Kategoriler
SAGLIK

İnsannın Sağlıklı Hayat Yaşamasını Sağlayan Yedi 7 Madde

Uzun yaşamak herkesin hayali ancak uzun ve sağlıklı yaşamak gerçekten Allah vergisi bir nimet. İşte sağlığınızı korumak için yenilmesi tavsiye edilen yedi besin.

BADEM (Kalbi koruyor) : Her gün, bir çay fincanın
yarısını dolduracak miktarda, yani 30 gram badem yemeyi ihmal etmeyin.
Omega-3 asitli yağları açısından oldukça zengin bir besin olan badem,
kandaki kötü kolesterol (LDL) oranını yüzde 4.4 oranında düşürüyor.
Badem böylece damar tıkanıklıklarını önleyerek, dolaşım sisteminin
düzenli olarak çalışmasını sağlıyor; kalbi koruyor.

KAHVE (Diyabeti önlüyor): Günde iki fincan kahve,
özellikle orta yaşlardan sonra görülen Parkinson ve Tip-2 diyabete karşı
vücudu koruyor. Kahvede bulunan kafein maddesi, diyabete yakalanma
riskini yüzde 35 azaltıyor. Ayrıca ağrı kesici özelliği de bulunuyor.
Ancak kahveyi mutlaka kalsiyum deposu olan sütle için. Böylece kafeinin
kemikleri zayıflatmasını engellemiş olursunuz.
TARÇIN (Sinirleri rahatlatıyor): Her yemekten sonra
içinde bir miktar tarçın bulunan bir tatlı yemeyi unutmayın. Tatlı yemek
istemiyorsanız, küçük bir çay kaşığı dolusu tarçını doğrudan suya
ekleyerek içebilirsiniz. Tarçın kan şekerini düzenliyor, ayrıca sinir
sistemini rahatlatıyor. Öte yandan köri baharatının içinde bulunan
Tumerik adlı maddenin eklem iltihabını ve romatizmayı önlediğini
unutmayın.

PATATES(Akciğer kanserinden koruyor): Antioksidanlar
yönünden çok zengin. Amerikan Tarım Dairesi’ne göre en yararlı 100
besinler arasında 17. sırada yer alıyor. Akciğer kanseri, diyabet ve
kalp krizine karşı koruyor. Ancak patatesi kızartmak yerine, yağsız bir
şekilde haşladıktan veya fırında pişirdikten sonra yemeyi tercih edin.

SEBZE ÇORBASI (Kaslar için faydalı): Doyurucu ancak
kalorisiz bir yiyecek olduğu için özellikle kilo vermek isteyenlerin bir
numaralı tercihi. Ayrıca, özellikle sebze çorbası sodyum bakımından
zengin. Bir kase sebze çorbasında 500 miligram sodyum bulunuyor. Sodyum,
sinir sistemi ve kasların düzenli olarak çalışmasını sağlıyor. Ayrıca
vücuttaki sıvı miktarının dengesini düzenliyor. Ancak günde 1500
miligramdan fazla sodyum tansiyon ve kalp rahatsızlıkları konusunda tam
bir ters etki yaratıyor.

ZEYTİNYAĞI (Kansere karşı birebir): Zeytinyağı kanser
riskini azaltıyor. Günde 25 ml. zeytinyağı alanların idrarlarında,
hücrelere zarar veren “8oxodG” adlı maddenin seviyesinin azaldığını
ortaya çıkardı. Zeytinyağı kanserin yanı sıra iyi kolesterol (HDL)
oranın artmasını sağlayarak kalbi koruyor, 1 çorba kaşığı zeytin yağında
120 kalori bulunuyor. Bu nedenle günde 6 çorba kaşığını geçmeyin.

ÇAY(Kanseri engelliyor): Siyah veya yeşil olsun, çayın
her türü kanser riskinin azaltılmasında etkili bir rol oynuyor. Çay,
kadınlarda rahim kanserine yakalanma riskini yüzde 50 azaltıyor. Göğüs
kanseri içinse bu oran yüzde 60′a kadar çıkıyor. Çay ayrıca Alzheimer ve
kalp krizine karşı vücudu koruyor.

