Kortizon Nedir? Hangi Hastalıkların Tedavisinde Kullanılır?

Stres çağüımızın hastalığı aslında. ancak aşırı stresin neden olduğu bazı hastalıklar da var. Mesela egzama. İşte egzama ile mücadelenin en önemli silahı kortizonlu ilaçlar. Tabi kortizon tedavisi sadece egzama ile sınırlı değil. İşte uzmanportal.com olarak sizler için araştırdık: Okumaya devam et “Kortizon Nedir? Hangi Hastalıkların Tedavisinde Kullanılır?”

Migren Nedir?

MİGREN NEDİR VE BELİRTİLERİ
Migren çağımızın baş ağrıtıcı hastalığı. Durmak bilmeyen kronik baş ağrısıdır. Migren genetik bir rahatsızlıktır. Genelde migren ağrıları ataklar halinde ortaya çıkar, kafanın tek tarafına yerleşen, zonklayıcı bir baş ağrısı şeklidir. Bu ataklar 4 saat ile 72 saat arasında değişebilir. Bu ataklar sırasında baş ağrısının yanısıra bulantı, kusma, normal ışık ve sesten rahatsız olma gibi şikayetler de görülebilir.

Migren artık nörolojik bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Beyinde bulunan bazı kimyasal maddelerin azalması ya da etki göstermemesi sonucu ortaya çıktığı düşünülmektedir. Kişi karanlık, sesten uzak bir odada uyumak ister. Günlük yaşam kalitesini düşüren bir durumdur.

BELİRTİLERİ:
Yorgunluk,
Işıktan ve sesten rahatsız olma,
Kaslarda ağrı,
Mide bulantısı, kabızlık, ishal,
Susuzluk, idrara sık çıkma
Huzursuzluk, üzüntü gibi belirtiler migren atağının geleceğini gösterebilir.

Atak geçtikten sonra, daha doğrusu baş ağrısı geçince, bir gün boyunca kendinizi çok yorgun hissedebilirsiniz. Çok yorucu bir işten çıkmış gibi olursunuz. Bazı hastalar ise baş ağrısından sonra kendilerini gayet enerjik hissettiklerini söylemektedir

Kıl Dönmesi Nedenleri, Belirtileri Ameliyatsız Tedavi

Sağlık her zaman hayatımızın en önemli konusu ola-gelmiştir, ki kesinlikle öyle olmalıdır. Bizde elimizden geldiğince toplumumuzda çokca rastlanılan hastalıkları ve tedavi yollarını sizlere ulaştırmaya çalışıyoruz uzmanportal olarak. Bu çok rastlanılan hastalıklardan biride kuşkusuz kıl dönmesidir. Çoğunlukla erkeklerde görülen ve genellikle toplumumuza has bir özellik olarak askerlik dönemine denk getirilerek askerlik süresinden kurtulma yolu (en az 45 gün) olarak kıl dönmesi tedavisi ameliyatları yapılmaktadır. Peki ama bu hastalığın nedenleri nedir? Tek kurtuluş yolu operasyon geçirmek midir acaba? Buyrun size yine konusunda uzman Prof.Dr. Nihat Bengisu’dan bu hastalıkla ilgili en çok merak edilen sorulara cevaplar:

Kıl Dönmesi Nedir? Kimlerde, Nerede ve Nasıl Oluşur?
Kıl dönmesi, kılların kuyruk sokumu ve nadiren göbekte cilt altına geçip yara, abse ve fistül oluşturmasıdır. Kıl dönmesi, yani DERMOİD KİST veya PİLONİDAL SİNÜS, cilt altı kıl yuvası demektir. Sırt ve baştan dökülen kılların kuyruk sokumundaki iki kaba et arasında, kıllı ve terli oluğa takılıp sürtünmelerle oluğun en dibindeki ter bezi deliklerinden vida gibi dönerek cilt altı yağ dokusu içine hissettirmeden girmesi, labirentler açması, peşinden labirentlere giren bakterin de katkısı ile etrafı iltihaplandırması; cerahatlı veya kanlı, pis kokulu akıntılar ve abseler oluşturmasıdır. Sert büro koltuklarında ve bilgisayar başında, özellikle kaykılık pozisyonda uzun süre oturanlarda veya uzun süre jip sürenlerde veya uzun süre otobüs yolculukları yapanlarda daha sık olur. Kıl dönmesi 16 ila 30 yaş arası kıllı ve gürbüz, genç erkeklerde, nadiren de genç bayanlarda oluşur. Oluş şekline gelince; kıllar yılan derisindeki gibi yivli veya pullu olup, dar ve sıkışık veya sürtünmeli ortamlarda kıpırdandıkça tek yönde ilerler. Saç telini iki parmak ile tutup hafifçe oğuşturunca bu hareketi açıkça görmek mümkündür. Benzer şekilde iki kaba et arasındaki herhangi bir serbest kıl, sürtünme, itelenme ve dönme mekaniği ile oluğun dibine doğru hareket eder. Hiperkeratoz ve aşırı terleme nedeni ile genişlemiş bir ter bezi ağzından deri içine girebilir, peşinden başka bir kıl geçebilir. Giderek bu minik ağız, kılların minik zorlaması ile genişler, deri hücreleri ter bezinin ve deliğin içine doğru yürür ve deliklerin iç yüzeyi cilt epiteli ile döşenerek minik bir tünel oluşur ve peşpeşe kılların buraya girmesi kolaylaşır. Uzun saç kılları bile girebilir. Bazan bir kaç kıl girdikten sonra tünel girişi iyileşip kapanabilir. Ama tünel içindeki kılların ve bakterilerin cilt altında derinlere doğru ilerlemesi ve iltihaplanmalar devam eder. Günün birinde mutlaka abseleşme ve fistülleşme olur. Fistül ağızlarının % 78’i oluğun sol kenarında ve % 82’si kıl giriş deliklerinin yukarı tarafında yer alır.

