Kategoriler
Genel Kültür

Nasıl Dizi Oyuncusu Olunur?

Ülkemizde gelişen bir dizi sektörü bulunuyor. Artık gösterimde olan onlarca dizi bulunuyor. Bunun yanında da yayından kalkan birçok dizi de aynı şekilde bulunuyor. Bu dizilerde yüzlerce oyuncu görev alıyor. elbette bu yardımcı oyuncular yüksek paralar kazanmıyor ancak sektörde yükselme hayallerini canlı tutuyorlar.
Ajanslarının adres ve telefon numaraları…
Dizilerde çalışanlar ne kadar para alıyor?
Görevi Aldığı para (TL)
Yönetmen 5-20 bin TL
Senarist 5-15 bin TL
Müzisyen 2-8 bin TL
Yönetmen yardımcısı 500-5 bin TL
Başrol oyuncusu 10-30 bin TL
Orta kademe oyuncular 5-10 bin TL
noname (ünlü olmayan) oyuncular* 1-5 bin TL
Bölüm oyuncusu 500-1.000 TL arası
Diyaloglu yardımcı oyuncu 50-150 TL
figüran 20-25 TL
Not: Oyuncu paralerine yüzde 20-30 cast ajansı komisyonu dahil değildir.
Türkiye’nin önde gelen cast ajansları
Ajans adı Sahibi Telefon
Gaye Sökmen Ajansı Gaye-Sait Sökmen 0212 282 81 30 www.gayesokmen.com.tr
Tümay Özokur Casting Tümay Özokur 0216 478 14 48 www.tumayozokur.com.tr
Renda Güner Casting Renda Güner 0212 293 63 93-95 www.rendaguner.com
Harika Uygur Casting Director Harika Uygur 0212 525 81 68 www.harikauygur.com
İkon Prodüksiyon Casting Erdem Tütüncü 0216 414 66 69 www.ikoncastinajans.com
Ajans Tuba Taçan Tuba Taçan 0212 293 99 06 www.tubatacan.com
Familya Ajans Hasan Güngör 0212 570 74 05 www.ajansfamily.net
Sinema ve dizi sektörü kimlere kazandırıyor?
* Halen 45 dizinin, doğrudan ve dolaylı olarak en az 50 bin kişiye istihdam sağladığı belirtiliyor.
* Müzisyenler, film ve dizi müziklerini yaparak yüksek paraler kazanıyor. Kıraç, Toygar Işıklı, Kemal Sahir Gürel, dizilerden en çok kazanan müzisyenler olarak biliniyor.
* Yıllardır devlette ve özel tiyatrolarda çok fazla para kazanamayan oyuncular, sektörün canlanmasıyla yeniden para kazanmaya başladı.
* Romancılar ve senaryo yazarları da en parlak günlerini yaşıyor.
* Firmalar dizilere sponsor olarak ürünlerini kısa sürede tüketiciye tanıtma olanağı buluyor.
* Televizyon ve sinema yapımları reklam sektörünün de itici gücü oluyor.
* Yapımcılar, emlakçılara ve araç kiralama şirketlerine yeni iş kapıları açıyor. Dizilere mekan sağlayan emlakçılar, yalıdan ofise birçok mekanı kiralıyor. İstanbul Boğazı’nda dizilere yayınlanan konakların günlük kirasının 500 TL’yi bulduğu belirtiliyor.
* Film ve dizelerin çekildiği bölgeler tanınıyor ve iç turizm hareketi hareketleniyor. Kapadokya, Mardin, İzmit (Maşukiye), Sinop son yıllarda dizi turizminden payını alan bölgeler.
* Filmlerin DVD’lerinin yapılması hem kayıtlı hem de kayıt dışı ekonomiyi besliyor.
* Restoranlar, kuaförler, mobilyacılar, giyim firmaları, ev tekstili üreticileri gibi birçok sektör dizilere sponsor olup kendilerini tanıtıyorlar…
Hikayeleri senaristler sürüklüyor ama onların hayata geçebilmesi için ışıkçı, sesçi, kameraman gibi birçok ara çalışan görev alıyor. Bu alanlarda da nitelikli çalışan eksikliği bulunuyor. Durum böyleyken, Türkiye’de milyonlarca genç işsiz var. Bunu gören Kocaeli İşkur İl Müdürlüğü, söz konusu alanlarda kurs düzenlemeye karar vermiş. Ardından da MinT Yapım’ın sahibi Birol Güven’in kurduğu MinT Görsel Sanatlar Akademisi’yle işbirliği yapmış. Halen artistik hizmetler, kurgucu, kameraman, sahne makyajcısı, tonmayster, reklam ve TV program yapımcılığı mesleki eğitim kursları yapılıyor.
Projenin fikir babası olan İşkur Kocaeli İl Müdürü Öztekin Kaşukçi, son yıllarda Kocaeli’nde birçok dizi çekildiğini, halen de çekilmeye devam etiğini hatırlatıyor. Sanayi şehri Kocaeli’nde çekilen bu dizilerle gençlerin sektöre daha da ilgi duyduğunu gördüklerini söyleyen Kaşukçi, “Kursumuza yoğun ilgi oldu. Kasım 2009?da 175 kişilik bir kurs başlattık. Şu anda tamamlanma aşamasına geldi. Katılımcılarımız bir kısa film çekti. Yakında sertifika törenini yapacağız” diyor.
İşkur Ankara da benzer bir kurs başlatmış durumda. Kaşukçi, talep olması durumunda 2010 yılında da kursun devam edeceğini sözlerine ekliyor. İşkur’un kurslarına katılanlar hergün 15 TL ödüyor.
CAST’A GİRMEK İÇİN DOĞRU YOL
Sektörün hareketlenmesiyle birlikte oyuncu ihtiyacı da ortaya çıktı. Özellikle yeni yüzler arayan yapımcılar, cast (oyuncu) ajanslarıyla çalışıyor. Cast ajansları figüran dahil her kademedeki oyuncu gereksinimi karşılıyor. Rüştünü ispat etmiş oyuncularla genelde ajanslar sözleşme imzalıyor.
Türkiye’de güvenilir ve ciddi çalışan ajansların sayısının 20?yi bulduğu belirtiliyor. Ancak “çanta ajans” diye tabir edilenlerle birlikte bu sayının 200?ü geçtiği tahmin ediliyor. Sadece gençler değil her meslekten insan bu ajanslara oyuncu ve model olmak için kaydoluyor. Avukattan ev hanımına, öğretmenden mühendise birçok meslekten insan biraz şöhret, biraz da para ümidiyle ajansların kataloglarına giriyor.

