Kategoriler
SAGLIK

Yaşlanma Karşıtı Besinler

Somon balığı sütünden elde edilen somon DNA’sı ile cildin kendini yenilediğini ve gençleştiğini belirten Medical Park Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Neslihan Dolar, ekliyor:

“En etkili anti-aging yöntemlerden biri olan somon DNA’sı, hacminin 10 bin katı suy…u tutarak, derinin nem dengesini sağlar. Yıpranan ve kuruyan ciltleri tedavi eder. Sarkma başlangıcındaki derin kırışıkları önler. Yılların birer kanıtı olan göz çevresinde oluşan kazayağı kırışıklıkların, gözaltı torbalarının, alındaki ve dudak kenarındaki çizgilerin oluşumunu önler.”

Yıllara meydan okuyan kadınların, kırışıklıkları somon sütüyle durdurabileceklerini belirten Medical Park Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Neslihan Dolar, somon DNA’sı ile uygulanan mezolift (yüz gençleştirme) yöntemi hakkında bilgiler verdi:

DERİMİZ ABLUKA ALTINDA

İnsan derisi, diğer tüm organlar gibi kronolojik olarak yaşlanır. Bu durum, zamana bağımlı bir süreç olup, kaçınılmazdır. Ancak diğer organlardan farklı olarak deri, doğrudan dış dünya ile karşı karşıyadır ve çevresel hasarın etkisiyle de yaşlanır. İnsan derisinin yaşlanmasında en önemli çevresel faktör de güneşten yayılan ultraviyole (UV) ışınlarıdır. Ultraviyole (UV) ışınları, üst tabakayı geçerek, derinin alt tabakasındaki yapısal elemanlara ulaşır. Burada birikim etkisiyle kalıcı değişikliklere neden olur.

Derinin yaşlanmasındaki bir diğer önemli çevresel faktör de sigaradır. Sigara, hem doğrudan cildi etkileyerek, hem de steroid metabolizmasıyla etkileşime girerek, dolaylı olarak etki gösterir. Sigara, serbest radikal oluşumunu uyarır ve güneş ışınlarının yaşlanma üzerine olan etkisini hızlandırır.

YERÇEKİMİ

Kısacası, dış etkenler, sigara, güneş ışınları ve stresin etkisi yaşlanmayı hızlandırır. Yaşlanan deride birtakım değişiklikler göze çarpar. Bunların en önemlileri, kuruluk, kırışıklık ve lekelerin artmasıdır. Kuruyan deri kırışır, kırışan deri de daha çok kurur ve bu durum bir kısır döngü halini alır. Yaşlanan deri aynı zamanda mat ve soluk bir görünüm alır, elastikiyeti azalır ve tonus (derinin sıkılığı) kaybı olur. Yerçekiminin etkisiyle de zamanla deride gevşeklik ve sarkma oluşur. Bunun dışında deri görüntüsünün bozulmasından kaynaklanan psikolojik problemler kişinin sosyal ilişkilerini, işlerini, imajını ve sonuç olarak sağlığını etkileyebilir.

Deri yaşlandıkça, dokuların kan dolaşımı ve hücrelerin oksijenlenmesi azalır. Dolayısıyla hücrelere zarar veren serbest radikallerin ortamdan uzaklaştırılması zorlaşır. Yaşlanmanın etkisiyle birlikte DNA’da da bozulma gözlenir. Oysa DNA, hücrenin kopyalanmasını ve genetik materyalin yavru hücrelere geçişini sağlar. Tüm canlılarda aynı kimyasal yapıya sahiptir ve protein sentezini yönlendirir. Bir hücrenin gelişip, yaşamasını sağlayan olayları yönlendirir.

