Kategoriler
Genel Kültür

Türkiye’nin Altıncı Başbakanı Şükrü Saracoğlu Kimdir?

Mehmet Şükrü Saraçoğlu, 1887 yılında Ödemiş’te doğmuştur. 27 Aralık 1953 yılında İstanbulda vefaat etmiştir. Şükrü Saraçoğlu ilk ve orta okulu Ödemiş’te okuduktan sonra İzmir idadisi’ne girdi. Son derece zeki, çalıskan bir öğrenciydi. İzmir idadisini birincilikle bitirerek, Mekteb-i Mülkiye’ye geçti. 1909 yılında Mekteb-i Mülkiye’ yi bitirerek İzmir Valiliği Maiyet Memurluğu’na atandı. İzmir Sultanisi’nde matematik-öğretmenliği yapan Saraçoğlu, 1911 yılında İttihat ve Terakki Ticaret Mekteb-i Müdürlüğü görevine getirildi.

1914 yılının Ocak ayında bir devlet bursu kazanan Saraçoğlu, Belçika’ya öğrenime gitti. Kısa bir süre sonra I. Dünya Savaşı patlayınca hemen İzmir’e döndü. 1915 Mayıs’ında tekrar Cenevre Siyasi İlimler Akademisi’nde okumak için İsviçre’ye giderek burada dört yıl kaldı ve bu fakülteyi çok iyi bir dereceyle bitirdi. Mondros Mütarekesi’nden sonra Cenevre’de Türk Talebe Cemiyeti’ni kurarak bu cemiyet adına Fransızca bir derginin yayınlanmasını üstlendi. Türk Talebe Cemiyeti’nin başkanı olarak Avrupa kamuoyunda Mondros şartlarının olumsuzluğuna tepki yaratmak için uğraşlar vererek Osmanlı Devleti’nin haklarını savundu.

O günlerde İzmir işgal edilince Türkiye’ye gideceğini öğrendiği bir İtalyan gemisine kaçak binip yurda döndü. Ulusal Kurtuluş Hareketi’ne katıldı. Kuşadası, Nazilli ve Aydın yörelerinde kurulan Kuva-i Milliye hareketlerinin örgütlenmesinde çalıştı. Osmanlı Meclisi Mebusanı’na İzmir milletvekili olarak seçildiyse de, Saraçoğlu bu göreve katılmadı.

Saraçoğlu, 1923’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne İzmir Mebusu olarak girdi.

Fethi Okyar hükümetinde Milli Eğitim Bakanlığı yapan Saraçoğlu, 1926’da Yunanlılarla kurulan Mübadele Komisyonu’na başkanlık etti. Başbakanlığına kadar kurulan bütün hükümetlerde görev aldı. Bu hükümetlerde Maliye, Adliye ve Hariciye vekilliklerinde bulundu. Varlık Vergisinin uygulanmasında öncülük etti. Saraçoğlu’nun 1932 yılında Paris’te Osmanlı borçlarının ödeme koşullarının saptanması görüşlerini Türkiye adına yürütürken görüyoruz. 1933’de bir antlaşma ile bu konuyu başarıyla ve batılı gözlemcilerin hayranlığı içinde bitirirken izliyoruz. Saraçoğlu’nun devlet adamlığı vitrinini süsleyen en değerli ve liyakatinin zirvesine vardığı bu anlaşma ile genç Türkiye Cumhuriyeti’nin maliyesi soluk aldı.

Genç Cumhuriyet’in devlet organlarının kurumlaşmasında da emeği geçen Saraçoğlu, bakanlıkları sırasında avukatlık, hakimlik İcra İflas Kanunlarını hazırlamış ve çıkartmış iş esasına dayalı cezaevlerinin oluşmasını ve ilk örnek olarak İmralı’nın kuruluşunu sağlamıştır. Barem ve Emeklilik kanunları da Saraçoğlu’nun zamanında oluşturulmuştur.

Fethi Okyar kabinesinde Maarif Vekili, İnönü’nün 3 ve 4. hükümetlerinde Adliye Vekili, ve 12’nci Refik Saydam hükümetinde Hariciye Vekili olan Mehmet Şükrü Saraçoğlu, 1942 yılında Refik Saydam’ın ölümü üzerine İnönü tarafından 9 Temmuz 1942 günü başkanlığa atanarak hükumeti kurmakla görevlendirildi. 5 Ağustos 1942’de hükümet programını okurken “Biz Türk’üz, Türkçüyüz ve daima Türkçü kalacağız. Bizim için Türkçülük bir kan meselesi olduğu kadar bir vicdan ve kültür meselesidir. Biz azalan veya azaltan Türkçü değil, çoğalan ve çoğaltan Türkçüyüz. Ve her vakit bu istikamette çalışacağız.” demişti.

Refik Saydam’ın ölümü sonrasında 1942 yılında Başbakan olan Saraçoğlu, bu döneminde de Cumhuriyet döneminin bütünsellik taşıyan seçim yasasını iki dereceli olarak hazırladı ve çıkarttı. “Açık oy-gizli sayım” esaslarına göre hazırlanan bu kanuna göre her seçmenin hangi partiye oy verdiği herkes tarafından görülebilecek, fakat oy sayımı gizli yapılacaktı. O tarihe kadar başka hiçbir demokrasi tarafından keşfedilmemiş olan bu usule göre yapılan 1946 seçimlerinde “gizli sayım”ı yapan CHP kazandığını iddia etti. DP kurulduktan hemen sonra yapılan bu “erken seçim”de DP sadece 16 ilde seçime girebilmişti.

Şükrü Saraçoğlu döneminde yapılan diğer iki eleştiri konusu olay ise muhalif işadamlarına salınan ve CHP tarafından “eşitlikçi bir uygulama” olduğu iddia edilen Varlık Vergisi ve Turancılık ile suçlananların canlı olarak tabutluklara sokularak işkence edilmesidir.

Varlık Vergisi, Türkiye’deki Yahudi, Rum, Ermeni ve Levanten azınlığı ekonomik açıdan çökertmek için çıkarılmıştı. Bu yasada Müslümanlar servetlerinin sekizde birini, dönmeler (tabiyet değiştirenler) dörtte birini, gayrimüslümler ise yarısını vergi olarak veriyorlardı.Saraçoğlu hükümetinin ayrımcı tutumuna en güzel örneği oluşturan bu uygulama, sayısız çatışmalara neden olmuştu. Bu modeli HİTLER ALMANYASI’ndan alan Saraçoğlu, “göçe zorlama” politikasının en güzel örneğini vermiştir.

“Bu memleket tarafından gösterilen misafirperverlikten faydalanarak zengin oldukları halde, ona karşı bu nazik anda vazifelerini yapmaktan kaçınacak kimseler hakkında bu kanun, bütün şiddetiyle uygulanacaktır.

Adeta Hitler’in toplama kamplarından örnekler sunan bu uygulama, görünürde çalışmayı teşvik eder gibi görünse de, bu vergilerin çalışarak ödenmesi olasılığı o zamanlar da hiç yoktu. “Çalışın verin, veremezseniz terk edin gidin” mantığı, Hitler’in “Çalışmak Özgürleştirir” (Arbeit macht frei)mantığından alınmıştı.

Şükrü Saraçoğlu, çok iyi bir Almanseverdi (Bakınız Korkut Boratav, 100 Soruda Türkiye’de Devlet’çilik,Gerçek Yayınevi, İstanbul 1974). Çalışma zorunluluğu yalnızca gayrimüslimlere uygulanıyordu.

Şükrü Saraçoğlu’nun Hitler’inkine benzer “toplama kampı” tutkusundan, Hitler’in elinden kaçan ve Türkiye’ye sığınan bir çok bilimadamı da nasibini aldı. 100 kadar Alman, 1944-1945 yılları arasında Çorum, Yozgat ve Kırşehir’de açılan toplama kamplarına gönderildi (Bakınız: Deniz Kavukçuoğlu, “Şükrü Saraçoğlu Üzerine Ek Notlar”, Cumhuriyet, 16.Eylül.1998).

Nazi Almanyası’nın savaş yıllarındaki Ankara elçisi Von Papen ve onunla yakın ilişkide olan Türk hükümetinde yetkili ekipteydi. Refik Saydam, Şükrü Saraçoğlu ve Numan Menemencioğlu’nun da dahil olduğu bu ekip Nazi Almanyasını desteklemekte, Almanya ile dış ticareti Alman para birimi “Reichsmark” ile yapmakta, TC banknotlarını Almanya’da bastırmakta, Almanya’ya paslanmaz çeliğin hammaddesi olan krom sevkiyatı yapmakta ve Sovyetler Birliği’nin işgal ettiği Kırım ve Kafkasyadaki Türk topraklarında askeri harekat yapmakta olan Nazi Ordusunu cephede takip etmek için komutanlar yollamaktaydı. İkinci Dünya Savaşı’nın “Milli Şef”likle idare edilen Almanya ve İtalya tarafından kaybedilmesi ve Sovyetler Birliği’nin Türkiye’den Kars, Ardahan, Artvin ve Sarıkamış’ı istemesinden sonra 1946’da Saraçoğlu istifa ederek Başbakanlığı Recep Peker’e devretti. 1 Kasım 1948 ve 22 Mayıs 1950 yılları arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı yaptı.

1950 genel seçimlerinde yeterli oy alamayan Saraçoğlu TBMM’ye seçilemeyince siyaseti bıraktı.27 Aralık 1953’te İstanbul’da öldü. Mezarı Zincirlikuyu Mezarlığı’ndadır.

Kategoriler
Genel Kültür

Türkiye’nin Beşinci Başbakanı Ahmet Fikri Tüzer

Ahmet Fikri Tüzer 1878 de Şumnu’da doğdu.16 Ağustos 1942 de vefaat etti. 1924 – 1927 yılları arası Sağlık Bakanlığı Müsteşarlığı yaptı. III, IV, V ve VI. dönemlerde (1927 – 1942) Erzurum Milletvekilliği yaptı. 1942 yılında 12. ve 13. hükümetlerde İçişleri Bakanlığı yaptı.Şükrü Saracoğlu başkanlığındaki 13’üncü hükümet kurulmadan önce 12’inci hükümette geçici olarak (8-9 Temmuz 1942) başbakanlık yaptı. 16 Ağustos 1942’de görevi başında iken vefat etmiştir.

Kategoriler
GÜNCEL

Türk İntikam Birliği Teşkilatı Nedir, Kimdir? Kimlerden Oluşur ve Amaçları, Savundukları Fikirler Nelerdir?

Bugün ortaya çıkan şok bir video kasetyle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a ölüm tehditlerinde bulunan Türk İntikam Birliği Teşkilatı, birden bire ülke gündemine bomba gibi düştü. Birçok insanın adını ilk defa duyduğu bu oluşum çok da yeni bir kurulmuş değildir aslında. Daha önce defalarca çeşitli siyaset adamlarına, gazeteci ve yazarlara savurdukları tehditler yüzünden birçok soruşturma işlemi yapılmış, yalnız hiçbir sonuç alınamamıştır. Artık ülkemizin başbakanına bile tehdit savuracak kadar büyüyen bu oluşumu sizlere tanıtmak ve fikirlerini sizlerle paylaşmak istedik. Irkçılığın ve aşırı milliyetçiliğin en uç noktasına kadar ulaşan bu oluşumun veya kendi deyimleriyle teşkilatın fikirlerine baktığımız zaman insanın kemikleri dona kalıyor. Kısaca yeryüzündeki en üstün varlığın Türkler olduğunu, ülkemizde Türklerden başka hiçbir kimsenin yaşama hakkı olmadığını, ülkenin tamamının Türklere ait olduğunu savunan bu oluşumu hem gazeteciler gözüyle hemde kendi liderleri olan Savaşan Atsız kod isimli başkanlarının hazırladığı bir manifestoya yer vereceğiz. Bu yazımızı okuduktan sonrada kararı sizin engin görüş ve düşüncelerinize bırakıyor, haklı ve haksız, doğru ve yanlış düşünceleri ayırt edecenizi umuyor, konuyu okuduuktan sonrada yorumlarını bekliyoruz uzmanportal.com olarak.

Gazeteci Gözüyle Türk İntikam Birliği Teşkilatı;

Türk İntikam Birliği Teşkilatı’nı yöneten Savaşan Atsız yayınlanan bir videoda Erdoğan’ı öldüreceğini söylüyor.

Türk-Kürt çatışması çıkarmak amacıyla BDP Genel Merkezi ile bazı Kürt işadamlarına silahlı saldırı planladığı iddia edilen Türk İntikam Birliği Teşkilatı’nı yöneten Savaşan Atsız yayınlanan bir videoda Erdoğan’ı öldüreceğini söylüyor.Savaşan Atsız kod adlı kişi internetteki videosunda Türkiye’de Türk ırkı dışında hiçbir ırk istemediklerini, ‘Türkçü devrim’in kapıda olduğunu söylüyor. Videosunda çok sayıda tehdit de savuran Savaşan Atsız, Başbakan Recep Erdoğan’ı öldürmekte tehdit ediyor.

‘Türk İntikam Birliği Teşkilatı (TİBT)’ adlı oluşuma ilişkin soruşturma kapsamında polis 16 kişiyi gözaltına aldı. Zanlılardan 14’ü önceki gün hakim karşısına çıktı. 7 zanlı savcılık talimatıyla serbest kaldı, 7’si tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Nöbetçi Hakimliği’ne çıkarılan zanlılardan 6’sı tutuklandı, biri ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Soruşturmada gözler şimdi, örgütü Hollanda’dan yöneten Savaşan Atsız kod adlı zanlı üzerine çevrildi. Soruşturmayı yürüten polis, zanlının yakalanması amacıyla geniş çapta soruşturma yürütüyor. Savaşan Atsız’ın yakalanması amacıyla İnterpol de devreye konuldu.

TİBT’e dönük soruşturmada zanlıların ev ve işyeri aramasında polis Savaşan Atsız kod adlı zanlıya ait bir de video görüntüsü ele geçirdi. Savaşan Atsız videosunda özetle şöyle diyor:

“Burası Türkiye Cumhuriyeti. Türkiye sınıları içinde Türk ırkı dışında başka hiçbir ırk yaşayamaz. Biz Türk genci ülkemizde Kürt istemiyoruz. Biz asil Türk evladı, Kürt ırkı ile yaşamak istemiyoruz. Bu topraklara Türkiye denmiş ki vardır bir manası. Adından da anlaşılacağı üzere Türkiye sadece Türklerin yaşayabileceği bir yerdir. Bu ülkenin ordusu var. Ordu Türkçülerden yanadır. Biz Türk evladı seni (Başbakan Recep Tayyip Erdoğan) tahtından aşağıya almasını biliriz. Burası Türkiye. Türkçü devrim kapıda. Sen Erdoğan sonun yakındır, kelleni alacağız.”

Türk İntikam Birliği Teşkilatı Liderine Göre Türk İntikam Birliği Teşkilatı;

Üstün Türk Irkı’nın son kalesi olarak adlandırdığım Kutsal Türk Devleti’ne ve üstün Türk Irkı’na karşı gelişen bütün tehlikeleri bertaraf etmek üzere yola çıkmış olan Türkçü direnişçileriz. Kutsal Türk Devleti’ni düşman unsur olarak gördüğümüz yabancı kanlılardan arındırmak başlıca hedeflerimizden biridir.

Ulu Başbuğ Atatürk, Kutsal Türk Devleti’ni Irk’a dayalı Türkçü bir fikriyatta kurmuştur. Şanlı Tarihimiz de yer alan Gök Türk devleti sonrası üstün ırkımızın adını taşıyan ikinci devlet Türkiye Cumhuriyeti’dir. Türkiye adının Ulu Başbuğ Atatürk tarafından devletimize verilmesi, Türk Irkı’na ait olan bir devletin kurulduğunu acun’a ilan etmenin bir göstergesiydi.

Ulu Başbuğ Atatürk’ün o dönem gerçekleştirdiği girişimler mercek altına alındığında Türkçü soycu düşüncenin somut uygulamalarının yüzlercesine rastlanmaktadır. Bu uygulamaların bir kaçını ele aldığımızda, talimatı ile bastırılan bozkurt motifli 5 ve 10 liraların basılması, pullara Kürşad Ata ve yol gösteren bozkurt motiflerinin işlenmesi, çıkarılan yerli ilk Türk sigaranın adının ve dış kapak görüntüsünün Bozkurt oluşu bir anlamda Kutsal Türk Devleti’nin hangi kuruluş felsefesi ile yoğrulduğunun adeta göstergeleri olmuştur. ‘Türk Irkından olmayan Askeri mekteplere giremez’ ve ‘Hayattaki yegane üstünlüğüm Türk doğmaktır’ diyen Ulu Başbuğ Atatürk’ün bu sözleri kurulan Kutsal Türk Devleti’nin temel felsefesinin ana hatlarını oluşturmaktadır.

