Kategoriler
TARİH

Yahudiler İspanya’dan Neden ve Nasıl Kovuldu? Osmanlılar Yahudilere Nasıl Yardım Etti?

Şuanda özellikle ekonomi başta olmak üzere, neredeyse dünyadaki bütün önemli sektörleri ellerine geçiren yahudiler, dünyanın efendileri, dünyanın yöneticileri konumuna geldiler. Bütün ülkerlere silah satmalar, ülkerin iç işlerinde ve ülkeler arasında hep kargaşa ve savaşlara neden olanlar hep yahudilerdir desek yanılmayız sanırım. Peki ama tarihin her evresinde yahudiler, hep böyle güçlü müydü? İşte bu sorunun cevabını bulabileceğiniz çok güzel bir yazı. Kısaca bu cevaba HAYIR dedikten sonra ilk önce küçük bir giriş yaptıktan sonra, sizi yazımızla başbaşa bırakacağım. Yahudiler, Hazreti Davut ve Hazreti Süleyman zamanında güçlü bir krallık kurduktan sonra, zamanla tarihi gelişmeler sonucunda ortadoğu’dan ayrılmak zorunda kalmışlar ve geçen yüzyıllar içerisinde resmen selafeti yaşamışlardır. Özellikle Avrupa’ya göç eden yahudiler, ortaçağda bütün hristiyan avrupalılar tarafından dışlanmış, sayılamayacak kadar çok kötülüğe uğramışlardır. Onların bu dar zamanlarında, onlara kucak açanlar ise her zaman müslümanlar olmuştur. İşte yazımızın özü bu. Şimdi gelelim ayrıntılara;

Dönme konverso Yahudiler, İbranice ve İspanyolca iki isim taşıyorlardı.

“Bugün ülkemizde “Kendilerini doğuştan seçilmiş sayan Yahudileri ve dönmeleri” anlamak için 1250/ 1391-1492 İspanyasındaki, Yahudi dönmesi Konversoların tarihlerini ve konumlarını çok iyi incelemek gerekmektedir. Nitekim dönmelik dediğimiz çift kimliklilik, Osmanlıya Sabetay Sevi eli ile İspanyadan gelmiştir. Zaten Sabetay Sevi’nin ailesi de İspanya’dan sürgün gelen Konverso Yahudilerindendir Osmanlı topraklarına gelen Konversolar, İspanyada Katolik’tiler, Osmanlı’da Müslüman oluvermişlerdir. Aslında Yahudilerin gizlenmeye iten sebepler çevre faktörlerden ziyade Mesihi (Siyonist Yahudilerin Dünya Hâkimiyeti Hayali) planın bir parçası olan gizliliktir. Kabalacı Sabetay Sevi önderliğinde başlayan mesihi hareketin bir benzeri İspanya’da yaşandığı bilinmektedir. Yahudiler görünürde dinlerini değiştirmişler fakat inançlarını ve kimliklerini muhafaza etmişlerdir. Kendi kaynakları bizlere konversoların Tora kanunlarına göre hareket ederek Yahudi anneden doğan çocuğun Yahudi sayılabileceği gerçeğini koruduklarını bildirmektedir.”

Zengin Konverso aileler, karışık evliliğe engel olmak ve soylarının bozulma tehlikesine karşı ekonomik birliktelikler kurmuşlardı. Dönme konverso Yahudiler, İbranice ve İspanyolca iki isim taşıyorlardı. Kendi içlerinde İbranice, dışarıda ve kilisede İspanyolca isimler kullanıyorlardı. İspanyolca isimleri genelde İbranice şifreli manalar taşımaktaydı. Konversolar İspanyol Kilisesi’nin kayıtlarından soylu İspanyol ailelerin kayıtlarını kendi üzerlerine geçirerek geçmişlerini de kamufle etmeyi başarmışlardı.

Konversolar (İspanyadaki dönme Yahudiler), bu gizlilik sayesinde kısa sürede İspanya’daki bütün dini kurumları ele geçirmişlerdi. Artık devletin ve kilisenin üst mevkilerine yerleşmişlerdi. Dönme Yahudilerin, İspanya Krallığı üzerindeki etkisi tahmin edilenden çok daha büyüktü. Katolikliğin en koyu savunucusu İspanya krallığının, dini kurumları dönme Yahudilerin elindeydi. Yahudiler özellikle ekonomide büyük bir egemenlik kurmuşlardı ve sarayı da istedikleri gibi yönlendirebiliyorlardı. Yahudilerin bu denli etkin ve güçlü bir konuma gelmelerinde, üstte de vurgulanan “dönme”lik sistemi önemli rol oynamıştı. Katolik yasaları Yahudileri resmi görevlerden dışladığı için çoğu Yahudi din değiştirmiş gibi görünüyor ve böylece devlet yapısı içinde kolaylıkla yükselebiliyordu. Bu “dönme”lerin neredeyse tümünün gerçekte asıl dinlerine ve kimliklerine olan bağlılıklarını korudukları ise herkesçe bilinen ve kabul edilen bir gerçektir.