Kıl dönmesinde Kuyruk Sokumunu Tercih Nedeni?
Kuyruk sokumunu tercih nedeninde

  • 1. teori; sırttan dökülen kılların kaba etler nedeni ile oluşan derin olukta birikmesi; iki kaba etin birbirine veya oturulan zemine veya sert ve dar giysilere sürtünmesi ile kılların yürüyebilmesi; kapalı ortam nedeni ile oluktaki cildin incelmesi ve kolay delinip tahriş olması ve sert kuyruk kemiğinin baskısı nedeni kılların daha da kolay ilerlemesidir.
  • 2. teori; insan vücuduna ana rahmindeyken cilt elbisesi, pelerin şeklinde yukardan aşağıya giydirilir; cilt pelerinin fermuarı gibi kuyruk sokumunda kapatılır. Kapanma sırasında bir kısım cilt dokusu kıl olarak altta kalabilir.

Kıllanma yaşına gelince bu bölgede kıllar büyüyerek dermoid kist oluşturabilirler. Kıl dönmesinin bir başka görüldüğü yer göbek çukurudur. Göbek çukuru derin ve kişi kıllı ise akıntı ve apse olabilir. Buraya da kıllar yürüyerek pis kokulu akıntılar, hatta nadiren, göbek etrafında veya karın içinde abse ve fistüller oluşturabilir.

Kıl Dönmesinin Belirtileri Nelerdir?
Kuyruk sokumunda veya anüsün arka yukarı tarafında az hassas küçük şişlikler kaşıntı, akıntı veya akıntısız , kıllı, kılsız, milimetrik delikler ve bazan de abse oluşmasıdır. Muayene ve tetkiklerde içi iltihabi granülasyon dokusu ve kıl dolu kese ve fisütller ve olayı çepe çevre sınırlayan ve kılların daha derinlere gitmesini önemli ölçüde önleyen kalın fibrotik kılıf görülür. Abselerin hacmi 1 cc’den 100 cc’ye kadar değişir ve kendini lokal ısı ve ağrı, sistemik ateş ve halsizlik ile belli eder.

Kıl Dönmesi Doğuştan Olabilir Mi?
Son yıllardaki araştırmalar, 16 yıllık tecrübemiz ve histopatolojik incelemeler hastalığın doğuştan değil sonradan kazanıldığını göstermektedir. Tedavi ve takiplerini yaptığımız 1000’den fazla hastanın hiç birinde kıl ve iltihabi tahriş ile oluşan granülasyon dokusu dışında farklı dokuya örneğin kıl ve ter üreten follikül ve ter bezlerine, müstakil deri dokusuna rastlanmamıştır. Bu bulgular hastalığın doğuştan olmadığını gösterir. Ancak kuyruk sokumunda, doğuştan kalan çukur ve delikler varsa bunlar kıllanma dönemi gelince az da olsa risk teşkil eder.

Tedavi Edilmezse Ne Gibi Sorunlar Gelişebilir?
Kuyruk sokumunda abse ve akıntılar eksik olmaz. İkide bir ağrılı abseler nüks eder. Hastalık sağa sola genişler, bölge köstebek yuvasına dönüşür. Yani; dermal epitel denilen deri hücreleri, kılları peşinden kıl kesesinin ve deliklerin içine girip yeni yeni tüneller veya labirentler oluşturur; daha çok yatay, nadiren dikey yönde, çok yönlü olarak deri dokusu içinde ilerler. Labirentler içine giren kıl sayısı da, tahriş de artar; hastalık durmadan genişler, pek çok delikten zuhur eden pis kokulu akıntılar dayanılmaz olur. Yıllarca süren kronik, iltihabi akıntılar, nihayette, epidermoid kanser geliştirebilir. Veya hastalık, nadiren de olsa derinleşerek kalın bağırsak, rektum ve mesane içine ilerleyebilir, hatta mesane kanserine dahi yol açabilir. Haliyle bu durumda tedavi zorlaşır ve olaya multidisipliner yaklaşmak gerekir.

