Kategoriler
SAGLIK

Madde Madde Sigaranın Sağlığa Zararları Nelerdir?

Devlet büyüklerimizin aldığı karar sonucu, kamuya açık kapalı alanlarda uygulanmaya başlanan sigara yasağıyla berabeber, toplumumuzda her ne kadar sigarayı bırakan kişi sayısı artsa da, hala sigara tiryakisi olan birçok insanımız var. Hepimize düşen, sigara içiyorsak en kısa zamanda bırakmak, ailemizi, çoluğumuzu çocuğumuzu sigaradan uzak tutmak ve sigara içen yakınlarımızı uyarıp sigarayı bırakmalarını sağlamak. Çünkü insanın en büyük düşmanı olan maddelerin başında gelen sigara belasının sayılamayacak kadar çok zararı var. İşte sigaranın sağlığımıza bazı etkileri:

  • Ağız kokusu yapar, diş ve diş eti hastalıklarına yol açar.
  • Dudak, yanak ve gırtlak kanserine neden olur. Hatta sigarayı yakmadan dudağında taşıyan yada tütün çiğneyenlerde de ağız için kanserleri görülür.
  • Dilde, tat alma duyusunda bozulmalar olur.
  • Beyin hücrelerinin ölümüne yol açar. Öğrenme bozuklukları, hafıza zayıflığı ve erken bunama görülür.
  • Göz merceğinin saydamlığının azalmasına yani katarakta sebep olur.
  • Cildin yapısının bozulmasına neden olur. Leke ve kırışıklık oluşur. Selülitlere sebep olur.
  • Burunda koku alma duyusu azalır.
  • Sinüzit, farenjit, bademcik ve orta kulak iltihabı gibi üst solunum yolu hastalıklarına yol açar.
  • Damar sertliğini hızlandırır. Beyin ve kalpte damar tıkanıklığına neden olur. Kalp krizi ve tansiyon yükselmesi görülür.
  • Erkeklerde iktidarsızlığın başlıca sebeplerindendir. Ayrıca mesane kanserinin önemli nedenlerindendir.
  • Akciğerlerde çeşitli hasarlara, astım ve kronik bronşit gibi hastalıklara neden olur. Bronşlarda ve akciğerlerde birçok çeşit kanserin oluşmasına neden olur.
  • Gastrit, ülser ve reflü hastalığına sebep olur. Mide ve yemek borusu kanserine yol açar.
  • Gebelikte tüketilen sigara düşük doğumlara ve bebekte gelişme geriliğine neden olur.
  • Erken menopoz ve rahim kanserinin sebebidir.
  • Parmaklarda sararmaya ve tırnaklarda zayıflamaya yol açar.
  • Kemik erimesine neden olur.
  • Burger hastalığına sebep olur. Bu hastalık, el ve ayaklardan başlayarak tıkanıklığa yol açar ve uzuvların kesilmesi gerekir.
  • Vücutta yorgunluk, uykusuzluk hali, stres, gerilim, performansta düşme ve reflekslerde azalma görülür.
  • Pankreas kanseri riski artar.
  • Hastalık, yara ve ameliyat tedavileri uzun sürer.
  • Kullanılan ilaçları etkisizleştirebilir.
  • Bütçenize yük olur, çevre kirliliğine yol açar, yangınların en önemli sebeplerindendir.
  • Çocuklarınız kanseri önleyen genlerden yoksun hayata gelir.
  • Hamilelerde %10-15 eksik kiloda doğuma ve bebek zeka eksikliğiyle doğar.
  • Çevrenizdekileri de bu zararları verirsiniz. Çocuğunuzun sigaraya başlama oranı daha fazladır.

Kategoriler
SAGLIK

Hastalık Belirtileri ve Nedenleri

Bazen belirtilerini bilmediğimiz hastalıklara tutulur ve hasalığın varlığını dahi bilmeyiz. Bu durum o hastalığın ilerleyerek ciddi bir soruna dönüşene kadar sürer. Bu nedenle en çok yakalanılan hastalıkları uzmanportal olarak sizler için derledik:

TIRNAK MANTARI: Bulaşıcılığı olan bir hastalıktır. Sıklıkla ayak tırnaklarında görülmesi çevreden ayağa daha kolay bulaşmasına bağlıdır. Dar veya iyi oturmayan ayakkabılarda mekanik basıya bağlı ayaklardaki kan dolaşımının bozulması ile dokulardaki beslenme bozukluğu, ve iyi hava almayan çoraplar veya ayakkabıların giyilmesi ile terlemenin artması ayak tırnak mantarının başlıca zemin hazırlayıcı nedenleridir.