İşte Sabetayistler de aynı geçmişte ve günümüzde Konversolar gibi çift kimlikli ve çift isimli, bir yaşam sürerek Osmanlıda ve Cumhuriyet’te önemli noktalara gelmişlerdi. Anlayacağınız bu Kabalistik gelenek, çift kimlilik (Dönmelik) İspanya’dan gelen Yahudiler eliyle Sabetay Sevi’nin önderliğinde Osmanlı’da gerçekleşmişti.

Real Academia De La Historia, İspanya Kraliyeti Tarih Akademisi, 1735’de İspanya Krallığı tarafından Julian Hermosilla önderliğinde oluşturulan bir konsey ile tarihi kaynakları araştırmak ve İspanyol arşivlerini derlemek amacıyla Madrid’de kurulmuş ve 1738’de kraliyet kararnamesi ile resmi bir kurum halini almıştır. Kurum, İspanya kraliyet arşivlerini büyük bir kısmını düzenleyerek yayınlamıştır. (Real Academia De La Historia) Kraliyet arşivlerinden, 1452-1492 dönemlerindeki Endülüs devletini yıkan, Yahudileri İspanyadan sürgüne gönderen, Engizisyon mahkemelerini kuran Rahiplerinin, piskoposların, rektörlerin, hazinedarların, yargıçların, konverso (dönme) Yahudi olduklarının Kraliyet arşivlerinde isim isim yazılmaktadır. Kraliyet akademisinin düzenlediği “Historia Literatura de La Española” İspanya tarihindeki devlet ve din adamlarının otobiyografilerinde, konverso din adamaları ve siyasilerin, listeleri isim isim yer almaktadır. Nitekim buradaki konversoların isimlere, Yahudi kaynaklarında ve Katolik kaynaklarda da rastlanmaktadır. Biz burada sadece dini kurumlarda etkili olmuş sınırlı sayıdaki kişilere değineceğiz.

Konverso (Gizli Yahudi) Krallığı ve İspanya Devleti

Aragon Kralı (1425-1479) II. Juan’ın en yakın dostları ve adamları konverso Yahudilerdi. 1469’da oğlu (1452-1516) II. Fernando’yu, Kastilya ailesinden V. Henry’nin kız kardeşi, Kastilya kraliçesi İsabella ile evlendirdi. Bu evlilik Yahudiler ve dönme (konverso) Yahudiler tarafından da desteklendi. Çünkü İsabella’da Fernando’da Yahudi soyundan geliyordu. Aragon Kralı II. Juan’ın ikinci eşi, Navarra kraliçesi, Juana Enríquez’in ailesi konverso kökenliydi. Kral II. Fernando anne tarafından Yahudi asıllıydı. Kastilya kraliçesi I. İsabella’nın annesi, kraliçe Isabel de Avis y Braganza, konverso Yahudisiydi. Bu evlilikten sonraki yıllarda Kastilya ile Aragon krallığı 1474 yılında birleştirilerek tek bir krallık haline geldi.

İspanya Kral’ı II. Fernando’nun hazineden sorumlu genel müfettişi Micer Luis de Santagnel, konverso Yahudiydi. Haham bir babanın oğlu olarak dünyaya gelmiş sonradan Hıristiyanlığa geçmişti.

İspanya’nın iki krallığından biri olan Aragon’un hazine bakanı Gabriel Raphael Sanchez’de konverso Yahudiydi. Yahudi iken Alazar Goluff olan adını vaftiz olduktan sonra Gabriel Sanchez olarak değiştirmişti. C. Kolomb’un yolculuğuna finansman sağlayan önemli isimlerden biriydi.

Kraliçe İsabella’nın sekreteri, keşiş Fernando del Pulgar, Kral Fernando’nun danışmanı ve sekreteri Fernando Alvarez ve Alfonso de Avila, konverso Yahudilerdendi.

