Kategoriler
SAGLIK

Kilo Almamak İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler

Çağımızın hastalığı olan obeziteye yakalanmamak için kendimize çok dikkat etmeliyiz. Yediklerimizin mevcut kilolarımızı arttırmamasına ve kilo vermemizi kolaylaştırmasını sağlamamız yeterli. Bunun için uzmanportal olarak sizlere on altın kural sunuyoruz.

1. Metabolizmanızı iyi çalışır duruma getirmek için mutlaka güne kahvaltı yaparak başlamanız gerekmektedir. İyi bir kahvaltı ile güne başlamak hem direncinizi koruyacak, hem kilo kontrolünde siz yardımcı olacak hem de metabolizma hızınızın yavaşlamasını engelleyecektir.

2. Ara öğün atlamak hem ana öğünlerde daha fazla yemenize hem de iştahınızın sürekli açık kalmasına neden olacaktır.

3. Yazın sıcaklar nedeniyle rahatlıkla içtiğimiz suyu soğuk havalarda rahatlıkla tüketemeyiz. Su vücudumuzdaki bütün metabolik reaksiyonların temel direğidir. Soğuk havada su kaybımız daha az olduğu için susama hissimiz azalır, ancak su ihtiyacımızı yine de karşılamamız gerekir. Metabolizmanızı çalıştırmak için susamasanız bile günde 2-2,5 (10-14 bardak) litre su tüketilmesi gerekmektedir.

4. Soğuk havalarda genellikle sıcak içecekler tüketilir. Sıcak içecek olarak de kafein-tein içeriği yüksek olan çay ve kahve tercih edilir. Ancak C vitamini içerdiği için kuşburnu çayı, gaz sorunlarına iyi geldiği için rezene çayı tercih edilirse daha iyi olur.

5. Hastalıklardan korunmak, savunma mekanizmamızı güçlendirmek için de A ve C vitamininden yeterli beslenmek gerekir. Sonbahar ve kış sebze-meyveleri de bu konuda bize yeterli oranda A ve C vitamini sağlayacaktır. Narenciye (portakal, mandalina, greyfurt), havuç, kivi, lahanagiller (karnabahar, lahana, brokoli, Brüksel lahanası), yeşil yapraklı sebzeler (maydanoz, tere, ıspanak) A ve C vitamininden zengin besinlerdir.

6. Gerek günlerin kısalması, gerekse havaların soğuması ile birlikte fiziksel aktiviteler azalır. Lifli besinlerin tüketiminin de azalması sonucu kabızlık sorunu kendini gösterir. Bu nedenle kuru baklagillerin, kepekli tahılların (esmer ekmek, bulgur, kepekli makarna/pirinç/erişte/un) ve özellikle C vitamininden zengin sebze ve meyvelerin tüketimine ağırlık verilmeli.

7. Kış yaklaştıkça, vücudumuz ısı değişikliğine uyum sağlayabilmek adına harcadığı enerjiyi düşürür. Azalan fiziksel aktiviteye paralel olarak yağ ve şeker tüketimi de kısıtlanmalı.

8. Bu aylarda güneş yüzünü daha az gösterdiğinden, D vitamini gereksinmesini karşılamakta sıkıntılar yaşanır. Bu nedenle havanın güneşli olduğu günlerde 20-25 dakika kadar güneş ışığından direkt olarak yararlanmaya (hafif tempolu yürüyüşler olabilir) ve haftada 2-3 kez balık yiyerek kalp sağlığınızı korumaya çalışın.

9. Uzun süreli açlıklardan kaçınılmalıdır. Enerji ihtiyacının karşılanması için fast-food ya da yağdan, şekerden zengin gıdalara yönelmek yanlıştır. Soğuk günlerde “Tatlı yersem ısınırım mantığından vazgeçilmeli, gün içerisinde yeterli ve dengeli beslenerek vücudun ısı dengesinin korunması sağlanmalıdır.

