Kategoriler
TARİH

Kırım Savaşı Özeti Sonuçları

Kırım Savaşı, 1853-1856 yılları arasındaki Osmanlı-Rus Savaşıdır. İngiltere, Fransa ve Piyemote-Sardinya’nın Osmanlı tarafında savaşa dâhil olmasıyla savaş, Avrupalı devletlerin Rusya’yı Avrupa ve Akdeniz dışında tutmak amacıyla verdiği bir savaş halini almıştır. Savaş, müttefik güçlerin zaferiyle bitmiştir.

Rusya’nın İstanbul’da görevli elçisi Aleksandr Mençikof isteklerinin reddedilmesi üzerine 19 Mayıs 1853’te İstanbul’dan ayrıldı. Rus orduları savaş dahi ilan etmeden 22 Haziran 1853’de Eflak ve Boğdan’ı işgale başladılar. Çar, bu hareketinin bir savaş başlangıcı kabul edilmemesi gerektiğini açıkladı ve bu teşebbüsün bir güvenlik tedbiri olduğunu belirtti. Ancak, bu durum Avrupa’nın statüsünü değiştirmeye yönelikti. Bunun üzerine Avusturya’nın teklifi ile Viyana’da bir konferans toplandı. Fakat toplantıdan sonuç alınamadı. Bu sırada İstanbul’da, Rusya’ya karşı savaş ilanı için halk padişaha baskı yapmaya başladı. Ekim 1853’te Rusya’ya bir nota verildi ve Eflak ile Boğdan’ın 15 gün içinde boşaltılması istendi. Rusya bu notaya kayıtsız kaldı ve tanınan sürenin sonunda savaş fiilen başladı.
Savaşın başlangıcında Osmanlı ordusu Balkanlar’da başarılı oldu. Fakat Batum’a yardım götüren Osmanlı donanması 30 Kasım 1853’te Rus donanması tarafından Sinop açıklarında batırıldı. Rusların bu ani hareketi ve Karadeniz’de durum üstünlüğü sağlamaları Boğazlar’ı ve İstanbul’u tehlikeye düşürdü. Bu durum Avrupa devletlerini endişelendirdi. İngiltere ve Fransa devreye girerek tarafları uzlaştırmak istedi, ancak yapılan teklifi Rusya reddetti. Bunun üzerine Fransa ve İngiltere, Rusya’ya bir ültimatom verdiler ve taraflardan şu isteklerde bulundular:

Eflak ve Boğdan’dan çekilmesi;
Osmanlı Devletinin ülke bütünlüğüne riayet etmesi;
Ortodoksların himayeciliği iddiasından vazgeçmesi istendi.
Osmanlı Devleti’nden;Vatandaşlarına eşit haklar tanıması ve tatbik etmesi;
Hıristiyanlara olumsuz muamelede bulunulmaması;
Karma mahkemeler kurulması;
Hıristiyan tebaadan vergi alınmaması talep edildi.

Çar, ültimatomu ve istekleri kabul etmedi ve Rus ordusuna Tuna nehrini geçerek ilerleme emrini verdi. İngiltere ve Fransa, 12 Mart 1854’te Rusya’ya savaş ilan ettiler.

İngiltere ve Fransa, Osmanlı Devleti lehine savaşa girerken Avrupa kamuoyunu tatmin edecek ve özel menfaatler sağlayacak tedbirleri almayı da ihmal etmediler. Bu maksatla 12 Mart 1854’te İstanbul’da; 10 Mayıs 1854’te Londra’da ve 14 Haziran 1854’te de; Avusturya ile antlaşmalar imzaladılar. Avusturya ile yapılan antlaşma Tuna eyaletlerinin Rus ordusundan boşaltılmasını öngörüyordu ve Avusturya, gerekirse asker göndermeyi taahhüt etmekteydi. Bu nedenle 15 Mart 1855’te Sardenya’da ittifaka katıldığını açıkladı.

