Keltler Kimdirler? Keltler Nerede Yaşamıştır?

Kelt kelimesi (Latin Celtae, Galli ve Antik Yunanca Keltoi, Galatai) Tarihöncesi ve ilkçağ döneminde yaşayan Avrupa kavimlerinin bir bölümüdür. Dört bin yıl kadar önce Keltler, anavatanları olan Orta Avrupa’dan göç ederek özellikle Britanya Adaları’na, İspanya’ya ve Galya’ya yerleştiler. Savaşçı ve avcı oldukları kadar mükemmel çiftçiydiler. Tekerlekli pulluğu ve fıçıyı icat ettiler. Yayılmaları batıda, Bronz Çağı’nın sonuna ve Demir Çağı’nın başına denk gelir. Sayısız göçleri sırasında Yunanlıların, Etrüsklerin, İtalyotların tekniklerini benimsediler; kazancılığı ve çömlekçiliği geliştirdiler. Onların yaptığı yollara sonradan Romalılar taş döşeyecekti. Çoğu zaman birbirine rakip kabileler ve klanlar halinde toplanmış olan Keltler, gerek yaşama biçimi, gerek kültür yönünden özgün bir halktı. Ürünlerin koruyucusu sayılan kır tanrılarına taparlar, geleneklerin koruyucusu olan hem kâhin, hem yargıç niteliğindeki din adamlarının (druidler) yönetiminde yaşarlardı.
M.S. 1. yüzyılda Romalılar tarafından kısmen yıkılan Kelt uygarlığı, gene de, Orta Çağ’a kadar yaşayageldi. Bugün bile, bazı Breton ve İrlanda törelerinde bu uygarlığın varlığını sürdürdüğü görülür.

Keltlerin ilk kez keltoi tabiriyle anıldığı ilk yazılı kaynak Yunanlı tarihçi Hecataeus’a (MÖ517) aittir. Hecataeus, Kelt kabilelerini Rhenaina (Batı/Güneybatı Almanya) bölgesinde gösterir. Yunan mitolojisine göre Keltus Herakles ve Keltin’in oğlu, Bretannus’un kızkardeşidir. Keltus, Keltlerin ilk atası haline gelmiştir. Latince’de Celta Herodot’un Gauller için kullandığı bir terim haline gelir. Romalılar’ın kullandığı Celtae Goidheller ve Britonlar olarak ayrılan adalı Keltleri değil kıta Gaullere atıfla kullanılır.
Modern İngilizce’de terim (Edward Lhuyd’un yazılarında, 1707) kullanılır ve 17. yüzyılın diğer bilginleri bu terimi Büyük Britanya’nın ilk sakinlerinin tarihi ve dillerine atıfla kullanırlar.
Günümüzde “Kelt” ve “Keltik” terimi (Kelt ve Keltik olarak telaffuz edilir) belirli bir etnik grup ve bu grubun dillerine atıfla kullanılır. Seltik (Celtic şeklinde yazılış değişmez) diye telaffuz edilen kullanım ise belirli spor takımlarının (Boston Celtics, Celtic F.C. gibi) isimleriyle sınırlı olarak kullanılmaktadır.