Kaynak:Hürriyet

Kategoriler
SAGLIK

Süt çocuğunun Beslenmesi, Önemi, Tavsiyeler

Çocukluk çağı hastalıklarının önemli nedenlerinden olan büyüme geriliği, bazı vitamin ve mineral eksiklikleri ve ishaller en sık 0-2 yaş grubunda görülür. İki yaşından küçük çocuklarda yetersiz beslenmenin erken fiziksel büyüme ve zeka gelişimine ve ileri yaşam sağlığı üzerine olumsuz etkileri bilinmektedir. Bu nedenle, süt çocuğu ve küçük çocuklarda ideal beslenme ile ilgili anne adayları ve annelerin bilinçlendirilmesinin çocuk sağlığı ve erişkin sağlığı üzerinde olumlu etkileri olacaktır.

0-6 Ay Beslenmesi:

Günümüzde bebeklerin doğumdan itibaren ilk 6 ay boyunca yalnız anne sütü ile beslenmesi ve bu süre içinde su dahi hiçbir ek besin verilmemesi önerilmektedir. İlk 6 ay tek başına anne sütü ile beslenme, daha sonra uygun ek besinleri başlatılması ve emzirmenin iki yıl sürdürülmesi; süt çocuğu için ideal beslenmedir.

Bebekler doğumdan sonraki ilk yarım ile bir saat içinde emzirilmeye başlanmalıdır. Emmenin en aktif olduğu bu sürenin geçirilmesi emzirme başarısı ve süresinin olumsuz yönde etkilemektedir. Bebek ve anne aynı odada bulunmalı, böylece bebek ağladıkça beslenmelidir. Bebeğin sık sık ve uygun teknikle emzirilmesi, süt salgılanmasını sağlayan en önemli faktördür. Dolayısıyla, bebek daha iyi tartı alır, meme sorunları azalır ve emzirme alışkanlığı daha kolay yerleşir. Gece emzirmeleri de süt yapımının artması yönünden önemlidir, bebek en az 10 dakika emzirilmelidir. Bazı bebekler 20-30 dakikadan önce memeyi bırakmazlar. Eğer bir emzirişte tek meme emzirilmişse, bir sonraki emzirişte ikinci memeden emzirilmelidir. Eğer her iki memeden de emzirilmişse, bir sonraki emzirmede bebek son verilen memeden emzirilmelidir.

Bebek bezi hakkında tüm merak ettikleriniz için Molfix’in sizler için hazırladığı önerilere göz atın!

Başarılı bir emzirmenin gerçekleşmesi annenin bebeği memeye tutuşu ve bebeğin memeye yerleşmesinin doğru bir şekilde olması ile mümkündür. Anne bebeğini oturarak ya da yatarak emzirmek isteyebilir. Annenin kendini rahat hissettiği pozisyonda emzirmesi en uygun olanıdır. Hangi pozisyonda olursa olsun bebeğin memeye tutuluşunda dikkat edilmesi gereken temel noktalar şunlardır; bebeğin başı ve gövdesi düz bir hatta olmalı, vücudu annesininkine yakın olmalı, yeni doğmuşsa poposundan desteklenmelidir.

Bebeğin memeye yerleştirilmesi esnasında önce meme ucuyla bebeğin dudaklarına dokunulmalı, bebeğin ağzını genişçe açması beklenmeli, bebeği alt dudağı meme ucunun altına gelecek şekilde çabucak memeye tutmalıdır. Bebek memeye iyi yerleşmişse ve etkin emiyorsa; meme ucu çevresindeki kahverengi halkanın bebeğin alt çenesine yakın olan kısmı, üstte kalan kısma kıyasla bebeğin ağzına daha fazla oranda girmiş olduğu, bebeğin alt çenesi annenin memesine temas ettiği, emme esnasında bebeğin yanaklarının dolgun olduğu, bebeğin ritmik bir şekilde yavaş yavaş emdiği, yutkunma seslerinin duyulduğu gözlenir. Memeye iyi yerleşmeme sonucunda; boşalamaması sonucu memede gerginlik, bebeğin yeterince süt alamamasından dolayı bebeğin doymaması, memeyi reddetmesi ve tartı alamaması durumu ortaya çıkmaktadır.