Bu yapı Ulu Başbuğ Atatürk’ün ölümünden sonra, İsmet İnönü tarafından karşı bir devrim başlatılarak, Türk Irkı Türkçü düşünceden uzaklaştırıldı. Ulu Başbuğ Atatürk döneminde yer alan Türkçü uygulamalar terk edilerek devletin bütün birimlerine Türk kanı taşımayanlar getirilerek adeta devletin kuruluş felsefesine tamir edilmesi güçleşen ağır bir darbe indirilmiştir.

Ulu Başbuğ Atatürk’ün Türkçülük temellerinde kurduğu yapıyı yok etmek için çalışan İsmet İnönü’ye karşı tavır alan ve Türkçü düşünceyi, Ulu Başbuğ Atatürk’ün ölümünden sonra savunan Nihal Atsız Ata’mız bu yıkıma karşı duyarsız kalmayarak ömrünün sonuna kadar Türkçü bir Direniş sergileyerek Türkçü düşüncenin günümüze kadar ulaşmasını sağlamıştır. Türkçü düşüncenin kitleselleşmesi için mücadele yürüten Nihal Atsız Ata’mız bu uğurda ağır bedeller ödemiş zindanlara atılmıştır.

Ulu Başbuğ Atatürk’ün başlattığı ve Nihal Atsız Ata’nın ölümüne kadar devam ettirdiği hareket Türkçülüğü anlayışını yeniden Türk coğrafyalarında hakim kılmak, Türk ırkı’nı sonsuzluğa ulaştırmak için Türk İntikam Birliği Teşkilatı’nı 1999 yılının aralık ayında iç Anadolu bölgesinin Aksaray ilinde, Türkçü düşünceye baş koymuş dava arkadaşlarımla birlikte kurdum.

Kısaca özetlemek gerekirse hareketimizin ideolojik bakış açısı, Ulu Başbuğ Atatürk’ün savunduğu ve Nihal Atsız Ata’mızın devam ettirdiği Türkçü düşüncedir.

Türk İntikam Birliği Teşkilatı, Kuva-i milliye ruhunun günümüzde yeniden canlanmasıdır. Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlar yapılanmamızın yer altı örgütlenmesi olarak sürdürülmesini zorunlu kılmaktadır. Teşkilatımız bünyesinde yer alan bütün Türkçülerin kendilerine özgü kod adları vardır. Bu bağlamda Savaşan Atsız adı kod adımdır. İç dünyamı yansıtan, savaşçı bir yapıya sahip olduğumdan ve Türk düşmanlarına karşı acıma hissiyatımın olmayışından dolayı dava arkadaşlarımca da bu adın bana özgü bir ad oluşu belirtilmiştir.

Üstün Türk ırkı için ömrümün sonuna kadar mücadelemi dava arkadaşlarımla birlikte sürdüreceğim. Bu kutlu dava uğrunda ölmek, bizim için bir şeref madalyası olacaktır.

Türk Irkı’nı sonsuzluğa ulaştıracak yegane düşüncenin silahlı mücadeleden geçtiği kanısındayız. Dünya tarihi incelendiğinde milletler arası çatışmaların hakim olduğu, bütün milletlerin kendi toplumunu dünya’nın hakimi kılmak için yoğun bir savaşın yürütüldüğü alenen gözükmektedir. Bu bağlamda, var olan milletler arası mücadele de Türk Irkı’nın tek çıkar yolu, safını sağlam tutarak her türlü ve her alanda silahlı direniş sergilemek zorundadır.

Milletler arası mücadele askeri boyutta dünya’nın yıkılışına kadar sürecektir. Nihal Atsız Ata’nın makalelerinde belirttiği gibi ‘Dünya bir savaş alanıdır, ülküler kanla fedakarlıkla kahramanlıkla beslenir. Din arabın hukuk sizin harb Türkündür. Açlar nasıl bir istekle koşarsa aşa, Türk eri de öyle gider kanlı savaşa’. Nihal Atsız Ata’nın açılımını yaptığı gibi Türk Irkı’nın tek çıkış yolu savaştır. Yasal platformlarda Türkçü fikriyatın sağlıklı gelişmesi ve devlet yönetiminde etkin olmasının önündeki başlıca engeller ortadadır.

Osmanlı devletinden artık olarak devletimiz içinde kalan yabancı kanlılar ve diğer etnik unsurlardır. Düşmanlarımız bertaraf edilmeden, Türkçü bir devrimin gerçekleşmesi mümkün değildir.

Bu bağlamda öncelikli düşman sıralamamızda yer alan ülke sınırlarımız içinde geçici ve istenmeyen konuk konumunda olan bütün kürtlerin yok edilmesi gerekmektedir.

Türk düşmanlarını yok etmenin yolu, silahlı bir direnişin Türk Irkı mensupları tarafından gerçekleştirilmesi ile mümkün kılınacaktır. Türkçü silahlı mücadele yöntemini seçmemizin diğer nedeni ise geleceği doğru analiz ederek, ülkemiz de yıllar sonra gelişecek olumsuzlukları şimdiden görmemizdir.

Eğer, Kutsal Türk Devleti milli hassasiyeti olmayan Türkçü düşünceden uzak yöneticiler tarafından yönetilmeye devam ederse, 2040 ve 2050 yıllarında Türkiye’yi ve Türklüğü çok büyük tehlikeler beklemektedir. Ülkemizin demografik yapısı, Türk Irkı’nın aleyhine gelişmektedir.

Düşman unsur kürtler bu hızla üremelerine devam ettiklerinde 2040 ve 2050 yıllarına gelindiğinde, Türk Irkı ile kürt nüfus oranı eşit bir konuma gelecektir. Bu noktada kürtler sözde bağımsız devlet olma yolunda bir iç savaş çıkaracaktır.

Geçmişten günümüze 38 isyan çıkardıkları gibi yeni bir isyan dalgası, Türkiye’yi gelecekte bekleyen tehlikedir. O şartlarda bile yüce Türk Irkı mutlaka zaferle noktalanacak olan ikinci bir kurtuluş savaşı verecektir. Fakat ikinci kurtuluş savaşı diye adlandırdığım o süreçlerde, Türk Irkı çok ağır kayıplar vererek zaferi elde edecektir.

Türk İntikam Birliği Teşkilatı olarak, gelecekte verilecek olan bu ağır kayıpları en aza indirmenin tek yolunun, şimdiden bütün kürtlere yönelik topyekün imha hareketinin milletimiz tarafından başlatılmasının, ırkımızın bekası için gerekli oluşuna inanıyoruz. TİBT olarak silahlı mücadeleyi bu yüzden kurtuluşumuz için tek çıkar yol olarak görmekteyiz.

TİBT / Türk İntikam Birliği Teşkilatı’nın, kamuoyunda TİT Türk İntikam Tugayı olarak bilinen oluşumla herhangi bir organik bağı yoktur. TİB Türk İntikam Birliği ideolojik açıdan Türkçü Turancı Atatürkçü bir yapılanmadır.

Türk İntikam Birliği’ne bağlı Türk soylu Türkçü direnişçiler on bin yıllık bir köklü ideolojinin temsilcileridir. TİT gibi oluşumların ise hiç bir ideolojik temeli yoktur, her döneme göre renk değiştiren farklı ideolojilerin toplumu manipüle etmek için kullandığı içi boş temelsiz yapılanmalardır.

TİB ile TİT arasındaki temel farklardan bir diğeri, TİB Türk’e düşman olan toplulukların topyekün imha edilmesini Türklüğün sonsuzluğa doğru ilerlemesini sağlayacağına yürekten inananların oluşturduğu yenilmez bir ordudur. TİT ise uyruğu belli olmayan şahıslar tarafından zaman zaman ad olarak kullanılan, emperyalist güçlerin bazı bireylere gerçekleştirdikleri eylemleri gizlemek için kullanılan bir örgüt adından öteye geçmemektedir.

Türk İntikam Birliği, Yüce Türk Milletinin derinliklerinden bir volkan gibi fışkıran, Türk Silahlı Kuvvetleri’nden sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığını ilelebet yaşatacak olan, yenilmez, dağıtılamaz, bitirilemez, yasalar üstü, Türk Irkı’nın gizli gönüllüler ordusudur.

Gücümüzü kutsal Türk Devleti’ni kuran asil Türk Irkı’ndan alıyoruz. Türk İntikam Birliği yurdun dört bir tarafında yer altı örgütlenmelerini tamamlamış durumdadır. Türk İntikam Birliği’ne bağlı gönüllülerin fedakarlıkları sayesinde dünyanın her bölgesinde operasyonel anlamda seçkin kadroya ve üçüncü dünya harbinin patlak vermesi durumunda bile kutsal Türk Devleti’ni yaşatmak için kullanabileceğimiz silah, mühimmat ve maddiyata sahip durumdayız.

Bugüne kadar Türkiye içi ve dışı Türk düşmanlarına yönelik gerçekleştirdiğimiz bir çok eylemlerimiz oldu. Irak’ın kuzeyi Şengal de gerçekleştirdiğimiz bombalama eylemimize tanık olan bizzat gözlemleyen Irak Türkmen Cephesi’ne bağlı soydaşlarımız bulunmaktadır. Eyleme tanıklık eden Türkmen soydaşlarımızın can güvenliğini tehlikeye sokup, ortaya somut delil sunma adına afişe etme niyetinde olmadık. Şengal’i şeçmemizin nedeni, büyük çapta bir bombalı eylem neticesinde bölgede Türkmen soydaşlarımızın bu saldırıdan etkilenmemesi amacı güdülmüştür. Şengal demografik yapı itibariyle zamanla tamamen kürtleştirilmiş bir bölgedir. Bu doğrultuda düşman kitlenin bertaraf edilmesi için bu tür bir eylemi gerçekleştirdik.

Demografik yapının karışık olduğu illerde nokta operasyonları gerçekleştirmekteyiz.

TİBT Türk Irkı’nın bir anlamda savunma refleksinden doğan milli güç unsurudur. TİBT’i doğuran nedenlerin temeline inildiğinde Kuva-i Milliye’nin kuruluş nedeni ve gelişmesiyle birebir örtüşen bir yapılanmadır. TİBT kuruluşundan günümüze Türk Irkı’nın ve kutsal Türk Devleti’nin varlığını tehdit eden bütün unsurlara karşı sayısız eylemler gerçekleştirmiştir.

Türk Irkı’nın bekası için gerçekleştirdiğimiz eylemlerin büyük çoğunluğu basına haklı olarak yansıtılmamıştır. Çünkü TİBT’in diğer örgütlerden farkı, gerçekleştirdiği eylemleri basın ve yayına afişe olmak için değil Türk Irkı’nın geleceği için gerçekleştirmiş olmasıdır. Bizim için önemli olan husus karşılık beklemeden bu asil Irk’a hizmettir.

Türk İntikam Birliği’ne bağlı, militan bazında Türkiye içi ve dışında toplam 3800 civarında Türk soylu direnişçi etkin durumda ve konumda kutsal Türk devletini yaşatmak için Türkçü mücadeleyi aralıksız olarak sürdürmektedir. Türkiye içinde 36 ilde örgütlü kadrolarımız var. Yurt içi ve yurt dışı birimlerimizin bize aktardığı verileri incelediğimizde 150 binin üzerinde sempatizanımız bulunmaktadır.

Türkiye’de hiçbir siyasi parti ile ortak noktamız yoktur. Milliyetçi kisvesine bürünmüş başta MHP, BBP ve benzeri özde şeriatçı sözde milliyetçi geçinen siyasal hareketlerin devletin temel felsefesinden uzak hareket ettiği, milliyetçi söylemler ardına gizlenerek Atatürkçü düşüncenin diğer tabirle Türkçü düşüncenin içini boşaltarak bu kutsal ülküye oy kaygısı uğruna büyük zararlar verdiler ve halen tahribatları sürmektedir.

Türkçü düşüncenin kitleselleşemeyişinin önündeki en büyük engel MHP ve BBP gibi emperyalist güçlerin güdümünde olan dış destekli siyasal hareketlerdir. Diğer partilerin adını anmaya gerek duymuyoruz çünkü tamamı dıştan gelme Türkçülük dışı ideolojilerin pençesine düşen partilerdir. Tamamı Türk düşüncesinin aleyhine çalışmaktadır.

Büyük Türkçü Nihal Atsız Ata’mızın belirttiği gibi ‘Siyaset taviz verme sanatıdır. Türkçülüğün tavizi olmaz‘. Türkçü düşünce siyaset üstüdür. Türkçüler olarak Kutsal Türk Devletinin, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından tek elden yönetilmesi taraftarıyız.

Türk İntikam Birliği Teşkilatı’na bağlı, Seyyar konumda olan bir birimimiz Irak’ın Kuzeyinde Türkmenleri örgütlemek için gönderildi ve faal konumdadır. Şengal’de gerçekleştirdiğimiz eylem sonrası bu birim gönderilmiştir. Bu birim halen o bölgede hazır konumda bekletilmektedir. Türkmenlere karşı, Irak kürtleri tarafından bir katliam veya saldırı karşısında devreye sokulacak olan birimdir.

Güney Azerbaycan toprakları üzerinde kurulan, İran adlı kukla devlet içinde yaşayan 40 milyon Güney Azerbaycan Türk’ü bulunmaktadır. Bu soydaşlarımızın ezici çoğunluğu bağımsız bir Güney Azerbaycan devleti için ellerindeki imkanlarla mücadele yürütmektedir. Bağımsızlık yanlısı Güney Azerbaycan Türklerinin kurduğu örgütlerle birebir temas halindeyiz.

Nihai amacımız, Türkçü düşüncenin bütün Türk coğrafyalarını sarması ve her alanda Türkçü düşüncenin hakim kılınması, Kutsal Türk Devleti’ni Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yönetmesinin sağlanması. Bütün Türk yurtlarının yabancı kanlılardan arındırılmasını sağlayarak Türk yurtlarının tek çatı altında toplanması, bu eksende Türk Natosu’nun inşası diğer bir tabirle Turan Ordusu’nun kurulmasıyla başta Amerika, Rusya, Çin olmak üzere bu ülkelere karşı Askeri güç kullanımı ile bu ülkelerin dizginlenmesiyle Türk Irkı’nın dünya hakimiyetini tesis etmektir.

Uzun yılları kapsayan bu süreçler başarıya ulaştırıldığında, şartlar oluştuğunda devlet yönetiminin Türkçülere devredilmesinin sağlanmasıdır. Bir sonraki aşama da Türkçüler, Nihal Atsız Ata’mızın 9 ilkesinde yer alan Şuurlu demokrasiye geçişi tesis edebilecektir. Nihal Atsız Ata’mızın şuurlu demokrasiden kastı, sadece Türk Irkı’nın var olduğu bir devlet yapısında, Türklerin kendi aralarında icra edeceği bir demokrasidir.

Türk İntikam Birliği Teşkilatı’nın simgesi, kırmızı zemin üzerinde siyah renkli kurt başı ve kurt başının içinde tek etrafında 8 yıldız bulunmaktadır. 9 yıldız Nihal Atsız Ata’mızın 9 ilkesini temsil etmektedir.

1- Türkçüyüz

2. Arınmış Türkçeciyiz

3. Yasacıyız.

4. Toplumcuyuz.

5. Milli gelenekçiyiz.

6. Şuurlu demokrasiye taraftarız.

7. Ahlakçıyız.

8. Bilimciyiz.

9. Teknikçiyiz

Bu ilkelerimiz, üstün Türk Irkı’nın bir anlamda milli kalkınma programıdır.

Türk tarihi iyi incelendiğinde istisnasız bütün toplulukların, Türklüğün varlığını ortadan kaldırmak için yaptıkları yüzlerce ihanetlere rastlanır. Şu an etkisiz konumda olan, Türk nüfusuna oranla düşük konumda olan toplulukların gelecekte Türklüğe ihanet etmeyeceğinin hiçbir garantisi yoktur. Öncelikli iç düşman sıralamamızda olan kürtlerin nüfus oranına diğer toplulukların erişmesi durumunda ihanetler zincirinin uzayacağına hiç şüphe yoktur. Bu sebeple, ölmek ve öldürmek bizim için şeref Türk harici herkez vurulacak hedef!

Ulu Başbuğ Atatürk’ün ömrü boyunca savunduğu ülkü Türkçülüktür. ‘’Ben her şeyden önce bir Türk milliyetçisiyim. Böyle doğdum. Böyle öleceğim. Türk birliğinin, bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile, gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım. Türk birliğine inanıyorum, onu görüyorum. Yarının tarihi, yeni fasıllarını Türk birliğiyle açacaktır.’’ Diyen Ulu Ata’nın öz düşüncelerini layıkıyla savunan Türkçüler, gerçek Atatürkçülerin bizzat ta kendisidir.