Kırım’a sevk edilmeyi bekleyen İngiliz Coldstream Muhafız Alayı askerleri Haydarpaşa sırtlarındaSavaş devam ederken Osmanlı ülkesinin Epir, Etolya ve Teselya eyaletlerinde Rum halkının isyan hareketleri başladı. Yapılan ikazlar dikkate alınmadı ve bunun üzerine Fransızlar Pire limanına asker çıkararak Yunanistan’ı abluka altına aldılar. Bu hareket Yunanistan’ı tarafsızlığa mecbur etti ve Rusya da bir müttefikini kaybetti.

Savaş Tuna, Kafkas ve Karadeniz’de yoğunluk kazandı. Tuna cephesinde durum önce Osmanlılar lehine gelişti. Fakat bir süre sonra Rus ordusu Silistre’ye kadar ilerledi. (Bkz. Silistre Kuşatması) Bunun üzerine İngiliz ve Fransızlar Gelibolu yarımadasına asker çıkardılar ve çıkan birlikleri Varna bölgesine sevk edildi. Bu sırada Avusturya’da Rusya’yı baskı altına aldı. Rus ordusu Silistre önlerinden çekilmeye mecbur kaldı. Müteakiben de Eflak ve Buğdan’ı tahliye ederek savunmaya geçti.

Müttefikler, Rusya’yı barışa zorlamak için Kırım yarımadasında da bir cephe açmaya karar verdiler. 20 Eylül 1854’te 30 bin Fransız, 21 bin İngiliz ve 60 bin Türk askerinden oluşan müttefik kuvveti 89 harp ve 267 nakliye gemisiyle Kırım’a çıkarıldı. Ancak Kırım Savaşı düşünüldüğü gibi kısa sürede tamamlanamadı. 1855 ilkbaharında 140 bin kişilik bir müttefik kuvveti daha bölgeye çıkarıldı. Ruslar mağlup oldu ve çekilmek zorunda kaldılar. Kafkas cephesinde ise Ruslar başarı kazandılar ve Kars’ı ele geçirmeye muvaffak oldular. Bu sırada Çar I. Nikolay öldü, yerine geçen II. Aleksandr barış istemek zorunda kaldı. Barış şartlan Avusturya tarafından kendisine verilen bir ültimatomla bildirildi. II. Aleksandr istenen şartları esas tutarak barış teklifini kabul etti. Önce 15 Mayıs’dan 14 Haziran 1855’e kadar Viyana’da barış için hazırlık görüşmeleri yapıldı ve Paris Konferansı esasları tespit edildi.

Savaşın Sonuçları

Kâğıt üzerinde, savaşın galiplerinden olan Osmanlı devleti, aslında savaştan çok büyük zarar alarak çıkmıştır. Çok pahalı olan bu savaşı yürütebilmek için Osmanlı devleti, ödeme yeteneğinin çok üstünde borç almıştır. Endüstrileşmeyi kaçırdığı için ekonomisi çağdışı kalmış olan devlet, bu borçların altından kalkamayacak ve 1881 yılında II. Abdülhamit döneminde Düyunu Umumiye idaresinin kurulmasıyla, Avrupalı devletlerin mali denetimi altına girip, yarı sömürge olacaktır. Özellikle Fransa’daki Yahudi Rothschild Ailesinin sahibi olduğu bankalardan alınan borçlar sonucunda, Yahudilerin vaat edilen topraklara yerleşmesine engel olunamamıştır.

Kırım Savaşı’nın sonunda ilan edilen Islahat Fermanı, Osmanlı reform hareketlerinde çok önemli bir yer tutar. Islahat Fermanı’nın amacı, imparatorluk içindeki herkese Osmanlı yurttaşlığı vererek, yasalar önünde dine bakılmaksızın eşitlik sağlamaktı. Islahat Fermanı ile Batı’da dolaşan liberal düşünceler Osmanlı’ya girmeye başlayacaktır.

Kırım Savaşı, İtalya birliğine giden yolu hızlandırmıştır. Savaşa asker göndererek İngiltere’nin sempatisi ve Fransa’nın etkin desteğini kazanan Sardinya-Piemonte Krallığı, savaşı izleyen yıllarda İtalya birliğini kuracaktır.

