Kategoriler
SAGLIK

Hafızayı Güçlendiren Besinler Nelerdir? Kuvvetli Bir Hafıza İçin Hangi Yiyecekleri Yemeliyiz?

Hafızanızı güçlendirecek, konsantrasyon ve odaklanmanızı arttıracak çok fazla gıda, takviye, bitki var. Bu beyin yiyeceklerini, düzenli egzersiz ve iyi bir gece uykusu ile birleştirirseniz, beyin gücünüzü güçlendirmiş olacaksınız. Ama aklınızda bulunsun bazı yiyecekler beyin için iyiyken, bazıları tam tersi etkiye sahiptir. İşlenmiş gıdalar karbonhidratta, şekerde, tuzda yüksek olan-örneğin kek, bazı ekmekler ve tahıllar beynin ihtiyacı olan bazı kimyasalları engelleyebilir.

Beyin gücünüzü arttırmak istiyorsanız, işte size bazı yiyecek, ot ve takviyeler..

YUMURTA

Beynimizin katı kısmı yağdan oluştuğu için, ona iyi yağlar sağlamalıyız. Yağ asidi veya EFA- çünkü vücudumuz bu yağları üretemez. Beyindeki anıların oluşturulması ve sürdürülmesine dahil olan sinapsın (kromozomların birleşmesi) oluşması için yağ gereklidir. Yumurta mükemmel bir EFA kaynağıdır.

BALIK

Eğer anneniz size balık yemenin sizi akıllı yapacağını söylediyse, doğru söylemiş. Yağlı balık çeşitleri örneğin som, sardalya,uskumru,ringa yüksek değerde omega -3 yağı olarak bilinen EFA’ya sahiptir. Bu yağ, beyin hücrelerimiz için çok önemlidir. Öğrenme gücünü ve hafızayı geliştirir. Sardalyada ilave bir fayda ise hafıza için gerekli olan beyin kimyasalı choline’e sahip olmasıdır.

SOYA

Burada bahsedilen bütün besinler proteinle paketlenme avantajına sahiptir. Bu da hafızaya bağlı sinir taşıyıcılarını tetikler. Soya da da böyledir. Soya proteini, soya fasulyelerinden alınan konsantre protein, büyük bir protein kaynağı olup takviye, sıvı veya toz halinde bulunur. Doğal haliyle bulunan soyada (soya sütü) gibi sözlü ve sözsüz hafızayı geliştirir.

BAZI OTLAR

Gingko biloba, Doğu kültüründe binlerce yıldır kullanılan, en çok bilinen hafıza otudur. Kan damarlarını genişleterek ve arz edilen oksijeni arttırarak , beyine giden kan akışını arttırır. Ama sonuçlarını görmeye başlamanız birkaç hafta alabilir. Aynı zamanda beyin hücrelerine zarar verecek radikallerden de kurtulur.

YEŞİL ÇAY

Son çalışmalarda yeşil ve siyah çayın Alzheimer hastalarında, akıl fonksiyonlarının ve hafızanın yok olduğu bir hastalıkla mücadele etme ilacı olduğu anlaşıldı. İki çeşit çayda hastalıkla birçok yönden mücadele ediyor. Ama en önemlisi acetylcholine’nin (Alzheimer hastalarında tükenmek üzere olan ,hafıza için ana kimyasallardan biri) yok olmasını engelliyorlar. Yeşil çay bu konuda bir adım önde, etkisi 1 hafta sürüyor, aynı bitkiden gelen siyah çayın etkisi ise bir gün sürüyor.

ADAÇAYI

Kelime hatırlama testinde, adaçayı alanlar almayanlardan daha başarılıydı. Bu mekanizma tam olarak belli olmasa da, uzmanlar adaçayının beyne mesaj gönderen kimyasalları arttırdığına inanıyor. Bu Alzheimer’li hastalarında problemi olduğu için, adaçayı bu hastalığın tedavisinde kullanılabilir.

BİBERİYE

Adaçayı gibi , biberiye de hafızayı güçlendirir, akıl berraklığını sağlar ve beyin yorgunluğunu azaltır. Çalışmalar, biberiyenin uzun dönemli hafızayı %15 geliştirdiğini göstermiştir.

B VİTAMİNİ

Sağlıklı ve dengeli beslenme size tüm gerekli vitaminleri sağlasa da, vitamin B hafızanız için gerekli olabilir. Özellikle stresli zamanlarda. Fiziksel veya mantıksal olarak stres altında olduğunuzda, vücudunuzdaki b vitamini azalır. B vitamini eksikliği, acetylcholine’in (hafıza için gerekli kimyasal) beyindeki fonksiyonlarını yerine getirmesini engeller. B vitamini aynı zamanda beyne oksijen taşır ve radikalleri yok eder. Bu da hafızayı veya duyuları güçlendirir. Ya vitamin alırsınız yada b vitamini açısından yüksek besinler(karaciğer, yumurta, soya fasulyesi,yeşil fasulye) tüketirsiniz.