Kategoriler
SAGLIK

Bel Fıtığı Nedir? Bel Fıtığının Bitkisel Tedavisi

Bel Fıtığının belirtileri belin alt kısımlarında ortaya çıkan ağrı, Bundan sonra bacağa doğru yayılan ağrıdır. Öksürme, aksırma, ıkınma, eğilme gibi hareketler ağrıyı arttırır. Kısımlarda uyuşma bulunabilir, bazen his kaybı da vardır. Bazı vakalarda dizkapağı refleksi de azalmış veya kaybolmuştur. Ani zedeleyici basınç, omur çekirdeği içindeki basıncı o derece arttırabilir ki, kıkırdağımsı tabakalardan fıtık teşekkül edebilir. Her halde de omurlar arası mesafe daralır ve mafsalda kısmi bir çıkık meydana gelir. Böylece, omurilikten sinir köklerinin çıktığı delikler daralır. Böylece bel fıtığı oluşabilmektedir. – Müzmin zorlanmalar da diskte değişikliklere sebep olurlar. Bu değişikliklerin, önce annulus fibrozusta olduğu kabul edilmektedir. Annulus fibrozus diskler arasında bulunan sert kıkırdaksı kısımdır. Buda bel fıtığına neden olabilmektedir. Teknik manada sebebi ne olursa olsun asıl sebebi aşırı ağır kaldırmak, omuriliğin kaldıramayacağı hareketler yapmak vücudun dengesini bozmaktır. Yukarıda ki belirtilerden şüphelenen kişiler bir fizik tedavi uzmanına görünmeli, sert yatakta yatmalı, ağır kaldırmamalı ve ani hareketlerden kaçınmalıdır. Bel fıtığı tedavi edilebilen bir hastalık olup , hastanın kendisini korumaması durumunda tekrar nüks edebilecek ve hastayı sonraki dönemlerde felç bırakabilecek kadar tehlikeli bir hastalıktır. Çok çeşitli tedavi yöntemleri bulunan bel fıtığı hastalığında ilk aşama tıp hekimlerine danışmaktır.

Bitkisel Tedavi için:

İbrahim Saraçoğlu bel ve boyun fıtığı için bitkisel kür bel ve boyun fıtığı için tavsiyeler doğal yollardan bel ve boyun fıtığından kurtulmak bel fıtığı nedenleri boyun fıtığı nedenleri bel ve boyun fıtığını geçirmek bel ve boyun fıtığına doğal önlemler Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu bel ve boyun fıtığı için kırkkilit bitkisi kürünü tavsiye ediyor.
Tarifi: Bel ve boyun fıtığı için 1 su bardağı suya 2-3 yemek kaşığı kırkkilit (atkuyruğu) bitkisi koyarak 5 dakika kaynatın. Bel veya boyun fıtığı olan bölgeye dıştan ılık olarak kompres yapın.Bu yazı İbrahim Saraçoğlu bel ve boyun fıtığı için bitkisel kür bel ve boyun fıtığı için tavsiyeler doğal yollardan bel ve boyun fıtığından kurtulmak bel fıtığı nedenleri boyun fıtığı nedenleri bel ve boyun fıtığını geçirmek bel ve boyun fıtığına doğal önlemler.hakkında yazılmıştır

Kategoriler
GÜNCEL

Akıllı Telefonlarda Batarya Ömrü Nasıl Uzatılır? iphone ve Android telefonlarda Pil Ömrü Uzatma Yolları

“Telefonun bataryası çabuk bitiyor ne yapmalıyım?” Diyorsanız;
Akıllı Telefonlarda Pil Nasıl Verimli Kullanılır ?
Gelişen sosyal medya kullanıcıları daha çok bilgisayar başında tutmakta veya akıllı telefon almaya itmektedir. Hal böyle olunca üretici firmalar bu ihtiyaca uygun telefonlar geliştiriyorlar ve kısa sürede normal teledon piyasasını tamamen değiştirdiler. Kullanıcıların akıllı telefonlardan duyduğu en büyük memnunsuzluk kısa süren batarya ömrü oluyor. Aslında bu sorunu birkaç önlem ile giderebilirsiniz. Uzmanportal.com olarak sizler için araştırdık:

Telefonunuzu genelde şarj ederken batarya ömrünün yüzde 10 veya altına inmesi sizi aldatmasın. Eğer cihazınızı şarj edecek bir nokta varsa yüzde 80 veya yüzde 70 gibi bataryanın tam doluma yakın olduğu zamanlarda cihazınızı şarh etmeye çalışın. Zira şarjınız dibe vurduğunda onu şarj etmeye başlarsanız, batarya şarj olmak için daha fazla uğraşacak bu da batarya ömrünü yıldan yıla azaltacaktır.

