Alkolün Zararları Nelerdir? Videolu Anlatım

Alkolün zararları küçük yaşımızdan beri bize anlatılırdı. Fakat gerek televizyonlarda gereksede bakkallarda satılması içkinin zararı konusunda işin ciffiyetini tam olarak kavramamızı engelliyor. Bizde sizler için bilimsel olarak hazırlanan bir vide ve metin hazırladık:

ALKOL ve BEYNİNİZ
GERÇEKLERE BİR BAKIN…

Alkol yasal olabilir ama halâ bir uyuşturucu maddedir.
-Güvende olun!.
-Akıllı olun!.
-Sınırınızı bilin!.
Alkol de bir UYUŞTURUCUDUR!
İçmeden önce bir düşün!
Beden senin!

Bu sunumun amacı,alkolün beyninizdeki etkisini ve yapabileceği zararları anlamanıza yardım etmek.
ve alkol tükemini konusunda bilinçli seçimler yapmanızı sağlamak için size bilgi sunmaktır.

Biliyor muydunuz?…
Sağlıklı insanlar alkolü tutarlı, az bir miktarda tüketirler.
Genel kabul görmüş bir kural olarak, bir kişi saatte tek bir standart içkiyi ya da 10 ml alkolü tüketebilir. Unutmayın!
Olay kaç kadeh içtiğiniz değil, ne miktarda tükettiğinizdir!

Kişinin cinsiyeti, yaşı, boyu, kilosu ve genel sağlığı, midesinde bulunan yiyecekler, içkideki alkol konsantrasyonu ve reçeteli
ya da reçetesiz, kullandığı ilaçlar gibi pek çok faktör bu oranı etkiler.

Kandaki Alkol Konsantrasyonu ya da kısaca (BAC) alkolden neden etkilendiğimizin anahtarıdır.

Temel olarak, kanınızdaki alkol konsantrasyonu, sisteminizdeki toplam alkol miktarının bedeninizdeki toplam su oranına bölünmesiyle oluşur.Çünkü alkol suda incelir ve çözülür.İşte çok fazla alkol tüketiminden sonra su içmenin iyi bir şey olmasının nedeni budur.
BAC ve alkolün etkileri, alkolü daha hızlı aldığınızda artar.

Örneğin: 7 tane 50 ml litrelik rom şişesi ve 3 şişe şarap şişesini akşam saat 6 ile gece saat 2’ye kadar — ki bu yaklaşık 26 tane
standart içki içmekle aynı oradır—bitirecek kadar gücünüz olsa,bu alkolü process edip, bedenden atması için bedeninizin bir
sonraki günün akşamı saat 6’ya kadar geçecek bir süreye ihtiyacı olacaktır.İşte bu yüzden bir sonraki günü alkollü bir şekilde
sürdürmek ve yürütmek, özellikle bunun beyninize neler yaptığını düşündüğünüzde, sadece yasal değil ayrıca çılgınlıktır.

İzin verin açıklayayım..
Alkol bedene girer ve mideye gider ve midede %20’si hemen emilir ve geri kalan %80’i ince bağırsaklarda emilir ve emilen alkol kalp
yolu ile beyin ve omuriliği içeren merkezi sinir sistemi dahil tüm bedene yayılır ve beyne çok hızlı bir şekilde ulaşır.İşte bu
yüzden sadece 1 içkiden hemen sonra bile çakırkeyif olup, başınız dönüp, gevşersiniz.

Alkol öncelikle beyin içersindeki sinir hücrelerini gevşetir ve sinir hücreleri ve diğer hücreler arasındaki iletişimi engelleyerek her şeyi yavaşlatır.İşte bu yüzden azcık bile içsek, alkolün duygularımız, kararlarımız, denge ve hafızamız, konuşma ve öfke
seviyemiz üzerindeki etkisini deneyimleriz.

Beyninizin 20 ile 25 yaşına kadar halâ gelişmekte olduğunu biliyor muydunuz?