HASTALIĞIN BELİRTİLERİ: Tırnak altında veya çevredeki deride kızarıklık, şişlik ve ağrı belirtileri ile seyreden enfeksiyon, tırnak kalınlaştırır, alttaki tırnak yatağından ayrılır, kırılgan ve gözenekli hale gelir. Beraberinde çevredeki deri de etkilenir.

KRONİK APANDİSİT: Kronik apandisit, apandisin uzun süren ve tedavi edilmeden iyileşme olasılığı bulunmayan iltihabıdır. Ama önceden kısaca değinildiği gibi kronik apandisit tanısı çoğu zaman yanlış konur ve bu tanı konan hastaların apandislerinin ameliyat sırasında tümüyle sağlıklı olduğu görülür

HASTALIĞIN BELİRTİLERİ: Sağ kasıkta duyulan ağrılar şiddetli olmasa da, hastayı işinden alıkoyacak kadar sıkıntı verebilir. Ağrı genellikle aşırı güç harcama, ağır ya da bağırsaklara dokunabilecek bir yemek, rahatsız edici uzun bir yolculuk ya da inatçı kabızlık gibi durumlardan sonra görülür. Ağrıya bulantı, öğürme, bazen kusma, iştahsızlık, genel kırıklık ve kabızlık eşlik edebilir. Eğer iltihap yakın organlara da yayılmışsa ateş hafifçe yükselebilir.

REFLÜ: Çeşitli sebeplerden dolayı mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasına reflü denir. Bu durum uzun süre devam ederse, asitli olan mide içeriği yemek borusunu tahriş eder. Yemek borusu kendini mide asidinden koruyamaz hale gelir.

HASTALIĞIN BELİRTİLERİ: Mide yanması en çok şikâyet edilen rahatsızlıktır. Mide içeriğinin yukarı çıktığını hissetmek, göğüs bölgesinde yanma, ağza acı suyun gelmesi, kalp çarpıntısı, rahatsız edici mide şişkinliği, öksürme.

ROMATİZMA: Vücudumuzun hareketini sağlayan kas ve iskelet sistemimizde şişlik, ağrı, hareket sınırlamasına yol açan, iç organlarımızda çeşitli rahatsızlıklara neden olan hastalıklara romatizma denir. Romatizma tek bir hastalık değildir. 200′den fazla çeşidi vardır.

HASTALIĞIN BELİRTİLERİ: Genelde ağrı, şişlik, hareket sınırlanması, sakatlık, şekil bozukluğu, kalp sorunları, gözde oluşan bulgular, sinir sisteminde görülen değişiklikler gibi belirtiler vardır. Eklemde ise iltihapla beraber kızarıklık ve şişlik görülür. Sonuç olarak hareket kısıtlığı, eklem yapısının bozulması (kireçlenme) ortaya çıkar. Bu durum sıklıkla diz ve kalçada oluşur. Nemli ve sıcak hava hastayı rahatsız eder.

ZONA: Zona olarak da bilinen Herpes Zoster su çiçeği virüsünün yaptığı bir enfeksiyondur.

HASTALIĞIN BELİRTİLERİ: Derinin belirli bir bölgesinde yanma batma tarzında ağrı ve duyarlılık artışıdır. Bu ağrı döküntünün gelişmesinden 2-3 gün önce döküntü alanında başlar. Bu arada baş ağrısı ve ateş olabilir. Bu alanda daha sonra kızarıklık ve şeffaf su kabarcıkları gruplar halinde oluşur.

KEMİK ERİMESİ: Düşük kemik yoğunluğuna bağlı olarak kemik direncinin azalması ve kırılma riskinin artması olarak tanımlanan kemik erimesi hastalığı (Osteoporoz) günümüzün en çok görülen kemik hastalıklarından biridir.

HASTALIĞIN BELİRTİLERİ: Hastalar çoğunlukla sırt, bel ağrıları gibi şikâyetlerle doktora başvururlar. Hatta ilk kırık meydana gelinceye dek herhangi bir bulgu vermeyebilir. İlk omurga kırığından sonra yeni bir kırık olma olasılığı 5 kat artar.

KANSIZLIK (ANEMİ): Anemi olarak da adlandırılan kansızlık hastalığı, uzun yıllardır dünyada ve ülkemizde en çok karşılaşılan kan hastalığı olma özelliğini korumaktadır. Ülkemizde karşılaşılan anemi vakalarının en büyük nedeni demir eksikliğidir.

