Kategoriler
EKONOMİ

Yeni Türk Ticaret Kanunu Metni, Yeni TTK Neler Getiriyor?

1535 Maddelik Türk Ticaret Kanunu 1 Temuz 2012 de yürürlüğe girecek, Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun şirketler için getirdiği değişiklikler kısaca şöyle:

Ortakların şirketten borç almaları yasaklanıyor

Yeni TTK’ya göre ortakların şirkete borçlanmaları yasak. Bu düzenleme ile şirket tüzel kişiliği ile ortakların kasalarının net bir biçimde ayrışması amaçlanmış. Bu düzenlemenin pratikte sıkıntı oluşturacağı açık. Ortaklar şirketlerinin nakit fazlalarını faizlerini ödeseler bile kullanamayacak.

Denetim kurulu yerine bağımsız denetim geliyor

Anonim şirketlerin denetimi, bağımsız denetim kuruluşlarına, SMMMve YMM’lere bırakıldı. Bağımsız denetçiler ve kuruluşlar ise yeni yürürlüğe giren ve geçen haftaki yazımızın konusu olan Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu tarafından belirlenecek.

Denetlemenin konusu, yıl sonu finansal tabloları ile yıllık raporların ve envanter de dahil olmak üzere, tüm muhasebenin denetimi.

Yeni TTK’nın getirdiği önemli yeniliklerden biri tek ortaklı şirketlerin kurulmasının mümkün olması. Bilindiği gibi anonim şirketlerin en az beş, limited şirketlerin iki ortakla kurulması gerekiyor.

Devredilemez görev ve yetkiler

Yeni TTK göre yönetim kuruluna murahhaslar ve genel kurulda devredilmeyecek görev ve yetkiler belirlenmiş.

Yönetim kurulu üyeleri tedbirli olmak zorunda

Yeni TTK’da yönetim kurulunun özen borcuna ilişkin “tedbirli yönetici” ölçüsü getirilmiş. Bu düzenleme ile şirket yöneticilerinin basiretli işadamı ölçüsünden vazgeçilmiş. Yönetim kurulu üyesinin ekonomideki bütün krizlerden, pazar şartlarındaki değişikliklerden ve belirsizliklerden doğan riskleri önceden teşhis etmesi ve gerekli önlemleri alması gerekecek.

Grup şirket kavramı geliyor

Yeni TTK ile şirketler topluluğu ve konsolidasyon ifadeleri ilk kez ticaret hukukumuza girmekte. Ana ve diğer ortaklıklar arasındaki ilişkiler, şeffaflık, hesap verilebilirlik ve menfaat dengesi temelinde kurallara bağlanmış.

Yönetim kurulunda değişiklikler

Yönetim kurulunun tek kişiden oluşmasına imkân sağlanmış. Ayrıca üyelerin pay sahibi olmaları zorunluluğu ortadan kaldırıldı. Yönetim kurulu üyelerinin en az dörtte birinin yüksek öğrenim görmüş olması zorunlu.

Genel kurul ve yönetim kurulu toplantısı elektronik ortamda yapılabilecek

Yönetim kurulu ve genel kurul toplantıları elektronik ortamda, yapılabilecek. Yönetim kurulu üyeleriyle pay sahipleri online oy kullanabilecek.

İnternet sitesi zorunluluğu

Sermaye şirketlerine internet sitesi kurma zorunluluğu gelecek. Gerekli tüm ilanlar, finansal tablolar, denetleme raporları başta olmak üzere tüm raporlar bu sitede kamuya açık olacak.

Birleşme, bölünme, tür değiştirmede değişimler

Şirketlerin birleşmeleri, bölünmeleri ve tür değiştirmeleri yeniden düzenlendi. Getirilen yeni hükümlerde ilave olarak kısaca, alacaklılar ve diğer hak ve menfaat sahipleri de korunmuş. Çalışanların devralan şirkete geçişleri, hakları ve sorumlulukları da ayrıntılı hükümlere bağlanmış.

Kaynak: http://www.bugun.com.tr/kose-yazisi/175945-yeni-turk-ticaret-kanunu-ne-getiriyor-makalesi.aspx

Buraya Kadar olan Kısım Bugün gazetesinden alıntıydı. Şimdi size vergiportalı com adlı siteden yaptığımız alıntıyı sunuyoruz:

1.ŞİRKETLER HUKUKUNA İLİŞKİN ORTAK KURUMLAR

A.Kurumsal Yönetim

Yeni TTK’ya hakim olan düşünce; kurumsal yönetimin halen borsa şirketleri için öngörülen kurallar bütünü olmasına rağmen, esasında tüm işletmelere uygulanması gereken bir yatırımcıya güven verme, sürdürülebilir gelişme kodeksi olduğudur. Bu sebeple Yeni TTK, tüm sermaye şirketlerine uygulanan iç yönetime, iç ve bağımsız denetime ilişkin somut hükümler getirmiştir. Yeni TTK’nın amacı, son yıllarda dünyada yaygınlık kazanan ancak ülkelerin ekonomik, finansal, siyasal ve kültürel yapılarının farklılığı dolayısıyla çeşitlilik ve karmaşa gösteren bu açılımı, Türk hukukuna sade ve karmaşa yaratmayacak şekilde yansıtmaktır.