10. Mevsim geçişlerinde kilo artışı kaçınılmaz oluyorsa mutlaka uzman yardımı alınmalıdır.

Kategoriler
SAGLIK

Kolay Doğum İçin Öneriler, Yöntem ve Teknikler

Doğum sürecinde sizi nelerin beklediğini bilmeniz çok önemlidir.Çiftler,hem doğum atmosferini tanımalı hem de karşılarına çıkabilecek durumları öğrenmeliler.İlk adım,eşinizle beraber doğum kursuna katılmak.Ayrıca,doğum hakkında bilgi veren kitaplar okuyabilir;yeni anne olan arkadaşlarınızla konuşabilir ve doğum için önerilen ağrı kesici ilaçlar hakkında bilgi edinebilirsiniz.Korkularınızla bugünden yüzleşirseniz;doğum sırasında her şeyin planlandığı gibi gitmesi halinde paniğe kapılmazsınız.

Rahat bir ortam,sizi sakinleştirir.Bazı hastanelerde size kendinizi evinizdeymiş gibi hissettirecek alternatif doğum odaları oluyor.Doğumunuz standart bir hastane olmasa bile,odanızı kişiselleştirmeye çalışın.Evden bir resim götürüp doğum odasına asabilir ya da yanınıza portatif bir müzik seti alabilirsiniz.Birçok kadın hafif müzikler dinlemenin kasılmalarını hafiflettiğini söylüyor.

Doğuma Güvendiğiniz Biriyle Gidin: Beraberken kendinizi çok rahat hissettiğiniz birinin yanınızda olması mucizeler yaratabilir.Birçok anne adayı,kız kardeşinin ya da en yakın arkadaşının doğumda yanında olmasını istiyor.Ayrıca,doğuma eşlik eden kişinin çocuk sahibi olması ve yaşadıklarının normal olduğunu söylemesi de anne adayını rahatlatır.

Hareket Edin: Dik ve aktif durmanız,hem düşüncelerinizi kasılmalardan uzaklaştırır hem de bebeğin doğum kanalına daha rahat inmesini sağlar.Doktorunuz izin verirse,yoga yapabilir,kısa süreli yürüyüşlere çıkabilir ve yavaş danslar edebilirsiniz.

Hamileliğin son dönemlerine kadar aynı zamanda bel ağrısı nedeniyle uyku problemleri de yaşanabilir.Bu gibi durumlarda da rahat ve kaliteli bir uyku uyuyabilmeniz için özel olarak tasarlanmış hamile yastıkları kullanabilirsiniz.(Örneğin; Shuma Hamile Yastıkları) Hamile yastıkları gebelik döneminde anne adaylarının daha konforlu ve rahat uyku uyuyabilmesini sağlar.

Sıcak su yorgun kasların gerginliğini gevşetir ve sıkıntılarınızı azaltır.Su,rahatlatıcı etkiye sahiptir.Duşu sırtınıza ya da kasılmalarınızın en yoğun olduğu yerlere tutun.Doğum öncesi kısa bir duş ya da banyo sizi rahatlatabilir fakat doktorunuza da danışmalısınız.

Her yöntem herkeste işe yaramayabilir.Örneğin,öğrendiğiniz nefes alma teknikleri işinize yaramıyordur da yastığı sıkmak sizi rahatlatıyordur.Size kendinizin neyi rahat ettirdiğini kendiniz bulmalısınız.Her kadının doğumu ona özeldir.

Masaj,gerginliği üzerinizden atmanıza yardımcı olabilir.Yapılan masaj sonucunda endorfin salgılamaya başlarsınız.Boyun ya da ayak masajı,kasılmalarınızı bir süreliğine unutmanıza yardımcı olur.Eşiniz ya da doğum eşlikçiniz üç masaj tekniği uygulayabilir:

Her kasılmada eliyle ya da tenis topuyla kuyruk sokumunuza bastırır.

Parmak uçlarını hafifçe omzunuzda gezdirir ve aşağıya doğru iner.

Her kasılmada kalçalarınızı nazikçe geriye çeker.Partnerinizin bu hareketi,rahim ağzının açılmasına yardımcı olur ve bebek için yavaşça yol açılır.

Normal doğum yapmayı çeşitli nedenlerden dolayı istemeyebilirsiniz;önemli olan kendinize karşı dürüst olmanız.Ancak normal doğum yapmaya kesin karar verirseniz,doktorunuza kararınızı mutlaka söyleyin.Unutmayın,bir doğum uzmanı için en zor anlardan biri,normal doğuma kararlı anne adayının doğum başladıktan sonra ‘‘Ben vazgeçtim !’’ demesidir.