Aragon kilisesi ve piskoposluğu Konverso Yahudilerin en önemli merkeziydi. Burgos piskoposluğunun merkezinde Aragon krallığının soylu zengin ailelerinden olan Caballeria ailesi, konverso Yahudisi geniş bir ailedir. Ailenin fertleri sonradan Hıristiyan olmuş, Haham D.Solomon ibn Labi de la Caballeria’dan gelmektedir. Aile’nin dokuz oğlu vardı. Bunlardan biriside Yahudi karşıtı yazıları ile engizisyonun ateşli savunucusu olan hukukçu (Pedro) Bonafós de La Cavalleria (?-1464)’ydı. Konverso Yahudisi Haham Solomon ibn Labi de la Cavalleria’nın oğludur. Samuel olan adını vaftiz edilerek hristiyanlığa geçtikten sonra (Pedro) Bonafós de La Cavalleria olarak değiştirmişti. Bonafós ilk evliliğini Kral Fernando’nun Hazine Başkanı ve Finans Müdürü, hazinenin başmüfettişi Konverso yahudisi Luis de Santagnel’in eşi ile yapmıştı. Kardeşi Bienbenis de La Cavallería ise Zaragoza Üniversitesi’nin rektörüydü. Yahudi karşıtı (Pedro) Bonafós de Caballeria, Kastilya kraliçesi İsabella ile Aragon Kralı II. Fernando’nun evliliklerinin en büyük destekçisi olmuştu. Hatta evlilikte saraya 40.000 duka altın ve değerli mücevherler bağışlamıştı. Pedro Bonafós de la Cavalleria’nın tüm oğulları Aragon krallığında yüksek konumlara geldiler. Luis de la Cavalleria, Kral II. Juan’ın gizli danışmanı, Alfonso de la Cavalleri ise Kral II. Juan’ın başhekimi olmuştu. Diğer oğlu Jaime de La Cavalleria ise Kral II. Fernando’nun gizli danışmanı olmuştu.

İspanya krallığı hazinesinin başındaki isim Kabalacı Yahudi İsaac Abrabanel‘di. Abrabanel, krallıkta kilit bir isimdi. 1484 yılına kadar Portekiz Krallığı’nın hazine sorumlusuydu. 1484 yılında sonra İspanya Kralı ve Kraliçe’nin emrine girmiş ve ülkedeki vergi toplama işini denetlemek üzere tam yetkiyle atanmıştı. Kral II. Fernando’nun vergi bakanı ve Kastilya Başhahamı zengin, varlıklı bir Yahudi olan Don Abraham Senior’du.

Katolikliğin en kilit noktalarına gelen kripto Yahudiler, İspanya tarihinde Hıristiyanlık adına radikal kararlar alıyorlar, ülkedeki Yahudilerin ve Hıristiyanların siyasi ve politik konumlarını belirliyorlardı. Kral’ın danışmanları, hazine’nin başı, yargıçlar, engizisyon mahkemelerinin mimarları kripto Yahudiydi.

İspanyol Engizisyonunun Gerçek Müsebbipleri

Engizisyon Mahkemelerini kuran Yahudi Dönmesi Başrahipler, Piskoposlar, Papazlar 1391’deki Yahudi karşıtlığını ateşleyen, Yahudi karşıtı propagandaları yürüten, Katolizmin en önemli kurumu Burgos Piskoposluğuydu.

Bunların başındaki Rahip-filozof Alfonso de Valladolid (1270-1346) konverso Yahudiydi. Talmud eğitimi konusunda uzman bir haham olarak yetiştirilen Alfonso de Valladolid, Vaftiz olup Hıristiyan olduktan sonra, Abner olan ismini Alfonso olarak değiştirmişti. 1295’de Kral IV. Sancho tarafından Burgos piskoposluğunda önemli mevkiye getirildi.

Dönemin Burgos başpiskoposu ve diplomatı (1384-1456) Alfonso de Cartagena, konverso Yahudiydi. Haham bir babanın oğlu olan Cartagena’nın annesi, babası, 4 erkek, 1 kız kardeşi ve 2 amcası, 1390’daki yahudi karşıtı propagandalardan sonra vaftiz edilerek hristiyanlığa geçmişlerdi.

Alfonso de Cartagena, (1421)’de Santiago de Compostela, Segovia, (1435)’de Burgos piskoposluğu görevinde bulunmuş ve daha sonra Papa IV. Eugenio elçisi olarak görev yapmıştı. 1431’de ise Kastilya krallığının temsilcisi olmuştu. Aragon Kralı II. Juan’ın danışmanlığını yaptı. Alfonso de Cartagena, yayınladığı Yahudi karşıtı yayınlar ile Katolikleri Yahudilere karşı kışkırtan en önemli isimlerdendi.

Konversoların ikiyüzlülüğüne dair propagandanın başını ise Alonso de Espina adlı bir rahip çekiyordu. Alonso de Espina konverso Yahudiydi. Espina, yazdığı Fortalitium Fidei (İmanın Kalesi) adlı kitabında, inananların birbirine kenetlenmesini ve sahte Hıristiyanların gerçek yüzünü ortaya çıkarmasını istiyordu. Konversolar ve Yahudiler üzerine baskılar uygulanmasını isteyen Espina, konversoların ikiyüzlü birer sahtekâr olduğu propagandasını yapıyordu. Ama ilginç olan kendisinin de bir Konverso Yahudi dönmesi olmasıydı.

