2016 KPSS Önlisans ve Ortaöğretim Sınavı Tarihleri Güncel

ÖnLisans ve Lise mezunlarının Ekim ayında katılacakları 2016 KPSS sınavı tarihleri güncellendi. ÖSYM den yapılan açıklamaya göre daha önce 22.10.2016 tarihinde yapılacağı duyurulan Kamu Personel Seçme Sınavının Okumaya devam et “2016 KPSS Önlisans ve Ortaöğretim Sınavı Tarihleri Güncel”

Lise Kayıtları Ne Zaman Yapılıyor? Kayıtlar için Hangi Belgeler Gerekli?

Düz lise ve Anadolu liselerin kayıtları 12 Ağustos ile 16 ağustos tarihleri arasında yapılıyor. Kayıt için ise ; Kazandığına dair çıktı ve Öğrenci ile birlikte velinin nüfus cüzdanı fotokopileri yeterli olacaktır.

Türkiyedeki Sikorsky Helikopterler


Türkiyede daha çok kara havacılığında kullanılan Siokrsky helikopterleri aslında yeni bir teknoloji ürünü değil. İlk uçuşunu 1974 yılında yapan Helikopter 1979 yılında hizmete girmiştir. Halen aralarında Türkiye’nin de bulunduğu ABD, Arjantin, Avustralya, Avusturya, Bahreyn, Brezilya, Bruney, Çin, Fas, Filipinler, Güney Kore, İsrail, Japonya, Kolombiya, Malezya, Meksika, Mısır, Suudi Arabistan ve Tayland da kullanılmaya devam ediyor. Helikopterin en büyük özelliki çok amaçlı kullanılabilir olması.Sikorsky UH-60 Kara Şahin, birçok görevde kullanılır. 11 tam teçhizatlı askeri veya 1.170 kg yükü taşıyabilir. Ayrıca halatla 4.050 kg yükü çekebilir. Kara Şahinler yangın söndürme, kurtarma ve ambulans olarak da kullanılabilir.
Maliyeti yaklaşık 6.5 milyon amerikan dolarıdır.

Türk Silahlı Kuvvetleri Envanter Kayıtlarına Göre
Mart 2009 itibariyle:

S-70A28D Blackhawk Helimod I: 8
S-70D28 Blackhawk: 49 (4 ambulans, 5 SAR)
S-70A17 Blackhawk: 3 (1 VIP)
S-70A28Y Blackhawk: 4 (Yarasa Ozel Kuvvetler CSAR)
S-70A28 Blackhawk: 4 (Ozel Kuvvetler CSAR)
S-70D28 Blackhawk: 2 (Ozel Kuvvetler CSAR)

ayrıca Jandarma Kuvvetlerine bağlı

S-70A28 Blackhawk Helimod III: 21
S-70A28D Blackhawk Helimod I: 5
S-70A17 Blackhawk Helimod III: 2

toplamda 98 adet Sikorsky helikopter bulunmaktadır.

Notaların Tarihi, Nezaman Bulunmuştur?

Müzikteki matematiksel gizemi keşfederek
yazıya dökmenin ilk temeli Pisagor (Pythagoras, M.Ö. 530-450) tarafından
atılmıştır. Biz kendisini okul sıralarından o meşhur dik üçgen teoremi ile
hatırlarız ama Pisagor günümüzde ulaştığımız bilim seviyesinin babasıdır. O
kendi devrine kadar gelişmiş bütün çalışmaları bir disiplin altında toplamış,
geometri, aritmetik, astronomi, coğrafya, müzik ve tabiat bilgisi olarak ayrı
ayrı bilim dalları yaratmıştır.

Pisagor bilimi, bilim için düşünüyor, bilimin uygulamaları onu
ilgilendirmiyordu. Bu nedenle ‘bilgi seven’ anlamındaki ‘filozof sözcüğünü ilk
olarak o kullanmıştır. Pisagor tüm evrenin sayılar ve aralarındaki ilişkilere
göre kurulduğuna inanıyordu.

Pisagor’un müziğin içindeki matematiği bir demirci dükkanının önünden geçerken
keşfettiği rivayet edilir. Demirci ustasının, demir döverken kullandığı aletlere
göre değişik sesler çıkarması Pisagor’un ilgisini çekmiş, dükkanı kapattırarak
ustaya çeşitli aletler kullandırmış, çıkan sesleri incelemiş ve kayıtlar almış.