Her annenin sütü kendi bebeği için idealdir ve yeterlidir. Anne sütünün yetersiz olduğu (mutlaka bir hekim tarafından 1-2 hafta izlem sonucunda karar verilmelidir) ya da anne sütünün verilemediği (annenin ağır hastalığı, radyoterapi ve kemoterapi alması, aktif tüberkülozu v.s.) gibi nadir durumlarda; olanak varsa bileşimleri anne sütüne çok yakın olan formül sütleri (endüstri sütleri) kullanılmalıdır. Temiz ve uygun hazırlama koşullarında formül sütleri ile sindirim sorunları nadirdir ve yapay beslenmenin sakıncaları en aza indirilmiş olur. Ancak doğal beslenmenin gerçekleşmediği ve ailenin ekonomik gücünün yetersiz olduğu durumlarda inek sütü ile beslenme önerilmelidir. Önce inek sütü bir taşım kaynatılmalı ve ilk 4 haftada 1:1, 1-4 ay arası 2:1 oranında (2 kısım süt 1 kısım su) sulandırılarak verilmelidir. Dördüncü aydan sonra tam süte geçilebilir. Kaloriyi arttırmak amacıyla 100g. süte veya sulandırılmış süte 5gr. (silme büyük çay kaşığı) oranında şeker eklenmelidir. Zorunlu olmadıkça 9 aydan küçük bebeklere inek sütü önerilmemeli, dokuzuncu aydan sonra ise verilen miktar dereceli olarak arttırılmalıdır.

6-12 Ay Beslenmesi:

Ek besinlerde geçiş için en uygun dönem 6.ayın sonudur (180 gün). 6-24 aylar arası dönemde ek besinlerin yanı sıra emzirmenin sürdürülmesi çocuk sağlığı açısından oldukça önemlidir. Sık emzirme devam ederken, 6.ayda küçük miktarlarda tamamlayıcı besinler başlanmalı ve çocuk büyürken besin miktarı arttırılmalıdır. Tamamlayıcı besinlerin kıvamı, süt çocuğunun ihtiyacına ve motor gelişimine uygun olarak, bebek büyüdükçe kademeli olarak arttırılmalıdır. Süt çocuğu 6.ayın başlangıcında püre halinde ezilmiş yarı katı besinleri yiyebilir, 8.ayda ise çoğu bebek parmak besinleri dediğimiz, ara öğünlerde yardımsız yiyebilecekleri besinleri tüketebilir. On ikinci ayda bebekler ailenin diğer bireylerinin tükettiği aile yemekleri ile beslemeye hazırdır, ancak bu besinlerin enerji yoğunlukları ve bebeğin ihtiyaçları hesaba katılmalıdır. Fındık, fıstık, üzüm, çiğ havuç parçaları gibi sert taneli besinler boğulmalarına neden olacağından sakıncalıdır. Süt çocuğunun besin ihtiyacını karşılamak, çeşitli besinleri içeren bir beslenme rejimi ile mümkündür. Et, tavuk, balık ya da yumurta günlük olarak ya da mümkün olduğunca sık tüketilmelidir. Hazırlanan besinlerin yağ içeriği yeterli düzeyde olmalıdır. Çay, kahve gibi düşük besin değeri olan, soda, gazlı içecekler gibi şeker oranı yüksek olan içeceklerden sakınmalıdır.

Tüketilen meyve suyu miktarının, besi değeri yüksek olan besinlerin alımını engellememesi için sınırlandırılmalıdır. 6.aydan sonra bebeğe su verilebilir. 12.aya kadar suyun kaynatılıp verilmesi gerekir.