Normal doğumda başarıyı en çok etkileyen unsur,hastaneye gidişin zamanlamasıdır.Henüz doğum başlamadan giderseniz,muhtemelen hayal kırıklığıyla eve geri dönersiniz.İkinci kez yine erken başvurursanız,bu kez sizi geri göndermekte zorlanıp yatış işlemi yapabilirler.O durumda,doğum başlamamış olsa bile hem yakınlarınız hem de siz saat tutmaya başlayacaksınız.Sizin ve yakınlarınızın ‘‘Doğum neden gerçekleşmiyor?’’,‘‘Neden hala bekleniyor,aksilik mi var ?’’ gibi sorular sorup sabırsızlanması,gereksiz yere doktorunuzun kendini baskı altında hissetmesine neden olabilir.

Anadolu’da çoğu kadın doğumhaneye son anda başvurur ve doğumunu kısa zaman içinde gerçekleştirir.Anneleri onlara ‘‘Sancın artsın,rahim ağzın iyice açılsın ki doktor sezaryen yapmasın’’diye öğütler.Bu da sakıncalı bir durumdur,çünkü doğumun bebek açısından en kritik anları evde yaşanmış olur.
Doğumhane kapısında bekleyen kişi sayısı ne kadar çoğalırsa,doğumhane ekibinin ve sizin üzerinizdeki baskı o kadar artar.Aile büyüklerine ve arkadaşlarınıza hemen haber vermek yerine biraz zaman geçmesini ve doğum eyleminin yoluna girmesini bekleyin.

Hemen her anne kendi tercih ettiği doğum şeklinin en iyi olduğunu söyleyecektir;haklıdır da,çünkü hem bebeği hem kendisi sağlıklıdır.Siz etrafınızdaki normal doğum örneklerini bulun.Kötü bir normal doğum deneyimi yaşamış annelerde olabilir elbette,ancak sayıları azdır.

Bazı hastanelerde sezaryenle doğum oranı çok yüksektir.Normal doğum için gecenin bir yarısında bunlardan birine giderseniz, ‘‘Serviste boş yatak yok’’ cevabıyla bile karşılaşabilirsimiz.Bu nedenle,doğum yapacağınız hastanenin doğumhanesini önceden mutlaka görün.Gece acil durum için gerekli donanımın ve personelin bulunup bulunmadığını mutlaka sorun.

Baştan sona tüm doğum eylemi boyunca sürekli yanınızda olmasını talep etmek doktorunuzun enerjisini azaltır.Yatıştan sonraki ilk muayenelerinizi muhtemelen doğumu gerçekleştirecek doktor yapmayacaktır.Ama doğum eyleminiz başladıktan sonra kendi doktorunuz mutlaka yanınızda olacaktır.

Kategoriler
SAGLIK

Kışın Çocuklar İçin Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

Gözbebeğimiz çocuklarımız için kış ayları alınacak basit önlemlerle risk olmaktan çıkıyor. Kış aylarında çocuk sağlığının önemine dikkat çeken Şanlıurfa Çocuk Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Murat Saygı,kış aylarında çocukların üşümemesi için çok fazla veya yetersiz giydirilmemesi,mevsimine uygun giyeceklerin tercih edilmelisinin gerekli olduğunu belirten Saygı, “Özellikle 0-12 aylık bebekler soğuğa maruz kalmayacak şekilde korunmalı. Hafif solunum yolları enfeksiyonları; öksürük, boğaz ağrısı, burun akıntısı, iştahsızlık, ateş ve burun tıkanıklığı şeklindeki belirtilerle başlar. Bu
şekildeki belirtilere karşı önlem alınmadığı takdirde artarak nefes almada zorlanma, hızlı soluk alıp verme göğüste çekilmeler, nefes verirken ıslık sesi ve morarma gibi belirtiler zatürreeye gidişin belirtisi olarak ortaya çıkar. Bu durumlarda mutlaka hekime başvurulmalıdır. Kapalı kirli ve kalabalık ortamlarda yayılma riski çok fazla artmaktadır. Hastalık riski bulunan kişiler bu ortamlarda bulunmamalı açık ve temiz ortamlarda bulunmalıdır. Hastalık döneminde ise şunlara dikkat edilmeli, çocuklar
emiyor ise anne sütüne devam etmeli, az az ve sık beslenilmeli, çocuğa bol sulu yiyecek ve içecek verilmeli, hastanın odasının normal ısıda olması sağlanmalı, çocuğun burun, kulak ve ağzının temizliği düzenli olarak yapılmalı, temiz ve havadar ortamda çocuğun tedavisi yapılmalı” dedi.