Kategoriler
Genel Kültür

NATO Nedir? Tarihçesi Nato Üyesi Ülkeler

Birzamanların soğuk savaşının vazgeçilmez askeri birliği olan NATO, aslında Komunizm ve SSCB ne karşı kurulmuş bir birlikti. Bugün komunizm tehtidi ve SSCB nin ortada olmadığından dolayı artık varlık nedeni sorgulanan NATO hala genişlemeye devam ediyor. NATO (İngilizce resmi: North Atlantic Treaty Organization, Fransızca resmi: Organisation du Traité de l’Atlantique Nord (“OTAN”) ve Türkçe: Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün kısaltması), resmen açıklanmasa da II. Dünya Savaşı sonrası oluşan politik ayrımda, İngiliz Lord Ismay’ın deyişi ile “Rusları dışarıda, Almanya’yı alaşağı edilmiş halde ve ABD’yi içeride” tutmak için kurulmuştur. Yani amaç salt SSCB’ye karşı güvenlik değil, aynı zamanda Avrupa’nın güvenliği için ABD’nin katkı koymasını sağlamak, Almanya’nın yeniden silahlandırılmasını bölgeye tehdit oluşturmadan gerçekleştirmektir. Çünkü bilindiği gibi o dönemde ABD kongresi ve kamuoyu ülkenin Avrupa ülkeleri arasındaki ilişkilere karışmasını istemiyordu.

9 Nisan 1949′da Washington Antlaşması ile kurulan NATO bir kollektif savunma örgütü olarak bilinmektedir. Kurucu 720px-nato_expansion1antlaşmanın özellikle üçüncü, dördüncü ve beşinci maddeleri önemlidir. Bu maddelerle üye ülkeler, ortak savunma için yeteneklerini geliştirmeye, herhangi bir üyenin toprak bütünlüğü, siyasî bağımsızlık ve güvenliği tehlikede olduğunda bir araya gelmeyi ve herhangi birine saldırıldığında bu saldırıya hepsine karşı yapılmış bir saldırı olarak kabul etmeyi taahhüt etmişlerdir.
Avrupa, artık iki büyük gücün desteği olmadan kendi ekonomik sorunlarını çözemeyecek ve savaşı izleyen birkaç yıl içinde, bu iki gücün kontrolüne girecek bir duruma düşmüştür. Savaş sonrası Avrupa’sının içine düştüğü durum, faşizm tehlikesi nedeniyle nihai hesaplaşma sürecini ertelemiş olan iki ideolojinin ve onların en güçlü temsilcilerinin (ABD ve SSCB), yeni bir güç mücadelesine girmesi, uluslararası sistemde iki kutuplu bir yapının doğmasına ve “soğuk savaş”ın başlamasına neden olmuştur. Aslında bu durum bir sürpriz değildi. Savaşın getirdiği zorunlu işbirliğinin bile değiştiremediği bir biçimde öncelikle SSCB, tarihsel olarak batı dünyasından bir tehdit beklemekteydi.
Batılı güçlerin gerek Bolşevik devrimi sonrasında yaşanan iç savaşta “Devrimi Evinde Boğma” çabaları, gerekse İkinci Dünya Savaşı öncesinde işbirliği çağrılarına kulak tıkayarak SSCB’yi adeta Nazi Almanya’sının kucağına itmeleri göz önüne alındığında, SSCB’nin bu güvensizliğinin pekte yersiz olmadığı açık bir biçimde ortaya çıkmaktaydı. Bu güvensizlik nedeniyle SSCB’nin kendi batısında işgalden kurtardığı ülkelerde sosyalist rejimler kurdurmaya başlaması, ABD’de SSCB’ye duyulan güvensizliğin artmasına neden oldu. Aslında Yalta Konferansında yayımlanan “Kurtarılmış Avrupa Demeci” ile işgal edilen Avrupa ülkelerinde “demokratik rejimlerin” kurulacağı ilan edilmişti.
Bu husus demokratik rejim kavramını kendine göre yorumlayan SSCB ile batı güçlerinin karşı karşıya kalacakları anlaşmazlıklar açısından büyük bir öneme sahipti. Her iki taraf da 4-11 Şubat 1945 Yalta Konferansı sonuç bildirgesinin sonuçlarını kendi kontrol alanlarındaki tasarruflarına dayandırmaya çalışacaklardı. SSCB’nin “tek ülke sosyalizm” politikasını terk ederek “sosyalist merkezin savunulabilmesi” için çevresine yayılmaya başlaması, eş zamanlı olarak SSCB gibi izolasyonist bir dış politika anlayışına sahip olmasına rağmen bu politikasını terk etmeye başlayan ABD’nin küresel yayılmasıyla doğal bir karşıtlık yarattı.