YILLAR DNA’YI DA BOZUYOR

Ancak yaşlanmanın etkisiyle hayati önem taşıyan DNA da zamanla bozulur ve bilgi aktarma ve hücrenin kendini yenileme ile onarma yeteneği azalır. Yaşlanma sürecini belirleyen en önemli unsur iç ve dış faktörlerden kaynaklanan DNA harabiyetidir. Yaşlılarda hücre yenilenmesi ve DNA onarım oranı azalır. Böylece deri kanserinin gelişim riski de artar.

Oysa günümüz insanları artık yaşlanmayı sineye çekmek yerine, mücadele etmeyi tercih ediyor. İnsanların yaşam süresinin uzaması ve görünüme verdiği önemin artması ile yaşlanma sürecini yavaşlatma ve geciktirme konusundaki çalışmalara sürekli yenileri ekleniyor.

Somon Balığı Yaşlanmaya Karşı!

Tüm bu korkutucu süreçlerin önüne geçmek için anti-aging tedavi modelleri geliştirilmiştir. Bu anti-aging tedavi modelleri arasında son zamanlarda başarıyla uygulanan somon DNA’sı ile yıllara meydan okumak mümkün. Cildin yaşlanmasını önleyen mucize bir madde olan Somon DNA’sı ile uygulanan mezolift (yüz gençleştirme) yöntemi kırışıklıkları durduruyor. Günümüzde kırışıklıkların tedavisinde somon DNA’sı ile gerçekleştirilen mezolift yöntemi başarı ile kullanılıyor. Somon DNA’sı, stres, hava kirliliği, sigara, alkol ve güneşin zararlı ışınları ve geçen yılların ciltteki olumsuz etkilerini ortadan kaldırmayı amaçlayan bir tedavi yöntemidir. Hayli etkili sonuçlar alınabilen yöntemde, somon sütünden elde edilen ve insan DNA’sına çok benzeyen yüksek polimerize DNA kullanılır.

Somon balığının sütünden elde edilen ve insan DNA’sı ile aynı kimyasal yapıya sahip olan Somon DNA’sı mezolift yöntemiyle deri içine verildiğinde, cilt kendini yeniler ve gençleşir. Çünkü DNA yüksek oranda su tutucudur. Hacminin 10 bin katı suyu tutarak, derinin nem dengesini sağlamaya yardımcı olur. Unutmamak gerekir ki derinin nemlendirilmesi, kırışıklığın önlenmesinde ilk ve en basit adımdır.

Kazayaklarına, Torbalara ve Çizgilere Veda

Somon DNA’sının, güneşin zararlı UV ışınlarını absorbe etme kapasitesi de çok yüksektir. Dolayısıyla güneş ve/ya da sigara nedeniyle bozulan ve kuruyan ciltleri tedavi eder, derinin tekrar nemli, canlı ve parlak görünümünü kazanmasına yardımcı olur. Derinin tonusunu ve elastikiyetini artırarak sarkma başlangıcındaki derin kırışıklıkların önlenmesinde de kullanılır. Ciltteki yaşlanmayı geciktirir. Kırışıklıkları tıbbi anlamda tedavi eder. İnce ve kuru ciltlerdeki göz çevresinde oluşan kazayağı kırışıklıkları giderir. Alındaki yılların izlerini gösteren yatay çizgileri hafifletir. Kadınların korkulu rüyası gözaltı torbalarını ve yaşlanmanın belirtisi olan dudak kenarlarındaki çizgileri önlemeye yardımcı olur.

Yaz Bitiminde Somon Dna’sı İyi Gelir

Somon DNA’sı ince ve çok küçük iğneler yardımı ile mikro dolaşımı ve oksijenlenmeyi artıran maddelerle birlikte deri altına enjekte edilir. İşlem ağrısız olup, anestezi gerektirmez. 15-20 dakika süren seans sonrası kişi günlük aktivitesine devam edebilir. Seans aralıkları kişinin cilt yaşı ve cilt tipine göre ayarlanmakla birlikte genellikle ayda bir ya da iki defa uygulanır. Daha sonrasında ise üç ayda bir uygulama yapılır. Bazen cildin ihtiyacına göre kombine tedaviler de uygulanabilir. Somon DNA’sı uygulaması rahatlıkla diğer tedavilerle birlikte yapılabilir.