Bundan dolayı, gerçekten de dikkatli olmamız gerekli. Çünkü, alkol beynimizin çeşitli kısımlarına geridönüşü olmayan zararlar verebilir.Örneğin; İçki duyularımızı ve inhibitör merkezlerimizi kontrol eden serebral korteksimizi kontrol eder. İşte bu yüzden
içtiğimizde daha çok konuşkan, daha çok kendine güvenir ve daha az asosyal oluruz.İçki ayrıca düşünme işlemlerimizi
de kontrol eder.Dolayısıyla, alkol karar verme ya da sağlıklı düşünme becerimizi etkiler.

Beynin frontal lobları, plan yapma, fikir oluşturma, karar verme ve iradeyi ortaya koymada önemlidir.Dolayısıyla, alkol beyinin frontal
lobunu etkilediğinde,duygularınızı ve dürtülerinizi kontrol etmede zorlanabilir ve düşünmeden davranabilirsiniz ve hattâ bazen
saldırgan davranış ortaya koyabilir ve karekterinizin tamamen dışında davranış sergileyebilirsiniz.

Bunlar size tanıdık geldi mi?!:)..

Serebellum-Beyincik, kordinasyon,düşünme ve farkında olma-farkındalık için önemlidir.Dolayısıyla, alkolün serebellumunuzu
etkilediğinde yine bu becerileri ortaya koymada sıkıntı yaşayabilirsiniz.İşte bu yüzden alkolden etkilenen insanlar bazen
düzgün yürüyemez ya da dengelerini kaybedip, düşerler.

Hipokampüs beyinde anıların oluştuğu yerdir.Dolayısıyla,alkol hipokampüse ulaştığında, biraz önce duyduğunuz bir şeyi hatırlamakta
zorluk çekebilir ya da daha da kötüsü bir önceki gece ne yaptığınızı hatırlayamacak kadar kendinizden geçebilirsiniz.
Alkol hipokampüse zarar verirse, şeyleri öğrenme ve hatırlamada gelecekte zorluk çekebilirsiniz.

Beyinde küçük bir yere sahip olan hipotalamus, bedenin inanılmaz sayıdaki tüm içdüzen, temizlik işlerini yapan kısmıdır.Kişi alkolü
aldıktan sonra kan basıncı, açlık, susama ve idrar çıkarma arzusu artarken, beden ısısı ve kalp atış oranı azalır.

Ve son olarak, medulla, soğanilik (beynin en arak kısmı) kalp atışı gibi bedenin otomatik davranışlarını kontrol eder.Ayrıca, bedeni
doğru, uygun ısıda tutar.Alkol bedeni soğutttuğu içinde de eğer soğuk havada dış mekanlarda çok fazla alkol tüketimi olursa
bu kişinin beden ısısının normalin altına inmesine neden olur. Bu tehlikeli duruma “hipotermi-beden ısısının düşmesi” denir.

Bedeniniz size ait!
Gerçekleri GÖRün!:
-Alkol gelişen bir beyin için güvenli değil.
-Alkol beyninizi sonsuza kadar zarara uğratabilir.
-Beyninizin uzun vadeli işleyişi ve sağlığı bugünkü kararlarınıza bağlıdır.
– Alkole karşı göstereceğiniz sorumlu tutumlar ve davranışlar, arkadaşlarınız ve aileniz üzerinde olumlu bir etkiye neden olabilir.
Beden sizin! Ona iyi bakın. Bu sahip olduğunuz tek beden!
Oldukça güzel ama..
ÖLÜMCÜL!!!

Parmaklılar her zaman eğlenceli midir?!?!…
Tıpkı diğer uyuşturucular gibi Alkol de bir BAĞIMLILIK YAPAR!!! O da UYUŞTURUCUDUR!!!

Sonunun hangi parmaklılar ardında biteceğini bil!!!

