Kategoriler
SAGLIK

Hızlı Kilo Vermenin Yolları, Dyet Yapmadan Kilo Verme Yöntemi

Gündelik yaşantınızdan taviz vermeden birkaç tüyo ile zayıflamanın yollarını arayanlar için önemli bazı notlar sunuyoruz. Su vücudumuzda hücrelerin, dokuların ve organların sağlıklı çalışabilmesi açısından hayati bir önem taşır. Susuz kalan vücut dehidre olur ve bunun sonucunda hücreler oksijensiz kalır.

Su içmek yediğimiz besinlerin daha kolay çözünmesini sağlar ve dolayısıyla sindirime yardımcı olur. sindirim sistemi hızlı çalışan bireyler ise diğerlerine oranla çok daha çabuk kilo verebilmektedir. Bu nedenle asla unutmayın ki su içmeden yapılan hiçbir diyet başarıya ulaşmayacaktır. Sağlıklı bir şekilde kilo vermek istiyorsanız günde en az 2 litre su içmeye özen gösterin.

Kocaman bir tabağa koyabileceğiniz çeşit ve miktarları oldukça fazladır. Güzel bir şekilde yerleştirilmiş kızartmalar tabakta çok hoş görünse de yemek borunuzdan geçtiklerinde artık potansiyel kaloriler olarak vücudunuza giriş yapmışlar demektir. Yemek yerken daha küçük bir tabak tercih ettiğinizde psikolojik olarak doygunluk hissedersiniz ve daha az yemeye eğilirsiniz.

Yediğiniz bir bisküviyi bile bir kenara not edin. Gün sonunda listenin uzayıp gittiğini gördüğünüzde canınız sıkılacak ve aldığınız fazla kaloriler gözünüze batacak. Ertesi gün daha dikkatli bir şekilde ve öğünleri atlamadan yediğinizi fark edeceksiniz. 1 hafta geçmeden yeni düzene alışacak ve vücudunuzun da bu durumdan oldukça memnun kaldığını göreceksiniz.

Diyet yemeklerinin, sebze haşlamalarının tatsız tuzsuz olduğunu düşünebilirsiniz. Kesinlikle haklısınız. Ancak bunun da bir çözümü var. Baharatlar! Haşladığınız sebzelerin üzerine serpeceğiniz birkaç tutam hayatınızda kocaman değişiklikler yapmanızı sağlayacak.

Egzersizler ve sürekli devam eden hareketlilik durumu enerji kaybına yol açacağından protein tüketimine dikkat etmeniz gerekir. Bol miktarda protein içeren kırmızı et, meyveler ve sebzeler menünüzden asla eksik olmamalı.

Tahılların ve unlu mamullerin içerisinde bol miktarda bulunan karbonhidratın vücutta yakımı daha zordur. Bu nedenle hamur işlerinden mümkün olduğunca uzak durmanız gereklidir. Tokluk hissini artırıyor da olsa karbonhidratlar kilo vermenizi zorlaştıracaktır.

Spor salonuna gitmek işten sonra vakit bulamadığınız bir aktivite olabilir. O zaman spor salonunu evinize getirin. Piyasada satışa sunulan ve egzersizi kolaylaştıran birçok ürün mevcuttur. Zamanını kendiniz ayarlayacağınız yarım saatlik egzersizlerle vücudunuzun şekil almasını sağlayacaksınız.

Kategoriler
GÜNCEL

Bahar Yorgunluğuna İyi Gelen Birkaç Önemli Tüyo ve Öneri

İlkbaharın gelmesiyle birçok kişinin muzdarip olduğu Bahar Yorgunluğu sendromu gündelik işlerimizi olumsuz etkiliyor. Bu yorgunluğu üzerinizden atmak için işte sizlere birkaç önemli tüyo:

Güne kahvaltıyla başlayın: Tam buğday ekmeği ve beyaz peynirle hazırlayacağınız sandviç klasik bir tercih olabilir. 10 adet kavrulmamış taze badem, 1 dilim ananas, 1 bardak süt pratik bir seçenek. Bademi özellikle öneriyoruz çünkü içeriğindeki yağın yüzde 70’i tekli doymamış yağ asitlerinden oluşuyor.