Tasarının kurumsal yönetim yaklaşımı; (1) derinlemesine şeffaflık, (2) adillik, (3) hesap verilebilirlik, ve (4) sorumluluk olmak üzere dört ana temel üzerine oturmaktadır.

B.Sermaye Şirketlerinin İnternet Sitesi, Bilgi Toplumu Hizmetleri ve Erişim Hakkı

Yeni TTK kapsamında, her sermaye şirketi bir internet sitesi açmaya, böyle bir site mevcutsa bir bölümünü bilgi toplumu hizmetlerine özgülemeye mecbur tutmuştur.

Yeni TTK “bilgi toplumu”nu bilgiye ulaşabilen toplum olarak anlamaktadır. Bu yaklaşım, sermaye şirketleri bağlamında gerçekleşmektedir. İnternet sitesine; şirketler ilgili olup, paysahibini, küçük yatırımcıyı, alacaklıyı ve şirkette menfaati olan kişileri ilgilendiren tüm bilgiler, Genel Kurul (“GK”) toplantısı belgeleri ve çağrıları, yılsonu ara dönem finansal tabloları ile birleşme, bölünme bilançoları, denetleme raporları, denetleme raporları, değerleme raporları, rüçhan hakkı kullanma çağrıları, tasfiyeye ilişkin ilanları, iptal davası ilanları ve benzeri bilgiler konulur.

C.Tek Paysahipli Anonim Şirket (“AŞ”) ve Tek Ortaklı Limited Şirket (“LŞ”)

Yeni TTK uyarınca, tek paysahipli AŞ ve tek ortaklı LŞ hem kurulabilir hem de çok paysahipli/ortaklı olarak kurulan AŞ ve LŞ daha sonra tek pay sahibine veya ortağa düşerlerse, yasal bir şekilde yine faaliyetlerini sürdürebilirler. Şirket birden çok pay sahibiyle veya ortakla kurulmuş olup da daha sonra pay devri, çıkma ya da çıkarılma gibi işlemlerle pay sahibi veya ortak sayısı bire düşmüşse, şirket faaliyetine aynen devam edecek ve tüzel kişiliğini koruyacaktır. GK sıfatı ile verilen bütün kararların GK kararı olduğunun belirtilmesi ve kararların yazılı olması şartıyla, tek pay sahibi veya ortak, tek başına GK’nın tüm yetkilerini kullanabilecek, bütün kararları alabilecektir.

Söz konusu düzenleme ile, tek kişi işletmesinden sınırlı sorumlu bir şirket türüne, yani AŞ veya LŞ’ye geçmek isteyen işletme sahibinin, bu şirketi tek kişiyle kurması olanağı sağlanmış olacaktır.

D.Şirketler Topluluğu

Birden çok sermaye şirketinin, hakimiyet ilişkileri bağlamında, önceden belirlenmiş ve somut politikalara göre yönetilmesi amacıyla oluşturulan şirketler topluluğu Türk hukukunda ilk kez Yeni TTK ile düzenlenmektedir. İlgili hükümler ile, kontrol altında tutan hakim şirket ve kontrol altında bulunan bağlı şirket kavramları açık tanımlara kavuşmuş ve bunların hukuki konumları ve ilişkilerinin düzeni belirlenmiştir. Ayrıca, hakim ve bağlı şirket konumlarına sahip şirketlerin bunu kamuya açıklamaları öngörülerek modern şirketler hukukunu temellendiren şeffaflık ilkesinin gerekliliği yerine getirilmektedir. Hakim ve bağlı şirket ilişkilerinin bu her iki şirket yönetim kurulunca her yıl bir rapora bağlanması zorunluluğu öngörülerek, bu şirketlerin yönetimlerinin ilişkinin sonuçları hakkında ayrıntılı bilgiye sahip olmaları sağlanmaktadır.

E.Şirketlerde Yapısal Değişiklikler

Yeni TTK, şirketlerde yapılacak yapısal değişiklikleri, yani (i) birleşme, (ii) bölünme ve (iii) tür değiştirmeyi 60 maddede düzenlemiştir. Bu hükümlerin çoğu, ortakların, ortaklık alacaklılarının, işçilerin korunması; bunların haklarının ve alacaklılarının güvence altına alınmasına ilişkindir. Koruyucu kurum, mekanizma ve dava haklarının bir kısmı tüm yapısal değişiklikler için ortak hükümlere bağlanmıştır; diğerleri ise paralel düzenlemeler olup, farklılıklar özel kurallara tabi tutulmaktadır.