Kıl Dönmesi Nasıl Tedavi Edilir?
Bu güne değin fazla uygulanmış olan tedavi şekli cerrahidir. Cerrahi tedavi şeklileri çoktur ve hemen hepsinde sağlam çevre doku ile birlikte hastalıklı dokular genişçe çıkarılır, yara açık bırakılarak aylar süren pansuman ile kapanbası beklenir. Ya da yara çeşitli tekniklerle kapatılır. Kapalı yöntemlerden Limberg’in tarif ettiği, derin olduğu düzleyici flep rotasyonu, en radikal yöntemdir. Ancak 2 – 3 günü hastanede olmak üzere 5 ila 10 gün yatak istirahati, iki gün süreli hemovak dren geniş spektrumlu antibiyotik tedavisi on gün yüz üstü yatılması ve üzerine oturulmaması, bir hafta su değdirilmemesi ve operasyon sırasında en ufak bir kıvrım gamze veya oluk bırakılmaması gerekir. Değilse nüks riski %10’u bulur. Bu nedenle alternatif yöntem araştırmaları devam etmiş ve Fenol ile oldukça etkili tedaviler yapılmıştır.

KIL DÖNMESİNDE EN YENİ ALTERNATİF TEDAVİ: GÜMÜŞ NİTRAT ve FENOL
Kıl dönmesinde alternatif tedavi olarak tarafımızdan geliştirilen sklerotik ve litik bir kimyasal ajan olan fenol ve ondan daha güçlü olan gümüş nitrat uygulamalarımız klasik cerrahi yöntemlere göre çok daha etkili olmuştur. Bu yöntemde eritilen gümüş nitrat aynen veya fenol, fistül ağızlarından veya foliküllerden içeriye verilir. Kılların yuvalandığı piyojenik granülasyon dokuları ve diğer patalojik dokular; ilaç etkisi ile hızla erir ve gri bulamaç halinde dışarıya akar. Mikro enstrümantasyonla labirentler ve fistüllerin içi temizlenir. Fistül girişleri gerekirse eksize edilir ve tekrar kıl girmemesi için sütüre edilir. Bu işlemler 15 dakikada tamamlanır. Hastalığın çok ilerlediği bazı hastalarda gerekirse labirentler kısmen veya tamamen açılır, kılların ilerde sorun çıkartabileceği gamzemsi çukurluklar ve kıvrımlar varsa küçük plastik ve estetik müdahale ile düzeltilir. Ama eskiden beri mevcut ve pilonidal sinüs oluşturmamış geniş çukurlara müdahale tavsiye edilmez. İşlem bitince labirentler antibiyotikli pomatla doldurulur ve hasta evine gönderilir. Günlük pansuman ve temizlik ve 1 hafta sonunda kontrole gelmesi öğütlenir. İyi kürete edilmiş labirentler genellile 1 haftada iyileşir. Ancak tavanı açılmış labirentelerin ve sinüslerin tamamen kapanması pansuman yardımı ile 2 ila 3 haftayı bulur. Bu sürenin illa da kısaltılması isteniyorsa, fistüllerin fibrotik duvarları, lokal anestezi altında, kürete veya eksize edildikten sonra sütüre edilir. Bu durumda işlem süresi 30 dakikayı bulur.

Alternatif Tedavide Tam Başarı Şansı Nedir?
Her işte olduğu gibi başarı, dataylarda gizlidir. İşin püf noktalarını iyi bilmek, titizlik yakın ilgi, hasta ve hekim işbirliği başarıyı belirleyen başlıca faktörlerdir. Sadece labirentleri kıldan arındırmak yetmez. Yeni kıl girişimlerine yol açacak mikro girişleri, en küçük şüphe arzeden gamzeleri potansiyel çukurları gidermek şarttır. Kurallara uyulursa, başarı tamdır.

Nüks İhtimali Nedir?
Kıl dönmesinin alternatif tedavisinde, kurallara uyulduğu takdirde, nüks (tekrarlama) ihtimali sadece % 3 – 5’tir. Sebebi de gözden kaçabilecek bazı mikroskobik kıl girişlerinin kalabilmesi veya hijyenik bakım kusuru sonucu oluşabilecek yeni kıl giriş delikleridir. Çaresi dikkat ve hijyenik bakımdır. Nüks halinde metodu değiştirmeye gerek yoktur. Hatta verilen eğitim sayesinde henüz başlangıç halinde iken yakalanacağı için çözüm daha basit ve sonuç kesindir.