İzlediğiniz için teşekkür ederim.

Drinkwise-Avusturalya bu videonun ömenli büyük bir kısmının oluşmasına katkıda bulunmuştur
okyanusum com

Mısır Şurubu Nedir? Mısır Şurubunun Zararları


Çağımızın hastalığı obezite, peki neden yakın zamanlarda bu bezitede artış sağlandı?Acaba daha çok yemek yemeye mi başladık yoksa yediğimiz besinler mi değişti. İşte asıl sorulması gereken bu; çağımızın yeni besinlerinden biri olan mısır şurubu aslında insan sağlığı için uzun vadede çok zararlı bir besin ve özellikle çok tüketildiğinde. Sizler için araştırdık:
Market rafları “yüksek fruktozlu mısır şurubu” içeren yiyecek ve içeceklerle dolu. Gazlı içeceklerde de bulunmaktadır ve ketçaptan yemek büfelerine kadar herşeyde karşımıza çıkmaktadır.

Bu ucuz tatlandırıcı son zamanlarda çok popüler
bir katkı maddesi haline geldi ve obezite salgınında öncü etkenlerden biri olarak gösterilmektedir.

Bu korkular pek de yersiz değil. Yeni bir araştırmaya göre fruktozun, açlığı düzenleyen beyin bölgesi üzerinde belirgin bir etkisi var.

Bu da mısır şurubunun ve diğer fruktoz türlerinin aşırı yemek yemeyi, glukozdan daha fazla tetikleyebileceğini göstermektedir. Sofra şekerinde hem fruktoz hem de glukoz bulunmaktadır.

Ama yüksek fruktozlu mısır şurubunda, adından da anlaşıldığı üzere, daha fazla früktoz bulunmaktadır.

Fruktozun beyni nasıl etkilediğini bulmak için, araştırmacılar 20 sağlıklı, gönüllü yetişkin insan üzerinde çalıştılar. Deneklerin tatlandırılmış içecekler içtiği süreçte, araştırmacılar da fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme ile hipotalamusun tepkilerini ölçtüler. Hipotalamus, ödül ve motivasyon işlemlerinin yanı sıra açlıkla ilişkili pek çok sinyali düzenler.

Denekler 75 gr fruktoz ile tatlandırılmış (yaklaşık 300 kalori) 300mililitrelik, vişne aromalı bir içecek aldılar.
Aynı içecek, yine aynı miktarda bir de glukoz ile tatlandırıldı. Bu farklı içecekler,1 ila 8 aylık dönemler içinde gelişigüzel bir şekilde deneklere verildi. Araştırmacılar ayrıca farklı zamanlarda kan örnekleri aldılar ve deneklerden açlık ve tokluk hislerini derecelendirmelerini istediler.

Fruktoz ve glukoz ile tatlandırılmış içecekleri içtikten 15dk sonraki değerlendirmelerde, deneklerdeki hipotalamusa ait aktivitelerde önemli farklılıklar
olduğu görüldü.
Glukoz hipotalamus aktivitesini azaltırken, fruktozun bu bölgede küçük bir artışa sebep olduğu görüldü.
Bu sonuçlardan beklenebileceği gibi, sadece glukozlu içecek alan denekler tokluk hislerinin arttığını belirtti.

Bu da gösterir ki, glukozla tatlandırılan bir şey yedikten sonra daha kalorili birşeyler yeme isteği
çok fazla değil. Diğer taraftan fruktozla tatlanan yiyeceklerden sonra yine de birşeyler yeme isteği devam edebilmektedir.