SU

Beynin %70 suyla kaplı olduğunu için, bu sıvı hafıza için gereklidir. Aslında subeyin fonksiyonlarının bir bütün olarak hızlandırır. Su olmadığı zaman daha yavaş çalışır. Bu durum hafıza içinde geçerlidir. Susuz beyin,bilgi bulundurma ve hafızayı oluşturmada beynin kapasitesini etkileyen hormon cortisolü salıverir. Cortisol, beynin daha basit ve içgüdüsel hareket etmesini sağlayan adrenalini serbest bırakır.Bu da beyin fonsiyonlarını ve hafızayı etkiler.

Kategoriler
SAGLIK

Erkeklerde Kısırlığın Nedenleri Nelerdir? Erkekte Kaynaklı Kısırlık Nasıl Nasıl Tedavi Edilir?

İnsan yaşamı için günümüzün en büyük sorunlarından birisi de maalesef ki kısırlıktır. İnsan neslinin devam edebilmesi için mutlaka bu soruna bir çözüm bulunması gerekiyor. Bilimadamları da bütün güçleriyle bunun için uğraşıyorlar. Kesin çözümler bulunana kadar tıbbın şuana kadar bulduğu çözüm yollarını kullanmamız gerekiyor. İşte erkeklerde kısırlık durumu görüldüğü zaman yapılması gerekenler.

 

Erkeğe ait kısırlık nedenlerini ana başlıklar altında toparlayacak olursak;

 

1. Aşılama Gücünde Yetersizlikler :

  • – Sperm geçiş kanallarında sonradan yada doğuştan tıkanma olması nede- niyle, spermin dışarı akamaması (asper- mi) durumu organik ve psikolojik kaynaklı olabilir. Ayrıca prostat tümörü yada gelişimsel bozukluklar tıkanıklık nedeni arasında sayılabilir.
  • – Meni içerisinde spermin bulunamaması (sperm yapımı yoktur),
  • – Sperm sayısının azlığı (oligozoospermi), hareketinin azlığı (astenospermi), yapı bozuklukları (teratospermi)
  • – Kalıtsal özellikler (genetik bozukluklar),
  • – Hormonal bozukluklar.

 

2. Sıcaklık:

  • – Sık sık yapılan sıcak banyolar,
  • – Dar iç çamaşırı kullanımı. Dar pantolonlar da testis ısısını yükselterek spermleri bozabilir.
  • – Ateşli hastalıklar geçirildikten sonra, sperm sayısı 25-30 gün süreyle düşük düzeylerde kalabilir.

 

3. Sistem Hastalıkları:

Şeker hastalığı, tüberküloz, sarılık (viral hepatit) gibi enfeksiyonlar da sperm geçici veya kalıcı olarak bozulabilir. Özellikle erişkinlikten sonra görülen kabakulak hastalığı gibi durumlar kısırlığa neden olabilir.

 

4. İlaç Kullanımı ve Alkol Bağımlılığı :

Bazı ilaçların sürekli olarak kullanımı kısırlığa neden olabilmektedir. Ayrıca alkol alımı karaciğer işlevlerini bozarak spermlerin sayısında düşüşe ve sperm yapısında (morfolojisi) bozukluğa neden olur. Yine eroin, kokain gibi maddelerin uzun süre alınması cinsel işlev ve sperm bozukluklarına neden

olabilir.

 

5. Psikolojik Nedenler:

Büyük korkular, iş stresleri, cinsel işlev bozukluklarındaki kaygılar geçici olarak spermleri bozarak kısırlığa, ayrıca da impotansa (cinsel güçsüzlüğe) neden olabilir. Erken boşalma kısırlık nedeni değildir ancak eşler arası ilişkinin kalitesini bozabilir.

 

6. Cinsel İlişkideki Başarısızlıklar:

  • – Ereksiyon (sertleşme) olmaması,
  • – Erken boşalma,
  • – Cinsel isteğin olmaması cinsel ilişkinin başarısızlığına neden olmaktadır.

 

Şimdi de gelelim erkek kaynaklı kısırlığın tedavi yollarına;

Ulusal Üreme Tıbbı ve Tüp Bebek Cemiyeti Başkanı Prof. Dr. Hakan Yaralı, erkek kısırlık olgularında spermin üretim ve olgunlaşma bozukluklarının en çok rastlanılan sorun olduğunu dile getirdi.