Nüksü Önlemek için Hastanın Uyması Gereken Kurallar ve Hijyenik Bakım Nedir?
Hijyenik bakım, ince sıhhi temizlik demektir; şöyle ki; 1 – Hekimin önerdiği şekilde, hastalar temizlik ve pansumanlara riayet etmeli. Yara veya kıl giriş delikleri iyileştikten sonra, kuyruk sokumu oluğu hergün taharetlenirken yıkanıp silinerek boşta gezen kıllar temizlenmeli. 2 – Kuyruk sokumu sabah akşam giyinirken el ile 3 – 5 saniye fırçalanıp kıl, hav, yün ne varsa uzaklaştırılmalı 3 – Çok kıllı olanlar, 30 yaşına kadar kuyruk sokumu oluğunu, haftada bir kez kıl dökücü krem ile veya cımbızla temizlemeli, kaba etlerini genişçe traş ettirmeli. Otuz yaşından sonra, kuyruk sokumu cildi nispeten daha az terler ve kurur, giderek sertleşip kalınlaşır ve delinme riski kalkar. İster ameliyatla ister ilaçla tedavi olsun tedavi sonrası hijyenik bakım tedavisinin uzun süreli başarı şansını doğrudan etkiler.

Alternatif Tedavilerin Yan Etkileri Nelerdir?
Fenol ve gümüş nitrat; labirent dışında kaçırılmadığı sürece hiç bir yan etki oluşturmaz. Kaçırıldığında birkaç gün içinde aynı yerde enflamasyon, ağrı ve akıntı yaparsa da tedavisi lokal anestezi altında debridmanla sağlanır. İlaç hiç bir zaman damar içine verilmediği için sistemik etki oluşturmaz; dokulardan damar içine geçiş veya emilim olmaz; harici yan etki olmaz.

Kıl Dönmesinde Alternatif Tedavinin Avantajları Nelerdir?

  • Narkoz, yani genel anestezi gerektirmeyen, az invaziv, konservatif ve pratik bir küçük operasyondur.
  • Hastanede veya evde yatmayı veya istirahati; tahlil ve tetkik gibi bir ön hazırlık gerektirmeyen, günübirlik uygulanabilen bir tedavidir.
  • Nüks ihtimali çok düşük olup nüksetse bile aynı yöntemle, hem de çok daha kolay bir şekilde tedavisi kesinliğe kavuşturulabilir.
  • Müdahale iz bırakmaz ve çok iyi estetik sağlar, anatomi bozulmaz.
  • Hastaların bu alternatif müdahale için hekime, yarımşar saatten birer gün arayla 2 veya 3 kez uğraması yeterlidir; işten ve yolculuktan alıkoymaz.

Uyuz Belirtileri ve Tedavisi Nedir?

Önceleri illet bir hastalık olan uyuz hastalığı şimdi tedavisi olan bir parazit türüdür. Bu parazitin belirtilerini ve tadavi yöntemlerini uzmanportal.com olarak sizler için araştırdık; Uyuz hastalığına, Sarkopt adı verilen Sarcoptes cinsine ait insanda ve köpekte uyuza yol açan bir akar türü sebep olmaktadır. Sarkopt insan gözüyle zorlukla görülebilir. İnce 8 adet bacağı , yatsı bir gövdesi vardır ve deride bir tünel açar. Deriye girdikten bir kaç hafta sonra alerjik reaksiyon gelişir. Bunun sonucunda özellikle geceleri artan bir kaşıntı ortaya çıkar. İnsan uyuzu kişiden kişiye sıkı temas ile bulaşır. Bulaştıran kişi arkadaş veya aile bireyleri olabilir. Hastalık daha çok düşük gelirli, kötü hijyene sahip ailelerde görülür. Kalabalık halde yaşanan kötü hijyene sahip bireylerde daha sık görülebilmesine rağmen herkes de görülebilir. Uyuz, bir birine yakın teması çok fazla olan çocuklu ailelerde, yatılı yerlerde kalan çocuklarda ve huzur evlerinde kalan yaşlılarda sık görülür.

Uyuza yakalanma düşüncesi sizi rahatsız etmesine rağmen unutmayın ki uyuzun kişisel temizlikle ilgisi yoktur. Hastalığın kuluçka devresi 6-8 hafta olduğundan hastalığa ait bulgular hemen görülmez. Tedaviye başlamak için bir an önce doktora başvurun. Hastalığa sahip olan ve yakınında bulunan kişiler tedavi edilmelidir. Eğer hastalığın bulaştığı herkes tedavi edilmezse hastalık kontrol altına alınamaz. Doktor tarafından verilen ilacı boyundan ayak ucuna kadar her yere uygulayın. Uygulamadan sonra ellerinizi yıkarsanız, ellerinize yeniden ilaç sürmelisiniz. Bütün kişisel eşyalarınızı yıkayınız. Kaşıntı hastalığın başarılı bir tedavisinden sonra bir iki hafta devam edebilir. Eşyaların bir plastik torbaya konulup iki hafta bekletilmesi ile akarlar beslenemedikleri için ölür. Yatak çarşafları ve kılıfları yıkanmalıdır. Uyuz olan kişinin derisini deterjan ve sabunla sertçe ovuşturması hastalığın kötüleşmesine neden olabilir. Doktorunuz tarafından önerilmedikçe kortizonlu veya başka ilaçlar içeren kremler kullanılmamalıdır.