F.IFRS/UFRS’lerin Özdeşi Türkiye Muhasebe Standartları, Ticari Defterlerin Yeni Düzeni ve Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu

Yeni TTK’nın ticari defterlere ilişkin bölümü ile, sermaye şirketlerinin ve şirketler topluluğunun finansal tablolarına ve yönetim kurulunun yıllık raporuna dair hükümleri köklü değişiklikler içermektedir. Defter tutma yükümü, envanter, açılış bilançosu, finansal tablolar, bilanço ilkeleri, aktifleştirme yasağı, karşılıklar, dönem ayırıcı hesaplar, değerleme ile saklama ve ibraz hakkındaki hükümler tamamıyla yenidir.

G.Sermaye Şirketlerinde Denetleme

Yeni TTK, sermaye şirketlerinin, yani anonim, limited ile sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin ve şirketler topluluğunun denetiminde, reformcu bir anlayış ve çağdaş bir açılımla, köklü bir sistem değişikliği önermektedir. Değişiklik, ulusal ve uluslararası piyasalarda güveni kuracak, yerleştirecek ve Türkiye’ye yeni bir görünüş kazandıracak çapta ve niteliktedir. Bu bağlamda, yeni denetim;(i) uzman, mesleki yönden yeterli, teknik donanımlı, hukuki anlamda özenli, sorumluluğunun bilincinde olan, (ii) bağımsız bir denetçi tarafından Uluslararası Denetim Standartlarına uygun, (iii) meslek etiğine bağlı olarak gerçekleştirilen, (iv) mesleğin gereği olan şüphecilikle yapılan, (v) şeffaf bir denetim olacaktır.

2.ANONİM ŞİRKET

A.Anonim Şirketin Kuruluşu

Yeni TTK kapsamında, artık işlemeyen bir mekanizma haline gelen tedrici kuruluş kaldırılmıştır. Halka açık kuruluşu gerçekleştiren basit, sade, uygulanabilir ve özgün bir sistem getirilmiştir. Halen mevcut dar istisnalı normatif sistem pekiştirilmiş, özerk kuruluşların AŞ’nin gerek kuruluşunda gerek sermaye artırımlarında, modern hukukun reddettiği müdahaleci yetkilerine son veren bir hüküm getirilmiştir. Ayrıca, kuruluşun esası olan kurucular beyannamesi ile, öz denetim hukukumuza getirilmiş, kuruluştan doğan sorumluluk da etkili ve likit yükümlerle düzenlenmiştir.

Kuruluş, bundan böyle işlem denetçisi tarafından denetlenecektir. AŞ’nin kuruluşunu, sermayenin artırılmasını, azaltılmasını, birleşme, bölünme, tür değiştirme, menkul kıymet çıkarılması gibi işlemleri denetleyen kişiye işlem denetçisi denecektir.

B.Kapalı AŞ, Halka Açık AŞ ve Borsa AŞ

Yürürlükteki Ticaret Kanunu (“TK”) daha çok kapalı AŞ’ye uygun hükümler öngörmüşken, Yeni TTK tek pay sahipli AŞ, halka açık AŞ ile pay senetleri borsada işlem gören ve uygulamayla öğretide Borsa AŞ diye anılan gerçek halka açık AŞ için de hükümler getirmiştir. Böylece, halen uygulamada rahatsızlık yaratan önemli bir farklılık ortadan kaldırılmış; TK ile SPK arasındaki düzen ve sistem değişiklikleri giderilmeye çalışılmıştır.

C.AŞ’de Sermaye ve Paylar

Yeni TTK, halka açık olsun veya olmasın bütün AŞ’ler için iki sermaye sistemini kabul etmiştir: Esas sermaye ve kayıtlı sermaye. Böylece hukukumuzdaki kapalı AŞ ile halka açık AŞ arasındaki önemli bir fark ortadan kalkmıştır. Kapalı AŞ’lerde kayıtlı sermaye sistemini kabul etme, sisteme girme ve sistemden çıkma T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın düzenlemelerine bırakılmıştır. Bakanlık, konunun dinamizminin gerektirdiği düzenlemeleri yapacaktır.

Paylar, nakit ve ayın karşılığı olabilirken, ayni sermaye karşılığı payların iki yıl devredilemeyeceğine ilişkin yasak Yeni TTK’ da yer almamaktadır. İtibari değersiz pay kabul edilmemiştir ve asgari itibari değer 1 yeni kuruştur.

