Kategoriler
SAGLIK

Uykusuzluğa İyi Gelen Bitkiler Nelerdir? Uykusuzlu İçin Bitkisel Çay Tedavisi

Uyku gündüz ayakta olan ve yorulan biz insanları rahatlatan ve yorgunluğunu alan bir eylemdir. Gece güzel bir uyku çekip sabah kalkan insan hem dinlenmiş hem de rahatlamış olarak güne hazırlanır.

Uyku o derece önemlidir ki eğer uykumuzu yeterli alamazsak sabah kalktığımızda sersem gibi hissederiz kendimizi ve hiç birşeye konsantre olamayız. Dikkatimizi toplayamaz her hangi bir işe kendimizi veremeyiz.

Bu yüzden uyumak hayatımızdaki yemek yemeden sonraki en önemli ihtiyaçtır diyebiliriz. Peki uyuyamayanlar için yararlı bitkiler var mı? Yani uykumuzu getirecek, uyumamıza yardımcı olacak yararlı, şifalı bitkiler var mı? Hangi bitkiler uykuya iyi geliyor?

Yüzyıllardır kullanılan bazı bitkiler uykusuzluk problemini büyük ölçüde ortadan kaldırmaya yardımcı olabilir.

Bunun için öncelikle denenmesi tavsiye edilen çay şu şekilde hazırlanır.

Saarı kantaron otu, kimyon, anason ve karanfilden eşit miktarda oluşturulan bir karışıma bir tutam papatya ilavesiyle demlenen çay, sabah ve akşam birer bardak içilir.

Demleme şekli; kaynamakta olan bir suya bu karışımın katılıp 5 dakika bekletilmesi şeklinde olmalıdır.

Kavun : sinirleri yatıştırır ve uykusuzluğa iyi gelir.

Portakal ve elma yatmadan önce yenirse uykusuzluğa iyi gelir.

Dere otu: İki tatlı kaşığı ince kıyılmış yeşil dere otunun, kaynar bir bardak suda on dakika demlenmesi ve süzülmesiyle elde edilen dere otu çayı, yatmadan 30 dakika önce sıcak olarak içilmesi halinde uykusuzluk sorununa büyük ölçüde faydalı olacaktır.

Lavanta: Bir çay kaşığı lavanta çiçeği bir bardak kaynar suya konarak 8 dakika demlendirilir ve süzülür. Arzu edilirse tatlandırılabilir ve soğumadan içilirse uykuya dalmayı kolaylaştırıcı bir etki yapar.

Yulaf: Yulaf, çay veya yulaf tentürü şeklinde tüketilirse uykusuzluk sorununun yanı sıra sınav ve benzeri sorunların yaratacağı strese karşı da faydalıdır

Kategoriler
Genel Kültür

Büyüme Hormonu Nedir? Büyüme Hormonu İçin Neler Yapmalı

Ankara Endomer Pediatrik Endokrinoloji Merkezi Başkanı Doç.Dr. Ergun Çetinkaya, çocukları büyüten büyüme hormonunun gece uyurken daha fazla salgılandığını belirterek, “Büyüme hormonunu arttırıcı özelliği olan melatonin hormonunun salınımı engellememek için çocuklarımızın yatak odalarında gece lambalarını yakmamamız ve karanlıkta uyumalarını sağlamamız daha doğru olur” dedi.

Melatonin’in hücreleri yenileyici, bağışıklık sistemini düzenleyici, vücudun biyolojik ritmini ayarlayıcı, anti-oksidan ve yaşlanmayı geciktirici özellikleriyle her derde deva hormon olduğunu vurgulayan Doç.Dr. Çetinkaya, bu hormonun gece salgılandığı için ‘Karanlıklar hormonu’ olarak bilindiğini söyledi. Özellikle büyümeyi artırıcı ve ergenliği başlatıcı özelliklere sahip melatoninle ilgili olarak açıklama yapan Özel Ankara Endomer Pediatrik Endokrinoloji Merkezi Başkanı Doç.Dr. Ergun Çetinkaya, “Işığı sevmeyen, ışıkla karşılaştığında engellenen melatonin için yatak odalarımızdan, özellikle çocuklarımızın uyuduğu odalardan gece lambalarını kaldırmamız gerekiyor” dedi. Melatoninin sağlıklı yaşam için çok önemli olduğunu vurgulayan Doç.Dr. Çetinkaya, çocuklarda büyümeyi artırıcı bir hormon olan melatoninin bilinmeyenlerini anlattı:“Çocuklarımızı ‘Uyusun da büyüsün’ ninnileriyle uyuturuz. Gerçekten de eskiler doğru söylüyorlar. Çocuklar uyudukça büyürler. Bu konuda büyümeyi artırıcı bazı önlemler vardır. Bunlardan biri de yaşamımızda büyük öneme sahip olan melatonin hormonu. Bu hormonun üretimi ve salınımı karanlık ile başlar, aydınlık ile sona erer. 23.00- 05.00 saatleri arasında salgılanan melatonin 02.00-04.00 arasında en yüksek değerlerine ulaşır. Aydınlık döneminin uzaması veya aniden ışığa çıkılması melatonin üretimini durdurur.”