Ençok Merak Edilenler

1- Çocuklar neden özellikle kışın çok hastalanıyorlar ?
Kış ve ilkbahar mevsimleri çocukların sağlığını olumsuz etkileyen bulaşıcı hastalıkların ortaya çıkması ve yayılması için uygun bir dönemdir. Okul dönemi, kapalı ortamlarda bulunma, ani hava değişikleri, hava kirliliği, son zamanlarda eyelence merkezleri haline gelen alıs-veriş merkezleri bu dönemde daha çok hastalanma nedenlerindendir.

2- Kışın çocuklarda en çok görülen hastalıklar nelerdir ?
En çok görülen hastalıklar; nezle, grip, üst solunum yolu infeksyonu, bademcik iltihabı, sinuzit, orta kulak iltihabı, bronşit, bronşiolit, zatürre (pnömoni), krup (yalancı difteri), kızıl, suçiceği ve kızamık gibi döküntülü çocuk hastalıkları ve viral ishallerdir.

3- Bu hastalıkların belirti ve sonuçları nelerdir ? Her hastalıkla ilgili kısa bilgi verebilir misiniz ?

Nezle ve grip: Çocuklarda en sık görünen infeksyondur ve en sık doktora başvurma nedenidir nezle ve soğuk algınlığını üst solunum yolu virusları gripi ise influenza virusları yapar. Burun tıkanıklığı, burun akıntısı, ateş halsizlik, öksürük şikayetleri gelişir. Takip ve tedavi edlimezse kulak iltihabı ve alt solunum yolu infeksyonlarına zemin hazırlar.

Bademcik iltihabı (Tonsillit)
Vucut direncinin düştüğü zamanlarda bademciklerin streptokok bakterisi ile iltihaplanması sonucu gelişir. Yüksek ateş, bulantı, boğaz ağrısı ve yutma güçlüğü, öksürük başlıca belirtileridir. Tedavi edilmezse eklem romatizması, böbrek ilthaplanması, kalp kapak iltihaplanması gibi komplikasyonlar gelişebilir.

Sinuzit
Çocuklarda her yaşta görülebilir. Uzun süren burun tıkanıklığı, burundan yeşil sarı akıntı, yatar pozisyonda öksürük gelişmesi sinüziti düşündürmeli ve muayenedden geçilmelidir.

Orta kulak iltihabı (Otitis media)
Uzun süren nezle ve burun tıkanıklığı sonucu kulak ile ağız arasındaki borunun havalanması bozulur ve infeksion gelişir.
Tedavi edilmezse işitme kayıpları, çevre dokularda iltihaplanma ve sık tekrarlayan akıntılı kulak iltihaplanmalarına neden olur.

Bronşit
Virusların neden olduğu bir alt solunum yolu infeksiyonudur. I?ki yaşından küçük çocuklarda ateş, solunum zorluğu, öksürük, hırıltı gibi belirtilerde ortaya çıkar. Hastahane tedavisi gerektirebilir.

Zatüre (Pnömoni)
Sık görülen alt solunum yolu enfeksiyonudur. I?lk üç yaşta hastaneye en sık yatma nedenidir. Etkeni genellikle küçük çocuklarda virus büyük çocuklarda bakteridir.
Gripal infeksiyon gibi başlayıp uzayan ve düşmeyen ateş ile seyreder.
Yakından takip ve tedavisi gereklidir.

Krup (Yalanci difteri)
Nezle ve gripal infeksionu takiben girtlak ve ses tellerinde iltihaplanmaya bağlı köpek havlaması şeklinde öksürük, hırıltı, nefes almakta zorlanma gibi belirtileri vardır.
Solunum güçlüğü olan vakalar hastaneye yatırılarak tedavi edilir.Soğuk buhar makinaları evde tedaviye yardımcıdır.