Keltlerin Anadoludaki Varlıkları
M.Ö 5000 yıllarında ve belki de daha önceleri, Avrupa’da Keltçe denilen bir dil kullanan insanlar yaşardı. Bu insanların varlığı M.Ö 7. ve 6 yüzyıllarda tarihte kendini göstermeye başladı. Şimdiki Avusturya bölgesindeki Halstatt (M.Ö. 1200 – 475) ve Fransa-İsviçre sınırındaki La Tene (M.Ö. 500 – 50) kültürlerinde Keltlerin etkili olduğunu gösteren arkeolojik deliller mevcuttur. Bu bölgeler başta olmak üzere Avrupa’da birçok nehir, göl ve dağ gibi önemli yerlere Keltçe isimler verilmişti.
Avrupa’nın ilk topluluklarından biri olarak bilinen Keltlerin kendilerine has etkili savaş yöntemleri özellikle M.Ö 400 yıllarından sonra tüm Avrupa’da büyük ün ve korku salmıştı. Keltler orta Avrupa’da sıkışıp kalamamışlar, bitmeyen savaşlar, Roma hakimiyeti, nüfus artışı, yeni yer arayışları ve daha fazla zenginlik beklentisi gibi çeşitli nedenlerle, Kuzeyde Britanyanya’ya, Batı’da İspanya’ya, Doğuda Balkanlar’a ve sonra da Küçük Asya’ya göç etmişlerdir.
Tarihin ilerleyen sayfalarında, “Kelt” sözcüğü daha çok Britanya’ya giden İrlanda ve İskoçya’daki Keltler için kullanılmıştır. Orta Avrupa ve Kuzey İtalya’da yaşayanlara da, “Gal” denilmeye başlanmış ve bu bölgeler “Galya” olarak adlandırılmıştır. M.Ö. 278 yıllarında boğazları geçerek Anadolu’ya yerleşen Galyalılar için ise “Galat” sözcüğü kullanılmıştır. Galatlar orta Anadolu’da bugünkü Ankara ve çevresinde yerleşmişler ve bu bölgeye “Galatya” denilmiştir.

Keltler ticaret ve iletişim işlerinde yazıyı kullanmalarına rağmen kendilerine özgü ezoterik öğretilerinde yazıyı kullanmamışlardı. Druid öğretisi yazıyla değil, inisiye olan gençlere zaman içinde sözlü olarak verilirdi. Yazının beyni tembelliğe alıştırdığına, ezberleyerek bilgilerin daha kolay ve daha etkili kazanılıp saklanabildiğine inandıkları söylenir. Bu nedenle kendi tarihlerini, örf ve adetlerini, anlatan Kelt kaynaklı yazılara çok rastlanmamıştır.

Türkiye Kupası Tarihçesi

turkiye_kupası_tarihcesiTürkiye Futbol Federasyonu kupa organizasyonu olan Türkiye Kupası’nın şampiyon olan takımlara göre yapılmış listesini uzmanportal.com olarak sizler için hazırladık. 1962-63 sezonundan bu yana aralıksız olarak düzenlenen turnuvanın statüsü zaman içinde değişikliğe uğramıştır. Son yapılan değişikliğe göre kupaya bir önceki sezon Süper Lig, 1. Lig, 2. Lig ve 3. Lig Yükselme gruplarında mücadele etmiş olan bütün takımlar ile 2. Lig klasman gruplarını ilk üç sırada, 3. Lig klasman gruplarını ilk sırada tamamlamış olan toplam yetmiş iki takım katılmaktadır.
Kırk sekiz sezon sonunda on dokuz farklı takımın final oynadığı turnuvada on üç farklı takım bu kupayı kazanma başarısını gösterdi. Organizasyonun ilk şampiyonu olan Galatasaray, aynı zamanda bu kupayı on dört kezle en çok kazanan takımdır. Galatasaray’ı dokuz şampiyonluğu bulunan Beşiktaş ve sekiz şampiyonluğu bulunan Trabzonspor takip etmektedir. 1962-1966 arasında dört sezon üst üste şampiyon olan Galatasaray bu alandaki rekorun da sahibidir. Turnuvada üç kez üst üste şampiyon olan takım bulunmazken Beşiktaş ve Trabzonspor ikişer kez, Göztepe ve Galatasaray ise birer kez üst üste iki sezon şampiyon olma başarısını göstermişlerdir.
Turnuvada ilginç finallerde olmuştur. Kupa tarihinde şampiyonun hükmen mağlubiyetle ve kurayla belirlendiği birer final vardır. 1963-64 sezonunda Altay ile Galatasaray arasında oynanan finalin ilk maçı 0-0 bitmiş, rövanş maçı öncesindeyse bu maçın tarihinin değiştirilmesine tepki gösteren Altay maça çıkmamıştır. Bunun üzerine Altay hükmen mağlup ilan edilmiş, kupa Galatasaray’ın olmuştur. 66-67 sezonunda ise Altay ile Göztepe arasında oynanan final maçının 2-2 berabere bitmesi nedeniyle kura atışı yapılmış ve kura atışını kazanan Altay kupanın sahibi olmuştur. Kupa tarihinde kura ile şampiyonluk belirleme başka bir sezonda uygulanmamıştır.