Doç.Dr. Çetinkaya, hücreleri yenileyici, bağışıklık sistemini düzenleyici, vücudun biyolojik ritmini ayarlayıcı, anti-oksidan, yaşlanmayı geciktirici özellikleri olan melatonin hormonu konusunda yapılan araştırmayla ilgili bigi verdi. Doç.Dr. Çetinkaya, “Özellikle görme engelli kişilerde kanser olma riskinin diğer kişilere oranla çok daha az olmasının sebebini görme engellilerde melatonin hormonunun fazla olmasıdır” diye konuştu.

Doç. Dr. Çetinkaya, melatonin hormonunun yeterince salgılanmadığı durumlarda vücut direncinin düştüğünü, hücrelerin yeterince yenilenemeyeceğini bildirirken, “Vücudumuzun biyolojik saati korunup, ritmi ayarlanamaz ve ‘jetlag’ diye tanımlanan, genellikle uzun süreli uçak yolculuklarından sonra görülen klinik bulgular ortaya çıkar. Bunlar; uykusuzluk, yorgunluk hissi, iştahsızlık, hazımsızlık, zihinsel ve fiziksel performans kaybı, reaksiyon zamanında uzama, hafızada azalma gibi bulgulardır” dedi.

Geceleri her yerin ışıl ışıl aydınlık olmasının yaşamımızı aslında olumsuz etkilediğini belirten Doç.Dr. Çetinkaya, “Bu farkında olmadan insan hayatında melatonin hormonunun azalması anlamına geliyor. Işıklı ortamlar bu hormonu azaltırken aynı şekilde depresyon da melatonin hormonunu olumsuz etkiliyor. Bu nedenle depresyon tedavisinde kullanılan birçok ilaç melatonin seviyesini arttırarak etki eder” dedi.

Ankara Endomer Başkanı Doç.Dr. Ergun Çetinkaya, karanlıkta uyumak gerektiğini gerekiyorsa solgun ve kırmızı ışığın tercih edilebileceğini anlatırken “Televizyon karşısında uyuklamamalıyız. Düzenli ve yeterli uyumalıyız. Mümkünse gece çalışmalarını gündüze kaydırmalıyız. Stres, üzüntü ve öfkeden uzak durmalıyız. Alkol, sigara, kahve, fazla çay tüketmemeli, uykudan önce egzersiz yapmamalıyız” diye konuştu.

Melatonin için vişne, lahana, badem, fındık, yer fıstığı, kızılcık, papatya çayı, anason-rezene çayı, soya fasulyesi, ton balığı yememiz gerektiğini belirten Çetinkaya, bu gıdaların akşam saatlerinde alınmasının daha faydalı olduğunu söyledi. Çetinkaya, “Melatonin ilaç olarak alınabilir mi?” sorusuna şu yanıtı verdi: “Melatonin ilaç olarak özellikle jetlag için kullanılmaktadır. Bilinçsiz ve düzensiz kullanımı hiçbir şekilde tavsiye edilmez. Nedeni sadece geceleri yükselen bir hormon olması nedeniyle yüksek olmaması gereken gündüz saatlerinde kan düzeyini yükseltecek şekilde ilaç alımının yarar yerine zarar vermesidir. Dolayısıyla doğal yollarla vücudun kendi salgısını arttıracak davranış kalıplarına geçilmesi daha uygun olur.”

Kategoriler
SAGLIK

Uyku Kalitesini Etkileyen En Önemli Şey Nedir?

Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir araştırma insanın aydınlıkta, özellikle de yapay ışıklı ortamlarda uyuyamamasının sebebini ortaya çıkardıı.

Bir çok insanın aydınlıkta, özellikle de yapay ışıklı ortamlarda uyuyamamasının sebebi, uyku hormonu melatoninin ışıklı ortamda daha az salgılanması.