İlk seanslardan itibaren deride canlı ve parlak görünüm fark edilmeye başlar, daha sonra zamanla DNA tamiriyle birlikte uzun vadeli kalıcı değişiklikler meydana gelir. Somon DNA’sı, özellikle yazın nemli, sıcak hava ve güneşten dolayı yıpranan cildin yenilenmesi amacıyla, 30 yaşından sonra kırışıklık, kuruluk, sarkma ve lekelenme problemi olan herkese güvenle kullanılabilir. Günümüzde anti-aging amaçlı kullanılan somon DNA’sı uygun vakalarda, uzman ve deneyimli hekimler tarafından uygulandığı takdirde, son derece başarılı sonuçlar elde edilebilir
Milliyet

Kategoriler
GÜNCEL

Karaşahin Nedir? Sikorsky T-70 Blackhawk Nedir? Özellikleri Resimleri

Karaşahin helikopterleri genel olarak personel nakli, uçarbirlik harekatı,ateş desteği,keşif-gözetleme,arama-kurtarma,malzeme nakli ve sıhhi tahliye amacıyla kullanılan oldukça gelişmiş bir genel maksat helikopteridir.

Blackhawk helikopterleri ABD ordusu tarafından 1978’den beri kullanılmakta olan birçok modeli 22 ülke tarafından tercih edilen bir genel maksat helikopteridir. 1989 yılından beri Türkiye’de kullanılmaktadır. Anti-tank füze sistemi Hellfire’lar için lançer platformu ile teçhiz edilebilir.Ayrıca Harici Destek Sistemi kullanılarak 16 adet Hellfire füzesi taşıyabilir. Bu sistem sayesinde 10000 lb’ye kadar füze,roket,top ve elektronik karşı koyma podları takılabilir. Bunun yanında kabin içinde ilave füzeler,malzeme ve personel için yer temin edebilir. Pencerelere 7.62 mm veya 50 cal. makineli tüfek monte edilebilir. Ayrıca 20 mm.’lik top ile de teçhiz edilebir.Düşük teşhis edilebilirlik ve mükemmel arazi uçuşu yeteneğine sahiptir. Hafif silah ateşleme ve birçok patlayıcıya,23 mm. rokete karşı dayanıklıdır.Uçuş kumandaları balistiki açıdan sertleştirilmiş ve yedek elektrik ve hidrolik sistemi ile teçhiz edilmiştir. Şiddetli derecede çarpmaları emme özelliğine sahiptir.Sayısal kokpit ve avionik sistemleri ile teçhiz edilebilir. Bunun yanı sıra pilot yükünü hafifletmek için Sayısal Otomatik Uçuş Sistemi ve Elektronik Uçuş Bilgi Sistemi mürettebatın pilotaj ve seyrüseferinde önemli rol oynar.

TEKNİK ÖZELLİKLERİ

Üretici Firma Sikorsky Aircraft Corporation
Birim Fiyatı 10 milyon dolar
Menzili 563 km
Çıkabildiği Yükseklik 5913 metre
Havada Kalış Süresi 3 saat 10 dakika
Yakıt Cinsi JP-4,JP-5,JP-8
Maksimum Motor Gücü 3880 Beygir Gücü
Faydalı Yük 7556 kg
Boş Ağırlığı 5336 kg
Maksimum Hızı 193 knot
Maksimum Kalkış Ağırlığı 7640 kilogram
Silah Sistemleri 7.62 mm ve 50 cal. makinalı tüfek,20 mm. top,16 adet Hellfire füzesi