Fruktoz ve glükoz moleküler olarak benzerdirler. Ama fruktoz vücut tarafından farklı metabolize edilir ve glükozdan daha az insülin salgılamak üzere vücudu harekete geçirir. ( Tokluk hissetmede ve vücudun yiyecekten aldığı ödül hissini körleştirmede insülinin rolü bulunmaktadır.) Fruktoz ayrıca grelin dolaşım miktarının azaltılmasında glukoz kadar başarılı değildir. (grelin: açlık sinyali hormonu.) (Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar fruktozun aslında kan-beyin bariyerini geçebildiğini ve hipotalamusta metabolize
edilebildiğini göstermiştir.) Önceki çalışmalar bu etkinin hayvanlarda görüldüğünü göstermiştir.

Kathleen Page tarafından Yale Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yürütülen ve 1 Ocak’ta JAMA’da (The Journal
of the American Medical Association) yayınlanan bu çalışma küçük bir çalışmaydı ve tatlandırıcılardan kaynaklanabilecek nöral devreleri tam olarak belirtmiyordu. “Diğer araştırmayla birlikte bu sonuçlar gösteriyor ki, fruktozun alımını arttıran gıda işleme ve ekonomik güçlerdeki ilerlemeler sayesinde, ilave şeker ve yüksek fruktozlu mısır şurubu aslında büyük beden anlayışını toplumun kollektif
bel ölçüsüne taşımaktadır.” (Portland Sağlık ve Fen Bilimleri Üniversitesi Endrokronoloji, Diabet ve Klinik Beslenme Bölümü’nden Jonathan Purnell ve yine aynı üniversiteden Davranış Sinirbilimi Departmanı’ndan Damien Fair. Her ikisi de JAMA’da aynı konuda yayımlanmış ortak bir makaleye sahipler.)

Fruktoz tüketimi tek başına böyle bir rol oynayıp, beden ölçülerimizde bu derece değişiklik yapıyor olabilir mi? Çok yaygın bir karşıt görüş de, yemeğin değil, aşırı kalorinin önemli olduğunu söylüyor. Purnell ve Fair
sadece “daha az yiyin” diyorlar. “Aslında açlık ve tokluk insanların ne kadar yiyeceğini belirleyen
ana etmenler; tıpkı susuzluğun ne kadar su içeceğimizi belirlemesi gibi. Bu hisler öylece bırakılamaz ya da göz ardı edilemez.”

Daha az yemek ve daha az kalori tüketmek için, açlık hissini bastıramayan içeriklere sahip yiyeceklerden kaçınılması gerektiğini belirttiler. Bunlarda yeni araştırmanın sonuçlarına göre früktozla tatlandırılmış
yiyecekler ve içecekler.

Çeviren : Sıdıka Özemre
okyanusum com

Klima Hastalığı Nedir? Lejyoner Hastalığı Belirtileri Tedavisi

Lejyoner Hastalığı, Legionellaceae ailesinden L. Pneumophilia adlı bakterinin neden olduğu pnömoni yani zatürre hastalığı olarak tanımlanır.

Hastalığa neden olan bakteri 1977 yılında Philadelphia’da Lejyonerlerin toplantısı sırasında ortaya çıkan salgınla birlikte ortaya konulmuş ve bu nedenle Legionella adı verilmiştir.

Bakteri nemli ortamlarda ve akarsu ya da göllerde yaşar ve bu ortamlarda uzun süre canlılığını koruyabilir. Bakteri bu özelliği nedeniyle klima sistemlerinde de yaşayabilmekte ve bu sistemde oluşan aerosollerin ortamda bulunan insanlarca solunması sonucu akciğere yerleşerek hastalığa neden olmaktadır. Hastalığa halk arasında klima hastalığı denilmesinin sebebi de budur. Hastalığı neden olan bakteri büyük oteller ya da buna benzer kuruluşların su sistemlerine doğal kaynaklardan bulaşabilir ve bu sistemler içerisinde bakım ve dezenfeksiyon koşullarına uyulmadığı takdirde üreyebilir. Su sisteminde üreyen bakteriler su boruları, banyo armatürleri gibi çeşitli ortamlarda üremelerin devam ederek suyun kullanımı sırasında oluşan aerosollerin solukla akciğere alınması sonucu hastalığa neden olur.