Ancak Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir araştırmaya göre, uykudan saatler önceki ışık durumu da melatonin seviyesini, dolayısıyla uyku kalitesini etkiliyor.

Yani evde ışıkları açmak, hormon üretiminde şalterleri kapatıyor.

Araştırmaya katılan 116 kişi 5 günü bir odada geçirdi.

16 saat uyanık kalıp, 8 saat uyudular.

İlk aşamada, uyanık oldukları 16 saat boyunca aynı seviyede yapay ışığa maruz bırakıldılar.

Daha sonra ise bu 8 saatle sınırlandı ve kalan 8 saatte, oda daha loş hale getirildi.

Araştırmacılar bu ikinci 8 saatlik sürede melatonin salgısının arttığını saptadı.

Araştırma ekibinden Doktor Joshua Gooley, aydınlatmanın melatonin seviyesini ciddi anlamda baskı altına aldığını belirlediklerini dile getirdi.

Gooley bunun uyku kalitesini düşürmenin yanı sıra, vücudun sıcaklık, kan basıncı ve şeker seviyesini ayarlama becerisini de olumsuz etkileyebileceğini belirtti.

Melatonin seviyesinin azalmasının bazı kanser türlerine ve diyabete zemin hazırlama riski olduğunu hatırlatan Gooley, bulgularının vardiya usulü çalışan insanlar açısından önemli sonuçları olabileceğini söyledi.

Vardiya usulü çalışan insanlarda melatonin seviyesinin düştüğünü ortaya çıkaran araştırmanın, vardiya usulünün sona erdirilmesi yönünde bir baskı aracı olabileceği tahmin ediliyor.
haber7

Kategoriler
SAGLIK

İyi Bir Uyku Uyumak için Ne Yapmalı

Ankara Özel Lokman Hekim Sincan Hastanesi Uyku Laboratuvarı Sorumlu Hekimi Op. Dr. Mansur Sezginer, uyku ilaçlarının uykunun doğal düzenini bozarak bir süre sonra alışkanlık haline geldiği uyarısında bulundu. Sezginer “Uyku sırasında ‘apne’ dediğimiz nefes durması varsa; bu sorunun devam etmesi uykuda ölümlere dahi neden olabilmektedir. Nefes durması sırasında vücutta biriken karbondioksit gazı kalp krizine neden olabilir” dedi. İyi bir uykunun, günlük hayatta başarı ve mutluluk demek olduğuna dikkat çeken Sezginer, uyku kalitesini ve süresini etkileyen nedenleri de ‘kişiye bağlı olan’ ile ‘çevreye bağlı olan’ şeklinde iki gruba ayırdı.

‘Tatlı rüyalar’ gördüren önlemler

SAATLERİNİZİ AYARLAYIN

Uykunuzun geldiği saatleri belirleyin. Buna uygun saatlerde yatın ve kalkın. Öğleden sonra uykularından kaçının. Hafta sonları geç yatmayın.

GÜNDÜZDEN HAZIRLANIN

Doğada geçirilen günün ardından, incelenen hastalarda önceki gecelere göre ‘derin yavaş uyku’nun arttığı gözlenmiş. Bu uyku daha dinlendirici niteliktedir.

BOL SPOR YAPMAK ÖNEMLİ

Uyku öncesi jimnastik yapmaktan kaçının. Egzersiz vücut ısısı yükseltir ve ısının tekrar düşmeye başlaması sekiz saat alır. Bu da uykuya dalmayı güçleştirir.

AĞIR BESİNLERDEN KAÇININ 

Horlama ve uykuda solunum bozukluğu da varsa aşırı yemek bu problemleri artırır. Hafif yemeyi tercih edin.

AŞIRI SIVI DENGEYİ BOZAR 

Aşırı sıvı hem mideyi rahatsız eder, hem de gece sık sık idrara çıkma ihtiyacından uyanmaya neden olur.

ALKOL VE SİGARAYA DİKKAT

Çay, kahve, kolalı ve alkollü içecekleri akşam saatlerinde aşırı miktarda almayın.

YATAĞA STRESLİ GİRMEYİN

Uyku öncesinde ılık bir duş almak, bir kitap okumak ya da dinlendirici bir müzik dinlemek günün gerginliğini azaltır.