Kategoriler
SAGLIK

Diş Beyazlatma Yöntemleri, Ürünleri, Doğal Ürünler, Meyveler

Bembeyaz dişlere sahip olmayı herkez ister.Ancak buna sahip olabilmek için baı yöntemler kullanmanız gerekiyor. İlaç gibi çözüm yolları elbette mevcut ancak biz uzmanportal.com olarak bu yazımızda doğal ve kolay yolları sizlere sunuyoruz:

Çilek: Çileği dişlerinize sürerseniz ya da sadece bir avuç çilek bile yeseniz dişlerinizin üzerinde lekeler oluşmasını engelleyecektir. Ancak dikkat etmeniz gereken nokta ağzınızı mutlaka çalkalamaktır. Çünkü çileğin içerisinde bulunan asit ve şeker uzun süre kaldığında diş minesine zarar verecektir.

Portakal: Portakal kabuklarının iç tarafı dişleri beyazlatıcı olarak bilinir. Kuru portakaldan elde edeceğiniz macunu ise diş fırçası yardımıyla dişlerinize uygulayabilirsiniz. Bu işlemi haftada 1–2 kez tekrarlarsanız farkı göreceksiniz.

Limon suyu: Oldukça asitli olduğu bilinen limon suyu sadece saçlarınızın rengini açmada değil, dişlerinizi beyazlatmada da etkilidir. Ancak elbette bu tarifi çok sık uygulamamanız gereklidir. Aksi takdirde diş mineniz zarar görecek ve çürüğe elverişli bir hale gelecektir.

Elma sirkesi: Limon suyu gibi elma sirkesi de dişleri beyazlatmak için kullanılabilir. Karbonatla karıştırılıp dişlere sürüldüğünde elma sirkesi diş macunu görevi görecektir.

Sert meyve ve sebzeler: Elma, havuç, karnabahar, armut ve diğer sert besin maddeleri dişleri temizler ve lekelerin yok olmasını sağlar. Meyveler ve sebzeler içerisindeki doğal lifler ağızda tükürük ile birleştiğinde, dişlerin arasında kalmış olan yemek artıklarını ve leke yapan bakterileri temizleyecektir.

Eğer bu besin maddelerini çiğ olarak tüketemiyorsanız, suyunu da içebileceğinizi unutmayın.

Kategoriler
Genel Kültür GÜNCEL

Libyayı Vuran Fransız Dassault Rafale Uçağı Nedir? Teknik Özellikleri

Libya harekatına milli uçağıyla katılan Fransanın Rafael uçağı avrupa birliği veya nato envanterinde bulunmuyor. Fransa Avrupa ortak avcı uçağı programından kendi ihtiyaçlarını karşılayamadığı gerekçesiyle ayrıldı.Fransa uçak gemilerine inebilecek ve sadece avcı değil ayrıca bombardıman yapabilecek bir uçak istiyordu bunun üzerine Dassault firması Rafale’yi geliştirmeye başladı ilk uçuşunu 1991 yılında yapan Rafale şu anda Fransa Hava Kuvvetleri ve Deniz Kuvetlerinde kullanılmaktadır.

En son Hindistan’ın F-X2 projesi dahilinde alma ihtimali bulunan uçakların arasındayken yarışı kaybeden Rafale, Libya ve Brezilya’nın potansiyel alım listesinde şu an başı çekmektedir.