Hastalık daha kronik akciğer veya karaciğer hastalıkları, kanserler, şeker hastalığı, alkolizm, yoğun sigara kullanımı neticesi savunma sisteminin zayıflaması sonucu ortaya çıkar yani bu sayılan durumlar lejyoner hastalığı için risk faktörü olarak kabul edilebilir.

Hastalığın belirti ve bulguları nelerdir?
Hastalığın belirti ve bulguları hafif bir üst solunum yolu enfeksiyonu belirtilerinden, ölümcül seyreden zatürreye kadar çeşitlilik gösterebilir. Legionella bakterisinın neden olduğu zatürre hastalığında ateş, halsizlik, baş ağrısı, karın ağrısı, yaygın kas ağrıları, deri döküntüleri, kuru öksürük, nefes darlığı gibi belirtiler kısa sürede ortaya çıkar ve ateş 40 dereceye çıkabilir. Bu hastalarda diğer zatürrelerden farklı olarak sıklıkla akciğer dışı belirti ve bulgular da görülür. Karın ağrısı, bulantı – kusma , ishal, bradikardi (kalp atım sayısının azalması) bu belirtilere örnek olarak sayılabilir. Ayrıca bu hastalarda bilinç bozukluğu da görülebilir. Hastaların fizik muayenelerinde pnömoniye has bulgular mevcuttur.

Tanı yöntemleri nelerdir?
Bu olgularda çekilen akciğer grafileri sadece pnömoni bulguları verir yani hastalığın lejyoner hastalığı olduğunu kanıtlayacak özel bir radyolojik bulgu yoktur. Kan sayımında lökosit sayısı normal olabilir ya da hafifçe artmıştır. Karaciğer enzimlerinde ve LDH enzim düzeyinde yükselme, hiponatremi, böbrek fonksiyonlarında bozulma saptanabilir. Sedimantasyon genellikle yüksektir. Bu bulguların hiçbirisi lejyoner hastalığı için spesifik değildir ve tanı koyduramaz. Kesin tanı için her şeyden önce hekimin hastalıktan kuşkulanması ve bu hastalığın tanısına yönelik tetkikleri istemesi gerekir. Balgam, kan ve idrarda Legionella bakterisi ya da onun antijenleri tespit edilerek tanıya ulaşılır.

Tedavi
Hastalığın tedavisinde antibiyotiklerden yararlanılır. Ancak lejyoner hastalığında tedavi için kullanılan antibiyotikler ve bunların kullanım süreleri diğer pnömonilere göre farklılık gösterir. Tedaviye yanıt genellikle çabuk olmakla birlikte ağır seyreden bazı olgularda sekeller kalabilir.

Kulağa Su Kaçması Nasıl Geçer

Kulağımızda hissettiğimiz, korku filmlerini aratmayan türde sesler eşliğindeki ağrı ile kendini gösteren kulaktaki bir damlacık su çok can yakıcı durumlara yol açabilir. Dikkate alınmadığı takdirde kulağın yapısına zarar verebilir. Peki bu su damlasından nasıl kurtulabiliriz?

Uzmanlara göre her yıl binlerce kişi aynı şikayetle doktorun kapısını çalmaktadır. Tedavi edilmediği sürece kulak enfeksiyonlarına neden olabilecek bu durum bakterilerin üremesini hızlandırır. Ayrıca iç kulakta sıvı salgılanmasıyla görevli gözenekler dahi zarar görebilir.

İşte bu sıkıntılı durumla başa çıkabilmek için pek çok yöntem mevcuttur. Kulağa su kaçmasını önleyen kulaklık en çok tercih edilen önlemdir. Diğerleri ise şu şekilde sıralanabilir:

– Yüzmekten bıkıp kıyıya çıktığınızda kulaklarınızı iyice kurulayın. Başınızı sağa ve sola sallayarak su damlalarının akmasını sağlayın.