Sakın susuz kalmayın: Kuzey Amerika Uluslararası Sıvı Tüketimi ve Sağlık Konferansı verilerine göre; sağlıklı bir beden için erkeklerin günde 3.2 litre, kadınlarınsa 2.2 litre su içmesi gerekiyor. Özellikle mevsim geçişlerinde enfeksiyondan korun- mak için vücudun kalkanı bağışıklık sistemini güçlendirmekte fayda var. İşe bağırsaklardan başlanmalı. Bu bölge, bağışıklık sisteminin büyük bölümünü oluşturuyor.

Bakterilere karşı yulaflı kalkan: Yoğurttaki probiyotik, yararlı bakteriler bakımından oldukça zengin. Yoğurt; içerdiği yüksek kalsiyum oranıyla kilo kontrolüne de yardımcı olur. Ancak alışverişinizi yaparken etiket dedektifi olmayı unutmayın; yoğurttaki katkı maddeleri ne kadar az olursa o kadar yararlı demektir.
Yulaf ezmesi, sağlıklı bir besin olmasının yanında, müthiş bir lif kaynağı. Lif kaynağını ve zengin besin içeriğini sağlayan beta glukanlar, vücudun enfeksiyonlara karşı verdiği savaşı destekleyip bağışıklık sistemini geliştiriyor.

Ananas enerji kaynağı: İçerdiği bromelain enzimiyle rahat sindirim sağlıyor ve iltihaplanmayı önleyici özelliğe sahip, Manganez bakımından zengin. Manganez aynı zamanda ‘süpreoksit dismutaz’ olarak adlandırılan anti-oksidan enzimin harekete geçirilmesini sağlıyor. Kahvaltıda olmasa
bile gün içinde herhangi bir öğünde tüketeceğiniz 1-2 orta boy dilim ananas, hem sindirimi rahatlatır hem de yüksek anti-oksidan içeriğiyle hücrelerinizi yapılandırır.

Yeşil mercimeği ihmal etmeyin: Haftada toplam 14 öğünümüz var; bu 14 öğünün dört öğününde mutlaka kurubakliyatların prensesi yeşil mercimeğe yer ayırın. Ara öğünlerde kan şekerinizi dengelemek, uyku halini üzerinizden atmak adına 3-4 adet siyah erik kurusu veya 2-3 adet kuru hurma tüketin.

Antİ-oksİdanları unutmayın: E vitamininden faydalanmak için tam buğday unundan ekmek, selenyum için balık eti ve beyaz lahana, A vitamini kaynakları içinse tercihinizi kabak tatlısından yana kullanın. Sıraladığım bu iki vitamin ve bir mineral anti-oksidanların başında geliyor. Sağlıklı bir vücut için anti-oksidanlar vazgeçilmezdir.

milliyet .com

Kategoriler
SAGLIK

Biberden Gelen Sağlık

Yeşil biber ve çarliston biberi hemen her yemekte kullanırız ve salatalarımıza muhteşemler bir tat katmasına da asla hayır demeyiz. Biber, beta karoten, C, P ve K vitaminleri açısından oldukça zengindir. Bu özellikleri sayesinde mideyi güçlendirir, iştah açar ve mide tembelliğini önler.

Mutfağınızın demirbaşlarından olan biberin kurutulmuş haldeki baharatı da oldukça yaygın bir kullanıma sahiptir. Yemeklere tat katan biber, kısacası sürekli elimizin altında bulunması gereken bir sebzedir.

Kızartması da yoğurtla sunulan biberin ise uzun süre yağda pişirilmiş hali mide şikayeti olanlar için pek önerilmemektedir. Oldukça kuvvetli bir sebze olan özellikle acı biber mide ve bağırsaklarda tahrişe yol açacaktır. Sürekli ve sık aralıklarla tüketildiğinde ise karaciğer ve böbreklere dahi zarar verebilmektedir.