İşte Uçağın Teknik Özellikleri

Boyut Doneleri

    • Mürettebat: 1-2
    • Uzunluk: 15.27 m (50.1 ft)
    • Genişlik: 10.80 m (35.4 ft)
    • Yükseklik: 5.34 m (17.5 ft)
    • Kanat Alanı: 45.7 m² (492 ft²)
    • Boş Ağırlık: 9.1 t (Rafale C); 9.5 t (Rafale B); 9.8 t (Rafale M)
    • Maksimum Kalkış Ağırlığı: 24,500 kg (54,000 lb)
    • İtici: 2× SNECMA M88-2 turbofan
    • Afterburner olmadan itiş: 48.7 kN (10,960 lbf)
    • Afterburner ile itiş: 73.0 kN (16,400 lbf)
  • Performans
    • Maksimum hız:
      • Yüksek irtifada: Mach 1.8 (2,150 km/h, 1,160 knots)
      • Düşük irtifada: 1,390 km/h, 750 knots
    • Muharebe yarıçapı: 1,852+ km (1,000+ nmi)
    • Servis tabanı: 16,800 m (55,000 ft)
    • Tırmanma: 304.8+ m/s (1,000+ ft/s)
    • Kanat yüklemesi: 326 kg/m² (83 1/3 lb/ft²)
    • İtiş/Ağırlık: 1.13
  • Silahlar
    • Top: 1× 30 mm (1.18 in) GIAT 30/719B cannon 125 round
    • Füzeler:
      • Havadan havaya:
        • MICA IR/EM or
        • Magic II
        • Meteor Füzesi
      • Havadan Karaya:
        • MBDA Apache
        • SCALP EG
        • AASM
        • GBU-12 Paveway II
        • AM 39Exocet
        • ASMP-A nükleer füze
Kategoriler
Genel Kültür

Londradaki Ünlü Saat Kulesinin Adı, Tarihçesi

Big Ben (Büyük Benjamin), Londra’da Westminster Sarayı’nın yanındaki ünlü saat kulesidir. Dünyanın en büyük ikinci dört taraflı saatidir.

Kule eski Westminster Sarayı’nın 16 Ekim 1834’de bir yangın ile tahrip olmasından sonra Charles Barry’nin yeni saray tasarımının bir parçası olarak dikildi. Kule Victoria Gotik stilinde ve 96.3 metre yüksekliğindedir.

“Big Ben” aslında saat kulesinin çanının adıdır, ancak halk tarafından tüm yapıyı belirtmek için kullanılır olmuştur.

Kategoriler
Genel Kültür

Selimiye Kışlası Tarihi ve Bilinmeyen Yönleri

Selimiye Kışlası İstanbul’un Üsküdar ilçesinde III. Selim tarafından Nizam-ı Cedid askerleri için inşa edilmiştir. Selimiye Kışlası ilk olarak kesme taş bir kaide üzerinde ahşap olarak inşa edildi. Yeniçeriler’in isyanı sonucunda yıkılan bu kışla II. Mahmut devrinde kâgir olarak yeniden inşa edildi. Sultan Abdülmecid devrinde iki defa yenilenen kışlanın dört köşesine yedişer katlı birer kule ilave edildi.

Selimiye Kışlası Kırım Savaşı sırasında İngiliz askerlerine tahsis edildi. Modern hemşireliğin kurucusu Florence Nightingale 1854’te kışlaya gelerek yaralı İngiliz askelerinin tedavisinde görev aldı. Florence Nightingale ve beraberindeki hemşirelerin kaldığı oda günümüzde müzeye dönüştürüldü.

Cumhuriyet döneminde farklı amaçlarla kullanıldı. 1959-63 yılları arasında “Selimiye Askeri Orta Okulu” adı ile askeri orta okuldu. Selimiye Kışlası günümüzde I. Ordu Komutanlığı merkez binası olarak kullanılmaktadır.

Kategoriler
Genel Kültür

Dünyanın En Uzun Binası Petronas Kuleleri

Petronas Kuleleri, Malezya’da Petronas petrol holdingine ait ikiz kuleler. Toplam 452 m yükseklikle başkent Kuala Lumpur ‘da gökyüzüne yükselirler.
1996 yılından, 2003 yılındaki Taipei 101 binasının inşasına kadar, birçok gökdelen listelemesinde, Dünya’nın en yüksek yapısı olarak kabul ediliyordu. Ancak en yüksek katı 378 m, çatısı 403 m olan bina için bu sınıflandırma çok tartışmalıdır. Zira bu her iki noktada da Sears Kulesi (412 m ve 442 m) daha uzun olduğu gibi, anten dâhil toplam yüksekliği ise 527 m’dir.