 

Kısırlık problemi ile başvuran çiftlerde, bunun nedenini açıklamaya yönelik bazı tetkikler yapıldığını anlatan Prof. Dr. Hakan Yaralı, erkeğin sperminin analiz edildiğini, kadının ise rahim ve tüplerin geçirgenliğini değerlendirmek amacıyla rahim filminin çekildiğini belirtti.

 

Son 25 yılda kısırlık tedavisinde önemli gelişmeler meydana geldiğini anlatan Yaralı, bu süre zarfında hastaların yardımcı üreme tekniklerine ulaşımında kolaylıklar yaşandığını söyledi.

 

1990’ların başındaki gelişmelerin uzmanları daha çok şiddetli erkek kısırlığına ve ağır sperm sorunu olan çiftlere yönelttiğini bildiren Yaralı, “Erkek kısırlık olgularında spermin üretim ve olgunlaşma bozuklukları en çok rastlanılan sorundur. Üretim bozukluğu,sperm sayısı ile ilgili olabileceği gibi kadın yumurtasının döllenmesini engelleyen sperm hareketlerinin zayıflığı veya sperm şekillerinin anormalliği ile de ilgili olabilir” diye konuştu.

 

Erkek kısırlığı ile ilgili tedavilerdeki gelişmelerin, yardımlı döllenme veya mikroenjeksiyon tekniklerini ortaya çıkardığını kaydedenYaralı, 1992 yılında ortaya çıkan “intrasitoplazmik sperm enjeksiyonu” adı verilen yöntemle arzulanan başarı seviyelerine daha da yaklaşıldığını belirtti.

 

Yaralı, bu teknikte, kadından elde edilen bir yumurtaya eşinden elde edilen bir adet spermin enjekte edildiğini, dolayısıyla bir adet spermin bile çiftin çocuk sahibi olabilmesi için yeterli olabildiğini bildirdi.

 

Bunun ülkede halen en yaygın olarak kullanılan teknik olduğunu belirten Yaralı, yöntemin sadece sperm sorunu olan çiftlerde değil, yüzde 55’leri bulan gebelik oranlarıyla diğer kısırlık problemi bulunan çiftlerde de uygulanabildiğini anlattı.

 

Yaralı, “Teknik, günümüzde şiddetli erkek kısırlığında alternatifi olmayan bir tedavi yöntemi haline gelmiştir. Ancak yöntemin tarifinden de anlaşılacağı gibi başarılı bir dölleme için en azından bir adet olgun sperm hücresine ihtiyaç vardır. Menide hiç sperm hücresi bulunmaması olarak tarif edebileceğimiz ‘azospermi’ durumunda ise cerrahi sperm elde etme yöntemleri gündeme gelmektedir” diye konuştu.

 

Bu yöntemler arasında da en çok “TESE” adı verilen tekniğin kullanıldığını bildiren Yaralı, bu teknikte testislerden açık cerrahi yöntemlerle biyopsiler alındığını, bu biyopsilerin mikroskop altında incelenerek olgun sperm elde edilmeye çalışıldığını söyledi.

 

Yaralı, bu hastalardan sperm elde edilmesi halinde, daha önce sözünü ettiği enjeksiyon yöntemi uygulanarak yüzde 55’lere ulaşan gebelik oranlarına ulaşıldığını belirtti.

Kategoriler
SAGLIK

Besin Kaynakları(Proteinler,Karbonhidratlar,Yağlar) ve Faydaları Nelerdir, Nelerde Bulunurlar?

Besin Kaynakları Nelerdir Ne işe Yararlar

 

Proteinler (Et, süt, yumurta)

Karbonhidratlar (Şeker, un, sebze, meyve)

yağlar (Hayvansal, bitkisel = zeytin,fındık, soya, kakao, ayçiçeği, mısır)

 

Proteinler

Vücutta yapı taşları olarak kullanılırlar. Alınmaları şarttır. Kas dokusunun güçlendirilmesinde işe yararlar. Bir gramı 4 kalori verir. Kural olarak günlük 65-70 gr proteine ihtiyaç vardır.

 

Karbonhidratlar

Vücudun glukoza yani şekere dönüştürebildiği her tür mad­dedir. Çabuk enerji sağlamada işe yararlar. Tüm Vücut işlem­lerinde kullanılırlar ve çabuk tüketilirler. Bu nedenle çok fazla miktarda alındığında depolanırlar. Karbonhidratlar basit ve kompleks olmak üzere ikiye ayrılırlar.

Basit karbonhidratlar; Kolaylıkla yağa dönerler. Bir gramı 4 kalori verirler.

Saf buğday ekmeği -Şeker

alkol (1gr: 7 kalori verir)

 

Kompleks karbonhidratlar: Sağlıklıdır.