-Kulağa kaçan sudan kurtulmanızı sağlayan damlaları kullanabilirsiniz. Eğer yakında eczane yok ise alkol ile beyaz sirkeyi karıştırıp aynı etkiyi yaratacak bir damla elde edebilirsiniz. Ancak kulağınızda daha önceden ortaya çıkan bir sorun varsa hiç bir işlem yapmadan doktora başvurun.

– İçinde yüzdüğünüz suyun pH değerinin normal seviyede olduğundan emin olun. temiz su bakterilerin üremesini engelleyecektir.

-Tüm bu önlemlere rağmen hala kulağınızda su hissediyorsanız düşük ısıda fön makinesi ile suyu kurutabilirsiniz. Ancak makineyi kulağınıza fazla yaklaştırmayın ve başınızı sağa sola sallamay unutmayın.

Milliyet

İncirin Faydaları Nelerdir? Güzellik İçin İncir

Taze incirde bol miktarda potasyumi protein, kalsiyum ve vitamin bulunur. Kurutulmuş incir ise tüm bu besin değerlerinin 2-3 katını içerir.

Enerji değeri 220 kcal olan incir kurutulduğunda protein %2’den %6’ya, şeker 11’den %40’a çıkar.

İncirin en faydalı olduğu Sağlık sorunları;

Kardiyovasküler rahatsızlar
Astım
Anemi(Kansızlık)
Hazımsızlık
Metabolizmayla ilgili şikayetler
Tiroid sorunları
Bilişsek aktivitede yavaşlıktır.

Eğer incirden maksimum oranda vitamin ve mineral almak isterseniz sabah bir kase yoğurda 2 adet incir ekleyin. Tüm sağlık faydalarının yanı sıra incir cildinize de iyi gelecektir.

Roma dönemindeki kadınlar ciltlerinin güzelliğini ve parlaklığını korumak için mutlaka incir tüketirlerdi.

Abur Cubur Nedir? Zararları Nelerdir?

Abur cubur diye tanımladığımız fast-food tarzı kolay ve çabuk tüketilen, hiçbir besleyici değeri olmayan yiyecekler yağ içeriği çok yüksek, genellikle doymuş veya hidrojenize edilmiş trans yağ içeren, vitamin ve minerallerden fakir, lif-posa değeri çok düşük, raf ömrünün uzatılması için koruyucu madde içeren, görünümünün etkili olması için boyar madde içeren, tuz ve şeker oranı yüksek yiyeceklerdir.

İçeriğindeki katkı maddelerinden dolayı birçok hastalığı tetiklemektedir. Ayrıca şeker ve yağ oranının fazla olması, vitamin ve minerallerin de olmaması özellikle büyüme ve gelişme çağındaki çocuklar için oldukça zararlıdır.

Kansere zemin hazırlıyor

Kızartma işlemiyle yapılmasıyla kanser yapıcı nitroz bileşiklerin artmasına neden olabilmekte, ayrıca içeriğindeki koruyucu ve boyar maddeler nedeniyle de kansere zemin hazırlamaktadır.

Obezitede en büyük faktör

Abur cubur yiyeceklerin kalori değerinin ve yağ miktarının yüksek olması, posadan fakir olması çok sık tüketen kişilerde kilo artışına ve obeziteye neden olmaktadır.

İçeriğindeki katkı maddeleri kalp hastalığını tetikliyor

Trans yağ ve doymuş yağ içermesinden kalp hastalıklarına ve obeziteye zemin hazırlar, kızartma işlemiyle yapılması hem kalp hastalıklarına, hem de kansere neden olabilmektedir, aşırı tuz ve şeker tüketim sıklığına bağlı olarak hipertansiyon ve diyabet hastalığına neden olabilmektedir, lif-posa içermemesi sindirim rahatsızlıklarına ve çeşitli kanser türlerine neden olabilmektedir. Katkı maddelerinden dolayı bazı kişilerde alerjik reaksiyon da görülebilmektedir.