HASTALIĞIN BELİRTİLERİ: Baş dönmesi, kulak çınlaması, ağız kenarında çatlaklar, tırnakların kaşık şeklini alması, çatlaklar oluşması, dilde kızarma, çatlak ve kabarcık oluşumu, ağrılı yutma.

DEPRESYON: Kişinin sosyal işlevlerini ve günlük yaşama dair etkinliklerini rahatsız edecek, bozacak dereceye ulaşmış üzüntü durumudur.

HASTALIĞIN BELİRTİLERİ: Kendini üzüntülü, değersiz, umutsuz, çaresiz, hissetme, içinde boşluk duygusu olması, karar verme güçlüğü, konsantrasyon zorluğu, bellek bozukluğu, Daha önce zevk alınan iş ve aktiviteleden zevk alamama, işte, okulda, aile ve arkadaş arasında sorunların ortaya çıkması, diğer insanlardan uzaklaşma ve yalnız kalma isteği, enerji azlığı, yorgunluk hissi ve çabuk sinirlenme, uyku bozukluğu, yeme bozukluğu, nedeni belli olmayan baş, boyun, sırt ağrısı gibi vücudun değişik yerlerinde sürekli ağrılar hissetme.

BEHÇET HASTALIĞI: Behçet sendromu ya da Behçet hastalığı (BS), tekrarlayan oral (ağız) ve genital (cinsel organlar) ülserlerle, göz, deri, eklem, damar ve sinir sistemi tutulumuyla giden, nedeni bilinmeyen bir damar iltihabıdır. BS, 1937 yılında bir Türk doktoru olan Prof. Dr. Hulusi Behçet tarafından tanımlanmıştır.

HASTALIĞIN BELİRTİLERİ: Ağızda tekrarlayan aftlar, cinsel organ çevresinde yaralar ve yara izleri, değişik deri lezyonları vardır, ayak bileği, diz, el bileği ve dirsek eklemleri etkilenir, gözler sendromun başlangıcından sonraki ilk 3 yıl içinde tutulur, bağırsak incelemesinde ülserler görülebilir.

KURDEŞEN: Kurdeşen hastalığı, tıptaki adıyla Ürtiker, ciltte aniden başlayan alerjik bir deri hastalığıdır.

HASTALIĞIN BELİRTİLERİ: Deride pembe kızarıklıklar, ciltte 1 ile 10 cm arası döküntüler, kısa zamanda şişliğe dönen cilt kızarıklıkları.

SİNÜZİT: Burun çevresindeki sinüs adı verilen boşlukların iltihaplanmasına sinüzit adı verilir.

HASTALIĞIN BELİRTİLERİ: Burun tıkanıklığı, genize doğru sarı yeşil bir akıntı, baş ağrısı, nadir olarak ateş görülür.

BOĞMACA: Boğmaca akut ve çok bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığıdır. En tipik özellikleri solunum yollarında nezle ve üst Üste gelen öksürük nöbetleridir.

HASTALIĞIN BELİRTİLERİ: Hapşırma, burunda tıkanıklık ve tahriş olması, iştahsızlık, kırıklık, kuru öksürük, arkasından patlayan öksürükler, nefes alma zorluğu ve moraran dudaklar.

PANİK ATAK: Aniden ortaya çıkan yoğun korku, sıkıntı ve endişe nöbetidir. Bu nöbet şiddetli olarak genellikle 10-30 dakika arası sürer ve sonra yavaş yavaş şiddeti düşer.

HASTALIĞIN BELİRTİLERİ: Nefes darlığı, ölüm korkusu, çarpıntı, kalp nabzın hissedilmesi, aniden ortaya çıkan sıkıntı, baş dönmesi, bayılacakmış gibi olma, göğüste daralma, çıldırma korkusu, kontrolün kaybedileceği korkusu, karın bölgesinde gerginlik ya da bulantı, tehlikeli bir hastalığı olduğu hissine kapılma, ellerde, ayaklarda terleme, uyuşma, karıncalanma, üşüme ya da ateş basması

MENİSKÜS YIRTIĞI: Menisküs dokusu, ani dönme hareketleri başta olmak üzere, dizdeki travmalar sonucu yırtılabilmektedir. Bu tahribat daha çok sporcularda görüldüğü için menisküs yırtığı bir sporcu hastalığı olarak görülmektedir. Ancak menisküs rahatsızlıkları sadece sporcularda değil, dizini herhangi bir şekilde zorlamış hemen hemen herkeste görülebilir.