Yahudi aleyhtarlığını kışkırtarak sürgünü hazırlayan ikinci etkin şahıs ise Katolikliğin önemli merkezlerinden olan Burgos Piskoposu ve Kastilya Konsülünün başı (1350-1435) Pablo de Santa Maria’dır. Bu kişi Vaftiz olup Kilise’ye katılmadan önce, Haham Solomon Halevi isimli bir Dönme (Konverso) Yahudisiydi.

Yazdığı Scrutinium Scripturarum adlı kitap, Engizisyon’a zemin hazırlayan en önemli çalışmalardan biri oldu. Hahamlar yetiştiren ünlü bir aileden gelen Pablo de Santa Maria’nın babası İshak Halevi’de kendisi gibi hahamdı.

Burgos piskoposu Rahip 1456-1495 Luis de Acuña y Osorio ve Rahip (1495-1512) Pascual de Ampudia yayınladıkları Yahudi aleyhtarı dokümanlar ile Yahudilerin sürgününe büyük ölçüde zemin hazırladılar. Yahudilerin sürülmesini isteyen bu iki rahip gerçekte konverso Yahudiydi.

Kraliçe İsabella’nın günah çıkarma papazı ve aynı zamanda Avila piskoposu olan Hernando de Talavera’da konverso Yahudiydi.

Konverso Yahudilerin tarih boyunca hakim oldukları, Katolizmin en önemli noktalarından biri olan Burgos Piskoposluğu. Burgos Katedralinin giriş duvarlarında Yahudiliği sembolize eden Davud Yıldızları görülmektedir.

1464 yılında Devlet ve Kilise bir araya gelerek, bu ( Konverso ) Yeni Hristiyanlar’ın gerçek Hıristiyan olup olmadıklarını ve hangilerinin samimiyetle Hıristiyanlık dinini kabul ettiklerini, hangilerinin de gizlice Yahudi kalmaya devam ettiklerini tahkik etmek için üç kişilik bir komisyon kurdular. 1464 senesinde Kastilya kralı IV. Henry, piskoposlara Yahudi dönmelerinin yakın takibe alınmalarını emretti. Bu durum öyle bir hal aldı ki Konversolar devlet içinde devlet oluyorlardı. Birbirlerinin kimliklerini kiliseye İhbar etme tehditleri ile şantaj yapıyorlardı. Bu şantajlar karşısında korku içindeki çaresiz kalan konversolar, devletin gizli güçlerinin karanlık isteklerine boyun eğiyorlardı.

Engizisyon, sahte bir Yahudi karşıtlığı yaparak, Yahudilerin gerçekten dönüp dönmediklerini araştırmak ve sahte dönmeleri cezalandırmakla yükümlüydü. Engizisyon konversoların Hıristiyan olmalarını değil, Hıristiyan İspanyollar içinden ayıklanıp ülkeden sürülmelerini istiyordu. Hıristiyan halkı, Yahudilere ve Konversolara karşı kin ve nefrete sürükleyerek kışkırtan rahipler, piskoposlar, rektörler ve kral Yahudi dönmesiydi. Engizisyon, Yahudilerin ve dönmelerin din değiştirmelerini değil, konversoların kimliklerinin tespit edilerek tek tek Katolikler arasından ayıklanıp yargılanmasını öngörüyordu. Bu Engizisyon, Yahudileri sürgünden sonra Endülüslü müdeccen Müslümanlara baskı, zulüm ve işkence yaparak din değiştirmelerini isteyecekti.

Zamanla konversoların aslında dinlerini değiştirmedikleri, yalnızca Hıristiyan görünümü altına girdikleri fark edilmeye başlandı. Neredeyse tüm vergi memurlarının Yahudi asıllı bu sahte Hıristiyanlardan oluştuğu öğrenilince, Hıristiyan çevreler büyük tepki gösterdi. Buna bir de kan olayları eklenince, kutuplaşma iyice keskinleşti ve Engizisyon ülkeye çağrılarak, gerçek Hıristiyanlarla sahtelerini ayırt etmesi istendi.

Thomas de Torquemada (1420-1498) Segovia’daki Santa Cruz manastırına atanarak uzun yıllar rahiplik yapan engizisyonun önemli mimarlarındandı. Torquemada’nın din adamı olan amcası Kardinal Juan Torquemada ise Papa’nın temsilcisiydi. İspanyol Engizisyonunun önemli isimlerinden Rahip Thomas Torquemada, Kastilya kraliçesi İsabella tarafından 1474 yılında önemli bir dini otorite’nin başına getirildi. Bu konum onu önemli kararlar almaya yetkili kıldı. Bu önemli kararlardan biriside “Engizisyon Mahkemeleriydi. Torquemada neredeyse Yahudileri sürgün eden tek adamdı. Engizisyon’un baş mimarı Thomas Torquemada konverso Yahudiydi.