Batı müziği 9. yüzyılın başına kadar notalamadan habersizdi. Eserler kulak
yoluyla kuşaktan kuşağa aktarılıyor, bu arada değişime uğruyor, zamanla
unutulabiliyordu. 9. yüzyılın ikinci yarısında ilk notalama sistemi ortaya
çıktı.

Arezzo’lu Guido’nun (Gui d’Arezzo) notalama sisteminin seslerin yüksekliğini
kesin olarak belirtmeye başlamasıyla büyük bir ilerleme kaydedildi. 11. yüzyılda
notaların üzerine dizildiği beş çizgiden oluşan “porte”nin kullanılmasıyla
notaların yüksekliği (do, re, mi,….) ve süresi (birlik, ikilik, dörtlük,….)
kesin biçimde belirlenebilir hale geldi.

Aslında müziğin dört parametresi vardır: Yükseklik, süre, şiddet ve tını.
Bunlardan ilk ikisi zamanla genel kabul gören bir takım işaretler sayesinde
kağıt üzerine dökülebilmiş, şiddet ve tını ise notanın yanında ek kelimelerle
belirtilmişler ve kısmen de yoruma açık bırakılmışlardır.

Çeşitli sesleri belirtmek ve bunların birbirlerine karışmasını önlemek için
sesleri temsil eden notalara özel isimler verildi. Do, re, mi, fa, sol, la, si.
İngilizce’de ve Almanca’da ise notalar harflerle gösterildi(C=do, D=re, E=mi,
F=fa, G=sol, A=la, B=si-ing.-, H=si-alm.-).

Nota isimlerinden ‘do’nun önceki ismi ‘ut’ idi. Sesli harfle başlayan bu isim,
notaları sırayla söylerken tutukluk yaptırdığından 12. yüzyılda ‘do’ olarak
değiştirildi. Almanya ve bazı ülkelerde ‘ut’ hala kullanılır.

‘Si’ hariç diğer notaların isim babası Gui d’Arezzo’dur. Arezzo bu adları Aziz
lohannes Battista ilahesindeki mısraların birinci hecelerinden alarak takmıştır.
Yedinci notanın adı uzun zaman ‘B’ olarak kalmış, sonradan 13. yüzyılda Sanete
lohannes kelimelerinin baş harflerinden meydana gelen ‘si’ adını almıştır.

Notalamanın keşfi ve gelişimi müzik pratiğine olağanüstü bir gelişme ortamı
yaratmıştır. Notalama, icracıyı ezberden kurtararak hem müzik parçalarının
uzamasına hem de çeşitli dönemlere ve ülkelere ait notalanmış eserlerin
katılmasıyla repertuarın zenginleşmesine ve çeşitlenmesine imkan vermiştir. Nota
sayesinde bir müzisyen bilmediği bir müzik parçasını icra edebilmek için tek
başına yeterli bir hale gelmiştir.

Isıya Dayanıklı Borcam Nedir? Çeşitleri ve Fiyatları

Uzmanportal olarak sizler için araştrdık; 19. yüzyılın sonlarına doğru, Otto Friederich Schott, Carl Zeiss ve Ernst Abbe (Almanya) , Jena’da Glastechnische Versuchsanstalt adını verdikleri, cam ürünlerinde uzmanlaşacak bir fabrika kurdular. Fabrika yüksek kalitede mercek, mikroskop, dürbün vb. optik ürünlerle ünlendi. Daha sonra Schott ve Assoceates Jena Glassworks adını alacak ve 1919′dan itibaren de Carl Zeiss vakfının bünyesine katılacaktı. 1884 yılında bu üçlü, ana bileşenler olan boron oksit ve silisyumdan ötürü borosilikat cam olarak bilinen, ısıya ve kimyasal maddeye dayanıklı yeni bir cam çeşidi üretti. Derken 1912′de, Corning Glass’dan J.T. Littleton, Eugene Sullivan ve William Taylor, Almanların borosilikat camını Nonex adlı ısıya dayanıklı cam olarak geliştirdiler; bu ürün önce sadece sanayi amaçlı kullanıldı. Rivayete göre bu camı fırında yemek pişirmekte kullanma düşüncesi 1913 yılında şöyle doğmuş: Corning teknisyenlerinden birinin eşi, Nonex marka bir akümülatör kavanozu içinde kek pişirmiş.