HASTALIĞIN BELİRTİLERİ: Hastalık, kendini, yürümede zorluklar, dizde genel bir ağrı olarak göstermektedir. Ağrı ve şişlik, eklemin hareket açıklığında azalma, diz içinde sıvı birikmesi, dizde sıvı akışı hissi.

AIDS: HIV nedeniyle insanlarda bağışıklık sisteminin çökmesine neden olan bulaşıcı bir hastalık.

HASTALIĞIN BELİRTİLERİ: Fiziksel ve zihinsel aktiviteleri etkileyen, sebebi açıklanamayan aşırı bir yorgunluk, zayıflama yada diyet gibi herhangi bir aktivite söz konusu olmadan iki aydan kısa bir sürede 7-10 kilo kaybı, birkaç haftanın sonunda ateşin açıklanamayacak bir şekilde 39 derecenin üstüne çıkması, uyku sırasında kişinin üstünü sırılsıklam edecek derecede terleme, sebebi bilinmeyen bir şekilde vücuttaki salgı bezlerinin kabarması, dilin üzerinde ve ağız içinde beyaz noktalar yada lekelerin oluşması, ısrarla devam eden ishal, herhangi bir solunum enfeksiyonuyla meydana gelen ve çok uzun süren kuru öksürük, özellikle öksürükle birlikte oluşan nefes darlığı, deri üstünde ya da altında oluşan kat kat, yada yükselen bir şekilde leke ve şişliklerin meydana gelmesi. Başlangıçta çürükmüş gibi algılanabilir fakat bunlar zamanla kaybolmazlar ve genellikle etraflarındaki derilerden çok daha serttirler.

Kategoriler
SAGLIK

Sinüzit Nedir,Belirtileri Nelerdir,Kaç Çeşittir,Zararları,Korunma Yolları,Tedavisi ve Ameliyatı

Burun çevresindeki sinüs adı verilen boşlukların iltihaplanmasına sinüzit adı verilir. Sinüsler burnun her iki yanında ve 4 ayrı isimde bulunurlar. Burnun hemen yan taraflarında bulunan ve sinüslerin en büyüğü olan sinüs maksiller sinüs’ tür. Bunun dışında burnun üst tarafında, alın kemiği içide bulunan sinüse frontal sinüs, burnun arka ve üst tarafında bulunan ve orta hatta tek olan sinüse sfenoid sinüs denir.

Ayrıca burnun yan ve üst taraflarında bir çok küçük boşluktan ibaret bölümlere de etmoid sinüs denir. Bütün bu sinüsler bir delik aracılığı ile burun içine açılırlar. Buruna açılan bu delikler sinüslerin havalanmasını da sağlarlar.

Sinüsler Ne İşe Yarar: Aslında bu sinüslerin fonksiyonları tam olarak aydınlatılmış değildir. Ancak sesin resonansının sağlanması, solunum havasının nemlendirilmesi ve ısıtılması ile zararlı partiküllerin tutulması gibi görevleri vardır. Ayrıca baş ağırlığının azaltılması işine de yararlar. Bütün sinüslerin içini döşeyen mukoza hergün belli oranda salgı yaparlar. Bu salgılar burun içine dökülerek oradan da boğaz ve mideye giderler.

Sinüsler Herkeste Var mıdır : Her erişkinde sinüs mutlaka vardır. Ancak sinüslerin gelişimi zaman alır. Doğumda sadece maksiller ve etmoid sinüsler mevcuttur. Onlarda filmlerde bile görülemeyecek kadar küçüktürler. Maksiller sinüs 3 yaşında anlamlı büyüklüğe gelir ve ancak puberte çağında erişkindeki boyutuna ulaşır. Frontal sinüs doğumda yoktur. 6 yaşında filmlerde görülebilecek boyuta gelir. Yine puberte çağında erişkin boyutuna ulaşır. Etmoid sinüsler doğumda var olmasına rağmen giderek büyür ve 12 yaş civarında erişkindeki boyutuna ulaşır. Sfenoid sinüs doğumda yoktur. 5 yaşından itibaren gelişimi hızlanır ve puberte çağında erişkin boyutuna ulaşır. Sinüslerin büyüklüğü kişiye göre değişir. Frontal sinüsün hiç olmaması seyrek görülen bir durum değildir.