Kategoriler
DİN

Kolay Doğum İçin Okunacak Dua

Doğum, yerine göre hayatî tehlike arz eden bir ameliyat olabilir. Böylesine ciddî bir olay, elbette sadece mânevi dua ile geçiştiritlemez. Önce maddi tedbirler alınır, yâni gereken ebeye, doktora gidilir, alâka ve muayenesi temin edilir, Bundan sonra sıra manevî tedbire, yâni duaya gelir.
Nasıl sadece doktor kesin şifaya vasıta değilse, sadece dua da öyle kesin şifaya sebep olmaz. Zira ikisini de Rabbimiz emretmekte, hem maddî, hem de manevî tedbiri dinimiz istemektedir. Birini icra edip ötekini ihmal eden, elbette yarım iş yapmış olur. Tek kanatlı kuşun uçtuğu kadar başarı temin edilir.
Maddî tedbirden sonra alınacak manevî tedbiri, yâni okunacak duayı, Efendimiz şöyle tavsiye buyurmuştur:

Doğum yapacak hanımın sıhhat ve kolaylıkla doğumunu yapması niyetiyle, Önce Âyete?l-Kürsî okunur, sonra (Felâk ve Nâs) sûreleri okunur. Bunlardan sonra da şu âyet okunur:

“İnne rabbekümüllahüllezı halekas semavati vel erda fı sitteti eyyamin sümmesteva alel arşi yuğşil leylen nehara yatlübühu hasısev veş şemse vel kamera ven nücume müsehharatim bi emrih ela lehül halku vel emr tebarakellahü rabbül alemın”

(A’raf suresi 54. ayet)

Meali :
Gerçekten sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratan, sonra arşa istiva eden Allah’tır. Gündüzü, durmaksızın kendisini kovalayan geceyle örten, güneşe, aya ve yıldızlara kendi buyruğuyla baş eğdirendir. Haberiniz olsun, yaratmak da, emir de (yalnızca) O’nundur. Alemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir. (A’arf suresi, 54)

Resul-i Ekrem Efendimiz kızı Fâtıma validemizin doğumunda bu duayı okutmuş, netice sevindirici şekilde huzurlu ve sıhhatli bir doğum olarak tecelli etmiştir, Mübarek nesil Hazret-i Hasan ve Hüseyin Efendilerimiz böyle dualarla dünyaya gelmişlerdir

Kategoriler
SAGLIK

Kolay Doğum İçin Öneriler, Yöntem ve Teknikler

Doğum sürecinde sizi nelerin beklediğini bilmeniz çok önemlidir.Çiftler,hem doğum atmosferini tanımalı hem de karşılarına çıkabilecek durumları öğrenmeliler.İlk adım,eşinizle beraber doğum kursuna katılmak.Ayrıca,doğum hakkında bilgi veren kitaplar okuyabilir;yeni anne olan arkadaşlarınızla konuşabilir ve doğum için önerilen ağrı kesici ilaçlar hakkında bilgi edinebilirsiniz.Korkularınızla bugünden yüzleşirseniz;doğum sırasında her şeyin planlandığı gibi gitmesi halinde paniğe kapılmazsınız.

Rahat bir ortam,sizi sakinleştirir.Bazı hastanelerde size kendinizi evinizdeymiş gibi hissettirecek alternatif doğum odaları oluyor.Doğumunuz standart bir hastane olmasa bile,odanızı kişiselleştirmeye çalışın.Evden bir resim götürüp doğum odasına asabilir ya da yanınıza portatif bir müzik seti alabilirsiniz.Birçok kadın hafif müzikler dinlemenin kasılmalarını hafiflettiğini söylüyor.

Doğuma Güvendiğiniz Biriyle Gidin: Beraberken kendinizi çok rahat hissettiğiniz birinin yanınızda olması mucizeler yaratabilir.Birçok anne adayı,kız kardeşinin ya da en yakın arkadaşının doğumda yanında olmasını istiyor.Ayrıca,doğuma eşlik eden kişinin çocuk sahibi olması ve yaşadıklarının normal olduğunu söylemesi de anne adayını rahatlatır.