Yapraklı sebzeler

Patates

Hububat ürünleri

Yağlar

Sağlık için önemlidirler. Kolay depolanırlar. Vücutta ö nemli işlerde kullanılırlar. A, E, D, K gibi yağda eriyen vitaminlerin emiliminde işe yararlar. Savunma sisteminde kullanılırlar. Bazı hormonların yapımında rol alırlar. Fazla kalori içerirler. Fazlası zarar azı faydalıdır. Bir gramı 9 kalori verir. Ayrıca esansiyel yağasitleri sayesinde hücre membranı, deri ve hormonların bi­leşiminde yer alırlar.

 

Egzersizde yağın önemi nedir

Orta şiddetteki egzersizlerde ve uzun Aerobik egzersizlerde vücut için gereklidir. Sporcuların aldığı kalorinin (%15′den az olmamak kaydıyla) %20-30′ u yağ olmalıdır.

Yağsız hazırlanmış salata faydalıdır. istenirse limon sıkıla­bilir veya sirke katılabilir.

Patates yağ oranı düşüktür (Kızartma olmamak kaydıyla) -Zeytinyağlı olduğunda az yenmelidir.

 

Süt ve süt ürünlerinin yeri nedir

Yağsız ya da az yağlı süt-yoğurt- peynir tavsiye edilebilir. Özellikle osteoporozdan korunmak açısından önemlidir.

Krema yenmemelidir. Bir kase kremada tamamı yağdan gelen 400 kalori vardır.

 

yumurta için neler söyleyebiliriz

Yumurta akı tercih edilmelidir. Protein içerir. -Kaynatma ya da haşlama yenmelidir. -Yağda yumurta tercih edilmemelidir.

 

Şeker ve tatlılar yenmemeli mi

Tatlı yaparken şeker yerine mümkünse Bal kullanılmalıdır. -Bütün meyvekonserve lerinde yağ ve şeker miktarı düşüktür. -Baklava ve hamur tatlıları tercih edilmemelidir. -Tatlandırıcı ile hazırlanmış sütlü tatlılar tercih edilmelidir. -Otlar ve baharatlar rahatlıkla kullanılabilir. Et-kümes hayvanları ve balık… . -Kızartmamalı, fırın veya ızgara tercih edilmeli. -Tavuğun derisi ve sakatatı yenmemeli. -Beyaz et daha sağlıklıdır. -Sosis, salam, sucuk yenmemeli. -Balık tercih nedeni olmalıdır. Hububat, tahıl ürünleri, pirinç, makarna… -Yağsızdır ama kalorisi yüksektir. -Makarna faydalıdır. -Bir kase makarna 200 kaloridir. -Sossuz yenmelidir.

Katı yağlar ve soslar

Margarindeki yağ ve kalori oranı tereyağından daha fazla­dır. Bu nedenle gerekirse diyet margarin kullanılmalıdır

Sirke kullanılabilir.

Mayonez tercih edilmemeli.

Kolesterolsüz demek, yağsız demek değildir!

Dondurulmuş gıdalar…

Yağ ve kalori açısından zengindir.

100 gr’ında 3 gr’dan fazla yağ varsa uzak durulmalı.

Kuruyemişler

kolesterol içermezler.

Lif, vitamin ve mineral açısından zengindir.

Kötü tarafları; kalori ve yağ açısından zengin olmalarıdır.

iki avuç dolu su yendiğinde günlük yağ miktarının tamamı­nı, kalori miktarının yarısını sağlamalarıdır.

 

Glisemik indeks nedir?

Belirli miktar Karbonhidrat (genellikle 50 gr) içeren bir yiye­cek ile aynı miktarda karbonhidrat içeren kontrol yiyeceğinin tüketilmesiyle ort Aya çıkan kan glukoz cevabının karşılaştırıl­ması ilkesine dayanır. Kontrol yiyeceği çoğunlukla beyaz ek­mektir. Bazı yiyeceklerin tüketilmesi kan şekerini hızla yükselt­mekte (yüksek glisemik indeksli yiyecekler) ve insülin salgısı­na neden olup tekrar hızlı bir şekilde kan şekerini düşürmekte­dir. Bu doyumsuzluk hızlı kilo alımına neden olmaktadır. Dü­şük glisemik indeksli yiyecekler ise daha yavaş sindirilerek emilir, yemek sonrası kan şekerini yavaşça yükseltir. Lif içerik­leri yüksektir.