Bel Fıtığı Nedir? Bel Fıtığının Bitkisel Tedavisi

Bel Fıtığının belirtileri belin alt kısımlarında ortaya çıkan ağrı, Bundan sonra bacağa doğru yayılan ağrıdır. Öksürme, aksırma, ıkınma, eğilme gibi hareketler ağrıyı arttırır. Kısımlarda uyuşma bulunabilir, bazen his kaybı da vardır. Bazı vakalarda dizkapağı refleksi de azalmış veya kaybolmuştur. Ani zedeleyici basınç, omur çekirdeği içindeki basıncı o derece arttırabilir ki, kıkırdağımsı tabakalardan fıtık teşekkül edebilir. Her halde de omurlar arası mesafe daralır ve mafsalda kısmi bir çıkık meydana gelir. Böylece, omurilikten sinir köklerinin çıktığı delikler daralır. Böylece bel fıtığı oluşabilmektedir. – Müzmin zorlanmalar da diskte değişikliklere sebep olurlar. Bu değişikliklerin, önce annulus fibrozusta olduğu kabul edilmektedir. Annulus fibrozus diskler arasında bulunan sert kıkırdaksı kısımdır. Buda bel fıtığına neden olabilmektedir. Teknik manada sebebi ne olursa olsun asıl sebebi aşırı ağır kaldırmak, omuriliğin kaldıramayacağı hareketler yapmak vücudun dengesini bozmaktır. Yukarıda ki belirtilerden şüphelenen kişiler bir fizik tedavi uzmanına görünmeli, sert yatakta yatmalı, ağır kaldırmamalı ve ani hareketlerden kaçınmalıdır. Bel fıtığı tedavi edilebilen bir hastalık olup , hastanın kendisini korumaması durumunda tekrar nüks edebilecek ve hastayı sonraki dönemlerde felç bırakabilecek kadar tehlikeli bir hastalıktır. Çok çeşitli tedavi yöntemleri bulunan bel fıtığı hastalığında ilk aşama tıp hekimlerine danışmaktır.

Bitkisel Tedavi için:

İbrahim Saraçoğlu bel ve boyun fıtığı için bitkisel kür bel ve boyun fıtığı için tavsiyeler doğal yollardan bel ve boyun fıtığından kurtulmak bel fıtığı nedenleri boyun fıtığı nedenleri bel ve boyun fıtığını geçirmek bel ve boyun fıtığına doğal önlemler Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu bel ve boyun fıtığı için kırkkilit bitkisi kürünü tavsiye ediyor.
Tarifi: Bel ve boyun fıtığı için 1 su bardağı suya 2-3 yemek kaşığı kırkkilit (atkuyruğu) bitkisi koyarak 5 dakika kaynatın. Bel veya boyun fıtığı olan bölgeye dıştan ılık olarak kompres yapın.Bu yazı İbrahim Saraçoğlu bel ve boyun fıtığı için bitkisel kür bel ve boyun fıtığı için tavsiyeler doğal yollardan bel ve boyun fıtığından kurtulmak bel fıtığı nedenleri boyun fıtığı nedenleri bel ve boyun fıtığını geçirmek bel ve boyun fıtığına doğal önlemler.hakkında yazılmıştır

Çocuk Felci Nedir? Nasıl Önlenir?

Çocuk ölümlerinin bi hayli azaldığı günümüzde yinede İnsanlığın eski korkulu rüyalarından bazıları gerçekleşebiliyor. Bu bağlamda uzmanportal.com olarak sizlerle bu hafta çocuk felcini konu alacağız. Belirtileri ateş, baş ağrısı, kusma, neşesizlik, halsizlik, boyunda acıma ile başlayan hastalık, ileriki zamanlarda boyunda ve bel kemiğinde sertlik, adalelerde sancı ile devam eder. Hasta dalgın yatar, kollarında ve bacaklarında ağrı vardır. Çocuk küçükse ve yürüyemiyorsa felcin farkına varmak güç olur. Genellikle bacaklara etki eder ve bacaklar tutmaz olur. Çocuk felcinin nasıl olunacağı daha doğrusu sebebi Polia virüsününvücuda girmesi ve omuriliğe zarar vermesidir. Felcin nedeni de omurilikte oluşan zarardır. Polia virüsünün vücuda girmesinin nedenleri ise şunlardır. Bu virüs hastaların dışkısı yoluyla yayılır. Dolayısıyla lağım sularının yiyeceklere bulaşması ya da çocukların bu sularla oynaması başlıca sebeptir. Başta da dediğimiz gibi bu tip koşullar düzeltildikçe hastalık sayısı azalmıştır. Sinekler aynı şekilde bu virüsü taşıyabilir ve insanlara bulaştırabilir. Hastaların tükürük ve burun akıntısının yayılması da hastalığı taşır. Çiğ besinler aynı şekilde virüsün yayılması açısından etkilidir. Günümüzde 2 aylıktan itibaren polia aşısı yapılmaktadır. Koruma yüzdesi ise %90 ların üzerindedir. Çocuk felci aşısı Jonas Salk tarafından bulunmuştur.