Hareket Edin: Dik ve aktif durmanız,hem düşüncelerinizi kasılmalardan uzaklaştırır hem de bebeğin doğum kanalına daha rahat inmesini sağlar.Doktorunuz izin verirse,yoga yapabilir,kısa süreli yürüyüşlere çıkabilir ve yavaş danslar edebilirsiniz.

Hamileliğin son dönemlerine kadar aynı zamanda bel ağrısı nedeniyle uyku problemleri de yaşanabilir.Bu gibi durumlarda da rahat ve kaliteli bir uyku uyuyabilmeniz için özel olarak tasarlanmış hamile yastıkları kullanabilirsiniz.(Örneğin; Shuma Hamile Yastıkları) Hamile yastıkları gebelik döneminde anne adaylarının daha konforlu ve rahat uyku uyuyabilmesini sağlar.

Sıcak su yorgun kasların gerginliğini gevşetir ve sıkıntılarınızı azaltır.Su,rahatlatıcı etkiye sahiptir.Duşu sırtınıza ya da kasılmalarınızın en yoğun olduğu yerlere tutun.Doğum öncesi kısa bir duş ya da banyo sizi rahatlatabilir fakat doktorunuza da danışmalısınız.

Her yöntem herkeste işe yaramayabilir.Örneğin,öğrendiğiniz nefes alma teknikleri işinize yaramıyordur da yastığı sıkmak sizi rahatlatıyordur.Size kendinizin neyi rahat ettirdiğini kendiniz bulmalısınız.Her kadının doğumu ona özeldir.

Masaj,gerginliği üzerinizden atmanıza yardımcı olabilir.Yapılan masaj sonucunda endorfin salgılamaya başlarsınız.Boyun ya da ayak masajı,kasılmalarınızı bir süreliğine unutmanıza yardımcı olur.Eşiniz ya da doğum eşlikçiniz üç masaj tekniği uygulayabilir:

Her kasılmada eliyle ya da tenis topuyla kuyruk sokumunuza bastırır.

Parmak uçlarını hafifçe omzunuzda gezdirir ve aşağıya doğru iner.

Her kasılmada kalçalarınızı nazikçe geriye çeker.Partnerinizin bu hareketi,rahim ağzının açılmasına yardımcı olur ve bebek için yavaşça yol açılır.

Normal doğum yapmayı çeşitli nedenlerden dolayı istemeyebilirsiniz;önemli olan kendinize karşı dürüst olmanız.Ancak normal doğum yapmaya kesin karar verirseniz,doktorunuza kararınızı mutlaka söyleyin.Unutmayın,bir doğum uzmanı için en zor anlardan biri,normal doğuma kararlı anne adayının doğum başladıktan sonra ‘‘Ben vazgeçtim !’’ demesidir.

Normal doğumda başarıyı en çok etkileyen unsur,hastaneye gidişin zamanlamasıdır.Henüz doğum başlamadan giderseniz,muhtemelen hayal kırıklığıyla eve geri dönersiniz.İkinci kez yine erken başvurursanız,bu kez sizi geri göndermekte zorlanıp yatış işlemi yapabilirler.O durumda,doğum başlamamış olsa bile hem yakınlarınız hem de siz saat tutmaya başlayacaksınız.Sizin ve yakınlarınızın ‘‘Doğum neden gerçekleşmiyor?’’,‘‘Neden hala bekleniyor,aksilik mi var ?’’ gibi sorular sorup sabırsızlanması,gereksiz yere doktorunuzun kendini baskı altında hissetmesine neden olabilir.

Anadolu’da çoğu kadın doğumhaneye son anda başvurur ve doğumunu kısa zaman içinde gerçekleştirir.Anneleri onlara ‘‘Sancın artsın,rahim ağzın iyice açılsın ki doktor sezaryen yapmasın’’diye öğütler.Bu da sakıncalı bir durumdur,çünkü doğumun bebek açısından en kritik anları evde yaşanmış olur.
Doğumhane kapısında bekleyen kişi sayısı ne kadar çoğalırsa,doğumhane ekibinin ve sizin üzerinizdeki baskı o kadar artar.Aile büyüklerine ve arkadaşlarınıza hemen haber vermek yerine biraz zaman geçmesini ve doğum eyleminin yoluna girmesini bekleyin.