Yahudi yazar Nathan Ausubel ise, Tomás de Torquemada’nın büyükbabası, Alvor Fernandez de Torquemada’nın, Yahudi bir kadınla evli olduğunu belirtmektedir.

Araştırmacı–Yazar Rafael Sabatini’nin 1913 yılında kaleme aldığı “Torquemada and the Spanish Inquisition” Torquemada ve İspanyol Engizisyonu adlı eserinde Torquemada’nın Yahudi bir aileden geldiğini, Dominik keşişleri arasından seçilip Kral ve Kraliçe’nin tarafından yetkili kılınmasını konverso(Dönme) Yahudi olmasından kaynaklandığını belirtmektedir. Kardinal amcası Juan Torquemada’da konverso asıllı bir kadınla evlilik yapmıştı.

Engizisyonun 1474 yılında ülkeye girişi ile birlikte, 1492’de sürgünle bitecek olan süreç başlamış oldu. Torquemada, 1478 yılında Papa III. İnnocent bir yazı göndererek Konversoları İspanyol Hıristiyanlarından ayırt etmek ve bu gizli Yahudileri sürgüne göndermek için Engizisyonun kurulmasını istedi. Papa bu isteği kabul ederek 1 Kasım 1478’de “Exigit Sincere Devotionis” adlı bir kararname çıkardı. Arkasından Kral Fernando ile Kraliçe İsabella 27 Eylül 1480’de bir kraliyet kararnamesi yayınladılar. Ancak kraliyet kararnamesi Yahudilerden başka hiç kimseden söz etmiyordu.

24 Kasım 1484’de Thomas Torquemada’nın önderliğinde bir genel kurul toplandı. Alınan kararlar ile Valladolid, Sevilla, Jaén, Avila, Cordoba, Villareal ve Aragon-Zaragoza’da Engizisyon mahkemeleri kuruldu. Thomas de Torquemada Engizisyonun yüksek Konsey başkanı olarak atandı. 5 üyesi ile birlikte engizisyon mahkemelerinde sorgulamalar başladı. Bu süreçle 1492’de sürgünle bitecek olan süreç başlamış oldu.

Torquemada’nın engizisyon mahkemelerinin başına atadığı isimlerde tıpkı kendisi gibi konverso Yahudilerden oluşuyordu. Nitekim Aragon’a bağlı Zaragoza’da Engizisyon mahkemesi’nin başına atadığı Pedro Arbues’de konverso dönme Yahudilerdendi. Pedro Arbues engizisyonda aktif olarak rol almıştı.

Torquemada’nın sonrasında 1 Eylül 1499’da Aragon kralı II. Fernando tarafından Engizisyonun başına atanan Diego de Deza’nın konverso Yahudilerdendi.

Torquemada’dan sonra Engizisyon mahkemesi’nin başına atanan diğer önemli isim (1436-1517) Rahip Xımenes de Cısneros’dur. Cısneros’da konverso asıllı Yahudiydi. Cısneros konversolara öncekiler gibi şiddet ve baskı uygulamadı. Kral’a, önerdiği bir teklif ile geride kalan konversolara tazminat ödenmesini istiyordu.

Son Endülüs Devleti Granada Sultanlığı’nın işgal edildiği 1492 yılında, İspanya Krallığı bütün Yahudileri İspanya’dan kovmak için 31 Mart 1492 tarihinde Elhamra Sarayında, Elhamra Kararnamesi adında bir ferman yayınlandı. Bu kararnameye göre Yahudi dinine mensup olanlar ve Yahudi dönmesi sahte Hıristiyan olan Konversolar, İspanya’dan çıkacaktı. Yahudilere ülkeyi terk etmeleri için 4 ay süre tanındı. Ve 2 Ağustos 1492’de 150.000 Yahudi, tüm geçmişlerini, evlerini, barklarını bırakarak yüzyıllarca yaşadıkları İspanya’dan kovulmuşlardı. Geride kalanlar ise Konverso Yahudi olarak hayatlarını sürdürmüşlerdir.

Kategoriler
Genel Kültür GÜNCEL

Yahudi Kimdir? Musevi Kimdir? Yahudilik

Son birkaç yıldır dışişlerinde ter düştüğümüz, ki aslında Filistinli kardeşlerimize yapılanlara karşı kurulduğu günden beri karşı olmamız gereken bir bir millettir yahudilik. Peki yahudilik nedir? tarihi nedir? İşte busoruların cevapları. İlk olarak büyük üstad Necpi Fazıl’ın tanımını yaptığı yahudilik:
Önce öz peygamberine ihânet eden, Tevhid bayraktarı Resûl ”Tûr-u Sînâ”ya çıkınca altundan buzağı yapıp ona tapmaya başlayan ve peygamber lânetine uğrayan, o..