Yeni TTK imtiyazlı payları tanımaktadır, ancak mevcut TK’dan farklı olarak imtiyaz kavramı tanımlanmıştır. Diğer yandan, oyda imtiyaz sınırlandırılmış ve oyda imtiyazlı payların sermaye artırımını bloke etmesi olanağı ortadan kaldırılmıştır. İmtiyazlı pay sahipleri genel kurulunun toplantıya çağrılması, çalışması, karar alması açık kurallara bağlanmış ve yetkileri daraltılmıştır. Böylece, imtiyazlı paylar düzeni bloke edici olmaktan çıkarılmış adil ve savunulabilir bir sisteme bağlanmıştır.

D.Bir Anonim Şirketin Kendi Hisse Senetlerini İktisap veya Rehin Olarak Kabul Etmesi

Yeni TTK, bir AŞ’nin kendi hisse senetlerini iktisap veya rehin olarak almayı kabul etmesi yasağını, Avrupa Topluluğu’nun “sermaye yönergesi” olarak adlandırılan, şirketler hukukuna ait İkinci Yönergesi’ne uygun olarak, bir hayli gevşetmiştir.

Yeni TTK, özellikle hisse senetleri borsada işlem gören şirketleri manipülasyonlara karşı korumuş, kapalı şirketleri ise gereksiz ve yararsız endişelerle kıskaç altına almaktan kaçınmıştır. Sistem, yasağın korunması ve buna bazı istisnalar getirilmiş olması şeklinde nitelendirilmemeli, aksine, yasağın olası tehlikeleri ve kötüye kullanmaları önlemek için sürdürülmekle beraber, yararlı iktisap olanaklarıyla yumuşatılması temelinde tanımlanmalıdır. Yasak ve olanaklar yavru şirketleri ana şirketlerin hisse senetlerini iktisap etmeleri durumunda da geçerlidir. Olanaklar, kanunda sayılanlarla sınırlıdır. Yorumla genişletilemez.

E.AŞ’nin Yönetim Kurulu (“YK”)

Yeni TTK ile, YK olanağı Türk hukukuna getirilmiştir. YK üyesinin görevine başlayabilmek için pay sahibi olması şartı kaldırılmış ve tüzel kişinin de YK üyesi olabilmesi olanağı sağlanmıştır. Profesyonel YK açılımı gerçekleştirilerek, pay sahibi gruplarının YK’da temsil edilebilmesinin kanuni alt yapısı oluşturulmuştur. YK ile yönetim kavramları arasındaki farkı ortaya koyan sistem hükme bağlanmıştır.

Ayrıca, TK’da YK’nın profesyonelliğine ilişkin çeşitli hükümler yer almaktadır: üyelik için pay sahibi olmanın gerekmemesi, üyelerin belli bir kısmının yüksek öğrenim görmüş bulunması, oyda imtiyaz sayısının aşılmasının kurumlaşma açısından şart tutulması gibi.

F.Genel Kurul (GK)

Yeni TTK ile, GK’nın münhasıran yetkili olduğu ve devredemeyeceği nitelikteki yetkileri toplu halde gösterilmiştir. Bu yetkilere işaret edilirken özellikle halka açık AŞ’lere ilişkin sermayenin artırılması, menkul kıymet çıkarılması gibi istisnalara yer verilmiştir. GK’yı toplantıya çağırmaya yetkili olanlar yeniden düzenlenmiş, yetkililer arasından denetçi doğal olarak çıkarılmış ve azlığın çağrı yetkisi onun lehine kesin sürelere bağlanmıştır. Ayrıca, GK toplantılarının toplantı başkanlığı tarafından yönetimine ilişkin bir iç tüzüğün AŞ tarafından düzenlenmesi zorunluluğuna yer verilmiştir.

G.Sermaye Artırımı

Yeni TTK, AŞ’de sermaye artırımını, bir taraftan bilinen yöntemleri, yeni açılımlarla geliştirmiş, diğer taraftan da bu kurumu yeni türlerle zenginleştirmiştir. Bilinen sermaye artırımı türlerine esas sermayenin artırılması yanında, kayıtlı sermaye sisteminde sermaye artırımının eklenmesi ve iç kaynaklardan sermaye artırımının kanuni düzenlemeye kavuşturulması yeni açılımlardır. Şarta bağlı sermaye artırımı ise yeni bir konsepttir.

Şarta bağlı sermaye artırımında, sermaye ne YK ne GK kararı ile artırılacak ne de artırılan sermaye belirli kişiler tarafından taahhüt edilecektir. Sermaye artırımının dayanağı, bir esas hükmüdür ve bu hüküm aynı zamanda sermayenin nasıl, hangi tutarda, hangi süreler içinde gerçekleşeceğini gösterir.