 

Düşük ve yüksek glisemik indeksli yiyecekler hangileridir

Glisemik indeksi düşük yiyecekler:

yulaf gibi kuru bakliyatlar

Baklagiller

Kepek ekmeği

Makarna

Bazı süt ürünleri ve bazı şekerlemeler (Fruktoz içerenler) Glisemik indeksi yüksek yiyecekler:

Patates (Beyaz Patatesin glisemik indeksi sarı patatesten daha yüksektir)

Havuç (Çiğ havucunun daha düşük)

Beyaz pirinç

Beyaz ekmek

Rafine şekerler

Bal

içindeki nişastanın jelatinize olduğu yiyecekler

Karpuzun glisemik indeksi şeftaliden daha yüksektir. Havucun glisemik indeksi bezelyeden daha yüksektir.

 

Glisemik indeks düşüncesiyle hareket etmek yeterli midir

Hayır. Glisemik indeks düşüncesi yağ ve Proteinlerin aşırı tüketimine neden oluyorsa ve önemli besin kaynaklarını dışlı­yorsa uygun olmaz. Sağlığı tehlikeye atabilir. Onun için denge­li beslenme şart koşulur. dünya Sağlık Örgütü diyetteki enerji­nin %10′dan daha azının basit şekerlerden gelmesini tavsiye temektedir.

 

Diyetteki yağ oranı önemli midir? Yoksa sadece kalori mi önemlidir

Toplam kalori önemli olduğu kadar diyetteki yağ oranı da önemlidir. Hatta eşit kalori ama farklı yağ oranları alan iki grup­tan, az yağ alanlar daha kolay zayıflamıştır. Bu da diyetteki ya­ğın kesilmesinin ek bir zayıflama potansiyelini göstermektedir. Hem yağ hem de kalori kısıtlananlarda ise zayıflama çok daha fazla olmuştur.

 

Kategoriler
Genel Kültür

Kemik Hücresi Nedir? Ne Gibi Faydaları Bulurnur?Üreme Üzerine Etkileri

Kemik Hücresi Nedir?Kemik yapımı ve yıkımı temel olarak iki tip kemik hücresi ile ilişkilidir, ancak kemik dokuda yer alan hücreler dört başlık altında değerlendirilebilir. Kemik dokuda yer alan bu hücreler osteoblastlar, osteositler, yüzey (lining) hücreleri ve osteoklastlardır. Osteoklastların ortalama yaşam süresi yaklaşık 2 hafta ve osteoblastların yaşam süresi yaklaşık 3 aydır.

Osteoblastlar
Kemik yapımını sağlayan, kemik matriksi sentezleyen ve mineralizasyonu düzenleyen hücrelerdir. Temel görevleri matriks sentezi ile birlikte bölgesel kalsiyum ve fosfor dengesini ayarlamak ve hidrokiapatit kristallerinin oluşumunu sağlamaktır. Osteoblastların mezanşimal kökenli osteoprogenitör hücrelerden köken aldığı düşünülmektedir. Bununla birlikte osteoblastların köken aldığı hücreler kemik iliği kök hücresi, kondrosit kök hücresi ve adipositler olabilir. Erişkin kemikte osteoblastlar kemik mineralizasyon noktasından yaklaşık olarak 8-10 cm uzaklıkta yerleşim gösterirler. Kemik yapımındaki en önemli olay periostal ve endosteal yüzeye bitişik kemik iliğinde bulunan osteoblast öncü hücrelerinin çoğalması ve değişimlerinin düzenlenmesidir.

Kemik Hücresi ve Üreme
Columbia Üniversitesi’nden Gerard Karsenty ve ekibi farelerin testis ve yumurtalıklarından alınan hücrelere yeni kemik oluşumunda görev yapan osteoblastlar enjekte etti. Kemik hücresi verilmiş testis hücrelerindeki testesteron üretiminin 3 kat arttığı görüldü. Yumurta hücrelerinde ise hiçbir değişiklik gözlemlenmedi.Farelere bu hücreler verildiğinde ise vücutlarındaki hormon düzeyi de büyük ölçüde arttı.

Testesteron seviyesinin farelerin üremesini etkileyip etkilemeyeceğini görmek için uzmanlar bir grup faredeki geni değiştirdiler. Değişime uğramış bu farelerin normalde olduğundan daha küçük testisleri ve daha az sperm hücreleri bulunuyordu. Normal farelerle çiftleştiklerinde ise yavruların yarı yarıya normal doğduğu gözlemlendi. Yani kemiklerin salgıladığı hormonlar erkeklerin üreme kabiliyetini etkilerken dişilerde herhangi bir etkiye sahip değil.

Uzmanlar daha geniş araştırmalar sayesinde kısırlığa kemiklerimiz tarafından salgılanan bu hormonlarla çözüm getirilebileceğini düşünüyor.