Elinizden geldiğince titreşim özelliğini kapalı tutmaya çalışın. Özellikle sık sık çağrı alıyorsanız batarya ömrünün kayda değer uzadığını fark edeceksiniz.Çünkü titreşim motoru pili gerçekten çok harcıyor.

Kullanmadığınız gereksiz gördüğünüz uygulamaları kapatmayı deneyin. Bu sayede telefonlar hem hızlanıyor hem de sık şarj etme derdinden kurtuluyor.Ayrıca göz kalabalıklığı da yapmıyor.

İnterne kullanmanız gerekmediği durumlarda WiFi ve 3G ağ bağlantılarını kapatın.Böylece hem pilden tasarruf hemde güvenlik sağlamış olursunuz.

Gereksiz yere yüksek parlaklıklı ekran kullanmayın.Ekran parlaklığını düşüşerek de batarya ömrünü artırabilmeniz mümkün.

Telefonunuzu kilitlemeyi unutmayın. Kendi kendine cebinizdeyken aktive olan telefonunuzun haberiniz olmadan şarjı azalabilir.

Telefonunuzu sıcak ortamda tutmaktan kaçının. Elektronik cihazlar sıcağı pek sevmezler. Aşırı sıcak ise batarya ömründe kayda değer bir azalmaya neden olur. Bu nedenle cihazınızı güneşin altına veya aşırı sıcak bir ortama koymamaya dikkat etmelisiniz.

Kategoriler
SAGLIK

Fazla Kilo Zararları, Obezite ve Hareketsizlik

Obezite dünyada giderek yaygınlaşırken, son 10 yıldır artan obezite sorunu ile ilgili, bilim adamları yaptıkları bir araştırmada, bilinenin aksine, hareketsizliğin şişmanlığı değil; şişmanlığın hareketsizliğe neden olduğu ortaya çıktı.

İngiliz yayın kuruluşu BBC’nin haberine göre, Peninsula Tıp Okulu’ndaki yaklaşık 11 yıl süren çalışmalarda, çocukların vücutları ile yaptıkları egzersizleri düzenli aralıklarla takip edildi.

-SADECE EGZERSİZ YETERLİ DEĞİL-
Araştırmalarda, yapılan egzersizlerin tek başına, kilo vermede herhangi bir katkısı olmadığı ortaya çıkarken, kilo alan çocukların daha az egzersiz yaptıkları gözlemlendi.

Çalışmalar sonucunda, yedi yaşındaki kilolu çocukların yüzde 10’dan fazlasının, her gün yaklaşık 4 dakika daha az egzersiz yapabildiği belirtildi.

-“DENGELİ BESLENMEK ÖNEMLİ”-
Araştırma ekibinin başkanı Profesör Terry Wilkin, yapılan fiziksel aktivitelerin dozunun azaltılmasından çok, beslenmenin önemine dikkat çekerek “Dengeli ve düzenli beslenme çocuklarda görülen obezite ile mücadelenin anahtarıdır” şeklinde konuştu.

Öte yandan, Bristol Üniversitesi öğretim üyesi Profesör Andy Ness, araştırmanın sonuçlarına “kısmen” katıldığını belirtti.

Ness, sağlıklı beslenme ile birlikte yapılan egzersizlerin altını çizerek, “Araştırmalarımızda, fiziksel aktivitelerin, işe yaradığını gördük. Ancak bu, tek başına yapılan egzersizlerin kilo vermek için yeterli olduğu anlamına gelmiyor. Buradaki birliktelik önemli” dedi.

Haberde ayrıca, Ulusal Obezite Forumu’ndan Dr.David Haslam’ın konuşmalarına da yer verildi. Haslam, obezite konusunda klinik araştırmacılarına önemli görevler düştüğünü belirterek, “Bizim yapmamız gereken, çocuklara müdahale etmeden uygulamalarımızı onlara göre ayarlamaktır. Zayıf çocukları tembelliğe itmek ise, yapacağımız en büyük hata olur” dedi.

Kategoriler
Genel Kültür

Klima Kullanmadan Serinleme Yolları ve Tavsiyeler

“Eskiden klima mı vardı?” diyenler çıkacaktır. Ama klima artık o kadar hayatın içindeki Klimasız ortamlarda sıcaklara katlanmak çoğu insan için oldrukça zor. Sayacağımız öneriler sizi klimasız bir evde bile serin tutmak konusunda işinize yarayabilir..

1. Ev içinde hava dolaşımını sağlamak için

vantilatör ve tavan pervanesi kullanın. Sıcak

havayı dışarı atmak için kapıları açmak ve

vantilatör kullanmak bir “egzoz” sistemi olarak

görev yapabilir ev içindeki her şeyi biraz daha

serinletebilir. Daha serin olan akşamlarda bütün

pencereleri açın ve mümkün olduğu kadar çok hava

dolaşımına izin verin. Güneş doğduğunda ise evi

mümkün olduğu kadar uzun süre serin tutabilmek

için bütün kapı ve pencereleri kapatın; perde ve

panjurları da kapattığınızdan emin olun.