Sinüsler Nasıl İltihaplanır: Burun ve sinüsler; bakteri ve virüslerin sık sık yerleşip iltihap yaptığı bölgelerdir. Bu bölgelerde her zaman iltihaba yol açacak bakteri ve virüs bulunur ancak normal çalışan bir sinüste iltihap her zaman olmaz. Eğer sinüsün normal çalışmasına engel olacak bir durum varsa kolaylıkla sinüs iltihabı (sinüzit) gelişir. Bakteri ve virüs dışında nadiren de olsa mantarlar da iltihap yaparlar. Sinüzit en çok nezle, grip gibi üst solunum yolu infeksiyonları sonrası gelişir. Bu tür infeksiyonlarda sinüslerin burun içine açılan delikleri ödem nedeniyle kapanır ve sinüs salgıları burun içine boşalamaz. Ayrıca sinüslerin havalanması da bozulur. Bu durumda sinüs içerisinde kolayca iltihap gelişir. Bunun dışında sinüs ağızlarını tıkayan alerji, burunda kemik eğriliği, et büyümesi, yabancı cisim, geniz eti gibi durumlar da sinüzit gelişmesini kolaylaştırır. Vücut direnci başka sebeplerle düşük olan kişiler daha kolay sinüzit geçirirler.

Kaç Tür Sinüzit Vardır: Sinüzit genel olarak akut ve kronik (müzmin) olarak ikiye ayrılır. Akut sinüzit yeni oluşan sinüzit anlamına gelir. Uygun tedavi edildiğinde tamamen iyileşir. Ancak kronik sinüzit sinüslerde sürekli bir iltihap anlamına gelir ve tedavisi de zordur. Birçok kez ameliyat gerektirir.

Sinüzitin Belirtileri Nelerdir: Akut ve kronik sinüzitin belirtileri biribirinden farklıdır. Akut sinüzitte şikayetler daha şiddetlidir. Hastayı en çok rahatsız eden şikayetlerden biri ağrıdır. Bu hangi sinüsün iltihaplandığına göre baş ağrısı, yüz ağrısı, göz çevresinde ağrı şeklinde olur. Genellikle öne doğru eğilmekle artar. Ayrıca burun tıkanıklığı, burun akıntısı, koku duyusunda azalma, geniz akıntısı, ateş, çene ve dişlerde ağrı, ağız kokusu, burun kanaması, göz kapakları ve yüzde şişme gibi belirtiler olur. Öksürük hem akut hem de kronik sinüzitin belirtisidir. Kronik sinüzitte şikayetler daha uzun süreli olmasına rağmen daha hafiftir. Ağrı daha seyrek hatta bazen yoktur. Hastayı en çok geniz akıntısı ve buna bağlı boğaz ağrısı ve öksürük rahatsız eder. Bunun dışında yine burun tıkanıklığı, yüzde dolgunluk hissi ve ağız kokusu olur. Kronik sinüziti olan hastalar bazen akut dönemler yaşayabilirler.

Muayenede Ne Görülür: Sinüzitli bir hastanın muayenesinde en çok görülen bulgu, burun içinde iltihaplı akıntı, ödem, boğaza doğru akıntı ve yüzde hassasiyettir. Bu gibi bulguların görüldüğü ve sinüzitten şüphelenilen hastalara uygun tetkikler yapılır. Ancak hastanın muayenesinde çok belirgin bir bulgu olmadan da sinüzit olabileceği akılda tutulmalıdır.

Teşhis Nasıl Konur:Hastanın şikayetleri ve muayene bulgularına göre sinüzit düşünülse bile kesin teşhis radyolojik olarak yani çekilen filmlerle konur. Bunun için en çok çekilen film Waters filmi denilen ve daha çok maksiller sinüsü inceleyen bir filmdir. Diğer sinüsler içinde değişik açıdan çekilen filmler vardır. Ancak bu çekilen normal filmler pratikte faydalı olmasına rağmen yanılma payları az değildir. Bu amaçla özellikle tedaviye cevap vermeyen veya ameliyat düşünülen hastalarda mutlaka bilgisayarlı tomografi çekilmelidir. Bilgisayarlı tomografi burun içi ve sinüsler hakkında bize çok faydalı bilgiler vermektedir.