Kızıl
Kasıklarda ve gövdede kırmızı döküntülerle seyreden, yüksek ateş, şiddetli boğaz ağrısı, dilde çilek görünümü, halsizlik, eklem ağrıları gibi belirtileri olan bir hastalıktır.
Boğaz kültüründe streptokok bakterisi görülür. Antibiotik ile tedavi edilir.

Viral Ishal
Viral ishallerde genellikle etken rota viruslardır. Ateş kusma ve sulu dışkılama başlıca belirtileridir. Sıvı ve elektrolit kaybı bakımınan yakından takip edilmeli gerekirse hastaneye yatırılarak tedavisi sürdürülmelidir.

4-Bu hastalıklar içerisinde en ciddiye alınması gerekenler hangileridir ?

Bu hastalıklar arasında özellikle streptokok bakterilerinin neden olduğu bademcik iltihapları , orta kulak iltihapları, sinuzit, bronşit, zatürre, döküntülü çocuk hastalıkları ve virusların etken olduğu bağırsak enfeksiyonları ciddiye alınması gereken hastalıklardır.

5-Bu tip hastalıklardan korunmak için ailelere neler öneriyorsunuz ?

Öncelikle kreş ve okula başlamadan öncetüm aşı programının tamamlanası, okul kayıtlarında aşı karnelerinin istenmesi, hasta çocukların hastalık bulguları iyileşene kadar okula gönderilmemesi, sınıfların ve çocuk odalarının sık sık havalandırılması, mümkün olduğu kadar kapalı ortamlara gidilmemesi, çocuklara el yıkama alışkanlığının küçük yaşlardan itibaren kazandırılması, okul kıyafetlerinn eve gelir gelmez değiştirilmesi, sık banyo alışkanlığının geliştirilmesi önerilebilir.

6-Çocuklar hastalandıkları zaman bakımları en az yetişkinler kadar zor. Çünkü kimi zaman verilen ilacı ya da şurubu içmeyi reddediyorlar. Bu gibi durumlarda nasıl bir yol izlenmeli?
Çocuk hastalıklarının tedavi programında genel yaklaşımız çocuklara mümkün olduğu kadar travmatize etmeden tedavi edebilmektir. Kusan , bulguları ağır, düşmeyen ateşi olan hastalara ev şartlarında adaleden tedavi, hastane tedavisi gerekenlere damardan tedavi uygulanır. Hafif soğuk algınlığı belirtileri ile gelen çocukları dinlendirmek, doğal gıdalar ve taze sıklmış meyva suları ile beslemek, parasetamol içeren ilaçlar ve nefes açıcılar kullanmakyeterlidir.

7-Kimi zaman çocuklar bütün kış hasta olabiliyorlar. Aileler de doğal olarak doktor doktor geziyorlar. Ama kimi zaman bu yöntem çok fazla işe yaramıyor. Çünkü her doktor başka bir tedavi önerebiliyor. Böyle zamanlarda ailelere neler tavsiye ediyorsunuz

Sık tekrarlayan solunum yolu infeksiyonu hikayesi olan hastalarda hazırlayıcı nedenler araştırılmal, bunlara yönelik muayene ve tetkikler yapılmalıdır.
Örneğin geniz eti, allerji gibi. Ayrıca bağışıklık sistemini güçlendirici bitkisel tedaviler de önerilebilir.

8- Son olarak çocukların günlük bir beslenme programı nasıl olmalı? Bu hastalıklarda korunmada beslenme ne kadar önemli?
Beslenme; büyüme ve gelişmede, vücut direncini yükseltmede önemli etkenlerden biridir.
Protenin ve vitaminden zengin beslenme önemlidir. Okula giden çocuklar kahvaltıyı geçiştirmemelidir. Oğün aralarında meyve ve meyve suları tüketmelidir. Kantin yerine, evde hazırlanmış gıdalar veya okulun yemek programına uygun beslenmeleri daha iyi olur.

9-Sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Düzenli aşılama, yaşa uygun dengeli beslenme, temizliğe önem verilmesi, hastalık belirtileri ağırlaşmadan ve dolayısı ile tedavisi zor ve uzun bir hale gelmeden sağlık merkezlerinde kontrolden geçilmesi sağlıklı bir gelişme için önemlidir.