 

Sezon Şampiyon Skor Finalistler Tarih
1962-1963 Galatasaray 02.Oca Fenerbahçe 29.Haz.63
02.Oca 30.Haz.63
1963-64 Galatasaray 0 – 0 Altay 21.Haz.64
3 – 0 29.Haz.64
1964-65 Galatasaray 0 – 0 Fenerbahçe 27.Haz.65
1 – 0 01.Eyl.65
1965-66 Galatasaray 1 – 0 Beşiktaş 19.Haz.66
1966-67 Altay 2 – 2[Not 2] Göztepe 16.Haz.67
1967-68 Fenerbahçe 2 – 0 Altay 16.Haz.68
0 – 1 23.Haz.68
1968-69 Göztepe 1 – 0 Galatasaray 15.Haz.69
1 – 1 (uz.) 18.Haz.69
1969-70 Göztepe 01.Şub Eskişehirspor 15.May.70
03.Oca 20.May.70
1970-71 Eskişehirspor 0 – 1 Bursaspor 13.Haz.71
2 – 0 20.Haz.71
1971-72 Ankaragücü 0 – 0 Altay 17.May.72
3 – 0 31.May.72
1972-73 Galatasaray 03.Oca Ankaragücü 02.May.73
01.Oca 23.May.73
1973-74 Fenerbahçe 0 – 1 Bursaspor 01.May.74
3 – 0 22.May.74
1974-75 Beşiktaş 0 – 1 Trabzonspor 07.May.75
2 – 0 21.May.75
1975-76 Galatasaray 0 – 1 Trabzonspor 12.May.76
1 – 0 (5-4 pen.) 26.May.76
1976-77 Trabzonspor 1 – 0 Beşiktaş 18.May.77
0 – 0 25.May.77
1977-78 Trabzonspor 3 – 0 Adana Demirspor 10.May.78
0 – 0 24.May.78
1978-79 Fenerbahçe 01.Şub Altay 09.May.79
2 – 0 23.May.79
1979-80 Altay 1 – 0 Galatasaray 14.May.80
01.Oca 28.May.80
1980-81 Ankaragücü 02.Oca Boluspor 06.May.81
0 – 0 13.May.81
1981-82 Galatasaray 3 – 0 Ankaragücü 19.May.82
01.Şub 26.May.82
1982-83 Fenerbahçe 2 – 0 Mersin İdman Yurdu 08.Haz.83
02.Oca 15.Haz.83
1983-84 Trabzonspor 0 – 0 (2 – 0 uz.) Beşiktaş JK 30.May.84
1984-85 Galatasaray 02.Oca Trabzonspor 10.Nis.85
0 – 0 17.Nis.85
1985-86 Bursaspor 2 – 0 Altay 28.May.86
1986-87 Gençlerbirliği 5 – 0 Eskişehirspor 13.May.87
01.Şub 20.May.87
1987-88 Sakaryaspor 2 – 0 Samsunspor 11.May.88
01.Oca 18.May.88
1988-89 Beşiktaş 1 – 0 Fenerbahçe 21.Haz.89
02.Oca 25.Haz.89
1989-90 Beşiktaş 2 – 0 Trabzonspor 02.May.90
1990-91 Galatasaray 1 – 1 (3 – 1 uz.) Ankaragücü 08.May.91
1991-92 Trabzonspor 0 – 3 Bursaspor 22.Nis.92
05.Oca 29.Nis.92
1992-93 Galatasaray 1 – 0 Beşiktaş 24.Mar.93
02.Şub 07.Nis.93
1993-94 Beşiktaş 0 – 0 Galatasaray 06.Nis.94
03.Şub 04.May.94
1994-95 Trabzonspor 03.Şub Galatasaray 05.Nis.95
1 – 0 12.Nis.95
1995-96 Galatasaray 1 – 0 Fenerbahçe 11.Nis.96
1 – 1 (uz.) 24.Nis.96
1996-97 Kocaelispor 01.Oca Trabzonspor 19.Mar.97
1 – 0 16.Nis.97
1997-98 Beşiktaş 01.Oca Galatasaray 25.Mar.98
1 – 1 (4 – 2 pen.) 08.Nis.98
1998-99 Galatasaray 0 – 0 Beşiktaş 14.Nis.99
2 – 0 05.May.99
1999-00 Galatasaray 2 – 2 (5 – 3 uz.) Antalyaspor 03.May.00
2000-01 Gençlerbirliği 2 – 2 (4 – 1 pen.) Fenerbahçe 11.Nis.01
2001-02 Kocaelispor 4 – 0 Beşiktaş 03.Nis.02
2002-03 Trabzonspor 03.Oca Gençlerbirliği 23.Nis.03
2003-04 Trabzonspor 4 – 0 Gençlerbirliği 05.May.04
2004-05 Galatasaray 05.Oca Fenerbahçe 11.May.05
2005-06 Beşiktaş 2 – 2 (3 – 2 uz.) Fenerbahçe 03.May.06
2006-07 Beşiktaş 0 – 0 (1 – 0 uz.) Kayseri Erciyesspor 09.May.07
2007-08 Kayserispor 0 – 0 ( 11 – 10 pen.) Gençlerbirliği 07.May.08
2008-09 Beşiktaş 04.Şub Fenerbahçe 13.May.09
2009-10 Trabzonspor 03.Oca Fenerbahçe 05.May.10
2010-11 Beşiktaş 2 – 2 ( 4 – 3 pen.) İstanbul Büyükşehir Belediyespor 11.May.11
2011-12 Fenerbahçe 4 – 0 Bursaspor 16.May.12