 

Sinüzitin Ne Gibi Tehlikeleri Vardır: Sinüzit uygun antibiyotik ve yardımcı ilaçlarla veya gerektiğinde ameliyatla tedavi edildiğinde ciddi problemlere yol açmayan bir hastalıktır. Ancak iltihabın yayılmasına bağlı bazı komplikasyonlar gelişebilir. Bunlardan en önemlileri iltihabın göz çukuru içine yayılması ve körlüğe kadar gidebilen hastalıklar, beyin zarına veya beyin içine yayılarak abse oluşması, iltihabın sinüs içinde abseleşmesi ve kemik iltihabı sayılabilir. Bu tür durumlar oluştuğunda tedavi daha ciddi yapılmalıdır ve ilaç tedavisiyle birlikte ameliyat gerektirir

Nasıl Korunabilirim: Hastaların sinüzit olmamak veya olunursa kolay tedavi edilebilmek için dikkat edebilecekleri birkaç şey vardır. Bunun için soğukta kalmamak, saçların ıslak kalmaması, yaşadıkları ortamın nemi ve ısısının uygun olması, sigaranın dumanında dahi kalınmaması,alerjiye yol açabilecek toz, duman veya diğer irritan maddelerden uzak kalınması gibi önlemler alınabilir.

Nasıl Tedavi Edilir: Sinüzit tedavisinde amaç bakterilerin yok edilmesi ve sinüslerin buruna açılan deliklerinin açılmasını sağlamaktır. Bu delikler açılmazsa sinüs iltihapları yok edilemez. Bakterilerin yok edilmesi olur. En çok sinüzite sebep olan bakteriler hesaba katılarak antibiyotik seçilir. Antibiyotik seçimi için kültür ve antibiyogram yapılması çok seyrek başvurulan bir yöntemdir. Antibiyotik tedavisi en az 10 gün hatta bazen 15-20 gün sürmelidir. Bunun dışında sinüs deliklerinin açılması için amaçlı kullanılan tablet ya da spreyler, ağrı kesiciler ve sinüzite yardımcı olan alerji gibi durumlar varsa bunlara uygun ilaçlar verilir. Dekonjestan spreyler 5 günden fazla kullanılmamalıdır. İlaçlara cevap alınmayan durumlarda sinüziti kolaylaştıran başka faktörlerin varlığı araştırılır ve uygun şekilde tedavi edilir. Ancak bazen ameliyat gerekebilir. Kronik sinüzitlerde de yine önce ilaç tedavisi uygulanabilir. Ancak sık sık alerji ya da kemik veya et gibi bir anatomik problem olduğu için ameliyatla tedavi gerekli olmaktadır.

Hangi Durumlarda Ameliyat Gerekli Olur: Akut sinüzitler genellikle ilaç tedavisine yanıt verdikleri için ameliyata nadiren ihtiyaç duyulur. Ancak kronik sinüzitlerde, burunda et veya kemik eğriliği bulunması gibi durumlarda ya da komplikasyon gelişen vakalarda sinüzit ameliyatı gerekir.

Ameliyat Nasıl Yapılır: Sinüzit için yapılan ameliyatlar son yıllarda çok ilerlemiştir. Bu ilerlemenin en önemli sebebi endoskop denilen ve burun içine sokulan bir kamera aracılığı ile monitörden ameliyat yapmaya imkan veren cihazların kullanılmaya başlanmasıdır. Endoskopik yöntemle (görüntülü muayene ve ameliyat) hem burun içi gibi dar ve karanlık bir yerde çalışmak kolaylaşmaktadır hem de sinüzite yol açan asıl faktör düzeltilip diğer sağlam bölgelere dokunulmamaktadır. Bu ameliyat hem lokal hem de genel anestezi ile yapılabilir. Ameliyatta en önemli amaç, sinüz ağızlarının açılmasını sağlamak ve sinüslerin içini temizlemektir. Genellikle sadece burun içinden girmek yeterlidir. Bazen maksiller sinüse girmek için dudak altından çalışmak gerekebilir. Bu yöntemle burun içindeki et, kemik eğriliği gibi diğer hastalıklar da tedavi edilebilmektedir. Ameliyattan sonra hekimin tercihine göre burun içine tampon konabilir.

 

Ameliyatın Ne Gibi Komplikasyonları Vardır : Anestezi komplikasyonları dışında endoskopik ameliyatta en sık görülen problem kanamadır. Bu bazen cerrahın çalışmasını engelleyecek kadar şiddetli olur ve ameliyatta asıl amaç kanamayı durdurmak haline gelir. Bunun dışında burun ve sinüslerin çevresinde önemli organlar bulunduğu için ciddi komplikasyonlar gelişebilir. Bunlar arasında göz çukuru içine girilerek göz küresi ve sinirinin zedelenmesi, beyin zarının delinerek beyin sıvısının burun içine akması, beyine giden büyük damarların yaralanması, beyin absesi gibi ciddi problemlerin yanı sıra bazı küçük ve daha sonra tedavi edilebilen komplikasyonlar da vardır.