Böylece, nebiler beşiği, üstün ırk İsrailoğulları içinden kopup, fesad ve hiyânet madeni yeni bir kavim hâlinde dölleşen, asıl Yahudiyi mayalandıran, artık hep öyle devam eden ve insanlığın başına belâ kesilen, o…

İçinden yetişmiş ve yeni ölçülerle gelmiş İsa Peygamberi dinsizlikle suçlayan, Romalılara gammazlayan ve Romalı askerlere kimin tutulacağını göstermek için havariler meclisinde onu yanağından öpmeye kadar alçalan (Yud’a Sem’um’un), o…
Derken babasız hak Peygamber Hazret-i İsa’nın hak dini içinden tahrif eden, yeni Peygamberi Allah’ın oğlu diye gösteren, ”baba – oğul – ruhulkudüs” küfrünü icad eden (Sen Pol), o…

İslâm’da münâfıklığı mayalandıran, bütün bâtıl mezhepleri kuran, besleyen ve Kur’an’da Allah’ın lânetine hedef olan, o…

Dünyanın her tarafına yayılıp kene sessizliği içinde kanını emdiği her yerden atılan, sonunda İspanya’dan kovulan, sırtında ucu kurşunlu kamçıların iziyle Türkiye’nin kapısını çalan, karalar ve denizlerin haşmetli imparatoru Kânûnî Sultan Süleyman’ın lütuf ve merhameti sayesinde yurdumuza sızan, en kısa zamanda Türk iktisadî hayatına hâkim olan (Yasef Nassi), hatta bir kızını Kânûnî’nin oğluna nikâh ettirmeye kadar başaran (Nurbanu Sultan), derken Osmanlı tarihi boyunca yeniçeri fesadının baş âmili ”züyuf akçe = hileli para” mârifetini yürüten o…
Öbür taraftan da Türk vatanının en habis fesad ve hiyânet merkezi Selânik’ten kalkarak güyâ İslâm’ı kabul etmiş bir kafile hâlinde (dönmeler) Edirne ve İstanbul’a gelen ve bizi yahudi hüviyetiyle törpüleyişini bir de müslüman sıfatına bürülü olarak tecrübeye kalkan (Sebatay Sevi), o…
Fransız ihtilâlinde, perde arkası en büyük rolü oynayan, ilk enflasyon parası Asinyayi çıkartıp ihtilâlin iktisâdî muvazenesini allak bullak eden, neticede bir yandan krallık, öbür yandan İnkılap Fransası’nı, yâni sadece Fransa’yı batırmak emelini besleyen, o…

İkinci Abdulhamit devrinde İslâm dünyasının merkez noktalarından birine çivi çakmak için Filistin’de küçük bir toprak isteyen, buna karşılık Türkiye’nin bütün dış borçlarını (Düyun-u Umumiye) ödemek teklifinde bulunan, fakat ulu Hakan tarafından teklifleri nefretle reddedilen, nihayet yüce hükümdarı Ittihat ve Terakki komitelerine düşürten, o….

Dünyada ilk defa parayı ve şişkin sermayeyi icad eden Kapitalizma , sonra (Karl Marks) marifetiyle onu tahrip eden,1917 komünist ihtilâlinde güdücüler arası yer alan, peşinden dünya çapında bir Yahudi filozofu Henri Bergson’a tahrip âletini tertip ettiren, netice olarak nerede ve hangi mezhep varsa bir taraftan kurduran ve bir taraftan yıkan, yâni kendi dışında insanlığı her türlü birlik ve yekparelikten uzaklaştıran, o…
Türk Millî Kurtuluş Hareketi Yunanlı’ya karşı zafere ulaşır ulaşmaz, Türk’ü ve onun şahsında İslâm’ı yok etme azmindeki Batı ülkelerinin üzerimize saldırmasını önlemek ve göstermelik istiklâlimizi sağlamak şartını İslâm’dan arınmamıza ve mukaddesâtımızı feda etmemize bağlayan ve bunda muvaffak olan, yine o…
Nihâyet her yerde planını gerçekleştiren, bu arada Türkiye’de dilediği fuhuş, ahlâksızlık ve iktisâdî çöküş iklimini tutturan gizli imparatorluğun maketi minik İsrail devletini kuran, onunla İslâm âlemi ve petrol dünyasının en nâzik noktasına kazığını kakan, arı kovanı hummasıyla çalışan, çabuk seferber olmakta dünyada birinci orduyu meydana getiren, çevresinde kendisinden en aşağı 10 misli büyük Arab âlemini iflâsa uğratan, o.
Şu anda kolları karnının altında saklı bir ahtapot gibi, bir koluyla Suriye, öbür koluyla Irak, daha öbür kollarıyla da Kuveyt, Hicaz, Mısır ve Libya istikametlerini kollayan bu rolünün tahakkukuna zemin hazırlamak için bir dünya felâketine muhtaç bulunan, bunun için de Rus Amerikan rekabetini kızıştıran ve türeme – üreme yatağı emperyalizmayı besleyen, kısaca topyekûn medeniyetleri eritme yolunda büyücü kazanını durmadan karıştıran, yalnız, o…
Yine o, hep o, yalnız o, dâima o…
Ve bu incelikleri kavrayamamak ve içyüzleri görememek bakımından memleketimiz, yine o, hep o, yalnız o, dâima o…
(İdeolocya Örgüsü, s.424)