Kıl Kurdu Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

Özellikle çocuklarda görünen bir parazit olan Kıl Kurdu çocukların gelişim çağında oldukça zararlı bir unsurdur. Bu parazitin adı Enterobius vermicularis’tir. Ancak kıl kurdu bağırsak paraziti ile karıştırılmamalıdır. Yerleştiği yerde 10.000 yumurta bırakır ve bıraktığı bu kütle çıplak gözle de görülebilir. Bu larvalar beyaz veya kremsi renktedir. Genelde ılıman iklimlerde ve çocuklarda sık görülür.

Kıl Kurdu Hastalığının belirtileri:

– Geceleri olan makat kaşıntısı
– Huzursuzluk
– Uykusuzluk
– Yatağını ıslatma
– Kaşıntı sonucu makat bölgesinde oluşan yaralar
– Sabahları ağızdan salya akması

Eğer bu belirtiler çocuğunuzda bulunuyorsa paniğe kapılmaya gerek yoktur. Hemen bir çocuk doktoruna götürülmeli ve vereceği ilacı düzgün bir şekilde kullanılmalıdır. Genellikle bu ilaçlar haftada üç gün sabahları aç karnına içilerek alınır. Bu tedavi bir kaç hafta sonra vücuttaki bütün parazitlerin kurtulmasını sağlayacaktır.

Kanser Belirtileri Nelerdir? Dikkat Edilmesi Gerekenler

Malesef çağımızın en ölümcül hastalığı kanser, ölümcül olduğu kadar sinsi bir hastalık türü. Kanser olduğunu öğrenen kişiler genellikle kanserin son safhasında oluyorlar. Çünkü en ağır belirtiler o safhada kendini gösteriyor. Halbuki kanserin ilk evresinse hastalığı yenme umudu bir hayli fazla. Bu nedenle hastalığın ilk evresinde görünen aşağıdaki belirtileri mutlaka dikkatlice okuyun:

1. Hırıltı ve nefes darlığı: Akciğer kanseri hastalarının hatırladığı ilk belirtilerinden biri hırıltı ve nefes darlığıdır.

2. Kronik öksürük veya göğüs ağrısı: Lösemi ve akciğer tümörü de dahil birçok kanser türü kötü bir öksürük ya da bronşite benzer belirtiler gösterebiliyor. Farkı anlamanın yolu ise kanserde problemler inatçıdır ya da bir süre kaybolup bir döngü halinde yeniden başlar. Bazı akciğer kanseri hastaları omuzlara ya da kolun aşağısına kadar yayılan göğüs ağrısı çektiklerini belirtiyorlar.

3. Sık sık ateşlenme ya da enfeksiyon: Bu belirtiler kemik iliğinde başlayan kan hücresi kanseri olan löseminin belirtileridir. Lösemi iliğin anormal şekilde beyaz kan hücresi üretmesine neden olur. Bu hücreler de vücudun enfeksiyonla savaşma yeteneğini yok eder. Çoğunlukla yetişkinler birkaç kez ateş, yorgunluk ve grip tarzı şikâyetler geçirdikten sonra doktorlar kanser olduğunu anlarlar.

4. Yutkunma güçlüğü: Özofagus (yemek borusu) ya da gırtlak kanseriyle ilişkili olan en yaygın belirtilerden biri yutkunma güçlüğüdür. Bu belirti aynı zamanda akciğer kanserinin de belirtisi olabiliyor.

5. Şişmiş lenf bezi ya da boyunda, koltuk altında veya kasık bölgesinde şişlik: Büyüyen lenf bezleri lenf sistemindeki değişikliği gösterir. Bu da kanserin bir belirtisi olabilir. Örneğin, kol altındaki şişlik ya da lenf bezlerinin şişmesi bazen göğüs kanserinin belirtisi olabiliyor. Boyunda, koltuk altında ya da kasıktaki ağrısız bir şişlik de löseminin erken belirtileri arasında yer alıyor.

6. Aşırı berelenme ya da durdurulamayan kanama: Bu belirtiler lösemide görülen trombosit ve kırmızı kan hücreleriyle ilgili anormal bir durumdur. Lösemi hastası bir kadın yüzündeki, boynundaki ve göğsündeki kırmızı noktaların yanı sıra parmakları ve elleri gibi farklı yerlerde görülen morarmalar, berelenmeler de rapor etmiştir.

7. Halsizlik veya yorgunluk: Genel bir yorgunluk ya da halsizlik birçok farklı kanser belirtisinden biridir. Hangi kanserle ilgili olduğunu anlamak için yorgunlukla gelen diğer belirtilere de bakmalısınız. Açıklanamayan bir yorgunluğunuz varsa ve daha fazla uyumanıza rağmen geçmiyorsa bir doktora gidin.