natoBu karşıtlığın sonucu, iki büyük devletin kendi ekonomik, siyasal, askeri ve ideolojik alt sistemlerini yaratarak “soğuk savaş”ı başlatmaları oldu. İşte NATO bu mücadele ortamının doğal bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. İki taraf arasındaki anlaşmazlıkların artık geri dönülmesi çok zor bir aşamaya geldiğinin görülmesi sonucunda mücadele 1947’de daha da sertleşmiştir.

NATO’nun kuruluşuna karşı, SSCB ve Doğu Bloğu ülkeleri, kendi savunma anlaşmalarını yapmışlar ve Soğuk Savaşın yol açtığı kutuplaşma iyice belirginleşmiştir. Varşova Paktı olarak bilinen bu anlaşma, 1955′ten 1991′e kadar varlığını sürdürmüştür.
Türkiye ve Yunanistan 1952 yılında eş zamanlı olarak NATO’ya kabul edilmiştir. Batı Almanya da 1955 yılında Türkiye’nin onayı alınarak NATO’ya üye olarak kabul edilmiştir. Sadece demokrasi ile yönetilen Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinin bulunduğu bu ittifaka, İspanya, Franko diktatörlüğü yıkıldıktan sonra, 1982 yılında katılmıştır.
NATO’nun etkinlği dış güvenlik ile sınırlı kalmamıştır. 1950′li yıllarda İtalya’dan başlayarak NATO ülkelerinde gizli Özel Harekat daireleri kurulmuştur. Gladio adı ile anılan bu birimler ülkelerdeki devrimci sol hareketler başta olmak üzere her tür muhalefete karşı bir önlem olarak oluşturulmuştur. Bu birimler aynı zamanda Derin Devlet kavramının da ortaya çıkmasında büyük rol oynamıştır. Pek çok ülkede daha sonra bu birimler ortaya çıkarılarak sorumluları yargılandıysa da, Türkiye dahil çoğu ülke bu süreci henüz yaşamamıştır. NATO, Soğuk Savaş sonrası Gladio kurumlarının dağıtıldığını iddia etse de, bu birimlerin şu anki durumu hakkında kesin bir bilgi bulunmamaktadır.
Günümüzde NATO ve savunduğu değerler tartışılmakta, kuruluş amacı olan SSCB ve Doğu Bloğu’nun dağılması nedeni ile kendisine yeni amaçlar aramaktadır. Artan uluslararası terör olaylarına karşı etkin rol oynaması, şu durumda olasılığı en fazla olan yeni misyondur. Doğal afetlere müdahalede harekete geçirilmesi de 2005 yılında art arda gelen doğal afetler sonucunda gündeme gelmiştir. Bununla birlikte Bosna katliamına müdahale etmekte geç davranmış, Kosova’da ise daha başarılı olmuştur.
Özellikle Gladio birimlerinin teker teker ortaya çıkması ve ABD’nin Irak ve Afganistan işgallerinde oynadığı rol, NATO’ya ciddi eleştiriler yöneltilmesine sebep olmuştur. Ayrıca, BM kararlarının NATO’ya herhangi bir etkisinin olmadığı görüldükten sonra, pek çok grup NATO’ya karşı muhalefeti arttırmışlardır. 21. yüzyıla girilirken, NATO’nun geleceği konusunda tartışmalar hala devam etmektedir.


Teşkilat Yapısı:240px-nato-2002-summit1
Teşkilatın askeri yapısı, üye ülkelerin Genelkurmay Başkanlarından veya onlar adına daimi görev yapan temsilci askeri personelden oluşur. Konseye karşı sorumlu olan Askeri Komite, ittifakın en üst düzeydeki askeri merciidir. Konseye ve Savunma ve Planlama Komitesine askeri konularda bilgi sağlayan ve önerilerde bulunan Askeri Komite, iki büyük Nato Komutanlığına direktif verebilmektedir.