H.Sorumluluk

Yeni TTK, AŞ’lerde çeşitli işlem, karar, beyan veya hazırlanan belgelerden doğan hukuki ve cezai sorumluluğu düzenlemektedir.

Yeni TTK kapsamında hukuki sorumluluk; (i) belgelerin ve beyanların kanuna aykırı olmasından doğan sorumluluk, (ii) sermaye hakkında yanlış beyanlar ve ödeme yetersizliğinin bilinmesi, (iii) Değer biçilmesinden sorumluluk, (iv) halktan para toplanmasından doğan sorumluluk, (v) kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu ve (vi) denetçinin sorumluluğu olmak üzere altı ayrı kategoriye ayrılmıştır.

3.LİMİTED ŞİRKET

Yeni TTK kapsamında, Limited Şirket (“Yeni LŞ”) birçok noktada mevcut TK’daki limited şirketten farklıdır.

Yeni LŞ, TK’nın aksine kolektif şirketten uzaklaşmış, adeta küçük ölçekli bir AŞ’ye benzemiştir. Sermaye en az 10,000 TL olarak belirlenmiş ve bir ortağın sadece bir sermaye payına sahip olabilmesi ilkesi kaldırılmış, bir ortağın birden fazla sermaye payına sahip olabileceği kabul edilmiştir.

Sermaye payının devrinde ve ispatında esneklik getirilmiş, ortakların sermaye payının devrini istedikleri gibi düzenleyebilecekleri ve şirket sözleşmesiyle devri kolaylaştırabilecekleri hükme bağlanmıştır.

A.Kuruluş

Yeni TTK ile, tek ortaklı LŞ’ye olanak tanınmış ve kuruluş süreci basitleştirilmiştir. Şirket sözleşmesinde öngörülmesi şartıyla sermaye payının alımı, önalımı ve geri alımı olanakları getirilmiştir. Bazı ortaklara veto ve üstün oy hakkı tanınmasının yolu açılarak, oy hakkının hesaplanmasında ve kar payının dağıtımında kanuni hükümlerden ayrılan düzenlemeler yapılabileceği öngörülmüştür.

B.Şirketin Finansal Gücü

Yeni LŞ’nin finansal gücü artırılarak alacaklılar ve ekonomi güçlendirilmiştir. Sermaye payının bir defada ödenmesi öngörülerek taksitlendirme kaldırılmıştır. Ayrıca, sermaye payının bedelinin tamamının bir defada ödenmesi sistemi geldiği için, temerrüt ve buna bağlı sonuçlar kaldırılmıştır. Dolayısıyla, temerrütün kaldırılmasına bağlı olarak ödenmeyen sermaye borcundan dolayı çıkarılan ortağın sermaye payının paraya çevrilmesinden doğan açık için seleflere başvurma kurumu kaldırılmaktadır.

Yeni TTK ile LŞ ortaklarına sağlanan en büyük güvence, küçük ölçekli LŞ’ler için özel standartlara ve diğer LŞ’ler için UFRS’ye göre hazırlanmış finansal tablolar ve bunların Uluslar arası Denetim Standartları’na göre denetlenmesi sistemini getirilmiş olmasıdır.

Kategoriler
SİNEMA

Avatar 2 Geliyor

İlki çok beğenilen Avatar hem görsellik hem de kalite bakımından muhteşem bir seri olacağa benziyor. Görselliğiyle izleyiciyi koltuklarına çivileyen Avatar’ın ikinci ve üçüncü filminin konuları sır gibi saklanıyor. Ancak filmin yönetmeni James Cameron’un Las Vegas’ta yapılan CinemaCon’da yaptığı açıklamaya göre, ikinci ve üçüncü film teknolojik donanım olarak daha gelişmiş ve akıcı olacak; “Bir filmi 48 ya da 60 fps’de yaparsanız bambaşka bir film olur. 3D size gerçeklik için bir pencere açıyor ve saniyedeki kare sayısının artışı o penceredeki camı ortadan kaldırıyor. Sonuçta bu gerçeklik. Gerçekten hayret verici.”

Cameron bu sözleriyle 24 fps(saniyedeki kare sayısı) ile çekilen ilk Avatar’ın devam filmlerinde fps’nin 48’e hatta 60’a çıkacağının sinyallerini verdi. Cameron’un yapımcı ortağı Jon Landau bunu başarabilecek dijital kameraların zaten var olduğunu dile getirdi; “Bunun için dijital kameralar var ancak bu kameraları yavaş çekim için kullanıyorlar. 48 ya da 60 fps’de bir görüntü çekip bunu 24 fps’de oynatıyorlar. Biz bunu yapıp yine aynı fps’de oynatmak istiyoruz.”