“Kanını taşıyandan başkasına inanma!” Diyen Ulu Başbuğ Atatürk, Türkçü duruşunu cihan’a haykırmıştır. Ulu Başbuğ Atatürk’ün savunduğu Türkçü Turancı fikriyat dışına çıkan Atatürkçülüğü saptıran ve Kemalist düşünce adı altında sosyalizmi veya diğer dıştan gelme Türk’ün özüne ters düşünce akımlarını savunanların tamamı Ulu Ata’ya ihanet içerisindeler. Türkçü, Turancı, Atatürkçü düşünce ehliyetsiz kişilere gruplara bırakılmayacak kadar kutsaldır bizim için.

Atatürkçü düşünceyi temsil edecek yegane kitle Türkçülerdir. Türkçüler, Türk Irkı’na karşı yapılmak isteyen her sömürüye karşıdır. Bu bağlamda biz Türkçüler anti emperyalistiz. Anti emperyalistlik sadece kuru kuru ABD karşıtlığı değildir. Bizler ABD emperyalizmine karşı baş kaldırdığımız gibi Rus Emperyalizmine, Çin Emperyalizmine kökü ve uzantısı nerden gelirse gelsin her türlü emperyalist baskıya ve kıskaca karşıyız.

Bizler için Türk ırkçılığı şerefli ve onurlu olmanın gereğidir. Hitler olarak adlanan Türk düşmanı geçmişte Türklerin üstün ırk kavramı ile yola çıkma ve devlet kurma düşüncesini taklit etmeye çalıştı. Lakin bunda başarılı olamamıştır. Çünkü Hitler, Türk Irkçılarının çakma bir kopyasıdır.

Türk Irkçılığı asil ve adaletlidir. Hitlerin savunduğu üstün Alman Irkı ve Irkçılığı düşüncesi ile asil ve adaletli olan Türk Irkçılığı mukayese bile edilemez. Nedenini kısa ve öz olarak belirtmek gerekirse, Alman ırkçılığı alman ırkından olmayan bütün ırkları yok etme esasına dayalıdır. Üstün Türk Irkı düşüncesi ve Türk ırkçılığı, sadece Türk’e düşman olan ırklara karşı ırkçı olmayı gerektirir. Türk Irkçılığını şerefli, asil ve adaletli yapanda budur. Günümüz çağında bütün toplumlar Türk’e düşmansa, bütün düşmanlara karşı savaşmak Türk’ün asli görevlerinden biridir.

Türkçüler var olduğu sürece, Türk topraklarında hesapları olanlar mutlak bir yenilgiye uğratılacaktır. Türk Irkı, her karış toprağında binlerce kefensiz yatan şehitlerimize, savaşçı Atalarımıza layık bir soylu olarak son nefesini verene kadar savaşacaktır! Nihal Atsız Ata’mızın belirttiği gibi ‘Türk’e kefen biçenin ölümü korkunç olur’.

Türk Silahlı Kuvvetleri dışında kalan, Ulu Başbuğ Atatürk’ün Gençliğe Hitabe’de vurguladığı bütün olgular bir bir gerçekleşmiştir. Türkiye ve Türk Irkı dört bir koldan örtülü işgal süreci içindedir.

TSK hariç, bütün kurumlarımız yabancı kanlılarca, işgal altındadır. Bütün kurumlarımızda emperyalist güçlerin yerli uzantıları kadrolaşmalarını tamamlamış, Kutsal Türk Devleti’nin temelleri oyulmakta yapı sallanma aşamasına doğru sürüklenmektedir.

Tek bir çözüm var, askeri darbe! Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sağlıklı bir darbe yapabilmesi için, Türk Milleti’nin desteğini arkasına alması gerekmektedir. Bu bağlamda Türk Irkı’nın atması gereken önemli hayati adımlar ve alması gereken kararlar var. Düşman ortada, bütün kürtlere yönelik silahlı saldırıların, yoğun bir şekilde yağmur misali ardı ardına yapılması, her görülen kürdün sokakta vurulması sonucunda kontrollü iç savaş Türk Irkı’nın lehine tetiklenmiş olacaktır.

Bu sayede Türk Silahlı Kuvvetleri’nin darbe yapması için uygun zemin yaratılır. Türk Milleti’nin desteğiyle sağlıklı bir darbenin gerçekleştirilmesi, ülke genelinde sıkı yönetimin ilan edilmesiyle sonuçlanan bir dizi önlemlerde beraberinde gelir. TSK’nın ülke yönetimini ele alması, Türk Irkı’nı ve son kalemiz olan Kutsal Türk Devleti’nin öze dönüş hareketini kuruluş felsefesi doğrultusunda sağlamasını için TSK’ya fırsat tanınmış olur.

Kutsal Türk Devleti çok hassas dönemlerden geçmekte, yakın bir gelecekte Türk düşmanlarının emperyalist güçlerin desteği ile başlatacağı isyan dalgaları ile karşı karşıya kalacağız. Bize karşı başlatılan yıkım projesi olan BOP ekseninde Türkiye savaşa doğru sürüklenmektedir. İsyan provaları yer yer Türkiye’de kürtler eli ile yapılmaktadır. Bu provaların amacı toplumun nabzını tutmak ne yönde nasıl bir tepki vereceğini ölçmek ve kendilerince bir dizi önlemler geliştirmek için yapılmaktadır.

Sevr’i yeniden canlandırmak isteyen Emperyalist güçler fırsat kollamaktadır. Gelecekte kürtler eli ile çıkaracakları bu savaş dağlarda değil bizzat şehir merkezlerimizde olacaktır.

Türk Irkı artık bir karar vermek zorundadır. Kutsal Türk Devleti toplumun gözü önünde şer güçler ve işbirlikçiler tarafından adım adım çökertilmektedir. Ya savaşarak bu süreci geri püskürterek var olacağız, ya da yok oluşu ve devletin çöküşünü eli kolu bağlı bir tutsak gibi izleyeceğiz!

Türkçüler olarak biz bu süreçte Ya İstiklal, Ya Ölüm! Diyerek son nefesimizi verene kadar savaşacağız!

Türkçü direniş hareketi ‘Türk İntikam Birliği Teşkilatı’ engellenemez!

Savaşan Atsız

TİBT / Türk İntikam Birliği Teşkilatı

 

Kategoriler
GÜNCEL

İşte Dünyayı Ayağa Kaldıran WikiLeaks Sitesindeki Türkiye ve Komşularımızla İlgili İddialar

Daha önce Amerikan yönetiminin iç yüzünü tekrar tekrar belgelerle ortaya koyan WikiLeaks, dün gece bu belgelere bir yenisini daha ekledi. Resmen dünyadaki bütün devletlerde siyasi depreme yol açan belgelerde, ülkemizle ilgili çok ciddi iddialarda yer alıyor. Cumhurbaşkanımız, başbakanımız ve diğer birçok siyaset adamımızla ilgili çok incitici ve ağır sözlerin yayınlandığı belgelerde Ortadoğu’yu karıştıran birçok inanılmaz bilgide yer alıyor. Suudi Arabistan’ın ve diğer bazı Ortadoğu ülkesinde anında WikiLeaks’e erşim yasaklandı. Bizde sizinle bu belgelerde ülkemiz ve komşularımızla ilgili iddiaları kısa başlıklar şeklinde paylaşmak istedik.

İşte WikiLeaks’te yer alan bazı önemli satırbaşları;

Açıklanan belgeler değişik gizlilik derecesinde olup Amerikalılar dışında yabancılar tarafından görülmesi kesinlikle yasak olan belgeler.

ABD büyükleçilikleri tarafından Washington’a gönderilen belgelerin 11 bini gizli ibaresi taşırken, 9 bini yabancılar tarafından görülemez ibaresi taşıyor.

Sızdırılan belge sayısı 251 bin ve ilk sızdırılan belge 2002 tarihli.

En çok telgraf gönderen büyükleçiliklerin başında Ankara, Bağdat, Amman, Kuveyt ve Tokyo büyükleçilikleri geliyor. Ankara’dan 7 bin 918 telfraf gönderildi.

New York Times gazetesi, WikiLeaks’in sızdırdığı “gizli devlet” belgelerini yayınlayan ilk kuruluş oldu.

WikiLeaks belgelerinde, Suudi Arabistanlı bazı mali kaynaklar terör örgütlerini besleyen kaynak olarak gösteriliyor.

Birçok liderin gizli bilgilerinin yer aldığı belgelerde, Çin hükümetinin bilgisayar sabotajlarıyla ABD’yi hedef aldığı kaydediliyor.

WikiLeaks’de, nükleer silah sahiplerinin geliştirdiği programlar da yer alıyor.

Wikileaks internet sitesi tarafından sızdırılan belgeleri yayınlayan New York Times gazetesi, belgelere göre ABD Savunma Bakanı Robert Gates’in İran’a yapılacak askeri bir operasyonun bu ülkenin nükleer programını sadece 1 ya da 3 yıl geciktirebileceğini inandığını ortaya koyduğunu bildirdi.

New York Times gazetesi Washington mahreçli haberinde, internet sitesi Wikileaks tarafından sızdırılan son 3 yıla aşkın çeyrek milyon kadar gizli Amerikan diplomatik yazışmasında, yabancı liderlerle ve dünyadaki nükleer ve terörist tehditlerle ilgili değerlendirmelerin bulunduğunu bildirdi.

Gazete ABD Dışişleri Bakanlığının toplam 270 büyükelçilik ve konsolosluklarla günlük yazışmalarına dayanan gizli belgeleri, bugünden itibaren gelecek günlerde tek tek açıklayacağını vurguladı.

Belgelerde Suudi Arabistanlı bazı donörlerin El Kaide gibi terörist grupların ana mali kaynakları oldukları, Çin hükümetinin bilgisayar sabotajlarıyla ABD’yi hedef aldığı kaydediliyor.

Belgelere göre ABD Savunma Bakanı Robert Gates’in İran’a yapılacak askeri bir operasyonun bu ülkenin nükleer programını sadece 1 ya da 3 yıl geciktirebileceğini inandığını ortaya koyduğunu da bildirdi.

Gizli belgelerde, İran’ın Kuzey Kore’den, Batı Avrupa’yı vurma kapasitesine sahip son derece gelişmiş füzeler aldığı ve ABD’nin, İran’ın bu füzeleri daha uzun menzilli füzeler üretmede araç olarak kullandığından endişe ettiği ve bu gelişmiş füzelerin son derece kuvvetli olduğu da kaydediliyor.

Arap liderler İran’ı tehdit olarak görüyor

Fransız Le Monde gazetesi de, dünyada büyük merakla beklenen internet sitesi WikiLeaks’in sızdırdığı “gizli devlet” belgelerini yayınladı.

Gazetede yer alan gizli bilgilere göre, Arap ülkeleri liderleri İran’ı sevmiyor ve tehdit olarak görüyor.

Belgelerde, Suudi Arabistan Kralı Abdullah bin Abdülaziz, 2009 yılında ABD Başkanı Barack Obama’nın terörle mücadele danışmanı John Brennan’a, “İranlılara güvenilmez. İran maceracı bir ülke ve hedefi sorun yaratmak. Allah İran’ın günahlarından bizi korusun” ifadesini kullandığı belirtiliyor.

Suudi Arabistan Kralının, İran için “yılanın başını kesmek gerekir”ifadesini kullandığı da yine belgelerde yer alıyor. Yine Kralın, Amerikalı General James Jones’la yaptığı 11 Şubat 2010 tarihli görüşmede, “eğer İran nükleer silaha sahip olursa, bölgedeki bütün ülkeler de nükleer silaha sahip olur” dediği belirtildi.

Bayreyn Kralı Hamad Al-Khalifa’nın, 1 Şubat 2009 tarihinde, Amerikalı General David Petraeus’a, “İran’ın nükleer programının durdurulması gerekir” dediği de yer alan gizli belgelerde, “Arap ülkelerinin tamamının, İran’ın nükleer programıyla ilgili olarak endişe taşıdığı” ifade edildi.

Kahire’de bulunan bir Amerikalı diplomatın Şubat 2009’da çektiği telgraflarda da, Mısır Devlet Başkan Hüsnü Mübarek’in İran’dan son derece nefret ettiği ve Mübarek’in İranlılar için “yalancı oldukları ve onlara inanılmaması gerektiğini” söylediği kaydedildi.

Yine aynı belgelerde, Ürdün Meclis Başkanı Zeid Rifaiu’nun da, Amerikalılara, “İran’la diyalogla hiçbir yere varılamaz” dediği kaydediliyor.

“Davutoğlu çok tehlikeli”

Spiegel’de yayınlanan belgelere göre, Amerikalı diplomatlar Türkiye’nin güvenilirliği konusunda ciddi şüpheleri olduğunu Washington’a iletiyor.

Amerikanın Ankara Büyükelçiliği bir kısmı gizli olan belgelerde Recep Tayyip Erdoğan Hükümeti’nin islami eğilimine dikkat çekiyor. Amerikalı diplomatlara göre Türkiye’nin NATO’daki durumu ve yönetimi de kötü. Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu gibi onlara danışmanlık yapanların çoğu da Ankara dışındaki siyasete yabancı.

Spiegel’de yayınlanan belgelere göre Amerika, Davutoğlu’nun neo osmanlı olarak nitelendirdiği çizgisinden rahatsız. Belgelerde Amerikalı bir üst düzey hükümet görevlisinin Davutoğlu için “çok tehlikeli“ ibaresini kullandığı yer alıyor.

Belgelere göre Davutoğlu’nun çok tehlikeli olmasının nedeni Erdoğan’ın islami çizgisinde etkili rol oynaması olarak gösteriliyor.

Frattini, Türkiye’nin ikili oynadığını savunmuş

WikiLeaks sitesinde yayımlanan gizli belgelere göre, İtalya Dışişleri Bakanı Franco Frattini’nin Roma’da ABD Savunma Bakanı Robert Gates’le yaptığı görüşmede, Türkiye’nin hem Avrupa, hem de İran’a açılımlar yapmasını “ikili oynamak” diye niteleyerek, “bu durumun kendisinde hayal kırıklığı yarattığını” söylemiş.

İtalyan haber ajansları, Roma’da yapılan ikili görüşmenin ardından ABD’nin Roma Büyükelçiliği tarafından 8 Şubat 2010’da Washington’a gönderilen “gizli” damgalı telgrafta, “Frattini, Türkiye tarafından hem Avrupa’ya, hem de İran’a doğru açılımlar yapma suretiyle ikili oynanmasının özellikle hayal kırıklığına neden olduğunu ifade etmiştir” ibaresine yer verildiğini belirtti.

Telgraftaki değerlendirmeye göre Frattini, nükleer meselesinde İran’la yapılan görüşmelere, “Suudi Arabistan, Türkiye, Brezilya, Venezüela ve Mısır’ın da dahil edilmesini önerme”sinin yanı sıra, “Ortadoğu ülkeleri arasında İran konusunda gayri resmi bir toplantı düzenlenmesi” teklifinde de bulundu.

İran’da rejimi devirmek için…

Fransız Le Monde gazetesindeki gizli bilgilere göre ise İsrail, İran’a yönelik politikasını sertleştirmesi için ABD’ye baskı yapıyor.

Fransız gazetesinin internet sitesinde yer alan, 18 Kasım 2009 tarihle gizli belge, ABD’nin İran konusunda 2010’u “kritik bir yıl”olarak gördüğünü ortaya koydu.

Belgelerde, İran’ın nükleer sitelerinin korunmasını güçlendirmeye devam etmesi halinde, ABD’nin müdahalesinin zorlaşacağı yorumuna yer verildi.

“Ankara’nın arabuluculuk çabaları mantıklı değil”

17 Kasım 2009 tarihinde Ankara’da yapılan ve dönemin ABD Büyükelçisi James Jeffrey tarafından gizli belge statüsünde gönderilen tutanakta, Philip Gordon ile Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu arasında yapılan ve İran’ın nükleer programını konu edinen bir görüşmenin detayları yer alıyor.

12 Kasım’da yapılan ve 40 dakika süren görüşmede Gordon, Davutoğlu’nu Ankara’nın arabuluculuk çabalarının faydalı ya da mantıklı olmadığına ve İranlılara ciddi müzakerelere başlamadan zamanla oynama şansı verdiğine ikna etmeye çalıştı.

Davutoğlu İran hükümetinin kamu önündeki tavrını bir kez daha dile getirirken, “İranlıların P5+1in önerilerine prensipte evet dediğini ancak kamuoyunun algısını düzeltmek zorunda olduğunu” aktardı. İran’ın nükleer silah sahibi olması durumunda yaşanabileceklerle ilgili olarak Davutoğlu Türkiye’nin “elbette” bu riskin farkında olduğunu, tam da bu sebepten İranlılarla bu kadar yakından çalıştıklarını söyledi.