Sağlıklı beslenen anne tarafından emzirilen bir süt çocuğunun günlük öğün sıklığı; 6-8 ayda 2-3 kez, 9-11 ayda 3-4 kez, 12-24 ayda 3-4 kez ve bir parça meyve gibi parmak besinlerinin sunulduğu 1-2 ara öğündür. Eğer her öğünde alınan besinin enerji yoğunluğu düşükse ya da bebek emzirilmiyorsa öğün sıklığı arttırılmalıdır.

Bebek bezi hakkında tüm merak ettikleriniz için Molfix’in sizler için hazırladığı önerilere göz atın!

Süt çocuğu anne ya da bakıcı tarafından doğrudan beslenmeli ve açlık, tokluk belirtilerine duyarlı olunmalıdır. Anne ya da bakıcı, bebeği yavaş ve sabırla beslemeli, yemeğe teşvik etmeli, ancak zorlamamalıdır. Ana besini reddeden çocuklar için değişik tat, lezzet ve yapıda yeni kombinasyonlar denenmeli ve teşvik yöntemleri arttırılmalıdır. Yemek esnasında çocuğun dikkatini dağıtacak oyunlar minimize edilmelidir. Yemek zamanlarının öğrenme, sevgi dolu konuşmalar için olduğu unutulmamalıdır.

Besinler doğru bir şekilde ve hijyen kurallarına uygun olarak hazırlanmalıdır. Besinlerin hazırlanmasından önce annenin ellerinin, yemekten önce annenin ve bebeğin ellerinin yıkanması, besinlerin hazırlandıktan hemen sonra tüketilmesi ya da uygun koşullarda saklanması, besinlerin hazırlanması ve sunulmasında ve bebeği beslerken temiz kase, bardak,kaşık v.s kullanılması ve temizleme güçlüğü nedeni ile biberon kullanılmaması; bu dönemde uyulması gereken kurallardır.

Süt çocuklarının sağlıklı gelişimi için vitamin ve mineral takviyeleri almaları gerekmektedir. Bazı toplumlarda emziren annelerin, hem kendi sağlıkları, hem de sütlerindeki uygun yeterliliği sağlamak için vitamin ve mineral desteğine ihtiyaç gösterir. Gebelik öncesi ve gebelikte de vitamin ve mineral desteği yararlıdır.

Hastalık esnasında emzirme sıklığını arttırma yolu ile sıvı alımının arttırılması ve bebeğin yumuşak, iştah açıcı, favori besinleri tüketmeye teşviki gerekir. Hastalık sonrasında ise normalden daha sık beslenme ve daha fazla miktarda yemeye teşvik önemlidir.

Sonuç olarak; süt çocukları ve küçük çocuklar; optimal büyüme-gelişme, zeka gelişimi, gelişim ve hayata sağlıklı başlangıç için yaşamın ilk iki yılı kritik bir dönemdir. Bu dönemde sağlıklı beslenme fırsatı kaçırılmamalıdır. Annelerin emzirme ve tamamlayıcı beslenme uygulamaları konusunda bilinçlendirilmesi ve uyumunun sağlanması, çocuk sağlığı açısından son derece önemlidir.

‘Türk Pediatri Kurumu doktorları tarafından hazırlanmıştır’

Kategoriler
Genel Kültür

Kivi Nasıl Yenilmeli, Faydaları, Yararları Nelerdir?

En güzel tropikal meyvelerden olan kivinin faydaları saymakla bitmiyor. İtalya’daki araştırmalar kivinin özellikle 6-7 yaşında çocuklarda solunum yolları üzerinde mucize gibi etkiler yarattığını gösteriyor.
Belirli bir süre kivi tüketiminin ardından çocuklarda nefes darlığı %32, gece öksürüğü %27, hapşırma %41, burun akıntısı %28 ve kronik öksürük %25 oranında azaldı.

Bunun sebebi ise kivinin içerisinde bulunan flavonoitlerin hücre içi hasarı azaltması ve DNA mutasyon ve hasarını önlemesi olarak gösteriliyor.

antioksidan özellikleri de var!