Kategoriler
OYUN

PsP 2 Çıkış Tarihi, Özellikleri ve Fiyatı

müpdelası olduğunu psp ni yeni nesil versiyonu PSP 2 le ilgil fiyat ve çıkış tarihi belli olur olmaz uzmanportal.com dan haberleri alabilirsiniz? Tasarımı tamamen değişen PSP nin özellikleri şöyle:

  • Dört çekirdekli işlemci
  • 5 inç dokunmatik OLED ekran
  • Çift analog kol
  • 3G ve Wi-Fi
  • Elektronik pusula

Ayrıca SONY bu ürün için PS3 kadar güçlü diyor. Sony’nin taşınabilir konsolu PSP’nin yenisinin PSphone çıkınca pek tutunamayacağı uzun zamandan beri söyleniyordu ancak son bilgilere göre Sony bunu zaten önceden düşünüp PSP2 (kodadı NGP) yi 4 çekirdekli işlemciyle şenlendirmiş ki bu performansı hiçbir telefonla yakalamanız mümkün değil.

Kategoriler
TARİH

Genç Osman Dönemi, Hayatı, Yenilikleri, Bilinmeyen Yönleri

3 Kasım 1604 yılında İstanbulda doğmuştur. Babası I. Ahmed, annesi Mahfiruz Haseki Sultandır. Mahfiruz Haseki Sultan Rum’dur. Sultan Genç Osman 14 yaşında iken, amcası Sultan Birinci Mustafa’nın tahttan indirilmesi üzerine Osmanlı tahtına oturdu. Annesi onun yetişmesi için çok titiz davrandı. Sultan Genç Osman iyi bir terbiye ve tahsil gördü. Arapça, Farsça, Latince, Yunanca ve İtalyanca gibi doğu ve batı dillerini klasiklerinden tercüme yapabilecek kadar güzel öğrendi. Genç Osman zeki, enerjik, atılgan, cesur ve gözüpek bir padişahtı.

Sultan Genç Osman, Fatih Sultan Mehmed devrine kadar yapıldığı gibi saray dışından, Şeyhülislam Es’ad Efendinin ve Pertev Paşa’nın kızları ile evlendi. Yavuz Sultan Selim devrinden itibaren padişah saray dışından evlenmediği için bu davranış önemli bir değişiklik oldu. Kendisine planlarını uygulayacak bir sadrazam bulamadı.

Tarihte eşine az rastlanır bir şekilde tahtan indirilerek, Yedikule zindanlarında boğularak öldürülen Sultan Genç Osman, babası Sultan Birinci Ahmed’in Sultanahmet Camii’nin yanındaki türbesine defnedildi. Tahta çıkar çıkmaz devlet erkanı içindeki üst düzey yetkilileri değiştiren, müderris ve kadıların atanma yetkilerini şeyhülislamdan alan Sultan Genç Osman çok yenilikçi bir padişahtı.

Sultan Genç Osman tahta çıktığı sırada Sadrazam Halil Paşa, İran seferindeydi. Osmanlı ordusu Pul-i Şikeste’de yenilmesine rağmen, İranlılar, mukaddes saydıkları Erdebil şehrinin Osmanlılar’ın eline geçme ihtimali üzerine barış istediler. Serav sahrasında, daha önce iki devlet arasında imzalanan Nasuhpaşa antlaşması baz alınarak imzalanan Serav Antlaşması’yla barış tekrar sağlandı.

Halil Paşa komutasındaki Osmanlı donanması 1620 yazında Akdeniz seferine çıktı. İstanbul’dan ayrıldıktan sonra Navarin’e gelen donanma, buradan da kuzeye, Adriyatik’e doğru yöneldi. Dıraç’da iki İtalyan gemisini ele geçirdikten sonra İtalya’ya asker çıkardı ve İspanyollara ait olan liman şehri Manfredonia’yı işgal etti.

Osmanlı Devleti ile Lehistan arasında bir dostluk mevcuttu. Dinyester ırmağı iki ülke arasında sınır oluşturuyordu. Osmanlı-Avusturya savaşlarında Lehistan ilişkileri gerginleştiyse de barış bozulmamıştı. Fakat askeri birliklerin geçimini Lehistan’a yaptığı akınlarla sağlayan Kırım Hanı, barışa aykırı hareket ediyordu. Bunun yanı sıra Lehliler Boğdan işlerine müdahaleden geri kalmadıkları gibi, Boğdan’a ait Hotin kalesini işgal etmişlerdi (1617). Ayrıca Eflak ve Erdel’in içişlerine müdahale etmeye devam ediyorlardı. Bu olaylar üzerine Sultan Genç Osman, kendisine yapılan muhalefetlere rağmen Lehistan seferine karar verdi. Bu arada Özi Beylerbeyi İskender Paşa komutasındaki birlikler, Purut kıyısında bulunan Yaş’ta, Lehlileri bozguna uğratmıştı (20 Eylül 1620).