Gordon, Başbakan Erdoğan’ın açıklamalarının Türkiye’nin meseleyi nasıl gördüğüyle ilgili soru işaretleri yarattığını söyleyince Davutoğlu bunun farkında olduğunu ancak Guardian’ın son röpotajında Erdoğan’ın söylediklerini doğrudan aktarmadğını belirtti. Davutoğlu, “Sadece Tükiye İran’la açık ve eleştirel bir dille konuşabilir, çünkü Ankara kamuoyu önünde dostluk mesajları vermektedir” dedi.

Gordon, Ankara’dan yaptırımların dikkate alınmaması durumunda olabileceklerle ilgili güçlü bir mesaj vermesini istedi. Davutoğlu ise Erdoğan’ın Tahran ziyaretinde bu mesajı zaten verdiğini belirtti. Türkiye’nin dış politikasının bölgeye bir “adalet duygusu” ve “vizyon duygusu” verdiğini, İran’a ve Suudilere bir alternatif olduğunu ve “bölgede İran etkisini sınırlandırdığını” söyledi.

25 Şubat 2010 tarihli bir başka tutanak ise 18 Şubat tarihinde William Burns’le Feridun Sinirlioğlu arasında yine Ankara’da yapılan bir görüşmenin içeriğiyle ilgili. Toplantıda İran’dan Ermenistan protokollerine, PKK’dan Kıbrıs görüşmelerine ve füze savunma sistemine kadar birçok konuda değerlendirmeler var.

İran: Sinirlioğlu Ankara’nın resmi tavrını yinelerken askeri operasyonun Türkiye’ye zarar vereceğini, yaptırımların ise İran halkının kenetlenmesine yol açarak muhalefete zarar vereceğini söyledi. Sinirlioğlu bölge ülkelerinin İran’ı bir tehdit olarak gördüğünü belirterek, “Şam’da bile alarm zilleri çalıyor” dedi.

Ermenistan: Sinirlioğlu protokollerin onay süreciyle Minsk süreci arasında eşzamanlılık istedi. Kongre’nin “soykırım” tasarısını kabulünün onay sürecindeki hesapları çıkmaza sokacağını söyleyen Sinirlioğlu, “Aliyev’in kabul edeceği bir şey olursa biz de ilerleyebiliriz” dedi. Sinirlioğlu, gaz anlaşmasıyla ilgili olarak da “Bize güvenmiyor” dedi.

‘İran, Kuzey Kore’den 19 adet füze aldı’

New York Times Gazetesi, Wikileaks internet sitesi tarafından sızdırılan onbinlerce gizli belgede, İran’ın nükleer programını Kuzey Kore’den aldığı yardımla güçlendirdiğinin de yer aldığını yazdı.

New York Times gazetesi Wikileaks internet sitesi tarafından sağlanan 24 Şubat 2010 tarihli gizli Amerikan istihbarat belgelerine göre, İran’ın Kuzey Kore’den “R-27 isimli Rus tasarımına dayanan” 19 adet gelişmiş ve nükleer başlık taşıyabilen füze aldığını yazdı.

Mossad Türkiye’de İslamcıların güçlendiğini düşünüyor

Wikileaks’in yayınladığı belgelerin Türkiye ile ilgili bölümlerindeki 31 Ağustos 2007 tarihli bir belgede, aynı yılın 17 Ağustos günü İsrail gizli servisi Mossad’ın Başkanı Meir Dagan ile ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Burns arasında yapılan toplantının tutanağı göze çarpıyor.

Toplantıda iki yetkilinin Ortadoğu’daki son durumu ele aldıkları ve özellikle İran konusunun üzerinde durdukları ortaya çıktı. Tutanağa göre, Dagan, Burns’e Türkiye’ye baktığı zaman ülkedeki İslamcıların giderek ivme kazandıklarını gördüğünü söyledi.

Belgede, “Dagan burada sorulması gereken esas sorunun kendisini Türkiye’nin laik kimliğinin savunucusu olan ordunun bu duruma daha ne kadar sessiz kalacağı olduğunu ifade etti” denildi.

Belgelerden başlıklar:

  • -Suudi Kralı ABD’nin İran’a saldırmasını istedi.
  • -Üst düzey bir Ürdünlü yetkili ABD’nin İran’ı bombalamısın istedi.
  • -Bahreyn de ABD’den İran’ın nükleer programına son vermesini istedi.
  • – Arap liderleri özel konuşmalarda ABD’nin İran’a hava saldırısı düzenlemesini istedi.
  • -İsrail İran’da rejim değişikliği istiyor. İsrail bu değişikliğin öğrencilerin demokrasi hareketleri ve Azeri, Kürt ve Baloçlar gibi etnik gruplar sayesinde olabileceğine inanıyor.
  • -Kasım 2009’da “komşularla sıfır problem” politikasını takip eden Ahmet Davutoğlu, Batı’nın İran’a nükleer silahlanma karşıtı dayatma yapamayacağını söyledi.
  • – ABD müsteşarı Phil Gordon, Tahran’a BM yaptırımlarını reddetmenin sonuçları olabileceğini ifade eden bir mesaj göndermesi gerektiğini söyledi. Davutoğlu da, Başbakan Erdoğan’ın son ziyaretinde benzeri bir açıklama yaptığını ifade etti.
  • -Yazışmalarda “Sadece Türkiye, İran’la açık ve eleştirel konuşabilir. Davutoğlu memnun, çünkü sadece Ankara dostluk mesajları gönderiyor” dendi.
  • -Amerika, Güney Kore ile kuzey Kore’yi yıkma planları yaptı, Adanın birleşmesi için gizli planlar yaptı.
  • – ABD’li yetkililer büyükelçilerini BM lideri Ban Ki Moon ile ilgili bilgi toplayıp BM yönetimi aleyhinde casusuluk yapmakla görevlendirildi.
  • -ABD, Suriye’nin Lübnan’daki Hizbullah’a silah yardımı yapmasını engelleyemedi.
  • -İsrail-Lübnan savaşı sırasında Hizbullah’ın güçlenmesine neden oldu.
  • -ABD, Beşar Essad’ın “yeni silahlar göndermeyeceğiz” demesine rağmen silah ikmalı sağladığını biliyordu, engel olmadı.
  • -Suriye-İsrail görüşmelerinin kesilmesinde Türkiye’nin tavrı için “takıntı” ifadesi kullanıldı.
  • -ABD’li diplomatların Türkiye yorumu: “Türkiye, Irak Başbakanı Maliki’den rahatsız.”
  • -Türk diplomatlardan ABD’ye uyarı: “Suudi Arabistan, Irak’ta partilere rüşvet dağıtıyor.”
  • -Libya lideri Muammer Kaddafi gittiği hereyere yanında “buram buram cinsellik kokan sarışın” Ukraynalı bir hemşireyi de götürüyor.
  • – İngiliz Kraliyet Ailesi’nin bir üyesi “uygunsuz” davranışlarda bulunyor.
  • – Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai “paranoya olmuş.”
  • – Angela Merkel “risk almaktan kaçınıyor ve hiç yaratıcı değil.”
  • – Mahmud Ahmedinejad Adolh Hitler gibi.
  • -NATO için ikinci adam seçimi tartışmasında Türk diplomatlara göre Rasmussen ve Merkel gizlice anlaştı.

Türkiye-Azerbaycan

  • -Türkiye-Azerbaycan ilişkileri konusunda İlham Aliyev: “Türkiye enerji merkezi olmasın” dedi. Aliyev’in Türk dış politikasını naif bulduğu belirtilirken, Erdoğan hükümetinden hoşlanmadığı da belgelerde geçiyor.
  • -25 Şubat 2010 tarihli belgede Aliyev: “Karabağ’da daha esnek olmaya çalışıyoruz” ifadesini kullanıyor.
  • -Yine aynı belgede Aliyev, “İran seçimlerindeki şaibe korkunç” ifadesini kullandı.
  • Aliyev, İran’la ilişkilerini “gergin ve istikrarsız” olarak tanımladı. Azeri lider ayrıca, İran’ın Azerbaycan’a yönelik siyasi provokasyonlarının sürdüğünü de ifade etti.
  • -Guantanamo Hapishanesi’nin boşaltılması planlandı. Diğer ülkelere mahkumları kabul etmeleri için baskı yapıldı. Slovenya’ya, Obama’yla görüşme karşılığında bir mahkumu ülkesine alma şartı kondu.
  • -17 Ağustos 2007’de Mossad’ın Türkiye’de İslamcılar güçleniyor kanısında olduğu ve “ordunun bu duruma ne kadar sessiz kalacağı?” diye sorduğu….

ABD uyarmıştı

ABD Dışişleri Bakanlığı hukuk danışmanı Harold Koh, sitenin sahibi Julian Assange’ye bir mektup göndererek, belgelerin yayımlanmasının “çok sayıda masum kişinin hayatını tehlikeye atacağını” söyledi.

Mektubunda belgelerin yayımlanmasının mevcut askeri operasyonları ve ülkeler arasındaki işbirliğini de tehlikeye atacağını belirten Koh, bu belgelerin Amerikan yasalarının ihlal edilerek ele geçirildiğini, doğuracağı ağır sonuçların da dikkate alınmadığını kaydetti.

Koh, WikiLeaks’den belgeleri yayımlamamasını, bunları Amerikan hükümetine geri vermesini ve kopyalarını yok etmesini istedi.

Bu arada Koh, WikiLeaks’in yaklaşık 250 bin belgeyi New York Times ve İngiltere’nin Guardian gazetelerinin yanı sıra Alman Der Spiegel dergisine verdiği duyumunu aldıklarını söyledi.

Belgelerin Fransa’daki Le Monde ve İspanya’daki El Pais gazetelerine de verildiği kaydedildi.

Amerikan Dışişleri’nin, aralarında İngiltere, İsrail ve Avustralya’nın olduğu bazı ülkelere, iddialara dair “brifing” verdiğini kaydediliyor.

Sitenin sahibi Julien Assange, Washington’ın suçlamaları karşısında, Amerikan Dışişleri’ne bir mektup yazdı. Belgelerle, kimin hayatının tehlikeye atılacağını sordu.

Assange’ın, yayımlanacak belgelerde bazı editoryal değişiklikleri kabul edebileceği öne sürüldü. Ancak Amerikan Dışişleri, “Yasadışı yöntemlerle sızdırılan belgeler konusunda pazarlık yapmayız” açıklamasında bulundu.

Kategoriler
EKONOMİ GÜNCEL

Türkiye’nin En Yaşanabilir Şehirleri Listesi

Aylık iş ve ekonomi dergisi CNBC-e Business, Türkiye’nin en yaşanabilir kentleri araştırmasının üçüncüsünü açıkladı. Başkent Ankara’nın liste başı olduğu listeye göre altı ana kategoriye göre illerin sıralaması şöyle:

Buna göre geçen yıl Türkiye’nin en yaşanılır kenti, genel sıralama itibariyle yine Ankara olurken, ikinci sırayı ise 2008’de olduğu gibi Eskişehir kaptırmadı. Daha önce 7. sırada bulunan Isparta ise 3. sıraya yükseldi.

Altı ana kategoride ve 37 alt parametreye göre hazırlanan bu yılki çalışmanın sonuçları, derginin Ekim sayısında yer aldı.

Türkiye’nin en Yaşanılır kentleri araştırmasında genel sıralamada birinci olan Ankara, 6 ana kategori içerisinde bulunan eğitimde ilk, ekonomide ikinci sırada yer alırken, sağlıkda 9’uncu, sanatda 11’inci, güvenlikde (zemin güvenliği ve suç istatistikleri itibariyle) 25’inci ve kent hayatında ise 71’inci.

Başkent refah göstergesi sayılan pek çok alanda da iddialı. Alt sektörlerden, yetişkin başına düşen otomobil sayısı ve yetişkin nüfus içindeki üniversite mezunu oranında Ankara yine ilk sırayı alırken, kişi başına düşen konut sayısında ve kişi başına düşen banka mevzuatında ise ikinci, ilköğretimdeki öğretmen yeterliliğinde ise ancak 68’inci sırada.

 

-ESKİŞEHİR YİNE  2. SIRADA-

”Türkiye’nin En Yaşanılır Kentleri” genel sıralamasında ikinci olan Eskişehir ise 6 ana sektör içerisindeki eğitim, sağlık ve sanat’da 4’üncü, ekonomide 9’uncu, güvenlikde 18’inci ve kent hayatında ise 24’üncü sırada yer aldı.

Türkiye’nin üniversite ve sanat kenti durumunda da olan Eskişehir, alt sektörlerde yer alan tiyatro seyircisinin ve sinema koltuk kapasitesinin nüfusa oranında da ilk sırada, üniversite mezunu oranında ikinci, okur yazar oranında ise üçüncü oldu. Ayrıca kişi başına düşen doktor ve hastane yatağı sayısında ve kişi başına düşen mevduat miktarında beşinci olan Eskişehir’in  anaokullarında ise öğretmen sıkıntısı mevcut.

 

-3. SIRADAKİ ISPARTA’NIN DURUMU-

2008 yılındaki aynı araştırmada, genel sıralamada 7’inci sırada bulunan Isparta, geçen yıla ait sıralamada 3’üncü sıraya yerleşti. Gül diyarı Isparta’nın en büyük refah göstergesi sağlık alanındaki kıskandıran performansı. Ana sektör olarak sağlıkda birinci sırada yer alan Isparta, alt sektörlerde yer alan kişi başına düşen doktor ve hastane yatağı sayısında ikinci sıraya yerleşti. Yine Isparta, ana sektörlerden eğitimde 3’üncü, sanat da 9’uncu, ekonomide 20’inci, kent hayatında 23’üncü ve güvenlikde de 68’inci sırada yer aldı.

 Alt sektörlerden yetişkin nüfus içindeki üniversite mezunu oranında ise beşinci sırada kendine yer bulan Isparta’nın, tiyatro ile arası ise hiç yok. Isparta tiyatro seyircisi oranında Şırnak’tan bir adım yukarıda, 80’inci.

CNBC-e Business’in Ekim sayısında yer alan Türkiye’nin en yaşanılır kentler araştırmasında şehirler ve 6 ana kategoride yer aldıkları sıralamalar şöyle:

 

.                  ALTI ANA KATEGÖRİYE GÖRE İLLERİN SIRALAMADAKİ YERLERİ 

İLLER   GENEL SIRA 

.       2009  2008 EĞİTİM  SAĞLIK  KENT HAYATI GÜVENLİK SANAT EKONOMİ

Adana      13    26    58      12          41       24      71     8

Adıyaman 62    52    65      75          14       30      72    54

Afyon       58    65    53      45          67       52      68    46

Ağrı          81    81    78      78          79       14      81    71

Aksaray   65    64    56      58          76       58      31    51

Amasya    54    51    24      44          60       69      65    15

Ankara       1     1     1       9           71       25      11     2

Antalya      8     4     18      55          1        46      3      5

Ardahan  63   73     63      69          63       33      57    47

Artvin         6    9      20      15          2        10      13    19

Aydın       36   37     17      24          30       78      45    24

Balıkesir   39   28     11      48          20       70      59    12

Bartın       45   40     47      43          16       74      32    23

Batman    72   76     75      52          66       34      58    68

Bayburt    31   60     37      42          57       16      8     36

Bilecik       53   54     22      65          22       51      44    37

Bingöl       74   66     68      56          56       59      52    74

Bitlis         80   71     70      66          52       77      39    75

Bolu           7    13     10      2           31       62      19    45

Burdur     15   32     8       26          11       64      27    7

Bursa       38   22     49      23          36       66      37    18

Çanakkale25   23     6       47          10       56      30    16

Çankırı      33   46     21      16          43       50      51    49

Çorum       51   49     48      54          49       43      15    21

Denizli       52   29     25      53          29       79      16    25

Diyarbakır 68  80     74      29          65       35      78    72

Düzce        43  63     42      17          40       44      40    65

Edirne       12  6      9       10          46       37      41    31

Elazığ        40  17     50      8           68       54      63    59

Erzincan    55  48     12      46          58       71      25    42

Erzurum    27  35     52      14          73       20      28    53

Eskişehir     2   2      4       4           24       18      4     9

Gaziantep  59  62     71      35          59       27      47    57

Giresun      29  38     41      22          13       65      43    33

Gümüşhane 41  30     29      33          12       72      56    43

Hakkari       73  79     72      76          62       5       70    81

Hatay          61  61     67      67          15       47      62    58

Iğdır            75  69     69      70          77       23      60    70

Isparta          3   7      3       1           23       68      9     20

İstanbul        5   3      19      51          7        22      1     1

İzmir             9   8      7       11          38       81      46    3

K.Maraş       67  53     66      57          48       31      66    66

Karabük      22  14     14      25          19       57      18    14

Karaman    18  15     43      50          18       8       55    22

Kars            69  74     64      72          80       28      64    62

Kastamonu 37  25     36      34          8        75      33    29

Kayseri       24  19     35      18          61       21      26    34

Kırıkkale     11  11     31      3           70       73      6     55

Kırklareli     21  10     28      40          25       15      17    30

Kırşehir      50  44     16      41          51       38      36     50

Kilis           60  55     62      73          26       13      69     69

Kocaeli      26  12     44      27          37       67      61     4

Konya      35  57     59      20          64       19      21     44

Kütahya   30  36     27      31          9        55      34     39

Malatya    28  41     38      13          39       41      20     60

Manisa     46  42     54      21          17       76      49     48

Mardin      79  72     77      79          78       6       80     77

Mersin      34  18     46      49          21       36      5      41

Muğla       20  21     5       37          3        80      54     6

Muş          70  75     80      77          74       1       73     78

Nevşehir  19  34     26      64          35       9       2      28

Niğde       48  43     32      63          53       7       42     64

Ordu        57  47     57      39          54       61      38     40

Osmaniye 64  59     60      74          5        53      74     61

Rize          10  31     30      28          42       11      10     10

Sakarya    56  58     55      59          34       39      7      52

Samsun    17  24     51      7           28       49      53     32

Siirt          78  70     73      71          47       42      75     76

Sinop       14  16     13      30          4        26      12     35

Sivas       16  45     39      5           72       29      23     56

Şanlıurfa  77  78     81      80          55       3       77     73

Şırnak      71  77     76      81          44       2       79     80

Tekirdağ  44  39     40      61          75       17      14     17

Tokat       47  56     45      38          32       45      67     38

Trabzon     4   5      15      6           45       4       24     13

Tunceli      49  50     2       36          50       63      50     67

Uşak         23  27     33      19          27       40      35     26

Van          76  68     79      62          81       12      76     79

Yalova      42  33     23      60          6        60      29     27

Yozgat      66  67     61      68          69       32      22     63

Zonguldak 32  20     34      32          33       48      48     11

Kategoriler
GÜNCEL SPOR

Avrupa Şampiyonası (Euro 2012) Kazakistan 0 – 3 Türkiye Maçının Golleri, Maç Özeti İzle