Hemen her anne kendi tercih ettiği doğum şeklinin en iyi olduğunu söyleyecektir;haklıdır da,çünkü hem bebeği hem kendisi sağlıklıdır.Siz etrafınızdaki normal doğum örneklerini bulun.Kötü bir normal doğum deneyimi yaşamış annelerde olabilir elbette,ancak sayıları azdır.

Bazı hastanelerde sezaryenle doğum oranı çok yüksektir.Normal doğum için gecenin bir yarısında bunlardan birine giderseniz, ‘‘Serviste boş yatak yok’’ cevabıyla bile karşılaşabilirsimiz.Bu nedenle,doğum yapacağınız hastanenin doğumhanesini önceden mutlaka görün.Gece acil durum için gerekli donanımın ve personelin bulunup bulunmadığını mutlaka sorun.

Baştan sona tüm doğum eylemi boyunca sürekli yanınızda olmasını talep etmek doktorunuzun enerjisini azaltır.Yatıştan sonraki ilk muayenelerinizi muhtemelen doğumu gerçekleştirecek doktor yapmayacaktır.Ama doğum eyleminiz başladıktan sonra kendi doktorunuz mutlaka yanınızda olacaktır.

Kategoriler
SAGLIK

Burun Tıkanıklığı Nasıl Tedavi Edilir?

Uyku dengesini bozan, horlamaya neden olan hatta müzminleştiğinde kalp ve akciğer hastalıklarına yol açan burun tıkanıklığına ise bazen bir kemik eğriliği bazen de burun eti şişmesi neden olabiliyor. Kemik eğriliklerinin bulundukları yere ve boyutuna göre ameliyata karar verilmesi gerekiyor. İnsanın burun orta bölmesi hiç bir zaman cetvelle çizilmiş gibi dümdüz değildir. Bir tek ileri düzeyde bir eğrilik yeri nerede olursa olsun solunumu engeller. Bu gibi durumlarda da ameliyat gerekir.

Önemli bir sağlık problemi gibi görülmeyen burun tıkanıklığının altında önemli sorunlar barındırdığını belirten uzmanlar yaşam kalitesinin sağlıklı nefes alabilmekle mümkün olduğunu belirterek, bu problemi yaşayanları tedavi olmaları konusunda uyarıyor. Uyku bozukluğundan, horlamaya, tat ve koku alma bozukluklarına kadar birçok probleme yol açan burun tıkanıklığı, bazen depresyona bile yol açabiliyor. Halk arasında burun veya kemik eğriliği denilen septum deviasyonu, burun tıkanıklığının en sık bilinen nedeni olarak bilinse de konka adı verilen burun eti şişmeleri burun tıkanıklığına en fazla yol açan, en sık karşılaşılan neden olarak görülüyor. Burun tıkanıklıkları birçok sebebe bağlı olabilir ve bunların bir kısmı sıradan tedavi yöntemleri ile giderilebilir. Kemik-kıkırdak eğrilikleri burun içerisinde bulundukları yere ve eğriliğin boyutuna göre farklı şiddetlerde tıkanıklık yapabilir. Her eğrilik ameliyat gerektirmiyor. Burun deliklerine yakın yerde bulunan bir eğrilik, hava giriş bölgesinin dar olması nedeniyle hastaya çok sıkıntı verebilir. Aynı şiddetteki bir eğrilik daha gerideyse hiçbir belirti vermeyerek tıkanıklığa neden olmayabilir. Ancak ileri düzeyde bir eğrilik yeri nerede olursa olsun genellikle solunumu engeller. Bu şekildeki burun tıkanıklıklarının tedavisinde “burun eğriliği ameliyatı” gerekebilir.

