yapma gibi yakınmalar da mesane tümörünün ilk belirtileri olabilir. Kanama ile idrardan pıhtılar da gelebilmektedir. Yayılıma bağlı ağrı olabilir, ileri evrede diğer kanserlerdede görülen halsizlik yorgunluk, kilo kaybı, kemik ağıları, sırt ve baş ağrıları, kanlı balgam, sarılık ile kendini gösterebilir, Böbrek boşaltım kanallarını tıkarsa böbrek ağrısı ve üre yükselmesi olabilir.Bunların yanı sıra karın alt bölgesinde veya bel bölgesinde ağrı bu yakınmalara eşlik edebilir.Muayene bulgusu olarak hastalarda genellikle tipik bir muayene bulgusu yoktur. Ancak ileri evre ise karın bölgesinden hissedilebilir.Karaciğerde büyüme ve omuzda beze ele gelebilir.

Tanı

Tanıda idrar tetkikleri önemli yer tutmaktadır. Tam idrar tahlilinde idrarda kan hücrelerinin (eritrosit) görülmesi tümör şüphesini ortaya koymalıdır. İdrar Sitolojisi İdrarın bir patolog tarafından incelenip kanser hücrelerinin saptanmasına dayanan bir yöntemdir. İdrar sitolojisi sensitivitesi düşük dereceli tümörlerde düşük, yüksek dereceli tümörlerde ise en fazla %80 olan bir yöntemdir. Yüksek dereceli tümörlerde daha etkindir. Ama düşük iyi dereceli tümörlerde etkinliği zayıftır. Sistitlerde yalancı pozitiflik verebilir. Sitolojinin çok duyarlı olmaması araştırmacıları daha duyarlı testleri araştırmaya sevketmiştir. Günümüzde tanıda kullanılan bazı testler BTA stat ve NMP22 yurdumuzda da kullanılan testlerdir.

MESANE KANSERİNDE EVRELERE GÖRE TEDAVİLER

Evre 0 mesane kanseri (Karsinoma in situ) Mesanedeki evre 0 mesane kanseri olgularında uygulanabilecek tedaviler:

  •  Transuretral rezeksiyon (TUR)
  •  TUR ve sonrasında mesane içine bölgesel biyolojik tedavi ya da kemoterapi
  •  Segmental (parsiyel) sistektomi
  •  Radikal sistektomi Evre 1 mesane kanseri
  •  Transuretral rezeksiyon (TUR)
  •  TUR ve sonrasında mesane içine bölgesel biyolojik tedavi ya da kemoterapi
  •  Segmental (parsiyel) sistektomi
  •  Eksternal (dışarıdan) radyoterapi veya tek başına radyasyon çekirdekçikleri ile radyoterapi Evre 2 mesane kanseri
  •  Radikal sistektomi ve lenf bezlerinin çıkartılmas
  •  Radikal sistektomi ile birlikte kemoterapi
  •  Kemoterapi ile kombine eksternal (dışarıdan) radyasyon tedavisi
  •  TUR
  •  Segmental (parsiyel) sistketomi Evre 3 mesane kanseri
  •  Radikal sistektomi ve lenf bezlerinin çıkartılması
  •  Radikal sistektomi ile birlikte kemoterapi
  •  Kemoterapi ile kombine eksternal (dışarıdan) radyasyon tedavisi Evre 4 mesane kanseri
  •  Radikal sistektomi
  •  Şikayetlerin azaltılmasına yönelik (palyatif) radyoterapi
  •  Şikayetlerin azaltılmasına yönelik (palyatif) sistektomi
  •  Sistemik kemoterapi Erken teşhis edilmesi ile tedavi etme şansı yüksektir. Bazı tedavi yöntemleri halen daha klinikte tedavi amacıyla kullanılan standartlaşmış tedaviler iken, bazı tedaviler klinik uygulamaları için değerlendirme aşamasındadır.

Tedavi Şekli

  1. Transüretral Rezeksiyon (TUR): Mesane tümörünün sistoskop kullanılarak çıkarılması.
  2. İntravezikal Tedavi: Mesane içine ilaç verilerek kanser hücrelerinin öldürülmesine dayanan bir tedavidir.
  3. Kemoterapi
  4. Radyoterapi