Kivi meyvesi içerisinde bol miktarda C, E, ve A vitamini barındırır. C vitamini suda çözünebilen antioksidan bir maddedir ve vücudumuzu koruduğu kanıtlanmıştır.

Kategoriler
Genel Kültür

Çocukların Zekasını Arttırmanın Yolları, Gerekli Besinler,Yapılması Gerekenler

Herkes çocuğunun zeki olmasıni ister ve bunun için elinden geleni yapar. İzte sizlere çocuğunuzun zekasını geliştirmek için yapılması gereken birkaç tavsiye. Özellikle çocuklar ve gelişme çağındaki gençler için dengeli beslenmek, çok önemli bir faktördür.

Dengeli beslenmede kilit noktolar vitamin, mineral ve protein dengesini sağlamak kadar, besleyici özelliği ön planda olan besinleri tüketmektir.

Çocuklarınızın zeka gelişimi üzerinde olumlu etkisi olan yiyeceklerin, beslenme zinciri içine daha yoğunlukla yerleştirilmesi, önümüzdeki yıllarda etkisini gösterecektir.

Vücudun kış aylarında daha fazla ihtiyaç duyduğu A, B1, B2 ve D vitaminlerinin yanı sıra omega yönünden de zengin olan balık, zihinsel gelişim konusunda yardımını ispatlamış bir besindir. Balığın kılçığında bulunan yüksek orandaki kalsiyum ve fosfor kemiklerin sağlığı ve dayanıklılığı bakımından önemli bir etkendir.

Balıkta bulunan pmega, beyin gelişimi ve gözün retina gelişiminde çok önemli görevlere sahiptir. Omega 3 yağ asitleri uzun zincirli yağ asitlerindendir.

Bugüne kadar yapılan araştırmalarda düzenli olarak omega 3 açısından zengin içerikli besinlerle beslenen bireylerde beyin yaşlanmasının yavaşladığı gözlemlenmiştir.

Vücudunun değerlendirebileceği en iyi omega-3 yağ asidi kaynağı balıktır. Soğuk deniz balıklarından somon, Norveç uskumrusu, morina balıkları en iyi omega 3 kaynaklarındandır.

Balığın dışında zeka gelişimi üzerinde etkisi kanıtlanan diğer besinler ceviz, badem kenevir, kenevir yağı, soya ve soya yağı da omega 3 yağ asidi öncülerini içerir.

Zengin bir beslenme ve iyi nesiller için, hem lezzetli hem de faydalı olan bu besinleri menünüzde sıkça kullanmanız diyetisyenler tarafından da sıkça vurgulanır.

Kategoriler
Genel Kültür SAGLIK

Bitki Çayları ve Faydaları

Gazi Üniversitesi Eczacilik Fakültesi Ögretim Üyesi Farmokognozi Ana Bilim Dali Ögretim Üyesi Prof. Dr. Ekrem Sezik, bitkisel çaylarin alternatif içecek, koruyucu ve tedavi amaçli olmak üzere üç grupta ele alindigini belirterek ‘Bu çaylar gün boyu içilen çay ve kahvenin yerine saglikli bir içecek olarak degerlendiriliyor. Çogu kisi sabah çayindan sonra artik, kusburnu, elma, adaçayi bitkilerinden hazirlanan çaylari tercih ediyor’ dedi.

Bitkisel çaylarin vücudun direncini artirarak hastaliklardan korudugunu belirten Sezik, bu çaylarin tedavideki rolü hakkinda bilgi verdi: ‘Nezle, grip gibi günlük rahatsizliklarin yaninda böbrek, karaciger hastaliklari, yüksek tansiyon gibi hastaliklarda da bitkisel çaylar yaygin bir sekilde kullaniliyor. Ancak, kanser gibi çok ciddi hastaliklarin tedavisinde bitkilerin çay halinde ilaç olarak kullanimi da görülmektedir.