2012 Avrupa Şampiyonası A Grubu’nda mücadele eden Türkiye ilk maçında Kazakistan’ı Astana’daki maçta 3-0 mağlup etti.

Maçın gollerini aşağıdan izleyebilirsiniz.


Kazakistan 0-3 Türkiye / 2012 Avrupa Elemeleri

Kategoriler
GÜNCEL SPOR

Kazakistan-Türkiye milli maçı hangi kanalda?

(A) Milli Futbol Takımı’nın 2012 Avrupa Şampiyonası elemelerinde Kazakistan ile yarın yapacağı maçın yayıncı kuruluşu belirlendi.

Futbol Federasyonu’ndan yapılan açıklamaya göre, Astana’daki Astana Arena’da TSİ 19.00’da başlayacak karşılaşma, TRT tarafından naklen yayınlanacak.

(A) MİLLİ TAKIM, GRUPTAKİ İLK MAÇINDA YARIN DEPLASMANDA KAZAKİSTAN İLE KARŞILAŞACAK

(A) Milli Futbol Takımı, 2012 Avrupa Şampiyonası elemelerinde (A) Grubu’ndaki ilk maçında yarın deplasmanda Kazakistan ile karşılaşacak.

Başkent Astana’daki Astana Arena’da TSİ 19.00’da başlayacak karşılaşmayı Macaristan Futbol Federasyonu’ndan Istvan Vad yönetecek. Vad’ın yardımcılıklarını Zsolt Attila Szpisjak ve Istvan Albert yapacak. Dördüncü hakem ise Peter Solymosi olacak.

Ay-yıldızlı ekip, hazırlıklarını bugün yapacağı antrenmanla tamamlayacak.

Bu arada, Türkiye’nin yer aldığı (A) Grubu’nda günün diğer maçında Belçika ile Almanya, TSİ 21.45’te Brüksel’de karşı karşıya gelecek.

Milli takım kafilesi, 4 Eylül Cumartesi günü İstanbul’a dönerek, 7 Eylül Salı günü Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı’nda Belçika ile yapacağı gruptaki ikinci maçın hazırlıklarına başlayacak.