170.m yükseklikte 41 ve 42.ci katlar arasındaki çelik köprü ile kuleler birbirine bağlıdır. Köprü 2000 yılında kullanıma açılmıştır. Uzunluğu 58 m olan bu köprü 750 ton ağırlığındadır. Köprünün ziyareti için ücretsiz verilen 1700 bilet o günün sabahı 8.30’da dağıtılır ve genelde 2 saat içinde hepsi tükenir. Kulelerin en uç çatısı ziyarete açık değildir.

Kuleler, birçok alış veriş merkezi, doğal bilimler müzesi “Petrosains” , bir senfoni orkestrası, bir sanat galerisi ve birçok büro için alan sağlamaktadır.

Kulelerden her biri 76 asansöre sahip olup, bunların 29 tanesi her seferinde 26 kişi taşıyan çift katlı asansörlerdir.İnşaat için 37.000 Ton çelik kullanılan yapıda 32.000 de pencere vardır.

Mimari tasarımı “César Pelli & Associates Architects” mimarlık bürosu yapmıştır. Büro bu işinde , daha önce yaptıkları kule projelerindeki tecrübelerini kullanmıştır. Mesela bunlardan biri, inşası gerçekleşmeyen Chicago’da ki “Miglin-Beitler Skyneedle” projesidir. Her iki kule de eşit karakeristik özellikler gösterir. Mimar César Antonio Pelli, çelik, beton ve camdan islami mimariyi temel alan bir yapı meydana getirmiştir.

Petronas kuleleri öncelikli olarak iş binası olarak tasarlanmış olup , geleneksel ikiz konseptiyle , New York’daki Dünya Ticaret Merkezi’ne (World Trade Center) benzetilebilir.

Kuleleri en güzel gören manzara, 421 m yükseklikteki Menara Kuala Lumpur’dendir (Manera Kuala Lumpur TV kulesi).Menara KL, bir tepenin üzerinde bulunduğundan, Petronas Kuleleri’nin de üstünden yükselir. Böylelikle buradan 2 devasa kuleye yukardan bir bakış sağlanır ki bu manzara geceleyin daha da etkileyicidir.

Kategoriler
TARİH

Ayasofya Ne Zaman Kimin Tarafından Yapıldı? Ayasofya’nın Tarihi ve Özellikleri

Ülkemizin ve de İstanbul’umuzun en önemi sembollerinden birisi Ayasofya’dır hiç kuşkusuz. Ayasofya kilise olarak yapılmış, İstanbul’un fethinden sonra cami olmuş, cumhuriyetin kuruluşundan sonrada müzeye çevrilmiştir. Kısa tarihi böyle olan muazzam bir yapı hakkında azıcık bilgi verelim isterseniz.

Ayasofya (Sainte Sophie) Camii, İstanbul’da Topkapı Sarayı yanındadır. Miladın 325. senesinde, Büyük Konstantin tarafından ahşap olarak yapıldı. Aryüs mezhebinde olup, 408’de vefat eden Arkadyus zamanında yandı. Bunun oğlu Teodosyus yeniden yaptırdı. Jüstinyanus zamanındaki ihtilalde yine yandı. Bunun tarafından şimdiki bina yaptırıldı. Jüstinyanus, 565’te ölmüştür. Bunun zamanında, zelzelede kubbesi yıkılmış, şimdiki kubbe 548’de yapılmıştır. Doğudan batıya 81, kuzeyden güneye 73, yüksekliği 57 metredir. Makedonyalı Valis (Balis-I) ve Roman ve Andronik zamanlarında tamir edilmiştir.