İşte Bitki Çayları ve Yararları:

MERSİN ÇAYI

Astım bronşit ve nefes darlığını giderir. Bakterilere ve virüslere karşı iyi bir antiseptiktir. Kanama kesicidir. Yatıştırıcıdır. Verem bel soğukluğu, şeker hastalığı, akciğer iltihabı, müzmin ishal ve idrar yolu rahatsızlıklarında etkilidir.

NANE LİMON ÇAYI

Mide ağrılarını geçirir. Bulantıyı önler. Migren, uykusuzluk, baş dönmesi ve nezleye iyi gelir. Mide spazmlarını giderir. Kronik karın ağrılarını giderir. Gaz söktürücü. Kramp giderici, ağrı kesici ve antiseptik özellikleriyle ferahlatıcı özellikleri vardır

LİMON ÇAYI

A, B, C ve D vitaminleri ihtiva eder. Kalbi ferahlatır, böbrek tıkanıklıklarını ve bademcik iltihaplarını giderir. Tansiyonu düşürür. Nezleye iyi gelir. Sinir sistemini yatıştırır. Mideyi rahatlatarak hazmı kolaylaştırır, idrar sökmede etkilidir. Mide bulantısını keser ve kusmayı önler.

KANTARON ÇAYI

Dahilen kantaron içerdiği hiperisin maddesinden dolayı orta şiddetteki depresyona karşı faydalıdır. Özellikle menopozda görülen bitkinlik, endişe ve sıkıntıları giderici olarak kullanılır. Bitki taşıdığı bioflavonitler ve hiperforinden dolayı yatıştırıcı, sakinleştirici özelliğe sahiptir.

KARABAŞ ÇAYI

Ağrı kesici, yatıştırıcı, balgam söktürücüdür. Dahilen idrar yollarında, haricen basit yaralarda mikrop öldürücü etkisi olduğu bilinmektedir. Bilhassa sinirsel baş ağrısı, uykusuzluk ve yüksek tansiyon gibi şikayetlerde de etkilidir.
Bakterilere karşı etkisi bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir. Balgam söktürücüdür, kuru ve balgamlı öksürüklerde rahatlatıcı etkisi vardır.

ISIRGAN ÇAYI

İdrar arttırıcı özelliğe sahiptir. Organizmanın yıkım ürünlerine temizleyici metabolizmayı uyarıcı ve kuvvet verici, idrar yolları iltihabında ödem çözücü özelliğe sahiptir. Toksin atıcı, bakterilere karşı koruyucu etkisi vardır. Kalbe faydalıdır.

PORTAKAL-ELMA ÇAYI

Sindirim sistemine olumlu etkileri vardır. Soğuk algınlığı, öksürük, ses kısıklığına karşı kullanılır. Yatıştırıcıdır. Uyku verir, içindeki C vitamini ve pektin oldukça faydalıdır. Kolesterolü düşürür, idrar ve hacet yollarındaki sorunları giderir. Vücudun su dengesini korur. Yüksek derecede potasyum içerir. Cildin kurumasını sağlar. Kırışıklıkların meydana gelmesini önler. Kasları kuvvetlendirir. Damar sertliğini önler. Hazmı kolaylaştırır. Kalp krizi önlemede faydalıdır. Bulantı ve kusmayı gidermede etkilidir.

IHLAMUR ÇAYI

Ihlamur çiçeği yatıştırıcı, idrar verici, göğüs yumuşatıcı ve balgam söktürücü ve gıcık giderici olarak çay halinde kullanılır.Ihlamur çiçeği banyosunun da yatıştırıcı bir özelliği vardır. Balla karıştırılıp içilirse mide ülserine faydalıdır. Kan dolaşımını düzenler. Öksürüklerde yumuşatıcı rahatlatıcı ve terletici etkilere sahiptir.