(Star)

Kategoriler
GÜNCEL SAGLIK

Çok Sıcak Havalarda Rahat Uyumak İçin Neler Yapılmalıdır? İşte Rahat Uyku Uyumanın Çözüm Yolları

Küresel ısınma ile birlikte her geçen yıl, dünyamızın dengesi daho çok bozuluyor. Yıllar geçtikçe kışlar bazen olması gerekenden çok daha soğuk ve çetin, yazlar ise olması gerekenden çok çok daha sıcak geçiyor. İçinde bulunduğumuz 2010 yılında da böyle bir tablo ile karşı karşıyayız. Bu yaz hiç olmadığı kadar sıcak geçiyor, bütün illerimizde sıcaklıklar mevsim normallerinin çok üstünde seyrediyor. Öyleki bazı illerimizde nem ile birlikte hissedilen sıcaklıklar 50 derecenin üstüne çıkabilmektedir. Hal böyle olunca yaşamak için gerek duyduğumuz hayati fonksiyonlarımızı bile zor yerine getiriyoruz. Örneğin birçok insan artık geceleri uyuyamıyor bile. Bizde bu yazımızda yüksek sıcaklıklarda daha rahat uyubilmeniz için bazı püf noktaları sizinle paylaşmak istedik.

Eğer rahat uyumak istiyorsanız; akşam yağlı yemekler yemeyin, yatmadan çok su içmeyin, saçınız ıslak yatmayın, ince bir tişört ve şort giyin, çarşafınızı terden ıslandıkça değiştirin.

Uzmanlar ise bunaltan sıcaklıkların olumsuz etkilerinin daha aza indirilebilmesinin mümkün olduğunu söylüyorlar ve hayatın akışını kolaylaştıracak pratik önerilerde bulunuyorlar.

Sıcaklıklarla baş etmek istiyorsanız uzmanların önerilerine kulak verin. Atmanız gereken adımlar ise şöyle. “Yatak odanızdaki bilgisayar ve televizyonu kapalı tutun. Islak saçla yatağa girmeuyuyin, yatmadan önce bol su içmeyin.

Gündüzleri dar kot pantolon giymekten ve siyah renkli giysilerden kaçının. İşte serinleten adımların detayları…

Sıcaktan daha az etkilenmenin 10 yolu

TÜRK Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Metereoloji Mühendisi Adem Taşcı ise sıcak havadan daha az etkilenmenin mümkün olduğunu söylüyor ve bunun yollarını açıklıyor:

  1. Evlerimizdeki pencereleri aralıklı olmak koşuluyla, perdeleri gündüzleri de kapalı tutun.
  2. Güneş ışığının evin içine girerek eşyaları ısıtmalarını engelleyin.
  3. Gündüzleri güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde (10.00 ve 16.00 arası) zorunlu olmadıkça dışarı çıkmayın.
  4. Alt katlarda durmaya özen gösterin, üst katların sıcağından kaçının.
  5. Gündüzleri evlerdeki saç kurutma, ocak ve fırın gibi aletleri kullanmayın.
  6. Televizyonları ve bilgisayarları kapalı konumda tutun.
  7. Oda sıcaklığınızı 18 ile 22 derece arasında ayarlayın.
  8. Klimanız doğrudan yatağınıza vurmasın.
  9. Yatak odanızda televizyon ve bilgisayar gibi elektronik aletler kullanmayın.
  10. Odanızı yatmadan önce havalandırın.

İTÜ Metereoloji Mühendisi Porf. Dr. Orhan Şen “Geceleri nem daha fazla olduğu için insanlar hava sıcaklığını daha fazla hissediyor. 20 adımda geceleri sıcaklığın etkisinden kurtularak daha huzurlu bir uyku çekebilirsiniz” diyor ve şu önerilerde bulunuyor:

  1. Geceleri nem daha fazla olduğu için sıcak havayı daha fazla hissediyoruz. Bundan dolayı öncelikle yatmadan önce eğer klimanız yok ise bir pencereyi açın.
  2. Odanın içerisinde çevre sirkülasyonunu sağlayacak pervane edinin.
  3. Pervane tavanda değil yerde olsun.
  4. Yatmadan önce bol su içmeyin. Çünkü bol su içmek vücutta terleme meydana getirir.
  5. Duş alın ama saçınızı mutlaka kurutun. Islak saçla uyumak vücudunuzdaki nemi daha da artırır.
  6. Çarşafınız her şeye rağmen terinizden dolayı yine nemliyse çarşafınızı değiştirin.
  7. Yatağınız eğer pencerenin kenarında ise yerini değiştirin ya da perdeler kapalı olarak yatın.
  8. Evinizin bahçesi veya balkonunuz var ise buralarda yatın. Şayet bahçede yatıyorsanız yattığınız yerin altına çiğ düşmesini engellemek için bir naylon örtü serin.
  9. Uyku saatine kadar özellikle yağsız peynir, kavun veya karpuz yiyin.
  10. Evinizdeki klima yattığınız odada bulunuyor ise yatmadan önce klimayı kapatın, başka bir odada bulunuyor ise gece açık bırakın.
  11. Klima tamamen kapalı ise pervane ile hava akımı yaratın.
  12. Gündüz klima ayarları orta derecede, gece ise en düşük ayarda olsun.
  13. Aynı zamanda klimanın önündeki ızgaraların otomatik olarak belirli sürelerle dönmesi gerek.
  14. Neme karşı giysileriniz bol, ince ve pamuklu giysiler tercih edin.
  15. Özellikle siyah giymeyin, beyaz renkli giysileri tercih edin. Çünkü beyaz renk güneş ışığını yansıtır, ama siyah güneşi direk alır.
  16. 1Dar kot pantolonları tercih etmeyin. Çünkü vücut ile giysi arasında hava boşluğu olmalı.
  17. Gece uyurken de yatağınızda ince bir çarşafı tercih edin.
  18. Çamaşırlarınızla yatmayın çünkü vücut soğumaya başlar.
  19. İnce bir şort ve tişort giyin.
  20. Yatmadan önce de yağlı yemekler değil; kavun, karpuz ve yağsız peynir yiyin.”

Vatan Gazetesi

Kategoriler
Genel Kültür

Uyurken Beyin Gücümüz Azalıyor

Uyurken pek fark etmiyoruz ancak vücudumuzda sayısız fizyolojik olaylar meydana geliyor işte onlardan biri daha; Avusturyalı bilimadamları tarafından yapılan bir araştırma,
aynı yatakta uyuyan çiftlerden erkeklerin beyin gücünün azaldığını gösterdi.

New Scientist dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, geceyi aynı yatakta
geçiren çiftlerden uykusu alt üst olan erkeğin, ertesi gün akli yeteneği
zayıflıyor.

Kadın ise uykusu daha derin olduğu için yatağı paylaştığı erkek gibi olumsuz
etkilenmiyor.

Araştırmada 20’li yaşlardaki çocuksuz çiftleri inceleyen Viyana
Üniversitesi’nden Profesör Gerhard Kloesch ve arkadaşları, her çiftten 10 gece
birlikte, 10 gece ayrı uyumalarını istediler ve sonuçları kıyasladılar.

Ertesi gün çiftlerden bazı kavramsal testlere yanıt vermesini isteyen ve
stres hormonu seviyesini kontrol eden araştırmacılar, erkeklerin gece yanındaki
kadından daha iyi uyuduğunu söyleseler de, testlerde en kötü dereceyi
yaptıklarını ve sonuçların aslında rahatsız ve huzursuz uyuduklarını
gösterdiğini belirledi.

Avusturyalı bilimadamları, daha derin uyuyan kadının erkek gibi olumsuz
etkilenmediğini saptadı.

Araştırmayı değerlendiren İngiltere’deki Surrey Üniversitesi’nden uyku uzmanı
Dr. Neil Stanley, “İnsanın tarihini düşünürsek, aslında aynı yatakta uyumamamız
gerekir. Bunu yapmak acayip birşey. Gürültü çıkaran birisiyle aynı yatakta
uyumak ve yorgan için sürekli mücadele etmek pek akla uygun değil” dedi.

Kategoriler
SAGLIK

Uyku nedir Neden Uyuruz?

Hergün yaparız hatta bazıları günaşırı yapar ama den yaptığımızı biliyormuyuz? Yani neden uyuyoruz. Uyku, organizmanın çevreyle iletişiminin değişik şiddetlere uyarıcı ile geri döndürülebilir biçimde, geçici, kısmi ve periyodik olarak kaybolması olarak tanımlanabilir.

Uykunun safhaları

Uykunun daha ileri ve patalojik biçimi olan koma ise, sürecin daha uzun süreli olması ve iletişimin çeşitli uyaranlara rağmen normale döndürülememesi olarak ayıredilebilir.

Hipnoz da bir çeşit uyku hali gibidir. Uyku ile hipnoz arasındaki fark, hipnoz halinde dışardan uyuyor izlenimi olmasına rağmen bu esnada beyin dalgalarındaki kayıtların uyanık haldeki beyin dalgaları ile benzerlik göstermesidir.

Anestezi sırasında da hasta uyuyor olarak kabul edilir ancak burada çevre ile olan iletişim kullanılan maddenin miktarı ve cinsi ile orantılı olarak farklılık gösterir.