haber7

Kategoriler
Genel Kültür TARİH

Türkiye Tarihi Kronolojisi (1952-1999) Son Elli Yılın Önemli Olayları

Ülkemizin geçmişine damgasını vuran olayları anlamak için çok değil sadece son elli yıla bakmanız yeterli. Malum tarih tekerrürden ibarettir. İşte size ülkemizin 1952-1999 yılı kronolojisi:
NATO üyeliği (18 Şubat 1952)
Türkiye Kuzey Atlantik Assamblesi’ne (NATO) üye oldu. Bunun neticesi olarak topraklarımıza ABD askeri üsleri kurulmaya başlandı.
Günseli Başar Avrupa Güzeli (20 Ağustos 1952)
Avrupa güzellik yarışmasını bir Türk kızı Günseli Başar kazandı.
İlk renkli film “Halıcı Kız” (1953)
Türk sinema tarihinin ilk renkli filmi “Halıcı Kız” gösterime girdi. Film Yapı Kredi ve Doğan Kardeş desteğiyle, Muhsin Ertuğrul tarafından çekildi. Vedat Nedim Tör senaryosunu yazdı.
Dumlupınar Faciası (4 Nisan 1953)
Deniz Kuvvetlerimizin Dumlupınar denizaltısı, Çanakkkale Boğazı’nda Naboland isimli İsveç şilebiyle çarpıştı. 88 denizci diri diri sulara gömüldü.
İnsan Hakları Sözleşmesi (20 Mart 1954)
Türkiye Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine imza attı.
6-7 Eylül Olayları (6-7 Eylül 1955)
Selanik’te Atatürk’ün evine bomba atıldığı söylentileri üzerine başta Rumlar olmak üzere, Ermeni ve Musevi azınlığa yönelik saldırılar oldu. Birçok bina ve işyeri tahrip edildi. Sıkıyönetim ilan edildi. Olay komünistlerin üzerine yıkıldı. 27 Mayıs İhtilali sonrası, olayların DP tarafından tertiplendiği iddiasıyla Yassıada Mahkemesi tarafından yargılanan yöneticiler çeşitli cezalara çarptırıldı.
Genel Seçimler (27 Ekim 1957)
Genel seçimler yapıldı. Demokrat parti %48 oyla iktidarını korurken, muhalefet %52 oy aldı. Seçimlere hile karıştığı iddiaları ortaya atıldı.
Üsküdar Vapuru Faciası (1 Mart 1958)
Üsküdar Vapuru İzmit körfezinde fırtına sonucu alabora oldu. İçindeki okul öğrencileri boğuldu.
Vatan Cephesi (12 Ekim 1958)
DP iktidarı ülkede demokratikleşmeyi sağlamak iddiasıyla gelmiş, ancak uygulamasıyla ülkede cepheleşmeyi arttırmış, kendi dışındaki siyasi güçleri tasfiye etmeye çalışmıştı. Bu uygulamalardan birisi de “Vatan Cephesi” adıyla yapılan uygulamadır. CHP’ye karşı kişileri ancak vatansever gören bu anlayış neticesi, radyolarda isim listeleri yayınlanmaya başlandı.
Yahya Kemal Öldü (1 Kasım 1958)
Şair Yahya Kemal Beyatlı öldü.
Menderes’in uçağı düştü(17 Şubat 1959)
DP Genel Başkanı ve Başbakan Adnan Menderes’i Londra’ya götüren uçak düştü. 14 kişi öldü. Adnan Menderes sağ olarak kurtuldu.
Uşak Olayları (7 Mayıs 1959)
CHP genel başkanı İsmet İnönü, Uşak’ta DP’li bir grup tarafından saldırıya uğradı. Tansiyon daha da gerginleşti.
(1960-1970)
Tahkikat Komisyonu (18 Nisan 1960)
DP iktidarının sonunu getiren en önemli olaylardandır. DP iktidarı TBMM’de kendi milletvekillerine olağanüstü yetkiler veren ve CHP’yi kapatmayı hedefleyen “tahkikat komisyonları”nı gündeme getirdi. İsmet İnönü, bunun üzerine DP’liler için ünlü sözü, “Sizi ben bile kurtaramam”ı sarfetmiştir.
555 K Olayları (5 Mayıs 1960)
Ankara Kızılay’da öğrencilerin DP iktidarını protesto gösterileri. Aynı olaylar esnasında Adnan Menderes’te saldırıya uğramıştır. Bu olaylar DP iktidarının sonunu getiren olaylar arasındadır.
Harp Okulu Yürüyüşü ((21 Mayıs 1960)
Ankara’da Harp Okulu Öğrencilerinin DP aleyhine gösterileri.
27 Mayıs İhtilali (27 Mayıs 1960)
Türk Silahlı Kuvvetleri DP iktidarını devirerek, yönetimi fiilen eline aldı. Cumhuriyet tarihinin en önemli dönemeçleri arasında olan bu olayla 10 yıllık demokrasi denemesi son buluyordu. Celal Bayar, Adnan Menderes ve DP ileri gelenleri tutuklandılar. Halk bu olayı sevinçle karşıladı. Orduya sevgi tezahüratlarında bulunuldu. Cemal Gürsel Devlet Başkanlığına getirildi.
MBK Kuruldu (12 Haziran 1960)
TBMM’nin yetkileri feshedildi, anayasanın bazı maddeleri geçersiz sayıldı. Onun yerine Milli Birlik Komitesi tüm yetkiyi eline aldı. 38 üyeden oluşan MBK fiilen ülkeyi yönetmeye başladı.
Yassıada Yargılamaları başladı (14 Ekim 1960)
DP’li yöneticilerin yargılandığı Yassıada mahkemesi başladı. Bu mahkemeler 203 celse sürmüş olup, 529 sanık, 1063 tanık dinlenmiştir. 15 kişi ölüm cezası, 31 kişi müebbet hapis, 418 kişi muhtelif cezalar almış, 123 kişi ise beraat etmiştir. MBK, 15 ölüm cezasından 4’ünü onaylamamış, Celal Bayar’ın cezası yaşından dolayı hapse çevrılmiş, Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’nun idamları ise onaylamıştır.
14’ler Olayı (15 Kasım 1960)
Milli Birlik Komitesi içinde çelişkiler artmış ve bunun sonucunda 14 subay ordudan uzaklaştırılarak, yurtdışına “müşavirlik” adı altında sürgüne gönderildiler. Bu subaylar arasında Alpaslan Türkeş, Orhan Kabibay, Orhan Erkanlı, Münir Köseoğlu, Mustafa Kaplan, Muzaffer Karan, Şefik Soyuyüce, Fazıl Akkoyunlu, Rıfat Baykal, Dündar Taşer ve Numan Esin vardı.
Yeni Anayasa’nın kabulu (9 Temmuz 1961)
Halk oyuna sunulan yeni anayasa %65 evet, %35 hayır oranıyla kabul edilmiştir. Bu anayasa cumhuriyetin en demokratik ve özgürlükleri genişleten anayasası olarak bilinmektedir.
İdamlar uygulandı (16-17 Eylül 1961)
Yassıada Duruşmaları sonucu idama mahkum edilen Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu İmralı adasında idam edildiler. Ertesi gün de Adnan Menderes idam edildi. Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir başbakan idam ediliyordu.
22 Şubat Olayı (22 Şubat 1962)
Ankara Harp Okulu komutanı Albay Talat Aydemir ve arkadaşları hükümet darbesine kalkıştılar. Darbe bastırıldı. Katılan subaylar emekliye sevkedildiler ve hükümetle yapılan anlaşmaya göre ceza görmediler. Ancak darbeci eğilimler ordu içinde güçlenmeye başlamıştı.
21-21 Mayıs Olayı (20-21 Mayıs 1963)
Talat Aydemir’in ikinci defa başarısız darbe teşebbüsü. İlkinde affedilen Aydemir ve 7 arkadaşı bu kez affedilmeyecek ve idam cezasına çarptırılacaklardı.
Kıbrıs Sorunu (21 Aralık 1963)
Öte yandan Kıbrıs’ta EOKA planları gündeme gelmişti. Bunun üzerine Türk Jetleri ilk defa Kıbrıs semalarında göründüler.
“Turist Ömer” tiplemesi (1964)
Türk sinemasının en sevilen tiplemelerinden “Turist Ömer” karakteri doğdu. Sadri Alışık’ın canlandırdığı “Turist Ömer” dizisinin ilk filmi çekildi.
Johnson Mektubu (4 Haziran 1964)
Türk hükümetinin Kıbrıs’a müdehale kararı alması üzerine, ABD başkanı Johnson İnönü’ye sert bir mektup gönderdi.
Cengiz Topel Şehit (8 Ağustos 1964)
Kıbrıs’ta Rumların hücumu artınca Türk Jetleri askeri hedefleri bombalamaya başladı. Pilot yüzbaşı Cengiz Topel şehit oldu.
Demirel AP Genel Başkanı (29 Kasım 1964)
Süleyman Demirel Adalet Partisi Genel Başkanlığını kazandı. AP Kurultayında Sadettin Bilgiç’i büyük farkla geçen Demirel genel başkan oldu.
“Sevmek Zamanı” (1965)
Türk sinemasında bir dönüm noktası kabul edilen Metin Erksan’ın “Sevmek Zamanı” gösterime girdi. Başrollerde Sema Özcan ve Müşfik Kenter oynuyordu.
Sinematek (1965)
Türk Sinematek Derneği kuruldu. Türk Sinemasına uzun yıllar büyük hizmetler verecek olan dernek birçok etkinliğe imza attı.
AP İktidar (10 Ekim 1965)
Genel seçim sonuçları açıklandı. Buna göre AP %52.9 oyla iktidar oldu.
Çizgi kahramanlar sineması (1966)
Türk Sinemasında çizgi roman kahramanları dönemi başladı. Bu türün en popüler örneği Cüneyt Arkın’ın oynadığı “Malkoçoğlu” oldu. Onu Kartal Tibet’li “Tarkan” izledi.
Erzurum Depremi (19 Ağustos 1966)
Erzurum, Bingöl, Muş çevresinde meydana gelen depremde 2500 ölü var.
Ortanın Solu (24 Eylül 1966)
CHP genel Başkanı İsmet İnönü sonradan çok tartışılacak olan “ortanın solu” kavramını İstanbul İl Kongresi’nde açıkladı. CHP böylelikle merkez partisi kimliğinden yavaş yavaş uzaklaşmaya başladı.
Anadolu Pop/Rock doğdu (1967)
Cem Karaca ve Apaşlar 1967 Altın Mikrofon şarkı yarışmasında “Emrah” adlı parçayı seslendirerek, Türk popunda bir akımın ilk öncülerinden oldular.
Anadol Otomobil (1 Ocak 1967)
Anadol marka ilk oto piyasaya çıktı.
Papa Türkiye’de (25 Temmuz 1967)
Papa 6.Paul Türkiye’yi ziyaret etti.
Maçta kavga 40 Ölü (17 Eylül 1967)
Kayseri’de oynanan Sivasspor-Kayserispor maçında kavga çıktı. 40 ölü, 300 yaralı var.
Öğrenci Olayları (11-12-13 Haziran 1968)
Ankara ve İstanbul’da boykot ve çatışma olayları yoğunlaştı.
6. Filo gösterileri (17 Temmuz 1968)
ABD 6. Filosunun İstanbul’a demirlemesi kanlı olaylara sebep oldu.
Kommer’in Arabasının yakılması (6 Ocak 1968)
ABD büyükelçisi Robert Kommer’in arabası ODTÜ bahçesinde yakıldı.
Kanlı Pazar (16 Şubat 1969)
İstanbul’da 6. Filoyu protesto eden gençlerin üzerine gericiler saldırdı. 2 Ölü.
Astronotlar Türkiye’de (Ekim 1969)
Aya ilk ayak basan Apollo mürettebatından Neil Armstrong, Edwin Aldrin ve Michael Collins Türkiye’yi ziyaret ettiler.
Yavuz jilet oluyor (18 Aralık 1969)
Şanlı Yavuz zırhlısı sökülmek üzere MKE’ne satıldı.
(1970-1979)
Boğaz Köprüsünün temeli atıldı (20 Şubat 1970)
İstanbul Boğaz Köprüsü’nün temeli atıldı.
Arabesk doğuyor (1970)
Orhan Gencebay’ın “Bir Teselli Ver” plağı satış rekorları kırdı. Köyden kente göçün müziği kabul edilen “Arabesk” akımı böylelikle doğmuş oluyordu.
15-16 Haziran (15-16 Haziran 1970)
Sendikalar kanununu protesto eden DİSK’e bağlı işçilerle güvenlik kuvvetleri çatıştı. Sıkıyönetim ilan edildi.
U-2 Skandalı (21 Ekim 1970)
Sovyetlerle U-2 casus uçağı krizi yaşandı.
“Dağlar Dağlar” (1971)
Barış Manço’nun “Dağlar Dağlar” parçası Türk Popunda yeni bir zirve yarattı. Uzun süre listelerin başında kaldı.
12 Mart Muhtırası (12 Mart 1971)
Türk Silahlı Kuvvetleri 12 Mart’ta muhtıra verdi. Başbakan Demirel görevinden istifa etti. 12 Mart’ta Türkiye’nin önemli dönemeç noktalarından biri olup, tarihe daha çok baskıları ve işkenceleriyle geçmiştir. Ordu içindeki radikal subaylara karşı, statükocu subayların bir karşı-hamlesi olmuştur.
Erim Kabinesi (26 Mart 1971)
Kocaeli milletvekili Nihat Erim başkanlığında “teknisyenler kabinesi” kuruldu.
Elrom kaçırıldı (17 Mayıs 1971)
İsrail’in İstanbul Başkonsolosu Efraim Elrom, THKP-C militanlarınca kaçırıldı ve öldürüldü.
Kızıldere Olayı (30 Mart 1971)
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamını engellemek isteyen THKP-C ve THKO militanları Ünye radar üssünde görevli üç İngiliz teknisyeni kaçırdı. Tokat’ın Niksar ilçesi, Kızıldere köyünde güvenlik güçlerince kuşatıldılar. Çatışma sonucu militanların biri hariç (Ertuğrul Kürkçü), hepsi öldürüldü.
Yüksel Menderes intihar etti (8 Mart 1972)
Adnan Menderes’in oğullarından Yüksel Menderes intihar etti.
“Gırgır” Dergisi (1972)
Oğuz Aral’ın yönetimindeki “Gırgır” dergisi Türk mizah dergiciliğinde bir patlama yaparak 500 Bin tiraja ulaştı.
Denizler’in İdamı (6 Mayıs 1972)
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamlarının infazı Ankara Cebeci Sivil Cezaevi’nde uygulandı.
Cemal Kamacı şampiyon (1 Ekim 1972)
Cemal Kamacı 63,5 kiloda Avrupa Boks Şampiyonu oldu.
İsmet İnönü Öldü (25 Aralık 1972)
Kurtuluş Savaşı komutanlarından, eski Başbakan ve Cumhurbaşkanlarından ve CHP genel başkanlığı yapan İsmet İnönü öldü.
Boğaz Köprüsü açıldı (26 Mart 1973)
Boğaz Köprüsü tamamlandı ve hizmete açıldı.
1973 Seçimleri (14 Ekim 1973)
12 Mart dönemi sonrası ilk seçimler yapıldı. CHP 185, AP 149, MSP 48, CGP 13, MHP 3, TBP 1 milletvekili çıkardılar. Ardından CHP-MSP hükümeti kuruldu.
CHP-MSP Koalisyonu (26 Ocak 1974)
12 Mart sonrasının ilk seçimli sivil hükümeti CHP-MSP koalisyonu kuruldu.
Kıbrıs Barış Harekatı (20 Temmuz 1974)
Kıbrıs’ta darbeci Nikos Sampson’un hareketi sonucu oluşan fiili duruma karşı Türkiye adaya silahlı kuvvetlerini çıkarttı. Böylelikle Türkiye ilk defa Cumhuriyet döneminde bir askeri harekata kalkışıyordu. Ayrıca bölgesel bir güç olduğunun işaretlerini veriyordu.
2. Kıbrıs Harekatı (14 Ağustos 1974)
Yapılan diplomatik görüşmeler netice vermeyince, Türk ordusu tekrar harekete geçti ve adada ilerlemesini sürdürdü.
Yılmaz Güney savcı vurdu (14 Eylül 1974)
Türk Sinemasının “Çirkin Kral”ı Yılmaz Güney, Adana’nın Yumurtalık ilçesinde tartıştığı yargıç Sefa Mutlu’yu vurarak öldürdü.
Sezen Aksu olayı (1975)
Popta o güne değin adı hiç duyulmamış bir isim göze çarptı. 1975’in yılbaşı gecesi ilk kez TRT’ye çıkan Sezen Aksu “Kusura Bakma”, “Yaşanmamış Yıllar” isimli parçalarıyla bir anda tanındı. Ondan sonra “Minik Serçe” olarak popta kendi tarzını geliştirdi.
Eurovizyon (1975)
O yıllarda oldukça önemli bir yarışma olan Eurovizyon’da Semiha Yankı “Seninle Bir Dakika” ile sonuncu oldu.
MC Hükümetleri (31 Mart 1975)
Türk siyasi hayatına “Milliyetçi Cephe Hükümetleri” olarak geçecek olan ilk hükümet kuruldu. Ondan sonra ülkede cepheleşme iyice artacak, Demirel 2 ayrı MC hükümeti daha kuracaktır. MC hükümetlerinin belkemiğini AP, MSP, MHP ve CGP oluşturacaktır.
Diyarbakır’da deprem (6 Eylül 1975)
Diyarbakır’ın, Lice, Kulp ve Hani ilçelerinde deprem. 2384 kişi öldü, 8149 bina yıkıldı.
Yahya Demirel’e tutuklama (28 Şubat 1976)
AP Genel Başkanı ve Başbakan Süleyman Demirel’in yeğeni Yahya Demirel hakkındaki yolsuzluk iddialarından dolayı tutuklandı.
1 Mayıs Katliamı (1 Mayıs 1977)
DİSK’in Taksim meydanında düzenlediği 1 Mayıs İşçi Bayramı mitingine, toplantının bitimine doğru ateş açıldı. 34 kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı. Olay “sol gruplar çatıştı” diye gösterilse de, sonradan “Kontgerilla” ile izah edildi. Bu olayla Türkiye’de sola yönelik kitle katliamlarının pimi çekilmiş oldu.
Çiğli Olayı (29 Mayıs 1977)
CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit’e İzmir-Çiğli havaalanında şüpheli suikast girişimi. İstanbul Belediye Başkanı Ahmet İsvan ayağından yaralandı.
CHP Birinci Parti (6 Haziran 1977)
Seçim sonuçları belli oldu. CHP %41.4, AP %30.9 oy aldı.
Sabahattin Savaşman Olayı (24 Aralık 1974)
MİT İstihbaratçısı Sabahattin Savaşman CİA adına casusluktan tutuklandı.
2. MC iktidarı devrildi (31 Aralık 1977)
Türkiye Cumhuriyetinin tarihinde ilk defa bir hükümet, gensoru ile devrilmiş oldu.
“Sürü” (1978)
Türk sinemasının başyapıtlarından kabul edilen Zeki Ökten’in yönettiği, Yılmaz Güney’in senaryosunu yazdığı, Tarık Akan, Melike Demirağ ve Tuncel Kurtiz’in rolleri paylaştığı “Sürü” gösterime girdi.
Ecevit Kabinesi (2 Ocak 1978)
Bülent Ecevit, AP’den devşirdiği 11 Bakanla birlikte kabine kurdu.
16 Mart Katliamı (16 Mart 1978)
İstanbul Üniversitesi önünde sol görüşlü öğrencilerin üzerine bomba atıldı. 5 kişi öldü, 47 kişi yaralandı.
Server Tanilli Felç (8 Nisan 1978)
Doç. Server Tanilli evinin önünde uğradığı saldırı sonucu aldığı yaralar yüzünden felç oldu.
Hamit Fendoğlu’na bomba (17 Nisan 1978)
Malatya Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu evine gönderilen bombalı paketin patlaması sonucu öldürüldü.
Bedrettin Cömert öldürüldü (11 Temmuz 1978)
Hacettepe Üniversitesi öğretim üyelerinden Doç. Bedrettin Cömert öldürüldü.
7 TİP’li katledildi (9 Ekim 1978)
Ankara’da 7 TİP üyesi öğrenci kaldıkları evde katledildiler. Katillerin “ülkücü komandolar” olduğu bildirildi.
Karafakioğlu öldürüldü (20 Ekim 1978)
İTÜ Elektrik Fakültesi Dekanı Bedri Karafakioğlu öldürüldü.
Maraş Katliamı (23 Aralık 1978)
Kahramanmaraş ilimizde, karşılıklı olarak öldürülen kişilerin cenazeleri sonrası, muhtelif provakasyonlar tertiplenmiş, özellikle Alevilere yönelik kitle saldırıları düzenlenmiştir. Kundaktaki bebekler dahil, 33 kişi ölmüş, yüzlerce kişi yaralanmış, evler, dükkanlar yakılmıştı.
Abdi İpekçi öldürüldü (1 Şubat 1979)
Milliyet Gazetesi Genel Yayın Müdürü ve Başyazarı Abdi İpekçi öldürüldü.
İpekçi’nin katili yakalandı (10 Temmuz 1979)
Abdi İpekçi’nin katili M. Ali Ağca yakalandı.
Cevat Yurdakul öldürüldü (28 Eylül 1979)
Adana Emniyet Müdürü Cevat Yurdakul ülkücü katillerce öldürüldü.
Ağca Kaçırıldı (25 Kasım 1979)
Abdi İpekçi’nin katili Mehmet Ali Ağca cezaevinden kaçırıldı.
Tütengil öldürüldü (7 Aralık 1979)
İktisat Fakültesi öğretim üyesi, demokrat kimliğiyle tanınan Prof. Cavit Orhan Tütengil öldürüldü.
(1980-1990)
Çağrı reddedildi (5 Ocak 1980)
AP genel başkanı Süleyman Demirel, CHP genel başkanı Bülent Ecevit’in teröre karşı işbirliği önerisini reddetti.
Cumhurbaşkanı seçilemedi (23 Mart 1980)
Partiler bir isim üzerinde uzlaşamadığı için yapılan turlarda Cumhurbaşkanı seçilemedi.
Raki Yakalandı (1 Nisan 1980)
Ünlü dolandırıcı “Raki” (Güney Zobu) yakalandı.
Ümit Kaftancıoğlu öldürüldü (11 Nisan 1980)
Yazar, TRT Yapımcısı Ümit Kaftancıoğlu öldürüldü.
Gün Sazak öldürüldü (28 Mayıs 1980)
MHP yöneticilerinden Gün Sazak öldürüldü.
Çorum Katliamı (5 Temmuz 1980)
Çorum ateşler içinde. 20 ölü, yüzlerce yaralı.
Kemal Türkler öldürüldü (15 Temmuz 1980)
DİSK Genel Başkanı ve sendikacı Kemal Türkler evinin önünde öldürüldü.
Nihat Erim öldürüldü (20 Temmuz 1980)
12 Mart döneminin Başbakanlarından Nihat Erim, Dragos’taki evinden çıkarken Dev-Sol militanlarınca öldürüldü.
12 Eylül Harekatı (12 Eylül 1980)
Ülkedeki “anarşi ve terörü önlemek ve akan kanı durdurmak amacıyla” Türk Silahlı Kuvvetleri bir kez daha yönetime el koydu. Tüm yurtta sıkıyönetim ilan edildi. Genelkurmay başkanı Kenan Evren başkanlığında, Kara Kuvvetleri komutanı Orgeneral Nurettin Ersin, Hava Kuvvetleri komutanı Tahsin Şahinkaya, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Nejat Tümer ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Sedat Celasun’dan oluşan Milli Güvenlik Konseyi yürütmeyi eline aldı. Siyasi parti liderleri “gözetim altına” alındı.
Ulusu Başbakan (20 Eylül 1980)
Eski Deniz Kuvvetleri komutanı Oramiral Bülent Ulusu başkanlığında bir hükümet kuruldu.
İdamlar başladı (7 Ekim 1980)
Balgat katliamı sanıklarından sağ eğilimli Mustafa Pehlivanoğlu ve Telsizler katliamı sanıklarından sol eğilimli Necdet Adalı idam edildiler.
Ecevit’in istifası (30 Ekim 1980)
CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit, konseyin siyasi partileri temelli kapatmak istemesinden dolayı CHP Genel Başkanlığından istifa etti.
“Tatlıses” olayı (1980)
İnşaat işçiliğinden bir imparatorluğa yükselen İbrahim Tatlıses “Ayağında Kundura” ile kendini o yıl topluma tanıttı. Arabeskte yeni bir dalgayı temsil eden Tatlıses, giderek yükselen bir grafikle “olay” haline geldi.
Cahide Sonku öldü (18 Mart 1981)
Türk sinemasının ünlü kadın sanatçısı Cahide Sonku öldü.
Danışma Meclisi (23 Ekim 1981)
Milli Güvenlik Konseyi’nin seçtiği 160 üyeden oluşan “Danışma Meclisi” faaliyete geçti.
Turan Güneş öldü (10 Nisan 1982)
Eski Dışişleri Bakanlarından, CHP yöneticisi Prof.Turan Güneş öldü.
Banker Kastelli İsviçre’de (20 Haziran 1982)
Ardarda patlak veren bankerlik skandalları sonrası “Banker Kastelli” diye bilinen Cevher Özden ve eşi İsviçre’ye kaçtı.
Esenboğa Baskını (8 Ağustos 1982)
Ermeni terör örgütü ASALA, Ankara Esenboğa Havaalanı’nı bastı. (Bir terörist ölü, diğeri yaralı ele geçti. 8 ölü 72 yaralı.)
Anayasa Referandumu (7 Kasım 1982)
12 Eylül yönetimin hazırladığı Anayasa halk oyuna sunuldu. Yüzde 91.5 evet oyuyla anayasa kabul edildi ve Kenan Evren’de otomatik olarak Cumhurbaşkanı seçilmiş oluyordu.
Washington Otel Yangını (7 Mayıs 1983)
Laleli Washington Otel’de yangın çıktı. 36 turist öldü. 65 yaralı.
Vetolar (23 Haziran 1983)
SODEP’in aralarında Erdal İnönü’nünde bulunduğu 21 kurucusu MGK vetosu yedi. BTP ise kapatılmış ve yöneticileri Zincirbozan’a gönderilmişti. Böylelikle seçimlere MGK’nın onayladığı Turgut Özal önderliğinde ANAP, Necdet Calp’in Halkçı Parti’si ve generallerin desteklediği Turgut Sunalp’in Milliyetçi Demokrasi Partisi katılabilecekti.
Seçimler yapıldı (6 Kasım 1983)
12 Eylül sonrası ilk sivil seçim yapıldı. ANAP birinci, HP ikinci ve MDP üçüncü oldu.
İlk sivil hükümet (13 Aralık 1983)
Turgut Özal başkanlığında ANAP hükümeti kuruldu.
Yaşar Kemal’e nişan (9 Mayıs 1984)
Yaşar Kemal’e Fransız “Legion D’Honneur” nişanı verildi.
PKK Eylemleri Başladı (15 Ağustos 1984)
PKK Eruh ve Şemdinli baskınları ile ülkeyi kana boğacak terör eylemlerinin düğmesine bastı.
Ümit Yaşar öldü (5 Kasım 1984)
Şair Ümit Yaşar Oğuzcan öldü.
SODEP-HP birleşti ( 25 Eylül 1985)
Yeni Partinin adı Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) oldu. Başkanlığa Aydın Güven Gürkan getirildi.
DSP Kuruldu (14 Kasım 1985)
Eski partisi CHP ile arası açılan siyasi yasaklı Bülent Ecevit, solda yeni parti oluşumuna imzasını attı. Demokratik Sol Parti (DSP) kuruldu. Başkanlığa Rahşan Ecevit getirildi.
Sedat Caner olayı (1 Şubat 1986)
Daha önce medyaye işkence yaptığına dair itiraflarda bulunan polis memuru Sedat Caner 2 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Jaguar Olayı (12 Temmuz 1986)
Galerici Zeki Küçükberber’in başbakan Turgut Özal’ın kızı Zeynep Özal’la damadı Asım Ekren’e Jaguar otomobil hediye etmesi skandal yarattı.
Sinagog Baskını (6 Eylül 1986)
İstanbul Neve Şalom Sinagogu’na baskın. 21 kişi ölürken 2 terörist bombalarıyla öldüler.
Türban yasağı (12 Ocak 1987)
YÖK’ten ilk türban yasağı uygulaması gündeme geldi.
Rabıta Olayı (28 Mart 1987)
Cumhurbaşkanı Kenan Evren, devlet memurlarının maaşını uluslararası islami sermeye kuruluşu “Rabıta”nın ödemesini dövizsizlik nedeniyle imzaladığını kabul etti.
Yasaklar Referandumu (6 Eylül 1987)
MGK kararıyla politika yapması yasaklanan eski siyasi liderlerin tekrar politika sahnesine dönüp dönmemesi üzerine bir halk oylaması yapıldı. Sonuç % 50.16 evet, %49.84 hayır oldu. Böylelikle Bülent Ecevit, Süleyman Demirel, Alpaslan Türkeş, Necmettin Erbakan gibi liderlere tekrar siyaset yolu göründü.
TBKP’liler gözaltında (17 Kasım 1987)
Yurda dönen TBKP liderleri Nihat Sargın ve Haydar Kutlu gözaltına alındılar.
MİT Raporu (9 Şubat 1988)
Kimin sızdırdığı belli olmayan “MİT Raporu”nun basında yeralması bir skandal havasına büründü.
Özal’a Suikast (18 Haziran 1988)
Başbakan Turgut Özal’a ANAP kongresi esnasında eski ülkücü Kartal Demirağ tarafından suikast düzenlendi. Özal, parmağından hafif yaralı olarak kurtuldu.
Kemal Horzum skandalı (18 Temmuz 1989)
Emlak Bankası’nı dolandırdığı iddiasıyla yargılanan Kemal Horzum tutuklandı ve cezaevine gönderildi.
(1990-1999)
Muammer Aksoy öldürüldü (31 Ocak 1990)
Eski CHP milletvekili, Atatürkçü Düşünce Derneği kurucularından Prof. Muammer Aksoy “İslami Hareket” örgütü tarafından öldürüldü.
Çetin Emeç öldürüldü (7 Mart 1990)
Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Koordinatörü ve yazarı Çetin Emeç evinin önünde arabasına açılan ateş sonucu öldürüldü.
İlk Özel Televizyon (1990)
Türkiye’nin ilk özel televizyonu “Magic Box” kuruldu.
Turan Dursun öldürüldü (4 Eylül 1990)
Özellikle dinle ilgili yazılarıyla tanınan yazar Turan Dursun, Koşuyolu’ndaki evinden çıkarken öldürüldü.
Hiram Abas öldürüldü (4 Eylül 1990)
Eski MİT müsteşarı Hiram Abas iki saldırganın açtığı ateş sonucu öldürüldü.
Bahriye Üçok öldürüldü (6 Ekim 1990)
İlahiyat Fakültesi eski dekanı ve SHP parti meclisi üyesi Doç. Bahriye Üçok, evine yollanan bir bombalı paketin patlaması sonucu öldürüldü.
İncirlik üssü kullanıldı (17 Ocak 1991)
Körfez Savaşı esnasında İrak’a operasyonda İncirlik üssü kullanıldı.
Yunan otobüsüne saldırı (9 Nisan 1991)
Yunan turist otobüsüne akli dengesi bozuk bir kişi tarafından saldırı yapıldı. Otobüste 3’ü çocuk 36 kişi yanarak öldü.
İlk kadın vali (6 Temmuz 1991)
Muğla Valiliğine atanan Lale Aytaman, Türkiye’nin ilk kadın valisi oldu.
Vedat Aydın öldürüldü (20 Temmuz 1991)
HEP’li Vedat Aydın öldürüldü. Diyarbakır’daki cenazesinde olaylar çıktı.
Seçimler yapıldı (20 Ekim 1991)
Seçimlerin sonucunda DYP: 177, ANAP: 115, SHP: 89, RP: 62, DSP: 7 milletvekili çıkarttı. Bu tablo neticesinde DYP-SHP koalisyonu kurulurken, başbakan Süleyman Demirel oldu.
Çetinkaya Mağazası saldırısı (25 Aralık 1991)
PKK’lı bir grup Bakırköy’deki Çetinkaya Mağazasına molotof kokteyli attı. Çıkan yangında 11 kişi öldü.
Nevruz Olayları (21 Mart 1992)
Şırnak, Cizre, Nusaybin’de Nevruz kutlamaları sonucu olaylar çıktı. 73 kişi öldü.
Musa Anter öldürüldü (20 Eylül 1992)
Kürt aydın ve yazarı Musa Anter Diyarbakır’da öldürüldü.
Uğur Mumcu öldürüldü (24 Ocak 1993)
Cumhuriyet Gazetesi yazarı Uğur Mumcu evinin önünde otomobiline konan bomba ile öldürüldü. Böylelikle Kemalist aydınlara yönelik suikastler zinciri içinde o ana kadar en önemli isim kaybedilmiş oluyordu.
Eşref Bitlis öldü (17 Şubat 1993)
Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis “uçağındaki buzlanma” nedeniyle öldü. Resmi açıklama bu yönde olsa da olay sonrası toplanan kanıtlar neticesi çıkan kanaat bunun bir suikast olduğu şeklindeydi.
Turgut Özal öldü (17 Nisan 1993)
8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal kalp yetmezliği nedeniyle öldü. Böylelikle Özal’la simgelenen bir devir de noktalanıyordu.
Çöplük Faciası (28 Nisan 1993)
Ümraniye çöplüğünde metan gazı birikmesinden patlama meydana geldi.
Demirel Cumhurbaşkanı (16 Mayıs 1993)
Türkiye Cumhuriyeti’nin 9. Cumhurbaşkanı olarak Süleyman Demirel seçildi. Demirel’den boşalan DYP genel başkanlığına Tansu Çiller getirildi.
Sivas Katliamı (2 Temmuz 1993)
Sivas’ta Pir Sultan etkinliklerine katılan Aziz Nesin ve bir grup aydın-sanatçı, kaldıkları Madımak Otel’de gericiler tarafından yakılmak istendi. Olay sonucunda 37 kişi dumandan boğularak öldü.
Göknel Skandalı (4 Temmuz 1993)
İSKİ Genel Müdürü Ergun Göknel’in boşandığı eşi Nurdan Erbuğ’a ödediği nafakanın milyarları bulması sonucu ortaya çıkan skandal biranda SHP-Belediye ilişkisinde dönen dolapların ortaya çıkmasına yol açtı. İstanbul Belediye Başkanı Nurettin Sözen ve SHP İstanbul İl yöneticileri zor durumda kaldılar.
Behçet Cantürk öldürüldü (16 Ocak 1994)
Uyuşturucu ve silah kaçakçısı olduğu, ayrıca PKK’ya yardım ettiği ileri sürülen Behçet Cantürk, Sapanca’da öldürüldü.
Türksat düştü (24 Ocak 1994)
Türkiye’nin ilk uydusu olan Türksat, Fransız Guyana’sında kalkıştan sonra bir arıza nedeniyle düştü.
Zeli Operasyonu (29 Ocak)
Türk uçakları PKK’nın Zeli kampını bombaladılar.
Tuzla Katliamı (12 Şubat 1994)
PKK’nın Tuzla tren istasyonuna koyduğu bomba sonucu 5 yedek subay öğrencisi hayatını kaybetti.
Recep Koç öldürüldü (20 Şubat 1994)
Adalar’ın ANAP’lı Belediye Başkanı Recep Koç, kaçak balkonununu yıktığı bakkal tarafından kurşunlanarak öldürüldü.
Atatürk’e Hakaret (25 Şubat 1994)
RP’li Hasan Mezarcı, mecliste yaptığı basın toplantısında Atatürk için “Veled-i Zina” dedi.
DEP’lilere gözaltı (2 Mart 1994)
Meclis 6 DEP Milletvekilinin dokunulmazlığını kaldırdı. DEP’liler Meclis kapısından apar topar ekip otolarına bindirildiler.
27 Mart Seçimleri (27 Mart 1994)
Yerel Yönetim seçimlerinin galibi RP oldu. İstanbul dahil 5 büyükşehir RP’lilerin eline geçti.
Recep Tayyip Erdoğan Başkan (28 Mart 1994)
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan oldu.
Çöplüklerde oylar bulundu (30 Mart 1994)
Türkiye’nin birçok bölgesinde açılmamış seçim sandıkları, çöpe atılmış ve yanmış oy pusulaları bulundu.
5 Nisan kararları (5 Nisan 1994)
Türkiye’nin tarihindeki en büyük kemer sıkma politikası açıklandı. Kararı DYP-SHP hükümeti aldı. Dolar aniden yükselirken, birçok şirket iflas etme durumuna düştü.
Salman Kaya dövüldü (1 Mayıs 1994)
1 Mayıs gösterilerinde olaylar çıktı. SHP Milletvekili Salman Kaya polisler tarafından ağır şekilde dövüldü.
Uzay Hepari öldü (31 Mayıs 1994)
Genç kuşak müzisyenlerden Uzay Hepari motosiklet kazasında öldü.
DEP Kapatıldı (16 Haziran 1994)
Anayasa Mahkemesi DEP’i kapattı.
Civangate Skandalı (19 Eylül 1994)
Emlak Bank Genel Müdürü Engin Civan kurşunlandı. Olayın arkasından Özal’ın yakını batık müteahhit Selim Edes çıktı. Tetikçi Davut yıldız, Alaattin Çakıcı’nın talimatıyla Engin Civan’ı vurduğunu itiraf etti.
Meczup saldırısı (10 Kasım 1994)
Atatürk’ü anma töreni esnasında bir meczup Anıtkabir’e sızarak Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e ve diğer yetkililere “Sizi Kuran’a davet ediyorum” diye bağırdı.
YDH partileşti (22 Aralık 1994)
Başını Cem Boyner’in çektiği yeni Demokrasi Hareketi (YDH) partileşti.
Uğur Kılıç öldürüldü (20 Ocak 1995)
Dündar Kılıç’ın kızı Uğur Kılıç, eski kocası Alaattin Çakıcı’nın emri üzerine Uludağ’da öldürüldü.
MİT Muhbiri kayıp (7 Mart 1995)
MİT muhbiri Tarık Ümit esrarengiz bir şekilde kayboldu.
Gazi Olayları (12-15 Mart 1995)
İstanbul Gazi mahallesinde Alevilere ait bir kahvenin taranmasıyla başlayan olaylar ertesi günkü cenaze töreninde çatışmaya dönüştü. Ordu birlikleri bölgeye sevkedildi. 3 gün süren olaylarda 22 kişi öldü.
Kutmangil öldürüldü (23 Mayıs 1995)
Yeni Günaydın ve Süper Tan gazetelerinin sahibi, kömür tüccarı Bekir Kutmangil İbrahim Cici tarafından öldürüldü.
“Orospu” Krizi (9 Haziran 1995)
3 Avrupa parlementosu üyesi kadın milletvekiline “orospu” diyerek hakaret eden DYP milletvekili ve Devlet bakanı Ayvaz Gökdemir sorun yarattı. Ardından olay bir özür krizine dönüştü.
Aziz Nesin öldü (6 Temmuz 1995)
Ünlü yazar Aziz Nesin Foça’da geçirdiği ani kalp krizi sonucu öldü.
Manukyan’a saldırı (27 Eylül 1995)
Genelev patroniçesi Matild Manukyan’a bombalı saldırı yapıldı. Koruması ve İstanbul Bankası olayında Özer Çiller aleyhine tek tanık olan Mehmet Urhan öldü.
Nesim Malki öldürüldü (28 Kasım 1995)
Tekstil ve döviz piyasasının ünlü isimlerinden tefeci Nesim Malki Bursa’da öldürüldü.
Yener Kaya öldürüldü (30 Kasım 1995)
Borsacı Yener Kaya otomobilinde yakılarak öldürüldü.
Metin Göktepe öldürüldü (10 Ocak 1996)
Evrensel Gazetesi muhabiri Metin Göktepe, polis tarafından gözaltına alındıktan sonra bir çay bahçesinde ölü olarak bulundu.
Sabancı Suikasti (11 Ocak 1996)
DHKP-C militanları tarafından Sabancı Center’da düzenlenen suikast sonucu Özdemir Sabancı, Haluk Görgün ve Nilgün Hasefe öldürüldüler.
Avrasya Feribotu (17 Ocak 1996)
Trabzon-Soçi seferini yapan Avrasya Feribotu 180 yolcu ve 45 mürettebatıyla birlikte Çeçen eylemciler tarafından kaçırıldı.
Milli Damat Musa (23 Ocak 1996)
13 yaşındaki İngiliz Sarah Cook ile Türk garson Musa Kömeağaç’ın evlenmesi Türk-İngiliz ilişkilerini sarsacak kadar olay yarattı.
Vehbi Koç öldü (26 şubat 1996)
Ünlü sanayici Vehbi Koç öldü.
Menderes Felç oldu (16 Mart 1996)
RP milletvekili Aydın Menderes, Afyon’da geçirdiği trafik kazası sonrası felç oldu.
Örtülü Ödenek skandalı (11 Mayıs 1996)
Başbakan Tansu Çiller’in Başbakanlıktan ayrılmadan önce örtülü ödenekten 500 milyar çektiği ortaya çıkarıldı.
Parsadan Olayı (13 Mayıs 1996)
Örtülü ödenekten Başbakan Çiller’i Selçuk Parsadan’ın 5.5 milyar dolandırdığı ortaya çıktı.
Söylemezler Çetesi (22 Haziran 1996)
Aralarında 11 polis ve askerinde bulunduğu “Söylemezler Çetesi” ortaya çıkartıldı.
HADEP Kongresi (23 Haziran 1996)
HADEP kongresinde salondaki Türk Bayrağı’nın indirilmesi ve yerine Abdullah Öcalan posteri asılması bütün yurtta derin infial yarattı.
“Hamile Terörist” saldırısı (30 Haziran1996)
Tunceli’de kendine “Hamile Kadın” süsü veren terörist Zeynep Kınacı beline sardığı bombayı patlattı. 6 asker şehit, 30 asker yaralı.
Ömer Lütfü Topal Cinayeti (28 Temmuz 1996)
Gazinocular ve kumarhaneler kralı olarak bilinen Ömer Lütfi Topal açılan çapraz ateş sonucu öldürüldü.
Zeki Müren öldü (24 Eylül 1996)
Sanat Güneşimiz Zeki Müren öldü.
Susurluk Kazası (3 Kasım 1996)
Susurluk yolu üzerinde meydana gelen kaza ile Türkiye Cumhuriyeti’nin içinde odaklanmış gizli ve karanlık işler çeviren bir teşkilatın varlığı da ortaya çıktı. Bu kazadaki Mercedes otomobilin içinde DYP milletvekili Sedat Bucak, Emniyet Müdürü Hüseyin Kocadağ, eski ülkücü Abdullah Çatlı ve sevgilisi olduğu söylenen Gamze Us bulunuyordu. Bu kaza sonrası emniyetçilerden siyasetçilere, mafyadan kumarhane patronlarına bir dizi ilişki ve isim ortaya çıktı. Ayrıca yakın dönemde işlenmiş ve aydınlanmamış birçok cinayetle bu grubun ilişkisi ortaya atıldı. Susurluk Cumhuriyet tarihinin en önemli olaylarından biri haline geldi. Toplumda açık, aydınlık ve temiz ilişkiler kurulmasını istemenin simgesi oldu.
Yılmaz’a yumruk (20 kasım 1996)
Susurluk olayının üzerine giden ANAP lideri Mesut Yılmaz Budapeşte’de bir saldırgan tarafından yumruklandı.
Müslüm Gündüz basıldı (30 aralık 1996)
Aczmendi lideri Müslüm Gündüz Fadime Şahin’le bir evde birlikteyken basıldı.
Korkut Eken’in açıklaması (5 Ocak 1997)
Susurluk komisyonuna ifade veren Özel Tim kurucularından Korkut Eken, devletin Abdullah Çatlı’yı 12 Eylül 1980’den önce kullandığını söyledi.
Mustafa Duyar teslim oldu (6 Ocak 1996)
Sabancı suikasti sanığı Mustafa Duyar, Şam’da MİT görevlilerine teslim oldu.
Susurluk Raporu Yayınlandı (13 Ocak 1997)
Başbakanlık Teftiş Kurulu’nun hazırladığı “Susurluk Raporu” açıklandı.
Topal cinayeti sanıkları (14 Ocak 1997)
Kumarhaneler kralı Ömer Lütfü Topal’ı öldürmekten sanık 3 özel timci tutuklandı.
Manisa Davası (17 Ocak 1997)
Manisa’da işkence altında ifadeleri alınan 10 lise öğrencisi, DHKP-C örgütüne üye olmaktan toplam 76 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Oral Çelik Beraat etti (23 Ocak 1997)
Abdi İpekçi cinayeti ve Papa suikastinin kilit ismi Oral Çelik 3 davadan da beraat edip, serbest bırakıldı.
1 Dakika Karanlık Eylemi (2 Şubat 1997)
Susurluk nedeniyle “Sürekli Aydınlık İçin 1 Dakika Karanlık Eylemi” başlatıldı. Eylem bütün yurtta halk tarafından sahiplenildi.
28 Şubat (28 Şubat 1997)
Refahyol hükümetinin icraatlarından rahatsız olan ve bir dizi irticai eylemin gelişmekte olduğunu gören Türk Silahlı Kuvvetleri (Sincan’da tankların yürümesi sürecin simgesi oldu) 28 şubat MGK toplantısı esnasında bir dizi kararı hükümete dikte ettirdi ve bunların takipçisi olacağını belirtti. O günden bugüne 28 Şubat sürecinin devam ettiği gözleniyor.
İbrahim Şahin Teslim oldu (12 Mart 1997)
Susurluk olayının kilit isimlerinden Özel Harekat daire başkanı İbrahim Şahin teslim oldu.
Kürşat Yılmaz kaçtı (27 Mart1997)
Ülkücü Baba Kürşat Yılmaz cezaevinden kaçtı.
Alparslan Türkeş öldü (4 Nisan 1997)
MHP lideri ve ülkücü hareketin “Başbuğ”u Alparslan Türkeş geçirdiği ani kalp krizi sonucu öldü.
Oğuz Atak Cinayeti (6 Mayıs 1997)
İstanbul Bebek’te bir barda barmenlik yapan ve sırtına dövmeyle “Allah” yazdıran Oğuz Atak öldürüldü.
Anasol-D kuruldu (13 temmuz 1997)
ANAP lideri Mesut Yılmaz başkanlığında ANASOL-D hükümeti kuruldu.
Çiller’e suçlama (17 Temmuz 1997)
Genelkurmay Askeri Savcılığı DYP genel başkanı Tansu Çiller’le ilgili olarak “CİA hesabına casusluktan” soruşturma açtı.
Safiye Ayla öldü (14 Ocak 1998)
Türk Sanat Müziği Sanatçısı Safiye Ayla 91 yaşında vefat etti.
Karatepe azledildi (13 Şubat 1998)
Danıştay 8. Dairesi Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Şükrü Karatepe’nin cezası kesinleştiği için Belediye Başkanlığı düşürüldü.
RP kapatıldı (23 Şubat 1998)
İrticai faaliyetlerin kaynağı haline geldiği gerekçesiyle Refah Partisi hakkında Anayasa Mahkemesi tarafından açılan dava kapatılma ile sonuçlandı. Böylelikle Cumhuriyet bir kere daha kendi ideolojisine aykırı tutumlara izin vermeyeceğini gösterdi.
Yeşil’in evi tespit edildi (4 Mart 1998)
“Yeşil” kod adıyla bilinen Mahmud Yıldırım’ın Antalya’da yaşadığı ev saptandı. Ancak kendisi bulunamadı.
Şemdin Sakık yakalandı (14 Nisan 1998)
PKK’nin “iki numaralı adamı” olarak bilinen Şemdin Sakık, özel bir operasyonla yakalanıp Türkiye’ye getirildi.
Adana Depremi (27 Haziran 1998)
Adana ve çevresinde meydana gelen 6.3 şiddetindeki depremde 210 kişi öldü.
Alaattin Çakıcı yakalandı (18 Ağustos 1998)
Ünlü mafya babası Alaattin Çakıcı Fransa’nın Nice kentinde yapılan bir operasyonla yakalandı.
Çakıcı-Aşık bantları (24 Eylül 1998)
Alaattin Çakıcı ile Devlet Bakanı Eyüp Aşık’ın konuşma kasetleri ortalığı karıştırdı.
Şam’ın açıklaması (14 Ekim 1998)
Şam Hükümeti Türkiye’nin ciddiyeti ve olayın savaşa doğru gittiğini görmesi üzerine Abdullah Öcalan’ın Suriye’de bulunmadığını ve bir daha da sokulmayacağını açıkladı.
Korkmaz Yiğit kaseti (10 Kasım 1998)
İşadamı Korkmaz Yiğit Türkbank ihalesi için Alaattin Çakıcı ile yaptığı görüşme kasetini sahibi olduğu Kanal 6 ve Kanal E televizyonlarında yayınlattı.
Öcalan İtalya’da (13 Kasım 1998)
Abdullah Öcalan Rusya’dan İtalya’ya “Abdullah Sarıkurt” adına düzenlenmiş bir sahte pasaportla giriş yaptı ve sığınma isteği bildirdi.
Halkalı Radyasyon Krizi (8 Ocak 1999)
İstanbul Halkalı’da bir çöplük’de radyasyonlu maddelerin bulunması ve çevreye yayılması paniği yaşandı.
Haluk Kırcı yakalandı (10 Ocak 1999)
7 TİP’li gencin öldürülmesinin sanığı Haluk Kırcı yıllar sonra yakalandı.