 

İran, İsrail İlişkileri ve Türkiye

Amerika İranın düşmanı gibi görünüyor fakat hiç düşündünüz mü? son 10 yıldır ABD İran’ın düşmanlarını temizliyor ve onun önünü açıyor. İlk olarak Afganistanı ve Taliban rejimini temizleyen Amerika İran’ın doğu düşmanını ortadan kaldırdı. Sonra Irak’a girdi ve saddamı devirerek İran’ın batı düşmanını ortadan kaldırdı. Artık büyük düşmanları ortadan kalkan İran hiç olmadığı kadar Irak içindeki nüfusunu arttırmanın yarışına girişiyor. İsrail de aynı şekilde sanki İranın düşmanıymış gibi davranarak onun askeri çalışmalrını neden göstererek bölge için tehdit olduğunu savunuyor. Peki Sonra, işte ortadoğunun yeni öcüsü İran oluyor. Hal böyleyken böyle bir düşmana karşı da Aslen yahudi olan ABD li silah şirketleri de ortadoğulu Arap ülkelerine silah satıyor. Böylece silah satışı için muhteşem bir pazar açığa çıkıyor. İşte bu bilgiler ışığında aşağıdaki yazıyı okumanızı öneriyorum, ayrıca yorumlarınızı da bekliyorum:

Ortadoğu’nun iki önemli ülkesi İran ve İsrail son dönemdeki Anti-Türkiye propogandalarıyla dikkat çekiyor. Düşman ülkeler, Türkiye’nin ABD ile olan ilişkilerine işaret ederken İran Arap Bölgesine, İsrail ise Batı ülkelerine Türkiye karşıtı propogandalarda bulunuyor.

Taraf Gazetesi’nden Ceren Kenar, iki ülkenin anti Türkiye ittifakında bulunmasının kodlarını yazdı.

İŞTE O YAZI

SON dönemde İsrail ve İran basınında neredeyse aynı cümlelerle Türkiye karşıtı yazılar çıkıyor

Son birkaç aydır dikkat çeken bir gelişme yaşanıyor Ortadoğu basınında. Türkiye konusunda çıkan haber ve yorumların mahiyetinde göze çarpan bir unsur var. Özellikle belli kaynakların neredeyse propaganda seviyesine ulaşan anti- Türkiye yayınları, Suriye meselesi ile ilintili görülse de, aslında Türkiye’nin orta ve uzun vadede bölgede oynayacağı role darbe vurmayı hedefliyor.

Burada ilginç olan şey anti-Türkiye ittifakında birleşen düşmanlar: İran ve İsrail.