Akşamları veya geceleri hava tekrar

serinlediğinde de camları ve vantilatörleri

tekrar devreye sokun.

 

2. Suyun serinletici gücünden faydalanın.

Kovalara su doldurup ayaklarınızı ıslatın. Islak

havlu ve bandanalar baş üzerine veya omuzlara

konduğunda serinletici bir etki yapar. Serin

duşlar alın, soğuk suyla dolu bir şişeden su

püskürtmeyi deneyin.

 

3. Aşağılara inin. Sıcak hava yükselir, bu

yüzden üst katlar altlardan daha sıcak

olacaktır. Bodrum katı öğlen sıcağından iyi bir

kaçış yolu olabilir.

 

4. Fazla sıcaklık kaynaklarını yok edin.

Ampuller gereğinden fazla ısı yayar, tıpkı açık

bilgisayarların yaptığı gibi. Ocak kullanmaya

gerek kalmaması için taze yiyecekler tüketin.

 

5. Belli bir miktar suyu vücutta tutmaya dikkat

edin, yani hava sıcak değilken tükettiğinizden

daha fazla su tüketin. Eğer çok fazla

terliyorsanız, elektrolitlerin yerine yenilerini

koymak için ya yemeğinizin yanında bol su içmeli

ya da elektrolit sağlayıcı özel içecekler

içmelisiniz. Susamak dehidrasyonun ilk

belirtisidir; bunu engellemek için susamadan

önce yeteri kadar su ya da sıvı almalısınız.

 

6. Alkol ve kafeinden kaçının, bu iki madde de

idrar söktürücü görevi yapar ve dehidrasyonu

teşvik eder.

 

7. Ev yapımı bir klima için, açık bir

soğutucunun ya da bir kase buzun arkasına konmuş

vantilatörün önüne oturun.

 

8. Sıcak artık dayanılmaz bir hal almışsa, günün

en sıcak saatleri boyunca klima sistemi olan

halka açık yerlere gidin. Kütüphaneler,

alışveriş merkezleri ve sinemalar serinlemek

için iyi birer yer olabilir.

 

9. Metabolik ısıyı artıracak ve vücudun

ısınmasına sebep olacak olan büyük porsiyonlu ve

fazla proteinli yiyecekler tüketmeyin.

 

10. Sıcakla ilgili acil durumlar, kramplar,

güneş çarpması gibi ısıya bağlı rahatsızlıkların

belirtileriyle ilgili bilgi sahibi olun. Acil

durumlarda ambulans arayın ve hastayı yardım

gelene kadar serin tutmaya çalışın.

 

11. Son olarak, ev hayvanlarının da hava

ısındıkça rahatsız olduklarını unutmayın. Onlara

soğuk duş aldırmak vücut ısılarını düşük

tutmakta yardımcı olur. Üzerinde yatabilecekleri

serin bir havlu veya vantilatörün hemen yanına

koyacağınız ıslak bir bez hayvanınızı

serinletecektir. Onlara içmeleri için bol soğuk

su sağlayın. Bir ev hayvanında sıcak çarpmasının

belirtileri nefes nefese kalma, büyük gözler,

çok fazla sayla salgılamak, sıcak cilt, seğiren

kaslar, kusma ve göz kamaşmasıdır. Eğer

hayvanınız bu belirtileri gösteriyorsa

veterineri arayın.

Kategoriler
SAGLIK

Kilo Almamak İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler

Çağımızın hastalığı olan obeziteye yakalanmamak için kendimize çok dikkat etmeliyiz. Yediklerimizin mevcut kilolarımızı arttırmamasına ve kilo vermemizi kolaylaştırmasını sağlamamız yeterli. Bunun için uzmanportal olarak sizlere on altın kural sunuyoruz.

1. Metabolizmanızı iyi çalışır duruma getirmek için mutlaka güne kahvaltı yaparak başlamanız gerekmektedir. İyi bir kahvaltı ile güne başlamak hem direncinizi koruyacak, hem kilo kontrolünde siz yardımcı olacak hem de metabolizma hızınızın yavaşlamasını engelleyecektir.

2. Ara öğün atlamak hem ana öğünlerde daha fazla yemenize hem de iştahınızın sürekli açık kalmasına neden olacaktır.

3. Yazın sıcaklar nedeniyle rahatlıkla içtiğimiz suyu soğuk havalarda rahatlıkla tüketemeyiz. Su vücudumuzdaki bütün metabolik reaksiyonların temel direğidir. Soğuk havada su kaybımız daha az olduğu için susama hissimiz azalır, ancak su ihtiyacımızı yine de karşılamamız gerekir. Metabolizmanızı çalıştırmak için susamasanız bile günde 2-2,5 (10-14 bardak) litre su tüketilmesi gerekmektedir.

4. Soğuk havalarda genellikle sıcak içecekler tüketilir. Sıcak içecek olarak de kafein-tein içeriği yüksek olan çay ve kahve tercih edilir. Ancak C vitamini içerdiği için kuşburnu çayı, gaz sorunlarına iyi geldiği için rezene çayı tercih edilirse daha iyi olur.