Öcalan’ın yakalanışı (16 Ocak 1999) PKK terör örgütünün başı terörist Abdullah Öcalan, Kenya’da Türk özel kuvvetlerinin operasyonuyla yakalanıp yurda getirildi.
Sabancı Suikasti sanığı öldürüldü (15 Şubat 1999)
Sabancı suikasti sanığı Mustafa Duyar, Afyon Cezaevi’nde Karagümrük Çetesi mensuplarınca öldürüldü.
Çankırı Valisi’ne suikast (5 Mart 1999)
Çankırı Valisi Ayhan Çevik’in arabasına TKP/ML TİKKO militanlarınca bomba kondu.
Carousel Önünde Patlama (10 Mart 1999)
PKK’lı teröristlerin bir taksiye koydukları bomba patladı. Olayda Taksi şöförü Ufuk Erdoğan öldü.
Mavi Çarşı Katliamı (13 Mart 1999)
İstanbul Göztepe’deki Mavi Çarşı, PKK militanlarınca yakıldı. 13 ölü.
ÖSS Sınav Sonuçları Skandalı (1 Mayıs 1999)
1999 ÖSS Sınav soruları çalındı. Olay tam bir skandal halini aldı. Sınavlar ertelendi.
Merve Kavakçı Krizi (3 Mayıs 1999)
Fazilet Partisi’nden İstanbul milletvekili seçilen Merve Kavakçı’nın Meclis Genel Kurulundaki yemin törenine türbanıyla gelmek istemesi bir iç tüzük tartışması başlattı. TBMM’ye türbanlı olarak gelip yemin etmek isteyen Merve Kavakçı protestolar karşısında geri adım atmak zorunda kaldı. Ardından Kavakçı’nın ABD vatandaşlığı söz konusu oldu. Demirel, Kavakçı için “provakatör” dedi.
Telekulak Skandalı (7 Mayis 1999)
Ankara Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Dairesi’nde ortaya çıkartılan “Telekulak Skandalı” ortalığı karıştırdı.
FP’yi kapatma davası ( 7 Mayıs 1999)
Yargıtay cumhuriyet başsavcısı Vural Savaş FP’yi kapatma davası açtı ve FP’lileri “Kan emen yarasalara” benzetti.
Lisede cinayet (13 Mayıs 1999)
Kartal Endrüstri Meslek lisesi’nde bir aşk cinayeti işlendi. Murat Kurt isimli öğrenci, kız arkadaşı Şebnem Sertaç’ı vurdu. Olaya müdehale etmek isteyen öğretmeni Hüseyin Ağırman’ı ise öldürdü.
Rahşan Ecevit Krizi (14 mayıs 1999)
Hükümet kurulması çalışmaları sürerken, Bülent Ecevit’in eşi Rahşan Ecevit’in MHP’liler için “Sayısız can aldılar. Çetelerle kucaklaştılar. Bunlar unutulur mu?” demesi krize dönüştü. MHP lideri Bahçeli, “Ecevit özür dilemeli” dedi.
Öcalan Davası başladı (31 Mayıs 1999)
PKK Terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ın yargılanmasına İmralı adasında başlandı. 30 Bin kişinin ölümünden sorumlu tutulan Abdullah Öcalan, davanın ilk gününde pişman bir hava sergiledi. Mahkeme idam kararını TCK’nın 125. Maddesine dayanarak “Vatana İhanet”ten dolayı 29 Haziran’da verdi.
Oktar Babuna Tartışması (9 Haz 1999)
İlik kanseri ile ilgili başlattığı kampanya önceleri iyi gitti. Ancak sonraları bazı şaibeler ortaya çıktı. Kendisinin Adnan Hoca ile bağı, “Titancılar gibi” para toplaması ve “etik sorun yaratması” ile kamuoyunun önünde tartışmalı duruma geldi.
Marmaris Yangını (12 Haziran 1999)
Marmaris’te çıkan orman yangınında 50 hektar ormanlık alan kül oldu.
Fethullah Gülen Kasetleri (21 Haziran 1999)
Gülen cemaatinin lideri Fethullah Gülen’in konuşma kasetleri ortalığı kapladı. Kasetler günlerce bölüm bölüm TV’lerde yayınlandı.
Bakan Hikmet Uluğbay’ın intiharı (6 Temmuz 1999)
Maliye Bakanı Hikmet Uluğbay, geceyarısı başına dayadığı tabancısıyla intihara teşebbüs etti. Ancak kurşun yüzünü delerek geçti. Uluğbay’ın intiharı girişimine dair çeşitli iddialar ortaya atıldı. Bunlar arasında IMF belgelerinin sızdırılmasından bahsedildi.
Şemsi Denizer Öldürüldü (8 Ağustos 1999)
Türk -İşgenel başkan yardımcısı ve Genel Maden-İş Başkanı sendikacı Şemsi Denizer eski koruması tarafından öldürüldü.
Dündar Kılıç Öldü (11 Ağustos 1999)
Yeraltı dünyasının ünlü kabadayılarından Dündar Kılıç Silivri’deki yazlığında geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.
17 Ağustos Depremi
Sadece 99’un değil Türkiye’nin bu yüzyılda yaşadığı en büyük felaket. Kocaeli, Sakarya, Çınarcık ve İstanbul’da hasara yol açan 7.4 şiddetindeki deprem’de resmi kayıtlara göre 17.000 ölü var. Resmi olmayan rakam ise en az 30-40 bin civarında.
Sağlık Bakanına Tepki (21 Ağustos 1999)
Sağlık Bakanı Osman Durmuş’un Amerika, Yunanistan ve Ermenistan’dan gelen yardım tekliflerini reddetmesi kamuoyunda büyük tepki yarattı.
Veli Göçer tutuklandı (8 Eylül 1999)
17 Ağustos depremi esnasında Çınarcık’ta yıkılan evlerin müteahhiti Veli Göçer, uzun süre saklandıktan sonra bir ahbaplarının evinde yakalandı.
Ortaköy’de Satanist Dehşeti (19 Eylül 1999)
Ortaköy mezarlığında Satanist ayin yapmak amacıyla Şehriban Coşkunfırat isimli genç kızı öldürüp tecavüz eden Ömer Çelik, Gülşah Dinçer ve Engin Arslan isimli üç satanist yakalandı. Bu olayla birlikte kamuoyunda uzun süre satanizm konuşuldu.
Bayrampaşa’da Çatışma ( 21 Eylül 1999 )
Bayrampaşa Cezaevi’nde çatışma çıktı. Hakan Çillioğlu’nun adamları ile Kenan Ali Gürsel’in adamları birbirine girdiler. 7 tutuklu öldürüldü, 3’ü ağır yaralı. Ölenler arasında Alaaddin Çakıcı’nın yeğeni Kenan Ali Gürsel’de bulunuyor. Olaylarda çok sayıda silah ortaya çıkartıldı.
Adana’lı satanist kızların intiharı (22 Eylül 1999)
Adana’da oturan ve satanist oldukları iddia edilen Gülce Koçan ve Pınar Boğa isimli iki genç kız Mersin Erdemli’de inşaat halindeki bir binanın 13. Katından kendilerini atıp, öldüler.
Ulucanlar cezaevi’nde isyan (26 Eylül 1999)
Ankara Ulucanlar ve Türkiye çapında 10 cezaevinde sol görüşlü tutukluların başlattığı isyan ve rehin alma eylemleri dalgası başladı.
Belleme Krizi (27 Eylül 1999)
GATA’nın açılışında bir konuşma yapan Tuğgeneral Yalçın Işımer’in şeriatçıları kastederek “iyice belleyeceğiz” sözü başka manalara çekildi ve tartışma yarattı.
Fotoğraf Tartışması (30 Eylül 1999)
Başbakan Bülent Ecevit’in Amerika ziyareti esnasında Clinton’un karşısındaki fotografı tartışma yarattı.
Türk-Yunan yakınlaşması (4 Ekim 1999)
Yunan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu’nun İstanbul Üniversitesi açılışına katılması ve dostluk mesajları vermesi depremden sonra iyice yumuşayan Türk-Yunan ilişkilerinde yeni bir adım oldu.
Gökçeada kundaklaması (27 Ekim 1999)
Gökçeada’da Marianti Sözde’ye ait ev kundaklandı. Sabotaj sonucu Rum ailenin 4 yaşındaki Alexsander Sözde öldü.
Erol Evcil’in yakalanışı (28 Ekim 1999)
Nasim Malki cinayeti azmettiricisi ve zeytin kralı Erol Evcil yakalandı.
12 Kasım Depremi
Herkesin uzun bir süre deprem korkusu yaşamasının ve peşpeşe gelen ardçı depremlerin sonrasında Düzce’de yeniden meydana gelen 7.2 şiddetindeki depremde ölü sayısının 705 yaralı sayısının ise 4795 olduğu belirtiliyor.
Adnan Hoca’ya operasyon (13 Kasım 1999)
Kamuoyunda “Adnan Hoca” olarak bilinen Adnan Oktar ve yandaşlarına yönelik polis operasyonu yapıldı.
Kışlalı Suikasti ( 21 Ekim 1999)
Kemalist çevrelerin sayılı isimlerinden, aydın, Cumhuriyet gazetesi yazarı, öğretim üyesi Prof. Ahmet Taner Kışlalı, evinin önünde arabasına konulan bombalı paketin patlaması sonucu öldürüldü. Olay bütün yurtta derin infial yarattı. Cenazesine ordunun tam kadro katılması özellikle dikkat çekti.
AGİT Zirvesi (17-18 Kasım)
Türkiye’nin ev sahipliğini yaptığı zirve, dünya liderlerinin toplanması ve Türkiye lehine bazı kararlarla dikkat çekti. Ayrıca Clinton’un gelişi ve ağırlanışı özel bir olay oldu.
Öcalan’ın cezasına onay (25 kasım 1999)
Öcalan’ın idam cezası Yargıtay tarafından onaylandı.