Çocuklardan uzak tutun

Çocuğun beyin gelişiminde onun nasıl beslendiği önemli. Yapılan çalışmalar sıklıkla abur cubur tüketen çocukların IQ’su nun daha düşük seviyede olduğunu ve öğrenme kapasitelerinin de etkilendiğini gösteriyor. Ayrıca bu tarz besinler çocuğu daha agresif hale getirip, konsantrasyon problemi, hiperaktivite, uyku problemleri de yaşatabilmektedir.

Tüketim miktarı önemli

Abur cuburlar tüketimi esnasında geçici mutluluk verse de ömür boyu kalıcı olabilecek hastalıklara zemin hazırlayabilmektedir. Burada tüketim sıklığı önemlidir. Hergün abur cubur tüketen kişilerle arada bir tüketenler aynı şekilde etkilenmeyebilir. Ama daha sağlıklı yaşamak için sağlıklı beslenmek önceliklidir.

Diyetisyen Özlem Sert Aydın
Milliyet
www.ozlemsert.com

Google+ (Huddle) Nedir? Nasıl Üye Olunur, Özellikleri Nelerdir?

Teknolojinin dev şirketleri sürekli ve inanılmaz bir rekabet içindeler. Bunun en son örneğinide Google’ın yeni projesinde görmemiz mümkün. Google, sosyal ağlardaki geleceği görüp, Facebook’un tahtını sallamaya niyetli gibi gözüküyor. İşte Google’ın yeni adımı GOOGLE+!

Google, uzun zamandır merakla beklenen Google+ projesini dün duyurdu. “Gerçek hayattaki paylaşım, web için yeniden düşünüldü” diyerek sosyal ağlara hızlı bir giriş yapan Google, sosyal ağlardaki paylaşım kültürünün problemli olduğunu düşünerek Google+ servisinde yeni çözümler sunulduğunu iddia ediyor.

 

Facebook’a rakip olarak, şimdilik test sürümüyle, hayata geçirilen Google+, “Çevreler”, “Konular” ve “Videoyla sohbet odaları” başlıklarını barındırıyor.

 

‘Çevreler’, okuldan arkadaşlarınızla bazı şeyleri, anne ve babanızla ise başka şeyleri paylaşırken patronunuzla neredeyse hiçbir şeyi paylaşmamanız için en kolay yol olarak gösteriliyor. Yani ‘arkadaş’ listelerinizi ayrı gruplar halinde ayırmak ve her birine farklı ‘paylaşım’ özellikleri atamak mümkün.

 

‘Konular’da, Google insanların hoşuna gideceğini düşündüğü video ve makaleleri arıyor. Boş zamanınız varsa, her zaman izlenecek, okunacak ve paylaşılacak bir şeyler olduğunu düşünüyor.

 

‘Videoyla sohbet odaları’ ise dilediğiniz zaman, dilediğiniz yerden arkadaşlarınıza videoyla sohbet için uygun olduğunuzu bildirmenize yarıyor. Bilgilendikten sonra YouTube izleyip vakit geçirebiliyorsunuz.

 

Kimi yorumcular ise Google’un video sohbet işlevi ekleyerek aslında Facebook özelliklerini aynı şekilde yeniden ürettiğini savunuyor.

 

ABD’de her üç kişiden ikisinin internet aramalarında kullandığı Google, son yıllarda Facebook’a bir kaç darbe vurmayı başarsa da şirketin önceki sosyal ağ denemeleri başarısızlıkla sonuçlanmış, Google Wave ve Google Buzz, kullanıcıların fazla ilgisini çekmemişti.

 

Şimdilik az sayıda kullanıcıya açılan Google+ projesinin fazla zaman geçmeden herkese sunulacağı söyleniyor. Test sürümü için e-posta adresini bırakanlara hesap açılabiliyor.

ntvmsnbc