8. Şişkinlik ya da karın bölgesinde kilo artışı: Yumurtalık kanseri olan kadınların büyük çoğunluğunda aniden başlayan ve uzun süre devam eden açıklanamayan şişkinlik belirlenmiştir.

9. Kendini tok hissetmek ya da yemek yiyememek: Yumurtalık kanserinin bir başka belirtisi de iştahınızın olmaması, uzun zamandır bir şeyler yememenize rağmen yemek yiyememektir.

10. Pelvik ya da karın ağrısı: Pelvik ağrısı fibroid, yumurtalık kisti ve diğer üreme sistemiyle ilgili bir hastalığın belirtisi olabilir. Ayrıca pelvik ve karın ağrısı yumurtalık kanserinin belirtilerinden biridir. Bunun yanında lösemi de dalağın büyümesiyle karın ağrısına yol açabiliyor.

11. Rektal kanama ya da dışkıda kan: İnsanlar tuvalette kan gördüklerinde bunun hemoroit olduğunu düşünse de dışkıda görülen kan veya rektal kanama kolorektal kanserin bir belirtisi olabilir. Böyle bir durumla karşılaşırsanız hemen doktora gidin.

12. Açıklanamayan kilo kaybı: Diyet yapmıyorsanız ve beslenmenizde bir değişiklik olmamasına rağmen kilo verdiğinizi fark ettiyseniz, bunun nedenini araştırmalısınız. Kilo kaybı kolon veya diğer sindirim sistemi kanserlerinin erken dönem belirtisi olabilir.

13. Mide bozukluğu ya da mide ağrısı: Bu belirtiler çok basit gibi görünse de ve doktorlar hastalarının önce ülser olduğunu düşünse de karaciğer tümörünün belirtisi olabiliyor ya da kolorektal kanseri işaret edebiliyor.

14. Kızarmış, şiş bir göğüs: Herkes göğüslerindeki şişlik olup olmadığını kontrol etmesi gerektiğini bilir. Fakat, gözden kaçan daha belirgin belirtiler de önemlidir. Şişmiş, kızarmış bir göğüs kanserin habercisidir. Birçok kadın göğsünün üzerinde selülite benzer bir görünüm fark edebilirler. Bazıları ise göğsünde şişlik, yanma ya da rahatsızlık hissedebilir. Bu gibi bir durumla karşılaşırsanız mutlaka doktora gidin.

15. Meme başındaki değişiklikler: Göğüs kanseri teşhisi konmadan kadınların fark ettiği en yaygın değişikliklerden biri de meme başının yassılaşması, ters dönmesi, yan dönmesidir. Ayrıca meme başlarında kaşınma, pul pul olma ya da kabuklanma da önemsenmesi gereken değişikliklerdendir.

16. Ağrılı ve yoğun regl dönemi: Birçok kadın bu belirtilerin endometriyal ya da rahim kanserinin belirtisi olarak bildirdiler. Maalesef birçok kadın doktorlarının bu şikâyetlerle yeterince ilgilenmediğini ifade etti. Eğer rutinden farklı, ağrılı ve aşırı bir durum varsa doktorunuza danışın.

17. Yüzle ilgili organların şişmesi: Akciğer kanseri olan bazı hastalar yüzlerinde kızarıklık, şişlik ve kabarıklık olduğunu rapor ettiler. Bazı akciğer kanseri hücreleri göğüsteki kan damarlarını tıkıyor ve kafadan yüze giden kan akışını önlüyor.

18. İyileşmeyen, kabuklu veya kolay kanayan yara ya da cilt kitlesi: Çoğumuz cilt kanserini işaret eden değişiklikler için benlerimizi takip etmemiz gerektiğini biliriz. Fakat küçük balmumu gibi şişlik ya da kuru, pul pul lekelerin tespiti daha kolaydır. Kendinizi farklı cilt kanseri türlerine (melanom, bazal hücre karsinomu ve pullu hücre karsinomu) alıştırın. Tüm vücudunuzu kontrol edin.

19. Tırnaklarınızdaki değişiklikler: Tırnaklarınızdaki açıklanamayan değişlikler çeşitli kanser türlerinin belirtilerinden biri olabilir. Tırnak altındaki siyah ya da kahverengi çizgiler veya benekler cilt kanserinin habercisi olabilir. Parmak kemiklerinin epifizlerindeki deformasyon akciğer kanserinin belirtisi olabilir. Solgun ya da beyaz tırnaklar ise karaciğer kanserinin belirtisi olabilir.

20. Sırtınızda ya da sırtınızın sağ alt bölgenizde ağrı: Karaciğer kanseri ya da yumurtalık kanserinin belirtisinden biridir. Göğüs kanserinde de teşhis sıklıkla sırt ağrısıyla konuyor. Çünkü göğüsteki tümör sırtınıza baskı yaptığında ya da kanser omurgaya ya da kaburgalarınıza yayıldığında sırt ağrısı başlıyor.