Kategoriler
Genel Kültür TARİH

Türkiye Cumhuriyeti Hükümetleri,Dönemleri,Tarihleri,Kronolojisi

Cumhuriyet’imizin kuruluşundan beri kaç hükümet değişti ? Hangi yıllarda görev yaptı bu hükümetler? İşte size bugüne kadar kurulmuş hükümetlerimiz, kurucuları ve dönem yılları….

Kategoriler
GÜNCEL SPOR

FIBA Basketbol 2010 Dünya Kupası Kuraları Çekildi

 FIBA 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası kuraları İstanbul’da çekildi. Şampiyona’ya 28 Ağustos-12 Eylül arasında Türkiye ev sahipliği yapacak.

2010 Dünya Şampiyonası’na 24 ülke katılacak. 6’şar takımdan oluşacak 4 grup karşılacak ve karşılaşmalar  İstanbul, Ankara, İzmir ve Kayseri’de  oynanacak.

Ev sahibi Türkiye; Ankara’daki (C) Grubu maçlarında Yunanistan, Porto Riko, Rusya, Çin ve Fildişi Sahili ile karşılaşacak.İşte takımlar ve grupları :

GRUPLAR

2010 Dünya Basketbol Şampiyonası’nda gruplar şunlar :

(A) Grubu: Arjantin, Sırbistan, Avustralya, Almanya, Angola, Ürdün.

(B) Grubu: ABD, Slovenya, Brezilya, Hırvatistan, İran, Tunus.

(C) Grubu: Yunanistan, Türkiye, Porto Riko, Rusya, Çin, Fildişi Sahili.

(D) Grubu: İspanya, Fransa, Kanada, Litvanya, Yeni Zelanda, Lübnan.

Şampiyonada, olimpiyat şampiyonu ABD’nin yer aldığı (B) Grubu maçları İstanbul’da, (A) Grubu maçları Kayseri’de, ev sahibi Türkiye’nin yer aldığı (C) Grubu maçları Ankara’da ve (D) grubu maçları ise İzmir’de oynanacak.

Diğer yandan, kura çekimine ABD’li efsanevi oyuncu Hakeem Olajuvan ile birlikte, Türkiye’den Efe Aydan, Alman basketbolcu Patrick Femerling ve Efes Pilsen’de forma giyen Porto Rikolu oyuncu Daniel Santiago yer aldı.

Ayrıca aralarında anlaşmazlık bulunan iki devlet, Amerika Birleşik Devletleri ve İran’ın basketbol takımları aynı grupta yer aldı.