Kategoriler
YEMEK TARİFLERİ

Buharla Kolay Yumurta Haşlama Tarifi

Yumurta haşlamayı sanırım herkes bilir. Yanlız herkesin bildiği yöntemde: tencerenin içine yeterli miktarda su konulur, ardından yumurtaları içerisine koyduktan sonra, su kaynayana kadar beklenir ve yumurtaların kabukları soyulup yenir.

Benim size anlatacağım yöntem bundan farklı. Bu yöntemde yumurtayı normal haşlama yöntemlerindeki gibi su ile değil buharla haşlıyoruz.

Annemin, bir tencere firmasının tanıtımında öğrendiği yöntemde tencereye su doldurmaya gerek yok.

Yapmanız gerekenler adım adım şöyle:

-Küçük bir çelik tencere içirisine , suyun altından geçirip ıslanan yumurtaları koymak. (çelik tencere şartmış)

– Ardından bu tencere içirisine çeyrek su bardağı kadar su ilave etmek. 

– Sonra tencere kapağını kapatıp, ocağın içerisindeki su kaynayana kadar bekliyoruz. Elinizi tencereye değdirin, eğer elinizi yakıyorsa tamamdır.

– Bundan sonra ocağın en küçük gözüne tencereyi alıyoruz ve altını en kısık ateşe getirip 15 dk bekliyoruz.

15 dk sonra artık yumurtalarımız haşlanmış olarak yemeye hazırdır.

Böylece hem yumurtalarımız buharla haşlanıyor hem de sudan da tasaruf yapmış oluyoruz.

Afiyet olsun.

www.uzmanportal.com

Kategoriler
Genel Kültür SAGLIK

Yumurtanın Sağlığımıza Yararları, Faydaları Nelerdir? Yumurtanın Besin Değerleri Nelerdir?

Anne sütünden sonra insan vücudunun ihtiyacı olan tüm besin maddelerini bulunduran tek besin yumurtadır. Yeni bir yaşamın özü olduğu düşünülürse, yumurtanın besleyici değerinin yüksek olması şaşırtıcı bir şey değildir.

PROTEİN DEĞERİ

Yumurta bütün besinler içerisinde en kaliteli proteini içerir. Çünkü yumurta proteininde insan vücudunda sentezlenemeyen ve kesinlikle besinler ile dışarıdan alınması gerekli olan “elzem amino asitleri” mevcuttur. Kolay sindirilebilmektedir, tamamına yakını vücut tarafından kullanılır ve vücut proteinlerine dönüşebilir.

Beslenme uzmanları; yeterli ve dengeli beslenme için, hızlı bir büyüme ve gelişme dönemindeki çocukların, protein tüketimlerinin en az yarısının hayvansal kaynaklı olmasını önermektedirler. Bu sebeble çocuk beslenmesinde protein kaynağı olan yumurtaya gerekli önem mutlaka verilmelidir.

VİTAMİN DEĞERİ

Yumurta A, D, E ve B grubu vitaminleri başta olmak üzere diğer vitaminlere de önemli oranda sahiptir. Yumurta sarısında bulunan A vitamini gözün iyi görmesini sağladığı gibi kemik gelişimi ve sağlıklı dişlere sahip olmak için de gereklidir. Vücut hücrelerinin gelişmesine yardımcı olur. Solunum ve sindirim sisteminin sağlıklı olmasını ve enfeksiyonlara karşı korunmasında etkilidir.

D vitamini, insan vücudunda kalsiyumun kullanılmasına yardım eder. Yumurta sarısı, D vitamini sağlayan bir kaç besinden birtanesidir ve güneş ışınlarından da yeterince faydalanıldığında yumurta özellikle çocuklarda D vitamini eksikliğine bağlı kemik bozukluğu oluşmasını önler.

Yumurta E vitamini yönünden de oldukça zengindir. E vitamini oksidasyonu önleyici etkisinden dolayı, vücudumuzu zararlı maddelere karşı korur.

B grubu vitaminleri bazı besin öğelerinin vücutta enerjiye çevrilmesi için gereklidir. Yumurta özellikle B2 vitamini açısından çok zengindir. Bu vitamin deri ve göz sağlığı için de gereklidir.

Ayrıca yumurta da bulunan kolin, beyin fonksiyonlarının yerine getirilmesinde önemli rol oynamaktadır.

MİNERAL DEĞERİ

Yumurta, demir ve çinko gibi sağlığımız için çok önemli olan mineralleri de içermektedir. Demir, kan yapımı için gereklidir. Demir yetersiz alındığında anemi (kansızlık) oluşur. Ayrıca demirin büyüme, gelişme ve hastalıklardan koruma rolü vardır. Yetersizliğinde çocukların öğrenme yeteneği ve okul başarısı azalır.
Yumurtada C vitamini bulunmamasına rağmen C vitamini açısından zengin bir besinle tüketilirse yapısındaki demirin emilimini artırmış olursunuz.
Yumurtadaki çinko minerali özellikle büyüme-gelişme ve bağışıklık sisteminde rolü olduğu için çok önemlidir.