5. Hastalıklardan korunmak, savunma mekanizmamızı güçlendirmek için de A ve C vitamininden yeterli beslenmek gerekir. Sonbahar ve kış sebze-meyveleri de bu konuda bize yeterli oranda A ve C vitamini sağlayacaktır. Narenciye (portakal, mandalina, greyfurt), havuç, kivi, lahanagiller (karnabahar, lahana, brokoli, Brüksel lahanası), yeşil yapraklı sebzeler (maydanoz, tere, ıspanak) A ve C vitamininden zengin besinlerdir.

6. Gerek günlerin kısalması, gerekse havaların soğuması ile birlikte fiziksel aktiviteler azalır. Lifli besinlerin tüketiminin de azalması sonucu kabızlık sorunu kendini gösterir. Bu nedenle kuru baklagillerin, kepekli tahılların (esmer ekmek, bulgur, kepekli makarna/pirinç/erişte/un) ve özellikle C vitamininden zengin sebze ve meyvelerin tüketimine ağırlık verilmeli.

7. Kış yaklaştıkça, vücudumuz ısı değişikliğine uyum sağlayabilmek adına harcadığı enerjiyi düşürür. Azalan fiziksel aktiviteye paralel olarak yağ ve şeker tüketimi de kısıtlanmalı.

8. Bu aylarda güneş yüzünü daha az gösterdiğinden, D vitamini gereksinmesini karşılamakta sıkıntılar yaşanır. Bu nedenle havanın güneşli olduğu günlerde 20-25 dakika kadar güneş ışığından direkt olarak yararlanmaya (hafif tempolu yürüyüşler olabilir) ve haftada 2-3 kez balık yiyerek kalp sağlığınızı korumaya çalışın.

9. Uzun süreli açlıklardan kaçınılmalıdır. Enerji ihtiyacının karşılanması için fast-food ya da yağdan, şekerden zengin gıdalara yönelmek yanlıştır. Soğuk günlerde “Tatlı yersem ısınırım mantığından vazgeçilmeli, gün içerisinde yeterli ve dengeli beslenerek vücudun ısı dengesinin korunması sağlanmalıdır.

10. Mevsim geçişlerinde kilo artışı kaçınılmaz oluyorsa mutlaka uzman yardımı alınmalıdır.

Kategoriler
SAGLIK

Bebeğin Cinsiyetini Öğrenmek Artık Daha Erken Olacak

Yüzde yüze yakın sonuç, ABD’de bulunan Tufts Üniversitesi’nde yapılan çalışmalarda, bebeğin cinsiyetinin hamileliğin 7’nci haftasında öğrenilebilmesinin mümkün olduğu açıklandı. Uzman ekip, daha önceden yapılmış 57 araştırmada yer alan 6 bin 500 hamilelik sonuçlarını inceledi. Buna göre, anneden alınan kan örneği sayesinde yapılan testin büyük oranda doğru sonuç verdiği ortaya kondu. Yeni yöntemde, annenin kanında erkek bebekte bulunması gereken Y kromozomunun olup olmadığı araştırılarak, çocuğun cinsiyeti belirleniyor. Testin güvenilirlik oranı, yüzde 95 ila 98 olarak saptandı.

Ultrasonla 18. haftada öğreniliyor
Ultrason yöntemiyle en erken 18 haftalık gebeliklerde öğrenilebilen cinsiyetin, regl dönemi bir ila iki hafta geciken kadınlarca da rahatlıkla anlaşılabileceği açıklandı. Uzmanlar, yöntemin, cinsiyete bağlı genetik hastalıkların anneden miras alınmasına karşı daha güvenli erken müdahale şansı doğuracağını ifade etti. Zira, anneden çocuğa hamilelikte geçen hastalıkların teşhisi için kullanılan “bebeğin içinde bulunduğu sıvıdan örnek alınması yöntemi” düşük riski doğuruyor. Öte yandan, erken cinsiyet testinin, sağlık dışındaki amaçlarla kullanılarak kürtaj oranlarını yükseltebileceğine dikkat çekildi.

Kategoriler
SAGLIK

ORTA KULAK İLTİHABI Nedir? Tedavi Yöntemleri, Çocuklarda Orta Kulak İltihabı ,OTİTİS MEDİA

İstatistikler, üç yaşına kadar olan çocukların üçte ikisinin en az bir kez orta kulak iltihabı geçirdiğini gösteriyor. Özellikle bahar aylarında artan orta kulak iltihabı, tedavi edilmediği ve uzun sürdüğü takdirde işitme kayıplarına varan ciddi sonuçlar doğurabiliyor.

Orta kulak, kulak zarından sonra gelen kısımdır. İçinde sesin iletimini sağlayan çekiç, örs, üzengi kemikleri bulunur. Bu bölümde, geniz boşluğuna açılan bir kanal bulunur. Bu kanala östaki borusu denir. Bu boru, orta kulağa hava geçişini sağlar ve böylece hava basıncı dengelenir.

Çocuklarda çok sık karşılaşılan bir hastalık olan orta kulak iltihabına bakteriler neden olur. Akut ve kronik orta kulak iltihabı olmak üzere ikiye ayrılır. Akut iltihap; soğuk algınlığı, boğaz enfeksiyonu gibi rahatsızlıklardan sonra, östaki borusunun şişip kapanması sonucu bakterilerin orta kulakta birikip çoğalmasıyla meydana gelir. Kronik iltihap ise; uzun süren ve zaman zaman tekrarlayan bir rahatsızlıktır. Altı ayda 3 defadan fazla orta kulak iltihabı geçirilmesi hastalığın kronikleştiğini göstermektedir. Diğer hastalıkların (sinüzit, geniz eti, yarık damak gibi) olduğunu düşündüren bir durumdur. Seröz orta kulak iltihabında ise östaki borusu tıkanır ve orta kulakta sıvı toplanır. Basınç artışına neden olur.