Ameliyattan Sonra Nelere Dikkat Etmeliyim : Endoskopik yöntemle yapılan ameliyattan sonra en önemli konu pansumanların uygun yapılmasıdır. Sinüzit ameliyatında pansuman burun içinin uygun şekilde temizlenmesi anlamına gelir. Bunun için başlangıçta birkaç günde bir daha sonra daha seyrek olarak doktorunuza gitmeniz gerekecektir. Kaç günde bir temizlenmesi gerektiği ameliyatın seyrine ve doktorun tercihine göre değişir. Doktorunuz her pansumandan sonra bir sonraki görüşme zamanını söyleyecektir. Hasta kendisi burun içini serum fizyolojikle yıkayarak yapışma ve birikintileri önlemeye çalışabilir.

Ameliyattan Sonra Sinüzitim Tekrarlar mı : Endoskopik yöntemle ameliyat yapılmaya başlandıktan sonra sinüzitin tekrarlama oranı son derece düşmüştür. Ancak yine de özellikle alerjinin rol oynadığı sinüzitlerde tekrar problem oluşması görülebilir. Alerji toplumumuzda sanıldığından çok daha sık görülmektedir.

Alıntıdır.

Kategoriler
SAGLIK

Ayak Masajı, Refleksoloji, Tay Masajı Nedir?

ayak_haritasiÇağımızın sorunu olan strese modern tıbbın henüz çare bulamaması manidardır. Malum genelde stresin kaynağı modern dünyanın nimetleri olurken bu nimetlerin yan etkisi olarak günlük yaşamımızda stresin yoğunluğu artmıştır. Bu nedenle birçok kişi strese çare olarak altarnatif tıbba yönelirken, stres tedavisinin yanısıra altarnatif tıp birçok rahatsızlığa çare oluyor. Fiziksel, duygusal ve zihinsel bütünlüğü sağlamak. Modern yaşamın yorgunluğuna karşı vücuda enerji kazandırmak. Güçlenmek, stresten arınmak, kas ağrılarını gidermek… Bütün bunlar için tüm dünya hızlafarklı masaj tekniklerine dönüyor. Ancak masaj, doğru yapıldığında faydalı.

Refleksoloji, bugün destekleyici ya da tamamlayıcı tedavi dediğimiz tedaviler arasında yer almaktadır.

Refleksoloji sinir noktalarını belirli tekniklerle uyarmanın ortaya elektrokimyasal mesajları çıkardığını bununda nöronların yardımı ile ilgili organı uyardığını savunur.

Bunun yanısıra psikolojide özellikle panik atak ve depresyon hastalığının tedavisinde destekleyici olarak uygulanmakta olup, başta Rusya ve Amerika’daki engelliler üzerinde özellikle otistik ve spastik engelli çocuklar ile felçli hastalar olmak üzere birçok engel grubunda ciddi gelişmelerin ortaya çıkması sebep olmuştur.

Ayak ve el refleksolojisi belli noktaların manuel uyarılarak vücuttaki sinirlerin ve kan dolaşımının uyarılmasıdır. En yaygın uygulanan ise ayak refleksolojisidir. Stres belkide günümüz insanlarının karşılaştığı en temel sorundur. Bu sorunun sinir sistemimiz üzerindeki etkisi son yıllarda yapılan araştırmalarla kanıtlanmış olup günlük hayatta yaşadığımız birçok sorun buna dayalıdır. Stres kan dolaşımını yavaşlatır refleksoloji ise kan dolaşımını hızlandırarak vücudun besin almasını ve toksin atımını hızlandırır. Refleksoloji yaptıranların bağışıklık sistemlerinin daha iyi çalıştığı özellikle kışın yaşanılan soğuk algınlığı ve grip tarzı hastalıklara daha dirençli oldukları araştırmalarla ve yaptığımız çalışmalarla sabittir. Düzenli refleksoloji yaptıran hastalarımızın bu tip deneyimlerini bize aktarmaları bizim için sürpriz değildir. Aslında bu arada bir başka yorumuda refleksolojiyi tanımlarken anlatmakta fayda var. Enerjinin bloke olduğunu temelde de hastalıkların bu sebeple çıktığını söyleyen yorumlarda tıpkı tıkalı bir kanalın açılıp normal seyrine kavuşan bir kanal gibi anlatan bir yorum.