• İttifak, savunma amaçlıdır.
• Caydırma için yeterli bir gücü muhafaza etmek esastır.
• Üyelerin toprak bütünlüğü ve bağımsızlığı garanti edilerek dünya barışına katkı devam ettirilir.
• Üye ülkelerden birine yapılan tecavüz, tamamına yapılmış kabul edilir. (5 nci madde)
• İttifak, Avrupa’da ABD’nin konvansiyonel ve nükleer askeri varlığını zaruri sayar.
• NATO Savunmasının kollektif tabiatı, işbirliğine ve entegrasyonuna istinad eder.
• Nükleer silahlarda sıfır çözüme ulaşıncaya kadar, konvansiyonel ve nükleer silahların uygun bir kombinasyonunu kullanmaya devamı zorunlu görür. Nükleer silahların amacı siyasi olup, ittifakın güvenliğinin en önemli garantisidir. Bu kuvvetler savaşı ve dengeyi korumak için asgari düzeyde tutulur.

Kategoriler
EĞLENCE GÜNCEL MÜZİK

2010 Eurovision Birincisi Almanya’nın Final Performansını İzleyin. 2010 Eurovision Kazanan Birinciyi İzle

Norveç’in başkenti Oslo’daki Telenor Arena’da bu akşam gerçekleştirilecek olan 55. Eurovision Şarkı Yarışması’nda Manga, Türkiye’yi “We Could Be The Same” adlı parçayla temsil edecek. 

55. Eurovision Şarkı Yarışması’nda Manga, bu akşam 14. sırada yarışacak

Yarışma saat 22.00’de TRT’den canlı yayınlanacak. Manga’nın solisti Ferman Akgül, finalde de destek beklediklerini söyledi.

Finale kalmalarının sürpriz olmadığını söyleyen Manga’nın vokalisti Ferman Akgül, kendilerini finale taşıyan zarfların açılışı sırasında çok heyecanlandığını söyledi. Yarı finalde kendilerine güvenenlere ve oy verenlere teşekkür eden grup üyeleri finalde de destek istedi.

TRT 1’den saat 22.00’de canlı yayınlanacak olan yarışmada, 25 ülkenin temsilcileri sahneye çıkacak. Manga’nın, 14. sırada yarışacağı Eurovision Şarkı Yarışması’nın oylama sistemi yüzde 50 tele oylama (SMS), yüzde 50 profesyonel jüri tarafından oluşan bir sistemle yapılacak.

Finalde sırasıyla, Azerbaycan, İspanya, Norveç, Moldova, Kıbrıs, Bosna Hersek, Belçika, Sırbistan, Beyaz Rusya, İrlanda, Yunanistan, Birleşik Krallık, Gürcistan, Türkiye, Arnavutluk, İzlanda, Ukrayna, Fransa, Romanya, Rusya, Ermenistan, Almanya, Portekiz, İsrail ve Danimarka sahneye çıkacak.

 

ALMANYA BİRİNCİ, TÜRKİYE İKİNCİ OLDU

Norveç’in başkenti Oslo’da yapılan Eurovision Şarkı Yarışması’nı Almanya 246 puanla kazanırken, Türkiye, 170 puanla ikinci oldu.Türkiye, ülkelerin verdiği oylamalar sırasında uzun süre ikinci sıradaki yerini korudu ve oylamayı ikinci sırada tamamladı. Birinciliği ise Almanya adına yarışan Lena Meyer, “Satellite” adlı parça ile kazandı.

Oslo’nun Telenor Arena salonunda yapılan final gecesinde Türkiye adına Manga, “We could Be The Same” (Aynı Olabiliriz) parçasıyla sahne almıştı.

 

Manga Eurovision 2010 Final Performanı:

55. Eurovision Şarkı Yarışması’nın Birincisi Olan Almanya’nın Şarkısını Aşağıdan İzleyebilirsiniz.

almanya eurovision 2010 birincisi | izlesene.com