Çocuklarda sıklıkla görülmesi östaki borusunun yatay bir şekilde ve kısa olmasından kaynaklanmaktadır. Bu yüzden bakterilerin orta kulağa geçişi kolaylaşır. Çocukların büyük bölümü 5 yaşına kadar bu enfeksiyona bir kaç defa yakalanmaktadır.

ORTA KULAK İLTİHABININ BELİRTİLERİ

Orta kulak iltihabında, çocuklarda daha belirgin olmak üzere, ağrı vardır. Diğer belirtileri işitme kaybı ve ateş yükselmesidir. Basınç artışı olduğundan, kulakta dolgunluk hissi uyanır. Ayrıca bebklerde huzursuz olma, beslenme zorluğu gibi problemler ortaya çıkar.

Ağrı hissi, eğilirken ya da otururken değişir. Eğildikçe basınç artışına bağlı olarak ağrı da artar. Dik otururken bu ağrı azalır. Basınç artışı sonucu kulak zarı delinirse, basınç dengelendiğindne ağrı azalır. Bu durumda kanlı ya da yeşilimsi renkte akıntı meydana gelir.

NASIL TANI KONUR?

Yapılan ilk muayene sonrası tanı konabilir. Otoskop adı verilen bir aletle kulak zarı incelenir. Orta kulak iltihabının tipine göre değişen belirtiler görülür. Bakteri sonucu oluşmuş iltihap varsa kulak zarı kızarmıştır ve şişmiştir. Kulak zarı bazı vakalarda deliktir ve akıntı görülebilir. Gerekirse bu akıntının kültürü yapılır. Bakterinin neden olmadığı, östaki borusunun tıkanması sonucu oluşan iltihapta, zar içe doğru çökmüş bir haldedir.

Kronik orta kulak iltihaplarında tanı koymak için bazı tetkikler gerekebilir. Bunun için işitme testleri yapılır ve işitme kaybının derecesi belirlenir. Orta kulaktaki basınç arttığı durumlarda, (seröz orta kulak iltihabı denir) basınç ölçümü yapılır. Bilgisayarlı tomografi, film çekimi hastalığın şiddetini ve ameliyat durumunu belirlemek için kullanılır.

ORTA KULAK İLTİHABI TEDAVİSİ

Tedavinin şekli orta kulaktaki iltihabın akut, kronik ya da seröz olmasına göre değişmektedir.

Akut iltihabın tedavisinde ağrı kesici ve bakterileri yok edecek penisilin türü antibiyotikler kullanılır. Bu tedavi süresi 2 hafta kadardır. Kulak zarı akut iltihapta çizilmez. Çok nadir durumlarda yapılır. Akut iltihap, yeterli tedavi yapıldığında, herhangi bir soruna yol açmaz.

Seröz iltihapta da ilaç tedavisi kullanılır. Eğer bu tedaviye yanıt alınamazsa, basıncı azaltmak için yapılacak küçük bir ameliyatla, orta kulaktaki sıvı dışarı çıkarılır. Alerjinin yol açtığı iltihap varsa, doktorunuz bazı besinleri

almamanızı önerebilir. Mutlaka tedavi edilmelidir. Çünkü işitme kaybına ya da orta kulaktaki keimlerde erimeye neden olabilir.

Kronik orta kulak iltihabının tedavisinde ilaç kullanımının yanında ameliyat gerekir. İltihap diğer dokulara yayılabilir ve kulak kemiklerini eritebilir. İşitme kaybına yol açabilir. Yayılma sonucu beyinde abse ya da beyin zarlarının iltihabı sonucu menenjit oluşabilir.

Orta kulak iltihabı ameliyatlarında kulak zarı çizilir ya da tüp takılır. Kulak zarının delinmesiyle içerideki sıvı boşaltılır. Bazı durumlarda sıvının çok yapışkan olmasından dolayı, sıvı boşaltılamaz ve bu durumda kulak zarında delinen yere tüp takılır. Bu tüple orta kulağa hava geçmesi sağlanır. Kronik orta kulak iltihapları için yapılan ameliyatlar genel anestezi altında kulak arkasından kesik açılarak yapılır. Sıvı boşaltılır ve kulak zarındaki delik kapatılır.

Ameliyat yapılmazsa işitme kaybı artar ve günlük yaşamaı zorlaştırır. Akıntının fazla olmadığı, işitme kaybının çok azolduğu bazı vakalarda hemen ameliyata gerek yoktur. Fakat tersi bir durumda mutlaka ameliyat gereklidir.

Şunu unutmamak gerekir ki, ameliyatın yapılması hastalığın tekrarlamayacağı anlamına gelmez. Hatta iltihap devam edebilir.

ORTA KULAK İLTİHABINDAN KORUNMAK İÇİN

Bebeklerin anne sütüyle beslendiği andaki pozisyonu, biberonla beslenmeye göre hastalığı önlemede daha etkindir. Yapılan araştımalarda oturarak beslenen bebeklerin, orta kulak iltihabına daha az yakalandığı görülmüştür. Ayrıca anne sütündeki maddeler, bağışıklık sağlar ve hastalığa yakalanma riskini azaltır.