5-Sistektomi: Mesanenin ameliyat ile çıkarılması Yüzeyel tümörlerde (Ta, T1) TUR kalıcı bir iyileşme sağlayabilir. Bazı mesane tümör tipleri TUR gibi cerrahi işlemlerle tam ortadan kaldırılamayabilir. Bu tümörler genellikle yüksek grade’li birden fazla sahada görülen tümörler ve 4 cmden büyük tümörlerdir. Cerrahi işlem sonrası mesanede kalan tümör hücrelerinin tekrar çoğalarak tümör oluşturmaması ve mesanenin daha derin katlarına ilerleyerek çevre dokulara sıçramaması için özel tıbbi ilaçlar mesane içerisine verilerek kalan tümör hücreleri yok edilebilir. Bu tedavilerin tümüne intravezikal tedaviler denir. Genellikle hastanede yapılır.Mesaneye ince bir kateter yerleştirilir. Uygulanan ilaç ya kanser hücrelerini öldüren “kemoterapotik” ilaçlardır ya da “BCG” adı verilen tüberküloz aşısıdır. İlaç mesaneye verildikten sonra mesane içersindeki kanser hücrelerini etkileyebilmesi için bir süre idrar yapmadan beklenilir. İntravezikal ilaç verildikten sonra mesanedeki ilacın kalış süresi 1-2 saat olmalıdır. Mesane içine verilen tedavi sıklıkla haftada bir 6 hafta süreyle uygulanır. Uygulanan bu haftalık tedavinizin sonrasında size önerilecek zamanlarda kontrole gelmeniz ve koruyucu tedavilerinize devam etmeniz gerekir. Tedavi sonrasında sıklıkla 3 ayda bir sistoskopi ve idrar sitolojisi tetkiklerinizi yaptırmanız gerekir.

İntravezikal tedavi amacıyla, günümüzde en sık kullanılan ilaçlar, Mitomycin-C, Thiotepa, Doxorubicin, Bacillus Calmette-Guerin (BCG) dir. Tümör adele tabakalarına tutmuş ise (T2, T3) özellikle genç ve genel durumu iyi olan hastalarda mesanenin tamamen çıkartılması (Radikal Sistektomi) ve ardından barsaktan mesane yapılması en ideal tedavi yöntemidir. Bu ameliyat sonrası ortotopik mesane (idrar yoluna bağlanan barsak mesane) uygun hastalarda hasta konforu açısından en iyi yöntemdir. Buna uygun olmayan hastalarda ileal loop (karında idrar torbası taşınan yöntem) yapılmalıdır. Bu ameliyatlar günümüzde laparoskopik hatta robotik olarak da yapılmaktadır. Sistektomi Nedir Ve Nasıl Uygulanır? Mesane kas tabakasına yayılmış ama uzak dokulara yayılmamış hastalığı olanlarda kullanılan bir tedavi yöntemidir. Uzak dokulara yayılımı olan ama tümöre bağlı aşırı derecede kanaması olan hastalarda da kullanılabilir.

Op.Dr.Basri Çakıroğlu

Üroloji Uzmanı

Hisar Intercontinental Hospital

Üroloji Departmanı

Kategoriler
Genel Kültür SAGLIK

Kansızlık(Anemi) Nedir,Kansızlık Belirtileri Nelerdir,Neden Anemi Olunur,Tedavisi

Kanda kırmızı kan hücreleri (alyuvarlar) bulunur. Bu kan hücrelerinin yapısında oksijenin taşınmasını ve bu hücrelerin kırmızı olmasını sağlayan hemoglobin bulunur. Nefes alırken akciğerdeki oksijen, bu hemoglobinin yapısına bağlanarak taşınır. Bu hemoglobinin kanda bulunması gereken miktarın altında olması sonucu kansızlık (anemi) ortaya çıkar.

Bu olması gereken minimum değerler erkekte 13 g/dl, kadında ise 12 g/dl dir. Bunlar dünya sağlık örgütünün belirlediği değerlerdir. 6 yaşa kadarki çocuklarda 11 g/dl, 6-15 yaş arasında ise 12 g/dl’nin altında olması kansızlığın göstergesidir.

Dünyada kadınlarda görülme sıklığı yüzde 30-40, erkeklerde yaklaşık yüzde 20′ dir. Bu kansızlıklar arasında en çok görülen demir eksikliği anemisidir. Anemi hastalarının yaklaşık yüzde 90′ında görülür.

 

DEMİR EKSİKLİĞİ ANEMİSİ

En sık görülen beslenme yetersizliği vücuda yetersiz demir alımıdır. Demir kandaki hemoglobine bağlanır ve oksijenin taşınmasına yardımcıdır. Genelde bebeklik döneminde ortaya çıkan bir durumdur. Dünyada en çok karşılaşılan kansızlık çeşididir. Çocukluk ve ergenlik döneminde de sık karşılaşılan bir rahatsızlıktır.

 

NEDEN DEMİR EKSİKLİĞİ ANEMİSİ OLURUZ?

Demir alımında eksiklik: Hamilelikte ve emzirme döneminde demir daha fazla gerekir. Yeni doğan çocukların ek demir alımına ihtiyacı vardır. Bu dönemde büyüme fazla olduğundan anne sütü ya da inek sütü bebeğin ihtiyacını karşılayamamaktadır. Anne sütünün yanında demir ihtiyacını karşılayacak besinler ya da demir ilaçları verilebilir. Ergenlik döneminde de bu ihtiyaç artmaktadır. Ekonomik düzeyi yeterli olmayan ailelerde, beslenme yetersizliği sonucu bu durum ortaya çıkabilir. Uygulanan yanlış rejim, et yememek, hazır gıdalarla beslenmek demir eksikliği anemisi nedenlerindendir.

Demir emiliminde yetersizlik: Bazı hastalıklar sonucu demirin bağırsaklardan vücuda emilmesi yetersiz olabilir. Kronikleşmiş bağırsak hastalıkları, mide ameliyatları, sindirim bozuklukları sonucu demir alımı yavaşlar.