Sonuç olarak firma, evlerde kullanılmak üzere ilk fırına dayanıklı camı geliştirdi. 1915′te Pyrex ticari markası ile piyasaya sürüldü.

Kastilya Ne Demek? Kastilya Neresi? Kastilya Krallığı ve Prensesi İsabella

Kastilya krallığı bugünkü İspanya’nın temallerini atan üç krallıktan biridir. Aynı mazhepten olmalarına karsı Leon, Aragon ve Kastilya krallıkları yıllarca birleşemedi ve aralarında iç çekişmeler yaşadı. Bölgedeki Endülüs müslümanları güç kaybettikçe onlar güçlendi ve bugünkü İspanya yı kurdular. Fakat iç çekişmeler İspanya’da hiç bitmedi. Bugün bile katalanlar ve basklılar haklarını arama iddasıyla ülkede terör estiriyorlar. Gelelim kastilya krallığının tarihine Uzmanportal.com olarak sizler için araştırdık:
Kastilya Krallığı (Castilla), İber Yarımadası’nda eski bir krallık. 1479’da yerini İspanya Krallığı’na bırakmıştır. Şatolar ülkesi anlamına gelen Kastilya adı ilk kez 800 yılında İspanya’nın kuzeyinde yer alan Burgos ilinin kuzeyinde yer alan küçük bir yerleşim bölgesinde duyuldu.

Bölge küçük kontluklar şeklinde yönetiliyordu ve bu kontlar Asturya ve Leon krallıkları tarafından atanıyordu. Buranın ilk kontu F. Gonzales kontluğu babadan oğula devredilir hale getirerek Asturya ve Leon’a karşı özerk bir hale geldi. Bu arada Kastilya sınırları Müslüman topraklarına doğru yayılmaya başladı.

Annesi Kastilyalı olan Navara kralı III. Garces 1029’da Kastilya’yı Leon’dan ayırdı. Oğlu Fernando ilk Kastilya kralı olarak taç giydi (1037-65). Katilya 1072’de Leon ile birleştiysede 1157’de ayrıldılar. 1188’de VIII. Alfonso Leon’un üzerinde hakimiyet kurdu. Bu sırada Kastilya toprakları Tajo Irmağı’na kadar ulaştı ve doğuda Aragon Krallığı’na komşu oldu. Leon ilerigelenleri hiçbir zaman Kastilya süzerenliğini kabul etmediler.

En sonunda Kastilya kralı III. Fernando’nun Leon tahtına çıkmasıyla iki krallık birleşti ve güçlü bir Kastilya-Leon Krallığı oluştu. Kastilya’nın Portekiz ilhakı hayalleri (1383-1385) başarısız oldu. 1412’de kral Fernando güçlü ordusu ve ekonomisi sayesinde Aragon tahtına çıktı. 1479 yılında I. İsabel’in Fernando ile evlenmesiyle iki krallık birleşti. Son olarak 1512’de Navara Krallığı’nın ilhak edilmesiyle modern İspanya Krallığı’nın temelleri atılmış oldu.

Sikorsky Helikopter Şirketi Nedir?

İlk modern helikopteri yapan şirket olarak bilinir. Bugünlerde Türkiye ile yaptığı anlaşmalarla adını komuoyuna duyurmuştur. Sikorsky Hava Taşıtı Şirketi, Igor Sikorsky tarafından 1925 yılında hava taşıtları üretmek ve geliştirmek üzere kurulan ABD şirketi. 1942 yılında Igor Sikorsky’nin gelişmiş helikopter tasarımı ile bu alanı domine etti. Geliştirdikleri teknoloji ile helikopter kullanımını güvenli hale getirdiler ve şirket bu sayede dünyanın sayılı havacılık şirketlerinden biri haline geldi.

YSK Nedir? YSK Ne Zaman Kuruldu? YSK Tarihi

Türkiye’nin her seçimin konuşulan YSK 1961 yılında kurulmuş bir kurumdur. Aldığı kararlarla adından çok bahsettiren Yüksek Seçim Kurulu, Türkiye’deki seçimlerin genel yönetim ve denetimini yürüten aynı zamanda Yargıtay ve Danıştay’ın kendi içlerinden çıkardıkları 7 asil üyelerden oluşan seçimlerin yargısal denetimini de sağlayan karma egemen üst yargı merciidir.