YUMURTANIN YAĞ İÇERİĞİ

Yumurtanın yağ içeriği düşüktür. Büyük bir yumurtada 4.5 gram civarında yağ bulunur. Bunun 1.5 gramı doymuş yağ asitleri, kalan kısmı ise, doymamış yağ asitleridir.

YUMURTA KOLESTEROLÜ ARTTIRIR MI?

Bir adet yumurtanın beyazında, kolesterol ve yağ yoktur ancak sarısında 213 mg kolesterol bulunur. Besinlerdeki yüksek kolesterolün, kan kolesterolünde direkt artışa neden olduğu düşünülmüş ve bu nedenle yumurta tüm diyetlerden uzak tutulmuş ve az tüketilmiştir.

Gerçekte kan kolesterolünün büyük bir kısmı vücut tarafından yapılır. Kolesterol; insanlar ve tüm hayvanlarda vücutta sentezlenen yağ benzeri bir maddedir. Sinir liflerinin yalıtımı, hücre duvarının bütünlüğünün sağlanması, D vitamini sentezi, çeşitli hormonların ve sindirim salgılarının oluşumu için gereklidir.

Yapılan bilimsel çalışmalar ile kan kolesterol seviyesinin düzenlenmesinde; beslenme şeklinin, genetik özelliklerin ve yaşam biçiminin önemli olduğu ortaya çıkmıştır.

Eğer kolesterol metabolizması bozukluğunuz yoksa, yeterli ve dengeli olarak tüm besin gruplarını tüketiyorsanız, vücudunuz ideal ağırlığında ise, fiziksel olarak aktifseniz ve sigara kullanmıyorsanız, yumurtanın yüksek kolesterol içeriğinden dolayı endişe duyulmasına gerek yoktur.

Kategoriler
SAGLIK

Bebeklerde Ay Ay Beslenme

bebek_besleme_uzmanportal_comKim dünyanın en tatlı varlıkları olan bebekleri sevmez ki! Hele ki bu bebek ailemizin bebeği ise. Ama sevmek herşey için yeterli değildir elbette ki! Bu kadar çok sevdiğimiz varlıkların her fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarını belli zaman dilimlerinde karşılamalıyız ki, onlarda sağlıklı ve olumlu bir şekilde büyüyebilsinler. İşte bizde bu yazımızda bebeklerimizin en kritik dönemleri olan doğumdan 2 yaşa kadar olan beslenme biçimlerine yer vermek istedik. Aşağıda Sağlık Bakanlığı’nın tüm annelere tavsiye niteliğinde olan bildirisi bulunmaktadır. Buradaki en önemli nokta kesinlikle ama kesinlikle ilk altı ayda beslenmede anne sütü kullanılmasıdır. Çünkü bu, bebek için hayati önemi olan noktadır.

0-6 Ay

Bebek ilk 6 ayda sadece anne sütü ile beslenmelidir;

  • Anne sütü, bebeğin aldığı ilk tat, ilk besin olmalıdır. Anne sütünden önce su, şekerli su, diğer sıvılar ve diğer geleneksel olarak kullanılan diğer tüm besinler verilmemelidir.
  • Anne sütü bebeğin ilk 6 aydaki tüm beslenme ve sıvı ihtiyacını karşılar Bebeklerin, sıcak iklimlerde bile vücudun su dengesini korumak için suya ya da bitki çayları gibi diğer sıvılara ihtiyaçları yoktur.
  • Eğer bebeğe 6. aydan önce anne sütü yanında başka bir sıvı ya da besin verilecek olursa, verilen besinlerin hazırlanması ve bebeğe verilmesi sırasında oluşabilecek bulaşmalar ile bebeğin enfeksiyonlara yakalanma riski de artacaktır.
  • İlk 6 ayda sadece anne sütü ile beslenen çocukların, başka besinlerle beslenen çocuklara göre, ishal ya da akut solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma riskleri çok daha düşüktür. Bebeklere altı aydan önce başka besinlerin verilmesi alınan anne sütü miktarını azaltır ve anne sütü içindeki besin öğelerinin tam olarak emilimini engeller
  • Gece emzirmeleri dâhil olmak üzere, sık sık ve bebek her istediğinde emzirilmelidir.
  • Bebekler, özelliklerde ilk aylarda her 2-3 saatte bir veya gerekirse daha sık olmak üzere, saatlerle sınırlamadan, 24 saat içinde 8-12 kez emzirilmelidir.
  • Bebeklerin midesi küçüktür ve sık sık doldurulması gerekir. Anne sütünün sindirimi kolay olduğu için, bebeğin küçük midesine mükemmel uyum sağlar.
  • Sık emzirme annenin süt miktarını korumasına, süt yapımının sağlanmasına, göğüste şişlik, dolgunluk ve diğer problemlerin önlenmesine yardımcı olur.
  • Bebek her istediğinde emzirilmelidir. Emzirme süresi çocuktan çocuğa 4 dakika ile 30 dakika arasında değişebilir
  • Bebeğin 24 saatte en az altı kez altının ıslatması ya da her ay 400 ile 800 gram ortalama 500 gram ağırlık kazanması anne sütünün yeterliliğinin en iyi göstergesidir
    Bebek her istediğinde emzirmeye devam edilmeli ve 6. aydan itibaren uygun miktarda, uygun ek besinlere başlanmalıdır.