Yahudi Kimdir?
Yahudiliğin, ulus, etnisite, din ve kültür kavramlarının bazı özelliklerini içinde barındırmasından ötürü, kimin Yahudi olduğu konusundaki tanımlamalar, benimsenen kimlik yaklaşımının dine ya da ulusa dayalı olmasına göre kısmi farklılıklar gösterebilmektedir.Günümüzdeki laik kullanımda, Yahudiler genellikle üç grubu içine alır: Dindar olsun ya da olmasın, bir Yahudi aileye doğmuş olanlar; ataları arasında veya soylarında Yahudi bulunanlar (kimi zaman kati olarak anne tarafından Yahudi olmayanları da içerebilir); ve ataları arasında veya soylarında Yahudi bulunmayan ancak usulüne uygun şekilde Yahudiliğe giren ve bu dini takip edenler.Kimi dönemlerde, dine geçiş Yahudilikteki nüfus artışının önemli bir kısmını teşkil etmiştir. Örneğin, M.S. birinci yüzyılda, büyük ölçüde yaşanan din değiştirme dalgası sayesinde Roma İmparatorluğu sınırları içindeki Yahudi nüfusu iki kattan fazla artarak 4 milyondan 8 ila 10 milyona yükselmiştir.

Tarih boyunca, Yahudi kimliğine dair tanımlamalar, halahada (Yahudilikte din hukuku) tanımlandığı gibi anne soyundan Yahudi olma ve halahaya uygun dine geçişler temelinde yapılmıştır. Tarihi olarak, kimin Yahudi olduğu ile ilgili tanımlamaların geçmişi, sözlü geleneğin Babil Talmudu ile kanun halinde derlenmesine kadar uzanır. Tanah’ın Tesniye 7:1-5 gibi çeşitli bölümlerini yorumlayan Yahudi bilgeler, bu pasajların Yahudiler ile Yahudi olmayanlar arasındaki karma evliliklere karşı bir uyarı olduğunu belirtmişlerdir, “Çünkü onlar oğullarınızı beni izlemekten saptıracak, başka ilahlara tapmalarına neden olacaklardır.” Levililer 24:10’da ise İbrani bir kadın ile Mısırlı bir erkeğin evliliğinden olma erkek çocuğunun “İsrailliler arasında” olduğu anlatılır. Buna karşılık, Ezra 10:2-3’te, Babil’den dönen İsrailliler yabancı karılarını ve onlardan olma çocuklarını bırakmaya yemin ederler. Haslaka’dan (Yahudi Aydınlanması) bu yana, Yahudi kimliğine dair halaha temelinde yapılan yorumlara çeşitli itirazlar ortaya çıkmıştır.

Yahudilik Tarihi
Yahudilerin kökeni, geleneksel olarak M.Ö. ikinci binyılda İbrahim, İshak ve Yakub’a kadar uzanır. Milattan önce 1200 civarına ait olduğu düşünülen Merneptah Steli, ilk tek tanrılı din olan Yahudiliği binlerce yıllık süre zarfında geliştiği İsrail Diyarı’nda yaşayan Yahudi halkından bahsedilen en eski arkeolojik kayıtlardan biridir. Kutsal kitaplardaki kayıtlara göre, ilk olarak Othniel Ben Kenaz’dan Samson’a kadar geçen dönemde Biblik yargıçların yönetiminde, ardından da Kral Davud’un Kudüs’ü aynı zamanda Birleşik Monarşi olarak bilinen, İsrail ve Yehuda Birleşik Krallığı’nın başkenti yaparak On İki İsrailoğlu Kabilesi’ni buradan yönettiği M.Ö. 1000 yılı civarında olmak üzere çeşitli dönemlerde Yahudiler bağımsız yaşamışlardır.
Milattan önce 970 yılında, Davud’un oğlu Süleyman İsrail Kralı olmuştur. On yıl içinde, Süleyman Birinci Tapınak olarak bilinen Kutsal Tapınak’ı inşa etmeye başlamıştır. Süleyman’ın ölümünün ardından (M.Ö. 930 civarı) kuzeydeki on kabile İsrail Krallığı’ndan ayrılmıştır. Milattan önce 722’de, Asurluların İsrail Krallığı’nı fethederek burada yaşayan Yahudileri sürmeleri ile Yahudi diyasporası da başlamıştır. Hareketlilik ve seyahat imkanlarının kısıtlı olduğu bir dönemde, Yahudiler ilk ve en dikkat çekici muhacirler olmuştur.