YSK, özel kanunlara göre yapılacak milletvekili, il genel meclisi üyeliği,Cumhurbaşkanlığı seçimi, belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği, muhtarlık, ihtiyar meclisi üyeliği, ihtiyar heyeti üyeliği seçimlerinde ve Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların halkoyuna sunulmasında yönetim ve denetim ile yargı denetimini sağlar.

YSK teşkilatlanması; Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğü, İdari ve Mali işler Daire Başkanlığı, İl Seçim Kurulu, İlçe Seçim Kurulu Başkanlıkları ve Seçmen Kütüğü Büroları şeklindedir.

Yüksek Seçim Kurulu Ankara’da , her seçim çevresinde bir il seçim kurulu, her ilçede bir ilçe seçim kurulu ve seçim bölgelerinde konulacak her sandık için bir sandık kurulu bulunur.

Valiler, kaymakamlar, belediye başkanları, muhtarlar ve bütün kamu görevlileri her türlü seçim işleri ve seçmen kütükleri yazımında, seçim kurullarının istediği bilgileri ve belgeleri, gecikmeden, süresinde ve doğru olarak göndermeye mecburdur.

Seçmen kütüğünün kurulması, güncelleştirilmesi ve bundan elde edilecek liste, çizelge ve diğer malzemenin gerekli yerlere ulaştırılması ve dağıtılması için Yüksek Seçim Kurulunca alınacak kararlar bütün kamu kuruluşlarını ve görevlilerini bağlar.

Yüksek Seçim Kurulu yedi asıl ve dört yedek üyeden oluşur. Üyelerin altısı Yargıtay, beşi Danıştay Genel Kurullarınca kendi üyeleri arasından üye tamsayılarının salt çoğunluğunun gizli oyu ile seçilir. Bu üyeler salt çoğunluk ve gizli oyla aralarından bir başkan ve bir başkanvekili seçerler.

Yüksek Seçim Kurulu üyelerinin görev süresi altı yıldır. Süresi biten üyeler yeniden seçilebilir.

Yalovada Tatil, Gezilecek Yerler ve Bilinmesi Gerekenler

İstanbuldaki tatilcilerin gözde mekanlarından biri olan Yalovayı gelin birlikte tanıyalım. Otelleri, tatil köyleri ve eşsiz doğasıyla Yalova tatilciler için mükmmel bir yer. İstanbul’dan sadece bir saat uzaklıkta olan Yalova’da, Atatürk Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü bahçesinde ve deniz kenarında bulunan Yürüyen Köşk, Atatürk’ün 21 Ağustos 1929’da Yalova’ya gelişinde verdiği talimatla, iki katlı, dörtgen planlı, ahşap karkas olarak yapıldı. Atatürk’ün çevreciliğinin en güzel örneklerinden biri olan köşkün hikayesi şöyle:

”Büyük Önder, bir gün köşke geldiğinde bahçıvanı ağacın dallarını kesmeye çalışırken görür. Hemen bahçıvanı yanına çağırarak bunun nedenini sorar. Bahçıvan da ‘Ağacın dalları köşkün duvarına kadar uzamış’ der. Atatürk, bunun üzerine ‘Ağacın dalını kesmeyin, köşkü kaydırın’ emrini verir. Daha sonra 10 Ağustos 1930’da İstanbul’dan getirilen tren rayları kullanılarak bina 4.8 metre kaydırılır ve ağacın dalları kesilmekten kurtarılır. Bina, bu nedenle ‘Yürüyen Köşk’ olarak nitelendirilir.”

İzmit istikametinden kara yoluyla gelindiğinde Yalova’nın son dönemde alternatif turizm anlamında atılım yapmasını sağlayan ”Yeşil-Mavi Yol” tabelaları ziyaretçileri karşılıyor. Altınova’dan başlayıp, tüm yarımadayı dolaşarak Armutlu’da tamamlanan 189 kilometre uzunluğundaki seyir yolu, pek çok noktasında tarihi, turistik ve doğal güzellikleri içinde taşıyor.

Hemen tamamında trekking, fotoğraf gezileri gibi etkinliklerle doğa turizmine uygun olan ”Yeşil-Mavi Yol” aynı zamanda Yalova’nın turizm haritasını oluşturur. Yol, dönemin önemli devlet adamlarından olan Osmanlı Sadrazamı Hersekzade Ahmet Paşa’nın adını taşıyan camiden başlar.