HAVA KİRLİLİĞİ, SİGARA VE ALERJİK NEZLE BURUN ETİNİ ŞİŞİRİYOR

Burun tıkanıklığının bir başka önemli nedenlerinden biri ise hastalarda sonradan ortaya çıkan ve giderek artan konka (burun eti) şişmesidir. Konka şişmelerini hava kirliliği olan bölgelerde yaşayanlarda, sigara kullanıcılarında, alerjik nezlesi olanlarda, sinüzit hastalarında ve burun damlası bağımlılarında sıklıkla görülür. Son yıllarda burun tıkanıklığının önde gelen nedenleri arasına yerleşmiş bu duruma, iş merkezlerinde çalışanlarda sağlıksız klima koşulları nedeniyle de rastlayabiliyoruz.

Konka şişmelerinin, tek başlarına burun tıkanıklığı yapacak kadar büyüyebilirler ancak bazen de burun eğrilikleri ile beraber görülebilirler. Bu durumda deviasyon ameliyatının başarısı için aynı zamanda şişmiş konkaların da küçültülmesi gereklidir. Tıp teknolojisindeki gelişmeler, konkalara daha etkin yaklaşmamızı sağlayan cihazların çeşitlenmesini sağlamıştır. Bu durumda şiddetli bir burun eğriliğinin bulunmadığı hastalarda, sadece burun etlerine uygulanacak girişimlerle de burun solunumu açılabilmektedir.

BURUN TIKANIKLIĞI AMELİYATLARINDAN HASTALAR KORKUYOR

Burun boşluğu alelade bir boşluk değildir ve içerisindeki tüm yapıların korunması gereken işlevsel bir organdır. Bu sebeple son yıllarda tüm cerrahi uygulamalar “ez an girişimle en iyi sonuç alma” prensibi göz önüne alarak yapılır. Konkaların tamamen çıkartıldığı tekniklerin yerini artık küçültme teknikleri aldı. Bu şekilde uygun bir yöntemle uygulanan endoskopik konka küçültülmesi ile burun işlevleri korunmakla birlikte, genellikle tampon da gerektirmediğinden, hasta için burun eğriliği ameliyatlarına göre daha konforlu olabiliyor. Burna konulan tamponlar nedeni ile birçok hasta burun ameliyatlarından korkuyor. Günümüzde hiç tampon konulmadan yapılan burun ameliyatları da var ayrıca sebebi doğru konulmuş burun tıkanıklıklarında deneyimli uzmanların elinde ameliyat başarısı oldukça yüksek .

Endoskopik konka küçültülmesi için kullanılmakta olan çeşitli radyofrekans cihazları ile konkalar bir kaç uygulama sonrasında küçülebiliyor. Bu uygulamalar ofis koşullarında ya da ameliyathane ortamında lokal anestezi veya genel anestezi altında yapılabiliyor. Sadece Lazer uygulanan hastalarda burun içerisine tampon konulmuyor ve hasta hastanede yatırılmıyor. Lazerle yapılan ameliyatların kalıcı başarısı da artık çok yüksek oranlarda. Ayrıca bu konuda deneyimli uzmanların elinde hiçbir ciddi komplikasyona yol açmadığı da söylenebilir. Kansız bıçaksız denilerek yapılan her ameliyat tanıtımlarına ve reklamlarına dikkatle yaklaşmak gerek. Bazı hastalarda burun ameliyatlarına çok kolay karar verilebiliyor oysaki burun tıkanıklığına neden olan bazı sebeplerin ilaç tedaviyle de rahatlıkla giderilebilir.

Burun Tıkanıklığı ile İlgili Güncel Doğru ve Yanlışlar

Her burun tıkanıklığı sebebi aynıdır: YANLIŞ
Her burun tıkanıklığı ameliyat gerektirir: YANLIŞ
Her burun eğikliği (Deviasyon) mutlaka ameliyat gerektirir: YANLIŞ
Her burun tıkanıklığı ameliyatı aynı sonucu verir: YANLIŞ
Burun tıkanıklıklarında tek bir ameliyat yöntemi vardır :YANLIŞ
Her burun ameliyatı sonrası tampon konulur: YANLIŞ
Burun ameliyatları sonrası bir süre sonra tıkanıklık mutlaka tekrar olur: YANLIŞ
Burun tıkanıklığı ameliyatları basit ameliyatlardır: YANLIŞ
Estetik burun ameliyatları burun tıkanıklığı için yapılır: YANLIŞ
Her estetik burun ameliyatı tıkanıklığı da giderir: YANLIŞ
Burun solunumu özellikle çocuklar için zorunludur :DOĞRU
Burun tıkanıklığı önemli bir hastalık olarak kabul edilmelidir :DOĞRU
İleri burun tıkanıklığı akciğer ve kalp gibi hayati organları zorlar :DOĞRU
Burun tıkanıklığında ameliyat başarısı sebebin doğru teşhis edilmesine bağlıdır :DOĞRU