TÜRKİYE’NİN BÖLGEDE SÖZ SAHİBİ OLMASI TEHLİKELİ

İsrail basını Batı kamuoyuna sesleniyor: “Türkiye, Amerika ile tehlikeli bir düzeyde samimi. İdeolojik olarak İslamcı. Demokrat görüntüsü altında kendi halkına eziyet eden bir ülke. Türkiye’nin bölgede söz sahibi olması hepimiz için tehlikeli…”

İran ve uzantısı yayın organları ise Ortadoğu’ya sesleniyor: “Türkiye, Amerika ile tehlikeli bir düzeyde samimi. İdeolojik olarak Sünni. Demokrat görüntüsü altında kendi halkına eziyet eden bir ülke. Türkiye’nin bölgede söz sahibi olması hepimiz için tehlikeli…”

İSRAİL VE İRAN GAZETELERİ PİŞTİ OLMAZ DİYORSANIZ YANILIYORSUNUZ

İran’ın meşhur Kayhan gazetesi zinhar İsrail’in en çok satan gazetelerinden Jerusalem Post’la pişti olamaz diyorsanız, yanılıyorsunuz. Bu iki yarı-resmî basın organının Türkiye konusundaki ağızbirliği, tüm ezberleri bozacak cinsten.

Kâh “Türkiye aslında Amerika düşmanı” başlıklı makalelerde, kâh “Türkiye Arap baharı ve halkları düşmanı” diye başlayan yorumlarda Türkiye’nin bölge için ne büyük bir “tehdit” olduğu konusunda bilgilendiriliyoruz. Türkiye’nin Suriye politikasının “Sünni köktendinciliği desteklemek” üzerinden kurulduğunu bu analizler sayesinde öğreniyoruz. İran ve İsrail menşeli bu yorumların benzerliği karşısında insanın durun siz kardeşsiniz diyesi geliyor…

TÜRKİYE’NİN SON 10 YILDA YAŞADIĞI SESSİZ DEVRİM

Türkiye’nin Ortadoğu’da oynadığı ve oynayacağı rol sadece Türkiye için değil, belki de daha önemlisi bölge liberalleri için çok önemli. Türkiye son on yılda yaşadığı sessiz devrim ile her ülkenin kendi demokratikleşme modelini yaratabileceğini, demokrasinin bölge halkları için bir “lüks” olmadığını ve tabandan gelen irade ile bu değişimin gerçekleşebileceğini kanıtladı. Bölge halkları için üstten inmeci, despot modernistler ile özdeşleşen sekülerizm kavramına yeni bir anlam verdi. Amerikan muhipliği iması ile kirlenmiş demokrasi kelimesinin tozunu aldı.

TÜRKİYE BÖLGE HALKLARINDAN YANA BİR TAVIR ALDI

Türkiye, meclisten geçmeyen 1 Mart tezkeresi ile halkına karşı sorumlu bir yönetimin yapabileceklerini ve yapamayacaklarını gösterdi. Ortadoğu’da başlayan Arap devrimlerini başından beri en iyi analiz eden ülkelerden biri oldu. Kısa dönem çıkarı bölgedeki statükoyu korumak üzerine kurulu olsa da -uzun sürmeyen bir Libya yalpalaması dışında- statükodan değil, bölge halklarından yana bir tavır aldı.

TÜRKİYE-SUUDİ ARABİSTAN VE KATAR

Doğa boşluk kaldırmaz. Ortadoğu’da öyle ya da böyle bir Sünni aktör rol oynayacak. Şu an bu aktör, Mısır’da yaşanan belirsizlik hesaba katılırsa, ya Körfez hattından Suudi Arabistan -veya belki Katar ya da Türkiye olacak. Bölgede bu rolün tüm eksik ve gediklerine rağmen bir demokrasi olan Türkiye tarafından mı, yoksa bölgeye paranın sağladığı geçici saadet dışında pek de bir şey sunamayacak olan Körfez tarafından mı oynanmasını tercih edersiniz?

Görünen o ki, İsrail ve İran bu rolün Türkiye tarafından oynanmasını tercih etmiyor. Mevcut yönetimleri açık ve demokratik Ortadoğu idealinin düşmanı olan bu iki rejim için Türkiye bir nevi dostluk köprüsü oluyor. Elbette İran ve İsrail’in planlı bir ortak harekâtından bahsetmiyoruz. Lakin söylemdeki bu çarpıcı benzerlik, Türkiye’nin oynayabileceği “oyun bozucu” rolün yarattığı rahatsızlığı gösteriyor.