Günümüzde hastalıkların büyük bir çoğunluğu strese bağlı gelişiyor. Üzüntü, korku, endişe ve benzeri olumsuz duygu ile düşünceler bedende dengesizlikler yaratıyor. Dengesini yitirmiş bir beden de doğal olarak verimli çalışamıyor. İnsan bedeninin randımanlı çalışması için enerji akımının kesintisiz olması şart! İşte, Tay ayak masajı bu noktada devreye giriyor ve bedende serbest enerji akışını sağlıyor.

Tayland’ı ziyaret eden herkesin dikkatini çekmiştir masaj salonları, özellikle sokaklara kadar taşan ayak masajı yapılan irili ufaklı dükkanlar. Bangkok, Tay masajının merkezi haline gelmiştir, uçaktan iner inmez havaalanında başlayabilir masaj maceranız. Otelinizin içinde, yol boyunca, alışveriş merkezlerinde, sahilde, ana sokaklar, ara sokaklarda kısaca heryerde özellikle ayak masajı yapılan mekanlar ve masaj yaptıran insanlarla doludur.

Ayak masajı, beden masajına göre daha kolay ve kısa zamanda yapılır ve tüm vücut masajı kadar etkindir.

Geleneksel Tay tıbbı, Ayurveda ve geleneksel Çin tıbbının mükemmel bir karışımıdır. Tay tıbbı, Ayurvedanın tridoshalarından marma noktalarına, beslenmeden, yogaya, hareket ve masajdan Hinduizme, Çin tıbbınında elementlerinden, yin ve yanga, meridyenlerden, bitkisel ilaca kadar uzanır. Tay ayak masajı vücut masajıyla geleneksel Tay tıbbının hareket bölümünü oluşturur. Şifa için masajın önemi doğu anlayışı ve yaşam biçiminde çok yaygındır. Dokunmanın iyileştirici gücü, enerji merkezleri ve hatlarının kullanımı, şifalı yağ karışımları ve belli ovma hareketleriyle Tay ayak masajı çok özel ve eşsizdir.

Refleksoloji nedir?
Refleksoloji’yi,“ Ayaklar bedenin aynasıdır” sözüyle özetleyebiliriz. Daha geniş anlamda Refleksoloji, ayaklara uygulanan özel ovma hareketleriyle vucudun belli bölgelerinde bloke olmuş enerjiyi çözerek, bedenin kendi kendisini iyileştirme gücünü harekete geçirmesi olarak tanımlanabilir. Refleksoloji ‘denge’ sağlayan bir terapidir. Refleksoloji Terapisi kişinin kendisini, fiziksel, duygusal ve ruhsal bakımdan iyi hissetmesini sağlar ve kişiye doğal dengesini kazandırır.

Nasıl uygulanır?
Refleksoloji, bedenin tüm bölgelerine, organlarına ve sistemlerine karşılık gelen refleks noktalarının ayaklarda olduğu ve bu noktaların beden anatomisinin aynası olduğu prensibine dayanan bir sanattır. Refleksoloji, özel el ve parmak teknikleriyle bu refleks noktalarına baskı ve ovma yoluyla uygulanır.

Refleksoloji yeni bir terapi midir? Tarihçesi ne kadar eskidir?
Refleksoloji’nin tarihi 5000 yıl öncesine, Mısır Firavunlarına kadar uzanmaktadır. Tarihte Refleksoloji’nin Hindistan’da, Japonya’da, Çin’de ve Amerika’nın yerli Kızılderili medeniyetlerinde bilindiği kaydedilir. Refleksoloji’yi çok sonra, 1900’lü yıllarda, Dr. William Fitzgerald yeniden keşfedecektir. Dr. Fitzgerald Refleksoloji’yi, bir ağrı kesme yöntemi olarak kullanmıştır. Zamanla, Amerika kıtasından dünyanın dört bir köşesine yayılan Refleksoloji, ayaklardaki belli refleks noktalarının bulunmasıyla yavaş yavaş bugünkü şeklini almaya başlamıştır.

Refleksoloji ne gibi sıkıntılara iyi gelir?
Refleksoloji, hem (hastalıktan) “koruyucu sağlık” hem de belli sıkıntıların hafifletilmesi açısından uygulanabilir. Refleksoloji aşağıdakiler de dahil pek çok durumda yardımcı olabilir:

  • Stres, Yorgunluk, Uykusuzluk, Migren, Başağrısı
  • Kadın hastalıkları, Menopoz, Regl sorunları
  • Kabızlık, Hazımsızlık, Sırt ağrısı, Romatizma, Siyatik, Eklem iltihaplanmaları, Sinüzit, Astım, Prostat sorunları

ipekcaldemir.com
reflektoloji.org