Ayrıca bebeğin temizlik koşullarına dikkat edilmelidir. Bulunduğu ortamın hijyenik olmasıan özen gösterilmelidir. Kulak ağrısı çeken çocukların doktora götürülmesi hastalığın ilerlemeden tedavisi için gereklidir. Kulak yolunun tahrip edilmesi, kulak çöpünün yanlış kulanılması, diş çıkarmak kulak ağrısına neden olabilir.

Soğuk algınlığını önlemek için yapılan aşılar bakterielrin de üremesini engeller ve hastalığa yakalanma ihtimalini azaltır. Yapılacak düzenli kontrollerle, tedavinin nasıl devam edeceğine karar verilir. Kulaktaki sıvının boşalıp boşalmadığına bakılır. Kulağa sık sık su kaçmasını önlemek, üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunmak orta kulak iltihabından korunmak veya şiddetlenmesini önlemek için gereklidir.

“Bilinmesi gereken en önemli konulardan biri de orta kulak iltihabının sadece ilk altı ayın değil, daha ileriki yaşların da problemi olduğu. Ayrıca anaokuluna ve kreşe giden, anne ve babası sigara içen ve bu nedenle pasif içici durumunda olan çocuklarda orta kulak enfeksiyonları daha fazla görülür.”

Nasıl anlaşılır? “Çocuk sürekli kulaklarını çekiştiriyor ve kaşıyorsa; huzursuzluğu varsa, bunların yanında iştah azalması ve uykusunda düzensizlik gözleniyorsa, işitme güçlüğü, kulak akıntısı ve ateşi varsa, orta kulak iltihabından şüphelenilmesi gerekir. İltihabın uzunsüre kalması durumunda çocuklarda denge bozuklukları, sık sık düşme, sakarlık, yürümede ve konuşmada gecikme ortaya çıkabilir. Enfeksiyonun iç kulağa yapacağı etkilerle, baş dönmesi ve kulak çınlaması da oluşabilir.”

Önemsenmesi gerekiyor “Ortakulak, konum olarak yüz sinirine, beyne, işitme ve denge organına son derece yakındır, iltihabın diğer organlara da sıçraması söz konusudur. Enfeksiyon sayısıyla birlikte risk de artar.

Senede bir enfeksiyon geçiren bir çocuğun bu risklerle karşılaşma oranıyla, senede 10 enfeksiyon geçiren bir çocuğun risk oranı arasında 10 kat fark bulunur. Orta kulak iltihabı geçiren çocuklarda, o anda alınan mikrobun direncine ve çocuğun bağışıklık sisteminin durumuna göre hastalığın seyri hafif de olabilir. İltihapların %70`i hiçbir müdahale olmadan kendiliğinden geçer. Bakterilerin yol açtığı durumlarda antibiyotik tedavisi uygulanır. İleri evrede ise ancak ameliyat tedavisiyle çözüme ulaşılır. Çocuklardaki orta kulak iltihabı etkili şekilde tedavi edilirse, sorun büyümeden çözülür ve meydana gelebilecek işitme kaybı normale döner. Bu nedenle orta kulak iltihabının belirtilerini tanımak ve gerekli tedaviyi uygulamak büyük önem taşır.”

Kategoriler
YEMEK TARİFLERİ

Kadın Budu Köfte Nasıl Yapılır? Tarifi, Yapılışı

İçerisinde bulunan besin maddeleri sayesinde tam bir enerji deposu olan kadınbudu köfte maharet isteyen bir yemektir.

Hem sıcak hem de soğuk halde servis edilebilen bu köfte çeşidi mutfakta uğraşmayı seven ve misafirlerine muhteşem tatlar sunmayı isteyenlerin listesinin başında yer alır.

İşte kadınbudu köfte tarifi!

Malzemeler:

500 gr. dana kıyma, 1/2 adet soğan, 50 gr. pirinç (haşlanmış), 1 ActiFry kaşığı kıyılmış maydanoz, 1/4 ActiFry kaşığı kırmızı toz biber, 1/4 ActiFry kaşığı karabiber, 1/2 ActiFry kaşığı tuz, 1 adet yumurta, 2 adet yumurta (çırpılmış), Un ve galeta unu (yeteri kadar), 1 ActiFry kaşığı sıvı yağ.

Yapılışı:

Adım 1:

1.Soğanı soyup yemeklik doğrayın. Pişirme haznesine sıvı yağı koyup ActiFry’ı çalıştırın. 2 dakika sonra kıymanın yarısını ve soğanları pişirme haznesine koyup 7 dakika kavurun. Bir kenarda soğumaya bırakın.

Adım 2:

2.Kavurduğunuz kıymayı kalan kıyma, çırptığınız 1 adet yumurta, haşlanmış pirinç, maydanoz, kırmızı toz biber, karabiber ve tuz ile birlikte iyice yoğurun. Buzdolabında 15 dakika dinlendirin.

Kategoriler
Genel Kültür

Anne Sütünü Bıraktırma Yöntemleri

Anne sütünü bıraktırmak çok zorlu bir süreçtir. Ancak bu süreci en kolay şekilde atlatmak için uzmanların yardımı bi hayli işe yarıyor. Emzirmeyi bırakmak için en doğru zamana karar vermektir. Çocuğunuzu ne zaman memeden kesmeniz gerektiğine doğumundan itibaren onu tanıyan, gelişimini ve büyüme süreçlerini takip eden çocuk doktorunuz vermelidir. Bu dönemde çocuk doktorunuzla birlikte hareket etmelisiniz.