Altınova merkezinden araçla birkaç dakika mesafede olan Karadere köyünde ise Osman Gazi’nin Bizanslılarla yaptığı ilk savaşlardan olan Çobankale’de yer alan anıtla, tarihe tanıklık edilebiliyor.

Ziyaretçiler, İzmit-Yalova kara yolundan devamla yol boyunca kendilerine eşlik eden seralarda her türden çiçek alma imkanına sahipler.

Kent merkezinin 4 kilometre doğusundaki Çiftlikköy’de bir süreliğine de olsa Doğu Roma döneminden kalma Kara Kilise’yi ziyaret edip, nefeslenmek gerekiyor.

MARMARA ESİNTİSİNDE BALIK KEYFİ

Kent merkezinde yapılması gereken ilk şey ise sahilde bulunan balık restoranlarında Marmara Denizi’nden gelen esintiler eşliğinde nefis bir ziyafet çekmek. Yemeğin ardından onlarca balıkçı teknesi arasında demli bir çay yudumlamak ise o ana kadarki tüm yorgunluğu alabiliyor.

Yalova’ya gelecek ziyaretçiler, TEMA Vakfı Onursal Başkanı Hayrettin Karaca’nın sahibi olduğu ”Karaca Arboretumu”nda bulunan ve dünyanın dört bir yanından getirilen bitkilerin bulunduğu ağaç müzesini gezme şansına ve mümkün olduğu takdirde Karaca ile sohbet etme imkanına sahip olabiliyor.

Bizzat Atatürk tarafından dikilen çınarların oluşturduğu doğal bir tünelden geçerek ulaşılan kaplıca diyarı Termal ise, kent merkezine 11 kilometre uzaklıkta. Her derde deva doğal kaplıca sularının bulunduğu Termal Kaplıcaları’nda yine Atatürk’ün kente bıraktığı mirasları gezme şansı yakalanabiliyor. Bunlardan biri, Büyük Önder’in sağlığında sıkça dinlendiği köşkü ve yeniden restore edilerek hizmet veren sineması.

Termal’in, ünü ülke sınırlarını aşmış, sağlık turizminin önemli bir ayağı olan kaplıcalarında mola vermek, doğa ve tarih tutkunları için bulunmaz güzellikler bahşediyor.
Bu arada, Sudüşen Şelalesi’ni de unutmamak gerekiyor. Sudüşen Şelalesi, Termal’den yaklaşık 8 kilometre gidilerek, 15 dakikada ulaşılan, metrelerce yukarıdan düşen sularıyla ziyaretçilerini bekliyor. Ayrıca şelaleye çıkarken eşsiz bir baraj gölü, Marmara Denizi’nin muhteşem manzarası, çeşitli flora ile karşılaşılırken, bölgede foto safari, trekking ve piknik yapma imkanı bulunuyor.

MARMARA’NIN BODRUM’U

Termal’den 20 dakikada ulaşılabilen Çınarcık ise ”Marmara’nın Bodrum’u” olarak adlandırılıyor. Yazın nüfusunu 10’a katlayan, tüm ilçeyi saran plajları, gece eğlenceleriyle ünlü Çınarcık’ın rakımı yüksek bölgeleri ise tam bir doğa harikası.

Çınarcık’tan yarım saat mesafede olan Teşvikiye’de kent ormanı, yeni düzenlemesiyle ziyaretçilerine doğanın inanılmaz güzelliğini sunuyor. Burada hem yürüyüş yapılabiliyor, hem de köylü kadınların pişirdiği sıcak gözlemelerle açlık yatıştırılabiliyor.

Yine Teşvikiye beldesine 10 kilometre uzaklıkta Erikli Yaylası ile hemen ilerisindeki Büyük ve Küçük Dipsiz Göl, hayal alemine daldıran mistik görünümüyle ziyaretçilerini büyülüyor.

Kestane, karaağaç, ıhlamur, erik ve elma ağaçlarıyla bezenmiş bu yaylalarda kamp yapılabiliyor. Teşvikiye Deresi üzerinde bulunan ve toplam 60 metreyi bulan İkiz Şelaleler, Esenköy’e 8 kilometre mesafedeki Karlık Yaylası da ziyaret edilecek yerler arasında.

İstanbul’dan deniz otobüsü seferlerinin düzenlendiği Yalova’ya otobüs ve özel aracınızla da ulaşabilirsiniz.

Milliyet .com