NANE ÇAYI

Yapraklari çay hâlinde yatıştırıcı, mîdevî, gaz söktürücü, bulantıyı giderici olarak kullanılır. Bunun yanında çeşitli ilâçların terkibinde kullanıldığı gibi, yaprakları çiğ veya kurutulmuş olarak yemeklere konur. Nâne esansı, çok miktarda zehir etkili olmasına karşılık az miktarı mîde ağrılarına ve bulantılara karşı kullanılabilir. Nane uçucu yağı da oldukça fazla kullanılan bir yağdır. Bakterilere karşı etkilidir. Safra salgısını uyarıcı etkisi vardır. Nane en etkili gaz söktürücülerden biridir.

SİNAMEKİ ÇAYI

Memleketimizde çok kullanılan müshil ilâcıdır. Kolit ve spastik kabızlıkta kullanılmaz.

REZANE-ANASON ÇAYI

Mide ve bağırsak gazlarını gidericidir. Hazım kolaylaştırıcı, iştah açıcı özelliğe sahiptir. Uyku hissi verir. Emzikli bayanlarda süt bezlerini faaliyetini arttırır. Ağrı kesicidir. Kan dolaşımının düzenli olmasını sağlar. Kalbi kuvvetlendirir ve yorgunluğu giderir.

ZENCEFİL-IHLAMUR ÇAYI

Nefes darlığı, astım bronşitte faydalıdır. Bağırsak gazlarını giderir. Karın ağrılarını keser. Karaciğer tıkanıklığını, mide üşütmesini giderir. İshali keser. Ağrı kesicidir. Unutkanlığı giderir. Müzmin bronşite karşı çok etkilidir. Her türlü soğuk algınlığına iyi gelir. Gevşetici, sakinleştirici ve terleticidir.

NANE-IHLAMUR ÇAYI

Organizmanın savunma gücünü arttırarak ateşli soğuk algınlıklarını kısa sürede giderilmesinde etkilidir. Uykusuzluğa iyi gelir. Spazm gidericidir. Kan dolaşımını düzenleyerek migren ağrılarının giderilmesine faydalı olur. Göz çapaklarının giderilmesinde faydalıdır.

MELİSSA ÇAYI

Yapraklar yatıştırıcı, mîdevî, gaz söktürücü, terletici ve antiseptik etkilere sâhiptir. Huzursuzluk ve sıkıntıları giderir. Hafıza zayıflığına faydalıdır. Baş dönmesi ve kulak çınlaması gibi şikayetleri keser. Hazımsızlık, baş ağrısı ve migrende de faydalıdır. Daha çok çay hâlinde kullanılır. Balgama ve sedef hastalıklarına çok faydalıdır. Kalbe kuvvet ve ferahlık verir. Çarpıntı ve sıkıntıyı uzaklaştırıp zihni açar. Akrep sokmalarında yakı yapılırsa faydalıdır. Diş ağrılarını dindirir.

KUŞBURNU ÇAYI

Çok yoğun vitamin zenginliği nedeniyle gözlerin dostudur. Vücuda dirilik sağlar. 100 gram kuşburnunda bir sandık portakala eşdeğer C, B1 ve B12 vitamini vardır. Besleyicidir. İyi bir raşitizm ilacı, etkin bir kan temizleyicisidir. Güçlü bir kurt düşürücü ve bağırsak yumuşatıcısıdır. Mide kramplarına ve sindirim sistemi zorluklarına karşı faydalıdır. Enfeksiyonlara ve bulaşıcı hastalıklara karşı vücut direncini arttırır. Nezle ve gribe karşı koruyucudur. Kuşburnu A vitamini ve karotenoidler içermesi nedeniyle gece körlüğü ve diğer göz problemlerine iyi gelir ve bağışıklığı arttırır. Kansere karşı koruyucu etkisi vardır. Romatizma ağrılarını gideriyor. Basur tedavisinde iyi sonuç veriyor.

KEKİK ÇAYI

Bakterilere karşı etkisi bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir. Balgam söktürücüdür, kuru ve balgamlı öksürüklerde rahatlatıcı etkisi vardır.

SALEP

Öksürük ve bronşite faydalıdır. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Zihni çalıştırma gücünü arttırır