TÜRKİYE SIKLET ATLIYOR

Bu propagandaya karşı mücadele etmek Türkiye’nin elinde… Türkiye artık konforlu kum havuzunda oynamıyor oyununu. Büyük iddialar ve idealler ile sıklet atlıyor. Türkiye artık sadece kendi vatandaşlarına değil, bölgede seslendiği halklara karşı da sorumlu. Beyrut Amerikan Üniversitesi’nde konuşan bir Arap liberalin dediği üzere “Türkiye’nin başarı hikâyesi hepimiz için bir umut, bu hikâyenin seyri hepimizin kaderi…”

Türkiye’nin dışişleri politikasını şekillendiren idealleri ile içişleri realitesinin uyum göstermesi hiçbir şey için değilse bile bu seyir için önemli. Kendi vatandaşını demokratikleşme konusunda tatmin edemeyen bir Türkiye ister istemez tutarsız bir pozisyona düşecektir. Türkiye’nin zaten boynunun vebali olan meseleler dış politikada elini zayıflatacak unsurlar olarak kullanılacaktır. Artık Türkiye demokrasisi, Türkiyelilere bırakılamayacak kadar mühim bir meseledir. (Vatan)

Dünyanın En Kalabalık 20 Ülkesi Hangileridir?

Bölgesel Çevre Merkezi’ne göre dünyanın en kalabalık 20 ülkesi belli oldu. Türkiye 72 milyona varan nüfusuyla ilk 20 ülke arasına giren sıralamada 18’inci sıradan girdi

REC Türkiye’den yapılan yazılı açıklamada, iklim değişikliğinin günümüzde tüm dünya nüfusunu ilgilendiren en önemli sorun olduğu belirtilerek, iklim değişikliğinin sadece iklimlerde görülen gözle görülür değişiklikler değil, dünyanın ekolojik sisteminin hızla bozulması, kaynakların tükenmesi, bazı türlerin evrimleşirken, bazı türlerin tamamen yok olması anlamına geldiği vurgulandı.

İŞTE DÜNYANIN EN KALABALIK ÜLKELERİ

Bu değişimlerin, nüfusu hızla büyüyen dünyanın, 2030 yılından itibaren nüfus artışı ve kaynak yetersizliğiyle ilgili farklı konulara çözüm arayacağını ortaya koyduğu kaydedilen açıklamada,Birleşmiş MilletlerNüfus Fonu verilerine göre, 31 Ekim’de dünya nüfusunun 7 milyara ulaştığı belirtildi.

7 milyarlık dünya nufusunun en kalabalık ülkesi bilindiği gibi Çin Halk Cumhuriyeti. Çin’in ardından sırasıyla Hindistan ve ABD geliyor.

Türkiye 72. milyona varan nüfusuyla ilk 20 ülke arasına 18. sıradan giriyor. İşte ülke ülke nüfuslar;

Üzüm Çekirdeğinin Faydaları ve Zararları Nelerdir?

Cennet ülkemizin dört bir yanı güzelliklerle ve inanılmaz nimetlerle doludur. Yılın her mevsimi, her ayı, bambaşka meyveler, sebzelerle dolup taşmaktadır çok şükür. Ülkemizde yok yoktur desek yeridir sanırım. İşte bu Allah’ın bize bir lütfü olan nmetlerden biriside üzümdür. Üzümün ülkemizde yerleştiği yere göre birbirinden farklı onlarca çeşidi vardır. Ama genellikle biz son tüketiciler üzüm çekirdekli ve çekirdeksiz olmak üzere ikiye ayırıyoruz ve alırken daha çok çekirdeksiz olanı alıyoruz. Ama yapılan bilimsel araştırmalar sonucu çekirdekli üzümün, çekirdeği ile birlikte tüketildiğinde inanılmaz çok yararı olduğu tespit edildi.  Üzüm ve çekirdeğinin sağlığa yararları üzerine yapılan araştırmanın sonuçlarına göre üzüm, mutlaka tüketilmesi gereken bir meyve.