Birinci Tapınak dönemi, M.Ö. 586 yılı civarında, Babillilerin Yehuda Krallığı’nı fethederek Kudüs Tapınağı’nı yıkmaları ile son bulmuştur. Babil Sürgünü’nde geçen elli yılın ardından, M.Ö. 538 yılında, Pers Kralı Büyük Kiros Yahudilerin Kudüs’e geri dönerek şehri ve kutsal tapınağı yeniden inşa etmelerine izin verir. İkinci Tapınak’ın inşası Birinci Tapınak’ın yıkılmasından yetmiş yıl sonra M.Ö. 516 yılında, I. Darius’un hükümdarlığı sırasında tamamlanmıştır. İsrail Diyarı, Büyük İskender’in Pers İmparatorluğu’nu fethetmesi ile Helenistik Yunanlıların, ardından Ptolemaios Hanedanı’nın, sonra da Selevkos İmparatorluğu’nun kontrolü altına girmiştir. Selevkos İmparatorluğu’nun, Kudüs’ü Helenleşmiş bir şehir devlet olarak yeniden düzenleme teşebbüsü, Kohen Gadol Mattathias ve beş oğlunun IV. Antiokhos Epiphanes’e karşı gerçekleştirdiği Makkabi ayaklanması ile son bulmuştur. Milattan önce 152 yılında Haşmonayim Krallığı’nı kuran Mattathias, Kudüs’ü bir defa daha başkent yapmıştır. Haşmonayim Krallığı yüz yıldan uzun süre ayakta kalmışsa da, gücünü artıran Roma İmparatorluğu’nun tahta geçirdiği Herod’un krallığında bir uydu devlet haline gelmiştir. Herod Krallığı da yüz yılı aşkın bir süre ayakta kalmıştır. Milattan sonra 70 yılındaki Yahudi-Roma savaşları’nın ilkini başlatan Birinci Ayaklanma’da ve M.S. 135 yılındaki Bar Kohba ayaklanmasında Yahudilerin yaşadığı yenilgiler diyasporanın gerek coğrafi yayılımını gerekse nüfusunu artırmıştır. Kayda değer sayıda Yahudi İsrail Diyarı’nı terk etmiş, sürülmüş veya köle edilerek Roma İmparatorluğu’nun dört bir yanında satılmıştır. O dönemden itibaren, Yahudiler başta Avrupa, Ortadoğu ve çevresi, daha sonraları da Kuzey Amerika olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde yaşamıştır. Yaşadıkları çeşitli ülkelerde de, ayrımcılık, baskı, yoksulluk, hatta soykırım dönemlerinden sağ çıkmayı başarmışlardır. İslam hakimiyeti altındaki İspanya ve Portekiz, Yahudi Aydınlanması (Haskala) dönemi Almanya ve Polonya’sı ile Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri ve Avustralya gibi liberal veya anayasal demokrasi geleneğine sahip ülkelerin de aralarında bulunduğu çeşitli yer ve zamanlarda, kültürel, ekonomik ve bireysel refah dönemleri de yaşamışlardır.

İbranice “Yehudi” (çoğ. Yehudim) ismi başlangıçta Yehuda kabilesine atıfta bulunmak üzere kullanılmaktaydı. Ancak, Kuzey İsrail Krallığı’nın Güney İsrail Krallığı’ndan ayrılmasının ardından, Güney Krallığı içindeki hakim kabilenin adını alarak, Yehuda Krallığı olarak isimlendirilmeye başlamıştır. Terim başlangıçta Güney Krallığı halkına gönderme yapmış olsa da, B’nei Yisrael (İsrailoğulları) terimi halen her iki grup için de kullanılmaktaydı. Asurluların Kuzey Krallığı’nı fethetmesinin ardından Güney Krallığı’nın tek İsrail devleti olarak kalması ile Yehudim kelimesi zamanla sadece Yehuda kabilesi veya Krallığı’nı değil, Yahudi halkının tümünü belirtmek için kullanılmaya başlamıştır. Yahudiliğin Kutsal Kitabı Tanah’ta ise tüm Yahudi halkına atıfta bulunmak amacı ile ilk olarak Ester Kitabı’nda kullanılmıştır.