Sultan Genç Osman, 1621 yılının Nisan ayında Lehistan Seferine çıktı. Lehler yeni ve daha büyük bir ordu meydana getirme çabasındaydılar. Avusturya’dan yardım alarak ordularını takviye ettiler. Osmanlı Ordusu 2 Eylül 1620’de Hotin önlerine geldi. Kale kuşatıldı ve Hotin kalesi önlerinde yapılan meydan savaşında, düşman siperlerinin ele geçirilememesi, askerlerin şevk ve heyecanını oldukça yıprattı. Yeniçerilerin de kendilerini tam olarak savaşa vermemeleri, bu savaşın kesin bir netice ile sonuçlanmamasına yol açtı. Lehistan elçilerinin savaşa kendilerinin neden olduklarını bildirmesi üzerine Hotin Antlaşması yapılarak sefere son verildi (29 Eylül 1621). Antlaşmaya göre Lehler ve Osmanlılar birbirlerinin topraklarına saldırmayacak Lehistan eskiden olduğu gibi Kırım Hanına 40.000 düka altın verecekti.

Yenilikleri
Sultan Genç Osman, Lehistan seferindeki başarısızlığının sebebi olarak askerin gayretsizliğini görüyordu. Askeri alanda bazı yenilikler yapma fikri böylece gelişti. İşe Kapıkulu Ocakları ile başladı. Yaptırdığı sayımda, asker sayısının maaş defterindeki kişi sayısından az olduğunu anlayınca fazladan para vermeyi kesti. Bu durum da, daha önce fazladan gelen paraları kendi ceplerine atan zabitlerin, Sultan Genç Osman’a düşman olmalarına yol açtı.

Sultan Genç Osman; her şeyin farkındaydı, ancak tecrübesiz olması yüzünden istediği yenilikleri yapamıyordu. Anadolu, Mısır ve Suriye askerlerinden oluşacak yeni bir ordu kurmak istiyordu. Aynı zamanda saray, harem ve ilmiye teşkilatlarını yeniden kurmak, yeni kanunlar çıkarmak gibi yenilikçi düşünceleri de vardı. Kapıkulu Ocakları bu durumdan rahatsızdı ve bunu belli etmekten kaçınmıyorlardı. Şeyhülislam Es’ad Efendi’nin başında bulunduğu ilmiye sınıfı ise fikir belirtmiyordu.

Sultan Genç Osman’ın Haleb, Erzurum, Şam ve Mısır beylerbeylerine asker yazdırmak için gizli bir irade gönderdiğinin sarayda adamları olan yeniçeriler tarafından öğrenilmesi, bardağı taşıran son damla oldu. Sultan Genç Osman asker toplamak için Anadolu’ya bizzat kendisi gitmek istiyordu. Bu arada İstanbul’a, Dürzi lider Maanoğlu Fahreddin’in Lübnan’da bir isyan çıkardığı haberi geldi. Sultan Genç Osman bunu bir fırsat bilerek, isyanı bastırmak için Anadolu’ya gideceğini söyledi. Ancak Sadrazam Dilaver Paşa ve Şeyhülislam Es’ad Efendi, koskoca padişahın küçük bir isyan için Anadolu’ya gitmesine gerek olmadığını söyleyerek, Sultan Genç Osman’ın Anadolu’ya geçmesini engellemeye çalıştılar. Başka bir çaresi kalmayan Sultan Genç Osman, hacca gideceğini ilan etti. Daha önce hiçbir padişah hacca gitmemişti. Sadrazam Dilaver Paşa ve Şeyhülislam Es’ad Efendi çok uğraştılarsa da Sultan Genç Osman fikrinde kararlıydı. Padişahın geçeceği güzergah üzerindeki vilayetlerin beylerbeyleri haberdar edildi ve hazırlık yapmaları istendi. Sultan Genç Osman’ın yanında 500 yeniçeri ve sipahi olacak, geri kalan asker İstanbul’un korunması için İstanbul’da kalacaktı. Sadrazam, defterdar, nişancı, rikab ümerası, gedikliler, 40 müteferrika ve 40 divan katibi hac kafilesinde yer alıyordu.

Ölümü
Padişah otağının Üsküdar’a kurulacağı günden bir gün önce Yeniçeriler Süleymaniye’de toplandılar. Ayaklanan yeniçeriler saraya girip bazı devlet adamlarını öldürdüler. Yeniçeri ve sipahileri ikna etmek isteyen Sultan Genç Osman, yeniçeri ağalarını merhamete getirmeye çalıştı. Ancak bunda başarılı olamadı. Yerine amcası Sultan Birinci Mustafa ikinci kez tahta çıkarıldı. İsyancılar o an için Sultan Genç Osman’ı öldürülmesini düşünmüyorlardı. Ancak Sultan Genç Osman’ın ne kadar dirayetli bir padişah olduğunu bilen isyanın elebaşları padişahın Yedikule zindanlarına götürülüp orada öldürülmesini istediler. Sultan Genç Osman sekiz tane cellata kahramanca karşı koymasına rağmen boğularak öldürüldü.