TÜBİTAK tarafından destek verilen ve Ankara Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ertan Anlı yönetiminde yürütülen bilimsel çalışmada; ülkemizde yetiştirilen yerli ve yabancı sekiz farklı üzüm çekirdeğinin insan sağlığına faydalı antioksidan bileşikleri karşılaştırıldı. Araştırmanın sonuçlarına göre üzüm, hem sağlığa faydalı antioksidan bileşikler içeriyor hem de kalbi koruyor

BİTKİSEL İLAÇ YAPILIYOR

Prof. Dr. Ertan Anlı, üzüm ve çekirdeğinin sağlığa yararları hakkında şu bilgileri verdi: “Üzüm ve üzümün işlenmesiyle elde edilen üzüm kabuğuyla çekirdeği, beslenmeye ve insan sağlığına yararlı bileşikleri nedeniyle son yıllarda oldukça önem kazandı. Günümüzde cibreden elde edilen öğütülmüş çekirdek, önce ABD, sonra Avrupa, nihayetin de Türkiye pazarında bitkisel ilaç olarak kullanılıyor ve ciddi fiyatlardan değer buluyor.

Üzümün kabuklarıyla çekirdeğinin bileşimi ve sağlığa yararı üzerine yapılan araştırmalarda üç temel konu üzerinde duruldu. İlki zengin fenolik yapısından ileri gelen antioksidan ve kalp sağlığını koruyucu etkisi. İkincisi antimikrobiyal özellikleri nedeniyle sağlık için yararı ve üçüncüsü de sağlık için yararlı yağ asitlerini önemli miktarda içermesiydi.

Sonuç olarak üzüm, barındırdığı sağlığa faydalı antioksidan bileşikler nedeniyle kesinlikle tüketilmesi gereken meyvelerden biri. Ayrıca üzümün meyve suyu ve şaraba işlenmesiyle elde edilen kabuk ve çekirdekleri, ikincil ürün olarak mutlaka değerlendirilmesi gereken proses atıklarıdır.”

ANTİOKSİDAN NEDİR?

Nedir bu antioksidan maddeler, neden vücudumuz antioksidan maddelere ihtiyaç duyar? Prof. Dr. Anlı, sağlık için yararlı antioksidan da ne anlaşılması gerektiğini şöyle anlatıyor: “Antioksidonların öyküsü serbest radikallerle başlar. Serbest radikaller, vücut oksijen kullanırken ortaya çıkan atık maddeler olup, vücutta yüksek düzeyde tahribata sebep olurlar. Serbest radikallerin etkisi 30 yaşında başlar, 40’lı yaşlarda artarak ilerler ve 50’li yaşlardan itibaren dramatik bir şekilde çoğalarak fark edilen bir yaşlanmaya ve çeşitli hastalıklara sebep olur.

İşte bu serbest radikallerin etkisini azaltan ve yok eden maddelere antioksidan maddeler denir.” Peki, üzümü yeterince tanıyor muyuz? Özellikle çekirdeğinden de faydalanmamız gerektiğini biliyor muyuz? Prof. Dr. Anlı bu konuda da ülkemizde bilgi eksikliği olduğunu vurguluyor:

“Beslenme alışkanlıkları açısından olaya değinirsek, genellikle insanlar manavdan, pazardan üzüm alırken çekirdeksiz üzümü tercih ederler ya da üzüm yerken üzüm çekirdeklerini ayırırlar. Bu üzüm tüketiminde çok yanlış bir alışkanlık. Çünkü üzüm, kabuğu ve çekirdeğiyle birlikte tüketilen nadir meyvelerdendir ve antioksidan maddeler en fazla çekirdekte (yüzde 65) ardından kabukta (yüzde 30) ve meyve etinde (yüzde 5) bulunur.