Çocuk doktorunuzun artık zamanı geldi , emzirme sonlandırma sürecine başlayabiliriz ifadesinden sonra dikkat etmeniz gerekenler nelerdir ?

1) Bu sürece öncelikle annenin duygusal olarak hazır olması gereklidir. Emzirme ; her kadının annelik süreci için farklı duygular yaşadığı bir dönemdir. Bebeğinin ona olan bağlılığından mutluluk duyar ve onu büyüttüğünü, güzel beslediğini ona hissettirir. Bebeğinden bu şekilde ayrılmaya duygusal olarak hazır olmalıdır. Eğer anne duygusal olarak hazır olmadan bu sürece başlarsa yeniden başa dönen ve bir türlü başarılamayan memeden kesme süreçleri gözlemleyebiliriz.

Bu süreçte anne duygusal olarak rahatlamak için neler yapmalıdır ?

Anne; bebeğinin artık büyüdüğünü daha iyi görecektir. Çocuğu bir birey olarak beslenmesinde anneden bağımsız olarak hareket edebilecek , kendi gelişiminin daha sağlıklı ilerlediğini anneye gösterecektir. Bunu başarabilen bir çocuğu olduğunu görmek bir anneyi daha mutlu eder.

Duygusal olarak rahat olduğunuz bir dönemde memeden kesme sürecine başlamalısınız. Stresli olduğunuz dönemlerde daha sabırsız, sinirli ve aşırı duygusal olabilirsiniz. Yaşadığınız stres çocuğunuza yansıyabilir.

2) Çocuğunuz da emzirmeyi bırakma döneminde rahat olmalıdır. Çocuğun stresli olduğu dönemler ( diş çıkarma, bakıcı değiştirme, ev değişikliği vb ) başarıların geciktiği ve çocuğun duygusal olarak daha fazla baskı yaşadığı dönemlerdir. Bu nedenle çocuğunuzun ve sizin rahat , daha mutlu olduğu dönemleri tercih etmelisiniz.

3) Memeden kesme dönemleri her çocuk için zorlu bir süreçtir. İlk doğduğu günden itibaren size bu kadar yakın olduğu, kokunuzu hissettiği, teninizle rahatladığı bir süreci bırakmak ona üzüntü verecektir. Alıştığı bir şeyi yeniden yaşayamamak onu sinirlendirecek, huysuzlaşmasına neden olacaktır . Bu tepkisi oldukça doğaldır. Önemli olan annenin bu süreçte yaşanan stresin doğal olduğunu kabul etmesi ve bu dönemde sabırlı davranmasıdır .

4) Birden kesme yöntemleri çocuğunuzu duygusal olarak zorlayabilir. Annenin kendisini reddetmesi onu sevmediği , değer vermediği , istemediği duygusunu ortaya çıkarabilir. Bu nedenle aşamalı bırakma yöntemleri daha çok önerilmektedir.

5) Aşamalı bırakma yönteminde çocuk yine stres yaşar, ama yaşadığı stresin derecesi diğerine göre daha düşüktür. Önce gündüz sonrasında gece bırakma sürecine geçilmelidir. Gündüz emzirme sıklığını çocuğunuzun yaşam düzenine göre azaltmalısınız . Gündüz başarılarının arttığını hissettiğiniz dönemde gece sürecine geçebilirsiniz.

6) Bu süreçte anlayışlı ve sabırlı davranmalısınız. Diğer aile üyelerini bu süreçle ilgili bilgilendirmeli ve ekip olarak birlikte hareket etmelisiniz. Özellikle bu dönemde ona olan sevginizi sık sık dile getirin. Yaşadığı stresin azaltılması için oyunu ve eğlenceyi unutmayın. İstediklerinin olması konusunda bu dönemde ona daha uyumu davranabilirsiniz. Tensel temasınızı gün içerisinde mümkün olduğunca arttırın , özellikle uyku dönemlerinde ona yakın olmaya özen gösterebilirsiniz. Artan sinirlilik sizin dokunuşlarınızla azalabilir, sakinleşmesine yardımcı olabilir.

7) Bu dönemde kararlı davranmalısınız. Kararlılık bu süreçte çocuğunuzu zorlamak veya duygusal olarak baskı altına almak anlamına gelmez. Kararlılık; yukarıda bahsettiğimiz yöntemleri adım adım uygulamak konusundaki duruşunuzudur. Kararsızlıklarınız, sürekli yeniden başlama süreçleriniz çocuğunuzu duygusal olarak daha çok zorlayacaktır.

8) Sütü anne memesinden değil eğlenceli bir bardaktan içmek çocuğunuzun motivasyonunu arttırabilir . Ona bir alışveriş sonrası komik bir bardak hediye edebilirsiniz. Her başarılı içişi evde ailecek alkışlayabilirsiniz.

Bazı çocuklar bu davranışlara tepki gösterebiliyor. Bardağı da alkışları da reddedebiliyor. Bu tür tepkiler verdiğini gözlemlediğinizde alkışları , bardağı ortadan kaldırabilirsiniz. Bu dönemde biberona geçişi kabul eden çocuklar da olabiliyor .

Unutmayın ! Doğru zamanda ve doğru yöntemlerle başarılan her gelişimsel aşama çocuğunuzun sağlıklı büyümesine zemin hazırlar.

Psikolog Eda Gokduman