Sultan Genç Osman’ın naaşı, ertesi gün Sultanahmet Camii’nde kılınan cenaze namazında sonra Sultan Ahmed Camii’nde babasının türbesine defnedildi. Sultan Genç Osman’ın öldürülmesi Anadolu’da bazı isyanların çıkmasına sebep oldu. Osmanlı halkı padişahın öldürülmesini hiçbir zaman hazmedemedi. Sultan Genç Osman, gençliğinin en güzel günlerinde tahta çıkmış ve hep milletinin iyiliği için çalışmış, azim ve irade sahibi bir padişahtı. Ancak gençliği ve tecrübesizliği kendisine bu hazin sonu hazırladı.

Kategoriler
TARİH

I.Mustafa Dönemi, Hayatı,Bilinmeyen Yönleri

1.Mustafa 1591 yılında Manisada doğmuştur. Babası Sultan 3. Mehmed’tir. I. Mustafa’nın annesinin ismi kesin olarak bilinmemekle beraber Fûldane Valide Sultan olduğu bazı tarihçilerce rivayet edilmiştir. Osmanlı tarihinde ilk defa padişahlığın babadan oğula geçmesi kuralını bozarak kardeşinin arkasından tahta çıkmış olan padişah olması özelliğini taşır. İki ayrı defa padişahlık yapmıştır.

Kösem Sultan’ın, eşi I. Ahmet’i etkileyerek kayınbiraderi I. Mustafa’nın hayatta kalmasını sağladığı söylenir. I. Ahmet öldüğünde en büyük oğlu (Mahfiruz Hadice Sultan’dan doğma) II. Osman Genç Osman 13 yaşında olduğu için, hanedanın en kıdemli erkek üyesi olması bakımından, I. Mustafa’nın tahta çıkarılmasına karar verildi. Osmanlı Padişahları’nın on beşincisi olan I. Mustafa, her şehzade gibi iyi bir eğitim gördü. Sultan I. Mustafa ağabeyi Sultan I. Ahmed Han’ın vefatı üzerine 22 Kasım 1617’de hanedanın en yaşlı mensubu olarak tahta geçti. I. Mustafa devlet meseleleri ile ilgilenmediğini ifade ederek saltanatı kabul etmediyse de bu hal, devlet erkânı tarafından göz önüne alınmadı. Ancak gerçekten I. Mustafa devlet işleri ile ilgilenmeyip, devlet işlerini ehline teslim etmek istedi. Nitekim tahta çıktıktan 96 gün sonra 26 Şubat 1618 günü tahttan indi, yerine II. Osman geçti. Ancak yenilik taraftarı olmayanların tahrikleri neticesinde isyan eden yeniçerilerin 19 Mayıs 1622’de II. Osman’ı tahttan indirmeleri, Sultan Mustafa’nın yeniden ikinci defa tahta çıkmasına yol açtı. Bu sırada sultan II. Osman Han’ın veziriazam Kara Davut Paşa tarafından şehit ettirilmesi büyük karışıklıklara sebep oldu. I. Mustafa, Davut Paşa’yı azletti ancak isyanlar durmadı. İstanbul’daki karışıklıklar ve Anadolu’da meydana gelen isyanlar, Osmanlı Devleti’nin başında devlet işlerinden anlayan ve bunu yapmak isteyen bir padişahın bulunmasını gerekli kılıyordu.Şeyhülislâm Yahya Efendi ve devlet erkânı, I. Mustafa’nın yerine IV. Murad’ın geçmesi konusunda karara vardı.

I. Mustafa 1.5 yıl daha hüküm sürdükten sonra deli olduğu için 10 Eylül 1623 tarihinde şeyhülislam fetvası ile tekrar tahttan indirildi.Sultan I. Mustafa’nın kendi erkek çocuğu yoktu; çünkü deli olduğu için hiçbir kadınla evlenememişti. Yerine 11 yaşındaki diğer yeğeni ve Kösem Sultan’ın oğlu olan IV. Murat geçirildi. Sultan I. Mustafa tahttan indirildikten sonra 16 yıl daha yaşadı. 20 Ocak 1639 günü Topkapı Sarayı’nda vefat etti.Ayasofya Camii’nde Roma döneminde vaftizhane olarak kullanılan yapıya defnedilmiştir.