Türkiye, dünyanın dördüncü büyük bağcı ülkesi

Prof. Dr. Ertan Anlı, üzümün gıda sanayi sektörüne hammadde sağlaması ve yüksek ihracat potansiyeline sahip olmasından dolayı ülke ekonomisinde önemli bir yere sahip olduğunu da açıkladı: “Türkiye 565 bin hektar bağ alanıyla İspanya, Fransa ve İtalya’dan sonra dünyanın dördüncü büyük bağcı ülke. Kafkaslar ve aşağı Mezopotamya ile birlikte asmanın vatanı kabul edilen Anadolu, dünyanın en zengin asma gen potansiyeline sahip bölgesi.

Türkiye’nin bugünkü üzüm ve üzüm ürünlerini değerlendirme şekillerine bakıldığında üzüm tüketiminin önemli bir kısmını, yaklaşık yüzde 80’den fazlasını, sofralık ve kurutmalık üzümler oluşturuyor. Kalan kısım ise sucuk, pestil, köfter gibi geleneksel ürünler ve sirke üretiminde kullanılıyor.

Ayrıca toplam üretimin yüzde 3-4’ü ise meyve suyu ve şaraba işlenerek değerlendiriliyor. Meyve suyu ve şarap üretiminde üzümler preslendikten sonra kalan cibre (kabuk ve çekirdek) çoğunlukla atılmakta, değerlendirilememekte, dolayısıyla bu değerli atık ürünümüz heba olmaktadır.”

ÇEKİRDEĞİNDE FAYDALI YAĞ ASİTLERİ VAR

“Bu çalışmada ülkemizde yetiştirilen Cabernet Sauvignon, Cabernet Franc, Merlot, Kalecik Karası, Ada Karası, Semillion, Gamay, Öküzgözü gibi yerli ve yabancı üzüm çeşitleri kullanıldı. En yüksek antioksidan aktiviteyi Cabernet Sauvignon ve Cabernet Franc çeşitleri gösterdi.

Bunu sırasıyla Kalecik Karası, Merlot, Gamay, Emir, Semillion ve Ada Karası çeşitleri takip etti. Ayrıca bu çalışmada çekirdeklerin içerdiği insan sağlığına faydalı yağ asitlerini içerdiği de tespit edildi. Bunun yanı sıra çekirdeklerin içerdiği fenolik bileşiklerin laboratuvar ortamında çeşitli zararlı mikroorganizmaların gelişimini önlediği de bulundu.”

İşte Formula 1 2012 Yarış Takvimi

FIA, Formula 1 2012 sezonun takvminin taslağını belirledi. Takvim’de Türkiye Grand Prix’i 6 Mayıs olarak gösterilmiş durumda. Ancak yarışların Türkiye’de yapılmasına devam edilip edilmeyeceği için resmi bir anlaşma imzalanmadı.

Takvime göre sezon 11 Mart da Bahreyn’de başlayacak ve 25 Kasımda Brezilya ile sona erecek. Sezon 21 yarıştan oluşacak ve bu F1 tarihinde bir sezonda en fazla koşulan yarış olacak.

2007 yılınının ardından Amerika tekrar takvime geri dönecek. Yarış Kanada GP’den 1 hafta sonra 17 Haziranda yapılacak.

2012 FIA Formula 1 takvimi:

11/03/2012 Bahreyn

18/03/2012 Avustralya

01/04/2012 Malezya

08/04/2012 Çin

22/04/2012 Kore

06/05/2012 Türkiye*

20/05/2012 İspanya

27/05/2012 Monaco

10/06/2012 Kanada

17/06/2012 ABD

01/07/2012 Valencia, İspanya

15/07/2012 İngiltere

29/07/2012 Almanya

05/08/2012 Macaristan

02/09/2012 Belçika

09/09/2012 İtalya

30/09/2012 Singapur

14/10/2012 Japonya

28/10/2012 Hindistan

11/11/2012 Abu Dhabi

25/11/2012 Brezilya

Kaynak : haber 7

Türkiye Karayolları Haritası 2011

Yaz geldi ve tatile veya memleketine gidenlerin kulanabilecekleri Türkiye Karayolları haritasını sizler için tek parça olarak yayınlıyoruz. Yeni Güncel 2011 Türkiye haritasını indirmek için burayı tıklayın ve indirmek istiyorsanız karşınıza gelen pencereden “Aç” komutunu, kaydetmek istiyorsanız da “Farklı Kaydet” komutunu veriniz. Şimdiden iyi yolculuklar.