Kanamalar: Bağırsak hastalıkları ya da geçirilen hastalıklar sonucu kanama olabilir. Ayrıca adet döneminde fazla miktarda kan kaybedilir. Diyetle demir alımı yetersiz kalır. Ek demir beslenmesine ihtiyaç vardır. Yoksa bu kan kaybı sonucu kansızlık ortaya çıkar. Sindirim sistemi sorunlarında, ülseri veya kronik gastriti olanlarda kanama sonucu demir eksikliği anemisi oluşabilir.

Bunlar dışında nadir de olsa kansızlığa neden olabilecek durumlar vardır. Alyuvarların idrarla atılması, sürekli aspirin kullanmak, parazitler, kurşun zehirlenmeleri gibi.

 

KANSIZLIK (ANEMİ) BULGULARI NELERDİR?

Demir eksikliğinde vakaların çoğunda bir belirti görülmez. Yapılan kan tahlilleri sonucu teşhis konabilir. Eğer hastalık ilerlemiş ve şiddetli ise halsizlik, solukluk, yorgunluk, iştahsızlık, kabızlık gibi durumlar oluşur. Fiziksel bir aktivite sırasında çarpıntı, nefes almada güçlük, çabuk yorulma hastalığın şiddetine göre ortaya çıkar. Hastalar pika toprak ya da kil gibi yiyecek olmayan maddeleri yemek ister.

Bunlar dışında şu belirtiler olabilir:

  • baş dönmesi, kulak çınlaması,
  • ağız kenarında çatlaklar,
  • tırnakların kaşık şeklini alması, çatlaklar oluşması,
  • dilde kızarma, çatlak ve kabarcık oluşumu,
  • yutarken zorlanma, ağrılı yutma,

Demir eksikliği olan çocukların yürümesi, oturması, konuşması gecikir. Bu çocuklarda davranış bozukluğu ortaya çıkar ve öğrenme güçleşir. Bağışıklık sistemi zayıflar ve hastalığa yakalanma ihtimali artar.

 

KANSIZLIK (ANEMİ) TANISI

Yapılan fizik muayene, hastanın doktora anlattıkları ve kan tahlilleri sonucu tanı konur. Alyuvarlar mikroskobik olarak incelenir. Kan hemoglobini, serum ferritin düzeyi, demir bağlama kapasitesine bakılır. Zor değildir fakat bazı hastalıklarla (örneğin akdeniz anemisi) karıştırılabilir. Bu yüzden dikkat edilmelidir.

 

KANSIZLIK (ANEMİ) TEDAVİSİ

Demir eksikliği tedavisinde uygulanan yöntem ağızdan demir ilacı verilmesidir. 2 ay sonra hasta normale döner ancak demir depolarının doldurulması için uzun bir süre daha demir tedavisi uygulanır. Bu tedavi bir yıla kadar çıkabilir. Bebeklerde şurup ya da damla yoluyla ilaç verilir. Dışkı koyulaşır. Dişler de siyahlaşma olabilir ama geçicidir. İlaç alımı aç karnına ya da öğün arasında olmalıdır. Çünkü böylece demir daha iyi emilir. Ayrıca C vitaminiyle beraber ilacın verilmesi emilimini arttırır. Süt ve süt ürünleriyle beraber alınması sakıncalıdır. Demirin emilimini azaltır.

Barsaklarında emilim bozukluğu olanlar ya da hap kullanmak istemeyenler için kalçadan iğneyle demir enjekte edilir. Yan etkileri fazladır ve doktor tavsiyesine göre uygulanmalıdır. Bu yan etkiler: Bulantı, kusma, ishal gibi sorunlardır. Kalçadan yapıldığında alerji, ağrı, yanma gibi durumlar ortaya çıkabilir.

 

DEMİR HANGİ BESİNLERDE BULUNUR?

Demir ette ve bitkilerde bulunur. Karaciğer, kırmızı et, dalak, yumurtanın sarısı, yeşil sebze, fındık, fıstık, kuru üzüm, pekmez, kuru baklagiller demir bakımından zengindir. Ayrıca ette bulunan demir daha kolay emilir. Bu yüzden etle beslenmek demir ihtiyacı bakımından önemlidir. Un ve ekmek demirden zenginleştirilebilir.

 

BEBEKLERİ DEMİR EKSİKLİĞİNDEN KORUMAK İÇİN NELER YAPILMALIDIR?

  • Bebeklerinizi demirden zengin gıdalarla besleyin,
  • İlk 6 ay anne sütüyle besleyin. Erken doğum yaptıysanız 2. aydan sonra ek demir takviyesi yapabilirsiniz. Normal doğum yapanlar ise 4. aydan itibaren demir takviyesi yapabilirler,
  • Günde yarım litreden fazla süt, demirin emilimini azaltır. Beslenmeyi buna göre belirleyin,
  • C vitamini demir emilimini arttırdığından bebeğinize meyve suyu içirin.

Alıntıdır.