Doç. Dr. Erhun Şerbetçi

kaynak : saglikveyasamedergisi.com.tr

Kategoriler
EĞİTİM

Test Çözerken İşinizi Kolaylaştıracak Püf Noktaları, Test Çözme Teknikleri

Test Çözümündeki Püf Noktalar:
1. Bir konuyla ilgili soruları çözmeden önce o konuyu iyi öğrenmelisiniz. Soru çözerek de öğrenip öğrenmediğinizi kontrol etmiş olursunuz.
2. Amaç ÖSS’de başarılı olmak ise ÖSS niteliğine uygun sorular çözmelisiniz.
3. Soruları kendinize zaman tanıyarak çözün. Çünkü gerçek sınav sadece bilginizi değil bilgi kullanma hızınızı da ölçmektedir.Bu yüzden 180 soru için 180 dakika süre tanınmaktadır.
4. Her sorunun size sınavda sorulabileceğini düşünerek yanıtlamaya çalışın. Çözemediğiniz veya yanlış çözdüğünüz sorunun mutlaka doğru çözümünü öğrenin.
5. Soruyu çok fazla okuyarak zihninizi karıştırmayın.
6. Soruyu çözmenizi sağlayacak soru metninde yer alan önemli kelimelerin altını çizin.
7. Her gün belirli miktarda soru çözmeye çalışın. Soru çözmek sizde bir alışkanlık olsun.
8. Soru kökünü ve soru paragrafını anlamadan şıkları okumaya başlamayın. Önce size verilenleri ve sizden istenenleri iyi belirleyin. Bu sizin cevabı daha kısa sürede ve daha doğru bir şekilde bulmanızı sağlayacaktır.
9. Bütün şıkları okumadan doğru olduğuna inandığınız şıkkı işaretlemeyin. Çünkü bazı sorular sizden en doğru cevabı bulmanızı ister.
10. İki cevap da birbirine benziyorsa, cevap, büyük ihtimalle ikisi de değildir. İki şık birbirinin zıttaysa, bunlardan biri doğrudur.
11. Yanlış olduğuna kesin emin olmadıkça, ilk tahminde bulunduğunuz cevabınızı değiştirmeyin.
12. Doğru çözdüğünüzden emin olmadığınız soru ve sorular varsa o soruya hemen değil de birkaç tane soru çözdükten sonra bakın.
13. Yanlış çözdüğünüz sorulardan ötürü ümidinizi kaybedip karamsarlığa düşmeyin. Çünkü her yanlış çözdüğünüz soru şayet doğru çözümünü öğrenirseniz sizin için bir kazançtır.
14. Çözemediğiniz soruları düşünerek stres yapmayın. Her öğrencinin çözemeyeceği sorular mutlaka çıkar.
15. Uzun paragraftan oluşan soruları “uzun soru zordur” yargısında bulunarak o soruyu okumadan geçmeyin. Paragraf sorularının en önemli özelliği cevabının paragrafın içinde gizli olmasıdır.
16. Paragraf sorularında önce soru kökünü okursanız paragrafı daha kolay ve kısa sürede anlarsınız. Bu ise soruyu daha çabuk çözeceğiniz anlamına gelir.
17. Doğru cevaba daha kısa sürede ulaşmak istiyorsanız yanlış olduğuna inandığınız şıkları hemen eleyin. Kalan şıklar üzerine düşünün.
18. Sayısal sorularda işlemleri mutlaka kaleminizi kullanarak yapın.