Ek besinlere başlama;

Gelişimi normal ve sadece anne sütü alan bebeklerde, altı aydan önce ek besinlere başlanmamalıdır. 6. aydan sonrada verilen bütün besinler denenerek az az verilmelidir. Alerji yapma riski bulunan yumurta, balık, domates, çilek gibi besinleri verirken de bebekler özellikle gözlemlenmelidir.

Bir yaşını doldurana kadar bütün besinleri tuzsuz hazırlanmalıdır.

6. ayda: Anne Sütüne devam edilmeli ek besin olarak da yoğurt, inek sütü, taze sıkılmış meyve suyu, pekmez, yumurta sarısı (ilk verilirken çeyrek büyüklükte olmalı ve gün gün arttırılarak bir hafta içinde yumurta sarısının tamamını tüketmelidir) verilmelidir.

7.ayda: Anne Sütüne ve 6. ayda tükettiklerine ilave olarak, pirinçli ve/veya pirinç unlu sütlü muhallebiler (günde bir kereden fazla verilmemelidir) verilmelidir. Tavuk, dana ve balıketine kıyma büyüklüğünde parçalarla başlanmalıdır. Sebzeler püre olarak veya çorba olarak verilmelidir.

8.ayda: Anne sütüne devam edilmelidir. Kıymalı-sebzeli yemekler ezilerek verilmelidir. Yumurta sarısına ilave olarak beyazına da başlanmalıdır. (yumurta beyazı ilk verilirken küçük parçalar halinde olmalıdır ve başlandıktan bir hafta sonra bebek yumurtanın tamamını tüketebilir hale gelmelidir). Tuzsuz pastörize peynire başlanabilir. Bu ayda tahıl-kurubaklagil çorbaları ve/veya ezmeleri verilmelidir. Pekmez, süt ve yoğurt verilmelidir.

12.ayda: Anne Sütüne devam edilmelidir. Çocuk bu ayda aile ile birlikte sofraya oturabilir ve evde pişen, ailenin diğer bireylerinin yediği yemekleri yemeye başlayabilir. Kıymalı sebze yemekleri, tarhana çorbası, mercimek çorbası, yoğurtlu çorba, makarna, pilav, pastörize peynir, yumurtanın tamamı, et çeşitleri ve meyveleri rahatlıkla tüketebilir.

12. aydan-2 yaşa kadar: Bebek istediği sıklıkta emzirilmeye devam edilmelidir. Günde 5 kez ailenin yediği besinlerden (baharatsız ve az yağlı), bir seferde yeterli miktarda olmak üzere (1 su bardağı kadar) verilmelidir.

  • Peynir, ekmek (lavaş) ve taze sebze (domates, biber gibi) ya da
  • Sıvı yağ ile hazırlanan kıymalı (ya da tavuklu) sebze yemeği (patates, kabak, ıspanak gibi) ve yoğurt, ekmek
  • Sıvı yağ ile hazırlanan kurubaklagil yemeği (kuru fasulye, nohut) ve ekmek (pirinç pilavı, bulgur pilavı) ya da
  • Kıyma ya da yumurta sarısı, sebze eklenmiş, pirinç ya da bulgur ile hazırlanmış yemekler (kabak dolma, biber dolma, sulu köfte vb) ya da
  • Yoğurtlu çorbalar (tarhana, yayla) ve ekmek ya da
  • Izgara köfte, pilav (makarna, patates vb) ya da
  • Yumurta, domates, biber, peynir, sıvı yağ ile hazırlanan menemen ya da
  • Yumurta, peynir (ya da domates, biber, patates, haşlanmış havuç gibi) ile hazırlanan omlet ve ekmek
  • Mevsimine göre taze meyve ve sebze
  • İçecek olarak; kaynatılmış su, ayran, taze sıkılmış meyve suyu, inek sütü verilebilir.