ZAMAN online

Göz Hakkında Bilgi, Gözümüz Hakkında Yanlış Bilinenler, Önemli Tavsiyeler

Vücudumuzun dışarıya bakan penceresi olan göz organımız Allah’ü Tealanın bize verdiği sayısız nimetlerden sadece birisi. Biz bu nimet hakkında yeterli bilgiye sahip miyiz peki. Gözümüz hakkında neleri yanlış biliyoruz. İşte size işin uzmanından göz hakkında doğru bilinen yanlışlar. Dünyagöz Etiler Hastanesi’nden Prof.Dr. Can Üstündağ göz sağlığı konusunda doğru bilinen yanlışları sıraladı.

Yanlış: Gözlük veya kontakt lens takmak, gözlük kusurunun ilerlemesini önler.
Doğru: Gözlük veya kontakt lens takmanın ya da takmamanın gözlük kusurunun ilerlemesi üzerinde herhangi bir etkisi yoktur. Gözlük veya kontakt lens kullanmanın tek amacı daha iyi bir görme kalitesi sağlamaktır.

Yanlış: Bir insan uzağı ve yakını net görüyorsa gözü sağlam demektir.
Doğru: Özellikle genç yaşlarda insanlar net görmesine rağmen hipermetrop ve hatta astigmat olabilirler.

Yanlış: Çok ağlamak gözyaşını kurutur.
Doğru: Ağlamak psikolojik bir olaydır ve gözyaşı göz çevresindeki çeşitli dokularda sürekli üretilir. Ağlamakla kurumaz.

Yanlış: Dinlendirici gözlük baş ve göz ağrısını azaltır.
Doğru: Dinlendirici diye bir gözlük yoktur. Gözlük rakamlarla ifade edilen değerlere sahiptir ve takıldığı zaman görmeyi daha iyi yapıyor ise kullanılmalıdır.Yaygın olarak kullanılan ve dinlendirici olarak bilinen gözlüklerin herhangi bir tedavi edici özelliği yoktur.

Yanlış: Tuzlu yemekler göz sağlığını olumsuz etkiler.
Doğru: Tuz, hipertansiyon gibi bazı hastalıklar üzerinde olumsuz etki yapabilir ama göz sağlığı üzerine olumsuz etkisi yoktur.

Yanlış: Çok yakından televizyon izlemek veya kitap okumak gözü bozar.
Doğru: Göz sağlığı üzerinde olumsuz etkisi yoktur. Ancak göz bozukluğunun habercisi olabilir.

Yanlış: Havuç yemek görmeyi artırır.
Doğru: Göz sağlığı açısından gerekli olan vitaminler çoğu sebze ve meyve de bol olarak bulunur. Dengeli beslenen bir kişi için bol havuç yemenin fazladan bir faydası yoktur.

Yanlış: Katarakt sadece yaşlılarda olur.
Doğru: Katarakt en sık yaşlılarda olmakla birlikte bebeklerde, çocuklarda ve gençlerde de görülebilir.

Yanlış: Uzun süre bilgisayar başında çalışmak gözü bozar.
Doğru: Bilgisayar başında çalışmak gözü bozmaz ancak bulunan küçük gözlük kusurlarının açığa çıkmasını kolaylaştırır.

Yanlış: Gözlükten kurtulmak için gözü çizdirmek gerekir.
Doğru: Görme kusurunun tedavisi için uygulanan laser (excimer) tedavisinde, gözün saydam tabakası belirli bölgelerde inceltilir. Çizmek gibi bir işlem yapılmaz.

Yanlış: Bebekler gözlük takamaz.
Doğru: Göz muayenesi doğuştan itibaren yapılabilir. 3 aylıktan itibaren bebekler gözlük takabilir.

Yanlış: Bebeklerdeki şaşılık büyüdüğünde geçer.
Doğru: Bebeklerdeki bazı şaşılıklar çok ciddi olup hemen tedavisi gerekebilir. Tedavi gözlük veya ameliyat şeklinde olabilir. Bu tip şaşılıklar tedavi edilmediğinde ileriye dönük kalıcı görme kayıpları (göz tembelliği) gelişebilir.

Yanlış: Katarakt tekrarlayabilir.
Doğru: Katarakt tekrarlayıcı değildir. Bazen katarakt ameliyatından sonra, göz içine yerleştirilmiş olan merceğin arkasındaki zarda kesifleşme olabilir ve bu yanlış olarak `katarakt tekrarladı` şeklinde bilinir.

Yanlış: Göz damlasını damlattıktan sonra gözü sık kırpıştırmak gerekir.
Doğru: Göze damla uyguladıktan sonra bir dakika süre ile gözü uyur gibi kapatmak gerekir. Sık kırpıştırılması, gözyaşı kanalı vasıtası ile damlanın burun boşluğuna geçerek etkisinin azalmasına yol açar.

Haber 7