Asıl kilise, kareye yakın dikdörtgendir. Bu alanın üzerini 24,3 m yükseklikte, 33 m çapında bir kubbe örtmektedir. Kubbede 40 tane kaburga, kubbe kasnağında ise 40 pencere vardır. Bu büyük kubbeyi taşıyan fil ayakları birbirleriyle bitiştikleri yerlerde pandantif yaparak kubbeye bitişirler. Aynı zamanda büyük kubbenin basıncını, doğu ve batıdaki yarım kubbeler toprağa taşırlar. Binanın ağırlığını taşıyan sütunların sayısı ise 107 tane olup, 40 tanesi aşağıda, 67 tanesi ise yukarıdadır. Sütunlar için mermerler, Bizans İmparatorluğunun muhtelif yerlerindeki mermer ocaklarından, en nadide olanları seçilerek kullanılmıştır.

İstanbul’un Fethinden Sonra Ayasofya

29 Mayıs 1453’te (Hicri  857’de) İstanbul fethedilince, Fatih Sultan Mehmet Han Ayasofya’nın camiye çevrilmesini emretmiş ve fethi takiben ilk Cuma namazı burada Akşemseddin hazretleri tarafından kıldırılmıştır. Fatih Sultan Mehmed Han, Ayasofya’yı hayratının ilk eseri olarak, kıyamete kadar cami kalmasını yazılı vasiyet ve vakfetti. Caminin yanına da bir medrese yaptırdı. Müslüman Türkler, Ayasofya’ya daima ilgi duymuşlar, yaptıkları ustaca tamiratlarla bugüne kadar gelmesini sağlamışlardır.

İslam dini her şeyde olduğu gibi, resimleri de faydalı ve zararlı olmak üzere ikiye ayırmış olduğundan canlılara tapılmasına alet olan resimleri yasaklaması sebebiyle, Ayasofya’nın camiye çevrilmesi esnasında, binadaki mozaikler alçıyla sıvanarak badanalanmıştır. Ayrıca güneydoğudaki istinat duvarı ile buradaki tuğla minare, Fatih devrinde inşa edilmiştir. Kuzeybatıdaki minare, Sultan İkinci Bayezid, diğer minareler Sultan İkinci Selim devrinde, Mimar Sinan tarafından inşa edilmiştir. Sultan Üçüncü Murad devrinde de, Mimar Sinan İmparator Andronikos zamanında yapılan payandaları yeniden örmek ve yeni payandalar inşa etmek suretiyle, caminin çökme tehlikesinin önüne geçmiştir. Yine bu devirde Ayasofya’da bulunan iki büyük su küpü Bergama’dan getirilmiştir. Mihrabın iki yanındaki şamdanlar ise Kanuni Sultan Süleyman Han tarafından Budin’den getirilerek camiye vakfedilmiştir. Ayasofya Camii, 1809’da Sultan İkinci Mahmud Han, 1847 senesinde Abdülmecid Han ve 1894’te İkinci Abdülhamid Han devirlerinde tamir edildi.

Duvarlardaki ayetler, Sultan Dördüncü Murad zamanında, Bıçakçızade Mustafa Çelebi tarafından yazılmıştır. Bir şaheser olan mermer mimber ile vaz kürsüsü de bu devre aittir. Caminin güneyinde, duvarları Kütahya ve İznik çinileriyle kaplı ve çok kıymetli yazma eserler bulunan kütüphane Sultan Birinci Mahmud Han tarafından inşa ettirilmiştir. Caminin büyük kubbesine asılı olan büyük top kandili Üçüncü Ahmed Han yaptırdı.

Bugün mevcut olup, duvarlarda asılı duran ve Mustafa İzzet Efendinin hattı olan 7,5 m çapındaki lafzatullah, Peygamber efendimizin ve dört halifenin isimleri yazılı yuvarlak levhalar, Abdülmecid Han zamanında asılmıştır.

Ayasofya Camiinin bahçesindeki mezarlığa inşa edilen ilk türbe, Sultan İkinci Selim’e aittir. Bundan sonra Sultan Üçüncü Murad ve Sultan Üçüncü Mehmed’in türbeleri inşa edilmiştir. Ayrıca Ayasofya’nın bahçesinde Sultan Birinci Mustafa ile Sultan İbrahim’in türbeleri de mevcuttur.

Ayasofya’nın figürlerini ortaya çıkarma işi 1931-38 döneminde zamanın hükümeti tarafından Amerikan-Bizans Enstitüsüne verilmiş ve bu enstitü adına T. Whittemore çalışmalara başlamıştır. Kubbedeki mozayiklerin bir kısmı boya ile kopye edilmiştir. Fatih Sultan Mehmed Han zamanında mozayikler tamamen kazındığından yeniden yapıldığı da bildirilmektedir

Kategoriler
EĞİTİM

Test Çözerken İşinizi Kolaylaştıracak Püf Noktaları, Test Çözme Teknikleri

Test Çözümündeki Püf Noktalar:
1. Bir konuyla ilgili soruları çözmeden önce o konuyu iyi öğrenmelisiniz. Soru çözerek de öğrenip öğrenmediğinizi kontrol etmiş olursunuz.
2. Amaç ÖSS’de başarılı olmak ise ÖSS niteliğine uygun sorular çözmelisiniz.
3. Soruları kendinize zaman tanıyarak çözün. Çünkü gerçek sınav sadece bilginizi değil bilgi kullanma hızınızı da ölçmektedir.Bu yüzden 180 soru için 180 dakika süre tanınmaktadır.
4. Her sorunun size sınavda sorulabileceğini düşünerek yanıtlamaya çalışın. Çözemediğiniz veya yanlış çözdüğünüz sorunun mutlaka doğru çözümünü öğrenin.
5. Soruyu çok fazla okuyarak zihninizi karıştırmayın.
6. Soruyu çözmenizi sağlayacak soru metninde yer alan önemli kelimelerin altını çizin.
7. Her gün belirli miktarda soru çözmeye çalışın. Soru çözmek sizde bir alışkanlık olsun.
8. Soru kökünü ve soru paragrafını anlamadan şıkları okumaya başlamayın. Önce size verilenleri ve sizden istenenleri iyi belirleyin. Bu sizin cevabı daha kısa sürede ve daha doğru bir şekilde bulmanızı sağlayacaktır.
9. Bütün şıkları okumadan doğru olduğuna inandığınız şıkkı işaretlemeyin. Çünkü bazı sorular sizden en doğru cevabı bulmanızı ister.
10. İki cevap da birbirine benziyorsa, cevap, büyük ihtimalle ikisi de değildir. İki şık birbirinin zıttaysa, bunlardan biri doğrudur.
11. Yanlış olduğuna kesin emin olmadıkça, ilk tahminde bulunduğunuz cevabınızı değiştirmeyin.
12. Doğru çözdüğünüzden emin olmadığınız soru ve sorular varsa o soruya hemen değil de birkaç tane soru çözdükten sonra bakın.
13. Yanlış çözdüğünüz sorulardan ötürü ümidinizi kaybedip karamsarlığa düşmeyin. Çünkü her yanlış çözdüğünüz soru şayet doğru çözümünü öğrenirseniz sizin için bir kazançtır.
14. Çözemediğiniz soruları düşünerek stres yapmayın. Her öğrencinin çözemeyeceği sorular mutlaka çıkar.
15. Uzun paragraftan oluşan soruları “uzun soru zordur” yargısında bulunarak o soruyu okumadan geçmeyin. Paragraf sorularının en önemli özelliği cevabının paragrafın içinde gizli olmasıdır.
16. Paragraf sorularında önce soru kökünü okursanız paragrafı daha kolay ve kısa sürede anlarsınız. Bu ise soruyu daha çabuk çözeceğiniz anlamına gelir.
17. Doğru cevaba daha kısa sürede ulaşmak istiyorsanız yanlış olduğuna inandığınız şıkları hemen eleyin. Kalan şıklar üzerine düşünün.
18. Sayısal sorularda işlemleri mutlaka kaleminizi kullanarak yapın.